21. bölüm · ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ

21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir

Zehra Balcı

"Bazen geçmiş yalnızca anılarla gelmez."
Festival sabahına saatler kalmıştı.
Ancak Gümüşdere Ormanı'nın üzerinde dolaşan siyah bulutlar, yaklaşan felaketin habercisiydi.
Bağ evinde kimsenin gözüne uyku girmemişti.
Kutay, verandada oturmuş elindeki kolyeyi inceliyordu. Babasına ait olan kolye, gece boyunca aralıklarla mavi ışık saçmıştı.
Ahen elinde iki bardak sıcak çayla yanına geldi.
"Yine mi uyumadın?"
Kutay hafifçe gülümsedi.
"Bir şey olacakmış gibi hissediyorum."
Ahen ona çayı uzattı.
"Ne olursa olsun, bu kez yalnız değilsin."
Kutay teşekkür ederek bardağı aldı. Tam konuşacakken kolyesi yeniden parlamaya başladı.
Bu kez ışık her zamankinden çok daha güçlüydü.
Kutay bir anda ayağa kalktı.
"Kapı..."
"Tekrar açılıyor!"
Herkes hızla arabaya binip mağaraya doğru yola çıktı.
Ormana vardıklarında yer hafif hafif sarsılıyordu.
Mağaranın girişindeki çatlaklardan mavi ışık yükseliyor, içeriden güçlü bir uğultu geliyordu.
İdil korkuyla fısıldadı.
"Geç kaldık galiba..."
Kutay öne geçti.
"Hayır."
"Belki yetişebiliriz."
Hep birlikte mağaranın ikinci odasına koştular.
Tam o anda zaman kapısının bulunduğu taş kaide büyük bir gürültüyle çatladı.
Gökyüzünü andıran mavi bir girdap oluştu.
Rüzgâr içeride fırtına gibi esmeye başladı.
Ahen dengesini kaybetmemek için Kutay'ın koluna tutundu.
Bir anda girdabın içinden iki siluet dışarı savruldu.
İlki uzun kahverengi saçlı, on yedi yaşlarında bir kızdı.
Üzerinde eski zamanlara ait mavi bir kıyafet vardı.
Yere düştüğü anda korkuyla etrafına bakındı.
İkinci kişi ise yirmili yaşlarının başında görünen genç bir adamdı.
Omzundan derin bir yara almıştı.
Kan kaybediyordu.
Kutay hemen yanına koştu.
"İyi misin?"
Genç adam güçlükle gözlerini açtı.
Kutay'ı görünce şaşkınlıkla fısıldadı.
"...Kutay?"
Kutay donup kaldı.
"Beni tanıyor musun?"
Adam acıyla doğrulmaya çalıştı.
"Ben..."
"...Boran."
Kutay'ın gözleri büyüdü.
"Boran Abi..."
"Sen yaşıyorsun..."
Boran güçlükle gülümsedi.
"Uzun hikâye..."
Bu sırada genç kız ayağa kalkmış, korkuyla etrafı inceliyordu.
Ahen yavaşça ona yaklaştı.
"Korkma."
"Biz sana zarar vermeyeceğiz."
Kız birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kısık bir sesle konuştu.
"Benim adım..."
"...Alara."
Lavin gülümseyerek elini uzattı.
"Ben Lavin."
"Burası güvenli."
Alara tereddüt etse de elini uzattı.
İdil ve Yekta, Boran'ın yarasını sarmaya çalışırken Boran güçlükle konuşmaya başladı.
"Dinleyin..."
"Vaktimiz çok az."
Kutay dizlerinin üzerine çöktü.
"Ne oldu?"
Boran derin bir nefes aldı.
"Kağan..."
"...yalnız değil."
Herkes birbirine baktı.
"Neden bahsediyorsun?" diye sordu Ahen.
Boran'ın sesi titriyordu.
"O..."
"...kendi ordusunu kuruyor."
Mağaranın içinde ölüm sessizliği oluştu.
Aras şaşkınlıkla sordu.
"Nasıl bir ordu?"
"Zaman kapılarından geçen savaşçılar..."
"Kandırdığı insanlar..."
"Ve karanlık muhafızlar."
Kutay'ın yüzü bembeyaz kesildi.
"Bu imkânsız..."
Boran başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Ben onların elinden kaçtım."
"Peşimdeler."
Tam o anda mağaranın girişinden taşların yuvarlanma sesi duyuldu.
Yekta irkilerek arkasına döndü.
"Birileri geliyor!"
Kutay hızla ayağa kalktı.
"Burada kalamayız."
Ahen hemen karar verdi.
"Bağ evine gidiyoruz."
"Orası daha güvenli."
Yarım saat sonra herkes bağ evindeydi.
Boran kan kaybettiği için dinlenmeye alınmıştı.
Ahen'in annesi ilk yardım malzemeleriyle yarasını temizledi.
Alara ise evin penceresinden dışarıyı izliyordu.
Arabalar...
Elektrik direkleri...
Telefonla konuşan insanlar...
Hepsi ona yabancıydı.
Lavin yanına geldi.
"Garip geliyor, değil mi?"
Alara hafifçe başını salladı.
"Bizim zamanımızda gökyüzü daha sessizdi."
Lavin gülümsedi.
"Merak etme."
"Biz de Kutay'a alışması için yardım etmiştik."
"Şimdi sıra sende."
Alara ilk kez gülümsedi.
Gece çökerken herkes salonda toplandı.
Kutay, Boran'ın yanına oturdu.
"Bize her şeyi anlat."
Boran yavaşça doğruldu.
"Anlatacağım."
"Ama önce bilmeniz gereken tek bir şey var."
Herkes nefesini tuttu.
Boran kararlı bir sesle konuştu.
"Kağan artık sadece zaman kapılarını açmak istemiyor."
"O..."
"...geleceği tamamen yok etmek istiyor."
Bu sözler odanın içindeki herkesi derin bir sessizliğe sürükledi.
Çünkü artık savaş sadece Kutay'ın geçmişi için değil...
Herkesin geleceği içindi.
Devam edecek... 🌙📖