85. Bölüm: Okyanusun Çileği

Vaveyla Yazarı: Hanife Y.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 89Şu an: 85. Bölüm: Okyanusun Çileği
  1. 1 🕊️ ZEYNEB-İ HARUN // KARAKTER REHBERİ 🕊️441 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çilek Kokulu İsyan1.758 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü1.657 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Bayram Telaşı ve Zoraki Kısmet1.827 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Bir Bayram Sabahı ve Beklenmedik Dönüşüm2.061 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Çilek Kokulu Kaos1.710 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde1.494 kelime
  8. 8 7. Bölüm: İki Dünyanın Çatışması1.434 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Gölyazı’da Bir Zümrüt Sığınağı1.547 kelime
  10. 10 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş1.906 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Çilek Kokulu Eskizler ve Mavi Bir Sır1.481 kelime
  12. 12 11. Bölüm: Ağaçtaki Yazı ve Çilek Kokulu Sis1.586 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Çilek Kokulu Buhar ve Boşnak Böreği1.955 kelime
  14. 14 13. Bölüm: Çatlak Camlar ve Cevizli Lokum1.746 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Çınar Ağacının Sırrı ve Mavi Kırgınlık1.907 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Çelik Avuçlar ve Kırmızı Kamyon1.803 kelime
  17. 17 16. Bölüm: Cevizli Lokum ve Kahvaltıda Patlayan Fırtına1.823 kelime
  18. 18 17. Bölüm: Üç Yanıt, Bir Yemin ve Ahşap Salondaki Nikah1.772 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Çilek Kokusu, İğne ve Kördüğüm1.517 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Zümrüt Gözler, Taşlar ve Göğüsteki Fırtına1.354 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Siyah Ateri, 24 Saatlik Ateşkes1.621 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bir Kalp1.761 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Mavi Aynalar, Yaralı Bir Tuval ve Kırmızı Ayakkabılar2.145 kelime
  24. 24 23. Bölüm: Mavi Camın Arkasından Dünya ve Kızıl Gülün Dikenleri1.853 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Kırmızı Babetler, Fırtına ve Yassı Bir Sükût1.567 kelime
  26. 26 25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç1.371 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Çilek Kokulu Sır, İpek Mesajlar ve Sokağın Başındaki Gölge1.439 kelime
  28. 28 27. Bölüm: Mavi Önlük, Yanık Sos ve Sokağın Başındaki Gölge1.391 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Çalınan Yıllar ve İtirafın Fırtınası1.670 kelime
  30. 30 29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusunda Sarılış ve Yeni Bir Başlangıç1.669 kelime
  31. 31 30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki Sır ve Salondaki Fırtına1.652 kelime
  32. 32 31. Bölüm: Geceye Dökülen Hakikatler, Bohça Mesajları ve Kalbe Düşen Çilek Kokusu1.260 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Mavi Bir Rüyadan Kırmızı Bir Rezalete,1.439 kelime
  34. 34 33. Bölüm:Sözler, Hırslar ve Kalbe Atılan Çentik1.793 kelime
  35. 35 34. Bölüm: Ahenkli bir Yüzük, Gizli Bir Yazı ve Kalbin Yalancı Sancısı1.798 kelime
  36. 36 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler1.345 kelime
  37. 37 36. Bölüm: Kırılan Büyü ve Zümrüt Zarafeti1.731 kelime
  38. 38 37. Bölüm:Gözlerin Mavisine Sığınmak1.728 kelime
  39. 39 38. Bölüm:Yara İzi ve Sığınak1.613 kelime
  40. 40 39. Bölüm: Zeynebin Okyanusu ve Çıraklık Sınavı1.561 kelime
  41. 41 40. Bölüm:Çamaşır Suyu, Kıskançlık ve Yarım Kalan İtiraf1.844 kelime
  42. 42 41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus1.450 kelime
  43. 43 42. Bölüm:Karanlık Sular ve Sözlerin Gücü1.518 kelime
  44. 44 43. Bölüm: Gölyazı’ya Kaçış ve Geceye Sınanan Yeminler1.694 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Mum Işığı1.465 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Ağlayan Çınarın Gölgesinde1.284 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Okyanusun Yeşile Çaldığı An1.402 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kanlı Çınar ve Yarıda Kalan Okyanus1.527 kelime
  49. 49 48. Bölüm:Kanlı Çınar’ın Gölgesinde Yaşam Savaşı1.782 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Beyaz Zindandan Yuvaya: Yeniden Doğuş1.551 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Cam Kırıkları ve Kül Olan Pembe1.659 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Kabukların Ardındaki Zeynep2.185 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Mavi Aşkın Flört Haritası1.793 kelime
  54. 54 Mahalle Kadınları (WhatsApp Grubu):209 kelime
  55. 55 53. Bölüm: Mahallenin Dili ve Kalbin Fısıltısı1.862 kelime
  56. 56 54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevleri1.752 kelime
  57. 57 55. Bölüm: Gönlün Sığınağı ve Geceye Düşen Gölgeler1.721 kelime
  58. 58 56. Bölüm: Çizilen Gözler ve Masumiyet Haritası1.616 kelime
  59. 59 57. Bölüm: Batmış Bir Ada ve Sönen Okyanus1.752 kelime
  60. 60 58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız1.633 kelime
  61. 61 59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı1.758 kelime
  62. 62 60. Bölüm: İki Yürek, Bir Kaçış1.718 kelime
  63. 63 61. Bölüm: Okyanusun Sığınağında1.716 kelime
  64. 64 62. Bölüm: Kırık Bir Umudun Sonbaharı1.639 kelime
  65. 65 63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı1.815 kelime
  66. 66 64. Bölüm: Okyanusun Öfkesi ve Boğanın Gazabı1.816 kelime
  67. 67 65. Bölüm1.958 kelime
  68. 68 66. Bölüm1.911 kelime
  69. 69 67. Bölüm1.921 kelime
  70. 70 68. Bölüm2.072 kelime
  71. 71 69. Bölüm1.382 kelime
  72. 72 70. Bölüm1.348 kelime
  73. 73 71. Bölüm1.882 kelime
  74. 74 72. Bölüm1.811 kelime
  75. 75 73. Bölüm1.783 kelime
  76. 76 74. Bölüm: Kanlı Kaderin Sessiz Çığlığı1.858 kelime
  77. 77 75. Bölüm1.868 kelime
  78. 78 76. Bölüm1.759 kelime
  79. 79 77. Bölüm1.682 kelime
  80. 80 78. Bölüm:Okyanustaki Çırağan ve Kalbin Zirvesi1.587 kelime
  81. 81 79. Bölüm1.786 kelime
  82. 82 80. Bölüm1.939 kelime
  83. 83 81. Bölüm2.073 kelime
  84. 84 82. Bölüm1.867 kelime
  85. 85 83. Bölüm1.805 kelime
  86. 86 84. Bölüm2.110 kelime
  87. 87 85. Bölüm: Okyanusun Çileği1.859 kelime · Okuduğun bölüm
  88. 88 86. Bölüm1.472 kelime
  89. 89 87. Bölüm2.189 kelime

"Hayır Harun!.."
Bir patlama sesi yırtıp geçti gökyüzünü. GÜM!
O dehşet verici ses, yalnız dağların taş duvarlarında yankılanırken zaman durdu, nefesim boğazıma tıkandı. Harun, canından can katmak ister gibi, tek bir an bile tereddüt etmeden bedenini bana siper etmişti. Karşımızda, namlularını üzerimize dikmiş o gözü dönmüş adamlar dizilmişti. En öndeki sarışın adamın silahından çıkan o merhametsiz mermi, Harun’un geniş göğsüne saplandı. O heybetli, koca gövdesinin önümde bir çınar gibi yere yığılışını izledim. Babamın aşiret erkekleri çığlık çığlığa silahlarına sarıldı ama çok geçti.

Harun’a doğru dizlerim üzerine çökerken adamlardan biri hiç acımadan tetiğe bir kez daha bastı. Mermi kafama isabet etti. Bir anda feleğim şaştı, dünyam kendi etrafında fırıl fırıl dönmeye başladı. Sıcak bir şeyler süzülüyordu şakaklarımdan. Ölüyor muydum gerçekten? Kafamda bir mermiyle, henüz doyamadığım bu hayatı arkamda bırakıp gidiyor muydum? Harun da benimle gelecek miydi o karanlık, ıssız mezara? Son anımda günahlarımı düşündüm, sevaplarımı tartmaya çalıştım... Çok mu kalp kırmıştım acaba? Hakkını helal etmeyen var mıydı arkamda? "Beni bir de orada hesapla uğraştırmayın, hepinizi tek tek gezemem!" diye fısıldamak istedim ama sesim çıkmadı.

Gözlerim zifiri bir karanlığa bürünürken, bedenim Harun’un hareketsiz yatan göğsünün üzerine yıkıldı. Ufaktan Meryem teyzenin feryatları çalındı kulağıma. Zihnimdeki son kırıntılar buharlaşırken gülümsedim içimden: Acaba gittiğim yerde annemi görebilir miydim? Belki ablam da oradaydı... Cennet nasıl bir yerdi ki? Düşüncelerim tamamen eridi, dünya simsiyah bir kuyuya dönüştü.

"Zeynep! Hadi kalk, öğlen oldu! İşin gücün uyumak, evde kaldın hâlâ akıllanmadın!"
Gözlerimi dehşetle açtım. Kalbim yerinden çıkacak gibi çarparak yataktan fırladım. Parmaklarım refleksle kafama gitti... Kurşunun girdiği yeri aradım. Hemen aynanın karşısına geçip kendime baktım. Bir dakika... Ben az önce vurulmamış mıydım?

Tam o sırada annem Hatice, elinde terliğiyle kapıda belirdi. "Kızım, sana dedim bırak şu saçma sapan çete filmlerini! Ne vurulmasından bahsediyorsun yine?"
Büyük bir kafa karışıklığıyla ellerime baktım. Parmağımda evlilik yüzüğüm yoktu. "Anne... Benim yüzüğüm nerede?"
"Zeynep ne yüzüğünden bahsediyorsun kızım sen?"
"Evlilik yüzüğüm anne! Ben evlendim ya hani Harun’la..."
Annem elindeki terliği sallayarak gözlerini açtı. "Kızım hangi Harun’dan bahsediyorsun, ne evliliği? Kaç görücü geldi, hepsini kaçırdın zaten!"
Gözlerimi ovaladım, kafamı duvarlara vuracak raddeye gelmiştim. Neredeydim ben? Neden kendi eski odamdaydım? "Anne, hani babamın en yakın dostu Süleyman amca var ya... Aslan Lokantası'nın sahibi..."
"Ha! Sen şu Harun’u diyorsun..." Annem ellerini dizine vurdu. "Valla senin bacaklarını kırarım Zeynep! Evli adama göz mü koyuyorsun sen?"
Göğsüme amansız bir ağrı saplandı. "Ne evlisi? Harun gerçekten evli mi?"

"Ne Harun’u kızım, 'abi' diyeceksin! Evli tabii, lokantada karısıyla birlikte çalışıyor. Neyse, hadi kalk, babana kırtasiyede yardım et. Fotokopi için gelen öğrenciler varmış, yardımcı ol azıcık."

"Tamam... Hemen giyinip gidiyorum," diye mırıldandım. Üzerimde yine o eski Bugs Bunny pijamalarım vardı. Aynada elime yüzüme baktım, kafamda en ufak bir yara izi bile yoktu. Her şey bir rüya mıydı yani? Deliriyor muydum?
Dolabımı açtım; yeni elbiselerim, gelinliğim yoktu. Telefonuma baktım, dokunmatik bile değildi, züğürt işi eski tuşlu bir telefon! Dışarıda sıcak bir hava vardı. Üzerime mavi elbisemi geçirdim. Bir an duraksadım... Ben kapalı değil miydim? Resmen eski Zeynep’e geri dönmüştüm. Harun nasıl evli olabilirdi ki? Çıldıracaktım! Bone bulamayınca rastgele mavi bir şalı kafama doladım. Siyah çantamı omzuma atıp merdivenlerden aşağı koştum. Annemin arkamdan "Zeynep!" diye seslenmesini umursamadan, ayağıma geçirdiğim siyah spor ayakkabılarımla evden fırladım.
Nefes nefese Aslan Lokantası’nın önüne kadar koştum. Cama yaklaşınca dondum kaldım. İçeride Harun, yanındaki kıza gülümseyerek bakıyordu. Hatta bir eliyle kızın saçlarını okşuyordu. Yüreğim bir bıçak darbesiyle kanadı sanki... O kız Miray’dı! Hayır, burada büyük bir yanlışlık olmalıydı. Harun o kızla evlenmiş olamazdı. Çocukken bana aşık olan adam...
Öfkeyle dışarıdaki sandalyeyi kaptığım gibi "Aslan Lokantası" yazan devasa cama vurdum. Harun bir anda Miray’ı korur gibi kendine çekip sarıldı, ardından çatık kaşlarla dışarı çıktı.
"Sen ne yapıyorsun?" dedi o okyanus mavisi gözleriyle.
"Bunu bana nasıl yaparsın Harun?" dedim sesim titreyerek.
Gözlerini kıstı. "Sen kimsin bacım, ben ne yapmışım sana?"
"Benim ben, Zeynep... Çileğin! Tanımadın mı?"
Harun alaycı bir ifadeyle yüzünü buruşturdu. "Ha, sen şu ufaklıksın... Senin için 'mahallenin delisi' demişlerdi de inanmamıştım. Bu zararı kim ödeyecek şimdi?"
"Başlatma zararından!" diye bağırdım. "O kızla evlendin mi, söyle çabuk?"
"O kız dediğin benim karım..." Miray da hemen içeriden çıkıp Harun’un koluna yapıştı. "Aşkım bu kız da kim?"
Harun, Miray’a dönüp, "Mahallenin delisi işte, buraya dadanmış şimdi de," dedi.
"Bak 'deli' falan ayıp oluyor ama!" dedim hırsla. "Hani beni seviyordun Harun?"
Miray kaşlarını çattı. "Aşkım bu kız ne diyor ya?"
Bak ya... "Aşkım" diyordu kocama! Gözüm döndü. "Aaa!" diye bağırarak Harun’un yakasına yapıştım. Ne olduğunu anlayamadan bir anda ellerim kan içinde kaldı. Harun’un göğsüne hançer saplamıştım.
"Hayır... Ben yapmadım! Harun!"
Miray çığlık çığlığa bağırmaya başladı: "Kocamı öldürdün!"
Hayır, hayır! Bu bir kâbus olmalıydı! "Hayırrrr!.."
"Hayırrrr!.."
Çığlığımla birlikte gözlerimi bir anda açtım. Göğsüm hızla naik naik inip kalkıyordu. Sağa sola bakındığımda bir hastane odasında yattığımı fark ettim. Yavaşça yataktan doğrulmaya çalıştım. Üzerimde hâlâ gelinliğim duruyordu. Az önce gördüklerim...

Gerçekten bir rüya mıydı? Yine mi rüya görüyordum, Allah’ım çıldıracaktım! Yavaşça yataktan kalkıp kapıyı araladım ve sessiz koridora çıktım. Koridorun ilerisinde birkaç kadın ve adam ağlıyordu. Adımlarımı bitişik odanın kapısına doğru yönelttim. Açık kapıdan içeri süzüldüğümde, sedyenin üzerinde yüzü beyaz bir örtüyle kapatılmış bir beden gördüm.
"Hayır... Ölmedi deyin ne olur?" diye fısıldadım.
Oradaki yaşlı adamlardan biri hüznüyle başını salladı. "Kızım... Harun sizlere ömür, başın sağ olsun."

Dünya başıma yıkıldı. Hemen sedyenin başına koştum. "Aaa... Harun! Beni nasıl bırakırsın? Ben sensiz yaşayamam..." Hıçkırıklara boğuldum. "Nasıl gidersin Harun? Benim okyanuslarımı nasıl harcarsın? Ada'nı nasıl terk edersin? Biz daha vuslata eremedik ki! Daha bir şey yaşamadık ki... Kavuşmadan beni nasıl bırakırsın? Harun’um... Boncuk gözlüm..."

Ağlamaktan gözlerimi göremez halde, titreyen ellerimle örtüyü açmaya yeltendim. Tam adamın yüzünü açacakken arkamdan o çok tanıdık, derin ses yükseldi:
"Zeynep? Burada ne yapıyorsun?"
Sesle birlikte elektrik çarpmış gibi arkamı döndüm. "Allah’ım sana geliyorum... Harun? Sen... Sen dirildin mi?"

Damatlığının içinde sapasağlam dikilen Harun’a şok olmuş gözlerle bakıyordum. Kaşlarını hayretle kaldırdı. "Ne diyorsun Zeynep, neden dirileyim? Anlamadım. Sen neden ağladın bu kadar?"
"Ama... Ama sen sedyede yatıyordun! Ölmüştün sen!" dedim ve bakışlarımı sedyedeki adama çevirip örtüyü biraz araladım. Bir dakika... Bu adam ak sakallı yaşlı bir dedeydi!
Oradaki gözü yaşlı kadın mahcupça araya girdi: "Harun dedem benim... Söyledim ya sana kızım."
Elimi göğsüme koyup gözyaşları içinde derin bir nefes verdim. "Aaah... Sen yaşıyorsun... Çok şükür yaşıyorsun Harun’um..."
Harun adım atıp beni kollarının arasına aldı, sımsıkı sarıldı. "Yaşıyorum Çileğim... Buradayım."
Ondan hafifçe geri çekilip ceketinin düğmelerini çözdüm, beyaz gömleğinin altındaki göğsüne baktım. "Ama... Sen vurulmuştun?"

Harun ellerimden tutup beni odadan dışarı çıkardı. "Hayır Çileğim, ben vurulmadım. At kontrolden çıkıp üzerimize doğru geliyordu. Ben de seni arkama aldım. Adamlardan biri atı korkutup uzaklaştırmak için gökyüzüne ateş edince sen panikleyip bayıldın."

"Ben neden hatırlamadım acaba?" diye fısıldadım şaşkınlıkla.
"Korku ve heyecandan hatırlamıyor olabilirsin güzelim."
Ona bir kez daha sımsıkı sarıldım. "Çok şükür Allah’ım... Seni kaybettim sandım."
"Bende hata Zeynep’im," dedi anlımdan öperek. "Odadan çıkıp seni yalnız bırakmamalıydım. Bak, bizimkiler de orada oturuyor."
Harun’un elini kenetlercesine tuttum. "Harun, gidelim artık Adana’dan lütfen. İstemiyorum artık burayı."
"Tamam Çileğim, sen nasıl istersen. Baban balayı için Antalya’da bir otel teklif etti ama biliyorsun... Bunu kabul edemem. Şimdilik evimize gitsek, sonra seninle uygun bir yerde tatile çıksak olur mu?"
"Hayır Harun, ben de istemiyorum. Evimize gidelim. Sen yanımda ol yeter... Aşiretin altınlarını da istemiyorum, benim en büyük servetim sensin."
Gülümsedi. "Ben ona karışmam, o altınlar senin Zeynep’im. Ne yapmak istiyorsan senin hakkındır."
Birlikte ailemizin yanına yürüdük. Babam bana sımsıkı sarıldı. Mustafa babam, ardından Meryem teyze... "Çok şükür iyisin kızım," dedi Meryem teyze şefkatle.
"İyiyim Meryem Anne..." dedim içtenlikle.
"Anne" dememle yüzünde güller açtı. "Ay çok mutlu oldum kızım, anne diyen ağzından bal damlıyor!" İçimden kıkırdadım; kaynanamı kimseye kaptırır mıyım hiç! Süleyman baba da iyi olduğumu görünce rahat bir nefes aldı.
Harun söze girdi: "Biz uçakla direkt İstanbul’daki evimize gitmek istiyoruz."
Cesur babam kaşlarını çattı. "Oğlum, yarın giderdiniz. Bir dinlenseydiniz önce..."
"Hayır baba," diye araya girdim. "Ben hemen İstanbul’a gitmek istiyorum. Çok teşekkür ederim beni buralara kadar kaçırdın ama artık gitme vaktimiz."
"Tamam kızım, sen çok korkmuşsun belli ki," dedi Cesur babam anlayışla.
Harun kulağıma eğilerek fısıldadı: "Üstümüzü değiştirelim, öyle gidelim."
"Hayır Harun! Bütün bu düğünü evimize gelinlikle girmek için yapmadık mı?"
Harun gülümsedi. "Haklısın. Havaalanına gidelim o zaman, önce konaktan eşyalarımızı alalım."
Hep birlikte çiftlikteki konağa geçtik. Çantamı aldım, bavulları arabaya yüklediler; Meryem teyzeler arkamızdan getirecekti. Babaannemin elini öpüp sarıldım. Cesur babamla helalleştik. "Kızım, ben de İstanbul’daki evime geleceğim iki gün sonra," dedi. Mustafa babamın elini öptüm, Hatice teyzeme de nezaketen sarıldım, rüyalarımda hâlâ beni gıcık etse de! Amca kızlarıyla vedalaştım, alışmıştım onlara; İstanbul’da beni ziyaret edeceklerine dair sözleştik. Miray ise gıcık gıcık köşeden bakıyordu. Rüyalarımdaki hâli geldikçe içimden onu parçalamak geçse de sineye çektim.

Özel siyah minibüse binip havalimanına geçtik. Üzerimde heybetli gelinlikle yürüdüğüm için herkes hayranlıkla bize bakıyor, telefonlarıyla fotoğrafımızı çekiyordu. Harun’un koluna girip bilet gişesine ilerledik. Şansımıza 20 dakika sonra kalkacak bir uçakta yer bulduk. Hızlıca güvenlik noktalarından geçip uçağa kurulduk. Gelin ve damat olduğumuzu gören yolcular bizi alkışlarla karşıladı.
Kemerlerimizi bağladık. Başımı Harun’un geniş omzuna koydum. Gözlerimi kapatmadım; bir kâbusu daha kaldıracak gücüm yoktu.

"Çok şükür düğünü de atlattık Çileğim," dedi Harun yumuşacık bir sesle. "Artık benim karımsın... Bundan sonra seni yanımdan bir an bile ayırmayacağım."
Küçük parmaklarımı onun iri parmaklarının arasına kenetledim. "Ben de... Seni Okyanusum, her şeyim... Seni gözümün önünden bile ayırmayacağım."

Yaklaşık iki saatlik yolculuğun ardından Sabiha Gökçen Havalimanı’na indik. Gelinliğin içinde biraz terlesem de yuvamıza varacak olmanın heyecanı her şeye değiyordu. Bir taksiye bindik. Eve doğru ilerlerken ben Harun’un omzunda sızıp kalmışım. Taksi binamızın önünde durduğunda Harun beni uyandırmaya kıyamayıp kucağına aldı. Beş katlı, asansörsüz binamızın merdivenlerini kucağında ben varken üç kat boyunca tek bir an bile duraksamadan tırmandı.
Kapıyı açıp ayakkabılarını ayağıyla kenara itti. Beni yatak odamızdaki, üzerine mor çiçekli örtü serilmiş yatağa yavaşça bıraktı. Ayağımdaki ayakkabıları nazikçe çıkardı. Dudağımın kenarının kıvrıldığını hissettim. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu.
"Zeynep... Deminden beri bana numara mı yapıyorsun sen?" dedi muzip bir sesle.
Doğrulup oturdum, gülümseyerek ona baktım. "Şey... Hayır, numara yapmadım. Sadece merdivenleri çıkarken kalbin o kadar hızlı 'güm güm' atıyordu ki uyandım... Kızdın mı?"
"Evet, çok kızdım. Birazdan seni ısırcağım!"
"Hayır Harun, bozuşuruz bak!" dedim kıkırdayarak.
Cebinden kadife, kırmızı bir kutu çıkardı. Açtığında gözlerim ışıl ışıl parıldadı. İşlemeli, elmaslarla süslü altın bir çilek kolyeydi bu, ortasına harflerimiz kazınmıştı: ZH.

"Harun... Bu çok güzel!" dedim duygulanarak.
Kolyeyi alıp şefkatle boynuma taktı, ardından alnıma derin bir öpücük kondurdu. "Adet yerini bulsun istedim. Aşkımızın sembolü olsun..."
Okyanus mavisi gözlerine baktım, o da benim gözlerime... Yanaklarımın alev alev yandığını hissettim. O da heyecanını gizlemek ister gibi bakışlarını kaçırdı, odayı tatlı bir sessizlik kapladı.
Başımdaki ağır duvağı çıkarmaya çalıştım. "Dur, ben sana yardım edeyim," diyerek elleri hafifçe titreyerek duvağımdaki iğneleri tek tek sökmeye başladı. Kuaför kadın ne var ne yoksa kafama doldurmuştu sanki.
Harun uğraşırken güldü. "Maşallah Çileğim, dünyada iğne stoku kalmamış, hepsini kafana takmışlar!"
"Ya, sorma... Öyle oldu biraz."
İğneleri çıkarıp duvağı kenara bıraktı. Bone ve şalımı çözdükten sonra kızıl saçlarımdaki tokayı serbest bıraktı. Omuzlarıma dökülen saçlarıma dudaklarını bastırıp kokumu derin derin içine çekti. Sonra ellerimden tutup beni ayağa kaldırdı. Arkamı ona döndüm. Önce belimdeki iki kırmızı kuşağı çözdü, ardından gelinliğimin arkasındaki ipleri yavaşça gevşetmeye başladı. Ensemden boynuma doğru bir öpücük kondurdu.
"Bu anı o kadar çok bekledim ki... Sonunda benim yarimsin Çileğim."
Gözlerimi kapatıp anın büyüsüne bıraktım kendimi. "Ben de hayal bile edemeyeceğim bir rüyayı yaşıyorum..."
Gelinliğin iplerini tamamen çözdükten sonra, kalbim heyecandan duracakmış gibi ebeveyn banyosuna doğru ilk adımımı attım. İkimiz de sonsuz bir mutluluğun tam ortasındaydık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

98okunma 10beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18