37. bölüm · ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ
37. Bölüm – Zamanın Kalbi
"Her kapının ardında bir seçim vardır."
Kadim Anahtar'ın tamamlanmasının üzerinden yalnızca birkaç dakika geçmişti.
Ancak dünya artık eskisi gibi değildi.
Gökyüzü ikiye ayrılmış, mor ve mavi ışıklar bulutların arasında birbirine karışmıştı. Şiddetli rüzgâr ağaçları kökünden söküyor, toprak sürekli sarsılıyordu.
Kutay, elindeki Kadim Anahtar'a baktı.
Anahtar her saniye biraz daha parlıyor, sanki onu bir yere çağırıyordu.
Derviş telaşla konuştu.
"Vakit kalmadı."
"Zamanın Kalbi açıldı."
İdil şaşkınlıkla sordu.
"Zamanın Kalbi ne?"
Ruhan derin bir nefes aldı.
"Bütün zaman kapılarının birleştiği yer..."
"Geçmişin, bugünün ve geleceğin aynı anda var olduğu merkez."
"Kağan oraya ulaşırsa..."
"...artık hiçbirimiz onu durduramayız."
Kadim Anahtar bir anda gökyüzüne doğru yükseldi.
Mavi bir ışık huzmesi oluştu.
Işık, dağın zirvesindeki eski taş çembere ulaştı.
Taşlar dönmeye başladı.
Ortalarında dev bir kapı belirdi.
Kapının içinde yıldızlarla dolu sonsuz bir boşluk görünüyordu.
Ahen hayranlıkla fısıldadı.
"Bu..."
"...inanılmaz."
Kutay, Ahen'in elini tuttu.
"Hazır mısın?"
Ahen gülümsedi.
"Senin olduğun her yere."
Birlikte kapıya doğru yürüdüler.
Arkadaşları da peşlerinden geldi.
Hepsi aynı anda kapının içinden geçti.
Bir anda her şey değişti.
Ne gökyüzü vardı...
Ne toprak...
Ne de bildikleri bir dünya...
Ayaklarının altında cam gibi parlayan bir zemin uzanıyordu.
Etraflarında sayısız saat havada asılı duruyordu.
Kimisi ileri, kimisi geri çalışıyordu.
Gökyüzünde geçmişten görüntüler beliriyordu.
Kutay çocukluğunu gördü.
Ahen, ilk dans gösterisini...
Aras, ailesini...
Lavin, çocukluk anılarını...
Herkes kendi hayatından parçaları izliyordu.
İdil gözyaşlarını silerken fısıldadı.
"Burası..."
"...zamanın hafızası."
Ruhan başını salladı.
"Evet."
"Burası Zamanın Kalbi."
Tam o anda güçlü bir kahkaha yankılandı.
"Hepinizi bekliyordum."
Karanlığın içinden Kağan çıktı.
Ama bu kez yalnız değildi.
Arkasında yüzlerce Karanlık Muhafız dizilmişti.
Gölgelerden oluşan dev yaratıklar da onun emrindeydi.
Kağan'ın elindeki kılıç artık siyah değil, koyu mor bir ışık yayıyordu.
Gözleri öfkeyle parlıyordu.
Kutay öne çıktı.
"Her şey bitti Kağan."
"Kadim Anahtar bizde."
Kağan gülümsedi.
"Hayır..."
"Her şey şimdi başlıyor."
Bir anda elini kaldırdı.
Gökyüzündeki saatler parçalanmaya başladı.
Kırılan her saatten siyah gölgeler çıkıyordu.
Kısa sürede bütün meydan savaş alanına dönüştü.
"Dağılın!"
Kutay'ın sesi yankılandı.
Aras ve Yekta öğrencileri korur gibi arkadaşlarını güvenli noktalara yönlendirdi.
Alara kılıcını çekerek yaratıkların üzerine atıldı.
İdil ve Lavin yaralananlara yardım ediyor, Derviş ile Ruhan ise eski büyülerle kapıyı ayakta tutmaya çalışıyordu.
Ahen eline uzun asasını aldı.
Dans eder gibi hareket ediyor, gelen saldırıları ustalıkla savuşturuyordu.
Kutay onu izledi.
Yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
"Korkmuyor musun?"
Ahen gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
"Korkuyorum."
"Ama seni yalnız bırakmaktan daha çok korkuyorum."
Kutay'ın kalbi hızla çarptı.
Kağan bir anda önlerinde belirdi.
"Kutay!"
"Artık kaçacak yerin yok."
Kutay kılıcını kaldırdı.
"Ben hiç kaçmadım."
İki eski dost yeniden karşı karşıya geldi.
Kılıçları çarpıştığında ortaya çıkan enerji dalgası bütün Zamanın Kalbi'ni sarstı.
ÇAAANG!
Gökyüzündeki saatler aynı anda durdu.
Zemin çatladı.
Rüzgâr kasırgaya dönüştü.
Kağan peş peşe saldırıyor, Kutay ise her darbeyi karşılıyordu.
Fakat Kağan'ın gücü artık eskisinden çok daha fazlaydı.
Bir hamlede Kutay'ı metrelerce geriye savurdu.
Ahen korkuyla bağırdı.
"Kutay!"
Kutay güçlükle ayağa kalktı.
Dudaklarından kan sızıyordu.
Kağan yavaşça ona yaklaştı.
"Bu savaşı kazanamazsın."
Kutay başını kaldırdı.
"Belki tek başıma kazanamam..."
"...ama yalnız değilim."
Ahen, Aras, Yekta, Lavin, İdil, Alara, Derviş ve Ruhan aynı anda onun yanında durdu.
Hepsi kararlılıkla Kağan'a bakıyordu.
Kağan ilk kez duraksadı.
Sonra alaycı bir gülümsemeyle kılıcını kaldırdı.
"Öyleyse..."
"...hepiniz birlikte yok olacaksınız!"
Mor bir enerji gökyüzünü kapladı.
Kutay elindeki Kadim Anahtar'ı kaldırdı.
Anahtardan yükselen altın ışık bütün Zamanın Kalbi'ni aydınlattı.
İki büyük güç birbirine doğru ilerlerken, bütün zaman adeta nefesini tuttu.
Çünkü bu savaş...
Yalnızca dünyanın değil, geçmişin ve geleceğin de kaderini belirleyecekti.
Devam edecek... 🌙📖
