23. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM:21
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:21
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Kumam! öyle mi?
-He yaa öyle! Tanış, Berat gelince nikahları kıyalacak!
Bir karşımda duran kıza birde Rojbin hanıma baktım. Odasından çıkan Sevda da yanıma gelirken. Tüm sakinliğimle karşımdaki kadını süzdüm, bir adım öne atılıp elimi uzattım. Etrafımdaki herkesin şaşkın yüzü karşısında tüm sakinliğimle onun da karşılık vermesini bekledim.
Sözde kumam Elif bana elini uzatıp selamlaşırken yüzümdeki tüm gülümsemeyle bir adım daha attım ona doğru.
-Asmin ben!
-Elif!
-Öyle mi??
Ben bir elimle kızla tokakaşırken diğer elimi kızın saçlarını atıp tuttum. O bağırırken bende onun saçlarındsn tutup bahçenin ortasına doğru sürükledim.
-Sen! kumasın! Öyle mi!
-Bırak beni!
Diye bağıram kıza karşılık tuttuğum saçlarını bırakıp kızı yere attım.
-Aaaaaaa!
-Napıyosun buke! Bırak çabuk kızı!
Robin hanımın bağırmasına karşılık, yere attığım kızın kalkmaya çalışmasıyla bu sefer de attığım tokatla yere düşerken. Bağırarark konuştum.
-Ben Asmin! Beratın tek eşi! Bu konağın tek gelin ağası! Kuma lafını edeni, kuma diye gelenin Varlığını pişman ederim!
-Bastır kuzi!
-Asmin Buke! Ne bu saygısızlık!
Arkamdan olan sesleri duymayıp yerde duran kızın saçından tutup konağın kapasına gittim. O hâlâ bağırırken bense onun sesini asla duymuyordum.
Ayağımla vurarak açtığım kapıya dışarıdaki korumalar bize bakarken saçından tuttuğum sözde kumamı karşıma aldım. O da her ne kadar bana karşı gelmeye çalışsada saçları canını yaktığı için beceremiyordu.
Karşımda duran kız konuştu. Bense elimde olan onun saçlarını atıyordum, üstümdeki tüm ciddiyetle.
-Sen kim olduğunu zannediyorsun!
-Ben mi? Gösteriyim hemen!
Kız attığım tokatla tekrar yere düşerken bende yere eğilip kısık sesle konuştum.
-Ben Asmin! Beratın tek eşi! Ve sen bu konakta bırak ona eş olmaya bu kapıya çöp olamazsın!
-Buke!
-Ne diyorsun be sen!
Hem Rojbin hanımın hemde yerde yatan kızın sesine rağmen onları tınlamayıp, yerden doğrulmaya çalışan kıza izin vermeyip tekrar yere yatırdım.
-Hasret abla! At bu kadının paçavralarını gidiyor burdan.
Herkes izler, kimse ayırmaya cesaret edemezken bu sefer Robin hanım elindeki bastonu yere vurup bizim yanımızs gelirken konuştu.
-Yeter! Kendini kim zannedersin! N'apıyorsun sen!
-Ben Asmin, asıl siz kendinizi ne zannedersiniz de bana kuma getirmeye kalkarsınız.
-Haddini bil ben bu evin hanımağasıyım. Ve ben ne istersem o olur.
-Siz istediniz diye hiç birşey olmaz. Madem öyle bende bu Berdeli bozuyorum. Hadi şimdi kime kuma getiriyorsunuz.
-Kendini ne zannedersin sen tek lafınla bozulacak mı sanarsın.
-Beratın burada olmadığını, diğer ağalar duyunca ne olacak sanarsınız! Ben istemedikçe kimse bana kuma getiremez.
Rojbin hanım konuşamazken arabalarla Asaf ağa işten gelmişti.
-Ne bu hal! Bu kızın hali nedir!
Yerde yatar halden en fazla oturur hale gelmiş, saçı başı dağılmış kızı göstererek konuşmuştu.
-Ben yaptım!
-Ne bu rezillik!
-Sözde kumamı dövdüm baba! Var mıdır cezası!
-Ne kuması! Ne oluyor burda!
-Bu becereceksizin edemediğini edecek Beratı elinde tutacak, bir torun verecek! Asmin'in kuması!
-Ana! Ne edersin sen!
-Ben diyeceğimi dedim! Bu kız Beratın eşidir.
-Beratın tek eşi benim!
-Asmin sus! Buna Berat karar verecek!
-Ne dersin sen baba! Bu kız bu evde kalamaz!
-Kalacak!
-O kalırsa ben giderim!
-Yeter Asmin! Bu konu Berat gelene kadar kapandı!
-Asaf ağa! Ben varken o kızı buraya sokamazsın!
-Konu kapandı dedim! Herkes konağa! Alın şunu da yerden!
Herkes tek tek içeri giderken ben Gecenin yanına gitmiştim. Sevda da arkamdan geliyordu.
-Kız! Dur hele ne oldu orda!
-Ciddi misin sen!
-Ne biliyim kuzi ben, bir çıktım sen kızın saçındasın! İyi dövdün ama affferin.
Bir yandan yanına geldiğim Gecemi severken öte yandan Sevdaya cevap veriyordum.
-Kuma gelmiş üstüme!
-Ben anlamadım ne dedi o kadın öyle ne halt etmeye yapmış onu.
-Ayy Sevda neyini anlamadın! Bas bas bağırdı, Berat'a çocuk veremiyor elinde tutamıyor kaçırdı diye.
-Aman bu muydu sebebi?
-Ne kadar kolaymış gibi konuşuyorsun!
-Ya kızım hayır da hani bu Beratla senin aranda belki çocuk istemiyorsunuz o ne alaka da karışıyor.
-Bura Mardin, Berat da ağa Sevda, gerçekten çocuğum olmasa ne olacak soy diyecek bu kızı gerçekten kuma yapacak!
-Berat kabul etmez böyle bir şeyi.
Etmez! Etmez miydi gerçekten o gün üstüme kuma alır mısın dediğimde hayır bile diyemeyen adam gerçekten de kabul etmez miydi?
- Bilmiyorum Sevda! Belki de...
-Saçmalama kızım. Tamam onu tanımıyorum belki de seni tanıyorum.
-Ben kabul etmesem ne olacak Sevda! Beratın etmesi daha acı değil mi? Berdel üstelik bu, sadece bizim değil onların da evliliği bozulur. Ya o umrumda olmaz bozulsun. Ben napıcam bir daha ne onların yanına giderim ne de burda kalabilirim. Berat desen çekip gitti umrunda değil haberi bile var yok belli değil.
-Sakın ol bir! Kuma zaten olmayacak unut onu. Sende tabiki de benimle kalacaksın! Bu soru bile değil! Berat'a gelırsek o da bunu kabul edecek kadar âdi biriyse düşünme bile vur kıçına tekmeyi.
-Kızım ya, şu halimde bile güldürüyorsun beni. Sinirlerim bozuldu iyice. Ben biraz dolanayım.
-Ben de geleyim seninle!
-Sen ve at? Korkasın kız sen.
-Doğru! O zaman sen git sonra geri gel!
-Geri gel! Gelemem Sevda ben bir daha o konağa adım atmam.
-Saçmalama! Meydanı ona bırakamazsın! Bak şimdi sen oraya geliyorsun biz bu kızın hakkından geliyoruz.
-Ben gelsem ne olacak Berat gelince ne olacağını bilmiyorum bile.
-Ya kızım Berat gelince ya iki seçenek var ya bu kız gidecek ya kalacak ikisi için de bu kıza meydan bırakamazsın giderse geldiği için , kalırsa onun acısını Berattan çıkarmak var da o ekstra şuan kalırsa burada olduğu için..
-Gerek var mı? Umrumda bile değil ikisi de!
-O zaman benimle İstanbul'a gel!
-Yapamam Sevda biliyorsun.
-O zaman konağa gel! Kızım meydanı o kadına bırakamazsın! Az kaldı odana da el koyacak!
-Saçmalama izin vermem o kadarına da.
-O zaman kalk gel bizde yanınızdayız.
-Bilmiyorum Sevda neyse ben gidiyorum akşam bakarız.
-Sen düşün bunları! Akşam gelmezsen bilet alırım giderim gece haberin olsun! Sen olmayınca orda işim yok benim de. Bilet iki kişilik olacak ama sen oraya gelmezsen burda da tek bırakmam unutma!
-Tamam. Görüşürüz.
- Görüşürüz kuzim. Dikkat et kendine.
-Tamam.
Gecenin üstünde her zaman ki gibi son hız gitmiştim tüm Mardin'i ayaklar altına aldığım o yere.
Berat bunu biliyor muydu? Kabul eder miydi? Üstüne kuma almam bile diyemeyen bir adam bunu yapar mıydı? Bilmiyordum emin değildim. Ben sevdiğim adama karşı benden başkası olmaz diyemiyordum. Ben Beratın bana karşı olan duygularından da, tavırlarından da asla emin değildim. Bir gün seni seviyorum diyordu, öteki gün çekip gidiyordu...
Ben şimdi o konağa geri gidebilecek miydim? Gelinlikle çıktığım konağa kefenle dahi olsa dönmem demiştim ucunda ölüm olsa dönmezdim bir daha da, şimdiyse evim dediğim o konakta eşim değilde kumam vardı. Ve ben oraya dönmek istemiyordum o yüzleri görmek herkesin buna onay vermesi çok sinir bozucuydu. Ama bir bakıma belki de Sevda haklıydı ben gitmesem hatta belki de bu berdeli bozsam bu onların işine gelmeyecek miydi? Ve en önemlisi Beratın haberi var mıydı? Var olsa onaylar mıydı?
Şuan bir karar vermek zorundaydım. Ya ne pahasına olursa olsun şuan Sevdayla beraber buradan gidecektim. Ya da Berat gelene kadar bekleyecek konağı onlara zindan edecek Beratın kararına göre ya gidecek ya da onu süründürecektim. Sanırım şuan mantıklı olan Beratı beklemekti çünkü her ne kadar umrumda değil desem de içten içe onun cevabını öyle bir merak ediyordum ki ve ben şuan burada kalıp Berat geldiğinde niye gittiğini ve bu kadına vereceği cevabı öğrenecektim. Ondan sonra ya bu Berdel bozulacak ya da biz olmayı öğrenecektik...
Oturduğum yerden kalkıp geceme bindim konağa doğru adım adım dimdik şekilde gittim. Kapıya geldiğimde korumalara Gecemi teslim edip aynı kendinden emin ve güçlü adımlarla içeri girdim.
Terasta oturan Asaf ağa ve Rojbin hanım aşağıda oturan bizim kızlar ve Muratı görünce onların yanına doğru adımlarım.
-Yenge iyi misin?
-İyim canım birşey mi oldu ki, kötü olayım. Heja nasıl Murat?
-Daha iyi yenge doktor bir gün daha dursun demiş yarın için ertesi gün gelir.
-Anam da beni kovdu valla, sabaha gelirsin git diye dedim sen git diye de Hejanın yanında duracam diye inat etti bedenen biraz daha iyi toplar da ruhen pek de değil.
-Zor Heja daha haberi olmadığı evladığını kaybetti. Kendini nasıl hisseder kim bilir, böyle durumlarda genelde annenin durumuna çok önem verilir o yüzden tutulur.
Sevdanın konuşmasıyla kıza bir sessizliğin ardından konuştum.
-O nerde?
Dilanla evda birbirine anlık bakış atsada Dilan konuştu.
-Yukarıda misafir odasında, dayağın pek yormuş ben dinlenecem dedi.
-Dinlensin dinlensin. Bunlar daha iyi günleri.
-Hayırdır kız, kuzi! İntikam soğuk mu yeniyor!
-İntikam soğuk da yenir önce bir sıcak yedirelim.
-Ne oluyor yenge hayırdır!
Dilan'a omuz çırparken konuştum.
-Onu yarın hallederiz de, kız siz ne zaman gidiyonuz birinizin okulu ötekinin işi.
-Valla ben iznimi bir iki gün daha uzattım da çok da sürmez kuzicim giderim. Diyorum sana gel beraber gidek diye.
-Nereye gidiyonuz?
Ben geldiğimden beri susan Muratın sesiyle ona döndük.
-Ben işe gidiyorum canım Asminde benimle geliyor.
-Yengem seninle gelemez de, sende şimdilik git bakalım.
-Ben niye gidemiyor muşum Murat hayrola?
-Dilan var yenge o demedi mi sana? He abim.
Dilan Murat'a garip garip bakışlar atarken sonra kendini toplayıp konuştu.
-Her şey evet ya! Eee..
-Gidicen ya abim yerleşmeye eve yengem de benimle gelsin yardımcı olsun dedi. Haberin yok mu yenge!
-Hayrola Dilan?
-Ya ben haftaya gidicem abim ler de sağ olsunlar ev ayarlamışlar bana tam öğrenci evi eksiği falan mutfak eşyası ıvır zıvır dedim ben anlamam yengem de benimle gelir yardım eder. Abim de onu diyor ben sana demeyi unutmuşum ondan.
-Ey hadi bakalım öyle olsun, gelirim hallederiz.
Biz saatin geç olmasıyla kalkarken ben Sevdayla onun odasına gittim. Tek yatmak istemiyordum. Üstümü de onun kıyafetlerinden değişip onunla beraber uzandık.
-Hayrola kız!
-Neye hayrola?
-Muratla sen hayırdır?
-Tam bir kalas!
-Hahaha! Siz ne zamandır bu kadar konuşur oldunuz.
-Gülme kızım ya dedim ya konuşuyoruz diye telefonla falan yazışıyoz gelince de görüştük, aha ona kalsa nikah kıyacak bir heja ya olan sözünden iki de benim itirazımdan birşey yapamıyor.
-Ne yuh! Siz ne zaman bu kadar yakın oldunuz.
-Ay bilmiyorum ya tamam ben Muratı gerçekten seviyorum ama bilmiyorum hem biraz hızlıyız hem babam var kabul etmeyecek ne olacak bilmiyorum.
-Seviyorum diyorsan istediğin gibi yaşa Sevda Murat da zaten laf etmeyecektir dediğin gibi Dilan var arada onun için bile bekler, sen de o sırada hem zaman geçmiş olur hem babana demiş olursun.
-Umarım Asmin yoksa gerçekten ne olacak bilmiyorum.
-Boşver düşünme bunları.
Ettiğimiz kısa sohbetin ardından Sevda yatarken bende uyuyamadığım uykuda sabaha kadar yatakta dolandım.
Sabah hep beraber sofraya oturacağımız sırada onunda sofraya inmesiyle durdum.
-Asaf ağa! Onunla beni aynı sofraya oturtamazsın!
-O da bu evin geliniyse bu sofraya oturacak!
-Anam haklı Asmin! İkinizde bu eve gelin geldiyseniz birbirinize alışacaksınız!
-Baba! Etme! Ayrıca Berat onayladı, nikahları kıyıldı da haberim mi yoktur! Bu evin gelini şuan hâlen benim!
-Berat gelene kadar Elif mutfakta yemek yiyecektir.
-Asaff!
-Ana! Lafıma laf söylemeyin! Berat gelecek nikah kıyılacak! O zamana kadar Elif kız misafirdir! Hayde sofraya.
Herkes sofraya otururken o gitmiş bende keyifle oturmuştum.
Yenilen yemeğin ardından Asaf ağanın sesiyle mutfağa gittim.
-Kızım bir kahve yap getir senle terasta bir içek!
-Tamam ağam. Getiriyorum.
Ben kahveyi yaparken kızlar da içeriyi toparlamıştı. Onu da mutfakta görmemiştim. Çok da umrumda değildi.
Terasa çıkıp kahveyi verirken Asaf ağanın karşısına oturmuştum.
-Bak kızım, sana bir baba olucam dedim lafmın arkasındayım lakin anam getirmiş kızı söz verilmiş o kız bu evin gelini dir artık.
-Etme ağam!
-Bir dinle hele. Verilen söz herşeyden öncedir ben gidip de bu sözü bozmam. Berat ne zaman gelir de ben istemem derse eğer gidecek o halledecek he yok aksi olursa nikahları kıyılır sende kabul edersin.
-Etmem! Ağam etme, ben onu kuma diye kabul etmem Berat teşrif edip de gelirse ve olurda kabul ederse ben yokum ister sonunda sadece berdel bozulsun ister canımı sen al! Ama buna izin vermem!
-Durasın kızım. Berdel de bozulmayacak ölüm de olmayacak. O hayta bir gelsin hele sen bir dur.
-Tamam ağam. Müsadenle.
Ben aşağı kızların yanına inerken aklıma gelen soruyla endişelenirken planla da gülümsedim. Aşağı indiğimde Dilanın kahvaltı sonrası hastaneye gittiği geldi aklıma, Sevda da aşağıds tek başına oturuyordu. Anamla Rojbin hanımda ortadan gözükmezken fırsat bu dedim.
-Kız napıyon!
-Kız pek bir neşelisin! Kuzicim ben bu bakışları biliyorum dökül.
-Birşey yok. Sadece ufak bir ziyaret yapıcaz.
Sevda kalkarken mutfaktan pişen çorbadan bir kase aldım onu Sevda alırken bizde onun odasına doğru gittik.
Kapıyı çalmadan içeri girdiğimiz de koltıkta oturup telefonla oynayan kız bir an şaşkınlıkla konuştu.
-Napıyorsunuz siz!
Sevda elindeki çorbayı masaya koyarken konuştu.
-Hasta ziyaretine geldik canım. Dün güzel bir dövüldün ya.
-Çıkın odamdan yoksa kötü olur.
-Neymiş kötü olacak olan acaba.
O oturduğu yerden kalkarken bende adım atıp yanına gittim onu tekrar koltuğa oturturken konuştum.
-Madem burada kalmaya razısın seni ayak altında görmicem. Nasılsa geri gidiceksin.
-Geri gittiğim yok tatlım. Aaa tabi senin haberin yok deme. Berat sana haber vermeden nereye gitti zannediyorsun.
-Ne saçmalıyorsun sen!
-Asmin canım kumam benim. Beratı sen bilmezken benim kollarındaydı, Ahh söz verdim herkese sen gelince dicez ama Beratla biz nikahı kıydık.
Ben karşımdaki kıza sert bir tokat atarken konuştum.
-Ne diyorsun sen! Berat yapmaz öyle birşey!
-Berat onun dışında da çok şeyler yaptı canım da söylemiyim özelimiz.
Ben kızından saçından tutup kendimi anlık kaybederken bu sefer Sevda araya girmiş onun bağırışıyla da Rojbin hanımla anam gitmişti araya
-Buke! Kendine gel!
Sevdanın bizi ayırmasıyla Ayşe ana da beni kolumdan tutup dışarı çıkardı.
-Naparsın kızım sen! Ne bu hal!
-Ana evlendik diyor! Berat burdan gitti benim yanıma geldi diyor!
-Berat etmez öyle birşey kızım durasın hem burdan onun yanına gelse bu kız buraya tek başına mı gelir?
-Olmamıştır değil ana. Berat etmez öyle birşey.
-Durasın kızım olmaz. Sen hele bir toplan. Berat gelince herşey hallolacak.
-Oğlun kalkıp gelirse olacak ana! Onun da gelen her niyeti yok!
Ayşe ana beni yatıştırmaya çalışırken odadan çıkan Rojbin hanım geldi yanımıza.
-Sen ne ettiğini zannedersin! Bu kızın hali nedir!
-Ben birşey etmiyorum Rojbin hanım! Sizin getirdiğiniz o yalancı kız ediyor ne ediyorsa.
-Kumanda yalancı deme! Ayrıca o kızın yalan dediği birşey yoktur!
-Ne diyon ana sen!
-Ne duyduysanız o hayde!
...
Aradan geçen zamanla ben herkese karşı güçlü dimdikken kendi içimde bir o kadar berbat haldeydim. Berat hala gelmemiş ona ulaşamıyorum. Üstüne birde nikahın kıyıldığını söyleyip duruyolardı. Şimdiye buradan kaçmak için Dilanla gidiyorduk.
Konaktan çıkmadan önce odamın kapısını kitlemiş anahtarı da yanıma almıştım. Ben gittim diye odamı onları verme düşüncesi bile gelmişti ve eğer ben geldiğimde Berat hâlâ burada olmazsa ben artık burada kalmazdım. Bu da Asmin Beyzade değil Asmin'in kendine sözü. Asmin Beyzade nin ettiği son laf olurdu.
-Yenge çıkıyoruz.
-Geldim.
Durduğumuz mola yerinden tekrar harekete başlayan arabayla Dilan Muratın yanına oturmuş bende arkaya geçmiş müzik dinlemiştim. Bir ara arabanın ekranında Abi'm diye yazı görsem de o pisliktir diye düşünüp sesini duymamak için daha da müziği arttırmıştım.
.
.
.
Uzun bir zamanın ardından İstanbul'da hem Sevdayla gezmiş hem enişteme uğramış hem Dilanın eksiklerini halletmiştik. Şimdiyse benim için dönüş vaktiydi. Murat'ta benimle geri dönecekti. Biz havalimanına gitmiş Mardin'de doğru yol alırken Berattan hâlâ bir haber yoktu. Ve eğer hâlâ dönmemiş olursa bu da bu konağa benim son gidişim olacaktı.
Berat beni terk etmeyi üç ay boyunca gelmemeyi üstüme kuma almalarını kabul ederken ben artık daha fazlasına kaldırmazdım. Onunla nikah kıyıp kılmadıklarını bilmiyordum ama kıyması daha fenayken diğer seçenekler de bir o kadar fenaydı. O olmasa bile Beratın beni terk edip gitmesi bile yeterince kötüydü benim için hiç bir sebep sunmadan, bir açıklama yapmadan bunca zaman arayıp sorup umursamadan geçen koca üç ay.
Muratın sesiyle uçaktan inerken daldığımı fark ettim. Arabaya binip konağa geldiğimizde uzunca baktım içeri girmeden bu şuan bir dönüm noktası olacaktı. İçeri girdiğimde Berat değil belki ama o pislikte burdaydı. Bizden bir iki gün önce gelmiş, Hejaya dönüp baktığımda o yokken ki mutlu hali gitmiş, bebeğini kaybettiği o halden çok daha kötü bir halde duruyordu.
Sabah saatleri olduğu için onlar içeri giderken bende yemek yemiyeceğimi ve dinleneceğimi söyleyip odama gittim. Ama yalandı o kadının yüzünü görmek istemiyordum. Şuan onu çekemezdim. Asaf ağa ile gitmeden önce son kez konuşacak ona göre gidecektim. İster ağaları toplasın berdeli bozsun ölüm versin. İster kabul etsin Berat hâlâ burada olmadıkça ben de buna katlanmayacaktım.
Odaya girip kapıyı üstüme kitledikten sonra hızlı bir duş alıp üstümü değiştim. İçeri geçtikten sonra tüm bakışlar bana dönerken ben sadece Asaf ağaya bakarak konuştum.
-Baba! Müsaitsen senle konuşabilir miyiz?
-Buyur kızım gel!
Biz dışarı çıkarken onlar da merakla bize baksa da kimse ses etmemişti.
-Ağam ben girmek isterim. Bunu ister boşanmayla yap, ister ağalarla berdeli boz. Ama ben burda bir gece daha kalmak istemiyorum.
-Gitmek yoktur Asmin. Berat gelecek önce!
-Geldiği mi var ağam üç ay oldu dört olacak beş olacak belki de yıl olacak ben bu çatı altında daha fazla onunla kalmam.
-Berat gelene kadar burdasın!
-Baba etme kızımsın dedin, öz babam bildim yapma bunu bana bunu şuan sen yapma yarın toplarım herkesi bozarım berdeli ben yaptım ben bozarım. Müsade et işler karışmadan bitsin bu. Ben bir gece daha burada kalmıcam. Sadece sen de bana bu sorunsuz hallolsun.
-Berat gelene kadar bir yere gitmeyeceksin kızım. Şuan sadece git dağ evine o gelene kadar kafanı dinle.
-Baba yapm....
-Bitti Asmin! Gitmek yok! Ne zaman o hırto gelir siz konuşursunuz o nikah kıyılır, o zaman gelecek bana ağalara seni ben savunayım, bu berdeli sorunsuz bozayım.
-Tamam baba ona da kabul.
Ama Berat gelmesin bu sefer ucunda ölüm olsa bu berdeli bozardım. Ne ağalar ne berat ne babam ne abim ne de onların o evliliği ne de kendi canım dahi umrumda olmazdı. Ben herşeyi kabul ederdim de o kumaya tahammül edemezdim. Beratın gidişini bile kendi içimde sindirmişken bu artık benim son noktam olmuştu. Ve dayanamadığım o nokta Beratı ya ben bulurdum ya o ağaları kapıya dayardım.
Asaf ağa gittikten sonra bende odaya gitmiş getirdiğim valizi boşaltıp onları kirliye atarken kapalı kalan odayı son kez temizlemeye başlamıştım.
Temizliği biten odayla aradan geçen zamanı fark etmemiş biten çamaşıtları toplayıp valizimi hazırladım. Odadan çıkıp anamlarla ve Hejayla vedalaştım. Geri kalanı pek de ilgimi çekmiyordy zaten Ciwanla işte olduğu için denk gelmezken o kız da etrafı da dolandığı için her an denk geliyorduk. Bir sefer daha dönmemek için kendimi zor tutarken işten gelen babamların ısrarıyla mecburum onunla aynı sofraya oturmuş yemekten sonra gitmemem konusunda ısrar etmişlerdi. Belki de bu evdeki son günüm olacağı için kabul etmiş ana yemek yemeyip sadece tabakla oynamuştım. İştahım yoktu.
Onlar yemek sonrası hep beraber çay içmeye terasa giderken ben valizimi almaya odama gitmiştim.
Ben dışarı çıkmadan gelen düşen tepsi sesi ve Ayşe ananın bağırışıyla dışarı çıktım.
Berat gelmişti. Hemde sandalyesi olmadan.
Berat gelmişti. Dimdik şekilde.
Berat gelmişti. Beni bırakıp geri gelmişti.
~~~~~~~~~~~
Keyifli okumalar...
Berat sonunda döndü sizce neler olacak?
Bayılan kim sizce?
AsBer neler yaşıyacak sizce?
Bölüm etkileşimi
