Bölümler 48Şu an: 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler
- 1 Tanıtım60 kelime
- 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
- 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
- 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
- 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
- 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
- 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
- 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
- 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
- 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
- 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
- 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
- 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
- 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
- 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
- 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
- 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
- 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
- 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
- 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
- 21 20. Bölüm -özür972 kelime
- 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
- 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
- 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
- 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
- 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
- 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
- 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
- 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
- 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
- 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
- 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
- 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
- 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
- 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
- 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
- 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
- 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
- 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
- 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
- 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
- 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
- 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
- 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
- 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
- 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
- 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
32. BÖLÜM - İMZA GÜNÜ VE ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER
İstanbul'a yeniden dönmüş olmanın heyecanıyla ilk gün olarak gezmeye koyuluyorum özlediğim yerleri özlediğim İstanbul havasını doya doya içime çekip sahilde oturup simit yiyorum. Bütün bunları yaparken yaşadığım bütün olumsuzlukları aklıma getirmemeye çalışıyorum sonuçta hayatım yeniden şekilleniyor ve ben buna kötü anılarımı dahil etmek istemiyorum.
Bir süre kumların üzerinde yalınayak gezdikten sonra denizin kokusunu iyice içime çekip yeni kiraladığım eve geçip eşyalarımı yerleştirmeye başlıyorum.
Taşıma şirketi sadece mobilyalarımı bırakmış geri kalan her şeyi düzeltmek bana koyuluyor neyse ki evin temizliği önceden yapılmıştı kendi özel eşyalarımı kıyafetlerimi kişisel bakım malzemelerimi her şeyimi odama götürüyorum gardıroba konulacak gardıroba konuluyor çekmecelere koyulacaklar çekmecelere konuluyor banyoya götüreceklerimi banyoda dolaba yerleştiriyorum ve her yere düzenlemeye başlıyorum akşama kadar ancak halledebiliyorum akşam olduğunda ise yorgun bitkin bir şekilde yatağıma geçiyorum.
Yatmadan önce elimde telefon sosyal medya da gezinirken elim istemsizce onun isimlerini yazıyor parmaklarım klavyede onun ismini yazan harflere gidiyor. Eskiden hayatıma girip çıkmış insanların hesaplarını stalklamak bana göre değil o yüzden yaptığımın yanlış olduğunu düşünerek hemen telefonu bırakıp yatmaya çalışıyorum uyku bedenimi ele geçirdiğinde bu sefer ise rüyalar bana izin vermiyor çünkü son günlerde atakan'ın sürekli rüyalarımda görmeye başladım neden bir yanım ondan o kadar nefret ediyorken Bir yanımda onu o kadar çok özlüyor suçlu olduğunu biliyorum ama kendi kalbime söz geçiremiyorum.
Sabah gözlerimi açtığımda saat 9'u çeyrek geçiyordu. Birçok insan için erken sayılacak bir gün bugün cumartesi Zaten çoğu kişi çalışmıyordur yarın pazar ve benim imza günüm var heyecanlıyım çünkü Türkiye'de ve İstanbul'daki ilk imza günüm.
Kendime güzel bir kahvaltı hazırladıktan sonra kapımın zilini çaldığını duyuyorum benim için yabancı olmayan bir konuk İstanbul'da imza günlerimi düzenleyen ve yardımcı sayılan biri Burçin çok tatlı bir kız henüz üniversiteye devam ediyor ama bir yandan da çalışıyor onun bu gayretini ve azmini gerçekten takdir ediyorum.
"Günaydın en sevdiğim yazar nasılmış bakalım?"
"Çok iyi seni gördü daha iyi oldu kaynanan gerçekten seviyorum gel bakalım kahvaltıya"
"Ben yapıp gelmiştim"
"Ne demek yapıp gelmiştim hemen kahvaltıya oturuyorsun sana çay koyuyorum"
Burçin birkaç dergi ve elindeki kitapları masaya indirdikten sonra ben de çaylarını koyuyorum o elindekilerinin ne olduğunu az çok tahmin edebiliyorum ama şu an iş konuşmak istemiyorum. Masada dönen sohbet az çok bilindik burçin'in yıllardır tanıyorum ve o benimle ilgili her şeyi biliyor ailemi atakan'ı geçmişimi bir anda en yakın arkadaşım olmuştu.
Kahvaltı arasında daha fazla dayanamayıp pat diye kendisini rahatsız eden o soruyu soruyor.
" Onu burada görmeyi düşünüyor musun? "
Bu sorunun cevabını verirken öncelikle kendime dürüst olmalıyım içten içe onu görme isteğim ağır bastığını her geçen saniye daha da belli ediyor ama onu göremem görürsem eğer eski yaralarım depreşir çünkü onu affetmiş değilim.
" Bilmiyorum belki İstanbul'da bile değildir"
" Gerçekten bakışlarından da anlıyorum ki onun kadar kimseyi sevemedin belki de ikinci bir şansı hak ediyordur"
"Bir kadın kendisine yapılmış her şeyi affedebilir ama ihanet asla"
"Anlattıklarına bakılırsa seni ne kadar çok sevdiğini anlayabiliyorum belki de gerçekten ihanet etmedi belki de büyük bir yanlış anlaşılma var ortada"
"Bana fotoğrafı Kendi gözlerimle gördüm Burçin fotoğraftaki tam olarak da atakandı"
"Fotoğrafını yapay zeka olma ihtimali yok değil mi"
"Sence yapay zeka o kadar gerçekçi ve kusursuz bir fotoğraf yapabilir mi?"
Hayır anlamında başına iki yana sallarken ben de bu konuyu daha fazla konuşmak istemediğimi belli ederek başka konulardan konuşuyorum.
Kahvaltımız bittikten sonra onun ev arkadaşım olması konusunda ısrarcıyım ama bu teklifimi nazikçe reddediyor çünkü kendini Yeni bir ev bulmuş çoktan neyse ki birbirimize yakın oturuyoruz.
" Yarın imza günü ne giyeceğine karar verdin mi? "
" Evet çoktan geçen aldığım siyah takımı giymeyi düşünüyorum"
" Gerçekten mi bu kadar genç cıvıl cıvıl güzel bir yazar siyah bir takımla mı çıkacak insanların karşısına hayranlarının karşısına"
" Evet tam olarak da öyle düşünüyorum beni az çok tanıdıysan yaşıma göre çok olgun davrandığımı da bilirsin"
" Tabii bilirim canım seninle ilk tanıştığımızda 19 yaşında değil de 25 yaşını geçmiş bir kadını zannetmiştim"
" bak bunu iltifat olarak kabul ediyorum kahvaltın bittiyse bir an önce işlere koyulalım"
İkimiz de mi beraber masayı topladıktan sonra yarın yapılacak olan imza günü için birkaç şeye bakıyoruz yayınevinden birkaç kişi olacak ve biz ikimiz belki bir iki kişi daha gelir tam emin değilim neyse bunları yarın düşünürüz artık.
Hava kararmaya yakın Burçin benden ayrılırken tekrar renkli veya daha gösterişli giyinmem konusunda uyarıyor her şeyimiz bitti benim renkli giyinip giymemem kaldı öyle mi? Buna gülüp geçmekten başka bir şey yapmayıp tekrar kendimi yalnızlık hapishaneme kapattığımda geçmişin tekrar kollarıma bir zincir gibi bağlandığını görebiliyorum.
Burada oturup bir güçsüz gibi ağlayıp sızlamak istemiyorum O yüzden erkenden yatağıma geçmek istiyorum Güzel bir duş aldıktan sonra saçlarımı da kurutup yatağıma geçiyorum ve aklıma hiçbir düşünceyi getirmemeye çalışıyorum yarın imza günüm var ve bunun için mutlu olmaya çalışıyorum.
Sabahın ilk ışıkları odama doluşurken Burçin işini şansa bırakmamak adına telefonumu sonuna kadar çaldırıyor.
" Günaydın Burçin çok geç kaldın çünkü ben çoktan uyandım"
" En azından işimi şansa bırakmadım birazdan geliriz seni almaya hazırsın değil mi? "
" Evet elbette biraz sonra görüşürüz"
" Görüşürüz"
Hemen yataktan fırlayıp önce üzerimi değiştiriyorum siyah takımı giydikten sonra eteğin birazcık kısa olup olmadığını kontrol ediyorum neyse bu uzunluk gayet ideal beyaz sütun gibi bacaklarımın altına geçirdiğim siyah topuklu ayakkabılar gerçekten de çok hoş görünüyorlar son olarak gömleğin bir iki düğmesinden açıp üzerine siyah ceketimi giyiyorum hava ne sıcak ne soğuk güzel bir eylül ayı.
Saçlarımı da şekillendirip hafif bir makyaj yaptıktan sonra çantamı da alıyorum son 1-2 fıs parfümden sonra evden çıkıyorum ben evden çıktıktan 5 dakika sonra beni almaya gelecek olanlar geliyor zaten hem de koca bir siyah minibüsle.
Minibüse bindiğim an herkese tamamen Güler yüzünde samimiyetimle günaydın dedikten sonra bugün yapacaklarımızı konuşuyorum imza yerine varana kadar hepimiz her konuda hemfikir olduğumuzu düşünerekten arabadan iniyoruz.
Henüz daha kimse gelmemişti çünkü biz belirtilenden 1-2 saat daha önce gelmek zorundaydık biraz sonra burası tıklım tıklım olacak ne kadar çok hayranın var ne kadar çok okuyucum var gerçekten merak ediyorum.
Yavaştan her şeyi yapmaya başlarken benim oturacağım masa konuklarım bekleyeceği yer imzaların atılacağı yer kitapların bekleyeceği yer oho bir sürü şey var bugün bir çılgınlık yapıp herkese bir de yeni çıkan kitabımızın imzalı olarak verilmesini istedik bu bizden bir hediyeydi.
Yavaş yavaş buluşma saati geldiğinde kapıdan kitaplarımı okuyan binlerce insanın girdiğini gördüm çoğunun yaşları aslında birbirine yakındı kız erkek bir sürü kişi vardı bunları görünce ve hepsinin benim için geldiğini bilince gerçekten çok mutlu oluyordum.
Hiç vakit kaybetmeden yanlarına gidip sohbet etmeye başlıyorum hepsinin saygı çerçevesinde bana olan sohbetleri gerçekten çok güzeldi daha sonra imza başladığında tek tek hepsi ile elimden geldiğince sohbet edip adını öğrenip güzel bir notla kitaplarını imzalıyordum.
Bazı okuyucularım bu kadar tatlıydı ki bana küçük hediyeler bile getirmişlerdi. Bir kutu makaron bazısı üzerinde ismim olan kupa bardak bir buket çiçek ya da küçük zarif bir kolye. Gerçekten hepsi benim için paha biçilemez hediyelerdi fiyatları önemli değil çünkü onlar bana en değerli okuyucularımdan gelmişti.
Saatler ilerlerken ben herkese aynı samimiyetle ismini soy ismini sormaya devam ederken bir anda önüme indirilen kitabın sahibi ile göz göze geldiğimde gerçekten şuurumu kaybedecek gibi oluyorum çünkü tam karşımda duran kişi gerçekten de görmeyi hiç beklemeyeceğim bir kişiydi.
Evet bu oydu Atakan geçen yıllarla birlikte hiçbir şekilde değişmemiş sadece birkaç yaş daha almıştı.
Gözlerindeki bakış o duruş yüzündeki o ifade saçları kokusu sesi bile aynıydı onu ilk gördüğümde ne tepki vereceğimi bilemedim birkaç saniye donup kaldım ardından hemen kendimi toparladım çünkü burada olan kimse atakan'ın kim olduğunu bilmiyor Burçin şimdi hariç.
"Adınızı öğrenebilir miyim?"
Kekeleyerek söylediğim birkaç kelimenin ardından nihayet atakan'dan cevap geliyor ve oldukça sakin bir şekilde.
"Atakan Çelikeren"
Kitabın kapağını açtığında imzalamak yerine bir not buluyorum nutuk kimsenin görmemesi için kitabın içinden çıkarmayarak okuyorum.
"İmza günü bittiğinde arkadaki kulis odasında buluşalım konuşmamız gereken çok önemli şeyler var gerçekten imza gününün bozulmasını istemiyorum bana olay çıkarttırmadan kabul etmeni umuyorum"
Notu okurken yüzüm şekilden şekile giriyor bunca yıl sonra hangi yüzle karşıma çıkıyor gerçekten merak ediyorum tekrar gözlerinin içine baktığında ne kadar kararlı olduğunu biliyorum imza günümün bozulmamasını istediğim için başımla onu onaylıyorum.
Ben dedim bir nefes alırken Atakan da imzalattırdığı kitabı alıp en köşedeki sandalyeye geçip oturuyor normalde imzalattıran herkes fotoğraf çektirip oradan ayrılıyordu imza gününün bitmesine çok var.
Ben beklemekten sıkılır ve gider diye düşünürken O saatlerce hiç durmadan ve oturduğu pozisyonu hiç bozmadan gözlerini benden hiç ayırmadan bütün her şeyin bitmesini bekliyor ben ise bir an önce gitsin diye içten içe dua ediyorum ama gitmeyeceğini de bildiğim için bir an önce konuşmayı yapıp bitirmek istiyorum.
Yavaş yavaş her şeyi boşalıyor herkes gidiyor imzalanacak kitaplar bitiyor saatler ilerliyor ve nihayet tamamen her yer sessizliğe bürünüyor ben Atakan birkaç görevli ve Burçin.
Burçin bana bakarken ben de ona endişeli gözlerle bakıyorum çünkü az sonra ne olacağını hiç tahmin edemiyorum ve söz verdiğim gibi atakan'ın arkasından kulis odasına giriyorum.
Odaya girdiğim an çok tanıdık simalarla karşılaşıyorum İstanbul'a ilk geldiğimizde atakan'ın arkadaşları yolmamak için kendimi zor tuttum Büşra ve daha önce hiç görmediğim bir adam daha.
Benimle nefes alıp odadaki herkese göz gezdirdikten sonra atakan'a bakıyorum.
"Benimle konuşmak istiyorsan neden sevgilini buraya getireyim ki hiç yüz yok mu sizde?"
"Bence bu söylediklerine pişman olacaksın Kübra çünkü o ortada bilmediğin çok büyük bir yanlış anlaşılma var"
Onları söylerken resmen Selim'i öldürecekmiş gibi bakıyorum benim bilmediğim ne olmuş olabilir ki.
"Gerçekten ne saçmalıyorsun sen Selim hepiniz buraya gelmiş atakan'ın mı savunacaksınız bana üstelik bu arsızı da getirmişsiniz"
"Gerçekten bilmediğin şeyler var"
"Benim vaktim değerli tamam mı sizlerle harcayacak değilim ne varsa söyleyin ve bitsin bu iş"
Atakan daha fazla dayanamayıp söze atlıyor bakışlarından ve sözlerinden de anlıyorum ki oldukça tükenmiş bir noktada.
" Gerçekten benim öyle bir şey yapabileceğimi düşündün mü hem de hiçbir şekilde bir açıklama yapmama fırsat vermeden çekip gitmişsin"
"Ne yapmamı bekliyordun oturup seninle aynı evde hiçbir şey olmamış gibi yaşamamı mı bekliyordun beni aldatmışsın be"
"Aldatmadım aldatmam da ben öyle bir şerefsizliği yapacak bir insan değilim ve sen de beni hiç tanıyamamışsın"
"Gözlerimle gördüm Atakan"
Atakan daha fazla dayanamayıp büşra'nın yanına gidip kolundan tutup ayağı kaldırıyor resmen sürükler derecesinde ayağıma kadar getiriyor.
"Ya her şeyi söylersin Büşra ya da ben gidip senden şikayetçi olurum bana attığın iftira ve yaptığın şantajın sana nelere mal olacağını bilmeni isterim"
Büşra gözleri dolu bir şekilde bakıyor ağlamamak için kendini zor tutuyordu biraz önce hiç tanımadığımı söylediğim adam da ayağa kalkıp yanımıza geliyor boyları Atakan ile aynı.
" Gerçekten bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum Kübra ama o fotoğrafta gördüğün kişi Atakan değil bendim"
" Ne saçmalıyorsun ya sen ayrıca sen kimsin? "
" Olduğunda önemli değil şimdi sana bir şey göstermek istiyorum"
Cebinden telefonunu çıkarıp önce benim görüp de deli olacağım fotoğrafı gösteriyor hemen ardından da bir video gösteriyor. Video fotoğraftan birkaç saniye sonrası ve ben gerçekten ne yaptığına inanamıyorum çünkü videodaki kişi Atakan değildi o adamdı videonun sahte olup olmadığını bakmaya çalışıyorum ama video tamamen gerçek resmen kafamı allak bullak ettiler.
"Bu nasıl bir şey ya siz beni delirtmek mi istiyorsunuz?"
"Gördüğün gibi her şey bir oyundan ibaret ben o gece dışarı çıkarken Büşra ile karşılaştım ona nereye gideceğimi veya ne yapacağımı söylemedim benden uzak durması gerektiğini senin ondan rahatsız olduğunu söyledim. Ama Kübra bunu dinlemek yerine daha da çok bilendiği için o gece kendince bir plan yapmış basit aklına uyan bu plan bu arkadaşı gelip ben gibi göstermekmiş zaten fotoğrafta arkası dönük olduğu için ben olup olmadığımı anlaşılmıyordu boyu kilosu benimle bir tuttuğu için kıyafetleri bulmakta da zorlanmamış sen de hiçbir şey sorup etmeden gerçek zannedip bir an önce benden kurtulup gitmişsin"
Duyduklarımla aklımı kaybedecek gibi oluyorum düşmemek için arkamdaki duvara yaslanırken resmen kalbim deli gibi çarpıyor ve gözlerim dolmaya başlıyor sakinleşmek için oturduğum kanepede ellerim göğsüme gidiyor ve kalbimi sımsıkı tutmaya çalışıyorum sanki her an bedenimi delip oradan kaçıp gidecekmiş gibi hissediyorum.
Ben çok korkunç bir hata yapmıştım ve onu hiçbir şekilde dinlemeden yargılamış kendi kafanda kararlar vermiş ve ondan tamamen kaçmayı tercih etmiştim oysa olay tamamen bir oyundan bir kurgudan ibaretmiş.
Kendime geldiğimde bölük pörçük bir şeyler söylüyorum büşra'ya bakarak.
"Sen gerçekten korkunç bir insansın sana inanamıyorum bu kadar mı takıntılısın bu kadar mı kıskançsın nasıl bu kadar kötü bir duruma koyabildin ki kendini?"
Kimse bir şey demiyor Atakan herkese odadan dışarıya çıkardığında ikimiz kalıyoruz ben tabii nefes almakta bile zorlandığım için ve onun yüzüne bakacak yüzüm olmadığı için bir şey diyemiyorum.
"Demine kadar hiç durmadan konuşuyordun şimdi de konuşsana sen aşağılık bir adamsın beni aldattın desene bana bütün bunları yaptın desene"
Ve yıllar sonra ilk defa onun karşısında ağlıyorum ama gerçekten kendimi çok çaresiz hissettiğim için ağlıyorum.
"Ben bilmiyorum gerçekten yüzüne bakacak yüzüm yok ne söyleyeceğimi ne yapacağımı hiçbir şekilde bilmiyorum çok özür dilerim"
"Özür dilemekle her şey geçiyor mu Kübra ya ben seni aradım günlerce aylarca seni aradım sana ulaşmaya çalıştım yaşıyor musun öldün mü onu bile bilmiyordum. Sen bana ne yaşadığını farkında mısın ben nasıl yaşadım o 4 yıl boyunca senin haberin var mı?"
Yanaklarından süzülen yaşları silmeye çalışırken başımı olumsuz anlamda iki yana sağlıyorum çünkü söyleyecek bir şeyim yoktu.
"kendini bir kere benim yerime koysana sen olsan ne tepki verirdin böyle bir fotoğraf karşısında"
" Ben inanmazdım ne olursa olsun benim Kübra benim sevgilim yapmaz derdim karşımda duran O kanlı canlı fotoğrafa bile inanmaz bunun yalan olduğunu kanıtlamaya çalışırdım. Ama sen ne yaptın buna inanmayı seçip beni terk ettin senden sonra ben o evde neler yaşadım senin haberin var mı kafayı yememek için her gün Kendi içimden dua etmek ne kadar acı bir şey haberin var mı? "
İlk defa Atakan bana sesim yükseltmişti ilk defa benimle bağırarak konuşuyordu ama o bağırmadan çok acı çektiğinin farkındaydım.
" Konuşsana hadi bir şeyler söyle"
Gerçekten konuşabilecek durumda değilim çünkü gerçekten içimde çok büyük bir utanç ve pişmanlık var ama bunu ona nasıl anlatırım kendimi nasıl affettiririm bilmiyorum.
" Ya da boş ver hiçbir şey söyleme bana güveni olmayan en ufak şeyde beni terk edip giden bir kadına ben istemem bu saatten sonra bundan sonraki hayatında başarılar dilerim sadece gelip bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istedim beni şerefsiz olarak bilme diye"
Kitapla doğru yönelmiş gitmeye hazırlanırken oturduğum yerden bir hışımla kalkıp kollarına yapıştım resmen gitmemesi için yalvarıyorum.
" Özür dilerim çok özür dilerim affet beni ben böyle olsun istemezdim"
" Çek ellerini üzerimden bundan sonra karşıma çıkmasan iyi olur şu an kendimi zor tutuyorum ama bir sonraki sefere kalbini kırmaktan çekinmem benden ve hayatımdan uzak dur"
Bunları söyleyip çıkıp gittikten sonra daha fazla dayanamayıp kendimi yere bırakıyorum gözyaşlarım ve hıçkırıkların birbirine karışmışken nefes almak hiçbir kadar zor olmamıştı.
Şu an neye ağladığıma bile karar veremiyorum onu kaybettiğime mi yoksa onun nefretini kazandığını mı?
Bölüm etkileşimi
