4. bölüm / 39
ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya
Bölümler 39Şu an: 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya
- 1 1. Bölüm – Bazı Karşılaşmalar Tesadüf Değildir330 kelime
- 2 2. Bölüm – Yabancı355 kelime
- 3 3. Bölüm – Gerçek Olabilir mi?394 kelime
- 4 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya395 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm – Geçmişin İzleri475 kelime
- 6 6. Bölüm – İlk Adım636 kelime
- 7 7. Bölüm – Gözlerin Ardındaki Sır537 kelime
- 8 8. Bölüm – Geçmişten Gelen Düşman595 kelime
- 9 9. Bölüm – İki Dünyanın Arasında530 kelime
- 10 10. Bölüm – Ormana Giden Yol568 kelime
- 11 11. Bölüm – Taş Kapının Ardında582 kelime
- 12 12. Bölüm – İlk Günlük567 kelime
- 13 13. Bölüm – Yeni Hayata Alışmak585 kelime
- 14 14. Bölüm – Yaz Festivali506 kelime
- 15 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı503 kelime
- 16 16. Bölüm – Yaz Gecesi573 kelime
- 17 17. Bölüm – Kayıp Muhafız502 kelime
- 18 18. Bölüm – Kalbin Ritmi574 kelime
- 19 19. Bölüm – Kırılan Mühür418 kelime
- 20 20. Bölüm – İlk İtiraf585 kelime
- 21 21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir554 kelime
- 22 22. Bölüm – Güven Sınavı448 kelime
- 23 23. Bölüm – Eski Düşmanlar392 kelime
- 24 24. Bölüm – Festival Sabahı470 kelime
- 25 25. Bölüm – Sahnedeki Mucize495 kelime
- 26 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık473 kelime
- 27 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş496 kelime
- 28 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği507 kelime
- 29 29. Bölüm – Kayıp Anahtar526 kelime
- 30 31. Bölüm – Kristal Mağarası519 kelime
- 31 32. Bölüm – Kayıp Bedel525 kelime
- 32 33. Bölüm – İkinci Kapı582 kelime
- 33 34. Bölüm – Son Muhafız533 kelime
- 34 35. Bölüm – Kağan'ın Ordusu558 kelime
- 35 36. Bölüm – Son Anahtar492 kelime
- 36 37. Bölüm – Zamanın Kalbi562 kelime
- 37 38. Bölüm – Seçim533 kelime
- 38 39. Bölüm – Sonsuz Yaz530 kelime
- 39 40. Bölüm – Zamanın Unuttuğu Yaz -Final543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"İnsan, ait olmadığı bir dünyaya düştüğünde önce etrafına bakar. Sonra kendine..."
Gece iyice ilerlemişti.
Şehrin ışıkları uzaktan yıldızlar gibi parlıyor, sokaklar ise yavaş yavaş sessizliğe gömülüyordu.
Yekta'nın dedesine ait eski bağ evi, şehrin dışında, ağaçların arasında kalmış küçük bir taş yapıydı. Yıllardır kullanılmıyordu. Tozlu pencereleri, ahşap kapısı ve sarmaşıklarla kaplanmış duvarlarıyla zamana meydan okur gibiydi.
Yekta cebinden eski anahtarı çıkarıp kapıyı açtı.
Kapı, uzun zamandır açılmamış olmanın verdiği gıcırtıyla aralandı.
İçerisi karanlıktı.
Aras el fenerini yaktı.
"Biraz da korku filmi gibi oldu."
Lavin dirseğiyle ona vurdu.
"Şaka yapmayı bırak."
Kutay, dikkatle evi inceliyordu.
Taş duvarlara, tavandaki ahşap kirişlere baktı.
İlk kez yüzü biraz rahatlamıştı.
"Burası..."
"Bizim evlere benziyor."
Ahen, onun bu cümlesini duyunca içten içe gülümsedi.
En azından burada kendini biraz daha güvende hissedecekti.
İdil, mutfaktan eski bir ilk yardım çantası buldu.
"Ahen, yardım eder misin?"
Kutay sessizce sandalyeye oturdu.
Kolundaki kesik derindi.
Ahen, pamuğu antiseptiğe batırıp yaraya dokunduğu anda Kutay hafifçe irkildi.
"Acıyor mu?"
Kutay başını iki yana salladı.
"Hayır."
Ama yüzündeki ifade tam tersini söylüyordu.
Ahen bunu fark etti.
"Güçlü görünmek zorunda değilsin."
Kutay, ilk kez gözlerini onun gözlerine kaldırdı.
"Bizim zamanımızda acı göstermek zayıflık sayılırdı."
Ahen yumuşak bir sesle cevap verdi.
"Bizim zamanımızda ise insan olmak."
Kutay söyleyecek söz bulamadı.
Aras, dolabı karıştırırken eski bir kutu buldu.
İçinden birkaç mum çıktı.
Kısa süre sonra ev, mumların titrek ışığıyla aydınlandı.
Elektrikler olmasına rağmen Yekta lambaları açmamıştı.
Kimsenin dikkatini çekmek istemiyorlardı.
Sessizlik, mum alevlerinin çıtırtısıyla bölünüyordu.
Lavin, dayanamadı.
"Kusura bakma ama..."
"Gerçekten hangi yıldan geldin?"
Kutay derin bir nefes aldı.
"Yılını bilmem."
"Biz takvimleri böyle saymayız."
"Ben..."
"...Sultan'ın fermanını beklediğimiz günlerde yaşıyordum."
Odanın içinde yeniden sessizlik oluştu.
İdil'in gözleri büyüdü.
Bu söylediği şey, yaklaşık iki yüz yıl öncesine denk geliyordu.
Aras fısıldadı.
"Bu imkânsız..."
Kutay başını eğdi.
"Ben de öyle sanıyordum."
Ahen pencerenin önüne geçti.
Dışarıda rüzgâr ağaçların yapraklarını savuruyordu.
Aklı karmakarışıktı.
Mantığı, yaşananların gerçek olmadığını söylüyordu.
Ama kalbi...
Kalbi, Kutay'ın yalan söylemediğini hissediyordu.
Tam o sırada cebindeki telefon titreşti.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
"Efendim?"
Karşı taraftan yalnızca boğuk bir fısıltı geldi.
"Onu yalnız bırakma..."
Sonra telefon kapandı.
Ahen'in yüzü bir anda soldu.
"Ne oldu?" diye sordu Lavin.
Ahen, telefonu yavaşça cebine koydu.
"...Hiç."
Ama içindeki huzursuzluk büyüyordu.
Çünkü o ses...
Sanki çok uzaktan, yılların ardından gelmiş gibiydi.
Kutay ise pencerenin dışındaki karanlığa bakıyordu.
İçinden tek bir düşünce geçiyordu.
"Ben bu zamana tek başıma gelmedim..."
Ve bunu henüz kimse bilmiyordu.
Devam edecek... 🌙📖
Bölüm etkileşimi
