16. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM;15
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM;15
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Hejayı hastaneye kaldırmışlar ana.
-Hıh ne dersin oğul ne olmuş bizde gelek.
-Dur hanım yerinde biz bakıp gelicez. Oturun oturduğunuz yerde.
Asaf babayla Murat giderken bizde meraklı gözlerle arkalarından baka kalmıştık. Kıza kim bilir ne olmuştıu. Adını bile şuan öğrendiğim o kız belki onun da öncesinden neler yaşadığını bilmiyordum belki ama şu iki günde ve söz konusu o pislik olunca bu konakta da mutlu olmayacağı kesindi.
Ayşe analar sofraya giderken bende bize ait olan tepsiyi alıp, odamıza gitmiştim. Berat kendi masasında değil de camın orda duruyordu. Onun önündeki masaya elimdeki tepsiyi koyup bende oturdum.
-Hayırdır ağam sizi burada göremeyiz normalde.
-O ne demek kadın!
-Masan dışında seni şurda görmek şaşırtıyor.
-Bir daha gelmiyim istersen.
-Yok ağam birşey demedim.
Biz Berat la sessizce kahvaltımızı yaparken Hejayı Berat'a sormuştum.
-Berat Heja ya ne olmuş?
Berat derin bir nefes alıp konuştu.
-Evlenmem diyip canına kast etmiş.
-Nee! İyi mi şimdi, durumu nasıl?
-Merak etme iyiymiş şuanlık.
Ben Berat'a daha fazla cevap verecek kelime bulamayıp susarken, iştahım olmasa da Berat'ın zoruyla biraz yemek yemiştim. Berat da kahvaltısını ettikten sonra sofrayı kaldırıp mutfağa gitmiştim. Kafamı dağıtmak için iş yapmaya başlamıştım. Düşünmek istemiyordum. Ne o kızı ne o pisliği ne onun bana ettiklerini ne de o kıza çektirdiği acıları.
Ben daha işe yeni başlamışken de Dilan yanıma geldi.
-Napıyosun yenge?
-Öyle iş güç, sen?
Dilan bir yandan bana yardım etmeye başlamış öte yandan da hâlâ konuşuyordu.
-Hasret ablalar, evi temizliyor herhalde.
-Düğün içinmiş.
Dilanın verdiği cevapla bir an için durup Dilana baktım.
-Ne düğünü?
Dilan bana bakmıştı bu seferde,
-Ne düğünü olacak yenge, Hejayla Civan abimin işte.
-Hafta sonu olmayacak mıydı?
-Babam bu olaydan sonra yarın alışverişe çıkın ertesi günde kına düğünü konakta yapalım bitsin demiş, Murat abim dedi.
Derin bir nefes alıp, tekrar konuştum.
-Onun için çok zor.
-Öyle. Baksana yenge aynı yaştayız ben sınava gidip üniversiteyr gitme hayali kuruyorum, o gelin oluyor hemde sınava girmek istedi diye.
-Nasıl sınav için?
-Murat abim söyledi, sınavın olduğu gün sabah gitmek istemiş abisi de dövmüş sonra da...
-Sonra da ne Dilan?
-Kızı gece bunların evlerinin ufak bir bahçesi varmış oraya dışarı atmış gece soğukta kal akıllan demiş, ciwan abim de o gece içmiş işte biraz tek görünce de.
-Ayyy dur, dinlemeye yüreğim kalmadı bu kız bunları birde yaşamış.
-Hayat herkese adil değil be yenge.
-Siz hiç aynı değilsiniz. Muratla o, senle Şilan.
-Öyleyiz, Abimle, Şilanı babannem büyütmüş daha çok söz hakkı ondaymış en azından annem yeni gelin olunca büyüğümdür doğruyu bilir der karışmazmış pek, bunu da sonradan fark edince bizi daha çok kendi büyütmüş en azındam babannemin etkisini azaltmış.
Biz Dilanla sohbet ederek işleri bitirmiş akşama da yemekleri hazır etmiştik. Hasret ablalar da temizliği bitirmiş hep beraber sofrayı hazırlmıştık. Ben oranın işini bitirip tam gidecekken Asaf Babanın sözüyle durmuştum.
-Kızım bir durasın, diyeceklerim var.
-Yarın gidin ne eksik varsa alın, ertesi günde konak avlusunda düğün olacak.
-Ağam, kız daha yeni hastanedeydi dinleneydi en azından.
-Lafımın üstüne laf söyleme hanım böylesi münasip, Asminle Dilanda sizinle gelecek.
-Tamam baba.
-Müsadenle baba.
Ben tekrar mutfağa gidip bize ait olan tepsiyi aldıktan sonra, odamıza gitmiştim. Masayı sofraya koyarken gözüm istemsizce Beratın aniden kapattığı bilgisayarına takıldı. Normalde geldiğimde tepki bile vermeyen adam aniden ekranını kapatmıştı.
-Ağam?
- Geliyorum.
Berat ima ettiğim şeye cevap bile vermezken bende zorlamadım belki de bana öyle gelmiştir diyip geçiştirdim.
-Yarın alışveriş varmış.
-Öyleymiş. Gidicez bizde Dilanla.
-Git, evlendiğinden beri dışarı çıkmadın.
-Ağam ne alaka.
-Yemeğini ye kadın.
Biz tekrar yemeğe dönüp yemeğimizi yerken sessiz bir yemek sonrası, bende sofrayı alıp mutfağa gitmiştim. Şuan o pislik de olduğu için mutfakta tek kalmak istemeyip gideceğim sırada Hasret abla gelmiş bende onunla beraber hızlıca etrafı toplayıp odaya gitmiştim.
Berat gene bilgisayar başında olunca üstümü değişip Beratın kremlerini de çıkardım.
- Ağam işin daha ne kadar var?
-Hayırdır kadın?
- Bir gün yapmadım diye unuttun mu ağam ya da unuttum mu sandın?
- İşim var Asmin sonra.
- İyi sen bitir ben beklerim.
Berat bana yandan garip olan o herzamanki sorgulayıcı bakışını atıp önüne dönerken, bende ona bakmayıp çekmecemden uzun aralıklarla okuduğum kitabımı ve kulaklıklarımı aldım. Düşünmek istemiyordum. kablolu kulaklığımın dolaşan kısımlarını düzeltip telefona taktıktan sonra kitabımı okumaya başladım.
Aradan ne kadar vakit geçmişti bilmiyordum. Kendimi kitaba kaptırıp yaklaşık bir otuz sayfa okumuştum Beratın sandalyesinin sesiyle de onun banyoya gittiğini görüp bende kulaklık ve kitabı eski yerine koymuş telefondan da müziği sesli şekilde açıp Beratı beklemeye başlamıştım.
Berat tekrardan masasına geçecekken, bende konuştum.
-Ayy ağam bitmedi mi işin?
- Kadın yat uyu.
- İstersen geceye kadar oyalan Berat ağa gene de yapıcam.
Berat benim yanıma gelirken bir yandan da konuşuyordu.
- Farkında değil miyim sanıyorsun kadın?
- Neyi?
- Her gece şunu yapmaktan ellrinin parmaklarının acıdığını ama bir kere bile olsa fazladan yapmak için asla da durmadığını.
- Bana izin verdin Berat ağa benim nasıl yapıcağımı demedin. Şimdi üstünü değişte otur şuraya yapayım.
- Cidden bazen seni anlamak çok zor kadın.
- Anlama ağa! Git üstünü değişte gel.
- Bana emir verme kadın.
- Veriyorum ağam oldu mu? Bana birşey dediğin yok, verdiğim sözü tutarım dedin laf edip duruyorsun, bırak istediğimi yapa...
Berat cümlemi tamamlamadan daha da bana yaklaşıp kolumdan kendine doğru çekip dudaklarımızı birleştirmişti. Bu adamın şu hareketine karşı koyamıyordum.
Biz ayrıldıktan sonra kısık sesle konuştu.
-Sakin ol kadın.
-Sakinim ben.
Berat durduğu yerde kesin de öyledir adlı gülüşünü sergiledikten sonra üstünü değiştirmeye dolabın oraya gitmiş kendine bir şort aldıktan sonra da banyoya geçip giyiynip gelmişti.
O yatağa geçerken bende kremlerle yanında durmuştum. Hejayı ve yaşadıklarını birde o şerefsizi düşünmemek için Beratla konuşarak her zamanki gibi yapmaya başlamıştım. Aradan geçen uzun bir konuşma ve benim yaptıklarımın son bulmasıyla kendimi huzurlu hissettiğim o kollarda uyuya kaldım.
Sabah kalkıp kızlarla hızlıca kahvaltıyı hazırladıktan sonra kahvaltı edilmiş bizde hazırlanıp arabalara binmiştik. o pislikte geleceği için biz kadınlar bir arabaya o da kendi arabasına binmişti. Hejanın evinin önüne geldiğimizde Heja ve annesi de evden çıkmıştı bizi içeri davet etseler bile alışveriş hızlı olsun diyip eve girmemişti Berfin ana biz tekrar arabalara geçerken Heja Ciwanın arabasına binmek zorunda kalmış Berfin ana da Dilanı da onların yanlarına oturtmuştu. Annemler ve Hejanın annesiyle geçen yolculukta ben sadece onun bu havada giydiği uzun kolluya takılmıştım ve altından istemsizce belli olan o sargıya..
Alışveriş yerine geldiğimizde Heja hiçbişey bakmamış anamların zoruyla herşeye evet derken Civan da kıza nefret dolu bakışlarını atıyordu ve Hejanın da bundan rahatsız olduğu da çok belliydi. Dilan arkadan Hejayla gelirken bende anamların yanından yürüyordum. Çarşıda beni gören herkes önce sakat ağanın karısı, Beratı niye seçmiş kusuru mu varmış, kısırdır kesin yoksa niye evlensin sakatla, kendi seçmemeiştir onu yalan diyolar kesin, güzelmiş de yazık olmuş kıza gibi duyduğum onlarca cümleyle sinirden kendimi tutarak gitmiştim. Şuan şu kadınlardan birinin saçını tutabilirdim. Ama yapmaycaktım. Bende Asmin Beyzadeysem bu lafların hepsini çiğnetirdim.
Hejanın tüm aleşverişini bana edilen laflar, hejanın umursamaz tavrı, annemlerin herşeyi alma çabası ve ciwanin iğrenç bakışlarıyla bitirmişik.
Eve gittiğimizde akşam yemeği vakti yaklaşmıştı anamların babanız gelmeden sofrayı hazır edin lafıyla biz Dilanla üstümüzü değişmeye gitmiştik.
Benim odaya girmemle Beratın dönüp bana bakması ekranı kapatması aynı hızda olmuştu.
- Birşey mi oldu ağam?
-Olması mı gerekiyordu.
-Şaşırtıyorsun ağam dönüpte bakmazsın sen genelde.
-Bakasım geldi kadın! Bir sorun mu var.
-Aman niye olsun ki. Hayır zaten karımı özledin yollarını gözledim falan demeni beklemedim.
Berat erkeksi bir kahkaha atıp
-Onlar da olur karıcım.
Bunu kısık bir şekilde söylese de gene de duymuştum. Ve yüzündeki gereksiz mutlulukla üstümü değişip odadan çıktım.
Mutfağa gittiğimde Dilanda gelmişti biz hemen sofrayı kurmayı başlarken Hasret abla da yemeğin son hazılıklarını yapıyordu.
Ben son kez mutfağa gidecekken Berfin ana durdurdu beni.
-Buke, yarın erken kalkılacak, son işleri halledin sabah Dilanla akşama eksik gedik istemiyorum.
-Merak etmeyesin ana hallederiz biz.
Kızlar içerdeki sofrayı hallederken bende bizim tepsimizi alıp odaya gittim.
Berat'a bugün olanların bizle alakalı kısımları anlatırken bir yandan da yemeğimizi yiyorduk, sofrayı kaldırdıktan sonra kızlara yardım etmeye mutfağa gitmiş yarın konakta olacak olan düğün için de eksikleri ve yapılacakları konuşmuştuk.
Yarın bu konakta eğlence olacaktı belki en başta da o kızın içi kan ağlayacaktı onun yaptıklarını benim düşünmeye bile tahammülüm olmazken kendimi onun yerine koyamıyordum bile yaşadığı çok zordu.
Tekrar odaya dönecekken küçük hanım lizge kesmişti önümü.
-Kraliçe kaç gündür benimle ilgilenmiyorsun.
Bende yerde duran ufak hanımı kucağıma alıp odaya gitmiştim.
-işlerim vardı Lizgem.
Biz içeri girince Berat her zaman ki umursamazlığıyla bizi fark etmemişti bile, ama bu sefer biz değil küçük hanım kendini abisine hatırlatmıştı.
-Kral?
Berat şaşkın bakışlarla bizden yana dönerken Lizge de Berat'a ilk defa böyle seslenmişti. Abi zaten dediğini duymamuştım bize de kötü kral dese de Beratın yüzüne karşı birşey dediğine ilk defa denk gelmiştim, sanırım Beratta.
-Lizgem.
Biz yatakta otururken Beratta yatak ucuna gelmişti. Lizgeyi benim kucağımdan alıp kendi kucağına oturttu. Berat Lizge ye hiç birşey demeden sım sıkı sarılmıştı bende odadaki havayı dağıtmak için konuştum.
-Ee küçük hanım ne giyiyor bakalım.
-Prenses elbisesiiiii! Kraliçee sana da kraliçe elbisesi seçek.
-Seçelim güzelim. Gel bakalım.
Biz Lizgeyle dolabın oraya doğru giderken Beratta arkadan bize bakıyordu. Bende dolapta elbiselerimin olduğu bölümü açtım. Evlenirken bana da fazlasıyla yöresel kıyafet alındığı için kıyafet almak gibi bir sorunum yoktu. Daha önce giymediklerimden bir tane seçecektim. Dolapta gözüme kestirdiğim bir tanesini çıkardım.
-Oymazzzz.
-Çok payyakkk!
-Kyayiçeeee!
-Komik kkkk!
-Kızz!!
Ardı ardına çıkardığım elbiselerin hiç birini beğenmeyen laf eden küçük hanım, en son dolapta duran saks mavisi olan bir elbiseyi gösterdip dolaptan onu çıkardığım da tepki vermeyip varlığını unutturan Beratla Lizge aynı anda konuştu.
-Buuuu!
-Asla olmaz kadın!
Ben Berat, Berat Lizgeye bakarken Beratın bakışlarını da kendi üstüme çektim.
-Sebep ağam??
Lizge nin gülüşü Beratın cevap vermesine engel olmuştu?
-Kraliçee, çok komik bakıyosun??
Evet o an Berat'a göz devirmiş olabilirdim. Niye olmasındı. Elimdeki elbiseyi de geri dolaba koyup küçük hanıma kuçağıma alıp gıdıkladım.
-Bak sen yaaa, küçük prenses seni.
-Kraaal! İmyaaaat!
Lizge gülerken bende yatağın yanına gitmiştim o da bunu fırsat bilip Berat'ın yanına kaçmıştı.
-Sen ne giyeceksin Kral?
Lizgenin sorusuyla Berat'a baktım. Kendi düğününe bile zorla gelen adam, odasından çıkmayan adam, bu düğüne katılacak mıydı?
Beratın cevap vermesine gerek kalmadan Ayşe ana gelmiş Lizgenin uyku saati olduğu için onu almış, odasından çıkmayan Beratı da görüp gitmişti. Berat banyoya giderken bende üstümü değişip çekmecede ki kremleri almıştım.
İstemeye istemeye yatağa geçen Berat'a bakarak konuştum. Bir yandan da kremleri sürmeye başlmaıştım.
-Ben niye o elbiseyi giyemiyormuşum Berat ağa!
-Niye giyesin Asmin?
-Ne demek niye giyesin? Farkındaysan evli olarak gideceğimiz ilk düğün Berat hemde bizim ailemizin düğünü. Ne edeyim sade bir fistan mı giyeyim istersin?
-Daha iyi olur.
-Berat saçmalama.
-O elbiseyi giymeyeceksin Asmin?
-Sebep, Ağam?
-Kadın sen onun önünü farkında mısın? Düğüne mi gidersin, görücüye mi?
-Yuh Berat!
-Giymiceksin Asmin! O kadar!
-Değil ağam. Ben gayet sevdim hem, onu giyicem.
-Kadın!
-Hayırdır ağam kıskandın mı yoksa?
Berat zaten yarı oturur gibi durduğu için beni kolumdan tutup kendine çekmişti.
-Kıskandım karıcım! O elbiseyi giymiyeceksin.
Beratın çekmesiyle ve aramızda ki mesafının neredeyse sıfıra inmesiyle istemsizce kendimi onu incelerken buldum.
-Ama ağam çok güzeldi niye giymiyim.
-Onu giyip de herkes sana, önüne, dekoltene bakmasın bence karıcım.
-Sen olursan kimse bana bakmaz ağam!
-Asmin!!
-Ne! Yanımda Kocam varken kimse bana bakamaz.
-Bu olmayacak biliyorsun deme!
-Berat hadi ama ilk defa düğüne katılcaz beraber.
-Kadın! Başa sarmayalım!
-Peki ağam! Öyle olsun, bende giyicem.
-Giymeyeceksin!
-Giyicem Berat Ağa!
Ben Beratın kollarındsn çıkıp yaptığım masaja devam etmiştim.
-Kadın!
-Efendim ağam!
-Zorlamadan, itiraz etmeden kabul etmeyi bilmez misin sen?
-Bilmem ağam! Sana benziyorsam demek!
-Bana!
-Ben gelmem diye inat eden öylesine biri de olabilir.
-Öylesine biri?
Beratın dediklerine hiç birşey demeyip lobaya gidip ellerimi yıkamıştım. Tekrar odaya döndüğümde yatağın üstündeki kremleri alıp çekmeceye koyarken, Beratın yanına yatmıştım ama o huzurlu hissettiğim kolların arasına girmemiştim.
Kıskandım diyip içimdeki bir umut heyecan yaparken aynı hızıyla brn gelmem demesi de sinirimi bozmuştu.
Neymiş birileri bakarmış, yanımda ol da birileri bana değil bize baksın o zaman Berat ağa.
-Ne dedin sen?
Ben onları dışımdan mı demiştim birde artık ne kadar sinirlendiysem kendi kendime söyleniyordum.
-Birşey demedim ağam.
Kollarımı önüme bağlayıp öylece oturdum. Beratın bakımlarını üstümde hissetsem de ben ona bakmıyordum. O ise beni gene kendine çekmişti. Bu adamla şöyle dip dibe olmak kalp ritmimi bozuyordu ve ben bundan artık çok emindim... Ben bu adama aşıktım...
-Karıcım.
-Hıh.
Berat verdiğim tepkiye kahkaha atarken bende kemdime gelmiştim. O da tekrardan konuştu.
-Hayırdır karıcım. Çok mu etkilendin.
-Neyinden etkilinicem be!
-Heee yani ben etkileneceğin kadar iyi değilim.
- Yoo öyle mi dedim ben. Giderin var işte.
-Bak sen, bu beğenmediğin adamı sen seçtin karıcım
-Sende bundan pek şikayetçisin ağam? Hayırdır istediğin başka biri mi vardı?
-Asmin!!
-Ne var Berat sürekli bunu diyip duruyorsun, varsa eğer...
Berat elinin birini saçlarıma getirip bir tutamını önüme doğru getirmiş, koklamıştı.
-Ahh güzel kokulum, bu gözlerin senden başkasını görmek istemediğini bir bilsen.
Beratın en beklemediğim anda yaptığı itiraf ve hareketle öylece dönüp kalmıştım. Ne demekti şimdi bu? İyi birşey olduğu belliydi bazı şeylerin ondan duymanın içimi erittiği de...
Beratsa hiç birşey yapmamış başına omzumdaki saçlarıma gömmüştü. Bu anda sonsuza kadar kalabilirdim.
-Çok güzelsin kadın. Senden öncesi olmayacak, sonrası da sadece sen kalacaksın Asmin Beyzade.
-Senden öncesi hep sendin, sonrası da sadece sen olacaksın Kocacım.
Berat yüzlerimizi karşı karşıya getirmiş kısık sesle de konuşmuştu.
-Öncesi hep bendim?
~~~~~~~~
Asmin'in itirafını nasıl buldunuz.
AsminBerat aşkına başladık mı dersiniz.
Keyifli okumalar...
Oy ve yorumlarınız benim için çok değerli.
Bölüm etkileşimi
