6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde

Vaveyla Yazarı: Hanife Y.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 94Şu an: 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde
  1. 1 🕊️ ZEYNEB-İ HARUN // KARAKTER REHBERİ 🕊️441 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çilek Kokulu İsyan1.758 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü1.657 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Bayram Telaşı ve Zoraki Kısmet1.827 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Bir Bayram Sabahı ve Beklenmedik Dönüşüm2.061 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Çilek Kokulu Kaos1.710 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde1.494 kelime · Okuduğun bölüm
  8. 8 7. Bölüm: İki Dünyanın Çatışması1.434 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Gölyazı’da Bir Zümrüt Sığınağı1.547 kelime
  10. 10 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş1.906 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Çilek Kokulu Eskizler ve Mavi Bir Sır1.481 kelime
  12. 12 11. Bölüm: Ağaçtaki Yazı ve Çilek Kokulu Sis1.586 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Çilek Kokulu Buhar ve Boşnak Böreği1.955 kelime
  14. 14 13. Bölüm: Çatlak Camlar ve Cevizli Lokum1.746 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Çınar Ağacının Sırrı ve Mavi Kırgınlık1.907 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Çelik Avuçlar ve Kırmızı Kamyon1.803 kelime
  17. 17 16. Bölüm: Cevizli Lokum ve Kahvaltıda Patlayan Fırtına1.823 kelime
  18. 18 17. Bölüm: Üç Yanıt, Bir Yemin ve Ahşap Salondaki Nikah1.772 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Çilek Kokusu, İğne ve Kördüğüm1.517 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Zümrüt Gözler, Taşlar ve Göğüsteki Fırtına1.354 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Siyah Ateri, 24 Saatlik Ateşkes1.621 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bir Kalp1.761 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Mavi Aynalar, Yaralı Bir Tuval ve Kırmızı Ayakkabılar2.145 kelime
  24. 24 23. Bölüm: Mavi Camın Arkasından Dünya ve Kızıl Gülün Dikenleri1.853 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Kırmızı Babetler, Fırtına ve Yassı Bir Sükût1.567 kelime
  26. 26 25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç1.371 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Çilek Kokulu Sır, İpek Mesajlar ve Sokağın Başındaki Gölge1.439 kelime
  28. 28 27. Bölüm: Mavi Önlük, Yanık Sos ve Sokağın Başındaki Gölge1.391 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Çalınan Yıllar ve İtirafın Fırtınası1.670 kelime
  30. 30 29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusunda Sarılış ve Yeni Bir Başlangıç1.669 kelime
  31. 31 30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki Sır ve Salondaki Fırtına1.652 kelime
  32. 32 31. Bölüm: Geceye Dökülen Hakikatler, Bohça Mesajları ve Kalbe Düşen Çilek Kokusu1.260 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Mavi Bir Rüyadan Kırmızı Bir Rezalete,1.439 kelime
  34. 34 33. Bölüm:Sözler, Hırslar ve Kalbe Atılan Çentik1.793 kelime
  35. 35 34. Bölüm: Ahenkli bir Yüzük, Gizli Bir Yazı ve Kalbin Yalancı Sancısı1.798 kelime
  36. 36 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler1.345 kelime
  37. 37 36. Bölüm: Kırılan Büyü ve Zümrüt Zarafeti1.731 kelime
  38. 38 37. Bölüm:Gözlerin Mavisine Sığınmak1.728 kelime
  39. 39 38. Bölüm:Yara İzi ve Sığınak1.613 kelime
  40. 40 39. Bölüm: Zeynebin Okyanusu ve Çıraklık Sınavı1.561 kelime
  41. 41 40. Bölüm:Çamaşır Suyu, Kıskançlık ve Yarım Kalan İtiraf1.844 kelime
  42. 42 41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus1.450 kelime
  43. 43 42. Bölüm:Karanlık Sular ve Sözlerin Gücü1.518 kelime
  44. 44 43. Bölüm: Gölyazı’ya Kaçış ve Geceye Sınanan Yeminler1.694 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Mum Işığı1.465 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Ağlayan Çınarın Gölgesinde1.284 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Okyanusun Yeşile Çaldığı An1.402 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kanlı Çınar ve Yarıda Kalan Okyanus1.527 kelime
  49. 49 48. Bölüm:Kanlı Çınar’ın Gölgesinde Yaşam Savaşı1.782 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Beyaz Zindandan Yuvaya: Yeniden Doğuş1.551 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Cam Kırıkları ve Kül Olan Pembe1.659 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Kabukların Ardındaki Zeynep2.185 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Mavi Aşkın Flört Haritası1.793 kelime
  54. 54 Mahalle Kadınları (WhatsApp Grubu):209 kelime
  55. 55 53. Bölüm: Mahallenin Dili ve Kalbin Fısıltısı1.862 kelime
  56. 56 54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevleri1.752 kelime
  57. 57 55. Bölüm: Gönlün Sığınağı ve Geceye Düşen Gölgeler1.721 kelime
  58. 58 56. Bölüm: Çizilen Gözler ve Masumiyet Haritası1.616 kelime
  59. 59 57. Bölüm: Batmış Bir Ada ve Sönen Okyanus1.752 kelime
  60. 60 58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız1.633 kelime
  61. 61 59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı1.758 kelime
  62. 62 60. Bölüm: İki Yürek, Bir Kaçış1.718 kelime
  63. 63 61. Bölüm: Okyanusun Sığınağında1.716 kelime
  64. 64 62. Bölüm: Kırık Bir Umudun Sonbaharı1.639 kelime
  65. 65 63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı1.815 kelime
  66. 66 64. Bölüm: Okyanusun Öfkesi ve Boğanın Gazabı1.816 kelime
  67. 67 65. Bölüm1.958 kelime
  68. 68 66. Bölüm1.911 kelime
  69. 69 67. Bölüm1.921 kelime
  70. 70 68. Bölüm2.072 kelime
  71. 71 69. Bölüm1.382 kelime
  72. 72 70. Bölüm1.348 kelime
  73. 73 71. Bölüm1.882 kelime
  74. 74 72. Bölüm1.811 kelime
  75. 75 73. Bölüm1.783 kelime
  76. 76 74. Bölüm: Kanlı Kaderin Sessiz Çığlığı1.858 kelime
  77. 77 75. Bölüm1.868 kelime
  78. 78 76. Bölüm1.759 kelime
  79. 79 77. Bölüm1.682 kelime
  80. 80 78. Bölüm:Okyanustaki Çırağan ve Kalbin Zirvesi1.587 kelime
  81. 81 79. Bölüm1.786 kelime
  82. 82 80. Bölüm1.939 kelime
  83. 83 81. Bölüm2.073 kelime
  84. 84 82. Bölüm1.867 kelime
  85. 85 83. Bölüm1.805 kelime
  86. 86 84. Bölüm2.110 kelime
  87. 87 85. Bölüm: Okyanusun Çileği1.859 kelime
  88. 88 86. Bölüm1.472 kelime
  89. 89 87. Bölüm2.189 kelime
  90. 90 88. Bölüm1.643 kelime
  91. 91 89. Bölüm1.890 kelime
  92. 92 90. Bölüm1.379 kelime
  93. 93 91. Bölüm: Kaderin Acı Döngüsü2.155 kelime
  94. 94 91. Bölüm2.055 kelime

İşte bunu yapmayacaktın Harun... Sana az önce söyledim, "İstemiyorum," dedim. Ama sen, sanki kendi hayatının kararını değil de başkasının senaryosunu okur gibi, "İstiyorum," dedin. Kalbimin ortasına oturan o ağır taşla, kendi hayatımın ellerimin arasından bir kum tanesi gibi kayıp gittiğini hissediyordum. Salondakilerin gözlerindeki o bencil mutluluk, benim zifiri karanlığımdı.
*Ah Zeynep,* dedim kendi kendime, *neden oynadın ki bu iyilik rolünü? İstemiyorum deseydi, belki arkadaşım olabilirdi. Ama şimdi... Şimdi senden nefret ediyorum Harun.*
Karşımdaki koltukta oturmuş, hınzır bir tebessümle bana bakıyordu. O sırıtışı, kilitlenen zindan kapımın sesi gibiydi. Köşeye sıkışmış durumdaydım. Eğer şimdi çıkıp "Ben bu adamı istemiyorum!" diye bağırırsam, babam yerin dibine geçer, mahallede başı öne eğilirdi. Şimdilik sabredecektim. Sadece bir yüzük takılacaktı nasıl olsa. Evliliğe kadar geçecek o sürede, Harun’a hayatının en büyük pişmanlığını yaşatacaktım. Görsün bakalım, "İstiyorum" demek ne demekmiş...
Düşüncelerimin hırsıyla kavrulurken annemin sert dürtüklemesiyle sarsıldım:
"Hadi kızım, adettendir, kalk da kahveleri yap getir."
Gözlerim irice açıldı. *Kim, ben mi yapacağım?*
"Tamam anne," dedim dişlerimi sıkarak.
Mutfak koridoruna adım attığımda yengem de peşimden geldi. Beceriksizliğimi ve isteksizliğimi çok iyi biliyor olacak ki telaşla söze girdi:
"Kız sen şimdi heyecanlanırsın, yapamazsın. İlk günden rezil olmayalım dur, ben yapayım. Sen kendin yapmış gibi götürürsün."
Yüzüme zoraki ve eğreti bir gülümseme yerleştirdim:
"Sağ ol yengeciğim, eline sağlık o zaman."
İçimden bir hırs fırtınası kopuyordu. *Allah'ım deli olacağım ya, çok sıkıldım!* Aklıma birden mutfaktaki en eski intikam yöntemi geldi:
"Yenge, damadın kahvesine tuz koyalım mı?"
Yengem hemen başını iki yana salladı: "Yok kız, tuz eskiden 'Ben bu izdivacı nazikçe istemiyorum' demekmiş. Artık o adetler değişti, yapmayalım öyle şeyler."
İçimdeki ses acı acı güldü: *E ben de istemiyorum zaten ya!*
Yengem kahveyi büyük bakır cezvede pişirip o nostaljik, turuncu porselen fincanlara özenle paylaştırdı. "Tamam yenge, sen su bardaklarını götür önceden, ben tepsiyi getiririm," dedim. Yengem salona geçer geçmez tezgâha fırladım. Harun’un fincanını gözüme kestirip içine bir kaşık tuz, bir miktar sirke ve bulabildiğim en acı pul biberi döküp hızla karıştırdım. Aklı başına gelsin, bu kahveyle beraber benim acımı da yudumlasın istedim.
Gümüş tepsiyi iki kenarından kavradım. İnanılmaz bir titreme vardı ellerimde; zira bu süslü hizmet rolleri bana göre değildi. Mutfaktan çıkıp salona adım attığımda, annem gözleriyle Süleyman Amcaların olduğu tarafı işaret etti. Tam onlara doğru birkaç adım atmıştım ki, topuklularım halının kenarına takıldı.
Zaman sanki durdu. Tepsi elimden kaydı, içindeki kahveler ve fincanlar büyük bir gürültüyle parkeye saçıldı. Ben de kendimi dizlerimin üzerinde, dökülen sıcak kahvelerin ortasında buldum.
Planım elimde patlamıştı. Sakarlığımla annemin yüzünü kara çıkarmıştım ama umurumda bile değildi. Hatta bu durum işime gelmişti; "beceriksiz gelin" imajı harika bir kaçış planı olabilirdi. *Hadi, vazgeçin benden!* demek istedim.
Meryem Teyze hemen Harun’a döndü:
"Oğlum, kaldırsana Zeynep’i! Heyecandan olmuştur, olsun varsın... Biz zaten çay içtik, kahve olmasın."
Annemin yüzündeki o dehşet ifadesinden, içinden *"Gitti canım tarihi fincanlarım!"* diye ağıt yaktığına emindim; çünkü fincanların birkaçı tuzla buz olmuştu.
Harun hızla yanıma gelip elini bana doğru uzattı. Fakat o eli tutmak yerine, hırsla geri çekildim.
"Ben kalkarım, sorun değil," dedim soğuk bir sesle.
Üzerimdeki elbise kahve lekesi içinde kalmıştı. Harun, sanki beni gerçekten düşünüyormuş gibi eğilip fısıldadı:
"Yandın mı Zeynep?"
Gözlerinin içine bakarak, sadece onun duyabileceği bir kısıklıkta sitemimi kustum:
"Hayır yanmadım... Sen beni yaktın, diri diri yaktın."
Arkamı dönüp salondakilere eğdim başımı: "İzninizle ben gidip üstümü değiştireyim."
Harun’un yüzü bir anda düştü. Söylediğim lafın ağırlığı mavi gözlerindeki o muzip ışığı söndürmüştü. *O da beni tanımıyor ki,* diye düşündüm merdivenleri tırmanırken. *Beni sevmiyor bile, peki neden razı oluyor bu dayatmaya?*
Odama kapanıp üzerimdeki o ağır elbiseyi çıkarmaya çalışırken, gözlerimden tek bir damla yaş bile akmıyordu. Çünkü ben ağlamayı küçücük bir çocukken bırakmıştım.
Elbiseyi çekip çıkarırken, zihnim beni yıllar öncesine, o kırgın çocukluğuma geri fırlattı.
*12 yaşındaydım...*
*"Anne, ben okul gezisine katılmak istiyorum..."*
*"Kızım paramız yok, abinler kursa gidiyor biliyorsun."*
*Birkaç ay sonra yine aynı umutla koşmuştum anneme:*
*"Anne, 19 Mayıs bando etkinliğine girmek istiyorum. Sadece kıyafet alacağız..."*
*"Olmaz kızım, kıyafet parası veremeyiz, çok pahalı. Abinler geziye gidecekmiş, baban parayı onlara verdi."*
Hep böyle olmuştu. Ben hep arka plandaydım. Hani şimdi akrabalar, komşular diyordu ya, *"Bu kız neden böyle asi, neden bu kadar hırçın?"* diye... Sebebini kimse merak etmiyordu.
*"Anne, ayakkabım eskidi... Arkadaşım kırmızı bir ayakkabı almış, ben de istiyorum, bana da alır mısınız?"*
*"Alamayız kızım. Abin futbol kulübüne yazıldı, ona krampon aldık. Taksitler var, biliyorsun..."*
Neden benim isteklerim hiç gerçekleşmiyordu? O kırmızı ayakkabıları gecelerce rüyamda görecek kadar hayal etmiştim. Ama ben hep ağabeylerimin eskileriyle, teğelli kıyafetlerle idare etmek zorundaydım.
*"Anne, okulda tiyatro kulübü varmış. Katılabilir miyim? Ücretsizmiş hem, izin verir misin?"*
*"Olmaz kızım! Oyuncu mu olacaksın başımıza? Nakış kursu var, ben seni oraya yazdırayım da erkenden çeyizini hazırlamış olursun."*
*"İstemiyorum anne! Ben daha 12 yaşındayım, bu yaşta çeyiz mi olur?"*
O yaşlarda en büyük sığınağım resimdi. Harçlıklarımdan kesip biriktirdiğim üç beş kuruşla aldığım ucuz boyalarımla odamın duvarlarına resimler yapardım. Karalama defterlerim benim özgür dünyamdı.
Ortaokul son sınıftaydık. Karne günüydü. Ağabeylerim takdir, teşekkür belgeleriyle eve gururla dönmüşlerdi. Benim derslerim ise zayıftı; çünkü ruhum o soğuk sınıflara sığmıyor, fırsat buldukça okuldan kaçıp parka gidiyor, resim çiziyordum.
Annemle babam karneme bakınca yüzleri renkten renge girdi. Annem karneyi masaya fırlattı:
*"Bu ne kızım? Seni oyun oyna diye mi gönderiyoruz okula? Derslerin çok zayıf! Abinlere bak, takdir alıyorlar. Çaba göstereceğin yerde notlarını düşürmüşsün. Hep o resim yüzünden, başka bir şey değil!"*
Babam söze girdi, sesi gür ve kesindi:
*"Bundan sonra yasaklıyorum! Bütün yaptığı resimleri çöpe atacaksın, duydun mu beni Hatice? Gölyazı’ya gidince köy işlerinden başını kaldıramayacak, belki burnu sürter de aklı başına gelir!"*
*"Tamam Mustafa, doğru dersin. Ne o uğraştığı saçma sapan şeyler... İbadetini yapsın, geleceği için çabalasın biraz."*
O gün babamın ayaklarına kapanmış, dizlerini gözyaşlarımla ıslatmıştım:
*"Baba... Baba lütfen yapma! Onlar benim emeğim... Yarışmaya katılacağım, söz derslerimi düzelteceğim, almayın elimden ne olur!"*
Babam yüzünü çevirdi: *"Bunu önceden düşünecektin kızım. Çocukça şeylerle uğraşacağına ibadetine, geleceğine odaklan."*
Annem hışımla odama yürüdü, ben peşinden ağlayarak koştum. Annem duvara yapıştırdığım bütün resimleri tek tek, hırsla yırtarak kopardı.
*"Yapma anne, ne olur!"*
*"Şimdi kızıyorsun bize ama ileride hak vereceksin kızım!"*
*"Anne onlar benim hayallerim! Lütfen yırtma anne, yalvarırım!"*
*"Kızım, anneler babalar evlatlarının iyiliğini düşünür. Bunları yapıp ileride başımıza sanatçı mı olacaksın? Örfümüze, adetimize yakışır mı hiç?"*
Annem masamın üzerindeki o en büyük, günlerce uğraştığım manzara resmine uzandı.
*"Anne yapma! O benim yarışma resmim... Lütfen, ödül alacağım anne, yapma ne olur!"*
Annem feryatlarımı dinlemedi. Gözyaşlarım sicim gibi akarken, haftalarca verdiğim tüm emeği parça parça edip boyalarımla birlikte çöp kovasına bastı.
O gün, o yırtılan kâğıt parçalarının arasında benim çocukluğum ölmüştü. Hayallerim çöpe atılmış, benden geriye bomboş bir kabuk kalmıştı. Ağabeylerim erkek oldukları için her istediklerini yaparken, benim her hevesim kursağımda bırakılmıştı. Bir kez olsun lunaparka bile gidememiştim; "Kız çocuğunun lunaparkta ne işi var?" zihniyeti yüzünden mahalle arasına sıkışıp kalmış bir çocukluktu benimkisi.
Ve şimdi... Yıllar geçmişti ama hiçbir şey değişmemişti. Yine benim hakkımda kararlar veriliyor, yine benim hayatım bir masa etrafında pazarlanıyordu. Ben 12 yaşımdan beri gülmüyordum; kimse bunu fark etmemişti bile. Şimdi iki dakika kibar davranınca ne kadar çok sevilmiştim, değil mi? Çünkü onların istediği gibi bir kukla olmuştum.
Küçük kız kardeşim Elif şanslıydı. O, benim gibi kısıtlanmamıştı; başarısı hep el üstünde tutulmuş, benim eskilerimi giymek zorunda kalmamıştı. Bazen "Acaba ben üvey miyim?" diye düşünmeden edemiyordum. Keşke üvey olsaydım; belki gerçek ailem zengin olurdu da beni bu cendereden kurtarırdı...
Aynanın karşısına geçtim. Üzerime sıradan, klasik mavi uzun elbisemi geçirdim. Saçlarımdaki o süslü topuzu öfkeyle çözüp omuzlarıma serbest bıraktım. Hırsımı saçımdan çıkarırcasına taradıktan sonra, topuklu ayakkabıları bir kenara fırlatıp çoraplarımla yere bastım.
Aşağıdan Süleyman Amca’nın sesi yükseliyordu: *"E Mustafa, verdin gitti mi kızını?"*
Babamın hevesli sesi yanıtladı: *"Verdik gitti dünürüm!"*
Aşağı indiğimde yengem hazırlanmış tepsiyi tutuyordu. Yüzükler bile çoktan alınmıştı; söze dair her şey tamamlanmıştı. Süleyman Amca, ailelerin en büyüğü olarak kırmızı kurdeleyi parmaklarımıza taktı. Yüzü gülüyordu, Harun ise sessizce bana bakıyordu. O kırmızı kurdele, ikimizin zoraki bağı, benim ise boynuma geçirilen ilmekti.
Ağabeyim eski fotoğraf makinesine yeni bir film takmış, flaşları patlatarak sürekli fotoğraflarımızı çekiyordu. Süleyman Amca dualar okuyarak kurdeleyi kesti:
"Hadi bakalım, hayırlı uğurlu olsun!"
Kurdele kesilir kesilmez annem gözleriyle büyüklere "El öpün" işareti yaptı. İstemesem de büyüklerin ellerine çenemi değdirip memnuniyetsiz bir suratla hepsiyle kucaklaştım. Annem arkadan "Gül biraz!" diye kaş göz işareti yapıyordu. Ardından Harun’la kucaklaşmamı istedi.
Harun’a sert bir bakış atıp mesafe bıraktım; elini hafifçe tutup sadece yanaklarımızı birbirine değdirdim. Sonra hep birlikte yan yana gelip aile fotoğrafı çektirdik. Harun elini belime koyduğunda iliklerime kadar ürperdim; ondan nefret ediyordum. O da bu dayatmaya ortak olmuştu işte. Salondaki herkes şimdiden "dünür" muhabbetine girmişti, midem bulanıyordu.
Saat 10’u geçiyordu. Babam Süleyman Amca’ya döndü:
"Dünürüm, bayramın üçüncü günü sizleri de köyümüze bekleriz. Yerimiz geniştir, sizi ağırlamaktan şeref duyarız."
İçimden *Hayır de, ne olur hayır de!* diye yalvardım.
Süleyman Amca Meryem Teyze’ye döndü: "Ne dersin Meryem, gidelim mi?"
Meryem Teyze her zamanki uysallığıyla: "Sen ne dersen o Süleyman Efendi, ben de uyarım."
"Tamamdır dünürüm, geliriz."
Züleyha Abla ile Bilal Abi işlerinden dolayı köye gelemeyeceklerdi. Bu demektir ki Harun, annesi ve babasıyla birlikte köye gelecekti. Köyde ne kadar kalacaklardı kim bilir? Babamın, babaannemin ve dedemin dırdırı yetmezmiş gibi bir de bunlarla uğraşacaktım.
*Köyde kaçacak bir yer bulabilir miyim acaba?* diye düşündüm salondaki sahte gülüşlerin ortasında. *Kaçsam nereye giderim ki?*

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

444okunma 45beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18