25. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM:23
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:23
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Rojbin ana etme, bir şey yap!
Elif Rojbin hanıma bakarak hâlâ da bağırsa bu sefer de Rojbin hanım konuştu.
-Söz verildi, sen bizi rezil mi etmek istersin.
-Bana sordun mu sözü verirken!
Rojbin hanım bu sefer aklına fikir gelmiş gibi konuştu.
-Öyle Berat! İstemezsin kuma!
-Ha babanne istemem!
-Elif bu konaktan gidecek! Siz evleneli ne kadar zaman oldu değil! 1 ay! 1 ay içinde kucağıma torunu verme o zaman o kuma nasıl geliyi!
-Babanne! Ne zaman çocuk yapacağımı sana soracak değilim!
-Bağırma büyüğüne! Berat! Ana sende bir dur! Zamanı geldiğinde olacak ha olmazsa o zaman ne olacağını ikisi de biliyor! Şimdi Elif kız bu konaktan bugün gidecek! Yiyin yemeğinizi!
Berat benim elimi tutarken konuştu.
-Hayrola Berat! Sofradan ne diye kalkarsın!
-Karımla baş başa dışarıda yicem amca, bir sorun mu var?
-Ne sorunu olacak oğul siz gidin yiyin yemeğinizi hayde afiyet olsun size.
Berfin ananın ortamı yumuşatmak için söylediği sözle biz odadan çıkarken Berat konuştu.
-Hadi Asminim hazırlan gel!
Ben kafa sallayıp odaya gidecekken Berat sıkıca tuttuğu elimi bırakmadığı için gidememiştim.
-Bir daha bırakmam kadın!
Berat da benimle beraber odaya gelirken ben çantamı almış o da beni bekledikten sonra çıkmıştık.
Normalde olsa Berat'a olan sinirimle asla gitmezdim ama sofrada olanlardan sonra konakta durmam iyi gelmiyordu. Gelmiyecekti de. Şuan en iyisi ayak uydurmaktı ben de tribimi dışarıda atardım.
Mustafa arka kapıyı açarken Berat konuştu.
-Anahatarı var.
-Ağam ben kullansaydım.
-Ver Mustafa!
Mustafa anahtarları Berat'a verirken biz oturmuş Berat da kullanmaya başlamıştı. Bende istemsizce merakıma yenik düşüp konuştum.
-Ehliyetin var mı?
-Merak etme kadın! Sürmeyi bilmeden almadım.
-Bilmem yani uzun zamandır dışarı bile çıkmazken sürebileceğini düşünmedim.
-Reşit olduğumda ilk işim ehliyet almak olmuştu o zamanlar çok hevesim vardı. Uzun zaman sürmeyince de ayağa kalktığımda bir iki pratik yaptım. Unutmamışım.
-Sevindim. Unutmamana.
Ben cama doğru dönüp yolu izlerken Beratın sesini duydum.
-Asmin'im.
-Hıh.
-Babannemin dediklerine takılma. Öyle birşey olmayacak.
-Doğru ya sen zaten çocuğumuz olsun istemiyordun deme.
-O nerden çıktı kadın!
-"Bir çocuk hayalin varsa yanlış adamla evlendin" Sen demiştin bunu bana.
-O sandalyedeyken istemedim Asmin, ben senden gelen her şeyi isterim.
-Tekrar bir kuma olayı yaşatma bana ağa! Daha birini kaldıramadım ikinciyi yaşatma!
-Sana söz güzelim. Sen ne zaman istersen o, bu bizim, senin kararın kim ne derse desin sen duyma. Yanımda olduğun sürece hiç birşey olmasına izin vermem.
Berat elime uzatıp tutmuş sonrada öpmüştü. Yol boyunca bırakmadığı elimle beni karman çorman ediyordu. Biri gidiyor öteki gelir deniyordu. Çocuğun olmazsa gelir deniyordu, Berat gitti deniyordu getiriliyordu. Berat gelmişti sanki başka biriydi. Ve ben içimdeki o sevgiye rağmen param parçaydım.
Araba durunca Berat elimi bırakmış ikimizde inince geri tutmuştu. Geldiğimiz yerde bahçe kısmına güzel bir yere otururken etrafa bakındım. Gerçekten çok güzel rengarenk bir yerdi.
Berat ortaya kahvaltı söylerken bende duruyordum. Öylece oturuyordum.
-Asmin'im.
Ben Berat'a dönüp adımı duymamla istemsiz bir tepki vermiştim.
-Heh.
-Neyin var!
-Hiç bişey!
-Ne oldu kadın! Dün en azından sinirini söylüyordun. Ne bu suskunluk.
-Sinirimi bile kalmadı ağa! İçimde ne sinir ne kızgınlık var. Kırgınlıktan, yorgunluktan öte hiç birşey yok!
Berat masanın üstündeki elimi öperken konuştu.
-Farkındayım kadın! Ama bu kadar seni üzüceğimi düşünmedim. Mutlu olursun sandım.
-Oldum biliyor musun ağa. Seni öyle görünce bir an tüm duygularımı unuttum ta ki... Gelip de benim olmam gereken o yerde başka bir kadını görene kadar!
-Yapma kadın o sarıldı ben değil!
Ben istemsiz boş boş bakarak bir tepki vermiştim.
-Boşver ağa.
-İçinde sen olan hiç bişeyi boşvermem kadın! Herşeyi telafi edicem.
Ben cevap vermemiş önüme dönerken, bir yandan da kahvaltılıklar gelmeye başlamıştı. Sessizce arada Beratın konuşmasıyla geçen kahvaltının ardından kalkmıştık.
Bense gerçekten de sanki dün tüm sinirimi kusmuş da bugün ölmüş gibiydim hiç bişeye tepki veresim gelmiyor. Bir duygu hissedesim gelmiyordu. Boşluğa düşmüş gibiydim. Berat gelmişti, o kadın gitmişti ama ben mutlu değildim, biz mutlu değildik. Belki de birşeylerin olmasını yapılmasını mutluluk sanmıştım belki de şuan öyle olmam gerekiyordu ama olamıyordum ve sebebini bilmiyordum.
Arabanın duymasıyla kendime gelirken konakta olmadığımız fark ettim ama nereye niye geldiğimizi bile sormak içimden gelmemişti. Bense sadece Berat'a ayak uydurdum o da elimden tutup giderken bende peşinden gidiyordum.
Etrafıma baktığımda Gecemin yanına geldiğimizi fark ettim.
-Gecem.
Ben Gecenin yanına gitmiş onu sevmeye başlamıştım. Benim güzel kızım da hemen başını eğmiş kendini sevdiriyordu.
O esnada çitlerin orda duran ve bizi izleyen Beratın sesini duydum.
-Sana ne olursa olsun iyi gelen tek şey o.
-Öyle; sadık, seven, seni terk etmeyen, üzmeyen tek canlı o. Gecem.
-Ahh kadın şu ata olan sevginin yarısı var mı?
Sana karşı olan içimdeki sevgiyi bir bilsen bu soruyu sormak aklına bile gelmezdi Berat. Ben cevap vermek istememiş sahte bir sitemle konuşmuştum.
-Onun bir adı var ağa Gece!
Berat durduğu yerden yanımıza gelmiş Gece de huysuzlanmıştı ben onu sakinleştirmeye çalışırken Berat da kaşılık verdi.
-Sakın ol kızım. Yabancı değil.
-Gece sende sahibin gibi misin? Hırçın.
-Ne alaka ağa! Senden ne hissettiyse hayvan husursuzlandı.
Berat dediğime gülmüş konuşmuştu.
-Gece sahibini benden mi kıskandın sen!
Bu sefer gülme sırası bendeydi.
-Yaaa kimden kıskanıcakmış benim Gecem her zaman Gecem önde.
Berat sinirle konuştu.
-Gecen önde öyle mi Asmin hanım.
-Başka önde olacak biri varda haberim mi yok ağa.
-Haber ederim ben sana Asmin'im.
-Ben biraz dolanıcam.
-Bu yolun aşağısında patika bir yol var oraya gidelim.
-Sende mi geleceksin?
-Ee at süren bir sen değilsin Asmin hanım. Uzun zaman oldu ama hallederim.
-Düşersen diye keyfin bilir.
Ben geceye binerken Beratta öte taraftaki ata binmişti. En başta hakimiyetinde biraz zorlansa da kısa zamanda toplamıştı. Sadece ben ona göre biraz hızlı gidiyordum.
Beratın dediği çiftliğin içinden geçen patika yola doğru gidince yem yeşil ormana çıkan çok güzel bir yol olduğunu gördüm.
Ben önde Berat arkada gittiğimiz güzel bir yolun sonunda boş bir yere konulmuş bir piknik yeri gördüm. Beratta konuştu.
-Hadi gel!
Beratın sesiyle ikimizde oraya doğru gitmiş. Atlardan inmiştik. Yere serilen örtütünün üstüne güzel bir piknik sofrası kuruluydu.
-Bu ne?
-Neye benziyor Asmin?
-Nerden çıktı?
-Kadın! Vakit geçirelim dedim istemiyorsan gidelim.
-Beni istemeyen genelde sensindir ağa!
-Asmin! Bıkmadın mı?
Berat'a cevap vermeyip yere oturmuştum. O da benim ardıma oturmuştu. Çok güzel bir ortam vardı.
Güzel bir piknik, Beratla yan yana olmamız önümüzde atlarımız, yemyeşil ortam.
-Burası güzelmiş.
-Çocukken annem babam her zamana buraya gelirdik. Babamdan sonra annem bir daha gelmedi, ben de çıkmadım zaten , ama her zaman bakımı yapıldı.
-Anısı kadar güzel.
-Öyle. Babamdan bana kaldı bura Asmin, o zamanlar annemle babamla geçirdiğim en güzel vakitler burdaydı. Şimdi de o güzel vakitler burada seninle geçsin istiyorum. Bizim ailemiz burada olsun.
-Ne kadar mutlu oluruz bilemem ağa ama umarım anılarınızı soldurmayız.
-İçinde senin olduğun hiç bir an solmaz ve sana söz bu alemin en mutlu eşi yapıcam seni.
İstemsizce gülmüştüm. Berat'a inanıyordum yapardı da ama yaşanaları hatırladıkça sanki imkansız gibi geliyordu ve biliyordum ki ben içimdeki bu döngüyü kırmadıkça Berat naparsa yapsın bu halim eskiye dönmicekti.
-Ne oldu?
-Hiç öyle, aklıma geldi birşey.
-Neymiş o?
-En mutlu eşi dedin ya. Evde bir kumam olduğu geldi aklıma.
Berat derin bir nefes aldıktan sonra telefonunu çıkartıp birini aramıştı hopörlörünü açtığı telefonla da o kişinin Mustafa olduğunı anladım.
-Buyrasın Ağam.
-Mustafa bıraktınız mı onu evini.
-Evet ağam. Biraz zorluk çıkardılar ama sizin emrinizi ve dediklerinizi iletince sorun olmadı.
-Tamam Mustafa siz geri dönün.
-Tamamdır ağam.
Berat telefonu kapatıp yere koyarken konuştu.
-Kimsenin olduğu yok Asmin! Sadece sen ve ben varız.
Sessiz kalmıştım sözde kumamı evden yolladığı için mutlu olup teşekkür etmek çok saçmaydı.
Ben yerde oturken Berat benim dizlerime uzanmıştı.
Ben hiç birşey yapmadan duruken o kenarda duran meyveden alıp bana uzattı. Onun elinden aldığım meyveyi ufak ufak yerken o da uzandığı yerden yiyordu.
-Biliyor musun Berat, burası, sofra, atlar, biz herşey çok güzel ama ben kendimi mutlu hissedemiyorum. Neden?
Berat'a değil de uzağa bakarak konuştuğum sözlerin ardından Berat da gözkyüzüne doğru olan bakışlarını çekmiş bana doğru bakıyordu.
-Benim yüzümden.
-Senin varlığın herşeye çare olurdu. Öyleydi ama gittiğin an öyle bir parçalanmışım ki bunu bile sen gelince anladım.
-İzin ver o parçaları tek tek toplayım yerine çok daha güzelini koyayım.
-Çok isterim biliyor musun? Buranın anısını, var olamayan bizi mahfetmemeyi. Ama sende bunu yapacak sabır, bende dayanacak güç var mı bilmiyorum.
-Senin tek gücün ben olurum kadın ve o sabır herkese bitse bir tek sana kalır.
-Umarım...
-O zaman benim miniğim açıkmamış mı?
-Berat ya ben minik değilim sen fazla uzunsun.
-Yani sen miniksin.
-Ağa!
-Kadın!
Gülmüştüm solan kalbimin yavaş yavaş renk aldığını hissediyor gibiydim.
Berat kalkıp önümüzde duran sandviçlerden ikimizin ortasına koymuştu.
Yediğimiz yemeğin ve kararın havanın ardına güzel bir günü geride bırakıp konağa dönmüştük geldiğimiz saat akşam yemeğini geçtiği için direk odaya gitmiştik.
İkimizde üstümüz değiştikten sonra ben yatağa Beratta kabullenip koltuğa gitmişti.
-İyi geceler kadın.
-İyi geceler ağa...
İkimiz için de uykusuz geçen bir gecenin daha ardına günü sabah etmiştik.
Kalktığımda banyodan gelen ses ve boş koltukla Beratın kalktığını anlayıp odayı toplamış üstümü giyinmiştim.
Duştan çıkan Beratla da ben de banyoya gitmiştim. İşlerimi halledip çıktıktan sonra giyinmiş bir Berat'ı görmüştüm.
Beratta beni fark etmesiyle yanıma gelmişti. Bu adam ne zaman yanıma gelse aramızdaki mesafeyi sıfıra indiriyordu. Ama boy farkımızdan dolayı yüz yüze gelemiyorduk. O bana bakmak için başını eğerken, bende yukarı kaldırıyordum.
Alnıma ufak bir öpücük konduran Berat konuştu.
-Günaydın.
-Günaydın ağa.
-Ben bugün işe gidicem kadın. Varmı istediğin bir şey.
-Kendine dikkat et, yeni ayaklandın.
-Benim güzel karım beni mi düşünmüş.
-Beraat! Düşünmüyorum falan!
-Tamam güzelim kızma öyle hemen. Ederim sende istediğin birşey olursa haber et.
-Tamam.
Berat ufak bir geri adım atıp tek hareketiyle beni kucağına alırken bende istemsizce bağırdım.
-Aa! Berat napıyosun!
-Şuna hâlâ alışamadın kadın!
-Sende beni niye oyuncak gibi indir kaldır ediyon!
-Seviyodun kadın ne oldu.
-Sandalyenle seviyodum ağa.
-Kalkmasaymışım ben Asmin, öyle daha mutlu olacaktın sanki.
-Yok biz ona sen beni terk etmeden, beraber yapsaydık herşeyi daha mutlu olacaktım diyelim.
-Her şeye de bir cevabın var!
-Susayım ağa!
-Ben zaten o dudaklara hasret kalmışım birde sesine hasret bırakma kadın!
Beratın bakışları dudaklarıma kayarken bana bakıp tekrar konuştu.
-Ufak bir şans öpücüğü yok mu kocana!
-Şansa ihtiyacın yoktur senin ağa!
-Doğru dedin benim tüm şansım kollarımın arasında.
-Berat yaa.
Beratın dediği beni mutlu ederken o an istemsiz gülmüş ardına da söylenmiştim.
-İndir beni ağa!
-Ne oldu şimdi kadın!
-Beni terk edip gittiğin geldi aklıma!
Berat beni indirmezkem dediklerime de erkeksi bir kahkaha atmıştı.
-İndir beni ağa geç kalıyoruz sofraya!
Berat beni indirirken karşımda duran adama baktım. Düğünden sonra ilk defa onu takım elbiseyle görüyordum. Bu adama takım yakışıyordu. Sinirimden belki dikkat etmemiştim ama Berat ayağa kalkınca tüm yakışıklılığı ayrı bir göze çarpar olmuştu ve bu da sinir bozucuydu. Önceden sadece benim gördüğümü şimdi niye tüm herkes görüyordu ki.
-Beni süzmen bittiyse gidelim mi artık karıcım.
-Seni süzdüğüm yok!
Ben dışarı çıkarken Beratta arkamdan gelmiş beraber sofraya geçmiştik. Hejayı ve yüzündeki kızarıklığı görünce istemsizce sordum.
-Heja iyi misin?
-İyiyim abla.
Bizi duyan annem de Heja ya dönmüş konuşmuştu.
-Hayrola kızım ne bu halin?
-Birşey yok ana, öyle biraz kırgınlık varda üstümde ondandır. Fark etmemişim.
Konu uzamazken erkekler işe gitmek için ayaklanmış ben ve Heja da uğurlamak için ayaklanmıştık. Babam ve Murat direk çıkarken biz de kapıda bekliyorduk. Gözüm istemsizce Heja ya kaydı. Yüzündeki tüm mutsuzlukla o pisliğe ceketine giydiriyordu. Birde bize baktım o ara Berat odadan ceketini kendi almış giymişti.
Berat yanıma gelirken istemsizce o pisliğin kıza dediklerini duydum.
-Bir daha böyle aşağı indiğini görürsem elimde kalırsın. Ben sana demedim mi o yüzünü toplayacaksın diye!
-Unutmuşum. Dikkat ederim.
-Akşama da hazırlan bekle beni! Bunun bir cezası olacak karıcım!
-Peki.
Ben Beratın sesiyle dikkatimi onlardan çekerken o pislik de konaktan çıkmıştı.
-Ne oldu Asmin.
-Bilmiyorum Berat ama Heja çok mutsuz. Ve belki dinlememem lazımdı ama bu adam kıza zorla...
Devamını getiremediğim cümleyi Berat anlamış sinirlendiğini fark etsem de o da bana belli etmemeye çalışıp konuştu.
-Onun da sırası geliyor Asmin'im merak etme sen.
-Bu ne demek.
-Yakında anlarsın güzelim.
Berat alnımdam öpüp tam gidecekken konuştum.
-Dikkat et kendine de kimseye de zarar verme.
Berat cevap vermeden konaktan çıkarken bende sofrayı toplayan Heja yı mutfakta köşeye sıkıştırmıştım.
-Heja neyin var?
-Birşey yok abla.
-Yalan söyleme duydum onun dediklerini.
Hejanın korkmuş hali gözlerinden okunurken korkuyla konuştu.
-Abla sakın ne olur kimseye deme. Ben söyledim zanneder. Lütfen.
-Heja bir sakin ol ben kimseye birşey demicem ama Berat biliyor.
-Ben bittim. Napıcam şimdi.
-Ya bir dur bak kimse kimseye birşey demicek. Beratta bunu halledicek tamam mı?
-Olmaz abla olmaz. Bak söyle birşey etmesin kimse onu engelleyemez. Berat ağaya da zarar verecek etme!
-Kimse zarar veremez sen sadece benim bilmem gereken birşey varsa söyle Heja, söyle ki seni o pisliğin elinden alayım.
-Yapma, yapma anlarsa beni öldürür size de zarar verir. Ben iyiyim. Lütfen karışmayın.
Heja benim konuşmama fırsat vermeden mutfaktan çıkmıştı. Bende bu konuyu akşam Beratla kesinlikle konuşucam diyip tüm gün işlere yardım edip Dilan ve Sevdayla konuşmuştum.
İkisi İstanbul'da beraber daha çok vakit geçirmiş yakın olmuşlardır. Sevdanın dediğine göre de Muratla araları baya iyiydi bu da onun neşesine baya vurmuştu. Eniştem bir sevgilisi olduğunu anlamış ama buralı olduğunu bilmediği için ve Sevdayla birebir konuşmadığı için laf etmemiş. İkisi için de mutluydum biri aşkına öteki okuluna kavuşmuştu. Ben de sevdiğime kavuşmuştum da. Heja nın elimden tüm bunlar alınmıştı. Okulu, gelecekteki mesleği, aşkı, sevdası ondan geriye ne kalmıştı bilmiyorum. Dayanması çok güç şeylere dayanıyordu.
Temzilikle, Rojbin hanımın torun yapın, yapmazsanız diye başlayan laflarıyla günün sonunda Beratlar şten gelmiş yemeğe oturmuştuk.
Heja o konuşmadan sonra gün boyunca odadan çıkmamış şuan sofraya inmişti sadece. Makyaj yapıp kapatmaya çalıştığı yüzünü gene de belli olurken. Bunu ya sadece ben fark ediyordum. Ya da kimse bunu garipsemiyormuydu. Bilmiyorum ama bu kızı o cehennem den kurtarmak istiyordum.
Yenen yemeğin ardından biz sofrayı toplamış çayları dağıtırken hepimiz içerde oturmuştuk. Heja hariçti. Heja direk odasına gitmişti. Tabi içerde olmayan kıza ilk laf Rojbin hanımdan gelmişti.
-Yeni gelin olacak bir de nerde bu kız!
-Ana hastadır kız, dinlenmeye çıkmıştır.
-Hastaymış bitmiyor bu kızın hastalığı!!
Rojbin hanım tam laf edeceği sırada kendi fenalaşmıştı. Durduk yere öksürük krizi tutan kadın elini kalbine koymuştu. Berfin ana da konuştu.
-Ana eyisen. Kızlar seni odaya çıkarsın.
-İstemez Ciwanım beni götürür değil oğul.
Ciwan istemez bir ifadeyle de Rojbin hanıma yardım edip yukarı çıkarmıştı ardına o da bir daha odaya gelmezken annemler ve Asaf baba da erkenden kalkmıştı. Ben etrafı toplarken Berat da beni beklemiş beraber odaya geçmiştik.
-Nasıldı ilk gün.
-İyi di Asmin.
-Canın sıkkın gibi.
Berat çıkartıp yatağa koyduğu ceketin ardına yanıma doğru adımlamıştı.
-Karımı özledim ondandır.
-Ya ağa kesinde ondandır. Bırakıp gidince özleme işe gidince özle.
-Yapma be Asmin'im bir bilsen o kokuna nasıl hasret kaldım.
Berat önüme çektiği saçlarımı koklarken bende konuştum.
-Beni değil de daha çok saçlarımı özlemiş gibisin he ağa.
Berat gülerken konuştu.
-Kadın sen varya! Öyle birşeysin ki her anına hasretim.
Berat'ın dibimde durmasıyla kaçamazken elimle onu hafif itmiş gitmiştim. Berat arkamdan bakarken bende kendime gecelik alıp banyoya gitmiştim.
Geri çıktığımda Berat da üstünü değişmişti. Onun kıyafetlerini alıp kirliye attıktan sonra tekrar geri döndüm.
-Berat.
-Söyle Asmin'im.
-Heja, o pislik kıza zorla istemediği birşey ediyor. Bugün sıkıştırdım biliyorum dedim çok korktu. Kimseye söyleme yoksa çok kötü olur falan diye söylendi.
-Farkındayım güzelim o şerefsizden aksi hareket beklenemezdi zaten ama şuan birşey edemem.
-Kız hiç iyi değildi ama zorla...
-Asmin ne olursa olsun onlar evliler öylece odasına dalıp yapamazsın diyemezsin kimse diyemez.
-Haklısın galiba. Sadece o kızı buradan kurtarmak istiyorum.
-Merak etme güzelim var benim aklımda birşey. Biraz bir zaman geçsin sen de Hejaya söyle birşey olursa o şerefsiz birşey yapmaya kalkarsa söylersin. En azından o zamana kadar engel oluruz.
-Söyledim ama demez, korkuyor sana söylediğimi dediğimde bile daha çok korktu, dersin diye. Senin aklında ne var.
-Var birşeyler güzelim boşver sen onu. Ben halledicem güven.
-Tamam. En kısa sürede hallolsun da.
-Merak etme Asmin'im.
Ben birşey demezken Berat oturduğu koltuktan beni süzüp konuştu.
-Benim güzel karım acaba bile bile mi böyle giyinir.
Üstümdeki geceliğe hitaben konuşmasıyla durmuştum. O gün giydiğim geceliğe laf ettiğinden beri böyle giyiniyordum ama tabi bu sürede Berat neredeyse hiç olmadığı için bu onun için yeni bir bilgiydi. Yani benim de o yokken giymediğim de vardı da bunu o da bilmiyordu.
-Ne alaka ağa. Ben seviyorum diye giyiyorum.
-Ne zamandır seviyorsun hiç görmedik karım.
-Yuh Berat. Sen o gün kapıya böyle çıkılır mı dediğinden beri seviyorum ama tabi sen de o günden sonrası olmadığı için bilemezsin.
-Laf etmeden duramıyorsun deme.
-Laf ettiğim yok benim.
Ben yatağa gidip yatarken Berat canı acımış gibi yüzünü buruşturmuştur.
-İyimisin ne oldu?
-Yeni tedavi olmuş kocanı yatırdın ufacık koltuğa.
-Çok mu acıdı.
-Biraz.
Berat yüzünü buruşturup ayaklanmış yatağa gelmişti.
-Doktor birşey falan dedi mi? Ağrırsa diye.
-Demedi. Ama burda yatarsam geçermiş öyle iki büklüm yatmayınca.
Ben, benim yüzümden oldu diye üzülürken Berat beni kendine çekmişti. Ben de numara yağtığını o an anladım. Göğsüne vururken konuştum.
-Berat kandırdın mı beni?
~~~~~~~~~
Herkese Hayırlı İftarlar...
Keyifli okumalar.
AsBerin arası düzelecek mi dersiniz?
Hejamm, üzgün gelin?
Ve çok istenilen o bölüm geldii...
Yorumlarınızı okumak çok keyifli. :)
Bölüm etkileşimi
