26. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM:24
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:24
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Bu adama biraz acı ama kadın ya!
-Hem numara yap hem de! Kalk git şurdan Berat!
-Olmaz karıcım. Hem orda gerçekten de iki büklüm yatıyorum. Yalan değildi.
-İyi sen kal burda ben yatarım o zaman.
Berat derin bir oflayıp konuştu.
-Tamam Asmin sen yat burda brn giderim kadın.
-Olmaz.
Beratın az önce düşen yüzü gülerken konuştu.
-Kıyamadın deme kocana.
-Yoo ne alaka, yeni tedavi oldun sadece yatma orda.
-Seni yatırmam burda Asmin, ben yatarım.
-Off iyi ya, gel burda yat!
Berat bunu dememle anında yatağa gelirken hızlıca konuştum.
-Ama bana dokunmak yok ağa. Gel dedim diye barışmadık.
-Ben geri koltuğa mı dönsem acaba.
-Kendin bilirsin valla.
Ben Berat'a sırtımı dönüp yatarken uyuyamıyordum. Bu adam olmadan, yanımda olsa ona sarılmadan yatamıyordum. Bu huyu nasıl edindim bilmiyordum ama sensiz yatarım dedikten sonra dönüp de ona sarılıp da yatmak istemiyordum.
Gece ne olmuştu nasıl olmuştu bilmiyordum ama sabah Beratın kollarında uyanmıştım. Ve o günden sonra ilk defa bu kadar rahat uyuduğumu hissetmiştim. Ama bunu onun bilmesine gerek yoktu diyip sessizce kalkacağım sırada Berat buna izin vermemişti. Bu adam her seferinde benden erken kalkmayı nasıl beceriyordu ben anlamıyordum.
-Sana da Günaydın karıcım. Hayrola kaçar gibi nereye.
-Günaydın ağa! Hem ben sana dokunma bana demedim mi ahtapot gibi sarmışsın.
Berat gülerken onun göğsüne koyduğum kolumu ima ederek konuştu.
-Bir saran ben miyim karıcım.
-Evet! Sen beni sarmasan brn niye koyayım elimi oraya!
-Karım ne derse o!
Beratın dediğine istemsiz gülerken sitemle konuştum.
-Hadi ağa kalk artık! İşe gidicen, kahvaltı bekler.
-İkisi için de bu anı bozamam kadın.
Beratın ettiği lafla yüzüm gülerken onun göğsünde yattığımdan o beni görmediği için sorun yoktu. İçten içe hâlâ kırgındım belki ama yanımda olduğu anda da ona tepki gösteremiyordum.
-Hani karın ne derse oydu ağam.
-Ağam diyen ağzını öpsünler.
-Yuh Berat!
Elimle Beratın göğsüne vururken o da gülerek konuştu.
-Daha önce etmediğim şey değil kadın.
-Ya sen ne edepsiz birşey çıktın. Nerde o önceki Berat.
-Önceki Asmin nerde acaba karıcım. Hani banyolara dalan, dudağıma kapanan falan.
-Yuh Berat ağa. Yuh! Ben öyle bir şey yapmadım!
Berat gülerken sahtece kabullenmişti.
-Peki karıcım.
-Ya ağa kalk şurdan.
-Ağama ne oldu kadın.
-Bilmem acaba. Öyle uğradı gitti. Edepsiz biri olmuş ama o belli.
Berat gülerken kısık sesle konuştu.
-Karım öğretmiştir belkide.
-Beraat! Ben ne yapmışım acaba! Kendin yap yap suçu bana at.
Berat gülerken bende olduğum yerden kalkıp banyoya kaçmıştım. Sabah sabah ettiği laflar yüzümün kızarmasına sebep olmuştu. Düşünmemeye çalışıp işlerimi hallettikten sonra odaya dönmüştüm. Berat hâlâ yatakta telefonuyla uğraşırken benim gelmemle o kalkmış bende etrafı toplayıp üstümü değiştirecektim ki banyodan çıkan Beratla ellerim birbirine dolaşmıştı o da beni izlerken başımdan geçirdiğim elbiseyi hızlıca giydim. Fermuarını örteceğim sırada Beratın ellerini sırtımda hissetmiştim. O kapatırken bende birşey demeyip masaya geçtim. Arkamda bıraktığım Beratta kendi üstünü giyiniyordu.
İkimizde giyindikten sonra beraber odadan çıkmıştık.
Sofraya gittiğimizde Rojbin hanım dışınd herkes ordaydı o da rahatsız olduğu için sofraya inmeyeceğiz söylemiş. Gözüm Heja ya takılmıştı.
İyi değil bitkinliği gözlerinden okunur haldeydi. Uykusuzluktan ya da ağlamaktan kızaran gözleri de ne kadar makyajla kapanmaya çalışılsa da bariz belliydi. O gözlerin içindeki duygudan bahsedemiyordum bile.
-Hafta sonu Yavuz ağanın oğullarının düğünü varmış oraya gidicez. Ona göre hazırlık edin hanım.
-Peki ağam. Ne ara sözlendiler onlar. Heç haberimiz olmadı.
-Acele olmuş beşik kertmesiyle berdele iki kız veriyormuş Ahmet ağa.
-Hayırlısı olsun bari. Biz hakkıyla takılarını alır hallederiz ağam. Bugün gelinlerle çıkar alırız, son güne kalmasın.
-Eyi eyi tüm aile o gün orada olacak sorun çıkarmayın!
Asaf babanın Beratla o pislik arasında bakışları dolanmıştı ikisini de uyarıyordu. Sessiz bir bir kahvaltının ardına erkekler işe gitmek için ayaklammış biz de Hejayla uğurlamaya kalkmıştık.
Heja o pisliğin ceketini almaya odasına giderken bizde Beratla odaya gitmiştik.
-Güzelim ne istersen al bugün. Al bu kartı da yanında olsun.
-Gerek yoktu.
-Asminim benim kartım zaten bu harca istediğin gibi. Bizim adımıza da ayrı bir takı al.
-Tamam, alırım.
Berat'a yatağın üstündeki ceketini verdikten sonra.
Beraber dışarı çıkmıştık. Heja onun ceketini giydiriken gözüm istemsizce onlara kaymıştı. Berat da bunu fark etmiş konuşmuştu.
-Asmin'im bakma şuna!
-Of Berat ben ona mı bakıyorum!
-Biliyorum güzelim ama sen gene de bakma!
-Ayy hayde ağa hayde, kolay gele.
Berat alnımı öptükten sonra konuştu.
-Sağ ol kadın, birşey olursa haber et.
-Tamam.
Onlar giderken bizde geri içeri gitmiştik. Sofrayı kaldırmaya başlıyacağımız sırada Berfin ana konuştu.
-Gelinler hele siz bırakın Hasret halleder, gidin hazırlanın güzelce.
Berfin ananın lafına Heja başı önde kısık sesle konuştu.
-Ana müsade edersen ben gelmesem.
-Nerden çıktı kızım o, olmaz hem öyle şey.
-Şey, tamam ana.
-Bir sorum varsa diyesin kızım.
-Yok ana şey Ciwan, babanenin başında kal dediydi ondan demiştim.
-Olmaz öyle Şengül bakar, hem ben derim Ciwana hep beraber çıkıcaz olur mu heç öyle şey.
-Yok ana. Sen deme ben arar haber ederim.
-Eyi öyle olsun bakalım. Hayde hazırlanıp gelin.
Biz Heja yla odadan çıkarken o gitmeden durdurdum.
-Heja, gene birşey mi etti! Ondan mı gelmem diyorsun.
-Abla, birşey olduğu yok! Ciwan bana bişey etmiyor. Rojbin babanneye bakmak için dedi sadece.
-Heja bak korkudan demiyorsun ama...
-Hayır valla bak, birşey etmedi ben gideyim.
Heja giderken söylediği sözlerin doğru olmadığı her halinden belliydi ama bende ısrar etmek istememiştim.
Odaya geldiğimde dolapta gözüme çarpan beyaz bir elbiseyi alıp hazırlamaya başlamıştım. Kısa sürede de hazırlandıktan sonra dışarı çıkmıştım.
Anamlar bahçede kahvelerini içerken bende yanlarına gitmiştim. Kısa zamanda gelen Heja yla da hep beraber dışarı çıkmıştık. Korumlardan birinin bize çarşıya bırakmasıyla annemler önde biz arkalarında dolanmaya başladık.
Etraftan gelen sesler her zamanki gibi konuşurken şuanki dedikudu Beratın ayaklanması olmuştu.
-Berat ağa da kalkıp gelmiş.
-Gittiğini bile demediler ki.
-Karısına bak nasılsa salınılıyor. Ağa ayaklanınca.
-Karısı da etmiş diyolar.
-Etse ne bir evlat vermeyince Berat ağa güçlü yakışıklı, peşinde kimler olur.
Arkamdan yapılan ama duyduğum dedikodumun bile sonu benim hamileliğime, kumaya bağlanıyordu. Ben gerçekten anlamıyordum. Herkesin işi gücü bitmiş ciddi mana da tek dertleri biz ya da üstüme gelecek kuma gibiydi. Tabi Berat hadi alıyorum dese burdaki herkes en az bir kişi öne sürerdi. Gerçekten şaka gibi insanlar vardı.
-Gelinler, hayde!
Anamın sesiyle kuyumcuya girmiştik. Anamlar aile adına takı bakarken Berat'ın bizim adımıza al demesiyle bende bakmaya başladım.
-Ana bu olur mu?
Elimdeki seti anneme gösterirken konuştum. Daha önce hiç bir düğüne takı almadığım için sorunsuz olsun istiyordum.
-Güzeldir kızım da biz seçiyoduk.
-Ana Berat bizim adımıza ayrı al dedi de.
-Eyi eyi afferin iki tane alasın o zaman iki oğlu bir düğün edecek.
-Tamam ana.
Biz takıları alıp kuyumcudan çıktıktan sonra bir iki dükkan daha dolanmıştık. Gördüğüm kalemle annemlere söyleyip geri döndüm rafta çok güzel bir kalem görmüştüm ve onu Berat'a almak istemiştim.
Dükkandan içeri girdiğimde tatlı bir amca vardı.
-Kolay gelsin amca.
-Buyrasım hanım kızım.
-Camda bir kalem gördüm de onu alacaktım.
Amcanın sardığı kalemle alıp çıktıktan sonra eczaneden çıkan Hejayı görmüştüm.
-Heja!
-Hıh abla!
-Birşey mi oldu? Napıyosun burda.
-Yok şey, eee ağrı kesici bitmiş de onu aldım.
-Bir sorun yok deme.
-Yok abla.
Heja yürümeye başlarken bende umarım diyip peşine gitmiştim. Annemlerin yanına geldiğimizde. Çarşı'da biraz daha oyalanıp, alışveriş yapmış sonra da geri konağa dönmüştük.
Aldıklarımızı odaya yerleştirdikten sonra mutfağa gidip akşam yemeği için yardım etmeye başladım. Dışarı da baya bir vakit geçirdiğimiz için yemeğe bir saat gibi bir süre kalmıştı. Hazırlanan sofrayla erkeklerin gelmesi bir olurken hep beraber sofraya oturmuştuk.
Gün içinde yapılanların sohbetiyle geçen sofradan sonra çaylar içilmiş Asaf babanın kalkmasıyla da herkes odasına dağılmıştı. Buna bizde dahildik.
Bende odaya gidicez zannederken Berat elimden tutmuş üst kata çıkarmıştı.
-Nereye ağa.
Beratın eski odası olduğunu bildiğim odanın kapısında durmuş, Beratta cebinden bir anahtar çıkarmıştı.
-Mazimi benimle açar mısın kadın?
-Açarım ağam.
Berat tuttuğu elimi bırakmazken diğer eliyle yavaşca kapıyı açmıştı. Yıllardır açılmayan odanın içinden gelen ışık huzmesiyle ve uzun zaman sonra kapının açılmasıyla kalkan tozlar kendini belli etmişti.
Biz bür süre kapının orda durup içeriyi izlemiş ardından ilk adım atan Berat olmuştu.
Bizim odamızdsn bile daha geniş bir odaydı, kenarda tek kişilik bir yatak, çok büyük olmayan bir dolap bir çalışma masası ve hâlâ da üstünde eski bir bilgisayarın olduğu başka bir masa vardı.
Bu odanın Berat'a ait olması da ayrı bir şaşırtmıştı. Masanın bir köşesinde araba resimleri, çalışma masasında ders kitapları öylece duruyordu.
Beratta sessizce ilk defa görür gibi odayı, odasını izlerken bende susmuş başımı omzuna yaslamış onu beklemiştim. Bir süre sonra Beratta omzundaki başımı öpüp konuştu.
-Yıllar oldu.
-Bakalım mı? İstersen eğer.
-Bakalım güzelim.
Beratla beraber odanın diğer ucundaki masaya giderken, gördüğüm araba resimleri ve bir sürü değişik araba figürüyle konuştum.
-Gerçekten arabaları seviyor muşsun.
-Öyleydi. O zamanlar.
Uzun zamandır kapalı olan odanın havasızlığı ve tozuyla gördüğüm camla konuştum.
-Berat, camı açsak ya.
Ben camı açmaya giderken Beratta hâlâ unutmadığı dolap raflarında bir şeylere bakıyordu. Geri yanına gittiğim de masanın üstünde gördüğüm karneyi elime almıştım. Berat da konuştu.
-Aldıktan bir gün sonra mezun oluyoruz diye tören yapacaklardı, birinciydim kutlamaya tüm aile gidecektik. Evden ailecek son çıkımışımızdı.
Ben dediklerine söyliyecek bir söz bulamazken sadece susa bilmişim. Berat dolaptan çıkardığı albümü masaya koyarken bende soğukluğu dağıtmak adına konuştum.
-Odan güzelmiş ama seni yansıtıyor, sana dair bilmediklerimi.
-Bana dair olanlar, artık yoklar güzelim.
-Niye arabalar mesela hâlâ var.
-Bir sevda değil, hayatı kolaylaştıran bir araç sadece.
-Geçmişe dair, kendine dair hiç mi birşey yok senin için.
-Geriye kalanlar babamla beraber toprağa gitti. Bir daha eski Berat olmadım.
-Sen hala aşık olduğum günkü Beratsın.
Bu sefer de Berat sessiz kalırken masaya koyduğu albümün üstündeki tozu silip sayfalarını açtı.
İlk sayfalarda Beratın çocukluk halleri halleri ve ailecek olan fotoğrafları vardı.
-Berat yaa, çok tatlıymışsın.
Beratım çevirdiği bir iki sayfa sonrasında gördüğüm bir fotoğrafla durmuştum.
Okulda Beratın iki arkadaşıyla çekilmiş bir fotoğrafıydı ama arkada fotoğrafta çıkmış bir kız vardı. Elleriyle kalp yapıyordu.
-Berat bu ne?
-Lisedeki arkadaşlarla fotoğrafımız güzelim.
-Arkadaki kız.
-Dikkat etmemişim Asmin öyle çıkmıştır.
-Berat o kız benim.
-Ne demek benim?
-Baya, hatırlıyorum o günü okulda turnuva vardı, herkes bahçedeydi kızlardan birine yapmıştım ben öyle. Biz o zamanlar aynı fotoğraf da mı çıkmışız.
-Sevdamızı, yıllar önce sen belirlemişsin kadın.
-Sevdamızı, yıllardır sen saklamışsın ağam.
Böyle birşey görmeyi beklemiyordum, oldukça şaşırmıştım ama bir o kadar da mutlu olmuştum, biz berdel oldu diye değil de sanki bu fotoğrafın hikayesi yazılıyor diye evlenmiştik. Bu fotoğraf bizim hikayemizi yazmıştı. Hemde kimse bunu fark etmeden.
Berat saçlarımı öperken bende dolaba yönelmiştim.
-Bakıyorum.
-Bak Asminim.
Dolabı açtığımda Beratın o zamanki tüm kıyafetleri, o gün üstünde olan ve üstünde babasının kanı olan o takım dahil herşey duruyordu.
Elime geçen 4-5 yaş kıyafeti gibi duran bir ceket pantalon takımı elime aldım.
-Bu ne?
-Annemin işi, eskiden kalma şeyleri saklamış, o zamanlar da bana vermişti, ilerde sende giydir beni hatırla derdi. Kızardım o zamanlar sen zaten yanımda olacaksın derdim.
-Öylede olacak ama bir evladımız olursa senden birşeyler giysin isterim.
-Ben ona en güzellerini alırım Asminim.
-Olsun, babasından ona kalan yadigar bir kıyafet tatlı olur. Annem iyi ki de saklamış.
-Oğlumuza giydirirsin annesi.
-Berat ya, sanki çocuğumuz var gibi konuştun.
-Olsun istemez misin?
-İsterim herhalde, bilmem düşünmemiştim hiç biz öyle.
Beratın dediğiyle bir an düşündüm ondan bir parçam olsun, bizim evladımız olsun isterdim. Berattan çok bir güzel bir baba olurdu buna çok emindim.
Berat cevap vermezken tekrar konuştum.
-Senden çok güzel baba olur biliyor musun?
-Nasıl eminsin?
-Merhametin, Lizgeye olan davranışın, hâlâ içindeki o güzel insanın varlığı.
-Senden çok güzel bir anne olur güzelim.
-Ya sen ister miydin? O gün hayalini daha kurma demiştin.
-O sandalyedeki Beratla, şuanki ben aynı değilim.
-Olabilir, belki şuanda da istemezsin.
-Çok isterim güzelim.
Berat saçlarımdan öperken odadan çıkmıştık.
-Berat yarın odayı temizliyim mi?
-Yorma kendini güzelim.
-Yok ondan değil yormam, ister misin diye sorayım dedim.
-O, odada benden geriye birşey kalmadı, geçmişle aramdaki bir bağ gibiydi açtık bu kapıyı bitti.
-Olsun ben gene de çok birşeye dokunmam tozunu alırım.
-İstediğini yap kadın.
Odaya girdiğimizde Berat direk rahatlamak için gömleğinin iki üç düğmesini açarken konuştum.
-Sevmiyorsun.
-Neyi?
-Gömlek giymeyi, ne zaman görsem şu gömlekle bir derdin var.
-Onca zaman tişörtle dolanınca en son 18 imde o günle, düğünde giydim şunu.
-Düğün de. Bizim düğünümüzde. İstemeden geldiğin.
-İyikim.
-Ne?
-O gün iyiki beni dedin, iyi ki geldim, iyiki biz olduk.
Berat dedikleribe mutlu olmuş gülerken, bugün aldığım takıyla kalem geldi aklıma. Takıları göstererek konuşurken kalemin kutusunu da elime almıştım.
-Bunları aldım, olur mu?
-Sen beğendiysen herşey olur Asmin'im.
-Bunu da sana aldım.
Berat alnımı öpüp konuşmuştu.
-Benim karım beni düşünüp hediye mi almış.
-Görünce beğendim aldım bende.
Berat elindeki kutuyu açmış kalemi çıkardıktan sonra konuşmuştu.
-Odamdaki en özel yerini alacak.
-Berat?
-Söyle güzelim.
-Ben de bir ara şirkete gelsem ya çalıştığın yeri merak ediyorum.
-Gel güzelim ne zaman istersin.
Berat'a dedikten sonra dolaba yönelmiş kıyafet alıp banyoya gitmiştim. Aldığım kısa bir ılık duşun ardından geceliği mi de giyip dışarı çıktım. Masaya geçtikten sonra havluyla kuruladığım nemli saçlarımı taramaya başlamıştım. Arkadan gelen Beratsa bana izin vermeyip kendi yapmıştı.
-Güzelliğin, kokun aklımı başımdan alıyor.
Ben Beratın dediğine cevap vermezken sadece gülümsemiştim. O da tekrar konuşmuştu. Ama sesi oldukça kısıktı.
-Asminim. Seni seviyorum.
Beratdan bir anda duymayı beklemediğim sözlerle aynadan öylece ona bakmıştım. O da bakışlarımı görmüş olacakki konuştu.
-Niye şaşırdın?
-Senden bunu duymak garip geldi.
-Alış o zaman daha çok duyacaksın.
-Berat gerçekten kafana taş falan düşmedi deme gittiğinde.
Benim dediğimle Berat gülerken beni de oturduğum puftan kucağına almıştı. Ben de düşmemek için ellerimi boynuna koyarken bir yandan da söylendim.
-Ağa, ya alıştın beni oyuncak gibi taşımaya.
-Ne oldu Asmin hanım.
-Yok varya gerçekten taş düşmüş sana. Normal değilsin sen.
-O nerden çıktı.
Berat yatağa otursa da beni de kucağından indirmemişti. Bende ellerimi onun boynundan çekmezken öylece kucağında oturuyor gibiydim.
-Valla gitmeden önceki Berat baya odundu, bakıyorum da gelen Berat baya bir değişmiş.
-Odun mu dedin sen bana.
-Dedim öyleydin.
-Sen bu Beratı beğenmedin herhalde Asmin hanım.
-Aman ağa önceki odundan iyidir kalsın böyle.
-Asminim. Hasret kaldığım.
-Kendin seçtin hasret kalamayı.
-Laf sokmadan duramaz mısın kadın.
-Duramam ağam, hâlâ barışmadım.
-O zaman biz bir önce barışsak da...
-Da ne Berat? Sen pek bir edebsiz oldun bugün.
-Ben birşey demedim kadın, sen düşündün devamını.
-Ya yuh ya!
Ben kollarımı Beratından boynundan çekecekken o buna izin vermemişti.
-İki dakika dur güzelim.
-Laf et sonra da dur. Fesat dedin bana bende gidiyorum.
Berat gülmüş sonra da ufak bir öpücük kondurup konuşmuştu.
-Şu hallerin beni alıyor kadın.
-Ne varmış halimde ağam.
Berat yüzlerimizi iyice yakınlaştırmış sanki birileri duyacak da duymasın ister gibi kısık sesle konuşmuştu.
-Asminim. Sen ben değil de biz olmayı becerdik mi?
Beratın ima ettiği sözlerle bende aynı kısık sesle konuştum.
-Becerdik. Beratım.
Berat dediğim sözlerle dudaklarıma ufak bir öpücük kondurup. Konuştu.
-Sana hasret kalan bu adama, vuslat izin varmıdır?
Ben duyduklarımla utanıp başımı Beratın göğsüne koyarken Berat da bana ufak öpücükler kondurup konuştu.
-İstemediğin hiç birşey olmaz. Benden utanma kadın.
-Biliyorum.
Benim hâlâ Beratın göğsünde verdiğim kısa cevapla bir süre sessizlik olmuş Berat hâlâ beni saçlarımı ufak ufak öperken bende oldukça sessiz şekilde konuşmuştum.
-Vardır.
Ben yavaşca başımı kaldırıp Beratla göz göze gelirken o da dediğimi anlamak istercesine bakıyordu.
-Var, Beratım.
Berat verdiğim cevapla alnımı öperken, dudaklarımız birleşmişti.
~~~~~~~~~
Keyifli okumalar...
AsBer birleşti ne diyorsunuz?
İkisinin eski fotoğrafı?
Bölüm etkileşimi
