9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş

Vaveyla Yazarı: Hanife Y.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 93Şu an: 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş
  1. 1 🕊️ ZEYNEB-İ HARUN // KARAKTER REHBERİ 🕊️441 kelime
  2. 2 1. Bölüm: Çilek Kokulu İsyan1.758 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Kusurun Örtüsü1.657 kelime
  4. 4 3. Bölüm: Bayram Telaşı ve Zoraki Kısmet1.827 kelime
  5. 5 4. Bölüm: Bir Bayram Sabahı ve Beklenmedik Dönüşüm2.061 kelime
  6. 6 5. Bölüm: Çilek Kokulu Kaos1.710 kelime
  7. 7 6. Bölüm: Yırtılan Hayallerin Gölgesinde1.494 kelime
  8. 8 7. Bölüm: İki Dünyanın Çatışması1.434 kelime
  9. 9 8. Bölüm: Gölyazı’da Bir Zümrüt Sığınağı1.547 kelime
  10. 10 9. Bölüm: Gölyazı’nın Serin Sularında Uyanan Geçmiş1.906 kelime · Okuduğun bölüm
  11. 11 10. Bölüm: Çilek Kokulu Eskizler ve Mavi Bir Sır1.481 kelime
  12. 12 11. Bölüm: Ağaçtaki Yazı ve Çilek Kokulu Sis1.586 kelime
  13. 13 12. Bölüm: Çilek Kokulu Buhar ve Boşnak Böreği1.955 kelime
  14. 14 13. Bölüm: Çatlak Camlar ve Cevizli Lokum1.746 kelime
  15. 15 14. Bölüm: Çınar Ağacının Sırrı ve Mavi Kırgınlık1.907 kelime
  16. 16 15. Bölüm: Çelik Avuçlar ve Kırmızı Kamyon1.803 kelime
  17. 17 16. Bölüm: Cevizli Lokum ve Kahvaltıda Patlayan Fırtına1.823 kelime
  18. 18 17. Bölüm: Üç Yanıt, Bir Yemin ve Ahşap Salondaki Nikah1.772 kelime
  19. 19 18. Bölüm: Çilek Kokusu, İğne ve Kördüğüm1.517 kelime
  20. 20 19. Bölüm: Zümrüt Gözler, Taşlar ve Göğüsteki Fırtına1.354 kelime
  21. 21 20. Bölüm: Siyah Ateri, 24 Saatlik Ateşkes1.621 kelime
  22. 22 21. Bölüm: Sıçrayan Kıvılcımlar ve Aşırı Yüklü Bir Kalp1.761 kelime
  23. 23 22. Bölüm: Mavi Aynalar, Yaralı Bir Tuval ve Kırmızı Ayakkabılar2.145 kelime
  24. 24 23. Bölüm: Mavi Camın Arkasından Dünya ve Kızıl Gülün Dikenleri1.853 kelime
  25. 25 24. Bölüm: Kırmızı Babetler, Fırtına ve Yassı Bir Sükût1.567 kelime
  26. 26 25. Bölüm: Saklı Merhamet, Küçük Bir Borç1.371 kelime
  27. 27 26. Bölüm: Çilek Kokulu Sır, İpek Mesajlar ve Sokağın Başındaki Gölge1.439 kelime
  28. 28 27. Bölüm: Mavi Önlük, Yanık Sos ve Sokağın Başındaki Gölge1.391 kelime
  29. 29 28. Bölüm: Çalınan Yıllar ve İtirafın Fırtınası1.670 kelime
  30. 30 29. Bölüm: Çam Ağacının Sırrı, Yağmur Kokusunda Sarılış ve Yeni Bir Başlangıç1.669 kelime
  31. 31 30. Bölüm: Sıcak Su Vadi, Gözlüklerin Arkasındaki Sır ve Salondaki Fırtına1.652 kelime
  32. 32 31. Bölüm: Geceye Dökülen Hakikatler, Bohça Mesajları ve Kalbe Düşen Çilek Kokusu1.260 kelime
  33. 33 32. Bölüm: Mavi Bir Rüyadan Kırmızı Bir Rezalete,1.439 kelime
  34. 34 33. Bölüm:Sözler, Hırslar ve Kalbe Atılan Çentik1.793 kelime
  35. 35 34. Bölüm: Ahenkli bir Yüzük, Gizli Bir Yazı ve Kalbin Yalancı Sancısı1.798 kelime
  36. 36 35. Bölüm:Eski Bir Şarkı, Geceye Sızan İlkler1.345 kelime
  37. 37 36. Bölüm: Kırılan Büyü ve Zümrüt Zarafeti1.731 kelime
  38. 38 37. Bölüm:Gözlerin Mavisine Sığınmak1.728 kelime
  39. 39 38. Bölüm:Yara İzi ve Sığınak1.613 kelime
  40. 40 39. Bölüm: Zeynebin Okyanusu ve Çıraklık Sınavı1.561 kelime
  41. 41 40. Bölüm:Çamaşır Suyu, Kıskançlık ve Yarım Kalan İtiraf1.844 kelime
  42. 42 41. Bölüm:Sözlerin Ardındaki Okyanus1.450 kelime
  43. 43 42. Bölüm:Karanlık Sular ve Sözlerin Gücü1.518 kelime
  44. 44 43. Bölüm: Gölyazı’ya Kaçış ve Geceye Sınanan Yeminler1.694 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Mum Işığı1.465 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Ağlayan Çınarın Gölgesinde1.284 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Okyanusun Yeşile Çaldığı An1.402 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kanlı Çınar ve Yarıda Kalan Okyanus1.527 kelime
  49. 49 48. Bölüm:Kanlı Çınar’ın Gölgesinde Yaşam Savaşı1.782 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Beyaz Zindandan Yuvaya: Yeniden Doğuş1.551 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Cam Kırıkları ve Kül Olan Pembe1.659 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Kabukların Ardındaki Zeynep2.185 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Mavi Aşkın Flört Haritası1.793 kelime
  54. 54 Mahalle Kadınları (WhatsApp Grubu):209 kelime
  55. 55 53. Bölüm: Mahallenin Dili ve Kalbin Fısıltısı1.862 kelime
  56. 56 54. Bölüm: Kırılan Seramikler ve Hakikatin Alevleri1.752 kelime
  57. 57 55. Bölüm: Gönlün Sığınağı ve Geceye Düşen Gölgeler1.721 kelime
  58. 58 56. Bölüm: Çizilen Gözler ve Masumiyet Haritası1.616 kelime
  59. 59 57. Bölüm: Batmış Bir Ada ve Sönen Okyanus1.752 kelime
  60. 60 58. Bölüm: Yaralı Bir Kanat, Kibritçi Kız1.633 kelime
  61. 61 59. Bölüm: Harun'un Öfkesi ve Bir Yeryüzü Sığınağı1.758 kelime
  62. 62 60. Bölüm: İki Yürek, Bir Kaçış1.718 kelime
  63. 63 61. Bölüm: Okyanusun Sığınağında1.716 kelime
  64. 64 62. Bölüm: Kırık Bir Umudun Sonbaharı1.639 kelime
  65. 65 63. Bölüm: Vuslatın Zeytin Kokulu Sabahı1.815 kelime
  66. 66 64. Bölüm: Okyanusun Öfkesi ve Boğanın Gazabı1.816 kelime
  67. 67 65. Bölüm1.958 kelime
  68. 68 66. Bölüm1.911 kelime
  69. 69 67. Bölüm1.921 kelime
  70. 70 68. Bölüm2.072 kelime
  71. 71 69. Bölüm1.382 kelime
  72. 72 70. Bölüm1.348 kelime
  73. 73 71. Bölüm1.882 kelime
  74. 74 72. Bölüm1.811 kelime
  75. 75 73. Bölüm1.783 kelime
  76. 76 74. Bölüm: Kanlı Kaderin Sessiz Çığlığı1.858 kelime
  77. 77 75. Bölüm1.868 kelime
  78. 78 76. Bölüm1.759 kelime
  79. 79 77. Bölüm1.682 kelime
  80. 80 78. Bölüm:Okyanustaki Çırağan ve Kalbin Zirvesi1.587 kelime
  81. 81 79. Bölüm1.786 kelime
  82. 82 80. Bölüm1.939 kelime
  83. 83 81. Bölüm2.073 kelime
  84. 84 82. Bölüm1.867 kelime
  85. 85 83. Bölüm1.805 kelime
  86. 86 84. Bölüm2.110 kelime
  87. 87 85. Bölüm: Okyanusun Çileği1.859 kelime
  88. 88 86. Bölüm1.472 kelime
  89. 89 87. Bölüm2.189 kelime
  90. 90 88. Bölüm1.643 kelime
  91. 91 89. Bölüm1.890 kelime
  92. 92 90. Bölüm1.379 kelime
  93. 93 91. Bölüm: Kaderin Acı Döngüsü2.155 kelime

Ben kendi içimdeki hedefe doğru hışımla adımlarken, bizim evin bahçesinde hummalı bir kahvaltı telaşı hakimdi. Masanın üzeri Bursa’nın o eşsiz yöresel lezzetleriyle donatılmıştı: Buram buram kokan fırınlanmış zeytinler, halis köy peynirleri, sıcacık bazlamalar ve nar gibi kızarmış börekler...
Bahçedeki taş masanın başında oturan babam, mutfaktan çıkan anneme merakla sordu:
"Hatice, Zeynep nerede? O da yardım etseydi size."
Annem elindeki tepsiyi masaya bırakırken, "Odaya gitmişti, bir bakayım," diyerek eve yöneldi.
O sırada dedem Rahmi Efendi elindeki çay bardağını tabağına oturtup aksi bir sesle söylendi: "Kızdım ya ona, gelmez şimdi. Katır inadı vardır onda, bildiğini okur."
Harun ise masanın köşesinde huzursuzca kıpırdandı. Zihni benimle meşguldü; acaba dedemin söylediklerine, kırılan gururuma üzülmüş müydüm? Annem evin içinde adımlarını hızlandırarak odaları tek tek gezdi, üst kata kadar çıktı.
"Zeynep? Kızım, helada mısın? Ses ver bakayım..."
Tuvaletin kapısını tıklatıp boş olduğunu görünce gerçeğin soğukluğu yüzüne çarptı. Annem dertli dertli dizlerine vurdu: "Ah Zeynep... Kaçtın yine, değil mi? Bari iki lokma bir şey yeseydin... Kaçıracak bu kız oğlanı, valla kaçıracak!"
Bahçeye döndüğünde babam sabırsızca gözlerinin içine baktı: "Ne oldu Hatice, gelmiyor mu?"
Annem mahcup bir edayla başını öne eğdi: "Zeynep dışarı çıkmış Mustafa... Aç değil herhalde."
Babam kaşlarını çattı. Dedem ise iyice küplere binmişti; bu itaatsizliğin hesabını soracağı kesindi. "Burada damat oğlum dururken nereye gider bu kız Hatice?"
Annem ortamı yumuşatmaya çalışarak, "Baba, burada her zaman gittiği göl kenarı var ya, oralardadır büyük ihtimalle," dedi.
O an Harun daha fazla dayanamayarak ayağa kalktı. Sesindeki kararlılıkla, "Size afiyet olsun, ben Zeynep’i bulup getiririm," dedi.
Süleyman Amca oğlunun bu vakur duruşuna gururla baktı. "Çok iyi olur oğlum, git getir gelinimi."
Babam ise endişeliydi: "Harun evladım, Yusuf da gelsin seninle. Buraları tam olarak bilmiyorsun, kaybolma."
Harun nezaketle gülümsedi: "Gelirken arabayla göl kenarını gördüm efendim, yolu biliyorum. Kendim gidebilirim, Yusuf kalsın."
Babam onaylayarak başını salladı. Harun ayağına ayakkabılarını geçirip hızlı adımlarla patikaya koyuldu.
Harun göle doğru uzanan tozlu yolu takip ederken, ben çoktan Uluabat Gölü’nün o huzurlu kıyısına varmıştım. Yıllardır sığınağım olan asırlık dev çınar ağacına doğru adımlarken, kıyıda oltasını suya sallamış duran çocukluk arkadaşım Niko’yu gördüm. Niko bir Rum’du. Ailesi seneler önce buraya yerleşmiş, göl kenarındaki o tarihi Rum evlerinden birinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Mahalledeki herkes bir yana, çocukluğumdan beri içimi dökebildiğim tek gerçek arkadaşımdı.
Arkasından sessizce yaklaşıp, "Niko! Sen yine balık avına mı çıktın?" diye seslendim.
Sarsıcı bir refleksle arkasını döndü, beni görünce yüzünde kocaman bir tebessüm açtı: "Zeyno! Hoş geldin. Bayramda yine gelmişsin buralara."
"Sorma Niko’m..." dedim iç çekerek. "Neler oldu neler... Anlatmak bile nefes israfı."
"Yine çok çetrefilli aile meseleleri galiba?"
"Boş ver şimdi beni... Tutabildin mi bir şeyler?"
"Bir tane sazan tuttum, devam ediyorum işte."
Derin bir nefes alıp yanındaki düz kayanın üzerine çöktüm. Karnımın gurultusu dışarıdan duyulacak gibiydi. "Niko ya... Evden bir şey yemeden kaçtım, kurt gibi açım."
Niko oltayı sabitleyip bana döndü, gözlerindeki merakla sordu: "Anlat bakalım Zeyno, ne geldi başına?"
Cevap vermek yerine sağ elimi kaldırıp parmağımdaki o yabancı alyansı gözünün önüne diktim: "Bak, bu geldi başıma Niko!"
Niko’nun gözleri şaşkınlıkla açıldı: "Bu ne Zeyno? Evlendin mi sen?" Eğilip parmağımdaki yüzüğü tuttu, incelemeye başladı.
"He, evlendim Niko! Delirdin mi sen, Allah korusun! Sadece söz kestiler dün gece zorla."
Niko durumun vahametine rağmen takılmadan edemedi, hafifçe güldü: "Tüh Zeyno... Seni ben isteyecektim, kaçırmışım desene!"
Işıl ışıl parlayan yüzüğe bakarken omzuna hafifçe vurdum: "Niko dalga geçme, hiç komik değil! Şunu da ver artık..."
Yüzüğü elinden çekip almaya çalışırken olanlar oldu. Islak parmaklarımın arasından kayan alyans, havada küçücük bir kavis çizerek *şıp* diye gölün bulanık sularına gömüldü.
Zaman o an durdu sanki.
"Ya Niko! Ne yaptın sen?" diye çığlığı bastım. "Annem öldürecek beni! Dedem de falakaya yatırır kesin! Offf!"
Ayağa fırladım, Niko da telaşla kalktı: "Ne yapıyorsun Zeyno?"
"Atlayıp şansımı deneyeceğim, o yüzüğü bulmam lazım!"
"Saçmalama Zeyno! Alt tarafı bir yüzük..."
"Hayır Niko!" dedim gözlerimin içine oturan o karanlıkla. "O sadece bir yüzük değil. O, benim boynuma geçirilen halat! Eğer onu bulamazsam, o halat benim boynumu sonuna kadar sıkacak!"
Niko kolumdan tutup beni durdurmaya çalışsa da onu dinlemedim. Kendimi gölün serin sularına bıraktım. Çocukluğumdan beri bu gölde büyümüştüm; su benim ikinci evimdi, iyi bir yüzücüydüm.
Niko arkamdan panikle bağırdı: "Ne yaptın sen Zeyno!"
Gölün içinde nefesimi tutarak dibe doğru süzülmeye başladım. Su bulanıktı ama derinlere indikçe sağından solumdan kaçışan küçük balıkların arasından dibe çöken metalik parıltıyı fark ettim. Çok şükür, yüzük çamurun hemen üzerindeydi! Ancak gölün dibi tehlikeli bir bataklıktı; suya bu hırsla atlamak hiç de akıl kârı değildi.
Yüzeye doğru Niko’nun boğuk bağırtıları geliyordu: "Zeyno! Ses ver! Bataklık gibidir orası, yutar seni! Ne yaptın sen?"
Yüzüğü avucumun içinde sıkıca kavradım ama o an acı bir gerçekle yüzleştim: Sağ ayağımdaki kara lastik, gölün dibindeki yoğun çamura saplanıp kalmıştı. Ayağımı çekmeye çalıştıkça dibe çekiliyordum.
"Zeyno! Ses ver, atlayacağım!"
Benden yanıt alamayan Niko, üzerindeki ağırlığı düşünmeden gümbedek suya atladı.
Ayağımı son bir hamleyle lastikten kurtardım; ayakkabım dipte kaldı ama kendimi yukarı fırlatmayı başardım. Nefesimi tutmakta uzmandım. Yüzeye çıkıp derin bir nefes alacakken, hemen yanımda Niko’nun çırpındığını gördüm. Panik yapmıştı ve suyu kontrol edemiyordu.
"Niko! Sen niye atladın, batıracaksın ikimizi de!"
"Zeynep... Yardım et..." dedi Niko, su yutarak.
"Ah Niko! Sen yüzmeyi çok iyi bilirsin, ne oluyoruz?"
Niko ne kadar zayıf olsa da bir erkek bedeniydi. Su yuttukça bilinci bulanıklaşıyor, panikledikçe beni de dibe çekiyordu. Gücüm tükenmeye başlamıştı.
"Allah'ım! Niko sen niye atladın ya? Öleceğiz burada, kimse de yok!" diye çırpındım. Niko gözlerimin önünde dibe doğru kayıyordu. *İnanamıyorum,* dedim içimden, *ölmek için çok gencim Allah'ım...*
O esnada çalılıkların arasından kıyıya çıkan Harun, sahipsiz oltayı ve balık kovasını gördü. Bakışları göle kaydığında dehşetle sarsıldı. Su yüzeyinde tek elini kaldırıp yardım isteyen beni ve suyun altında çırpınan bir karaltıyı fark etti.
"Zeynep!" diye bağırdı gür bir sesle.
Onun sesini duyduğumda, *Kurtulduk galiba...* diye geçirdim zihnimden. *İnşallah yüzme biliyordur, yoksa direnecek gücüm kalmadı.*
Harun bir saniye bile tereddüt etmeden göle atladı. *Eyvah, battık hepimiz!* diye düşünürken, onun bir dalgıç edasıyla, suyun içinde ne kadar pürüzsüz ve hızlı süzüldüğünü gördüm. Birkaç kulaçta yanımızda bitti.
"Hadi Zeynep, gel!" diyerek güçlü koluyla beni yakalamaya çalıştı.
"Ben yüzebilirim Harun!" diye bağırdım su yutarak. "Ne olur Niko’yu kurtar!"
"Niko mu?" Harun şaşkınlıkla duraksadı ama hemen ardından suyun dibine daldı. Niko elimden çoktan kayıp gitmişti. Ben son gücümle yüzüp kıyıdaki çimlerin üzerine çıktım, ciğerlerim patlayacak gibi öksürmeye başladım.
Birkaç saniye sonra Harun, baygın haldeki Niko’yu sudan çıkarıp karaya sürükledi.
Yerden sürünerek Niko’nun yanına yaklaştım. Yüzü bembeyazdı. "Niko’m... Niko’m, kendine gel lütfen!" diye feryat ettim.
Harun ıslak saçlarını geriye atarak şaşkın ve huzursuz bir bakış fırlattı: "Niko’m mu?"
"Ne diyorsun sen Harun, öldü mü adam?" diye bağırdım sırılsıklam halde. Hiç düşünmeden Niko’nun göğsüne diz çöküp kalp masajı yapmaya başladım. Tam suni teneffüs için ağzına yaklaşmıştım ki Harun kolumdan tutup beni sertçe geriye çekti.
"Ne yapıyorsun sen Zeynep?"
"Ya sen manyak mısın? Adam ölüyor, suni teneffüs yapacağım!"
"Ben yaparım, sen çekil! İlk yardım biliyor musun sen?"
"Bilmiyorum! O zaman ne heykel gibi duruyorsun, çalıştır şu adamı hadi!"
Harun hastalıklı bir öfkeyle yüzüme baktı: "Zeynep robot mu bu adam, çalıştırayım?"
Yine de vakit kaybetmeden Niko’nun nabzını kontrol etti. Göğsüne ritmik kalp masajı uyguladı, ardından dudaklarına tam temas etmeden teknik bir şekilde nefes üfledi. Bir kez daha masaj yapıp nefes verdiğinde, Niko aniden kasıldı; öksürerek ağzından suları püskürtmeye başladı. Harun hemen onu yan çevirip ciğerlerindeki suyu tahliye etmesini sağladı.
Niko nefes alıyordu. Hayata dönmüştü.
İçimdeki o korku dalgası yerini büyük bir sevince bıraktı. Eğilip boynuna sarıldım: "Niko’m! Yaşıyorsun çok şükür... Öldün sandım, çok korktum!"
Niko bitkin bir sesle gülümsedi: "Tamam korkma Zeyno... Bana bir şey olmaz."
Harun ise az ötede durmuş, bozulan bir ifadeyle ikimize bakıyordu. Beden dili, aramızdaki bu yakınlığı çözmeye çalışan kafa karışıklığıyla doluydu. Fakat ben o an onu tamamen unutmuştum.
Niko rahat nefes alsın diye geriye çekilip kollarımı serbest bıraktım. Niko ıslak elime baktı: "Yüzüğü bulmuşsun Zeynep..."
Harun "yüzük" kelimesini duyar duymaz kaşlarını çattı: "Ne yüzüğü?"
Niko başını kaldırıp Harun’a baktı, yabancı birini yeni fark ediyordu: "Bu adam kim Zeyno?"
Harun’a baktım, içimdeki kırgınlıkla derin bir nefes aldım: "O yüzüğün parmağıma takılmasına sebep olan kişi... Ve senin hayatını kurtaran kahramanın."
Bu tanım Harun’un hiç hoşuna gitmemişti. Yüzündeki gölgeler derinleşti. *Sadece 'bir kişi' miyim senin için Zeynep?* der gibi bakan mavi gözlerini üzerimden ayırmıyordu.
Niko minnetle gülümseyerek elini Harun’a uzattı: "Çok teşekkür ederim... Ben Niko. Zeynep yüzüğü göle düşürmeseydi buraya atlamayacaktı, seni de zora soktuk, bağışla bizi."
Harun duyduklarına inanamayarak bana döndü: "Zeynep yüzük için mi atladı göle?"
"Evet," dedi Niko safça.
Omzuna hafifçe vurdum: "Niye söylüyorsun Niko ya?"
Harun, Niko’nun elini soğuk ama nezaketen sıktı: "Memnun oldum Niko, ben Harun. Bir dahakine bu kadar şanslı olmayabilirsiniz. Göletin dibi bataklık, ikinizi de çekerdi."
Niko ortamdaki yoğun gerilimi hissederek ayağa kalktı: "Neyse... Ben eve gideyim en iyisi. Size iyi günler."
Niko uzaklaşırken ben kaşlarımı çatarak Harun’a döndüm: "Sana ne Harun? Ne yapacağımızı sana mı soracağız? Sen niye geldin buraya?"
O da soruma soruyla karşılık verdi, sesi kırgındı: "Sen niye bir yüzük için atladın bu tehlikeli suya?"
Niko’nun patavatsızlığı yüzünden Harun’un bu hareketime anlam yükleyeceğini biliyordum. "Önce ben sordum!" dedim sinirle.
"Tahmin etmek zor değil herhalde Zeynep," dedi üzerimden akan sulara bakarak. "Evden gizlice kaçmışsın. Seni kahvaltıya getirmemi istediler. Şimdi sıra sende... Cevap ver."
"Bak! O yüzük benim için kıymetli falan değil, anlıyor musun?" diye bağırdım. "Ben sadece eve döndüğümde yiyeceğim o muazzam azarı düşündüm!"
"Yani sırf azarlanmaktan korktuğun için mi hayatını tehlikeye atıp suya atladın?"
"Hayır! Hem ne bu sorgu sual ya? Rahat bırak beni anlıyor musun, peşimden gelme! İstemiyorum seni!"
"Sen teşekkür etmeyi hiç bilmez misin Zeynep?" dedi bana doğru bir adım atarak. "Ben gelmeseydim ikiniz de boğuluyordunuz!"
Acı bir kahkaha attım: "Niko atlamasaydı ben çoktan çıkmış olurdum! İyi yüzerim ben bir kere!"
"Zeynep sen akıllı mısın?" dedi sesini yükselterek. "Suyun dibi balçık diyorum! İyi yüzücü de olsan battın mı çıkamazsın!"
"Bak buradayım işte, yaşıyorum!" diye gürledim. "Ölseydim de kurtulsaydım senden işte, ne güzel olurdu!"
Harun bir anda öfkeyle öne atılıp iki eliyle omuzlarımdan tuttu. Mavi gözlerini doğrudan gözlerime dikti:
"Neden benden bu kadar nefret ediyorsun Zeynep?"
Onu göğsünden hırsla ittirip ayağa kalktım. Ayağımın birinde kara lastik olmadığı için tek ayağım çıplak, çamurun içindeydi. O da benimle birlikte ayağa kalktı.
"Senden neden mi nefret ediyorum? Bir de soruyorsun ya!" dedim avazım çıktığı kadar bağırarak. "Sen dün herkesin gözünün içine baka baka yalan söyledin! Benimle anlaştığını, bu evliliğe rızam olduğunu söyledin! Sen benim gözümde yalancının tekisin! Seni sevmiyorum, seni istemiyorum, bu kadar basit!"
Söylediklerim bir bıçak gibi havada kesildi. Kırıcıydım, farkındaydım. Belki de bana sabretmek şu dünyadaki en zor imtihandı.
İkimiz de sırılsıklamdık; elbiselerimizden, saçlarımızdan toprağa şıpır şıpır sular damlıyordu.
Harun bana uzun uzun baktı. O mavi gözlerindeki öfke yerini derin bir kedere bıraktı:
"İkimiz de dün ailemize 'Hayır' diyebilseydik, bugün bu noktada olmazdık Zeynep. Eğer gerçekten sevdiğin biri varsa... O Niko denen adamı seviyorsan, söyle... Ben aradan çekilmesini bilirim. Bana böyle nefret kusmana gerek yok."
Islak kızıl saçlarımı hışımla geriye savurup gözlerimi kıstım:
"Ne diyorsun sen be! O benim çocukluk arkadaşım! Bak... Şu gözlerime iyi bak! Bende bir başkasını sevecek kalp mi kalmış sanıyorsun?"
Harun bana doğru bir adım attı. O derin mavi gözleri, benim öfkeyle yanan yeşil harelerime iyice yaklaştı.
Dudaklarından dökülen fısıltı, gölün üzerindeki rüzgârı bile susturdu:
"Ben senin gözlerinde ne görüyorum biliyor musun Zeynep? İlkokulda, o mavi önlüğüyle benim sınıfta portremi çizip, panodaki resim yarışmasında birinci seçilen... Ve resmi duvara asılan o küçük kızı görüyorum."
Zaman durdu.
Gözlerim şaşkınlıkla, dehşetle açıldı. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpmaya başladı. Söylediği her bir kelime, yıllardır kilitlediğim o karanlık odanın kapısını kırip içeri sızmıştı. İlk kez gözlerimin dolduğunu, o sıcak damlaların yanağıma süzülmek üzere olduğunu hissettim. İçimdeki o yırtılan resimlerin altında ezilen küçük kız, ilk kez sesini duymuş gibi çırpınıyordu.
"Sen..." dedim sesim titreyerek. "Sen bunu nereden biliyorsun?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

382okunma 27beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18