38. bölüm · ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ
38. Bölüm – Seçim
"Bazı seçimler bir ömrü değiştirir."
Zamanın Kalbi'nde başlayan büyük savaş durmuştu.
Ne Kağan geri çekilmişti...
Ne de Kutay ve arkadaşları pes etmişti.
İki taraf da güçlerini toplamak için kısa bir sessizliğe bürünmüştü.
Gökyüzünde asılı duran dev zaman yarığı ise her geçen dakika biraz daha büyüyordu.
Derviş endişeyle konuştu.
"Vakit daralıyor."
"Kapı tamamen açılırsa bütün zamanlar birbirine karışacak."
Ruhan elindeki eski parşömeni açtı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Hayır..."
Kutay merakla yaklaştı.
"Ne oldu?"
Ruhan yavaşça başını kaldırdı.
"Kadim Anahtar'ın son sırrını buldum."
Salonda derin bir sessizlik oluştu.
Ruhan ağır bir sesle okumaya başladı.
"Dört anahtar birleştiğinde..."
"Seçilmiş Muhafız, iki yoldan birini seçecektir."
"Ya kendi zamanına dönerek geçmişi eski hâline getirecek..."
"Ya da bulunduğu zamanda kalarak zaman kapılarını sonsuza dek mühürleyecektir."
Kutay'ın yüzü bembeyaz oldu.
"Yani..."
"İki seçeneğim var."
Ruhan başını salladı.
"Evet."
"Ama ikisini birden yapamazsın."
"Eğer geçmişe dönersen..."
"Bu zamanda yaşadığın her şey silinecek."
"Hiç kimse seni hatırlamayacak."
Kutay'ın kalbi sıkıştı.
Gözleri yavaşça Ahen'e döndü.
Ahen de donup kalmıştı.
İlk kez...
Kutay'ı gerçekten kaybedebileceğini hissetmişti.
Tam o sırada İdil'in telefonu çaldı.
Kimse böyle bir anda telefonun çalmasını beklemiyordu.
İdil ekrana baktı.
"Melis Hoca arıyor."
Ahen şaşkınlıkla telefonu aldı.
"Hocam?"
Melis Hoca'nın heyecanlı sesi duyuldu.
"Ahen!"
"Sana günlerdir ulaşmaya çalışıyorum."
"Geçen ay gönderdiğimiz başvuru sonuçlandı."
Ahen'in kalbi hızlandı.
"Nasıl yani?"
"Tebrik ederim."
"Avrupa'nın en prestijli dans akademilerinden birine kabul edildin."
"Tam burs kazandın."
"Bir ay içinde gitmen gerekiyor."
Telefon Ahen'in elinden neredeyse düşecekti.
Yıllardır kurduğu hayal...
Gerçek olmuştu.
Ama yüzünde sevinç yerine derin bir hüzün vardı.
Kutay sessizce ona baktı.
"Ne oldu?"
Ahen gözyaşlarını tutamayarak konuştu.
"Hayalim..."
"Gerçek oldu."
Kutay hafifçe gülümsedi.
"Bu harika."
Ahen başını iki yana salladı.
"Hayır..."
"Artık hiçbir şey kolay değil."
Akşam olduğunda herkes dinlenmek için ayrıldı.
Sadece Ahen ve Kutay, Zamanın Kalbi'nin kenarındaki taş terasa çıktılar.
Gökyüzünde sayısız yıldız parlıyor, zamanın ışıkları sessizce akıyordu.
Uzun süre hiç konuşmadılar.
Sonunda Kutay sessizliği bozdu.
"Hatırlıyor musun?"
"İlk tanıştığımız günü."
Ahen gülümsedi.
"Sen asansörden korkuyordun."
Kutay da gülümsedi.
"Telefonu da büyü sanmıştım."
İkisi de kısa bir süre güldüler.
Sonra sessizlik yeniden aralarına yerleşti.
Kutay derin bir nefes aldı.
"Eğer geçmişe dönersem..."
"...seni bir daha göremeyeceğim."
Ahen'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Eğer ben gidersem..."
"...sen de beni göremeyeceksin."
Kutay başını eğdi.
"Demek ikimiz de aynı anda iki farklı yolun başındayız."
Ahen titreyen sesiyle konuştu.
"Yıllardır dans etmeyi hayal ettim."
"Ama şimdi..."
"İlk kez bir hayalimden vazgeçmeyi düşündüm."
Kutay hemen başını kaldırdı.
"Hayır."
"Bunu yapma."
"Sen o sahnede olmalısın."
"Dans ettiğinde gözlerin parlıyor."
Ahen gözyaşlarını silerek ona baktı.
"Peki ya sen?"
Kutay acı bir gülümsemeyle cevap verdi.
"Ben de ait olduğum yere dönmeliyim."
İkisi de bunu söylerken söylediklerine kendileri bile inanamıyordu.
Çünkü kalpleri...
Tam tersini söylüyordu.
Tam o sırada gökyüzündeki zaman yarığı yeniden büyüdü.
Mor şimşekler etrafı aydınlattı.
Kağan'ın sesi bütün Zamanın Kalbi'nde yankılandı.
"Kutay!"
"Karar vermek için fazla vaktin kalmadı."
"Bir sonraki doğan güneş..."
"...ya yeni bir çağın başlangıcı olacak..."
"...ya da her şeyin sonu."
Kutay, Kadim Anahtar'ı elinde sıktı.
Bir yanında doğduğu zaman...
Diğer yanında ise Ahen vardı.
Ahen de aynı anda dans akademisinden gelen kabul mektubuna baktı.
Bir yanında yıllardır kurduğu hayal...
Diğer yanında ise kalbinin seçtiği kişi...
İkisi de hayatlarının en zor kararının eşiğindeydi.
Ve biliyorlardı ki...
Verecekleri karar yalnızca kendi geleceklerini değil, bütün zamanın kaderini değiştirecekti.
Devam edecek... 🌙📖
