BİR ÖĞRETMEN BİR SIR kitap kapağı

34. bölüm / 48

33. Bölüm - naptım ben

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 33. Bölüm - naptım ben
  1. 1 Tanıtım60 kelime
  2. 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
  3. 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
  4. 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
  5. 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
  6. 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
  7. 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
  8. 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
  9. 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
  10. 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
  11. 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime
  12. 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
  13. 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
  14. 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
  15. 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
  16. 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
  17. 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
  18. 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
  19. 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
  20. 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
  21. 21 20. Bölüm -özür972 kelime
  22. 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
  23. 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
  24. 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
  25. 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
  26. 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
  27. 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
  28. 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
  29. 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
  30. 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
  31. 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
  32. 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
  33. 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
  34. 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime · Okuduğun bölüm
  35. 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
  36. 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
  37. 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
  38. 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
  39. 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
  40. 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
  41. 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
  42. 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
  43. 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
  44. 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
  45. 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
  46. 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
  47. 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
  48. 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime

33. BÖLÜM - NAPTIM BEN

Kulis odasında yalnızlığa gömülürken ne kadar büyük bir hata yaptığının farkındaydım sürekli kendi kendime ne yaptım ben ne yaptım ben diye diye bir yere varamayacağımı elbette biliyordum ama çöktüğüm yerden de kalkmak istemiyordum.

Hayatım boyunca hiç bu kadar çok ağladığımı hatırlamıyorum bu da çok sayılmaz ama en azından geçerli bir sebebim var ağlamak için.

Ben gözyaşlarımla boğuşurken nihayet kulis odasının kapısı bir kez daha açılıyor ve bu sefer gelen Burçin.

"Ne oldu iyi misin?"

Hayır anlamında başımız sağa sola sallarken olanları güç bela anlatabildim çünkü o kadar utanıyordum ki kendimden ve yaptıklarımdan.

Burçin beni dikkatle sonuna kadar dinledikten sonra elini sırtıma koyup hafifçe sıvazlıyor sanki bana destek olmak ister gibi.

"Hadi kalk eve götüreyim seni burada böyle ağlayıp sızlayarak bir şeyleri çözemezsin gidip oturalım sakin kafayla ne yapacağımızı düşünürüz"

"Elimizden gelebilecek hiçbir şey yok ki o beni istemiyor tamamen bitti her şey"

"Peki sen onu istiyor musun?"

"Çok ama ne fark eder ki?"

"Eder 4 yıl önce yaptığın hatayı tekrar yapmamaya gayret göster ve bu sefer Aşkın için çabala savaş"

"Şu halde bile savaşmamı istiyorsun sence benden savaşacak bir insan olur mu?"

"İşte bunu gösterirsen karşı tarafa tabii ki de olmayacağını düşünürler ama onun için savaşmak zorundasın çünkü o senin için savaşırdı"

Evet o benim için savaşırdı ve sonuna kadar da giderdi istediğini almadan da pes etmezdi peki ben neden 4 yıl öncesinde hiçbir şey sorup sormadan çıkıp geldim buralara bu hayatı seçtim. Düşündükçe deli gibi oluyordum en iyisi düşünmemekti ama aklıma gelmeden de durmuyordu.

Kendi içinde yaptığım vicdan muharebesi bitmek bilmediği için Burçin beni eve götürdü oldukça bitkin olduğum için beni odama bıraktı sana yiyecek bir şeyler hazırlayacağım bir duş al kendine gelirsin dedi hiç halim olmasa da üstümdeki kıyafetlerden bir an önce kurtulup sıcak suyun altına girdim.

Kendimle yalnız kalınca az çok kafayı yiyecek gibi oluyordum düşünmemeye çalışsam da aklıma geliyordu ve ben delirecek gibi oluyordum ne zaman böyle olsa kendime zarar vereceğimi bildiğim için hakim olmaya çalışıyorum.

Derin derin yutkunduktan sonra nihayet suyun altından çıktım ve üstümü kuruladım üzerime rastgele bir şeyler geçirdikten sonra havluyla saçlarını kurutarak mutfağa doğru gittim.

Burçin camın önündeki küçük masaya bir şeyler hazırlamıştı aç değildim ama güçten düşmemek için mecburen yemek zorundaydım.

Sandalyemi çekip oturduğumda bir şeyler yemek yerine elimi çiğneme dayayıp benim için koyduğu bitki çayını karıştırıp gözlerimi o çıkan sıcak Buhara dikmiştim.

"Yapma böyle hayattan böyle soğuyamazsın"

"Keşke bana engel olmasaydın da peşinden gitseydim"

"Bak her ne kadar onun istediğini söylesen de onun peşinden koşup kendini küçük düşünmene izin veremezdim elbette ki aşkın için savaşacaksın ama bunu kapalı kapılar ardında yapacaksın çünkü sen artık Türkiye'nin tanıdığı bir yazarsın sosyal medyada orada burada senin hakkında aşk acısından yerlere yıktı kendini haberlerini duymak istemezsin herhalde"

"Türkiye'de o kadar oyuncu futbolcu ünlü varken benim gibi bir yazarın Özel hayatını incelemezler herhalde"

"Sen öyle san sosyal medyanın eline bir dedikodu verelim bak bakalım onu ne hale getiriyorlar"

"Umrumda değil konuşsunlar hatta benim kaç yıl önce yaptığım büyük hatayı da öğrenip herkese yaysınlar ben bunu hak ettim"

"Böyle söyleyerek kendini aşağılamayı bıraktığında seninle neler yapabileceğini konuşacağız"

Konuşacak halim yoktu sadece bütün bunların bir an önce bitmesini istiyordum ya da bunların koca bir kabus olmasını istiyordum ama geriye dönüp baktığımda neyin yaşanmış veya neyin yaşanmamış olmasını istiyorum karar veremiyorum. Onunla hiç tanışmamış olmayı mı yoksa hiç İstanbul'a gelmemiş olmaya mı onunla hiçbir şekilde komşu olmamış olmayı mı yoksa o okula hiç gitmemiş olmaya mı?

Sanırım tek geri almak istediğim şey büşra'nın gözünün içine baka baka takıntı haline getirdiği Atakan konusunda yalan yanlış iftiralar atmasına izin vermiş olmamdı ve bunlara inanmış olmamdı geriye döndüğümde düzeltmek istediğim tek hata buydu.

Derin bir nefes alıp bir şeyler yiyorum madem bir hata yaptım düzeltmesini de bilmek zorundayım çünkü her zaman arkamdan toplayacak birileri olmayacak ve ben bugün çok büyük bir kalp kırıklığına neden olduysam o kırıklığı tekrar gidermem gerekiyor atakan'ın gözlerinin içine baktığında gerçekten bana olan sevgisini hala daha görebiliyorum eğer böyle olmasaydı bugün bu kadar zahmete katlanmazdı O insanları bir araya getirmez büşra'yı zorla konuşturmaz o adama bütün her şeyi itiraf ettirmezdi bunları sadece kendi şerefini kurtarmak için mi yoksa benim gözümde kendi suçluluğunu bitirmek için mi bilmiyorum ama bildiğim tek şey o benden asla vazgeçmedi sadece kalbi kırık ve gururu yerle bir olmuş durumda.

Şimdi böyle düşününce benim yaptıklarımı kim yaşasa gururu tamamen yerli bir olurdu ve gelip de bu zahmet'e hiçbir şekilde katlanmazdı ama madem Atakan bu kadarını göze aldı benim onu geri kazanmaktan başka çarem yok.

"Bana atakan'ın telefon numarasını ve ev adresini bulabilir misin?"

"Biraz olayların soğumasını mı beklesen?"

"Bekleyecek zamanım yok Burçin onunla geçirmek istedim bir ömür varken onsuz geçirdiğim her saniye bana işkence gibi geliyor bir an önce kalbindeki kırıkları gidermek açtığım yaraları sarmak istiyorum ama tekrar sarılmak doya doya hasret gidermek istiyorum"

Ne kadar ısrar etse de beni kararımdan vazgeçiremiyor tabii ki de yanımda duracağını bildiğim için birkaç yere telefon edip adresi ve telefon numarasını bulmak için yardım istiyor.

"Sen biraz dinlen bir iki saate haber gelir hatta biraz uyu istersen"

"Hayır Atakan la bugün konuşmam gerekiyor. Ben üstümü değiştirip hazırlanana kadar umarım adres bilgileri gelir "

Çaresizce bana başını sallamaktan başka bir şey yapamıyor ben odama çekildiğimde O da tekrar mutfağı topluyor ve hiç dokunmadığımız masayı tekrardan toplamak zorunda kalıyor.

Neden bilmiyorum ama odama gittiğim gibi ilk işim tamamen ona güzel görünmek için hazırlanmak oldu hoş tabii biliyorum onun güzel görünmekle ilgisi yok O dış görünüşe değil kalbe bakan bir insan ama yine de ona özenli güzel halimle gitmek istiyorum.

Hemen hızlıca saçlarımı tarayıp güzelce şekil verdikten sonra makyajıma geçiyorum çok sade bir makyaj yapıyorum hatta neredeyse yok denecek kadar az.

Ayna karşısındaki işin bittikten sonra hemen dolabımın kapağını açıyorum biraz göz gezdirdikten sonra ekru beyaz renklerindeki balıkçı yaka trikomu çıkarıp hemen üzerime geçiriyorum.

Altına da gri geniş paça kumaş pantolonumu geçirip güzel bir ton elde etmek istiyorum sanki defileye çıkacakmış gibi hazırlanıyorum ama onun karşısına güzel çıkmak istiyorum.

Hava soğuk olduğu için gri kısa kaban tarzı ceketimi de üzerime geçiriyorum. Yanıma da kırık beyaz küçük el çantamı alıyorum ve son olarak kombinimi beyaz sivri burun stilettolar la tamamlıyorum.

Son bir kere ayna karşısında kendime baktıktan sonra adamdan çıkıp burçin'in yanına gidiyorum beni görünce baştan aşağıya küçük bir göz gezdirdikten sonra aldığı adresi ve telefon numarasını bana veriyor arasam telefonu açmayacağını gayet iyi biliyorum ya da açtığı gibi kapatacağını da iyi biliyorum en iyisi kapısına gitmek ve onunla konuşmak.

Burçin'i evde bırakıp hemen evden ayrılıyorum çağırdığım taksiye binip burçin'in bana gönderdiği konuma ilerliyorum çok da uzakta sayılmaz yarım saatlik mesafe.

Araba ile onun evine her bir santim daha yaklaştığımda kalbimde büyük bir gümbürtü kopuyor sanki deli gibi atan kalbim sanki göğsümde değil ağzımdaymış gibi hissediyorum.

Nihayet araba beni güzel bakımlı bir sitenin önünde indiriyor Atakan 4. katta oturuyormuş.

Derin bir nefes alıp asansörün tuşlarına basıp gelen asansör kabinin içine binip 4. kata çıkıyorum.

Kapının önüne geldiğimde acaba evde mi değil mi diye kendi kendime düşünüp duruyorum bunu ancak zili çaldığımda öğrenebilirim.

Zilin düğmesine birkaç kere dokunduktan sonra zil çalıyor bekliyorum bekliyorum aradan sadece birkaç saniye geçiyor ama bana birkaç yılmış gibi geliyor ve nihayet kapı açılıyor.

Elbette karşısında beni görmek istemediğini bildiğim için çok da yabancısı olmadım bakışları ile karşılaşıyorum. Benim yüzümdeki mahçup ve utangaç ifade onun yüzündeki öfke ve hayal kırıklığı ifadesi her şeyi anlatıyordu aslında.

"Merak ediyorum hangi yüzle çıkıyorsun karşıma?"

"Biliyorum çok öfkelisin çok sinirlisin ama inan bana evde duracak halim yoktu"

"Bunca yıl gayet durmuşsun şimdi mi duramıyorsun"

"İzin verirsen içeriye geçeyim konuşalım"

O kadar kibar biri olduğunu bildiğim için beni kapıda bırakmayacağını da biliyordum bir iki adım geriye çekilip geçmem için bana yol veriyor. Ben içeriye geçerken arkamdan kapıyı sadece kapattığını duydum sanırım bütün öfkesini zavallı kapıdan çıkarıyor.

Etrafa bile göz gezdirmeden salona geçiyorum Atakan sanki ben orada yokmuşum gibi haki renkli koltuğuna geçip oturuyor ben de gidip yanına oturmak istiyorum ama benden uzaklaşacağını bildiğim için 5-10 santim kadar ötesinde oturuyorum.

Birkaç dakika boyunca aramızda uzayıp giden sessizliği bozmak istiyorum ama söze nereden başlayacağımı da bilmiyorum. Benim yapmama gerek kalmadan söze girişen o oluyor.

"Benim vaktim kıymetli çalmazsan mutlu olurum ne söyleyeceksen söyle ve git"

Derin bir nefes alıp gözlerimi ondan kaçırmadan konuşmaya çalışıyorum ama sürekli kafasını çevirip gözlerini benden kaçırıyor.

"Yüzüme bakmazsan nasıl konuşabilirim ki seninle?"

"Kübra boş laflara gerek yok"

"Anlıyorum uzatmayacağım yaptığım çok büyük bir hataydı biliyorum"

"Bunları konuşmak istemiyorum ben bu konuları kapattım"

"Ben kapatmadım ama sen de beni seviyorsun biliyorum"

Dudakları hafifçe kıvrılırken sinir bozucu bir gülüş doluyor yüzüne.

"Kendi kafanda kurma bence sana dair içimde bir sevgi yok"

"Ama benden nefret de etmiyorsun"

"Evet etmiyorum çünkü sana karşı içimde ne sevgi ne nefret hiçbir duygu yok ve inan bana senden nefret etmemi içimde hiçbir Duygu olmamasına tercih ederdin"

Evet bu söylediğini gayet iyi biliyordum çünkü nefret kolaydı kolay kolay beslenebilirdi Sevgi zordu ama hiçbir şey hissetmemek daha da zordu ama ben bana karşı bir şeyler hissettiğini elbette ki biliyordum eğer öyle olmasaydı gözlerini kaçırmazdı çünkü gözlerini bir kere bana çevirirse yalan söylediğini anlayacağımı biliyordu.

"Bugün benimle konuşmayacağını biliyorum ama şunu söylemek istiyorum ben o hatayı bir kere yaptım bir daha yapmayacağım senin için çabalayacağım aşkımız için çabalayacağım ve bunun karşılığını alacağım"

Oturduğu yerden hafifçe sırıtıyor sanki bunlar zevk alıyormuş gibi.

" Çabalamak sana göre değil Kübra sen savaşmayı bilmezsin ancak kaçıp gidersin"

Canımı acıtmak için kelimeleri özenle seçtiğinin farkındaydım ama burada daha fazla kalmayacağım da o farkındaydı çünkü daha fazla böyle birbirimizin kalbini kırarak bir yere gelmeyecektik en azından onu gelip gördüm iyi olduğunu biliyorum.

"Sadece izle ve olacakları gör bana karşı olan sevgin var biliyorum ama gururun çok kırıldı ve merak etme gerekirse bunu en zor şekilde telafi ederim"

Hiçbir şey demiyor sadece gözlerini dışarıdaki kararmak üzere olan havaya dikiyor ben de daha fazla burada durmak istemediğim için sessizce çıkıp gidiyorum biliyorum içinden ne geçtiğini düşüncelerini kalbinden ne geçtiğini ama unuttuğun bir şey var Atakan Çelikeren bak kalbin içinde ben varım ve ben sahip olduğum yerden çıkmayı hiç düşünmüyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

487okunma 26beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…