39. bölüm · ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ
39. Bölüm – Sonsuz Yaz
"Bazı vedalar, sevgiyi sonsuz yapar."
Zamanın Kalbi...
Artık son nefesini veriyordu.
Gökyüzündeki yarık büyümüş, geçmişten ve gelecekten görüntüler birbirine karışmaya başlamıştı. Şehirler, ormanlar, eski krallıklar ve modern binalar aynı anda belirip kayboluyordu.
Derviş bastonuna dayanarak haykırdı.
"Kutay!"
"Artık karar verme zamanı geldi!"
Kutay, elindeki Kadim Anahtar'a baktı.
Anahtar, avucunda güneş gibi parlıyordu.
Tam karşısında ise Kağan duruyordu.
Yorgundu...
Yaralanmıştı...
Ama gözlerindeki hırs hâlâ sönmemişti.
Kağan kılıcını kaldırdı.
"Kadim Anahtar bana ait olacak!"
"Bu dünyayı ben yöneteceğim!"
Kutay derin bir nefes aldı.
"Hayır..."
"Zaman hiç kimsenin hükmedeceği bir şey değil."
Bir anda iki eski dost son kez birbirlerine doğru koştu.
Kılıçları büyük bir gürültüyle çarpıştı.
ÇAAANG!
Ortaya çıkan enerji bütün Zamanın Kalbi'ni sarstı.
Yer çatladı.
Gökyüzü aydınlandı.
Saatler parçalanmaya başladı.
Kağan bütün gücüyle saldırıyordu.
Kutay ise yalnızca kendini değil...
Sevdiklerini korumak için savaşıyordu.
Kağan öfkeyle bağırdı.
"Sen zayıfsın!"
"Çünkü kalbin insanlara bağlı!"
Kutay kararlı gözlerle ona baktı.
"Hayır."
"Beni güçlü yapan da bu."
Mührü altın rengi bir ışıkla parladı.
Kadim Anahtar gökyüzüne yükseldi.
Dört anahtar parçası aynı anda dönmeye başladı.
Altın ışık bütün karanlığı kapladı.
Kağan son kez saldırmaya çalıştı.
Fakat ışık onu sardı.
Elindeki karanlık kılıç parçalandı.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Yıllardır taşıdığı öfke, ilk kez gözlerinden okunuyordu.
Kutay yavaşça yanına geldi.
Elini uzattı.
"Bitir bunu."
"Geçmişi değiştiremeyiz."
"Ama geleceği seçebiliriz."
Kağan uzun süre sustu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
"Beni..."
"...çok geç affettin."
Bunu söyledikten sonra bedenini saran karanlık dağıldı.
Kağan, zamanın ışıkları içinde yavaşça kayboldu.
Ardında yalnızca eski muhafız mührü kaldı.
Büyük savaş...
Son bulmuştu.
Kağan'ın yok olmasıyla birlikte gökyüzündeki zaman yarıkları tek tek kapanmaya başladı.
Mor ışık yerini mavi gökyüzüne bıraktı.
Rüzgâr dindi.
Kırılmış saatler yeniden çalışmaya başladı.
Derviş gülümsedi.
"Başardınız."
"Zaman yeniden dengede."
Ama Ruhan'ın yüzü hâlâ ciddiydi.
"Henüz değil."
Herkes ona döndü.
Ruhan, Kutay'ın elindeki Kadim Anahtar'ı gösterdi.
"Kapıları sonsuza kadar kapatmanın zamanı geldi."
Kutay başını yavaşça salladı.
Bu anın geleceğini biliyordu.
Kutay, Ahen'e doğru yürüdü.
İkisi de konuşamıyordu.
Yalnızca birbirlerine bakıyorlardı.
Ahen'in gözlerinden sessizce yaşlar akıyordu.
Kutay titreyen sesiyle konuştu.
"Tanıştığımız günü hiç unutmayacağım."
"Asansörden korktuğum günü..."
Ahen gözyaşlarının arasından gülümsedi.
"Telefonu büyü sandığın günü de."
İkisi de kısa bir an güldü.
Sonra sessizlik geri döndü.
Kutay cebinden küçük deri keseyi çıkardı.
İçindeki eski bakır parayı Ahen'in avucuna bıraktı.
"Bu..."
"Annemin bana verdiği son hatıra."
"Artık senin."
Ahen eli titreyerek paraya baktı.
"Hayır..."
"Bunu alamam."
Kutay nazikçe elini kapattı.
"Benim en değerli emanetim sendin."
"Şimdi bu da sana emanet."
Ahen artık gözyaşlarını tutamıyordu.
Bir adım attı.
Kutay'a sarıldı.
Kutay da onu sıkıca kucakladı.
Hiçbiri konuşmadı.
Çünkü bazen en büyük cümleler...
Sessizlikte saklıydı.
Bir süre sonra Ahen fısıldadı.
"Seni seviyorum, Kutay."
Kutay gözlerini kapattı.
"Ben de seni seviyorum."
"Her zamanda..."
"Her hayatta..."
"Her yazda..."
Kutay yavaşça geri çekildi.
Kadim Anahtar'ı iki eliyle kavradı.
Anahtar gökyüzüne doğru yükseldi.
Altın ışık dört yana yayıldı.
Birer birer bütün zaman kapıları kapanmaya başladı.
Geçmiş...
Bugün...
Gelecek...
Tekrar kendi düzenine kavuşuyordu.
Kutay son kez Ahen'e baktı.
Gülümsedi.
Ahen de gözyaşları içinde ona gülümsedi.
İkisi de biliyordu...
Bu, bir son değildi.
Sadece...
Zamanın ayırdığı iki kalbin vedasıydı.
Gökyüzündeki son kapı da kapanırken güneş bulutların arasından çıktı.
Sıcak ışıkları hepsinin üzerine vurdu.
Sanki bütün dünya yeniden nefes almıştı.
Ve o gün...
Herkes o yazı farklı bir isimle hatırladı.
Sonsuz Yaz...
Devam edecek... 🌙📖
