BİR ÖĞRETMEN BİR SIR kitap kapağı

11. bölüm / 48

10. Bölüm yaralarını ben sarayım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 10. Bölüm yaralarını ben sarayım
  1. 1 Tanıtım60 kelime
  2. 2 1. Bölüm yeni bir okul1.128 kelime
  3. 3 2. Bölüm ciddi bir konuşma1.321 kelime
  4. 4 3. Bölüm kitap okuma uygulaması1.067 kelime
  5. 5 4. Bölüm popüler kitap907 kelime
  6. 6 5. Bölüm -yeni komşu1.147 kelime
  7. 7 6. Bölüm sık karşılaşmalar1.116 kelime
  8. 8 7. Bölüm hayranlık987 kelime
  9. 9 8. Bölüm buzlar eriyor1.303 kelime
  10. 10 9. Bölüm ilgi1.054 kelime
  11. 11 10. Bölüm yaralarını ben sarayım1.542 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 11. Bölüm -birincilik1.204 kelime
  13. 13 12. Bölüm -karar1.442 kelime
  14. 14 13. Bölüm -Bordo elbise1.175 kelime
  15. 15 14. Bölüm -BALO GECESİ1.476 kelime
  16. 16 15. Bölüm -ilk öpücük934 kelime
  17. 17 16. Bölüm -ilk gece1.707 kelime
  18. 18 17. Bölüm - artık hep yan yanayız1.234 kelime
  19. 19 18. Bölüm - sana sahibim941 kelime
  20. 20 19. Bölüm -kaybedilen zaman1.201 kelime
  21. 21 20. Bölüm -özür972 kelime
  22. 22 21. Bölüm işler karışıyor693 kelime
  23. 23 22. Bölüm - sonsuza kadar benim ol1.656 kelime
  24. 24 23. Bölüm - gidelim buralardan1.647 kelime
  25. 25 24. Bölüm - yolculuk1.539 kelime
  26. 26 25. Bölüm - İstanbul1.017 kelime
  27. 27 26. Bölüm- İstanbul da yeni bir hayat829 kelime
  28. 28 27. Bölüm - kıskançlık1.096 kelime
  29. 29 28. Bölüm - zevk799 kelime
  30. 30 29. Bölüm- karşılık verirse senindir1.282 kelime
  31. 31 30. Bölüm - ihanet1.200 kelime
  32. 32 31. Bölüm- yıllar sonra901 kelime
  33. 33 31. Bölüm -imza günü ve ortaya çıkan gerçekler2.379 kelime
  34. 34 33. Bölüm - naptım ben1.635 kelime
  35. 35 34. Bölüm - yazar okulda1.445 kelime
  36. 36 35. Bölüm - artık iş arkadaşıyız1.067 kelime
  37. 37 36. Bölüm - öğretmenlik1.271 kelime
  38. 38 37. Bölüm - bıçklanma857 kelime
  39. 39 38. Bölüm - gözyaşı760 kelime
  40. 40 39. Bölüm- kavuşma1.201 kelime
  41. 41 40. Bölüm - artık hiç ayrılmayacağız1.161 kelime
  42. 42 41. Bölüm - evimize gidiyoruz886 kelime
  43. 43 42. Bölüm- ben yanındayım786 kelime
  44. 44 43. Bölüm - evlilik teklifi1.473 kelime
  45. 45 44. Bölüm - nişan1.771 kelime
  46. 46 45. BÖLÜM - DÜĞÜN HAZIRLIKLARI1.224 kelime
  47. 47 46. Bölüm - kına gecesi ve düğün2.000 kelime
  48. 48 47. Bölüm - Baba oluyorsun (final)2.058 kelime

#10. BÖLÜM - YARALARINI BEN SARAYIM

Sanırım anneme inat yapıp soğukta beklemek kötü bir fikirdi onun umrunda olmadı çünkü. Daha fazla gurur yapıp soğukta kaynamanın bir anlamı yok diyerek eve döndüm.

Atakan hoca'nın apartmanının önünden geçerken aklıma bana söyledikleri geldi "yalnız değilsin anlatman yeterli" ailem ile ilgili olanları ona anlatamam ki zaten annem bunu duyarsa canıma okur ne sorunun var da gidip anlatıyorsun diye. Başımı olumsuz anlamda sallayıp bizim apartmana girdim kapıyı açıp içeri girdiğimde annem tabikide yine dünyalar onun umrunda değil gibi televizyon izliyordu.

Yanında sessizce geçip odama gidiyordum ki söylediği o son söz gerçekten beni çileden çıkarmaya yetti.

"İt gibi sokaklarda gezip döndün demek"

Beni köpekten farksız tutuyorsun demek bunun bedelini ödersin ama unutma ki annecim ben senin kızınım canını en çok ben yakarım.

"Gitmek için sabırsızlandığım bir evim ya da görmek için dakikaları saydığım bir annem olmadığı için sokak bana daha cazip geliyor"

Sakin durmaya çalışsa da söylediklerime oldukça sinirlendi.

"Belki de sokakta seni çeken bir şey vardır bir serseri"

Gerçekten anneme acıyorum söyleyecek başka bir şey bulamadı.

"Merak etme annecim öyle bir niyetim yok sonra sizinki gibi bir evliliğim ortada kalan bit çocuğum olur onunda günahını alamam"

"Sen ortada mısın nankör yediğin önünde yemediğin arkanda"

"Sana göre annelik yemek verip üzerine kıyafet alıp bir çatı altına koyup ona para harcamaksa iyi ki de başka çocuğun yok "

"Sen nelere sahip olduğunun farkında değilsin senin yerinde olmak isteyip de olamayan kaç kişi var haberin var mı?"

"İnan bana bu evde benim kaderimi kimse yaşamak istemez"

Daha fazla tartışmak istemediğimden odama gittim.

"Yarıyıl tatilinde baban gelicek"

"Ne için vicdan rahatlatmaya mı?"

"Terbiyesiz sana verdiği nafakayı bile hak etmiyorsun"

"Zaten benim tek derdim para dimi yazık gerçekten yazık baştan olmayacağını bildiğiniz o berbat evliliği yaptınızda benim ne suçum vardı da bu bok dünyaya beni getirdiniz ki?"

"Belki de artık sana bakmamız gerekmiyordur ne de olsa 18 yaşındasın "

"Hiç kusura bakma da madem beni doğurdun bakma da zorundasın"

"Çok yakında öyle bir derdim olmayacak "

"Ne demek bu "

"Cemalle evlenmeye karar verdik ve seni yeni hayatımızda istemiyorum "

"Ben de meraklın değilim"

"Bana yeterince ayak bağı oldun artık kendi başının çaresine bakarsın"

"merak etme bu güne kadar bir hayalet gibi yaşadın benimle yokluğun ağır gelmez"

Bunun olacağını zaten tahmin etmiştim ama bu kadar erken olması biraz ağrıma gitti tahminmce bir iki ay içinde tamamen bir birimizden kopucaz ve bu sefer gerçekten kimsesiz olucam.

Bugün cuma yarın hafta sonu ve ben hafta sonlarından nefret ediyorum birçok öğrenci hafta sonunu iple çeker hatta çok sever ama ben hiç sevmem çünkü hafta sonu aynı evin içinde aynı karanlığı yaşamak bana işkenceden başka bir şeymiş gibi gelmiyor.

Bugün seviye belirleme sınavı vardı normalde sınıf hocamız olan Atakan hocanın gözetiminde sınava girmemiz gerekiyordu ama bugün gelmemişti bu sabah ben evden çıkarken arabası apartmanın önündeydi çok bakamamıştım o tarafa geç kaldığım için acelen vardı. Acaba neden gelmedi diye merak etmeye başladım aynı mahallede oturuyoruz ama haberim yok gerçi nereden olsun görüşmüyoruz ki kendisiyle.

"Serhat ya Atakan hoca niye gelmedi haberin var mı?"

"Bilmem ki siz hangi mahallede oturmuyor musunuz haberin vardır diye düşünmüştüm"

"Ya yok benim bu sabah acelem olduğu için onun olduğu tarafa bile bakmadım daha doğrusu"

"Gelir belki birazdan"

"Sınav başlayacak gelse çoktan gelirdi"

"Bilmiyorum umarım kötü bir şey yoktur"

"Umarım"

Umarım kötü bir şey yoktur derken gerçekten ben de içimden bana bir şey olmasın ya da zarar görmesin diye geçiriyordum. Atakan hoca olmadığı için gözetmen olarak rehber hocasını çağırmışlardı sınav kağıtlarını ve optikleri bize dağıttıktan kısa süre sonra sınav başladı ben hiç çalışmamıştım ama sorular bana oldukça kolay geliyordu yarım saatte bitirip çıktım rehber hocasına optiği verirken yüzündeki ifade aslında her şeyi açıklıyordu sanırım beni tembel öğrenci kategorisine koyup bütün soruları salladığımı düşünüyor istediğini düşünsün umurumda değil.

Kaç gündür kitaba doğru düzgün yeni bölüm yazmamıştım O yüzden yorumlar çığ gibi büyümüştü ama şu an canım hiç yazmak istemiyor içimdeki sıkıntıyı yazıya dökerek satırlarla insanlara ulaştırmak kısa bir süreliğine beni rahatlatmıştı ama etkili olmamıştı.

Nedense bütün gün okulda gözlerim Atakan hocayı aradı onun her zaman okulda olduğunu bilmek her an öğretmenler odasından veya bir sınıftan çıkacağını hissetmek bile bana güven veriyordu bugün onun yokluğu her yerden kendini belli ediyordu.

Sınav bittiğinde hepimiz tekrar sınıflara döndük Serhat tabii ki de en son çıktı bütün soruları tek tek okuyup hepsini Kendi kafasında çözerek yaptığı için bütün zamanını harcamıştı.

Sınıfta bazıları bir şeyler konuşuyordun ne olduğunu anlamak için dinlemeye başladım.

"Atakan hoca'nın neden gelmediğini öğrendim"

"Neden gelmemiş"

Diye hemen atladı Beliz.

"Evde bir kaza mı ne geçirmiş hastaneye gitmiş"

Ne kaza mı ne kazası? Ne oldu acaba durumu iyi mi Bir şey mi oldu?

"Ne olmuş peki?"

"Ya bilmiyorum da anlatılana göre duşakabin patlamış o sırada duş alıyormuş muhtemelen bütün her tarafı mahvolmuştur"

Oha ya nasıl olur böyle bir şey acaba şimdi nasıl çok zarar gördün mü hocam parçaları herhangi bir yerine isabet etti mi of gerçekten çok merak ediyorum.

****

Okul çıkışı eve dönerken Atakan hocanın apartmanın önündeki arabasını gördüm. Ayaklarım benim onun yanına gitmeye ikna etmeye çalışıyor ama gidip de ne diyecektim hadi ama Kübra alt tarafı sınıf öğretmenim gidip bir geçmiş olsun demek çok da tuhaf karşılanmaz oh ne yapsam ki.

Mal gibi 10 dakika boyunca bir onun oturduğu apartmana Bir de bizim apartmana bakıp durdum en son hiçbir şey yapmadan eve girdim neden bu kadar kararsız kaldım anlamıyorum daha doğrusu onun iyi olup olmaması neden beni bu kadar ilgilendiriyor neden onun için bu kadar endişeleniyorum.

Bütün gün aklım onda olduğu için doğru düzgün bir şey yapamadım ne yemek yiyebildim ne ders çalışabildim ne de ödevlerime bakabildim odama geçtiğim her an camdan onun apartmanına bakıyordum belki onu bir ihtimal balkonda veya cama çıkmışken görürüm diye ama göremedim tabii. Annem onunla konuşmamamın geçen günkü kavgadan dolayı olduğunu düşünüyor ama ben onu çoktan unutmuştum kafam şu an çok fazla meşgul en son aklıma gelebilecek şey o kavga neyse en azından bu bahaneyle beni rahat bırakıyor.

Sabaha kadar yatağımın içinde dönüp durduğum için bir türlü uyuyamadım Sabah uyandığımda kararımı vermiştim en azından gidip de görecektim hiç değilse geçmiş olsun diyebilirdim yani öğrencisi olduğum için bu tuhaf karşılanmaz. Ama sanırım sabahın altısında gidemeyeceğime göre biraz daha beklemem gerekiyor.

Normalde hafta sonları sabah erkenden koşuya çıkardı ve ben bunu her zaman görürdüm ama bugün çıkmadı demek ki durumu koşuya çıkacak kadar iyi değil. Saat 11'e yakın üzerimi değiştirip gitme kararı aldım. Ne olacaktı ki alt tarafı gidip bir geçmiş olsun diyecektim.

Annem evde değildi Allah bilir nerede neyse umurumda değil evden çıkıp anahtarımı da cebime koyduğum gibi karşı apartmana geçtim. Dairesinin önüne geldiğimde zili çalana kadar bunun doğru bir fikir olup olmadığını düşündüm ama ne olacaksa olsun bana ne. Zil çaldıktan 1-2 dakika sonra kapı açıldı görünürde herhangi bir yarası yoktu yani en azından böyle görüyordum.

Gayret sakin bir şekilde bana bakıyordu hatta biraz da gülümsüyordu.

"İyi günler hocam"

"İyi günler seni görmeye beklemiyordum"

"Ben de gelmeyi düşünmüyordum aslında ve dün şeyi öğrendim Bir kaza geçirmişsiniz geçmiş olsun demek için uğramıştım"

"Evet küçük bir kaza diyelim"

"Peki siz iyi misiniz?"

"Evet sayılır karnımda ve belimdeki cam kesiklerini saymazsak"

"Çok kötü geçmiş olsun umarım en kısa sürede iyileşirsiniz"

"Umarım hala sızlıyor çünkü yaralar durma öyle kapıda içeri gel"

Bir adım geriye atıp kapıyı iyice açtı girmem için ama girmek gibi bir niyetim yoktu.

"Yok aslında gelmesem daha iyi iyi görünüyorsunuz buna sevindim"

"Sabah anneni çıkarken gördüm evde teksin sanırım neden eve tek başına dönmek istiyorsun ki sıkıcı olmaz mı?"

"Yani evet ama"

"O zaman içeri gel"

"Peki"

Biraz emrivaki gibi bir şey olduğu için mecburen içeri girdim tuhaf şaşırdım erkek olmasına rağmen evi gayet temiz ve topluydu acaba temizlikçi falan mı geliyor ya da gündelikçi. Salona geçtiğimizde sehpanın üzerindeki pansuman malzemelerini görünce O an aklıma geldi sanırım şu an yaralarına pansuman yapıcaktı.

"Sanırım müsait değilsiniz rahatsızlık verdim"

"Hayır hayır otur lütfen müsaitim hem yalnız yaşıyorum nasıl bir müsait olmama gibi durumum olabilir ki sadece pansumanlarını değiştirecektim"

"Öyle mi ben yardımcı olabilirim isterseniz"

Aferin üstün zekalı adamın yaraları belinde ve karnında sen nasıl pansuman yapacaksın ki.

"Aslında iyi olur kendi başıma halledebileceğim bir şey değildi zaten hastaneye gitmeyi düşünüyordum ama sen yardım edersen daha iyi olur"

"Tamam ben halletmeye çalışacağım"

Hiç beklemediğim bir şekilde bir anda gelip yanıma oturdu üzerindeki tişörtü çıkarması gerekiyordu tişört varken pansuman yapmam herhalde. Benim için sanırım hayatımdaki en zor an diyebilirim çünkü karşımda oturan kişi öğretmenim ve onun tişörtüsünü çıkartıp karşımda yarı çıplak bir şekilde durması gerekiyor ki ben ona pansuman yapabileyim.

"Sanırım bu tişörtü çıkarmam gerekecek"

"Evet yani rahatsız olacaksanız"

"Yok ya hastaneye gitmekten iyidir yardımın için teşekkür ederim"

"Rica ederim her zaman"

Tişörtünü ilk çıkardığında gözüme çarpan şey vücudundaki yaralar olmuştu camlar gerçekten derin kesikler oluşturmuştu. Pansuman yapılmış olmasına rağmen kötü görünüyorlardı onu bu halde görünce gerçekten üzüldüm.

Pansuman yapabilmem için ona yaklaşmam gerekiyordu öyle de yaptım önce belindeki yaraları temizleyip pansuman yaptım sonra da karnındakine geçtim karnındakini yaparken sadece birkaç saniyeliğine başımı kaldırmamla göz göze gelmiştik gözlerinin içindeki o ifade anlam veremediğim bir ifadeydi şu an yaşadıklarıma da çok anlam veremiyorum. Ama bildiğim tek şey şu an bu evin ve bu yaşadığımız anın benim hayatımda ilk defa sıcak bir an olarak hissettiğim bir anı olabilir.

Kendimi hızla toparlayıp yaralarına sardıktan sonra bir anda ayağa kalkarak eve gitmem gerektiğini söylüyorum tabii bir şey diyemiyor sadece teşekkür etmekle yetiniyor hiç vakit kaybetmeden oradan ayrılıyorum ama kalbim neden bu kadar hızlı atıyor ona henüz çözebilmiş değilim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.720okunma 64beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…