27. bölüm / 39
ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ27. Bölüm – İlk Büyük Savaş
Bölümler 39Şu an: 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş
- 1 1. Bölüm – Bazı Karşılaşmalar Tesadüf Değildir330 kelime
- 2 2. Bölüm – Yabancı355 kelime
- 3 3. Bölüm – Gerçek Olabilir mi?394 kelime
- 4 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya395 kelime
- 5 5. Bölüm – Geçmişin İzleri475 kelime
- 6 6. Bölüm – İlk Adım636 kelime
- 7 7. Bölüm – Gözlerin Ardındaki Sır537 kelime
- 8 8. Bölüm – Geçmişten Gelen Düşman595 kelime
- 9 9. Bölüm – İki Dünyanın Arasında530 kelime
- 10 10. Bölüm – Ormana Giden Yol568 kelime
- 11 11. Bölüm – Taş Kapının Ardında582 kelime
- 12 12. Bölüm – İlk Günlük567 kelime
- 13 13. Bölüm – Yeni Hayata Alışmak585 kelime
- 14 14. Bölüm – Yaz Festivali506 kelime
- 15 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı503 kelime
- 16 16. Bölüm – Yaz Gecesi573 kelime
- 17 17. Bölüm – Kayıp Muhafız502 kelime
- 18 18. Bölüm – Kalbin Ritmi574 kelime
- 19 19. Bölüm – Kırılan Mühür418 kelime
- 20 20. Bölüm – İlk İtiraf585 kelime
- 21 21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir554 kelime
- 22 22. Bölüm – Güven Sınavı448 kelime
- 23 23. Bölüm – Eski Düşmanlar392 kelime
- 24 24. Bölüm – Festival Sabahı470 kelime
- 25 25. Bölüm – Sahnedeki Mucize495 kelime
- 26 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık473 kelime
- 27 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş496 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği507 kelime
- 29 29. Bölüm – Kayıp Anahtar526 kelime
- 30 31. Bölüm – Kristal Mağarası519 kelime
- 31 32. Bölüm – Kayıp Bedel525 kelime
- 32 33. Bölüm – İkinci Kapı582 kelime
- 33 34. Bölüm – Son Muhafız533 kelime
- 34 35. Bölüm – Kağan'ın Ordusu558 kelime
- 35 36. Bölüm – Son Anahtar492 kelime
- 36 37. Bölüm – Zamanın Kalbi562 kelime
- 37 38. Bölüm – Seçim533 kelime
- 38 39. Bölüm – Sonsuz Yaz530 kelime
- 39 40. Bölüm – Zamanın Unuttuğu Yaz -Final543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Korku kaçmayı öğretir, cesaret savaşmayı."
Gökyüzündeki yarık büyümeye devam ediyordu.
Siyah bulutlar okulun üzerine çökmüş, güneş tamamen kaybolmuştu. Birkaç dakika önce kahkahalarla dolu olan festival alanı artık çığlıklarla yankılanıyordu.
Öğrenciler sağa sola kaçıyor, öğretmenler herkesi sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Acele edin!"
"Spor salonuna!"
"Kimse tek başına kalmasın!"
Ancak panik büyüdükçe kalabalığı kontrol etmek imkânsız hâle geliyordu.
Okulun bahçe kapısı büyük bir gürültüyle sallandı.
Ardından demir kapılar kendi kendine açıldı.
Yoğun siyah sis okul bahçesine yayıldı.
Sis dağıldığında ilk Gölge Avcısı içeri girdi.
Kırmızı gözleri parlıyor, keskin pençeleri asfaltı çiziyordu.
Onun arkasından ikinci...
Üçüncü...
Ve daha niceleri...
Bir öğrenci korkuyla bağırdı.
"Canavar!"
Çığlıklar okulun her tarafını sardı.
Kutay hızla öne çıktı.
Boran da belinden kılıcını çekti.
Parlayan çelik, karanlık gökyüzünün altında mavi bir ışık saçıyordu.
Kutay derin bir nefes aldı.
"Bugün korkarsak..."
"...her şey biter."
Boran başını salladı.
"Bugün gerçek muhafızlar gibi savaşacağız."
İlk yaratık üzerlerine doğru atıldı.
Kutay son anda yana çekildi.
Yaratığın pençesi yere çarpınca asfalt parçalandı.
Kutay kılıcını savurdu.
Mavi bir ışık yayıldı.
Yaratık acı dolu bir çığlık atarak siyah dumana dönüşüp yok oldu.
Ama diğerleri gelmeye devam ediyordu.
Ahen olanları görünce derin bir nefes aldı.
"Arkadaşlar!"
"Lavin, spor salonunun arka kapısını aç!"
"Aras ve Yekta, küçük sınıfları boşaltın!"
"İdil, öğretmenlere yardım et!"
Herkes hiç düşünmeden harekete geçti.
Lavin ağlayan küçük öğrencilerin elinden tuttu.
"Korkmayın."
"Biz yanınızdayız."
Aras iki öğrenciyi sırtına alarak güvenli bölgeye koştu.
Yekta yaşlı bir öğretmene destek oldu.
İdil megafonu eline aldı.
"Lütfen panik yapmayın!"
"Herkes sırayla spor salonuna geçsin!"
Ahen ise en arkada kalan öğrencileri tek tek dışarı çıkarıyordu.
Dansçı olmasının verdiği çeviklikle hızla hareket ediyor, düşenleri kaldırıyor, korkanları sakinleştiriyordu.
Tam o sırada gökyüzünden güçlü bir yıldırım düştü.
Okul bahçesinin tam ortasına siyah bir ışık indi.
Işık yavaşça dağıldığında herkes nefesini tuttu.
Orada...
Kağan duruyordu.
Siyah zırhı güneş ışığını bile yutuyordu.
Sırtındaki uzun pelerini rüzgârda savruluyor, elindeki karanlık kılıç mor bir ışık yayıyordu.
Bütün okul sessizliğe gömüldü.
Öğrenciler şaşkınlıkla ona bakıyordu.
Kağan etrafına göz gezdirdi.
Sonra alaycı bir gülümsemeyle konuştu.
"Ne kadar zayıfsınız..."
"Bu dünyayı koruyabileceğinizi mi sandınız?"
Kutay öne çıktı.
"Kağan!"
Kağan'ın bakışları Kutay'a çevrildi.
"Sonunda karşı karşıyayız."
"Ben seni almaya geldim."
Kutay kılıcını kaldırdı.
"Önce beni geçmen gerekecek."
Kağan güldü.
"O zaman başlayalım."
Kağan kılıcını yere vurduğu anda yer sarsıldı.
Gökyüzündeki yarık daha da büyüdü.
Yeni yaratıklar okul bahçesine inmeye başladı.
Polis araçları okulun önüne ulaştı.
Ancak polisler gördükleri manzara karşısında donup kaldılar.
Silah sesleri yükseldi.
Fakat mermiler yaratıklara işlemiyordu.
İnsanlar çığlık çığlığa kaçıyordu.
Şehrin sokaklarında trafik durmuştu.
Televizyon kanalları canlı yayın açmış, herkes gökyüzündeki yarığı gösteriyordu.
Gümüşdere artık sıradan bir şehir değildi.
Büyük savaş başlamıştı.
Kutay ve Boran omuz omuza savaşıyordu.
Her darbelerinde mavi ışık parlıyor, yaratıklar birer birer yok oluyordu.
Ama gelenlerin sayısı hiç azalmıyordu.
Kutay nefes nefese kaldı.
"Boran..."
"Çok fazlalar."
Boran dişlerini sıktı.
"Pes etmek yok."
Tam o sırada Kağan yavaşça kılıcını kaldırdı.
Yüzünde korkutucu bir tebessüm vardı.
"Bu daha başlangıç."
"Gerçek ordum henüz gelmedi."
Kutay'ın gözleri büyüdü.
Gökyüzündeki yarığın içinde yüzlerce gölge silueti görünmeye başlamıştı.
Ve ilk büyük savaş...
Henüz yeni başlıyordu.
Devam edecek... 🌙📖
Bölüm etkileşimi
