2. bölüm / 33
BERDEL: Benim SeçimimBÖLÜM:2
Bölümler 33Şu an: BÖLÜM:2
- 1 BÖLÜM:1608 kelime
- 2 BÖLÜM:21.550 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM:31.632 kelime
- 4 BÖLÜM:41.354 kelime
- 5 BÖLÜM:51.161 kelime
- 6 BÖLÜM:61.748 kelime
- 7 BÖLÜM:71.295 kelime
- 8 BÖLÜM:81.111 kelime
- 9 BÖLÜM:91.651 kelime
- 10 BÖLÜM:101.540 kelime
- 11 BÖLÜM:111.768 kelime
- 12 BÖLÜM:121.886 kelime
- 13 BÖLÜM 131.354 kelime
- 14 BERAT1.224 kelime
- 15 BÖLÜM;141.789 kelime
- 16 BÖLÜM;152.167 kelime
- 17 BÖLÜM:161.982 kelime
- 18 BÖLÜM:172.402 kelime
- 19 BÖLÜM:182.424 kelime
- 20 BÖLÜM:192.610 kelime
- 21 BÖLÜM:202.016 kelime
- 22 BERAT:21.754 kelime
- 23 BÖLÜM:212.987 kelime
- 24 BÖLÜM:222.454 kelime
- 25 BÖLÜM:232.753 kelime
- 26 BÖLÜM:242.448 kelime
- 27 BÖLÜM:252.370 kelime
- 28 BÖLÜM:262.408 kelime
- 29 BÖLÜM:272.175 kelime
- 30 BÖLÜM:282.315 kelime
- 31 BÖLÜM:292.347 kelime
- 32 FİNAL2.341 kelime
- 33 Kitabımız Final Olduu!!82 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Asaf ağanın bu sözlerinin ardından arkamı dönüp dimdik şekilde çıkmıştım oradan. Odadan çıkığıma başta annem ve burada olan diğer tüm kadınlrın sesleri ve fısıltılarını duymazlıktan gelip konaktan çıktım konağa iki dakika yürüme mesafesinde olan ağıra gidip atımı aldım ve son sürat uzaklaştım.
Kaç dakikadır atın üstündeydim napıyordum bilmiyorum kendimi her zaman geldiğim dağ baiında buluştum burası benim kendim olabildiğim tek yerdi...
Verdiğim kararı ve yaptığım hareketleri baştan düşünme fırsatım olmuştu.
Berat, onu biliyordum o kazayı geçirdiğinde ordaydım sebebini hatırlamıyorum ama o an dışardaydım Berat ve babasıyla bir sokakta karşılaşmıştık. Berat arabanın altına girmiş yavru bir kediyi kurtarmaya çalışıyordu. Bben o an sokaktan tam çıkıp bir eve girmek üzeredeydim orası neresiydi ben kimin evine gittim hiç hatırlamıyordum ama ben o eve girdikten sonra acı bir fren sesi ve ardından feryatlaar kopmuştu beni o an dışarı çıkarmamışlardı. Ama sokaktan çok fazla ağlama sesi ve bağışlar geliyordu hemen ardındandan da ambulans sesi gelmişti o kazada Azem ağa hayatını kaybederken Beratsa tekelekli sandalyeye mahkum olmuştu.
Civan, onu hiç bir zaman kasteen tanımamıştım ama namını çok fazla duymuştum Civan Demirhanlı kadınların sultanı silah ticaretinin kralı olarak bilinrdi buralarda. O an sadece bu ikisini gözümün önüne getirmiştim biri ufacık bir kedi için uğraşan öteki ise namı yaptığı kötülüklerle ün salmış biri.
Tabi sadece bu değildi Berat... O günden öncede onu hep okulda görürdüm severdim o zamanlar o 18 ben 15 yaşındaydık çocukluk derdim hep kendime o kazadan sonrada bir daha görmemiştim onu üzerinden 5 yıl geçmişti be o zamanlar da onu iyi niyetini sevmemiş miydim zaten. Zaman onu ne hale getirdi bilmiyorum ama bilmediğim bir şey daha vardı zaman benim 0içimdeki duyguları ne hale getirmişti?
Ben bu belirsizlik arasında öylece oturmuştum orada düşünüyrdum verdiğim kararı ve getireceği sonuçları ben bile bilmiyordum sadece öylece oturuyordum. Orada ne kadar oturdum bilmyordum kendime geldiğimde ağladığımı fark ettim sahi ben ne zaman ağlamaya başlamıştım onu bile bilmiyordum. Üstümü düzeltip ayağa kalktım göz yaşlarımı sildim o an kendime br söz verdim bu halimi bilen tek kişi sadece ben olacaktım. Ben kendimden başka herkesin yanında sabahki güçlü Asminden başkası değildim.
Atımn üstüne atlayıp ağır ağır sürdüm bu sefer konağın kapısına geldiğimde atımı kapıdaki korumalara verip dim dik bir şekilde girmiştim içeri.
Avlu da oturmuş çay içen canım ailemin tüm bakıyordu.
-ooo gelmişmi sonunda biricik kardeşimizi. Dedi abim o iğrenç sesi ve imasıyla.
-Nerdesin lan sen! Diye üstüme yürüyen babamın eli havaya kalkmıştı ki bir adım geri attım. Benim attığım adımla havadaki eli boşa düştü.
-Napıyorsun lan sen!
-Seni ilglendiriyor mu baba benim ne yaptığım? İstediğimi yaparım Sanane! Sizene!
- Hayırdır sen bugün herkeze baş kaldırınca bize de mi kaldırabileceğini sandın!
Babamın iğrenç tonlamalı sesi ve bir adım daha üstüme gelmesiyle herkese öylece baktım. Herkes için o kadar umursamazdım ki onlar hala orada oturmuş çaylarını yudumlayıp sanki bir film sahnesi gibi bizi izlemeye devam ediyorlardı.
- Bak kurtuluyorsun işte benden hala daha ne istiyosunuz siz benden!
Bu sefer havaya kalkan elin yanağımla buluşmuştu.
-Çık odana gözükme kimsenin gözüne. Diyen annemin sesiyle daha da iğrendim böyle bir ailenin kızı olmaktan.
- Ağam gel sana çay doldurayım dokunma sende şuna yarın alışverisi var.
Annemin babamı çağırma şekliyle yarın alışveriş olduğunu öğenmiştim. Ne hoş ama bana söyleme gereğinde bile bulunmamışlardı.
*****************
Aradan bir hafta geçmişti o esnadan alışveriş yapılmış, düğün hazırlıkları bitmiş ve benden Beratın ailesiyle resmş olarak tanışmıştım. bu bir haftada bana söz ve isteme yapmak istemislerdi ancak kesn bir dille reddetmiştim. Benim isteme yapabileceğim bir ailem yoktu. Onlara da böyle söylemiştim en başında onlara olan sinirimde yapıyorum zannetselerde sonra kesin bir şekilde anlamışlardı ve ısrar etmemişlerdi.
Bu bir haftada öğrendiğm başka şeyler de vardı tabi mesela iki tane kaynanam vardı benim. Nasıl mı? Azem ağa öldükten sonra aile büyükleri Ayşe annenin (Beratın annesi) Asaf Ağaya yani Azem ağanın kardeşine kuma gitme kararı vermişlerdi. Ayşe anne o zamanlarla alakalı çok birşey söylemedi bana ama Berfin anneyle yanş Asaf ağanın ilk eşiyle şaşırtıcı şekilde araları baya iyiydi hatta bu bir hafta da neredeyse her gün bir araya gelmiştik alışveriş ve diğer tüm işler için ikisi de her zaman gelmiş ve benim de yanımda olmuşlardı.
Beratın beş yaşında bir kız kardeşi olduğunu öğrenmiştim. Çok tatlı bıcır bıcır bir kızdı. Asaf ağanınsa 4 tane çocuğu vardı. Biri Civandı tabiki diğeride benim salak abime kaçan kız Şilandı onun da bir küçüğü Murat vardı, ve birde Dilan vardı. Dilanla tanışmıştık çok tatlı bir kızdı iyi analaşacağımız kesindi. Şilanın adını bile alışverişte denk gelip öğrenmiştim onunla hiç konuşuyordum. Muratla sadece bir defa arabada denk gelmiş selam vermiştik onu da pek tanıdığım söylenemezdi. Birde ailenin büyüğü Rojbin Babanne varmış. Alışverişe hiç gelmemişti bende onların konağına gitmediğim için görmemiştim onu.
Şimdi neredemiydim dün gece oteldeki bir düğün salonunda kınam yakılmıştı. Tabi sadece bana değil Şilanla ortak olmuştu kınamız, düğünmüzde aynı şeklide aynı salonda berabr yapılacaktı. Şimdiyse ben bütün bunları düşünürken bir yandan da düğün saçoım yapılıyordu. Evet ben artık bügün evleniyordum ama işin garip tarafını söyleyim mi size ben bu bir hafta da Beratla bir kere bile denk gelmemiştim paşam hiç zahmet bile etmemişti buna hatta sırf onun için hem resm hemde dini nıkahımız bugün yapılacaktı. Bana seslenen kadınla kendime geldim.
-Asmin hanım saç ve makyajınız bitti değiştimek istediğiniz bir kısım var mı?
kadının sorusyla aynadan kendime baktım toprak rengi bir göz makyajı yaptırmıştım onun dışında ağır bir makyaj yoktu yüzümde, saçımsa salık bırakılmış gayet doğal su dalgaları yapılmış ve iki yandan toplanılmıştı ve oraya da uzun sayılabilece bir duvak takılmıştı.
- Çok teşekkür ederim gayet güze olmuş. dedim gülümseyerek.
- Gelinliğiniz için de yardım ister misiniz?
Öylce baktım gerçekten de gelinliğimi bile giyerken bana yardım edecek tek bir kişi yoktu şu koca konakta.
-İyi olur aslında. dedim onlara bakarak onları gelinliği askıdan alırken bende oturduğum yerden kalktım.
Banyoya gidip elimdeki gelinliğe baktım iki parçaydı gelinliğin kendisi straplez ve uzun kuyrukluydu, arkası iplerle kapanıyordu, tabiki de böyle giymicektim bunu üstünde ise ekstra bir kol parçası vardı kolarım tüldü ve iki kol boğazımdan ağrı bir dantelle birleşiyordu o yüzden straplez oluşu göze batmıyordu kollarmı taktığım parça ise arkadan düğme ile birleşiyordu. Gelnliğimin arkası normalde buradakilerim laf edebilceği bir açıklık vardı Ayşe anne herşey gönlümden geçtiği gibi olsun istediği içinn birşey dememişti bende zaten duvağımı o yüzden uzun alıp orayı da kapatmıştım normlade bana göre çok güzel ve açık olmayan bir gelinlikti ancak buralara göre bir aşiret gelinine göre fazla kaçıyordyu işte.
ben giydiğim gelinliğimi elimle tutup dışarı çıktım kızlar arkada ki bağcıları kapatıp sonra da kol kısımlarını giymeme yrdım edip onu da helletmeşlerdi.
-Çok güzel oldunuz Asmin hanım.
-Teşekkür ederim.
Tam o sırada davul sesleri gelmeye başlamıştı dışaıdan.
-Damat beyde geldi.
Gelmiş miydi acaba gerçekten merak ediyordum gelmemiş olabilirdi beklerdim ondan bunu ne yazıkki. Evet ben evleneceğim adamın düğünümüze geldiğinden bile emin değildim.
O esnada babamla abilerim gelmiş kızlarda dışarı çıkmışlardı. Abimin elindeki kuşağı görmemle elimi havaya kaldııp bir adım gerşye gittim. onlar bana şaşkınca bakarken onun
elindeki kuşağı çektim.
-Ne siz benim abim ne de sen benim babamsın hatta Beyzade olan hiç kimse benim birşeyim değil o yüzden şimdi benden uzak durun ve çıkın!
onlar bana şaşkınca bakarken elimdeki kudaleyi belime bağlayıp duvağımı da kendim örttüm am odadan çıkmak için adım atacaktım ki babam kolumu tuttu
-Sen bir daha bu eve gel bak bakalım o zaman neler oluyor Asmin hanım.
-Bşr daha buraya gelmek mi? Kefenimle bile gelmem artık ben buaya!
Kolumu bababmın elinden çekip kendimş kurtardım. Onun kolunda inmem gerekn merdivenlerden onlrı arkamda bırakmış tek başıma iniyordum. Merdivelerin sonunda Asaf Ağa ve Beratı görmemle yüzümde bir gülümseme oluştu. gelmişti somurttuğu suratı zorla geldiğini belli etsede bizm düğünümzde beni tek bırakmamıştı en azıdan. Aşağı indiğimde Asaf babanın elini öpüp Beratın yanına geçmiştim. Hep beraber konaktan dışarı çıkmıştık herkes düğün salonuna doğru giderken biz konağa gidecektik. Berat bey sağ olsun hala nikahımız kıyılmadığı için önce imam nikahımız kıyılacaktı sonrada salonda resmi nikahımız.
Sessiz geçen bir beş dakkalık yolun ardından konağın öüne varmıştık. Konakta sadece Ayşe ve Berfin anne,Murat, Dilan ve anladığım kadarıyla Rojbin babanne kalmıştı e birde imam vardı tabi
Rojin babannen ve Ayşe ve Berfin annenin Ellerini öpmüştüm.
-Yengeeee çok güzel olmuşsunnn. Dedi Dilan heyecan verici bir sesle onun da ütünde saks mavisi bir yöresel kıyafe vardı.
Ben ona içten bir gülümseme sunarken Rojbin Hanım konuştu
-Hayde! koca düğün orda sizi bekler ne bu lak lak geçim içeri kıyı şu nikâhı.
Onun emredici sesiyle herkes içeri geçmişti. Murat ve kapıdaki korumallardan biri şahidimiz olmuştu. Ve evet benim canım eşim gene bana bir ilk yapmıştı ve ben artık eşim olan adamın sesini ilk defa nikahımız da duymuştum. Bende mehir istedikleride bunu önceden hiç
düşünmediğim için öylece baka kalmıştım o sırada Berat
- İstanbulda ki evim, son madel bir araba ve düğünde takılan tüm takılarr artı 100 gram demiştii.
************
Düğündeki herkes tam çoşkuyla eğlenirken bir tek Beratla ben yerimizde oturuyorduk. Düğün dansını bırakın düğüne giriş bile yapmamıştık tamam anladık halinden mutlu değilsin de giriş yapsaydık en azından tamam kimse zorla oynatamaz onu istemediği halde ama düğünden yarım saat önce buraya gelip burada beklemeye gerek var mıydı gerçekten. Beratla tek bir kelime bile konuşmamıştık o zaten hiçbir şey demiyordu üstünde yüzünden de mutsuzluğu ve burada olmak istemediği gayet belliydi bende o yüzden hiçbirşey demeyip ona ayak uydurmuştum bu halde olmak üstüne bunca yıldır kimseniyle yüz yüze gelmemişken böyle br kalabalığa girmek onun için zordu belli ki.
Ben oturduğum yerden öylece halay çekenleri izlerken yanıma Dilan gelmişti.
- hadi yenge kalk!
-Nereye?
-Düşman çatlatmaya.
~~~~~~~~~~~~~~~~~
İkinci bölümle karşınızdayım. Daha da ilerlemek için kitap hakkındaki yorumlarınızı beklerim.
Bölüm etkileşimi
