36. bölüm / 94
🕊️ ZEYNEB-İ HARUN 🕊️35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler
Bölümler 94Şu an: 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler
- 1 🕊️ ZEYNEB-İ HARUN // KARAKTER REHBERİ 🕊️441 kelime
- 2 1. Bölüm: Çilek Kokulu İsyan1.758 kelime
- 3 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü1.657 kelime
- 4 3. Bölüm: Bayram Telaşı ve Zoraki Kısmet1.827 kelime
- 5 4. Bölüm: Bir Bayram Sabahı ve Beklenmedik Dönüşüm2.061 kelime
- 6 5. Bölüm: Çilek Kokulu Kaos1.710 kelime
- 7 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde1.494 kelime
- 8 7. Bölüm: İki Dünyanın Çatışması1.434 kelime
- 9 8. Bölüm: Gölyazı’da Bir Zümrüt Sığınağı1.547 kelime
- 10 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş1.906 kelime
- 11 10. Bölüm: Çilek Kokulu Eskizler ve Mavi Bir Sır1.481 kelime
- 12 11. Bölüm: Ağaçtaki Yazı ve Çilek Kokulu Sis1.586 kelime
- 13 12. Bölüm: Çilek Kokulu Buhar ve Boşnak Böreği1.955 kelime
- 14 13. Bölüm: Çatlak Camlar ve Cevizli Lokum1.746 kelime
- 15 14. Bölüm: Çınar Ağacının Sırrı ve Mavi Kırgınlık1.907 kelime
- 16 15. Bölüm: Çelik Avuçlar ve Kırmızı Kamyon1.803 kelime
- 17 16. Bölüm: Cevizli Lokum ve Kahvaltıda Patlayan Fırtına1.823 kelime
- 18 17. Bölüm: Üç Yanıt, Bir Yemin ve Ahşap Salondaki Nikah1.772 kelime
- 19 18. Bölüm: Çilek Kokusu, İğne ve Kördüğüm1.517 kelime
- 20 19. Bölüm: Zümrüt Gözler, Taşlar ve Göğüsteki Fırtına1.354 kelime
- 21 20. Bölüm: Siyah Ateri, 24 Saatlik Ateşkes1.621 kelime
- 22 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bir Kalp1.761 kelime
- 23 22. Bölüm: Mavi Aynalar, Yaralı Bir Tuval ve Kırmızı Ayakkabılar2.145 kelime
- 24 23. Bölüm: Mavi Camın Arkasından Dünya ve Kızıl Gülün Dikenleri1.853 kelime
- 25 24. Bölüm: Kırmızı Babetler, Fırtına ve Yassı Bir Sükût1.567 kelime
- 26 25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç1.371 kelime
- 27 26. Bölüm: Çilek Kokulu Sır, İpek Mesajlar ve Sokağın Başındaki Gölge1.439 kelime
- 28 27. Bölüm: Mavi Önlük, Yanık Sos ve Sokağın Başındaki Gölge1.391 kelime
- 29 28. Bölüm: Çalınan Yıllar ve İtirafın Fırtınası1.670 kelime
- 30 29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusunda Sarılış ve Yeni Bir Başlangıç1.669 kelime
- 31 30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki Sır ve Salondaki Fırtına1.652 kelime
- 32 31. Bölüm: Geceye Dökülen Hakikatler, Bohça Mesajları ve Kalbe Düşen Çilek Kokusu1.260 kelime
- 33 32. Bölüm: Mavi Bir Rüyadan Kırmızı Bir Rezalete,1.439 kelime
- 34 33. Bölüm:Sözler, Hırslar ve Kalbe Atılan Çentik1.793 kelime
- 35 34. Bölüm: Ahenkli bir Yüzük, Gizli Bir Yazı ve Kalbin Yalancı Sancısı1.798 kelime
- 36 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler1.345 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 36. Bölüm: Kırılan Büyü ve Zümrüt Zarafeti1.731 kelime
- 38 37. Bölüm:Gözlerin Mavisine Sığınmak1.728 kelime
- 39 38. Bölüm:Yara İzi ve Sığınak1.613 kelime
- 40 39. Bölüm: Zeynebin Okyanusu ve Çıraklık Sınavı1.561 kelime
- 41 40. Bölüm:Çamaşır Suyu, Kıskançlık ve Yarım Kalan İtiraf1.844 kelime
- 42 41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus1.450 kelime
- 43 42. Bölüm:Karanlık Sular ve Sözlerin Gücü1.518 kelime
- 44 43. Bölüm: Gölyazı’ya Kaçış ve Geceye Sınanan Yeminler1.694 kelime
- 45 44. Bölüm: Mum Işığı1.465 kelime
- 46 45. Bölüm: Ağlayan Çınarın Gölgesinde1.284 kelime
- 47 46. Bölüm: Okyanusun Yeşile Çaldığı An1.402 kelime
- 48 47. Bölüm: Kanlı Çınar ve Yarıda Kalan Okyanus1.527 kelime
- 49 48. Bölüm:Kanlı Çınar’ın Gölgesinde Yaşam Savaşı1.782 kelime
- 50 49. Bölüm: Beyaz Zindandan Yuvaya: Yeniden Doğuş1.551 kelime
- 51 50. Bölüm: Cam Kırıkları ve Kül Olan Pembe1.659 kelime
- 52 51. Bölüm: Kabukların Ardındaki Zeynep2.185 kelime
- 53 52. Bölüm: Mavi Aşkın Flört Haritası1.793 kelime
- 54 Mahalle Kadınları (WhatsApp Grubu):209 kelime
- 55 53. Bölüm: Mahallenin Dili ve Kalbin Fısıltısı1.862 kelime
- 56 54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevleri1.752 kelime
- 57 55. Bölüm: Gönlün Sığınağı ve Geceye Düşen Gölgeler1.721 kelime
- 58 56. Bölüm: Çizilen Gözler ve Masumiyet Haritası1.616 kelime
- 59 57. Bölüm: Batmış Bir Ada ve Sönen Okyanus1.752 kelime
- 60 58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız1.633 kelime
- 61 59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı1.758 kelime
- 62 60. Bölüm: İki Yürek, Bir Kaçış1.718 kelime
- 63 61. Bölüm: Okyanusun Sığınağında1.716 kelime
- 64 62. Bölüm: Kırık Bir Umudun Sonbaharı1.639 kelime
- 65 63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı1.815 kelime
- 66 64. Bölüm: Okyanusun Öfkesi ve Boğanın Gazabı1.816 kelime
- 67 65. Bölüm1.958 kelime
- 68 66. Bölüm1.911 kelime
- 69 67. Bölüm1.921 kelime
- 70 68. Bölüm2.072 kelime
- 71 69. Bölüm1.382 kelime
- 72 70. Bölüm1.348 kelime
- 73 71. Bölüm1.882 kelime
- 74 72. Bölüm1.811 kelime
- 75 73. Bölüm1.783 kelime
- 76 74. Bölüm: Kanlı Kaderin Sessiz Çığlığı1.858 kelime
- 77 75. Bölüm1.868 kelime
- 78 76. Bölüm1.759 kelime
- 79 77. Bölüm1.682 kelime
- 80 78. Bölüm:Okyanustaki Çırağan ve Kalbin Zirvesi1.587 kelime
- 81 79. Bölüm1.786 kelime
- 82 80. Bölüm1.939 kelime
- 83 81. Bölüm2.073 kelime
- 84 82. Bölüm1.867 kelime
- 85 83. Bölüm1.805 kelime
- 86 84. Bölüm2.110 kelime
- 87 85. Bölüm: Okyanusun Çileği1.859 kelime
- 88 86. Bölüm1.472 kelime
- 89 87. Bölüm2.189 kelime
- 90 88. Bölüm1.643 kelime
- 91 89. Bölüm1.890 kelime
- 92 90. Bölüm1.379 kelime
- 93 91. Bölüm: Kaderin Acı Döngüsü2.155 kelime
- 94 91. Bölüm2.055 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alışveriş bitip eve döndüğümüzde akşam çoktan olmuştu. Yorgunluktan bitap düşmüştüm. Bizimkiler gidip lokantayı bile işlemişlerdi; mahallenin lokantası işte, ne bekleyebilirdim ki? Bana kalsa ben mışıl mışıl uyurken de nişanlanabilirdim, maksat ele güne karşı bir tören ilan etmekti nasıl olsa...
Annem eve gelir gelmez mutfağa girişmiş, hummalı bir şekilde yemekler pişirmeye başlamıştı. Ben de odama geçip üzerimdeki ceketi fırlattım ve yatağa uzandım. Telefonun kulaklıklarını takıp On Yaşım’dan beri sığındığım o meşhur şarkıyı açtım.
> "Geçiyor günler yine benden habersiz
> Gidiyorum gidiyorum buralardan sensiz
> Resmini aldım karşıma ağlıyorum sessiz sessiz
> Gözlerime çizdim seni açmaya korkuyorum
> Büyümüyorum gözlerinde gittikçe küçülüyorum...
> Ne yağmurlar ne bulutlar yağdı içime sönmedi
> Senden başkasını sevmedim sevemedim
> Her şeyi sildim gönlümden bir seni silemedim..."
>
Tavana bakarken gözlerim doldu. Müzik kulağımda akıp giderken aklım kuyumcudaydı. Harun, o kelimeyi nasıl bilmişti? "ZEYNEBİ-HARUN" nasıl çıkmıştı dudaklarından? O an donup kalmış, hiçbir şey diyememiştim. "Hayır, bunu yazdıramazsın" demek gelmemişti içimden. Çünkü istemsizce, hiç hakkım olmadığını bile bile çok istemiştim... Biz gerçekten Zeynep’in Harun’u olalım istemiştim. Ben aksini iddia etsem de kalbim Harun’u çok istiyordu. Yıllarca her şeyi silmiş, her şeyi yakıp yıkmış, kalbimi bir çöl gibi boş bırakmış ama bir tek onu silememiştim. Bayramın birinci günü onu görmeseydim, senelerdir kalbimde taşıdığım bu ağır yükü fark edemeyecektim bile.
Ama sevmek yetmiyordu ki... Güvenmek lazımdı. Ve ben Harun’a güvenmiyordum.
Ben şarkının melodisinde kaybolmuşken telefonum yatakta titremeye başladı. Ekranda, ismini sinirle değiştirdiğim Harun’cum yazıyordu. Kendi kendime gülümsemeden edemedim.
"Alo?"
"Selamünaleyküm Zeynep. Nişan pastamız neli olsun?"
"Aleykümselam... Nişan pastamız mı vardı bir de?"
"Evet var... Sen neli seviyorsan alayım işte"
"Bana neden soruyorsun?"
Harun’un sesi hafifçe duraksadı: "Benim için fark etmez, o yüzden sana sordum. Önemsiz mi senin için?"
"Evet. Önemli mi olması gerekiyordu?" dedim hırçınlığıma sığınarak.
"Peki Zeynep, önemli değilse ben rastgele seçerim o zaman..." dedi ve pat diye kapattı.
Meğer Harun o sırada lokantanın mutfağında tek başına kalmış, bizim nişanımız için kendi elleriyle pasta yapıyormuş... Ben bilmiyordum ki onun orada sırf benim için uğraştığını. O orada ter dökerken benim bu inceliği önemsiz görmem canını çok sıkmıştı.
Akşam saatlerinde iki sokak öteki evden bizim eve geçildi. Süleyman baba, Meryem teyze Züleyha abla, Bilal abi, eşi ve çocuklar hepsi doluştu salona. Çocukların cıvıltısı evi bir anda şenlendirmişti. Harun da geldi ama yüzü asıktı, gözleri topraktaydı. Telefonda ters konuşmam fena zoruna gitmişti belli ki. Bakma bana öyle Mavişim... dedim içimden.
Kadınlar olarak bohça açma merasimi için öbür oturma odasında toplandık. Meryem teyzenin özenle hazırladığı bohçaya bakıyormuş gibi yapmak için elime rastgele dantelli, beyaz saten bir şey aldım. Bu ne diye bakarken yengeme döndüm:
"Yenge, bu elbise sana herhalde..."
Meryem teyze ile annem kıkırdadı. Yengem muzipçe bıyık altından gülerek: "Kız o elbise değil, gecelik! Senin için, zifaf gecesi için almışlar işte!" dedi.
"Ne diyorsun yenge, Türkçe konuş! O da ne demek?" dedim ama jeton sonradan düştü. Gecelik kelimesini idrak edince yanaklarım alev aldı, elbiseyi fırlatır gibi kenara bıraktım. Ben daha sözlenmenin şokunu atlatamamışken adamlar gecelik almıştı! Düğün bohçasına ne koyacaklardı kim bilir...
Bohçanın içinden kişisel bakım seti, gecelik, pijama takımları, tüylü terlikler, taraklı ayna, iğne oyalı yazmalar ve lifler çıktı. Meryem teyzenin elini öptüm. Züleyha ablayla ve Bilal abinin eşi Neriman ablayla yanak yanağa sarıldık. Biri eltim, biri görümcem oluyordu artık. Onlar koyu bir koca koca muhabbetine daldığında benim içim kıyıldı resmen! Henüz 19 yaşındaydım ve bu muhabbetler beni hiç açmıyordu.
Şimdi odamda oturup animasyon filmi ya da Kore tarihi dizisi izlemek vardı... Yanına da bol çekirdek! Ama sivilce yapıyor diye onu da yiyemiyordum. Acaba başımı alıp Danimarka’ya ya da Norveç’e mi kaçsam? Sakinlik, bol huzur... Tabii orada bana böyle bakan iki çift mavi göz olmayacaktı...
Ben odamda hülyalara dalmışken Elif elinde telefonumla içeri girdi: "Abla, telefonun çalıyor..."
Mutfaktan geçen annem merakla kafasını uzattı: "Kim arıyor kızım?"
"Bilmiyor anne, isim yazmıyor," dedi Elif.
Telefonu hızla kaptım: "Açayım anne, telefon yeni değişti ya, kayıtlı değildir belki..." diyerek salondaki erkeklere ses gitmesin diye bahçeye doğru koştum.
"Alo?"
"Bir açamadın kızım! Ben Yeşim..."
Numaranın ona ait olduğunu biliyordum aslında ama rehberden silmiştim. Sesimi sertleştirerek: "Ne var? Biliyorum senin olduğunu, ne istiyorsun benden?!"
"Senin yüzünden hastanelik oldum kızım! Ne vardı bir gecelik gitseydin sanki?!"
Öfkeden beynime kan sıçradı! "Bana bak o... seni annene söylerim! Zavallı kadına bir şey olmasın diye sustum ama bu sefer gerçekten söylerim! Utanmıyor musun sen?! Adam 40 yaşında, babam yaşında! Sen beni ne sanıyorsun?!"
Yeşim gayet pişkin bir sesle: "Ben aldığıma bakarım kızım, bana ne! Adamdan para aldım, harcadığım için geri ödeyemiyorum. Ya o adamın parasını ödersin bir daha seni rahatsız etmem ya da peşine adamı takarım, haberin olsun. Adam sana çok kızgın zaten!"
"Bana ne geri zekalı! Sen kimsin de beni pazarlamaya kalkıyorsun?! Benim kimseden korkum yok. Beni bir daha ararsan seni de o pezevenki de polise veririm!" diyerek telefonu suratına kapattım.
Bahçenin ortasında kalakaldım. İçime dev bir huzursuzluk çöktü. Ya bu adam gerçekten başıma bela olursa? Yanlış arkadaş seçiminin bedelini ödeyecektim az kalsın. Böyle dengesizlerin hatası örtülmezdi ki... Para için beni satmaya kalkmıştı. Babama anlatsam adamın yüreğine inerdi.
Tam eve girmek için arkamı döndüğümde Harun’u dimdik karşımda görünce çığlık atacaktım az kalsın!
"Ne yapıyorsun burada Harun?! Ödümü kopardın!"
Harun gözlerini dikmiş bana bakıyordu: "Şimdi geldim... Ne yapıyorsun burada?"
"Telefonla konuşuyordum..."
"Kiminle konuşuyordun?"
Paniğimi gizlemek için yine o saçma, batırıcı hırçınlığıma sığındım: "Eski erkek arkadaşımla konuşuyordum! Nişanlanacağımı duymuş, 'Beni geride bıraktığın için teşekkür ederim' diyor!"
Harun’un kaşları çatıldı, alnındaki damar belirginleşti. Mavi gözleri adeta alev aldı: "Zeynep... Ne dediğinin farkında mısın sen?! Eski erkek arkadaş falan ne oluyor?!"
İçimden "Elinin körü oluyor!" demek geldi ama batırdığımın farkındaydım. Ah Zeynep, saçmalamakta bir numarasın!
"Sana ne Harun?! Telefonda kiminle konuşacağımın hesabını mı vereceğim sana?!"
Harun bir adım yaklaştı, sesi sertti: "Zeynep ne oluyor?! Dünden beri bir haller oldu sana. Bir kibar davranıyorsun, bir tersliyorsun. Ne yapmaya çalışıyorsun sen?!"
"Ben böyleyim, hâlâ anlamadın mı?!" diye bağırdım. "Kişilik bölünmesi var bende! Bir bakmışsın iyiyim, bir bakmışsın kötüyüm!"
Harun derin bir nefes verdi, sesi kırgın ve yorgundu: "Kişilik bölünmesi mi bilmem ama zıt kutup olduğumuz kesin... Bir şeyler saklıyorsun sürekli Zeynep. Seninle iletişim kuramıyorum. Hırçınlığını devreye sokuyorsun sürekli ve bu beni yoruyor..."
İçimden bir ses cız etti. Sabredemedin mi bana Harun efendi? Mantığın kalbine ağır mı bastı?
"Demek seni yoruyor, öyle mi?!" dedim sesimi titreterek. "Ben demedim sana benimle sözlen, benimle evlen diye! Kendin ettin, kendin bulacaksın Harun... İkimiz de bu mecbur evliliği devam ettireceğiz. Benden boşanmayı düşünme hemen!"
Harun’un gözlerindeki mavilikler büyüdü, bakışları derinleşti: "Ben sana 'boşanacağım' demedim ki Zeynep... Sen beni nerenden anlıyorsun? Ya da anlamak istemiyorsun... Sana daha önce de söyledim. Allah katında eşim yazıldın sen bana, bunun geri dönüşü olmaz. Seninle bağımı koparırsam, bir daha hiç geri dönüşü olmaz..." dedi ve arkasını dönüp içeri girdi.
Bahçede buz gibi kaldım. Ne demekti bu? "Ayağını denk al, seni tamamen silerim" mi demek istiyordu? Off, neden sinirlerime hakim olamıyordum ki?!
Misafirleri yine el öpme merasimiyle uğurladık. Harun yüzüme bile bakmadan geçip gitti. Umurunda mıydım gerçekten? Hem adamı kendime aşık edeceğim diye inatlaşıyor, hem de kendimden soğutmayı başarıyordum. Belki de haklıydı... Sevilecek bir yanım mı vardı ki? Anca o 40 yaşındaki moruklarla uğraşırdım zaten.
Odamda üzerimi çıkarıp yine Miki Mouse’lu pijamalarımı giydim. Ama yatağa yatınca içim elvermedi. Yüzünü asmasına kıyamıyordum ki... Kalbim sıkışıyordu. Mesaj atsam cevap verir miydi acaba? Off, eski sevgili neydi sanki Zeynep! Adamın teki senin ilk erkek arkadaşın olduğunu bilse... Neyse!
Dayanamayıp telefonun klavyesine dokundum:
"İyi geceler..."
O sırada Harun karşı evde duşunu almış, namazını kılmış, Kur'an okuyordu. Telefonu masada kaldığı için mesajımı görmedi.
Cevap gelmeyince yatakta dönüp durdum. Off ya, kesin alındı... Bir daha yazmaya karar verdim:
"İyi geceler Harun’cuk..."
Ay ben ne yazdım ya?! Harun’cuk mu?! Allah’ım ben iyice delirdim!
Yine cevap yoktu. En iyisi her şeyi açıklayıp bu defteri kapatmaktı:
"Merak etme... Telefonda beni arayacak exlerim yok. Hiç olmadı da..."
Ben yatakta telefonun ışığına bakıp ecel terleri dökerken, Harun Kur'an-ı Kerim’i hürmetle kapatıp kitaplığın üst rafına koydu. Telefonunu eline aldığında ekranda üç yeni mesaj gördü.
"Harun’cuk mu? Bu kız harbi deli..." diye düşündü önce. Sonra en altaki mesajı okuyunca yüzüne geniş, sıcacık ve muzip bir gülümseme yayıldı.
"Demek ben senin ilkinim Zeynep..."
Ben yatakta tırnaklarımı yerken telefonum titredi. Harun’dan mesaj gelmişti:
> "İyi geceler Çilek Kız... Kur'an okuyordum, şimdi gördüm. Benim de ilkim sensin..."
Bölüm etkileşimi
