2. Bölüm: Kusurun Örtüsü

Vaveyla Yazarı: Hanife Y.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 89Şu an: 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü
  1. 1 🕊️ ZEYNEB-İ HARUN // KARAKTER REHBERİ 🕊️441 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çilek Kokulu İsyan1.758 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü1.657 kelime · Okuduğun bölüm
  4. 4 3. Bölüm: Bayram Telaşı ve Zoraki Kısmet1.827 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Bir Bayram Sabahı ve Beklenmedik Dönüşüm2.061 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Çilek Kokulu Kaos1.710 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde1.494 kelime
  8. 8 7. Bölüm: İki Dünyanın Çatışması1.434 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Gölyazı’da Bir Zümrüt Sığınağı1.547 kelime
  10. 10 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş1.906 kelime
  11. 11 10. Bölüm: Çilek Kokulu Eskizler ve Mavi Bir Sır1.481 kelime
  12. 12 11. Bölüm: Ağaçtaki Yazı ve Çilek Kokulu Sis1.586 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Çilek Kokulu Buhar ve Boşnak Böreği1.955 kelime
  14. 14 13. Bölüm: Çatlak Camlar ve Cevizli Lokum1.746 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Çınar Ağacının Sırrı ve Mavi Kırgınlık1.907 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Çelik Avuçlar ve Kırmızı Kamyon1.803 kelime
  17. 17 16. Bölüm: Cevizli Lokum ve Kahvaltıda Patlayan Fırtına1.823 kelime
  18. 18 17. Bölüm: Üç Yanıt, Bir Yemin ve Ahşap Salondaki Nikah1.772 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Çilek Kokusu, İğne ve Kördüğüm1.517 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Zümrüt Gözler, Taşlar ve Göğüsteki Fırtına1.354 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Siyah Ateri, 24 Saatlik Ateşkes1.621 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bir Kalp1.761 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Mavi Aynalar, Yaralı Bir Tuval ve Kırmızı Ayakkabılar2.145 kelime
  24. 24 23. Bölüm: Mavi Camın Arkasından Dünya ve Kızıl Gülün Dikenleri1.853 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Kırmızı Babetler, Fırtına ve Yassı Bir Sükût1.567 kelime
  26. 26 25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç1.371 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Çilek Kokulu Sır, İpek Mesajlar ve Sokağın Başındaki Gölge1.439 kelime
  28. 28 27. Bölüm: Mavi Önlük, Yanık Sos ve Sokağın Başındaki Gölge1.391 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Çalınan Yıllar ve İtirafın Fırtınası1.670 kelime
  30. 30 29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusunda Sarılış ve Yeni Bir Başlangıç1.669 kelime
  31. 31 30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki Sır ve Salondaki Fırtına1.652 kelime
  32. 32 31. Bölüm: Geceye Dökülen Hakikatler, Bohça Mesajları ve Kalbe Düşen Çilek Kokusu1.260 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Mavi Bir Rüyadan Kırmızı Bir Rezalete,1.439 kelime
  34. 34 33. Bölüm:Sözler, Hırslar ve Kalbe Atılan Çentik1.793 kelime
  35. 35 34. Bölüm: Ahenkli bir Yüzük, Gizli Bir Yazı ve Kalbin Yalancı Sancısı1.798 kelime
  36. 36 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler1.345 kelime
  37. 37 36. Bölüm: Kırılan Büyü ve Zümrüt Zarafeti1.731 kelime
  38. 38 37. Bölüm:Gözlerin Mavisine Sığınmak1.728 kelime
  39. 39 38. Bölüm:Yara İzi ve Sığınak1.613 kelime
  40. 40 39. Bölüm: Zeynebin Okyanusu ve Çıraklık Sınavı1.561 kelime
  41. 41 40. Bölüm:Çamaşır Suyu, Kıskançlık ve Yarım Kalan İtiraf1.844 kelime
  42. 42 41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus1.450 kelime
  43. 43 42. Bölüm:Karanlık Sular ve Sözlerin Gücü1.518 kelime
  44. 44 43. Bölüm: Gölyazı’ya Kaçış ve Geceye Sınanan Yeminler1.694 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Mum Işığı1.465 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Ağlayan Çınarın Gölgesinde1.284 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Okyanusun Yeşile Çaldığı An1.402 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kanlı Çınar ve Yarıda Kalan Okyanus1.527 kelime
  49. 49 48. Bölüm:Kanlı Çınar’ın Gölgesinde Yaşam Savaşı1.782 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Beyaz Zindandan Yuvaya: Yeniden Doğuş1.551 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Cam Kırıkları ve Kül Olan Pembe1.659 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Kabukların Ardındaki Zeynep2.185 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Mavi Aşkın Flört Haritası1.793 kelime
  54. 54 Mahalle Kadınları (WhatsApp Grubu):209 kelime
  55. 55 53. Bölüm: Mahallenin Dili ve Kalbin Fısıltısı1.862 kelime
  56. 56 54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevleri1.752 kelime
  57. 57 55. Bölüm: Gönlün Sığınağı ve Geceye Düşen Gölgeler1.721 kelime
  58. 58 56. Bölüm: Çizilen Gözler ve Masumiyet Haritası1.616 kelime
  59. 59 57. Bölüm: Batmış Bir Ada ve Sönen Okyanus1.752 kelime
  60. 60 58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız1.633 kelime
  61. 61 59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı1.758 kelime
  62. 62 60. Bölüm: İki Yürek, Bir Kaçış1.718 kelime
  63. 63 61. Bölüm: Okyanusun Sığınağında1.716 kelime
  64. 64 62. Bölüm: Kırık Bir Umudun Sonbaharı1.639 kelime
  65. 65 63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı1.815 kelime
  66. 66 64. Bölüm: Okyanusun Öfkesi ve Boğanın Gazabı1.816 kelime
  67. 67 65. Bölüm1.958 kelime
  68. 68 66. Bölüm1.911 kelime
  69. 69 67. Bölüm1.921 kelime
  70. 70 68. Bölüm2.072 kelime
  71. 71 69. Bölüm1.382 kelime
  72. 72 70. Bölüm1.348 kelime
  73. 73 71. Bölüm1.882 kelime
  74. 74 72. Bölüm1.811 kelime
  75. 75 73. Bölüm1.783 kelime
  76. 76 74. Bölüm: Kanlı Kaderin Sessiz Çığlığı1.858 kelime
  77. 77 75. Bölüm1.868 kelime
  78. 78 76. Bölüm1.759 kelime
  79. 79 77. Bölüm1.682 kelime
  80. 80 78. Bölüm:Okyanustaki Çırağan ve Kalbin Zirvesi1.587 kelime
  81. 81 79. Bölüm1.786 kelime
  82. 82 80. Bölüm1.939 kelime
  83. 83 81. Bölüm2.073 kelime
  84. 84 82. Bölüm1.867 kelime
  85. 85 83. Bölüm1.805 kelime
  86. 86 84. Bölüm2.110 kelime
  87. 87 85. Bölüm: Okyanusun Çileği1.859 kelime
  88. 88 86. Bölüm1.472 kelime
  89. 89 87. Bölüm2.189 kelime

Ben Harun Aslan... Kendimi bildim bileli dünyaya hep başka bir pencereden, gelip geçici olanın değil de baki kalanın penceresinden bakmayı seçtim. Çocukluğumdan beri kitap kokusunu, sayfaların arasında kaybolmayı ve ruhuma dokunan, maneviyatı olan her şeyi çok sevdim. Bu pırıltılı ama aldatıcı dünyanın gözümde hiçbir zaman büyük bir kıymeti olmadı; asıl varoluşumun, ruhumun nihai menzilinin cennet hayatı olmasına kalpten, sarsılmaz bir teslimiyetle bağlıydım. Allah’ıma, O’nun yüce kelamına öyle aşıktım ki, her nefeste Şeytanın şerrinden yine O'na sığınırdım. Bu aşkın nihayetinde, genç yaşımda Kuran-ı Kerim’i göğsüme nakşedip hafızlık şerefine nail olmuştum.
İbadetlerime gösterdiğim özeni, İslam’ın temeli olan temizlik hususunda da aynen sürdürür, hem ruhumu hem de çevremi pak tutmaya gayret ederdim. İlahiyat fakültesini bitirmiştim ama hayatım sadece medrese sıralarında geçmemişti. Henüz 12 yaşındayken, babamın dizinin dibinde başladığım lokantacılık mesleğini de layığıyla sürdürüyordum. Biz Aslan ailesi olarak Boşnak göçmeniydik; bu yüzden dükkanımızda atalarımızdan kalma yöresel lezzetleri yaşatıyorduk. Özellikle ellerimizle açtığımız, kat kat lezzetiyle tepsilerden taşan Boşnak böreği ve üzerine sarımsaklı yoğurtla tereyağı gezdirdiğimiz Boşnak mantısı mahallenin, hatta İstanbul’un dört bir yanından gelenlerin dilindeydi.
Öyle huzurlu, öyle hoşgörülü bir aileye sahiptim ki, evimizde küçük şeyler hiçbir zaman dert edilmez, büyütülmezdi. Akşamları ailecek bir araya gelir, zikrimizi çeker, bağdaş kurduğumuz o huzur zemininde bugünümüze, sağlığımıza ve önümüze konan bir lokma ekmeğe şükrederdik. Düzenimiz tıkır tıkır işliyordu. Abim Bilal, Neriman yengemle evlenip kendi yuvasını kurmuştu; evimize iki sokak ötede oturuyordu. Ablam Züleyha ise Mahir eniştemle dünya evine girmiş, karşı tarafta, Eyüp Sultan’ın o manevi havasının sarıp sarmaladığı topraklarda ikamet ediyordu.
Ailenin bekar kalmış tek ve en küçük oğlu bendim. Annem Meryem, son zamanlarda her fırsatta karşma geçip, "Artık zamanı geldi be oğlum, sana münasip, huyu huyuna suyu suyuna bir kısmet bulalım" diyerek iç geçiriyordu. Benim için kapı kapı geziyor, bir sürü kız resmi getiriyor ya da eş dost vasıtasıyla tanıştırmaya çalışıyordu ama hiçbirinin sıcaklığı kalbime sirayet etmiyordu. Annem de benim bu seçici, acele etmeyen tavrıma saygı duyuyor, beni zorlamıyordu.
Açık konuşmak gerekirse, dışarıdan bakan her insanın dönüp bir daha baktığı bir siluetim vardı; deniz mavisi gözlerim, güneşte parıldayan kumral saçlarımla mahallede ve çevrede yakışıklılığımla bilinirdim. Haliyle arkamda sıraya dizilmiş, evlilik hayali kuran pek çok kız vardı. Fakat bu dünya hevesleri bana işlemiyordu; zira benim aradığım şey maddiyat ya da salt dış güzellik değil, manevi katmanlarda inşa edilecek sarsılmaz bir sevgi bağıydı. Annem ne kadar sessiz kalmaya çalışsa da içten içe benim bir an evvel yuva kurup, Allah’ın emrini yerine getirmemi, sünneti tamamlamamı istiyordu. Ama olmuyordu; Harun Aslan, aradığı o ruh ikizini, o derin bağı bir türlü kuramıyordu. Çünkü benim aradığım, sahte kişiliklerden, maskelerden arınmış, saf ve tertemiz bir kalpti.
Tarih: 4 Temmuz 2016, sıcak bir Pazartesi günü.
Ramazan ayının son günleriydi. Bizim o eski ama sıcaklığıyla içimizi ısıtan müstakil evimiz, geniş ve ağaçlarla bezeli koca bahçesiyle her iftarda tüm aileyi aynı sofranın etrafında toplardı. O yaz gününün akşamında yine bütün aile bahçeye doluşmuştuk. Abimin iki oğlu Halil ve İbrahim ile ablamın biricik kızı Zehra bahçede neşeyle koşuşturuyorlardı. Yeğenlerimin her birini canımdan çok seviyordum.
Masada hep birlikte oturmuş, Ramazan’ın son arifesi olan, ertesi günü bayrama bağlayacak o mübarek gecenin son iftarını açmaya hazırlanıyorduk. Babam Süleyman Aslan, her zamanki vakur duruşuyla masanın başköşesindeydi; annem Meryem ise onun hemen sağ tarafında yerini almıştı. Ben ise hayatım boyunca koruduğum o dik, saygılı ve efendi duruşumla sessizce ezanın okunmasını bekliyordum.
"Allahu ekber, Allahu ekber..."
Semaya yükselen aziz nida ile birlikte babam ellerini açtı: "Allah kabul etsin, yarına bayramı hayırlısıyla görmeyi nasip eyleye inşallah," diyerek dua etti. Hep birlikte hurmalarımızla, zeytinlerimizle orucumuzu açtık.
Annem Meryem, yüzünde gururlu bir tebessümle masadaki tabakları işaret etti: "Bugün mutfağa oğlum Harun girdi, sizin için elleriyle birbirinden lezzetli yemekler yaptı."
Eniştem Mahir, çorbasından aldığı ilk kaşıkla hayranlıkla bana baktı: "Ooo, Harun usta! Bu lezzet karşısında artık kendine ayrı bir şube açarsın, yakışır."
Babam birden kaşlarını çattı, sesindeki o otoriter ama babacan tonla araya girdi: "Olmaz öyle şey! Baba ocağı terk edilmeyecek, bırakılmayacak. Aslan Lokantası tektir, ikinci bir şube açılmayacak. Harun da abisi de o ocağın başında duracak."
Ailem bana fazlasıyla düşkündü. Abim Bilal bile evlendiği halde iki sokak öteden uzağa gidememiş, dükkanda babamla ve benimle omuz omuza çalışmaya devam etmişti.
Yemekler yenirken babam derin sessizliğini bozdu ve bakışlarını anneme çevirdi: "Meryem..." dedi.
Annem şüpheyle başını kaldırdı: "Efendim Süleyman efendi?"
"Bizim Karaca Mustafa var ya, kırtasiyeci..."
"Ne oldu beyim, çatlatma insanı, söyle sadede gel."
Masadaki herkes, abim, ablam, eniştem pürdikkat babama kilitlenmişti. Babam ağzındaki son lokmayı ağır ağır yuttu, ardından bardağına uzandı:
"Kızını görücüye çıkarmış. Ben de duyunca durur muyum, bizim oğlandan daha iyisini mi bulacak dedim Mustafa’ya. Bayramda hem bayramlaşırız, hem de ailecek gider iki genci tanıştırırız dedim."
O sırada bardağımdaki buz gibi Ramazan şerbetinden koca bir yudum alıyordum. Babamın ağzından çıkan sözlerle şerbet bir anda genzime kaçtı; boğulurcasına öksürmeye başladım. Aynı anda ablam Züleyha ve abim Bilal de şaşkınlıktan kendi masalarındaki sularıyla boğuşuyor, öksürük krizine giriyorlardı.
Annem şaşkınlıktan büyümüş gözlerle babama baktı: "Süleyman, sen ne diyorsun? Ben Hatice’nin kızını daha çok küçük biliyorum, Elif daha 13 yaşında değil mi?"
Ablamın bir anda bardağını masaya vurup, "Yok artık, daha neler!" dediğini işittim.
Babam istifini bozmadan, tabağından bir lokma daha alıp yuttuktan sonra cevap verdi: "Yahu Meryem, sen küçük kız Elif’i diyorsun. Ben büyüğünü diyorum, büyüğünü!"
Abim Bilal, gözlerini belerterek araya girdi: "Hani şu küçükken mahallede gördüğümüz, gözlüklü, aksi, kızıl şeytanı mı diyorsun baba? Sahi mi söylüyorsun?!"
Babam hafifçe güldü, yüzünde bilgece bir ifade belirdi: "Merak etme Bilal, bizim Harun hafızdır, onun kalbindeki nurla o kızı da imana, yola getirir elbet."
İçimden, *Bence de yok artık...* diye geçirdim. Küçükken mahallenin ortasında çocuk aklıyla benimle "Mayın Tarlası" diye dalga geçen, herkesin içinde beni rencide eden o dikbaşlı, hırçın kızla evlenecektim ha? Hatırlıyordum; o bana çirkin lakaplar takınca ben de ona "Çilek Kız" demiştim ve o günden sonra adı mahalle tarihinde Çilek olarak kalmıştı. Abim ise ona her zaman "Kızıl Şeytan" demeyi tercih ederdi. Ben ortaokuldayken o ilkokuldaydı, aynı mavi önlüklerle aynı okulun bahçesini paylaşmıştık. Ben ortaokuldan mezun olduktan sonra yollarımız tamamen ayrılmış, onu bir daha hiç görmemiştim. Şimdi ise babam, en yakın esnaf arkadaşının o ele avuca sığmaz kızını bana isteyecekti...
Kendi kendime, *Gidip yabancı bir ülkeden hiç Müslüman olmamış bir kızı bulup getirmek, onu İslam’la şereflendirmek, bu Zeynep’i yola getirmekten daha kolay olur* diye düşündüm.
Annem birden kaşlarını çattı, elindeki kaşığı masaya bıraktı: "Bak Süleyman efendi! Ben Hatice’yi çok severim, bütün aile fertlerine de saygım sonsuzdur ama bana Zeynep deme! O kız şeytana pabucunu ters giydirir valla. Benim bunca yıl gözümden sakındığım, temiz, hafız oğlum o deli fişek kızla nasıl baş etsin, nasıl bir yastığa baş koysun?"
Babam elini sertçe ama kırıcı olmayan bir tonda masaya vurdu: "Ben Mustafa’ya esnaf sözü verdim Meryem! Bu konu burada kapanmıştır. Zeynep bu eve gelin gelecek, benim gelinim olacak..."
Babam hayatımda ilk defa benim izdivacım, geleceğim konusunda bu kadar kesin, keskin ve geri dönüşü olmayan bir son söz söylemişti. Bizim aile ahlakımızda babanın sözünü çiğnemek, ona karşı gelmek olmazdı. Yine de içimdeki hakkaniyet duygusuyla, dürüstçe bir savunma yapmak istedim ama ablam Züleyha benden önce davrandı.
"Baba, o kızıl şeytan benim kardeşime layık değil, olmaz!" dedi hararetle. "Bir Harun’a bak, bir de ona bak Allah aşkına... Mahallede dedikodusu nam saldı kızın. Takılmadığı hergele, girmediği delik yok diyorlar. Geçenlerde kazara yolda karşılaştım; bakım dersen sıfır, rüküşün teki. Ama hakkını yemeyeyim, o eski tombiş halinden eser kalmamış, acayip kilo vermiş. Aslında durdurup soracaktım, şu aralar benim de birkaç kilo vermem lazım, sırrı neyse..."
Babam derin bir iç çekerek ablamın sözünü kesti: "Kızım Züleyha, sen neden bahsediyorsun Allah aşkına? Zeynep’in durumundan mı, yoksa kendi kilo vermenin sırlarından mı?" diyerek güldü.
Masadaki gergin hava bir anlık dağıldı, eniştem ve abim ablamın bu haline gülmeye başladılar. Benim ise kelimeler boğazıma dizilmişti, babama ne diyeceğimi bilemiyordum. İçimden, *Başıma büyük bir bela geleceği kesin ama neyse... Acaba odama çekilip secdeye kapansam, saatlerce dua etsem bu iş bozulur mu?* diye geçirdim. Yine de zihnimi kurcalayan o soruyu içimde tutamadım, babama doğru eğildim:
"Baba... Neden 19 yaşındaki bir kız görücüyle evlendiriliyor? Okumuyor mu, üniversiteye gitmiyor mu bu kız?"
Babamın yüzü ciddileşti, acı bir tebessümle cevap verdi: "Ne okuması oğlum... Lise mezunu işte. Babası bunu bir yıldır hazırlık kurslarına, dershanelere gönderdi okusun diye. Bu kız ne yapmış biliyor musun? Sınav parasını gitmiş sinemalarda vampir filmlerinde yemiş! Bu sene de sınava girememiş haliyle. Mustafa da bakmış ki kızın okumada, ilimde gözü yok; 'Evleneceksin, seni ancak evlilik paklar' demiş, çekmiş biletini."
Duyduklarım karşısında hayretler içinde kaldım. Küçüklüğündeki o yaramaz çocuğun büyüyünce böyle sorumsuz, ailesine karşı bu denli asi birine dönüştüğünü tahmin etmemiştim.
Annem Meryem tekrar söze girdi, gözlerinde korumacı bir anne şefkati vardı: "Olmaz Süleyman efendi, olmaz! O kız benim terbiyeli, ahlaklı oğluma yaraşır bir eş değil. Kendi öz ailesine, kendisini okutmak isteyen babasına böyle asi olan bir kız, yarın bir gün bize, kocasına neler yapmaz?"
Sessizce masadaki tartışmaları, annemin endişelerini, babamın o sarsılmaz kararlılığını tarttım. İç dünyamda derin bir tefekküre daldım ve kalbimin derinliklerinden gelen o sese kulak vererek doğru kararı verdiğime inandım. Bu karar belki de hayatımın en zor, en engebeli kararı olacaktı ama kaderin rüzgarından, önüme yazılan bu imtihandan kaçamazdım.
Babam anneme sert bir cevap vermek üzere ağzını açmışken araya girdim:
"Baba... Sözünü balla kesiyorum ama ben kararımı verdim."
Masadaki herkes sustu, gözler bana döndü. Babam merakla sordu: "Söyle oğlum, neymiş senin kararın?"
Derin bir nefes aldım, masadaki herkesin gözünün içine tek tek bakarak konuştum:
"Ne demiş Hazreti Mevlana... *'Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun...'* Anne, baba, kardeşlerim... Ben Zeynep’le evlenmeye razıyım. Eğer babam o ocağa söz verdiyse, bana o sözü tutmak düşer. Allah sizden de babamdan da razı olsun."
Babamın gözlerinde muazzam bir gurur parıldadı, göğsü kabardı. Annem ise bana şaşkınlık ve hafif bir sitem karışımı bakışlarla bakakaldı.
Zeynep şimdi nasıl bir kızdı, huyu suyu neye evrilmişti tam olarak bilmiyordum; etraftaki herkesin ondan yaka silktiği, hoşlanmadığı su götürmez bir gerçekti. Zeynep benim bu dünyadaki en büyük sabır sınavım, belki de en çetin imtihanım olacaktı. Ama içimdeki inanç, o kusuru örtme arzusu her şeyden üstündü.
İşte o iftar akşamından sonra, mahallenin dilinden düşmeyecek olan o büyük hikaye başladı... Zeynep ile Harun’un, bir fırtınayla bir limanın hikayesi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

582okunma 75beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18