26. bölüm / 39
ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık
Bölümler 39Şu an: 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık
- 1 1. Bölüm – Bazı Karşılaşmalar Tesadüf Değildir330 kelime
- 2 2. Bölüm – Yabancı355 kelime
- 3 3. Bölüm – Gerçek Olabilir mi?394 kelime
- 4 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya395 kelime
- 5 5. Bölüm – Geçmişin İzleri475 kelime
- 6 6. Bölüm – İlk Adım636 kelime
- 7 7. Bölüm – Gözlerin Ardındaki Sır537 kelime
- 8 8. Bölüm – Geçmişten Gelen Düşman595 kelime
- 9 9. Bölüm – İki Dünyanın Arasında530 kelime
- 10 10. Bölüm – Ormana Giden Yol568 kelime
- 11 11. Bölüm – Taş Kapının Ardında582 kelime
- 12 12. Bölüm – İlk Günlük567 kelime
- 13 13. Bölüm – Yeni Hayata Alışmak585 kelime
- 14 14. Bölüm – Yaz Festivali506 kelime
- 15 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı503 kelime
- 16 16. Bölüm – Yaz Gecesi573 kelime
- 17 17. Bölüm – Kayıp Muhafız502 kelime
- 18 18. Bölüm – Kalbin Ritmi574 kelime
- 19 19. Bölüm – Kırılan Mühür418 kelime
- 20 20. Bölüm – İlk İtiraf585 kelime
- 21 21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir554 kelime
- 22 22. Bölüm – Güven Sınavı448 kelime
- 23 23. Bölüm – Eski Düşmanlar392 kelime
- 24 24. Bölüm – Festival Sabahı470 kelime
- 25 25. Bölüm – Sahnedeki Mucize495 kelime
- 26 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık473 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş496 kelime
- 28 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği507 kelime
- 29 29. Bölüm – Kayıp Anahtar526 kelime
- 30 31. Bölüm – Kristal Mağarası519 kelime
- 31 32. Bölüm – Kayıp Bedel525 kelime
- 32 33. Bölüm – İkinci Kapı582 kelime
- 33 34. Bölüm – Son Muhafız533 kelime
- 34 35. Bölüm – Kağan'ın Ordusu558 kelime
- 35 36. Bölüm – Son Anahtar492 kelime
- 36 37. Bölüm – Zamanın Kalbi562 kelime
- 37 38. Bölüm – Seçim533 kelime
- 38 39. Bölüm – Sonsuz Yaz530 kelime
- 39 40. Bölüm – Zamanın Unuttuğu Yaz -Final543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Gökyüzü açıldığında, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz."
Festival alanını dolduran alkışlar hâlâ devam ediyordu.
Ahen sahneden yeni inmişti. Arkadaşları onu kutluyor, öğretmenler tebrik ediyordu. Biraz önce yaşanan o güzel an, sanki hiç bitmeyecek gibiydi.
Tam o sırada...
Gökyüzünden uğultuya benzeyen garip bir ses duyuldu.
Önce kimse önemsemedi.
Sonra ses giderek büyüdü.
Bütün okul aynı anda başını gökyüzüne çevirdi.
Bulutların tam ortasında ince, parlak bir çizgi belirdi.
Çizgi saniyeler içinde büyüdü.
Sanki gökyüzü ikiye ayrılıyordu.
Bir anda şiddetli bir patlama sesi duyuldu.
GÜÜÜMMM!
Dev bir ışık gökyüzünü kapladı.
Öğrenciler korkuyla çığlık atmaya başladı.
"Ne oluyor?"
"Deprem mi?"
"Kaçın!"
Panik birkaç saniye içinde bütün okul bahçesine yayıldı.
Öğretmenler öğrencileri sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Bahçeden uzaklaşın!"
"Herkes spor salonuna!"
Ancak kimse ne olduğunu anlayamıyordu.
Kutay'ın boynundaki mühür yeniden parladı.
Bu kez öylesine güçlüydü ki mavi ışık tişörtünün üzerinden bile görünüyordu.
Kutay gözlerini gökyüzünden ayırmadan fısıldadı.
"Kapı açıldı..."
Ahen telaşla ona döndü.
"Ne dedin?"
"Kağan başardı."
Boran koşarak yanlarına geldi.
"Mağara..."
"Zaman kapısı tamamen açılmış!"
Alara'nın yüzü korkuyla bembeyaz kesildi.
"Hayır..."
"Bu kadar erken olmamalıydı."
Tam o anda Gümüşdere Ormanı'nın bulunduğu tepeden göğe doğru mavi ve kırmızı ışık sütunları yükseldi.
Yer şiddetle sarsılmaya başladı.
Okulun camları çatırdadı.
Elektrikler bir anlığına kesildi.
Gökyüzündeki yarık daha da büyüdü.
İçinde dönen mavi girdap herkesin gözlerini kamaştırıyordu.
İdil korkuyla konuştu.
"Bu..."
"Bu normal değil."
Boran başını salladı.
"Bu artık yalnızca bir zaman kapısı değil."
"İki zamanın birleşmesi."
Mağaranın içinde...
Taş kaide tamamen parçalandı.
Yüzyıllardır mühürlenen kapı artık özgürdü.
Yoğun bir sis mağaranın girişinden dışarı taşmaya başladı.
Sis dağıldığında ilk siluet göründü.
Üzerinde paslı zırh bulunan iri bir savaşçı ağır adımlarla dışarı çıktı.
Elindeki uzun kılıç taşlara sürtünerek kıvılcımlar çıkarıyordu.
Arkasından ikinci savaşçı...
Sonra üçüncüsü...
Ve ardından onlarcası...
Kutay'ın nefesi kesildi.
"Karanlık Muhafızlar..."
Boran dişlerini sıktı.
"Kağan ordusunu gönderiyor."
Fakat gelenler yalnızca insanlar değildi.
Mağaranın içinden kurt büyüklüğünde, siyah pullarla kaplı yaratıklar da çıkmaya başladı.
Kırmızı gözleri karanlıkta parlıyordu.
Keskin pençeleri taşları parçalayacak kadar güçlüydü.
Alara korkuyla geri çekildi.
"Gölge Avcıları..."
"Lanet olsun..."
Aras şaşkınlıkla bağırdı.
"Bunlar da ne?"
Boran kılıcını çekti.
"Canlı değiller."
"Zamanın karanlığından doğmuş yaratıklar."
Festival alanında insanlar çığlık çığlığa kaçıyordu.
Gökyüzündeki yarıktan çıkan ışık bütün şehri aydınlatıyordu.
Sosyal medyada canlı yayınlar açılmış, herkes gökyüzündeki olayı kaydetmeye başlamıştı.
Polis araçlarının siren sesleri duyuluyordu.
İtfaiye ekipleri okulun önüne gelmişti.
Ama hiçbiri karşılarında ne olduğunu bilmiyordu.
Kutay derin bir nefes aldı.
"Onları durdurmazsak..."
"...bu şehir yok olacak."
Ahen kararlı bir şekilde onun yanına geçti.
"Yalnız savaşmayacaksın."
Lavin öne çıktı.
"Biz de varız."
İdil yumruğunu sıktı.
"Sonuna kadar."
Aras ve Yekta da arkadaşlarının yanına geçti.
Boran kılıcını kaldırdı.
"Bugün..."
"...Muhafızlar yeniden doğacak."
Tam o sırada mağaranın girişinden tanıdık bir kahkaha yükseldi.
Kağan...
Karanlık zırhı içinde ağır adımlarla dışarı çıktı.
Arkasında onlarca savaşçı ve gölge yaratığı vardı.
Dudaklarında soğuk bir gülümseme belirdi.
"Hoş geldiniz..."
"...gerçek savaşa."
Gökyüzündeki yarık biraz daha büyüdü.
Ve o an herkes anladı...
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Devam edecek... 🌙📖
Bölüm etkileşimi
