BÖLÜM:28

Vaveyla Yazarı: Mavi Gece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:28

Beratın hâlâ sessiz kalmasıyla bende içimdeki korkak sesle konuştum.

-Berat söyle?

-Soyu devam ettirecek bir evlat ve...

-Ve ne Berat daha ne istiyolar?

-babanneme senin bakmanı?

-Nee?

-Oğul ne diyorsun sen?

Ayşe ananın araya girmesiyle ben öylece şaşkınlıkla duruyordum. Ne alakaydı bu, nereden çıkmıştı?

Berat cevap vermezken ben kendimi kötü hissedip odaya gittim. Belli ki bu bizim herkesin yanında konuşağımız bir ağalık mevzusu olmaktan çoktan çıkmıştı. İbre sadece beni gösteriyordu.

Çok geçmeden Berat odaya girmişti ben yatağın üstünde otururken o da yanıma gelmişti?

-Asmin?

-Sen ne dedin?

Dedim kesin ve net bir dille. Merak ediyordum onun cevabını.

-Reddettim karım size konu olamaz dedim.

-Ama olan tek konu bendim.

-Değilsin güzelim olmayacak öyle birşey?

-Berat olan olmuş, soy diyorsun hadi anlarım bir nebze ağanın oğlu olsun isterler, benim Rojbin hanıma bakmam onlara ne?

-Güzelim, babannem bu toprakların en güçlü hanım ağasıdır vaktinde nasıl tek lafıyla herkese söz geçirdiyse ağalar da onu öyle kabul etti şimdide bakılsın istiyolar.

-Berat ne alaka benden başka bakacak adam mı yok? Onlara ne bunlardan.

-Güzelim şartı öyle koştular.

-Amcan ağalık çekiliyor, ağa sen oluyorsun şart koyuluyor ve sen bu kadar rahat mısın?

Beratın tavırlarını gördükçe sinirlerim daha da bozuluyordu.

-Hayır güzelim.

-Ne hayır Berat ne! Adamlar şart koymuş diyorsun ya ben eve gelin geldiğim andan beri kumayla derdiniz ne sizin! Süre de verdiler mi babanenn gibi! Söylesene onlara göre ne zaman çocuk yapmamız lazım.

-Öyle birşey yok güzelim. Süre falan da yok sen kimseye bakmak zorunda değilsin.

-Söylesene Berat şuan ağalık sana kalmışsa bu dediklerin nasıl olacak!

Berat benim dediklerimden sonra ellerimden tutmuş. Gözlerime bakarak konuşmuştu.

-Güzelim, senin konu olmayacağını söyledim. Biz şuan çocuk istediğimiz için reddetmedim. İstemiyorum dediğin an ağalık da umrumda olmaz devrederim Murat'a seni de alır çeker giderim.

-Berat ben o çocuğu milletin ağzı kapansın diye istemiyorum ailemiz büyüsün diye istiyorum. Söylesene kızım olursa ne olacak bu sefer soy yok diye mi kuma diyecekler.

-Demicekler Asminim! Bak sana söz şuan çocuk istemiyorum de ben kabulüm, bakmam de kabulüm ağalık da umrumda olmaz bırakırım Mardin'i alırım seni giderim.

Beratın dedikleriyle öylece bakarken ayağa kalkmıştım.

-Nereye?

-Hava alıcam, biraz?

-Bende geleyim.

-Berat tek kalayım.

Berat birşey demezken ben sessizce odadan çıkmıştım. Annemler çardakta otururken onlarla da konuşmak istemediğim için üst kata terasa çıkmıştım.

Sessizce durup sadece düşündüm o an.

Evet bir evladım olsun istiyordum Beratla olan ailemin büyümesini çok istiyordum. Ama bunu birileri yap diyor diye yapmak çok kötü birşeydi. İğrençti. Kimse istedi diye yapmayacaktım o çocuğu. Bu konuda emindim en azından.

Ya Rojbin hanım evet belki aramız hiç iyi olmamıştı ama düşman da değildim ona, gene de ona bakma yükümlülüğü çok ağırdı. Konak'ta onca insan varken belki benden daha da iyi bakacak insanlar varken ne olmuştu da bana yüklenmişti sorumluluk.

Oturduğum yerden ağır ağır kalkarken ayaklarım beni Rojbin hanımın odasına götürmüştü.

İçeri girdiğimde öylece tavana bakan Rojbin hanımım bakışları bana dönmüştü. Bende onun baş ucundaki sandalyeye geçip oturdum. En başta niye geldiğimi bilmeden konuşacak cesaret bulamamış öylece oturmuştum. Rojbin hanım konuşmak için çabalamış ama olmamıştı. Sadece harfleri diyor kelimeler zor da olsa ağzından çıksa da belli olmuyordu.

Elimin üstüne gelen o elle irkilip bakmıştım gözlerine. O gözler Rojbin hanımın gözlerine ait değildi bam başka bir duygu barındıyordu.

-Biliyor musunuz Rojbin hanım. Asaf ağa ağalığı Berat'a bırakmış. Ağalar da Berat'a şart koymuş.

Rojbin hanımın gözlerindeki şaşkınlık belli olurken zor da olsa konuşmuştu.

-N, n, ee?

Ağzından çıkan zar zor kelimelerle sormak istediğini anlayıp tekrar konuştum.

-Soyları devam edecekmiş sizde demiştiniz torun olmazsa kuma diye gelin geldiğim günden beri bırakmadı bu kuma peşimi. Öteki de...

Ben bir süre sessiz kaldıktan sonra devam ettim.

-Sizsiniz, ağalar sizi gerçekten seviyor olmalı sorumluluğunuzu bana vermek istemişler.

Rojbin hanımın gözlerine baktım bir süre o gözler de gördüğüm şey ya pişmanlıktı ya da ben yanlış anlıyordum.

Gözlerim odaya kaydı tamamen tahta eşyalar vardı ama hiç biri yılların verdiği o eskimişlik asla üstlerinde yoktu.

-Bu konakta, bu topraklarda bedel hep kadınlara kesiliyor Rojbin hanım. Siz beni hiç sevmediniz biliyorum. Bende size bayılmadım kabul. Acı çektirdiniz bana. Ama hayat işte bu ne olursa olsun ben size bakıcam.

-Bu ağalar istedi diye ya da size merhamet gösterdiğim, acıdığım için olmayacak. Bu sadece adaletten olacak.

-Aa, ss, assmm

-Zorlamayın Rojbin hanım. Ben gidiyim sonra gelirim.

Ben odadan çıktıktan sonra derin bir nefes almıştım. Terasta bir süre durup Mardin'e uzaklara bakmış tekrar odaya gitmiştim.

Berat odada otururken ben kapının orda konuştum.

-Kabul.

Sesim Beratî isterim dediğim günden bu yana ilk defa bu kadar net,keskin ve kararlıydı. Beratın bakışları bana dönerken konuştu. Kapıya yaslanmış bir adım ileri atmıyordum.

-Neye kabul Asminim?

-Rojbin hanıma ben bakıcam tüm sorumluluğu bana ait. Ama o çocuğu bu soy yürüsün diye yapmam Berat! Ben ailem olsun istediğimden senden bir parça olsun istediğim için bir evladım olsun dedim.

Berat konuşacağı sırada elimle durdurmuş izin vermemiştim. Önce benim konuşup halletmem gerekiyordu.

-Eğer ki o ağalar geçip de bir süre derse, kuma derse, olursa kızım oldu diye laf eden olursa, duyduğum tek kuma lafını afettmem! Önce o ağaları sonra bu konağı yakar yıkarım seni de affetmem! Ağalığın uğruna beni de evladımızı da kullanma.

Berat kalkıp yanıma gelirken, gözlerimin en içine bakarak konuştu.

-Güzelim, ben sana da çocuğumuza da bunu yapmam. Şuan istemiyorum de şuan silerim ne varsa. Kuma yok unut onu adı geçtiği an seni de alırım bu topraklardan giderim. Dönüp de arkama bakmam. Eğer ağalık için babanneme bakarım diyorsan yapma güzelim.

-Hayır. Ben istiyorum.

Berat alnımdan öptükten sonra tekrar konuştu.

-İstemediğin hiç birşeyi yapma güzelim.

-Berat ben sadece hayatımı tanımadığım o ağaların eline vermem! Hele söz konusu daha ortada olmayan o evladımsa asla! Lütfen bir daha bu konuyu konuşmayalım.

-Söz Asmin'im istemezsen olmaz dediğimi unutma.

Ben cevap vermezken o da saçlarımı öpmüş öpücükleri yavaş yavaş boynuma kayarken. Fısıltılı bir sesle konuştu.

-Bu benim karıma olan özlemime engel mi?

-Bilmiyorum.

Berat boynumda olan yüzünü çekmiş benimle yüz yüze gelip o en huzur veren sesiyle konuştu.

-Tamam güzelim. Olmaz.

-Öyle değil Berat ben bilmiyorum ben artık rahat olmak istiyorum birileri dedi diye değil biz istedik diye, kızım olurda kuma gelir diye değil kızım olsun bana yoldaş olsun diye, oğlum olursa ağa olsun diye değil, yanımda benim çocuğum olarak kalsın diye olsun istiyorum ben biz çekirdek ailemizi kuralım diye istiyorum onlar dedi diye olsun istemiyorum.

-Tamam güzelim. İster gidelim de gidelim ister şuan istemiyorum de herşey kabulüm.

-Hayır Berat ben bu sorumluluğu almak istemiyorum. Bu sana babandan vasiyet, ol hakkıyla da olursun ona da eminim. Ama tekrar diyorum bu çocuğu onun için yapmıcam. Biz olalım diye olucak, ve kuma olursa lafı geçerse yakarım da yıkarım da. Unutma!

-Hanımım ne derse o.

Ben Berat'ın dediğine buruk bir gülümseme gönderirken o da sabahtan beri güçlükle yaslandığım kapının ordan beni almış bende konuşmanın verdiği rahatlıkla derin bir nefes almıştım. Verdiğim karar yanlış mıydı değil miydi bilmiyordum. Ama şuan içimden geldiği gibi davranmak bana iyi gelmişti. Bu karar beni mutlu edecekti. İşte bu verdiğim karar benim seçimimdi. İlki Berattı ve iyikim demiştim ona ikinci de bu olacaktı. Ve bunun sonunu da ben mutlu yapacaktım.

Biz Beratla yemeğe kadar odada durmuş o bugün işe gitmemiş beraber vakit geçirmiştik. Beratın ağa olmasına karşı yarın kutlama yemeği verilecekti. O yemekte en başta ben duracaktım. Gururla ve güçle.

Biz akşam yemeği için odadan çıkarken sofranın bir başında Asaf ağa dururken Rojbin hanımın olmadığı diğer başka köşeyi Berat doldurmuştu. Ben onun sol tarafına geçerken sofra zamanla değişmişti. Hejanın gidişi, Rojbin hanımım çöküşü, o pisliğin ortada olmayışı, Dilanın burada olmayışıyla zamanla sofra sayısı hem azalmış hem değişmişti.

Biz oturmuş yemek başlamışkrn Murat konuşmuştu.

-Benim size birşey demem lazım.

-Hayrola oğul.

-Hayır anam, vakti pek değildir ama benim bir sevdiğim var.

-Oyy oğlum nereye değildir. Aileye sonunda güzel bir haber geldi.

-Haber güzeldir anam, kızı da tanırsınız.

-Buralardan mı de hele kimdir?

-Yok, yengemin kuzeni Sevda.

-Uyyy, pek de sevmiştim ben o kızı.

-Size dedim çünkü babası buna karşı. Ve ben konuşmak için İstanbul'a gidicem.

Muratın dediklerinin ardından ben lafa girmiştim.

-Eniştem kızına kıyamaz ama söz konusu teyzem ve Mardin olunca akan sular durur onda. Dikkatli olun Murat.

-Biliyorum yenge, Sevda bahsetti biraz o yüzden yüz yüze konuşmak istiyorum bende.

-Kızım senin teyzene ne oldu da buraya adım atmaz.

-Teyzemle eniştem kaçarak evlenmişler aileler istemeyince buraya da bir daha adım atmamışlar. Teyzem sitresten kanser olmuş. Buraya defendilmiş. Eniştem onlara olan nefretinden yıllarca adım atmadı buraya, Sevdanın da gelmesini hiç istemedi ama bana olan sevgisinden aradan bir gelmesine izin verirdi sadece.

-Ah yavrumm.

Bu sefer Ayşe ana girmişti devreye.

-Bana bakın çıkarmadınız deme o boncukları.

Ben öylece gülerken Berat konuşmuştu.

-Yok anam duruyolar, öylece kalkan gibi.

-Hayırdır abi ne boncuğu, inci boncuğu mı başladın.

-Ana siz bir Murat'a da yapın bak tanışmaya gidecek ihtiyacı olur.

Beratın dediklerine ben gülerken Murat anlamaz bakışlar atmış, Berfin ana da hemen konuşmuştu.

-Tabi Ayşe nasıl düşünemedik bunu Fatma kadını yarın çağıralım gene.

-Hayrola ana ne oluyor?

-Yarın görürsün.

Annemler onu da geçiştirirken yapmayı kafaya koymuşlardı. Evdeki herkes tek tek bu sıradan geçecekti belli ki.

Sohbetle geçen güzel bir yemeğin ardından sofra kaldırılırken bende kalkmıştım ki, Berat sessizce konuştu.

-Nereye kadın.

-Rojbin hanıma yemeğini vericem. İlaç vakti yaklaştı.

Berat gözlerimin içine gerçekten isteyerek mi yaptığımı anlamak için bakarken bende onu onaylamış. Mutfaktan aldığım tepsiyle Rojbin hanımın odasına gitmiştim.

-Rojbin hanım ben geldim. İlaç vaktiniz.

O benim yardımımla doğrulurken bende tepsiyi kucağıma almış yedirmeye başlamıştım.

-Biliyor musunuz Murat Sevdayla birlikte, seviyorum ailesiyle konuşacam dedi. Birbirlerini seviyolar umarım eniştem ikna olur.

Ben daha fazla birşey dememiş susmuştum Rojbin hanım da konuşmak için çabalasa da olmamamış o da susmuştu. Yemeğini yedirdik ten sonra üstünü değiştirmiş odadan çıkmıştım.

Ağırdı, ağır bir yüktü ama vicdan yükü çekmek istemiyordum. Bu benim kararımsa ben de arkasında duracak mutlu olacaktım.

Kendi odama gittiğimde Berat yatakta uzanmış telefona bakarken bende üstümü değiştirip yanına gittim.

.

.

Dolaptan kendime kıyafet bakarken beyaz renklı geleneksel kıyafetimi bulmuştum. Bugünün rengi tam olarak buydu. Berat takım elbisesi giymiş beni beklerken bende hazırlanmaya başladım. Fistanım, saçım, makyajım ve giydiğim topuklularımla işte hazırdım.

-Çıkalım mı?

-Bu ne güzelliktir.

Ben Berat'a gülümserken beraber dışarı çıkmıştık. Beratın ağa oluşuna kutlama yapılıp yemek dağıtılacaktı meydanda. Ayşe ana çıkmadan bizi yakalarken tekrar konuştu.

-Bana bakın taktınız mı nazar bozunuklarınızı.

Berat ceketinin iç tarafını göstermek için kaldırırken silahı da gözükmüşdü.

-Aha Koruyucum orda ana.

Ayşe ananın gözü nazar boncuğuna takılırken benim ki benlindeki silahı takılmıştı. Bunların hangisi Berat'ın koruyucusuydu?

Ayşe ana bu sefer de bana bakarken bende konuştum.

-Aldım ana. Yanımda.

-O da göstersin mi ana?

-Beraaat!

Ben kızgın şekilde Berat'a bakarken Ayşe ana da kızmıştı.

-Terbiyesiz çocuk! Sus hele! Çıkarmayın onları hayde!

Biz arabaya binerken. Ben dayanamayıp sormuştum.

-O silah nerden çıktı Berat?

-Her ihtimale karşı güzelim.

-O ne demek öyle, ne olabilir?

-Birşey olamaz Asminim, müsade etmem. Ama gene de tedbir almak iyidir.

-Tamam.

Biz kısa bir yolculıkla meydana varırıken. Yemekler dağıtılmaya başlanmıştı bile. Arabayı gören herkesin bu tarafa doğru gelmesiyle biz ne olduğunu anlamadan erkekler Berat'ı kahvehanenin olduğu tarafa çekmiş, kadınlar da beni onun karşısında oturdukları alana almışlardı.

-Hanımağam.

Bana seslenen genç kız gülümsemiş önüne yemek bırakmıştı. Her ne kadar kahvaltı yapıp gelmiş olsak bile, hanım ağa olarak onlarla tekrar oturmuştum aynı sofraya.

Yanıma yedi yaşlarında bir kız gelmişti.

-Tokaların çok güzelmiş.

-Teşekkür ederim. İster misin?

O kafasını sallayıp beni onaylarken bende saçıma süs olsun diye taktığım tokayı çıkartıp kıza vermiştim o sırada kucağında bebekle üstü pek de iyi halde olmayan bir kadın gelmiş kıza kızıp yanımdan çekerken başı eğik konuşmuştu.

-Kusura bakmayın hanımağam!

-Yok hayır ne demek.

Ben yüzü düşen kıza bakıp tekrar konuştum.

-Sen al bunları ben sana daha güzellerini de getiricem tamam mı?

-Yaaa, söz mü?

-Söz.

-Anlaştık.

Karşımdaki kızın yüzü gülerken bende kadına dönüp konuştum.

-Adresinizi alabilir miyim?

-Hanımağam gerek yoktur. Siz onun kusuruna bakmayın.

-Yok, verirseniz eğer onunla beraber diğer çocuklara da getirim.

Kadın mahçupça başıyla onaylarken ben adresini telefona yazmış onlar giderken de geri masaya oturmuştum.

-Denildiğinde daha da güzelmişsiniz hanımım.

-Saolun.

-Berat ağayı siz ayağa kaldırmışsınız?

-Tedavi oldu, çok şükür iyi.

-İstanbul'a kaçtı diyolar Berat ağam için.

Kadın dedikleri sinirimi bozsada gülen ifademi bozmadan konuştum.

-Kaçmış olsa benim yanımda burada olmazdı değil mi?

Masada olan diğer kadınlar ikna olmuş gibi başıyla onaylarken her seferinde biri birşey dıyordu.

-Rojbin hanımağam yatalak kalmış deniyor?

-Gayet iyi durumu, bizim gözetimizde bakılıyor. Merakınız olmasın.

-Heja gelin kaçarken ölmüş?

-Heja neyden kaçsın, Beyzadeler tüm gücüyle burada kim ne demek isterse buyursun desin!

Kadınlar kendi aralarında bakışırken bense sorulan sorulardan bıkmıştım ama ne olursa olsun Berat ağanın karısı bir hanımağa olarak buradaydım. Onlara dedikodu vermeyecek, gücü ve merhameti gösterecektim.

Aralarında yaşca büyük olan kadın yanımdaki kadının kalkmasıyla oraya oturmuş elini karnıma koyup sadece benim duyabileceğim şekilde konuşmuştu.

-Ona dikkat edesin. Canını acıtmak isteyenler olacak, herkese kanmayasın! Onu kötülüklerden, başına geleceklerden koru.

Bu sefer de parmağını göğsümün üstüne koyup kalbimi işaret ederk konuştu.

-Kalbinin, vicdanın sesinden şaşmayasın kızım. Güce, güç ilan edenlere itibar etmeyin, çizginden şaşma güzel kızım.

Ben şaşkına dururken kadın usulca kalkıp yanımdan gitmişti bile istemsizce elim karnıma gitmişti ne demişti öyle. Onu koru dedi. O kimdi? Hamile miydim? Olmazdı bilemezdi bunu öylece. Öylesine gelip konuşmuştu. Aklım bulanmıştı.

-O buraların en yaşlısıdır hanımağam. Dedikleri sizi etkiledi belli ki öylece konuşur sanarsınız ama buralarda kimin hakkında ne dediyse muhakkak tutmuştur.

Karşımdaki kadının konuşmasıyla sadece gülümseye bilmiş başımı kaldırınca karşı taraftan bana bakan Berat'ı görünce ona da belli etmeden içten bir gülümseme göndermiştim.

Kadınlar konuşmaya başlayınca bende teyzenin dediklerinin etkisinden çıkmaya çalışıyor, muhabbete dahil oluyordum.

Yemekler bitince tatlılar gelmiş, istemesem de ikram eden kız zorla yememi sağlamıştı.

Muhabbet bir süre daha devam ettikten sonra Berat kalkmış bende ayaklanırken ufak bir başım dönmüş Berat'a mesaj atmıştım.

"Lavobaya gidip gelicem."

O eline telefonu almış mesajı okuduktan sonra ordan bana bakıp tamam der gibi onayladıktan sonra bende gitmiştim ki. Başımın dönmesiyle biri koluma girmişti.

-Hanımağam yardım edeyim.

Bana hemen getiren kız olduğunu görünce başımla onaylamış onunla giderken evin içine değil de dışarı gittiğimizde konuştum.

-Nereye gidiyoruz?

-Ora kalabalıktır arka ev bizim oraya gidelim.

Biz giderken evin önünde iki tane siyah araba duruyordu. Bizimkiler belki de kalablıktan buraya koymuştur diye umursamamıştım ki Arabadan inen o iğrenç yüzü görene kadar.

Ciwandı...

~~~~~~~~~~

Yeni bölümm.

Finale son 2 bölümmm...

Asminin kararını nasıl buldunuz?

Ya yaşlı kadının dedikleri?

Asmin hamile mi?

Keyifli okumalar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

601okunma 28beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18