15. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM;14
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM;14
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben öylece bakarken çardakta oturan annemler olayın şokuyla ayaklanmış o pisliğin sesiyle de Rojbin hanım gelmişti.
-Alın size gelin!
-Ne oluyor burdaa!
Rojbin hanımın sesiyle Dilan da aşağı inerken ben de daha fazla bakmayıp kendine gelip hızlıca yerdeki kızın yanına gittim. Aşağıya inen Dilanda oraya gelirken, herkes yüksek seste bağırıyordu
-Sana çok istediğin gelinini getirdim! Alın bu kızı kapatın odaya!
Yanımdaki kızın ağlamaları daha da artarken Berfin anne konuştu bu sefer de.
-Ne dersin oğlum sen, ne etti bu kızcağız sana!
Bu sefer konağa kızın ailesi olduğunu tahmin ettiğim kişiler ve daha onlar konuşamadan arkasından da Asaf babayla Murat şirketten gelmişti.
-Ne oluyor burda!!
Asaf babanın sesi tüm konağı inleten cinstendi, onun sesiyle herkes de dönüp ona bakmıştı.
-Ne bu rezillik! Naptığını sanarsın sen Civan!
Asaf baba onun daha konuşmadına izin vermeden aynı yüksek sesle tekrar bağırdı.
-Berfin kızla ilgilenin! Sende yürü it!
Asaf baba ve o pislik başta olmak üzere tüm erkeklerle içerdeki odaya giderken biz Dilanla bir an birbirimize bakıp yerdeki kızın ağlama sesiyle tekrar ona döndük ne diceğimizi ne yapacağımızı bilemez gibiydik o an Berfin ananın sesi bizi kendimizi getirdi.
-Buke kaldırın kızı yerden! Bakmayın boş boş!
Biz Dilanla yanımızdaki kızı kaldırıken yavaşca çardağa oturmuştuk. Kızcağız hala içli içli ağlarken Rojbin hanımın sesi duyuldu ama o dediklerini duymamayı çok isterdim.
-Ağa oğluna gelin gelmiş hala da ne zırlarsın!
-Ana etmee!
-Sen sus! Ne bu hadsizlik! Kapatın şunu bir odaya!
Rojbin hanım Ayşe anneye de kızarken yanımızdaki kız daha da içli ağlamaya başlamıştı. Ben de Dilan'a işaret verip yanımızdaki kızın kolundan tutup kalkdırdık.
-Ne yaparsın sen buke! İzin almadan müsade istemeden!
-İzin de almam müsade de istemem Rojbin hanım! Şu kızın haline bakın birde ettiğiniz laflara!
-Sesini alçalt! Karşında kim olduğunu unutma!
-Ben unutmam sizde unutmayın Rojbin hanım! Ben Asmin Beyzadeyim! Ne bu kızı ne de kendimi size ezdirmem!
-Ana bırak gitsin kızlar iyi değil halini görürsün!
Berfin ana konuşurken biz Rojbin hanımın laf etmesin izin vermeden mutfağa gitmiştik. Rojbin hanımın arkada hala bağırma sesi geliyordu ama annemler onunla ilgilenirdi şuan yanımızda kendinden geçen bu kız çok daha önemliydi.
Adını bile bilmediğimiz bu kıza o şerefsiz ne yapmıştı da kim bilir bu hale gelmişti. O ağladıkça biz daha kötü oluyorduk.
-Abla su ver!
Hasret abla hemen bir bardak su doldururken Dilan da bir an konuşacak gibi olsa da sonra dan sunmuştu. Ne diyeceğini bilememişti...
-İç biraz.
Ben elimdeki suyu yanımdaki kızın eline verirken onun titreyen elleri buna müsade etmemişti. Dilan onun elindeki suyu geri alıp masaya koymuştu. Bu sefer de sessizce peçete vermişti.
-Sakin ol biraz bak herşey düzelir.
Hiç brişey demiyor yapmıyor sadece ağlıyordu ama öyle bir içli ağlıyordu ki biz burda etrafında dört kişi ne diyeceğimizi bilmiyor, ne yapacağımızı bilmiyorduk. Şuan sanki ne dersek diyelim kendini toplayacak bir halde değildi belki de ona şuan en iyi ağlamak gelirdi. O şerefsiz bu gencecik kıza kim bilir ne yapmıştı da bu hale getirmişti.
Asaf babanın sesiyle mutfaktan çıkıp avluya gelmiştik tekrardan. Dilan onu kolunda tutmuştu. Sanki bıraksa öylece yere düşecek gibiydi.
-Hafta sonu konakta nikah kıyalacak! Alın kızı bu bir hafta da ne eksikse halledin! Hayde herkes evine!!
Biz daha ne olduğunu bile anlamazken adını bile bilmediğimiz kız abisi ve babasıyla gitmiş. Onların gitmesiyle de Asaf baba Civanın suratına sert bir tokat indirmişti.
-Naparsın Asaf! Elin kızı için kendi oğluna mı vurarsın!
-Elin kızı dediği o kızın kendi oğlumdan daha çok değeri vardır! Benim artık Civan diye bir oğlum yoktur!
Rojbin hanım hala torunum diye sayıklarken Berfin ana fenalaşmıştı, Murat onun yanına giderken Dilanla bende hızlıca yanına gitmiştik.
-Ana iyi misin? Dilan su getir!
Muratın sesiyle Dilan mutfağa giderken bende yanına gitmiş bileklerini ovuyordum. Dilanın getirdiği suyla Berfin ana biraz daha toplasa da iyi olduğu pek söylenemezdi.
Civanın konaktan çıkmasıyla Rojbin hanım sanki ortada hiç bir sorun yokmuş gibi rahatça oturdu çardağa şuan oturup bir keyif kahvesi istemediği eksikti.
-De Murat dee ne etmiş o kıza? Benim oğlum ne canilik etmiş de hele!
Berfin ana Muratın göğsünü yumruklaya yumruklaya ağzından çıkar zar zor kelimeleri de yuvarlanarak konuşuyordu. Murat bir annesine bakarken Ayşe anaya bakmıştı o da öylece duruyor hiç birşey diyemiyordu.
-Anaa, anam bak önce top...
-De Murat ne olmuş!
-Gece tac...
Murat daha devamını getiremeden Berfin ana feryat etmişti duydukları ne ona ne bize bu değildi duymak istenilen bu değildi... Bu kadar da cani olmazdı bir insan, gencecik bir kıza...
Rojbin hanım oturduğu yerden kalkıp bastonunu yere vurmuştu.
-O kız böyle bir konağın kapısından girdiğine şükretsin! Hasret! Bana yukarı kahve getir!
Yok gerçekten de yok ben anlamıyordum ne yapmaya çalıştığını nr olduğunu anlamıyordum. Hele Rojbin hanımın dedikleri kan donduruyordu.
-Ben ettim, ben ettim benim oğlum...
-Anam etme.
-Büyütememişim ben evlat diye bunu doğuracağıma. Allahım!
-Murat oğlum hayde ananı odasına çıkar!
Ayşe ananın sözüyle Murat kalkarken Berfin anne de hâlâ söyleniyordu, Dilanda onlarla giderken ben ne yapacağımı bilemez şekilde orada öylece oturmuş kalmıştım. Sadece yarım saat içinde şu olanları anlamıyordum. Ne olmuştu gerçekten de? Neydi bu yaşananlar?
-Buke git hele Berfine bak gerekirse doktor çağır?
-Tamam ana da sen eyi misin?
Ayşe ana öyle bir bakmıştı ki yüzüme o bakışların di'li olsaydı da konuşaydı. Şuan kimse iyi değildi ama onların sağlık olarak da dikkat etmesi gerekiyordu. Lakin şuan kimse kendini sağlığını düşünecek halde değildi.
-Hayde buke!
Ayşe ananın sesiyle bu sefer yukarı çıkarken Murat da odanın dışında merdivendeydi.
-Murat?
Onun bakışları bana dönerken tekrar konuştum.
-Doktor çağırdın mı?
-Birazdan gelir.
-Biz Dilanla burdayız sen bir Asaf ağaya bak.
Murat bir an bana anlamaz bakışlar atarken konakta onunda gittiğini fark etmemişti.
-Berfin ana fenalşmadan önce çıktı gitti.
Murat başını ellerinin arasına alıp ayağıyla duvara vururken konağın kapısı açılmış doktor içeri girmişti, Hasret ablanın yönlendirmesiyle buraya gelen doktora beraber ben ve Murat da içeri girdik, Berfin ana yatakta öylece uzanıyor da Dilan da yanında durmuş annesinin başını kendi göğsüne koymuş sessizce göz yaşı döküyordu.
Doktorun yağtığı beş dakikalık muayene den sonra onlar dışarı çıkarken biz de Berfin ananın başında duruyorduk, ama az önce doktorun verdiği ilaçla o yavaş yavaş uykuya dalacak bir haldeydi.
Aradan geçen beş dakikanın ardından da Dilana sessizce çıkalım desem de o ben kalıcam demişti, bende çok fazla ısrar etmeyip sessizce odadan çıkmıştım. Aşşağıya indiğimde Muratla doktorun Ayşe ananın tansiyonunu ölçtüğünü fark ettim. Ağır adımlarla onların yanına gittiğimde Murat da gelen doktoru kapıdan geçiriyordu.
-Ana var mı bir isteğin? Eyi misin?
-Bırak hele kızım Berfin nasıldır?
-Doktor ilaç verdi ana yatıyor.
Ayşe ana tekrar birşey diyemeden Muratın sesi duyulmuştu. Bende kalkıp kapıya onun yanına doğru gittim.
-Yenge baksana bir?
Murat doktorun annemlerin hakkında dediklerinde söylemiş, Berfin anaya arada bakmamı rica etmişti. Sonrada konakta çıkmıştı. Tansiyonu düşen Ayşe ana için mutfağa girmiş Hasret abladan bol tuzlu bir ayran istemiştim. Kendi yapacak halim de yoktu. Şokda gibi hissediyordum kendimi.
Hasret ablanın verdiği bardakla mutfaktan çıkıp Ayşe annenin yanına gitmiştim.
-Ana iç biraz.
-Yok kızım.
-Ana iyi değilsin en azından kendini topla biraz bak Berfin anne uyanınca seni görmek ister.
Ayşe anne zor da olsa biraz içip benim yardımımla odasında gitmişti. Bende aşağıya inerken ciddi manada terasta kahvesini içen Rojbin hanıma takılmıştı gözlerim. Kahve içmesi bir yana birde yüzünde gayet mutlu bir ifade takınmıştı. Bense daha da fazla sinirimi bozmamak adına yavaş adımlarla derin nefeslerle kendi odama doğru gitmiştim.
Berat kendi masasında değil de camın ordaki yemek yediğimiz masada oturuyor elinde de telefonla uğraşıyordu. Bense ona çık fazla aldırş etmeden yatağın uç kısmına oturdum. Derin nefes alıp siniri toplamaya ve bu olanları sindirmeye çalışıyordum.
-İyi misin?
-Biz ne yaşadık Berat? Gençecik bir kız, o şerefsiz, annemler, şu bir saat içinde ne oldu?
Berat olduğu yerden yanıma gelip ellerimi tuttu sıkıca bana güç verir gibiydi.
-Kendine güven bir şekilde hallolacak.
-Nasıl olacak.
-Şuan bilmiyorum ama sen üzülme yeter ki.
Beratın yanında biraz durduktan sonra annemlere yemek götürmek için çıkmıştım odadan mutfaktan Berfin ana için çorba alırken ayşe ane ve Dilan için de yemek doldurup yukarı çıkarttım. Berfin ana uyanmış Ayşe ana da onun yanında duruyordu. Üçü de yemicez dese de zorla da olsa bir iki lokma yemişler bende sofrayı yeniden götürmüştüm. Tabi elimde tepsiyle merdiven de beni gören Rojbin hanım da vardı.
-Hayıdır buke sofra saati sofra dışında yemek yemekte nedir?
-Anamlara götürdüm Rojbin hanım.
-Bilinmez mi bu konakta sadece sofrada yemek yenir!
-Siz bilmez misiniz Rojbin hanım bu konak eski konak değil artık! Sizin sözünüzün hükmü geçti.
-Hadsiz karşında hanımağan var! O sözün hükmü seni boğar!
-Hanımağam mı? Benim bildiğim hanımağa ağa karısıdır ve bu konakta tek bir hanım ağa varsa o da Berfin anadır.
-Bukee! Ettiğin laflara dikkat et o laflar arasında seni ezerler!
-Cesareti olan denesin! Ben burdayım.
Ben merdivenden aşağı inerken Murat ve Asaf Baba da konağa girmişlerdi.
-Yenge anam nasıl?
-Daha iyi Dilan yanında biraz çorba içti yatıcam dedi.
Murat beni başıyla onaylarken onlar içeri geçmiş Murat da Berfin ananın yanına çıkmıştı. Hasret abla da sofranın son hazırlıklarını hallediyolardı. Ben de elimdeki tepsiyi boşaltıp topladıktan sonra Berat'a da yemek koyup tekrar odaya gitmiştim.
Elimdeki tepsiyi masanın üstüne koyarken Berat konuştu.
-Kendine niye koymadın.
-İştahım yok ağam.
-Kadın!
Demişti uyarıcı bir sesle.
-Napayım Berat kızın o halleri ağlayışları gitmiyor gözümün önünden.
-Bilemeyiz Asmin belkide de hallederler araları iyi olur.
-Onunla halledecek, o kız kendini bir daha zor toplar.
-Civanın neyi varmiş halledilmeyecek, içmiş de yapmış kendini affettir mutlu olurlar belkide bilemeyiz.
-Yapma ağam, bahanesi ne olursa olsun böyle birşey yapan birine hiç bir kadın affetmez. O da pişman gibi durduğu söylenemez zaten.
Berat daha fazla birşey demezken bana zorla da olsa bir iki lokma yedirmiş kendi de az birşey çorba içmişti, ben tepsiyi tekrar mutfağa götürürken düşünmeden edemedim.
Ben benden isinsiz ufacık dokunuşa tahammül edemezken o kız bunları nasıl kaldırmıştı, kaldirabildiğini de düşünmüyordum ya gerçi o ağlayışları, iç çekişleri, o titreyişi, kendinden geçişi o kadar içime işlemişti onu anlar mıydım? Bilmiyordum benim yaşadığım belki de onun kinin yanında bir hiçti ama o bile beni bitirken ben onu düşünemiyordum bile... Çok zordu bu yaşanan onun için umarım üstesinden gelebilirdi...
Tekrar odaya döndüğümde hiç birşey yapmak istemiyordum üstümü değişip yatağa yattım belli bir süre sonra Berata yanıma gelmişti usulca beni kollarıma çekip saçlarımla oynamaya başlamıştı. Masaj yapmaya başladığım günden beri bir kere eksik yapmamıştım ama bugün onu da yapmakta istemiyordum, Beratın da işine gelmişti bu son bir hafta da söylenmeye başlamıştı bile ama nasılsa yarın misliylr yaparım diyip istemem edim onu da kendimi de.
O benim saçlarımla oynarken ben usulca onun kollarında uyuya kalmıştım.
Sabah kalktığımda biraz daha kendimi toplamış gibiydim, Berat uyanmadan duş almıştımbrn çıkarken o da uyanmıştı.
-Günaydın ağam!
-Günaydın kadın!
-Sen kalk bende kahvaltıyı getiriyim.
Ben odadan çıkarken Berat'ta yataktan kalkmıştı. Mutfağa gittiğimde Ayşe ana ve Berfin anaardakta oturuyordu önce onların yanına gittim.
-Ana iyi misiniz?
-Sağlasın kızım.
Berfin ana daha devamını getirmeden Murat hızlıca aşağı inmiş Asaf babanın yanına gitmiş sonra da ikisi de hızlıva konaktan çıkacakken onu Berfin ana durdurdu.
-Ne oluyor oğlum.
Ama gene duyduklarımız dünki kadar kötü bir haberdi.
~~~~~~~~~~~
Keyifli okumalar.
Bölümü ve yaşananları nasıl buldunuz?
Yeni kızımız nasıl olacak?
Bölüm etkileşimi
