BÖLÜM:25

Vaveyla Yazarı: Mavi Gece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:25

Sabah Beratın kollarında güne başlamıştım. Evlendiğim günden beri yaşadığım en huzurlu anlarımdı sabah gözümü açtığım bu kollar.

Dün gece aklıma geldikçe deli gibi utanıyordum. Şuan bu kollardan kalkıp Beratla yüz yüze gelmeye bile cesaretim yok gibiydi. Utançtan istemsizce başımı Beratın göğsüne bastırmıştım. Her zamanki gibi benden nasıl erken kalktığını anlamadığım Berat da bu hareketimle uyandığımı anlamış olacak ki saçlarımı öpüp konuştu.

-Günaydın Asminim.

-Günaydın ağam.

Ben hâlâ Beratın göğsünde yatarken onun ufak öpücükleriyle tekrar konuştum.

-Kalkayım ben geç kaldık.

Ne yapmaya çalıştığımı anlayan Berat ben daha kalkamadan beni kendine çekmiş bir hızla da altına almıştı.

-Hayrola karıcım.

-Ne oldu ağam?

-Kaçıyor gibisin?

-Yoo, ne alaka sadece geç kalkmışız babannen laf eder şimdi tüm gün, konağın gelini nerde diye.

-Kocam bırakmadı dersin.

Beratın göz kıraparak konuşmasıyla ben daha da beter utanıp gözlerimi kaçırıp konuşmuştum.

-Yaa oldu, yeterince lafımı alıyorum ben birde edepsiz terbiyesiz diye hiç uğraşmıyım ağa.

-Ama bu adamın seni bırakmaya hiç niyeti yok kadın.

-Yok ağam! Valla iki dakika olmadan kapıya Şengül ya da Hasret abla gelir. Ben almıyım.

-Kendi karımızla da vakit geçiremicek miyiz?

Gelen kapı sesiyle Berat eğildiği üstümden ettiği ufak küfürle kalkarken bende sabahlığımı giyinip konuştum.

-Hay ben böyle işin...

-Ne dedim ben sana hem sen nereye ağa?

Berat bana garip bakışlar atarken gözlerimle üstünde olmayan tişörtünü işaret ettim. Berat da gülüp konuştu.

-Sen beni Hasret abladan mı kıskandın?

-Bana bak Berat ağa, ben sabahlıkla çıktım diye demediğinizi bırakmadınız, sende yani bunca yıl kimseye gözükme şimdi yarı çıplak dışarı git.

Berat'a konuşma fırsatı vermeden sabahlığımın kuşağını bağlayıp kapıya gittim.

-Kusura kalma kızım, sofra hazır sayılır hanımım gelsinler dedi de.

-Tamam abla geliyoruz birazdan.

Biz Beratın kıskandın mı diye lafları ve kapıya kim daha açık çıkmış diye onun olmayan tişörtünü ve var olan sabahlığımın tartışmasını yaparak hazırlanmış. On dakika için de de salona gitmiştik.

Herkesin ordayken en son bizim gelişimizle de sofraya oturmuştu.

Tabi Rojbin hanım laf etmeden duramıyordu.

-Gelin dediğin bu saatte mi kalkar.

-Babanne her gün geç gelmiyoruz sofraya. Bugün böyle oldu.

-Birde laf edersin buraların geleneği göreneği nerde kaldı! Gelin dediğin kaynanasından önce kalkar, sofra kurar. Edebsiz!

-Geç kalktım diye edepsiz olduğum bir durum yok Rojbin hanım! Ben ne yaptığımın hesabını size vermek zorunda mıyım?

-Yeter! Kaç gündür bu konakta ki saygısızlık nedir!? Büyüklerinizle doğru konuşun! Yiyen yemeğinizi!

Asaf babanın ettiği son sözle herkes susarken olmayan iştahımla birşey yiyesim gelmemişti. Sabah sabah sinirlerim bozuluyordu şu kadın sayesinde.

Suskun geçen bir sofranın ardına Berat ayaklanmış bende onu geçirmek için kalkmıştım.

-Takılma babanneme güzelim. Yaşlı zaten sen kusur etme.

-Kusur ettiğim birşey yok benim! Karışmadığı bir odamız kalmıştı dicem de mağlum ona da karışıyor.

-Güzelim kimse karışamaz bizim özelimize! Sen sadece saygıda kusura etme, babannemin dediklerini de boşver.

-Ayy Berat saygısızlık mı ediyorum ben kadına! Nereye karışamaz acaba bir ayın içinde torun yoksa kuma var diye rest çeken kimdi!

-Asmin bir sakin ol!

-Sakinim ben! Sen bozuyorsun sinirlerimi. Etme yapma sanki yapıyorum gibi.

-Kimse sana yapıyorsun demiyor. Dikkat et diyorum.

-Tama Berat ağa, tamam ben onu da yaparım. Sen merak etme yokluğunda da tek başımaydım şimdi de ben yaparım!

-Asmin ne saçmalıyorsun! Yokluğumdaydı bitti! Burdayım ve olmayacak diyorum.

-Tamam Berat. Kolay gelsin!

Huzurla uyandığım güne nasıl kavgayla başlamıştık bilmiyordum. Sabah bozulan sinirlerimle Berat işe giderken bende annemlerin, Rojbin hanım orda olan herkesin bizi izlediğini gördüm, her ne kadar odaya gitmek istesem de Rojbin hanımın sesiyle gidememiştim.

-Bukeler! Gelin buraya!

Hejayla ardı ardına Annemlerle oturan Rojbin hanımın yanına gidip yan yana durmuştuk.

-Buyrun Rojbin hanım!

-Utanmaz mısın! Kocanla kavga etmeye!

-Kocam işte benim kocam ya o! Niye utanıyım. Şahit olmasaydınız daha iyiydi ama bu da sizin kulak verip dinliyeceğiniz anlamına mı geliyor!

-Buke!! Kendine gel! Ne bu saygısızlık! Birde bu konağa gelin olacak. Sen önce edep öğren.

-Ben edebi çok iyi biliyorum, Rojbin hanım! Siz de biraz özelimize saygı mı gösterseniz.

-Kızım hele oturun şuraya! Ana, birşey mı istediydin sende gelinlerden. Çağırdın.

Berfin ana olayı yumuşatmak için araya girerken Rojbin hanım da az önceki sinirli halinden sonra gülen bir ifadeyle konuştu.

-Bunun gibi saygısız değil de benim sözümden çıkmayan Heja hanımağa olacak eyi ki!

Rojbin hanımın dediklerine anlamasam da şaşıran bir ben değil annemler ve Heja da olmuştu. Rojbin hanım elini yanında oturan kızın dizine koyarak konuştu.

-Kullandınız mı verdiğimi kızım.

Heja başını eğerken çıkabilecek en kısık sesiyle konuşmuştu.

-Şey, evet.

-Eyi, eyi afferin işe yaradı değil?

-E...evet!

-Afferin, Ciwanıma. Dikkat edesiniz.

-Hayrola ana, ne verdin sen Hejalara.

-Eee, Ciwan ağa olacak! Ağa'ya bir evlat lazımdır! Heja da bir erkek doğuracak! O doğursun ki kuma gelmesin!

Annemler bile bu kadarını beklemiyor olsa gerek herkes şaşkınlıkla bir birine bakıyordu. Kim bilir kıza ne vermişti. Heja da şuan bu hale gelmişti. O şerefsizin ağa olacağı bilgisini kim vermişti? Öylesine zalim birinin ağa olma düşüncesi bile iğrenç gelmişti.

Biz saygızılık olmasın diye kalkamazken Rojbin hanım da söylediği kahveyi yarım bırakıp fenalşmıştı. O odasına giderken bizde derin bir nefes alıp annemlerle oturuyorduk.

Berfin ana merakla Hejaya dönüp konuştu.

-Hayrola kızım? Anam size ne verdi?

-Şeyy, ana ben pek bilmiyorum dün Ciwana verdi.

-Ne vermiş hele Ciwana.

-Ufak bir kavanozdu ana.

-Ne kavonozuymuş kızım bu diyesin hele bir!

-Ağa'ya erkenden bir evlat gerek dedi, erken olacakmış onu yiyince. Şifacı ebe diye birinden almış.

Hejanın utana sıkıla söylediği sözlerle bir Yuh dedim kendi kendime. Kadın, o şerefsizi ağa yapmış, ağalığını da garantilemek için erkek evlat uğruna, nerde aldığı belirsiz bir karışımı yediyordu.

Gerçekten de bazen hatta genel de çoğu zaman Rojbin hanımın yaptıklarını bir mantık çerçevesine sığdıramıyordum. Gerçekten de Sevdanın dediği gibi Hürrem Sultan gibi kendi salatanı kurmuş da onu sarsacak hiçbirşeye tahammülü yoktu, herşeyi kendi kontrollünde yapmaya çalışıyordu. Beratı kabullenmeyişi, O pisliğe olan ağa sevdası da bundadı. Berat onun için yıllardır odada kalan sonradan herşeyi alabilecek biriyken. O pislikse, kendi büyüttüğü ve onun saltanatını devam ettirebilecek, kendi istediğini yapabileceğini biriydi.

Biz annemlerle otururken görüntülü arayan Dilanla konuşmuş, biraz da sohbet etmiştik ama benim aklım hâlâ sabah anlamsız yere tartıştığım Berattaydı. Belki ben fazla tepki vermiş olabilirdim ama onun da böyle çocuk gibi nasihat geçip bağırmasına gerek yoktu!

Hatırlayınca gene sinirlerimin bozulmasıyle düşünmemeye karar vermiştim ki konağa Murat girdi.

-Hayrola oğlum.

-Ana abim bir dosya unutmuştu da Heja yenge sen bir bana verebilir misin? Odasındaymış.

Heja Muratla üst kattaki odasına giderken anlam veremediğim birşey vardı. Murat durduk yere onun evde unuttuğu dosyayı neden almaya geliyordu ki?

Kendi kendime banane diyip mutfağa yardıma gittim.

Aradan geçen 20 dakika sonunda Heja da sabahki yüzünün aksine onu şuana kadar gördüğüm en mutlu ifadesiyle mutfağa gelmişti.

-Heja?

Heja bir an duraksamış olsa da kendine gelip hızlıca cevap vermişti.

-Efendim abla?

-Pek bir mutlusun Maşallah.

-Şey, yok sadece öyle.

-Mutlu ol, hep ol şu konakta mutluluğu en çok hak eden kişisin. Ben öyle bir anda görünce merak ettim.

-Sağ ol abla. Yardım ediyim.

Heja sebebini söylemese de içten içe ayrı bir mutluluğunun olduğu kesindi. Benim de sorgulamak gibi bir amacım yoktu zaten gerçekten de en çok mutluluğu hak eden kişiydi. Mutluluk belki hak edilmesi gereken birşey değilde var olması gereken birşey gibiydi ama bu konakta mutlu olmak için önce birilerinin hak ettiğine inanması lazımdı.

Evlendiğimde beri bir kere bile beni sormayan anamın, babamın evinde bana o mutluluğu hak görmemişlerdi. Buraya geldiğimde ilk başlarda Berat dahil o da görmemişti. Zamanla mutlu oluyoruz dediğimde çekip gitmiş. Şimdiyse onunla her ne kadar iyi olsak da konak içinde genel bir mutluluğu hâlâ da hâk ederek almak gerekiyordu.

Hejanın gülen yüzü, benim boğulduğum düşüncelerin ardından akşam yemeğini hazır etmiştik. Bende ardına Beratın üst kattaki odasına gitmiş güzel bir temizlik yapmıştım. Aldığım kısa bir duşun ardına, Sevdayı aradım. Uzun zamandır konuşmamıştık, şuan konuşmak iyi gelecekti.

-Kuziim nasılsın?

-İyiyim Sevda, sen nasılsın?

-Hayrola kız birşey mi oldu?

-Yok ya ne olacak, yorgunum biraz.

-İyi bakalım, ayy Asmin ben ne öğrendim.

-Sana hayırdır asıl söyle.

-Murat galiba bana evlenme teklif edecek.

-Nasıl?

-Ya Dicle bana yakın ya ben geçenlerde ona gittim. Muratla olan konuşmalarına denk geldim yani ona bildirim geldi bende göz ucuyla görmüş olabilirim. Murat bir resim atmış altında da şey yazıyordu. "Abicim işte sence bu nasıl?" Falan resim de de yüzük vardı.

-Sen istiyor musun?

-Bilmiyorum kuzi, Muratla olma fikri çok güzel ama çok erken, babamı zaten biliyorsun. Seviyorum ama korkuyorum. Babamla Murat arasında kalmaktan.

-Merak etme sen gönlünden geçeni yap, eniştem biraz zordur ama sana olan ayrı bir düşkünlüğü var. Kıyamaz sana.

-Annemden sonra ayrı bir özen gösteriyor bana ama annem için yıllardır o topraklara adım atmıyor kızını da oraya gelin verir mi?

-Kötüyü düşünme Sevda, herşey çok güzel olacak.

-Umarım kuzicim. Neyse ben eve geldim hastaneden çıkmıştım.

-Tamam, dikkat et kendine.

-Sende kuzim.

Ben telefonu kapatırken Berat da odaya gelmişti. Sabah sesini yükselttiği için ayrı bir sinirliydim ona karşı ama uzatmak da istemiyordum. Ama ilk adımı atmak da istemiyordum. Karmakarışıktım. En azından o ilk adımı atsa anında barışacaktım.

Berat da benimle konuşmazken o ceketini çıkarıp elini yıkadıktan sonra ben kapıdan çıkacağım sırada o beni engellemişti.

-Sinirliyiz hâlâ.

-Bağırdın bana.

-Asminim, güzelim ben sadece dikkat et moralin bozulmasın diye söyledim.

-Ben zaten yapıyorum Berat, Rojbin hanım bazen gerçekten de sinir bozuyor. Olabilecek en özelimize de karışmasın.

-Karışamaz Asminim söyler, konuşur ama bunu dedim sana bu odaya bizden başkasının bakışına izin vermem.

-Tamam haklısın belki ama sürekli söylemesine dayanamıyorum. Hayır gene de saygısızlık ettiğim birşey yok sen gelmiş bana bağırıp kızıyorsun!

-Tamam güzelim.

-Ne tamam Berat ya!

-Karım ne derse o!

-Allah'ım yaa öyle bir diyorsun ki geçiştirmek için der gibi.

-Uzamasın Asminim ben sana yeni kavuşmuşum niye kavga ediyoruz.

-Yeni kavuşmasan kavga edicez yani öyle mi Berat ağa?

-Ben bunu mu dedim kadın! Senin bu anında karşı cevaplılığını napıcaz biz.

-Yapma birşey falan.

-Güzelim.

Berat olayı çözemiyeceğini anlamış cevap vermek yerine dudaklarımı öpmüştü. Biz bir süre sonra ayrılırken. Alınlarımızı birbirimize yaslamıştı bende sitemle konuştum.

-Sen böyle kandırıyorsun beni.

-Sen böyle ne zaman konuşsan ben seni hep kandırıcam.

Ben gene laf edemeden beraber sofraya geçmiştik. Yemekler yenirken Heja nın mutluluğu hâlâ yüzündeydi onun bu halini görünce bende mutlu olmuştum. Rojbin hanım gene sofraya inmemişti. Bu aralar çok fazla etrafda da yoktu rahatsız olduğu için odasında duruyordu, çoğunluklu. Ne rahatsızlığı olduğunu bilmesem de çok da merak etmemiştim. Onun da kötü olmasını istemezdim ama zaten ilgilenen birileri varken yardım etmek de içimden gelmemişti.

Sessiz geçen bir yemek sonrası Mardin muhabbetiyle çaylar içilmiş, anamlar odasına çıkınca bizde odaya geçmiştik.

Üstümü değiştirip, aynada saçlarımı tararken merakla konuştum.

-Berat?

-Söyle güzelim.

-Asaf babadan sonra ağalık kime düşüyor?

-Ağa babamdı, ondan sonra da amcam devraldı ben o zamanlar ağalığı istemem diyip çekilmiştim. Babamdan ağrı bana kalır. Sen niye sordun?

-Bugün Rojbin hanım onun için işte ağa olacak evladı olmalı falan dedi. Merak ettim. O pisliğin ağa olma düşüncesi kötü geldi.

-Ciwan ve ağalık tam onun istediği şey olurdu tabi ben izin verirsem.

-Nasıl yani?

-Ben kendim istediğim ağalığı o zamanlar bırakıyorum dedim. O halde ağa olmak gibi bir niyetim olmadı hiç bir zaman. Ama Ciwana da bırakmam bunu. En kısa zamanda benim olanı geri alıcam.

Ben Beratın yanına geçerken o da tekrar konuştu.

-Yarın usta gelecek güzelim.

-Niye?

-Bu demirleri daha fazla görmeye gerek yok. Varsa değiştirmek istediğini birşey yapılsın.

-Yok, ben odamızı seviyorum.

Berat saçlarımdan öpmüş susmuştu. Bu odaya geldiğim gün dikkatimi çekmişti o demirler. Berat o sandalyedeyken daha rahat oturup kalksın diye hem yatakta onun olduğu tarafta hem de banyoda duşun orda vardı. Şimdiyse kendine gelmiş ve bunları görmeye tahammülü yoktu.

Ben düşüncelerimin arasında uykuya dalmıştım.

Sabah uyandığımda Beratın uyanık olduğunu anlayıp onunla yüz yüze gelip konuştum.

-Günaydın ağam.

-Günaydın kadın.

Benim Beratın yüzüne doğru eğilip konuşmamla o da saçlarımı önüme çekip severken bende istemsizce sakallarıyla oynuyordum.

-Güzelim.

-Efendim Beratım.

-Bugün sana önemli bir görev düşüyor.

-Ne görevi Berat.

-Heja.

-Ne olmuş Hejaya?

-Bugün onu bu cehennemden kurtarıyoruz.

-Nee, gerçekten mi? Nasıl?

-Kimsenin haberi yok. Sen sadece benim dediklerimi yap bugün konakta da bunu konuşma.

-Tamam ama bir sorun mu var?

-Kimse bilmesin Asmin'im ben seni arıcam o zaman tamam mı?

-Heja burdan, o şerefsizden kurtulsun da herşey tamam.

Berat dudaklarıma ufak bir öpücük kondururkrn kalkıp beraber hazırlanmış ardından da sofraya geçmiştik. Gerçektede Hejaya baktığım da yüzünde ayrı bir mutluluk vard dünki gibi ,şuan hatırlayınca dün Muratla yukarı çıktıktan sonra Heja ayrı bir mutlu olmuştu sanırım sebebi de buydu. Umarım sorunsuz hallederdik herşeyi.

Biten kahvaltının ardından biz Hejayla erkekleri uğurlamış çok geçmeden de ustalar gelmişti. Rojbin hanım bu aralar fazlasıyla rahatsız olduğu için gene sofra da yoktu şimdide aşağıya bile inmemişti. Ustalar bizim odaya giderken bizde annemlere kahve yapmış beraber oturuyorduk.

-Gelinler, yokmudur bir bebek sesi şu evde.

Berfin ananın konuşmasıyla, tam karşımda oturan Hejaya kaymıştı gözlerim. Elleri karnına gitmişti. İç güdüsel yapmıştır diyip Berfin anaya cevap verdim.

-Nasip ana.

-Öyledir kızım da bilirsiniz buraları, evleneli de oldu Rojbin ana başınıza gelmeden dikkat edin.

Ben cevap veremeden çalan telefonla kalkmıştım. Arayan Berattı. Az önce gittiklerini gördüğüm ustalarla da odaya gidip konuştum.

-Güzelim napıyosunuz?

-Anamlarla oturuyoruz, sen napıyosun.

-İşler Asmin'im. Ustalar gitti mi?

-Az önce çıktılar.

-İyi bakalım. Güzelim şimdi anamların yanına gidiyorsun. Bir bahane bulup Hejayla dışarı çıkıyorsun. Kapıda Mustafa var o sizi alacak.

-Yüzünden belli gerçi de Heja biliyor deme?

-Biliyor, annemler laf ederse Ciwanında haberi var Beratın yanındaydı falan de, bulursun sen birşeyler.

-Yalancı mıyım Berat?

-Asmin'im ne alaka, konaktan sorunsuz çıkın diye diyorum.

-İyi tamam kapatıyorum ben çıkarız birazdan.

-Tamam, çıkınca haber et.

-Tamam.

Beratla telefonu kapattıktan sonra neye bulaştığımızı bile bilmeden. Girmiştim bir yola. Planın ne olduğunu bilmiyordum ama gün sonunda Hejanın yüzünde göreceğim o mutluluğa deyecekti. Buna emindim.

Annemlerin yanına gidince Hejanın parlayan gözlerle bana baktığını gördüm. Bende yerime oturup konuştum.

-Ana.

-Diyesin kızım.

-Ana biz Hejayla alışverişe çıksak, yarın ki düğün için bir iki eksiğim var onları alırız.

-Çıkın kızım ama haber edin Beratla Ciwana.

-Ben az önce Beratla konuştum ana biliyor.

-Heja kızım Ciwana söyle sende eşlerinize demeden çıkmayan.

-Tamam, ben yukarı çıkınca arar söylerim ona.

-Eyi madem, alın ne eksiğiniz varsa.

-Biz hazırlanalım.

Hejayla aynı anda kalkarken ikimizde odamıza girmiştik.

Yanıma çantamı alıp makyajımı da hafif düzelttikten sonra odadan çıkmıştım. Heja beni bekliyordu. Bende hızlıca yanına gittim. Konaktan çıktığımızda Mustafa'nın kapıda olmasıyla direk binmiştik. Yanımda oturan kızı rahatlatmak için elimi dizlerine koyduğumda onun da bakışı bana döndü.

-Bitti.

Onun bu dediğine içten bir gülümseme göndermişti. Bitmişti. Heja artık özgürdü.

-Bitti, artık özgürsün.

Mustafanın dağ yoluna girip durmasıyla bizde korkuyla etrafa bakmıştık önümüzde iki tane araba vardı...

~~~~~~

Keyifli okumalar.

Heja kurtulabilecek mi? Neler oluyor?

Asmin'in her anında Berat'a laf etmesi peki.

Hejaya kurgu sonunda özel bölüm mü? Yoksa ona ait bir kurgu mü istersiniz?

Hejaya dair merak ettiğiniz şeyler neler?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

643okunma 29beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18