FİNAL

Vaveyla Yazarı: Mavi Gece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: FİNAL

Ben içimdeki korkuyla bir süre bekleyip teste baktıktan sonra incecik ve olabildiğince silik çıkan çizgiyle şaşkınlıkla duruyordum. Neredeyse yok denecek kadar belirsizdi.

O an kendimi kandırıyor gibi hissetmiştim. İçtiğim bolca suyun ardına aldığım ikinci testi de yapmıştım.

Sonuç gene aynıydı. Bir çizgi var ama silik renkte.

İki testi de elime almış öylece bakıyordum. Düşünemiyordum bile sanki düşünme yetimi kaybetmiş gibiydim. O an elim karnıma gitmişti. Gerçekten olabilir miydi? Hamile miydim. O kadın öylesine dememiş miydi bunları? Anlamış mıydı?

Aklıma birşey gelmişti burada böylece oturup düşünmek yerine bunu kesinleştirecektim.

Ne yapacağımı bilemez halde çantamı alıp konaktan çıkmıştım. Ali abi beni görünce kapıyı açarken o an dank etmişti. Şuan haber verme desem bile ilk işi Berat'a yazmak olacaktı.

-Hanımım nereye?

Ben bir süre cevap vermeden düşündüm. Aklıma çarşıda olan bir klinik geldi.

-Çarşıya abi.

En azından çarşıys gidip gizlice giderim diye düşünmüştüm. O an yağtığım hareketleri önceden sorguluyamıyordum. Sadece öğrenme umudum, gerçeği bilme isteğim vardı.

Çok geçmeden telefonum çalmıştı. Berattı.

-Güzelim.

-Efendim.

-Napıyosun?

-Çarşı da işim var.

-Yeni gelmedin mi sen çarşıdan?

-Hesap mı soruyorsun Berat, eksik almışım geri gidiyorum.

-Hesap sormuyorum, sadece sebebini soruyorum Asmin.

-Tamam kolay gelsin.

-Sağ ol!

O an Beratla olan saçma tartışmamızı bile umursayacak halde değildim.

Araban inmiş Ali abiye beni bekle diyip yan mağazına giriyor gibi oyalanıp kliniğe girmiştim.

-Randevusuz hasta alamıyorum.

-İsnisa yapma şansınız yok mu? Çok önemli bu benim için.

-Hanımefendi bakın anlıyorum ama...

Gelen doktor beni tanımış içeri almıştı.

-Buyrun Asmin hanım.

-Çok sağ olun.

-Sanırım kontrol için geldik.

-Ben test yaptım yani şüpheleniyorum.

-Elbette, ben sizi önce bir kan vermeye gönderiyim sonuçlar yarım saat kırk dakikaya çıkar. Sizi de misafir edelim.

-Teşekkürler.

-Ne demek buyrun.

Ben kan vermeye giderken. Oturacağım yerde duramayacağımı bildiğim için çarşıya çıkmıştım. Düşüncelerime engel olamadan mağazalara bakmaya başladım.

Hamile olabilirdim. Anne olabilirdim. Gerçek bir yuvam olabilirdi. Çocuk sesiyle şenlenen bir evim olabilirdi. Sadece ben ve yavrum olurduk.

Bu his, o cennet kokusu o kadar iyi hissettirmişti ki düşünmek bile mutlu etmişti. Çocuk istiyorum dediğim anda bile bu kadar mutlu hissedeceğimi düşünemezdim.

O an ne Berat ne ağalık ne konak hiç birşey aklıma gelmemişti olabilecek her anı hayal ettim. Ben aynı vitrinin başında yirmi dakika öylece dururken görevli kadın yanıma gelmiş bende mağazadan çıkmıştım. Dayanamayıp tekrar kliniğe gittiğimde orada duran hamile kadınlara takıldı gözlerim. Hepsi çok tatlı, güzellerdi.

-Sizin ki daha yeni galiba.

Elim istemsizce karnıma giderken gülümseyip konuştum.

-Kontrole geldim. Sonuç bekliyorum.

-Sizdeki bu heyecan ondan.

-Allah bağışlasın sizi de.

-Yedi aylık, az kaldı.

Benimle konuşan kadın içeri girerken onun ardına da ben girmiştim.

-Buyrun sizi önce bir kontrole alalım.

Ben sedyeye uzanırkenn doktor da ekrandan bakıyordu.

-Sakin olun Asmin hanım çok fazla heyecanlısınız.

-Farkında değilim.

Kadına ufak bir gülümseme gönderirken o içeri geçmiş bende karnımdaki jeli silip yanına gitmiştim.

-Henüz ultrasonda gözükecek kadar değil ama değerlenize göre hamilesiniz.

-Bebeğim...

Elim karnıma giderken istemsizce mutluluktan döktüğüm göz yazışıyla duruyordum.

-Daha çok yeni olduğu için sizi tekrardan çağırıcam değerlenizdeki artışa bakalım, belli zaman sonra ufaklık da belli olur. Düzenli kontrollerimizi sağlarız.

-Ben... Gelicem...

-Randevunuzu bİz size iletiriz.

Ben ağır adımlarla dışarı çıkarken elim sadece karnımdaydı.

İçimde artık bir başka bir kalp vardı.

Ben anne mi oluyordum?

Anne ve ben aynı cümlede...

Uzun koridoru yavaş adımlarla bitirmiş klinikten çıkıp arabaya doğru yürüyordum.

Sanki Dünya durmuş da bu zaman da bir tek o varmış gibi hissettirdi. Bebeğim... Ben artık yalnız değildim. İçimde o vardı. Evladım. Vardı...

Arabaya bindiğim an aklıma geldi.

Berat... Evet isterdi biliyordum bunu. Ama konak, ağalar...

O an fark ettim bu haber büyük bir sevinç olurdu ama kızım olursa eğer, herkes konuşmayı gene hak bilecekti.

Düşünmedim, düşünmek istemedim. Bebeğimin mutluluğuyla gittim konağa.

Öylece odama çekildim, masanın üstündeki testi elime aldım ve yatakta sadece oturdum.

Kötü olabilecek hiçbirşeyi düşünmeden. Sadece onu düşündüm. İçimde atacak olan o miniği.

Daha ultrasonda bile gözükmeyecek kadar ufak olan, ama benimle var olan...

Bu duyguyu hissetmek bile paha biçilemez birşeydi.

Seni koruyacağım...

İlk defa sesli söylemiştim. Çok narindi.

Ne pahasına olursa seni bir mecburiyet altına koydurmam...

Bebeğim... İşte artık korumam gereken kişi kendim değildim sadece oydu...

Ben bir elim karnımda öteki elimde test öylece yatakta oturuyordum aradan ne kadar zaman geçtiğini hiç bilmiyordum. O an yavaşca kapı açıldı.

İçeri Berat girdi. Bana olan şaşkınca bakışlarından sonra yanıma geldi.

-Asmin?

O an cevap veremedim. Bir an nasıl diyeceğimi bilemedim. Elim titrediğini dahi fark etmezken yavaşca elimdeki testi uzattım ona. Diğer elimi karnımdan çekmek istemiyordum.

Berat bir süre elimdeki teste şaşkınca baktı. Sonra yavaşca aldı.

-Bu ne güzelim?

O an sanki bir sır söyler gibi fısıltıyla konuştum.

-Hamileyim.

Berat anlamadı, bir teste baktı bir de bana gözleri büyümüştü şaşkınlıktan. Çenesi titredi ama konuşmadı. Sonra inanmayan bir sesle konuştu.

-Ne?

Beratın sesine karşılık tekrar konuştum.

-Hamileyim.

-Sen ciddisin! Ben baba oluyorum.

Berat o an beni kucağına alıp sıkıca sarıldı, ardından da döndürmeye başladı.

-Berat dur!

Berat beni bırskırken endişeyle konuştu

-Senin, senin dikkatli olman lazım. İyi misin birşey oldu mu?

Bense onun bu telaşlı haline gülerken konuştum.

-Hayır, ama bir dur. Daha çok yeni.

-Bu çok güzel birşey, ben... Ben baba oluyorum.

O an sanki işime bir ışık doğdu, bebeğimin varlığı, Berat'ın tepkisi bir güneş gibi doğmuştu. İçime.

-Berat dur bak daha çok yeni, ultrason da görülmeyecek kadar ufak. Doktor tekrar gelin kesinleştirelim dedi.

-Gidelim güzelim şimdi.

-Berat ben bugün gittim ya.

Berat beni yatağa oturtmuş kendi de önümde dizlerinin üstüne çökmüş ellerimi tutmuştu.

-Beni dünyanın en mutlu adamı yaptın Asminim.

Ben en içten sıcacık bir gülümseme gönderirken onun da gözlerinin içindeki parıltıyı görmüştüm.

-Beratım şuan kimseye birşey deme.

-Asminim etme ben bu sevinci nasıl tutayım içimde.

-Beratım yapma bak daha çok yeni ben onu koruyamazsam ölürüm.

-Öyle birşey yok kadın. Ben seni de bebeğimizi de bu aileyi de korurum.

-Öyle ama ağalar daha yeni demişken ben birşey olsun istemiyorum en azından bir süre.

-Tamam güzelim sen nasıl istersin.

Ben Berat'ın güven veren kollarının arasında o yerimi almıştım bile.

Biz ayrıldıktan sonra elini karnıma koymuştu.

-Şimdi burada bizden bir can mı var?

Sanki ilk defa öğrenilecek bir bilgiymiş gibi sormuştu.

-Hıhı. Bizden bir can.

-Ben o can içinde, o canı taşıyan bu güzel anne içinde ölürüm.

-O canın da bu annenin de senin sevgine ihtiyacı var.

-Asminim ben çok mutluyum bağırıp haykırmak istiyorum.

-Olmaz bak lütfen.

-Ah kadın ahh, seni çok seviyorum.

-Bizde seni çok seviyoruz babası.

Beratın gözlerindeki parıltı kendini bir kez daha belli etmişti o an şükür etti. Bize, bu aileye, bebeğimizin varlığına

-Allahım. Şükürler olsun.

-AYLAR SONRA-

Zaman...

Su gibi akmıştı...

Şimdi kızın kucağımdaydı. O içimdeki umut artık kollarımda nefes alıyodu.

İlk kalp atışını duyduğumuz anda heyecandan dizlerimin bağı çözülmüştü, Beratın elini öyle sıkmıştım ki izim kalmıştı ayrıldığımızda. Ben o gün ilk defa bu kadar hıçkıra hıçkıra ağlamıştım.

Zamanla karnım büyümüş herkesin bakışları da sözleri bitmemişti. Kızımın cinsiyeti öğrenilmiş gene kuma denilmişti. Ama Berat herkese resti çekmişti.

Ben terasta elim karnıma sarılı aşşağıya bakıyordum. Tüm ağalar avluda toplanmış Berat da herkesin karşısında durmuşdu.

-Şimdi, ağalar! Bir daha benim evliliğime karışanı, karıma laf edeni, benim masuma dil uzatanı duyarsam! Acıtmadık can bırakmam! Bir kızım olacak! Bana ya da hanımağasına gidip de kuma diyeni, erkek evlat diyeni yakarım! Bu Mardin'i ateşe verir sizi de içine atarım! Sonra da giderim! Bu böyle biline!

Zamanla herkesin iç yüzüde, tavırları da belli olmuştu. Ama benim bu kızım babasına aşıktı. Daha karnımda bile onun elini hissedince, sesini duyunca, kıpır kırıp olur kendini belli ederdi. İlk tekmesini bile Beratın eli karnımdayken atmıştı.

Berat her gece eli karnımda onunla konuşur o da kıpır kıpır tepki verirdi.

Rojbin hanım bu zamanda zor da daha rahat konuşur hale gelmişti bende ona elimden geldiğince her an bakımına devam ediyordum.

"Kızmış?" Demişti ilk öğrendiğinde. Verdiği ilk tepki buydu. "Sen bu devri başlattın."

"Hayır Rojbin hanım ben bir devri bitirdim."

"Ben karşı çıkamadım. Sen yap."

Ben bu laftan sonra öğrenmiştim ki Rojbin hanım hiçbir zaman kolay ya da mutlu bir evliliği olmamış ve o kendi kaynanasından gördüğü bu zulmü, güç sanmıştı.

Ciwan vardı birde o şerefsizi o günden sonra ne konakta hatta ne Mardin'de görmemiştim. Umrumda da değildi aslında ama Berat Berfin anaya yurt dışına gitti iş için demişti. Öyşemiydi? Bilmiyordum ama öyle olmuş olsa bile Berat onu kolay kolay yollamazdı ona çok emindim.

Ve şimdilerdeyse Murat ve Sevdanın düğünü vardı. Onların ilk evleneceklerini öğrendiğim de Sevdayla telefonla konuşuyorduk. İkimizde aynı anda sana bir şey söylemem lazım diye konuşmuştuk ve aynı anda o evleneceğini bense hamile olduğumu söylemiştim. Murat konuşmaya gittikten sonra eniştem ben Mardin'e kızımı yollamam ordan birine de vermem demiş. Murat berbat bir halde gelmişti buraya. Ondan sonra bende, Beratta telefonla konuşup ikna etmeye çalışmıştık ama nafileydi. Sevda o zaman ilk defa babasına rest çekmişti. Bir gece haber vermeden çıkmış evinden Mardin'e gelmişti. Eniştem de yıllar sonra ilk defa bu topraklara adım atmıştı. Karısı için veda ettiği bu topraklara karısından ona kalan tek varlığı kızı için de geri dönmüştü.

O gün konakta gerilim fazla, sesler yüksekti.

Eniştem bağırıyordu.

-Ben kızımı bir konağa gelin vermem! Bir kız girdi bu kapıdan daha da çıkamadı!

Eniştem bunları bana hitaben demişti. Onun beni Sevdadan ayırmadığını her daim biliyordum. Ve şimdi bu konağa Sevdayı da vermek istemiyordu. Sevda ağlıyor, Murat kitlenmiş öylece duruyordu. Berat konuşmuştu.

-Enişte, kimsenin burada zorla olduğu da tutulduğu da yok! Onlar birbirini seviyor!

-Zorla değil miydi? Berdel diye bu kızı da buraya zorla getirmediniz mi siz!

O an avlu buz kesmişti.

Ve bir adım öteye ben geçmiştim. Elin karnımda ben konuştum.

-Ben Berdel geldim doğru! Ama ben zorla kalmadım! Kalmayı ben seçtim! Berdel olmayı de ben seçtim! Şimdi eğer Sevda da kalmayı seçmiyorsa seninle gelir enişte! Ama eğer seçiyorsa izin ver burada Muratla yeniden bir Sevda yazsın!

Sevda ağır adımlarla eniştemin yanına gitmişti. Eniştem soğuktu ama kızını geri çeviremiyordu.

-Baba! Ben Muratı seviyorum. Yıllar önce aynı annemin seni sevdiği gibi seviyorum.

Eniştem o an gözlerini kapatmış tekrar konuşmuştu. Az önce bağıran sesi, Sevdaya karşı oldukça sakindi.

-Benim korkum bu kızım! O sevda başta annene bana bu topraklara acı verdi. Adın niye Sevda biliyorsun deme, annemle olan Sevdamızın karşılığısın sen. Ben anneni bu topraklar da kaybettim seni de etmicem.

-Etmiceksin babam sana söz. İzin ver bende yaşayım. Annemi kaybettiğin bu topraklardan Muratı bırakıp de gidersem benim kalbimi de ruhumu da kayberim babam.

Murat onlara doğru adımladı.

-Size yemin olsun ben ya da bir başkası Sevdam...

Murat Sevdamın diyeceği sırada eniştemin öldürücü bakışlarını görüp tekrar konuştu.

-Sevdanın canını yaksın, gözünden yaş akıtsın ben önce canımı ortaya koyar, emanetinizi kendi emanetim sayarım. Sevda sizin bana bıraktığınız bir emanet ve ben ona hıyanet edersem o zaman gelin buraya tek bir kelime etmicem Allah şahidim. İstediğiniz cezayı bana verin!

Eniştem bir kızına birde kararlı olan Murat'a bakıp konuştu.

-Seviyor musun?

Sakın sakin ama gözleri kırgındı.

-Ölmeyi değil ben onun uğruna yaşamayı sevecek kadar çok seviyorum.

-Eğer ki istediğim an kalkıp da İstanbul'a gelmezseniz, Beni kızımdan mahrum edersen işte o zaman yaşamak neymiş, ölümden nasıl beter olurmuş sana gösteririm evlat!

-Baba, sen izin veriyorsun?

Sevdanın sesi titremiş duyduklarının doğru olduğuna inanmak ister gibi konuşmuştu.

-Benim bu dünyada senden başka neyim var be kızım.

Sevda enişteme sarılmış zorda olsa evliliğe izin almışlardı. O günden sonra da eniştem yıllar sonra ilk defa teyzemın mezarına gitmiş, düğün hazırlıkları başlamıştı.

Ben bu konakta bu konuşmanın olduğu günün gecesinde yeni bir can kazanmıştım.

Var olan ağrılarım gece iyice artarken, ben Beratı kaldıramadan o benim bağırışımla uyanmıştı. Gece karanlığında Beratın bembeyaz yüzü kendini belli ediyordu.

-Asminim.

-Ahh.. Berat.. Sancım..

Ben sancıdan düzenli olarak konuşmazken Berat ne yapacağını şaşırmıştı o an bağırdım.

-Hastaneye gidicez be adam!

Berat kendine gelirken hazırladığımız çantayı almış bende sancıyla yataktan kalkmıştım. Konak bizim sesimizle ayaklanırken, Berat çoktan hastaneye sürmüştü bile.

Doğumhane kapısına gelince elini asla bırakmak istemedim.

-Burada olucam. Çıktığınds ilk beni görüceksin söz!

Ben doğumhanede girdiğimde saatler geçmişti. Acı, dua, mutluluk hepsi birbirine karışmıştı.

Gelen o tek ağlama sesi, verdiklerindeki o koku tüm yorgunluğu o an almıştı benden.

Kızımı yanıma koymuşlardı, o kokuyu doyasıya içime çekmiştim. Cennetin konusuydu, doğruydu... Elleri gözleri o kadar tatlıydı ki.

Giden bebeğimle onun ardına da ben çıkmıştım gerçekten de kapıda beni bekleyen bir Berat vardı. Geri kalan herkes kızımı görmeye gitmişti. O hariç...

Biz odaya geçtiğimizde gün ayıyordu. 5.48 kızımın doğum saatiydi. Onu kucağıma aldığımda baktım. Minicik elleri yüzü, burnu o kadar tarlıydı ki dünyaları o an elime verseler alamam kucağımda kızım var onu bırakamam derdim. Öyle sonsuz bir andı.

Berat ikimize bakarken en içten şekilde konuştu.

-Biraz sanki bana benziyor.

Ben gülümseyip cevap vermiştim.

-Gözleri aynı sen.

Gerçekten de öyleydi. Beratın göz şekliyle tamamen aynıydı. Ama onun dışında geri kalan herşeyi bana benziyordu.

Ben de minik kızım da kendini toplamış aradan geçen iki ayın sonunda bugün Sevdanın düğünü vardı. Konak avlusu en ince ayrtıntıya kadar süslenmiş herşeyde Sevdanın o enerjik havası mevcuttu. Bu düğün bir zorunluluk, bir söz ya da bir şart değildi bu düğün bir aşk uğruna kurulan o yuva için isteyerek kurulmuştu.

Davul zurna sesleriyle benim bebeğim ağlamaya başlarken ben düğünde onunla ilgileniyordum.

Berat geldi o an aynıma kucağına aldı kızımızı. Bana da içten bir gülümseme gönderip her zamanki gibi saçlarımdan öpmüştü.

-Benim kızım... Güzel kızım... Lavinimm.

Berat bana her konuda yardımcı olmuş yapabileceği en iyi babalığı göstermişti kızımıza.

Lavin koymuştuk kızımızın adını heyelan, çığ demekti. Güzel anlamına geliyordu. Ay gibi parlak, dikkat çeken kadındı. Benim kızım da öyle olacaktı. Yakacaktı ama yanmayacaktı. Ve o sadece zalimi yakacak. O çığın altında onu bırakacaktı, kendi kalmayacaktı. Mazlumun yanında kalacaktı. Parıldayacak o ışığı kimse söndüremeyecekti. O bizim gibi olmayacaktı...

Düğün sonunda, konağa gittiğimizde Berat kızımızı uyutuyor bende yorgunlukla camın orada oturmuş onları izliyordum. Gözlerim dışarıya kaydığında süsleme için koyulan ışıklar avluda rengarenk ışıl ışıl parlıyolardı. Artık bu konakta sadece böyle ışıldayacaktı.

Berat yanıma geldiğinde konuştu.

-Ne oldu Asminim.

-Baksana Berat bir zamanlar hüznün olduğu bu konakta neşe, berdelle gelin gelen bir kız yerine aşkı uğruna evlenen bir kız var.

-Bu evlilik berdel değildi güzelim. Bu evlilik senin seçimindi.

-Benim seçimim...

Ben artık geldiğim bu konakta bir berdel, bir eş, bir hanımağa değildim bir anneydim.

Ve bu benim en büyük dayanağımdı.

-Ben kaderimi seçtim.

Seni seçtim.

Sevgiyi seçtim.

Ve en önemlisi kendim olmayı seçtim.

Bu bir berdel değildi bu benim seçimimdi.

~~~~~~~~

Veee Finalll...

Sonu nasıl buldunuz?

Heja ya özel bölüm gelecek.

AsBer'e ya da Lavine özel bölüm ister misiniz?

Kitaptaki hangi karaktere özel bölüm ya ayrı bir kurgu istersiniz??

Düşüncelerinizi paylaşın hep beraber bu kurguda son kez konuşalımm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

711okunma 39beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18