18. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM:17
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:17
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Napıyosun kadın!
Beratın sesine karşılık ben fısıltıyla konuştum.
-Ağam.
-Ne oluyor kadın.
Benim kısık sesime karşılık onunda sesi gene yüksek olsa da en azından bağırmıyordu.
-Sakin olsan ya biraz.
-Ben sakinim Asmin!
Bunu bile sesindeki sinirle derken bense onu yatıştırmak için ellerimi sıkıca onun boynuna doladım, yüzlerimizi daha da yakınlaştırrdım. Ve Beratın dudaklarıyla dudaklarımı birleştirdim.
Biz nefes nefese ayrılırken bu sefer o da fısıltıyla konuştu.
-Asmin öyle bir şey yapıyosun ki ne varsa alıyorsun üstümden.
-Sen yeter ki benim Beratım olarak kal, ağam. Ben her yükü alırım üstünden.
-Kadın.
-Ağam.
Berat boynuma ufak öpücükler kondurukken aynı fısıltıyla konuştum.
-Bugün, benim yüzümd...
-Değil di Asmin'im.
-Israr etmeseydim eğer olmayacakdı.
- Senden gelen herşeye razıyım kadın.
Ben Beratın sakallarıyla oynarken Berat konuşmuştu.
-Beni çok zorluyorsun kadın.
-Ağam ya ben birşey yapmıyorum.
Demiştim hafif cilveli bir sesle
-Bu yapmamış halin öyle mi karıcım.
-Evet kocacım.
-Demekki yapsan.
-Berat yaaa konuşma deli deli.
-Sen derken sorun yok Asmin hanım.
Ben Beratın dediğine gülerken tekrar konuştum.
-Saat geç oldu ağam, yatalım mı?
Beratın beklediği tepki bu olmasa gerek suratıma bakıp derin bir nefes alıp konuştu.
-Yatalım bakalım Asmin hanım, bunun intikamını alırım ama yaz kenara.
-Neyin intikamıymış o kocacım.
-Alınca görürsün karıcım.
Diyip göz kırpan Berat'ın omzuna vurup kalkarken. Dolaba doğru yöneldim. Beratta duş alıcağını söyleyip banyoya gitmişti.
Ben de Berat çıkana kadar makyajımı silip onu beklemiştim. O olmadan hâlâ şu yatakta yatamıyordum. Beratta banyodan çıkarken konuştu.
-Niye uyumadın?
-Sen olmayınca yatamıyorum.
Berat yüzündeki gülümsemeyle yatağa doğru gelirken bende onun geleceği taraftaki pikeyi kaldırmıştım. Berat yatarken her zaman ki gibi yatıp kendimi yorgunlukla uykuya bıraktım.
Sabah kapının gürültüsüyle Beratla peş peşe kalkmıştık. Ben üstüme sabahlık alıp kapıya giderken önde Hasret abla mahcup şekilde bakışlar atarken arkada da Rojbin hanım vardı.
-Hayırdır Rojbin hanım bu saatte.
-Gelin dediğinin bu saate hâlâ yatar mı? Edebsiz dışarı çıktığı hale bak.
-Sabahın 6 sında odamıza geldiniz ya Rojbin hanım ne beklediniz, kocam görüyor ya böyle beni.
-Terbiyesiz!
Rojbin hanım elindeki bastonu yere vurup tekrar konuştu.
-Kalk giyin çarşafı getir.
-Ne diyorsunuz siz, ne çarşafı.
-Gelinn! Laflarımı sorgulamak senin haddine mi kalmış!
-Ben öyle birşey yapmayacağım Rojbin hanım.
-Hangi hakla lafımın üstüne laf söyler oldun sen!
-Ne zaman lafınızı dinler oldum, Rojbin hanım.
Bu sefer de Arkadan gelen Berat konuştu.
-Hayırfır babaanne bu saatte yatak odamızın kapısına dayanırsın?
-Söyle şu edepsiz karına o çarşı alıp bana getirecek.
-Babanenne! Asmin bunu etmeyecek, çok istersen söylersin Hasret ablaya gider alır.
-Terbiyesiz, karısına laf geçirecek birde geleneklerimiz unutur mu oldun sen! Karısına laf edeceği yerde gelmiş birde hâlâ konuşur.
Beratında konuşmasına izin vermeden annemler aşağıya inmişti. Berfin anne Hasret ablaya bakarak konuştu.
-Hasret git çarşafı al.
-Bukeee! Ne ettiğini zannedersin sen!
-Babanne oldu istediğin daha ne dersin.
Aşağı inen Asaf babayla da sabah sabah herkes tamdı aşağıda.
-Ne oluyor burda! Bu saatte ne bağırışırsınız!
-Baba müsadenle.
Ben Asaf babanın üstümde sabahlıkla durmak hoş olmayacağı için içeri girerken dışarıdan gelen seslerin ardından Berat da çok geçmeden yanıma gelmişti.
-Sabah sabah ne oluyor Berat ya.
-Boşver kadın da sen bu halde niye çıkıyorsun, o kapıya.
-Ayy ne varmış acaba halimde. Yatak odamız ya burası giyinemez miyim. Kapımıza bir anda gelince ne bekliyodu.
Aynadan kendine baktım üstümde kısa şort atlet geceliğim vardı sabah da dolaptan elime ilk gelen pembe renkli boyu da dizlerime gelen bir sabahlık geçirmiştim.
-Giyinirsin kadın da, Ciwan var, Murat var, amcam var.
-Ayy Berat tamam da sabah sabah kapıyı çalınca kıracak gibi ne edeyim.
-Daha dikkatli ol karıcım odamız işte ben odamızda göreyim sadece seni böyle.
Beratın göz kırparak konuşmasıyla bende ona laf edip dolaba yöneldim.
-Aaman Berat ağa, giymem sende görme.
Beratsa yanıma gelip kolumdan tutup gene kucağına oturmuştu.
-Yok karıcım sen daha çok giy.
-Beraaaat!
Berat bu dediğime gülerken bende omzuna vurup kalktım.
-Hayde Berat ağa sabah sabah lafımı işittim yeterince hazırlanıcam ben.
-Hazırlan karıcım.
-Eee ağam sen orda öylece duracak mısın?
-Bu bir problem mi?
Ben dolaptan aldığım kıyafetlerle Beratın yanından hızlıca geçip banyoya girecekken konuştum.
-Yok ağam niye olsun.
-Kadınnn!
Berat arkamdan söylenirken bende banyonun kapısını kapıtıp içeri geçtim. O esnada dışarıdan zılgıt sesleri duyulmuştu. Rojbin hanım istediğini almıştı belli ki.
Onu ve yaptıklarını düşünmemek için az önceki halimize takıldı aklımm. Tamam bazen fazla cesur davranışlar yapıyor olabilirdim ama bu Berattan utanmadığım anlamına gelmiyordu. Onun yanın da da rahalıkla giyinemezdim.
Banyoda işlerimi halledip üstümü de değiştikten sonra tekrar odaya geldiğimde Berat da sadece tişörtünü giyinmiş masasına geçmişti. Bende odayı toplayıp kahvaltıya yardıma gittim.
Dilan da mutfaktayken bende onlara yardıma başlamıştım. Aradan çok geçmeden Heja da yanımıza gelmişti.
-Günaydın.
Hejanın sessizce çıkan sesiyle biz bile zor duyarken karşımızda duran kız hiç iyi halde değildi.
Dilanda bunu fark etmiş olacak ki yanına gidip konuştu.
-Heja, sen niye geldin biz hallederdik.
-Şey, yardım edebilirim.
Bu sefer bende kızların yanına gidip duvara tutunarak ayakta kalan, gözleri şişmiş, yaşından yaş almış gibi duran kıza bakarak konuştum.
-Edersin canım da sen hele önce bir otur şuraya.
Heja benim yönlendirmemle oturuken önce Dilana sonra Hasret ablalara baktım Hasret ablalar bakışlarımla işlerine geri dönerken bende önümdeki kıza bakarken biraz daha sessiz konuştum.
-Bu havada niye böyle uzun kollu giyindin?
-Şey, biraz üşüdüm de sabah.
Biz Hejanın önüne bakarak sessizce söylediği lafların ardından Dilanla birbirimize bakmıştık. Dilanda tekrar konuştu.
-Sen otur Heja, biz kurarız.
-Yok, bende edeyim.
-Zorlama kendini. Heja otur şuraya içeri taşırsın birazdan sorun olmaz.
Heja sessizce kabullenirken, bizde Dilanla tekrar tezgahın oraya yardıma gitmiştik. Dilands sessizce konuştu.
-Yenge şu kızın haline bak, o abim kim bilir ne etti!
-O ne etti bilmem de, bu kız burda yavaşca solup gider Dilan.
Biz sofrayı hazırlarken Berfin anne gelmişti mutfağı onun geldiğini gören Heja ayağa kalkarken yüzünü buruşturmuştu, canın yandığı belli oluyordu.
Berfin ana da Heja nın elinden tutup geri oturtmuş kendi de yanına oturmuştu.
-Kızlar sofra hazır değil mi halen. Babanız laf eder birazdan.
-Tamam ana hallediyoruz az kaldı.
Berfin ana Hejay'a birşeyler anlatırken bizde sofrayı içeriye taşımaya başlamıştık. Ama o şerefsizi içerde gördükçe sadece tepsiyi içsei götürüp Dilana masaya yerleştirmesini söyledim. Onunla aynı havayı dahi solumak istemiyordum. O günden sonra Hejayla gelene kadar evde görmemiştim onu şimdiyse her gün şurada görmek iyice beter ediyodu beni.
Ben tekrar mutfağa geçerken, son kalanları aldım, Heja da ardımdan Berfin ananın elini öpüp kalmış çayı alıp peşimden gelmişti.
Heja benim gösterdiğim yere çayı koyarken. Ardından Asaf baba ve Rojbin hanımın da ellerini öpmüştü. Ben Dilandan tepsiyi alıp odadan çıkmıştım. Mutfakta bize ait olan tepsiyi de alıp odaya gittim. Her zamanki gibi dönüp bakmayan adama karşın konuştum.
-Berat sofra hazır.
-Geliyorum kadın.
Ben masaya elimdeki tepsiyi koyup sandalyeye oturmuştum.
-Hayırdır kadın, durgunsun.
-Hejaya takıldı aklım ağam.
-Neyine takılmış Hejanın.
-Hiç iyi durmuyordu sabah.
-Asmin yeni evli kız, alışır zamanla takılma sen buna.
-Sanmıyorum Berat.
Biz Berat lâ kahvaltımızı ettikten sonra Berat tekrar işine bende mutfağa dönmüştüm. Odadan çıkarken Asaf babayla Murat işe giderken o pislik ilk gün diyip evde kalmıştı.
O evdeyken mutfakta kalmak istemesem de tüm gün odamda durmam da daha fazla dikkat çekeceği için en azından tek kalmam demiştim kendime.
Mutfakta biz işlere yardım ederken Heja ne yapacağını bilmez halde bize yardım etmeye çalışıyordu.
Bizde hem ona hem de bize değişiklik olsun diye sohbet ede ede akşam yemeğini Dilan ben Heja hazırlarken Hasret ablaları da temizlik yapmaya göndermiştik.
Dilan şen tutmaya çalışıtğı sesiyle konuştu.
-Eee yenge anlat, ne ettin de Berat abimi odasında çıkardın sen.
-Birşey etmedim Dilan ne edecem, öyle kendi gelmek istedi.
Dilan bir yandan dolma doldururken bir yanda da bana omuzuyla hafifçe bana vurup konuştu.
-Heh yenge bizde buna inandık. Deme heja?
-Ee şey evet.
-Hayırdır kız neyin var. Diyen Dilandı,
-Şey dalmışım da ben.
-Dinlenmek istersen otur Heja biz hallederiz buraları. Diye karşılıl vermiştim bende,
-Yok ben ederim. Oturamam.
Dilan Hejanın havasını az da olsa dağıtmak iiçin ortamızda duran Dilan bu sefer de Hejaya hafifçe omuz vurmuştu. Elleri pis olduğu için dokunamıyor, ikimizi de omuzuyla dürtü yordu.
-Kızz elinde pek hızlı.
Heja hafifçe gülümserken Dilan onu daha da rahatsız etmek istememiş bana bulaşmıştı.
-Eee yengecim.
-Ne oldu Dilan?
-Yav yenge çatlatma da söyle ne ettin de çıktı Berat abi odasından.
-Yav birşey etmedim, öyle gelmek istedi.
-Heee iki işve cilve diyon.
-Dilaaaan!
Dilan benim verdiğim tepkiye gülerken, bende Dilanın dediklerinden utanmış, kızgınca ona bakıyordum.
-Ay ayy surata bak kız şunun.
Dilanın Hejaya karşılık konuşmasıyla busefer ikisi de bana bakıyordu.
-Kızz, ne diyon sen, biri neyin duyacak Dilan rezil olucam sus hele.
-Bak bak etmiş de korktu.
-Dilaan. Kız elimde kalırsın hain görümce.
-Aman yengecim. Demedik birşey.
Biz kızlarla kendi aramızda sohbet ederken o pisliğin yukarıdan bağırmasının sesi gelmişti.
-Hejaaa!
Heja korkuyla yerinden sıçrarken hemen ellerini silip koşarak mutfaktan çıktı. Bizde Dilanla hiç birşey yapamadan öylece bakmıştık kızın arkasından.
Biz geri kalan işi sessizce bitirdikten sonra kahve isteyen annemlere kahve etmiş onların yanında oturmuştuk.
-Buke sağlasın kızım.
-Hayırdır ana, birşey mi oldu.
-Yav yenge daha ne olacak. Abim odasından çıktı sen bunu niye büyültmüyon, bu yılların hareketi.
-Valla bu deli kız doğru der kızım, ne ettiysen de çıkardıysan afferin sana.
Dilan Berfin ananın lafı üstüne gülerken tam o konuşacakken ben ona bakıp konuştum.
-Ne edecem ana ben öyle beraber gidelim dedim o da sağolsun tek bırakmadı beni.
-Her valla yengecim abim de bizim yıllardır dinlemediği lafını karısından hemen dinlemiş değil ana.
Dilanın gene duramayıp yaptığı ima ile annemler de iyice yanlış anlayıp gülerken konuştu.
-Hee kızım eyi de etmiş.
Ben birşey demezken Dilan'a seni geberticem adlı bakışlarımı atıyordum. Halbuki ben biridy etmemiştim. Berat kıskançlığından gelmiş, Dilan bunu biraz büyültmüş, anamlara da hepten ima etmişti. Hakketen dayaklıktı bu kız.
Ben daha da Dilana bakmadan tekwando kursundan dönen Lizge gelmişti yanımıza.
Lizgeyi ben tam yanıma alacakken bana surat büküp Dilanın yanına gitti.
-Küçük görümcem.
-Ben sana küstüm.
-O niye küçük hanım.
-Sen benim seçtiğim kraliçe elbisesini giymedin.
Dilanda sahte kıskançlıkla konuştu.
-Ablacım sen birde onunla elbise mi seçtin, gel benimle seç hem ben giyerdim senin seçtiğini.
Dilan inatla Lizgeye gel bir daha beraber yapalım diye zorlarken ben de Lizgenin gönlünü almaya çalışırken günü akşam etmiştik. Gün içinde Heja yı bir daha görmezken bizim kalkmamıza yakın Rojbin hanım gelmiş onun gelmesiyle bizde kalkıp akşam sofrasını hazır etmeye başlamıştık.
Dilanla içerideki sofrayı hazırlarken, ben son eksikler için mutfağa gittiğimde Heja yla o pislikte aşağı iniyordu onun bakışlarını üstümde hissetsem de hızlıca mutfağa gidip sofrayı Hasret ablalara bırakıp bize ait olan tepsiyi alıp odaya gittim.
Elimdeki tepsiyi her zamanki masaya koyarken Berat'a da seslenmeyi ihmal etmedim o da kalkıp masaya gelmişti.
-Ağam Lizge bana küsmüş biliyor musun? Hemde senin yüzünden.
-Ben napmışım kadın?
-O elbiseyi bana giydirmedin o da onun seçtiğini giymedim diye küstü.
-İyi olmuş.
-Berat yaaa, yuh ama.
-Onu bir daha giymeyeceksin kadın.
-Berat yaaa sen ne zamandır bu kadar kıskanç biri oldun acaba.
-Sen daha bilmediğin çok şey göreceksin karıcım.
Berat'ın göz kırpışıyla ben utanırken cevap vermeden yemeğe döndüm.
-Benden artık utanmıcaktın Asmin hanım.
-Yoo utandığımı kim demiş. Bundan al ağam bak çok güzel olmuş.
Ben Beratın tabağına yemek koyarken o da gülerek karşılık vermişti. Utanmıcam dedim diye utanamaz mıydım? Berat ne kadar eşimde olsa, artık ilk zamanlardaki gibi değil de daha da yakın da olsak elimde değildi bu duyguyu bir anda atamıyordum içimden.
-Ağam, işin çok var mı?
-Hayırdır?
-Hiiç öyle yoksa akşam bir şeyler yapalım dicektim.
-Ne gibi?
-Off Berat ne biliyim ben kocamla zaman geçireyim dedim, demiyorum birşey.
Ben tepsiyi alıp tekrardan mutfağa giderken Berat'a da ayrı sinir olmuştum. Konak'ta dolanmak, onunla denk gelmek ihtimalini bile düşünmek istemiyordum. O yüzden bunu Berat'a demiştim ama o da sağ olsun anca sorguluyordu benim dediklerimi.
Mutfakta Hasret ablaların oluşuyla tek olmadığım içim sevinip tepsiyi düzeltip Berat'a da çay koymuş içeri götürmüştüm.
Normalde olsa akşama çay servisini ben yapardım ama Heja yeni gelin olduğu için onun yapması daha uygun olacağı için ve o pisliğe çay döktüğümden beri Rojbin hanımım olduğu yerlerde çay taşımadığımı varsayarsak ben zaten bugün taşımazdım.
Berat'a çay götürdükten sonra onun hâlâ bilgisayar başında olduğunu görmüş, bende geri mutfağa gitmiştim. Hejayı çayları doldururken gördüğümde konuştum.
-Kolay gelsin.
-Sağ ol.
Hejanın sesi tüm gün olduğu gibi olabildiğince kısık çıkarken cevap vermişti.
Ardımızda mutfağa gelen Dilanla da onlar tatlı ve çayları alıp terasa çıkartmışlardı. Onlar da yukarıda otururken, hasret ablalar da mutfağı toplarken bana yapacak birşey kalmamıştı. Bende öylece tek durmak istemeyip hızlıca odaya geri gittim.
Berat her zamanki gibi bakmazken bende kitabımı alıp yemek yediğimiz yerde kitap okumaya başladım.
Aradan geçen yarım saatin ardından Beratın sesiyle kendime geldim.
-Asmin.
-Efendim ağam.
-Napıyosun, sen orda.
-Konak'ta işler bitti bende kitap okuyim dedim. Çay getireyim mi sana.
Berat yanıma doğru gelirken konuştu.
-Senin bugün neyin var.
-Bir şeyim yok ağam.
-Asmin! Yalan deme bana.
-Ne yalanı dicem Berat yorgunluktandır. Ne olacak.
Berat bana sadece bakıp birşey demezken. Ben tekrar konuştum.
-Ya senin ne kadar işin kaldı.
-Hayırdır kadın.
-Sıkıldım ağam. Hem dün de masaj yapmadım ben sana geç de yapayım.
-Son bir hafta kadın.
Berat göz kırparak konuşurken ben de aynı düz sesimle konuştum.
-Bir buçuk ağam.
Berat erkeksi bir kahkaha atarken. Tekrar konuştu.
-Arada kalan günleri de esirgemem diyorsun.
-Evet ağam madem söz verdin günü gününe tut
-Yap bakalım Asmin hanım.
-İyi hadi git de üstünü değiş.
Berat dolaptan kıyafet alıp banyoya giderken bende dolanın başına geçtim. Sabahtan sonra bilerek uzun kollu bir gecelik giymek istemiştim ama hava fazla sıcaktı bende çivi çiviyi söker diyip saten uzun göğüs kısmınds hafif dekoltesi olan bir gecelik giydim. Normalde olsa bunu asla giyemezdim ama şuan sırf sabaha olan inadımdan yapıyordum bunu da. Ben tam sabahlığını da elime almış giyicekken.
Berat banyodan çıkmış bana bakıyordu, hatta süzüyordu.
Ben hızlıca sabahlığı da üstüme geçiriken banyoya girmiştim. Kendimi toparlayıp işlerimi de hallettikten sonra tekrar odaya gittiğimde Berat da yatakta uzanıyordu.
Baş ucumdaki çekmeceden kremleri alıp bende yanına geçtim. Beratın bakışlarını üstümde hissetsem de ben ona bakmayıp kremleri sürüp masaj yapmaya devam ettim.
-Ağam
-Asmin'im.
Beratın dediğiyle yüzümdek gülümseme büyürken konuştum.
-Geceyi göremez miyim.
Berat ona ilk geceyi dediğimde onlardan almıştı ama ben daha görememiştim.
-Dağ evinde kadın.
-Buraya gelemez mi?
-Burada ahır yok.
Benim az önce güzel yüzüm düşmüştü. Ne zaman içim daralsa, kendimi kötü hissetsem geceye sığınmıştım şimdiye kadar. Şuanda onu bu kadar zamandır görememek kötü hissettirmişti.
-İstersen sen git görmeye.
-Gerçekten mi ağam. Gider miyiz?
-Sen gidersin kadın.
-Olsun kalsın o zaman.
-Çok istiyodun.
-Sen olmadan gidip napıcam Berat dağ evi birde.
-Tek gitmezsin Asmin, seni oraya tek başına gönderecek
değilim..
-Olsun kalsın gideriz belki bir ara.
Geceyi görememek beni üzse de, oraya da tek başıma gitmek istememiştim, Berat vardı yanımda onun yavaşca bu engelleri açtığını görüyordum. O yüzden onunla birlikte gitmek istiyordum.
Ben masajı yaparken Berat oturduğu yerden beni bir anda çekmiş kendi altına almıştı.
~~~~~~~~~~
Keyifli Okumalar...
Bu bölümdeki AsBer'imizi nasıl buldunuz?
Yeni karakterimiz Heja sizce nasıl?
Oy ve yorumlarınızı bekliyor olucam.
Bölüm etkileşimi
