28. bölüm / 39
ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği
Bölümler 39Şu an: 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği
- 1 1. Bölüm – Bazı Karşılaşmalar Tesadüf Değildir330 kelime
- 2 2. Bölüm – Yabancı355 kelime
- 3 3. Bölüm – Gerçek Olabilir mi?394 kelime
- 4 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya395 kelime
- 5 5. Bölüm – Geçmişin İzleri475 kelime
- 6 6. Bölüm – İlk Adım636 kelime
- 7 7. Bölüm – Gözlerin Ardındaki Sır537 kelime
- 8 8. Bölüm – Geçmişten Gelen Düşman595 kelime
- 9 9. Bölüm – İki Dünyanın Arasında530 kelime
- 10 10. Bölüm – Ormana Giden Yol568 kelime
- 11 11. Bölüm – Taş Kapının Ardında582 kelime
- 12 12. Bölüm – İlk Günlük567 kelime
- 13 13. Bölüm – Yeni Hayata Alışmak585 kelime
- 14 14. Bölüm – Yaz Festivali506 kelime
- 15 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı503 kelime
- 16 16. Bölüm – Yaz Gecesi573 kelime
- 17 17. Bölüm – Kayıp Muhafız502 kelime
- 18 18. Bölüm – Kalbin Ritmi574 kelime
- 19 19. Bölüm – Kırılan Mühür418 kelime
- 20 20. Bölüm – İlk İtiraf585 kelime
- 21 21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir554 kelime
- 22 22. Bölüm – Güven Sınavı448 kelime
- 23 23. Bölüm – Eski Düşmanlar392 kelime
- 24 24. Bölüm – Festival Sabahı470 kelime
- 25 25. Bölüm – Sahnedeki Mucize495 kelime
- 26 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık473 kelime
- 27 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş496 kelime
- 28 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği507 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29. Bölüm – Kayıp Anahtar526 kelime
- 30 31. Bölüm – Kristal Mağarası519 kelime
- 31 32. Bölüm – Kayıp Bedel525 kelime
- 32 33. Bölüm – İkinci Kapı582 kelime
- 33 34. Bölüm – Son Muhafız533 kelime
- 34 35. Bölüm – Kağan'ın Ordusu558 kelime
- 35 36. Bölüm – Son Anahtar492 kelime
- 36 37. Bölüm – Zamanın Kalbi562 kelime
- 37 38. Bölüm – Seçim533 kelime
- 38 39. Bölüm – Sonsuz Yaz530 kelime
- 39 40. Bölüm – Zamanın Unuttuğu Yaz -Final543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Gerçek bazen düşmandan daha tehlikelidir."
Okul bahçesi savaş alanına dönmüştü.
Gökyüzündeki yarık giderek büyüyor, karanlık bulutlar şehrin üzerine çöküyordu. Siren sesleri, insanların çığlıkları ve kılıçların çarpışması birbirine karışmıştı.
Kutay ve Boran, son yaratığı da etkisiz hâle getirince birkaç adım geri çekildiler.
İkisi de nefes nefeseydi.
Karşılarında ise Kağan dimdik duruyordu.
Yüzünde en ufak bir yorgunluk belirtisi yoktu.
Sadece soğuk bir gülümseme...
Kutay kılıcını kaldırdı.
"Yeter artık!"
"Neden bunu yapıyorsun?"
"Biz birlikte büyüdük."
"Kardeş gibiydik."
Kağan birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yavaşça konuştu.
"Çünkü ben artık geçmişteki Kağan değilim."
"İnsanlar bana ihanet etti."
"Muhafızlar bana sırt çevirdi."
"Babam öldü."
"Ve ben yalnız bırakıldım."
Kutay üzgün bir ifadeyle başını salladı.
"Bu yaptıklarının hiçbirini haklı çıkarmaz."
Kağan'ın gözleri öfkeyle parladı.
"Beni yargılama!"
"Beni seçselerdi..."
"Bunların hiçbiri yaşanmayacaktı."
Ahen dikkatle Kağan'ı dinliyordu.
İçinde bir his vardı.
Kağan'ın asıl amacı hâlâ ortaya çıkmamıştı.
"Kutay..."
"Bir şey saklıyor."
Tam o sırada Kağan yüksek sesle güldü.
"Hâlâ her şeyin Kutay için olduğunu sanıyorsunuz."
"Ne kadar yanılıyorsunuz."
Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.
İdil öne çıktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Kağan gökyüzündeki yarığı işaret etti.
"Kutay..."
"Sadece ilk anahtar."
Bu söz herkesi derin bir sessizliğe sürükledi.
Boran'ın yüzü bir anda bembeyaz kesildi.
"Hayır..."
"Onu biliyor..."
Kutay şaşkınlıkla Boran'a döndü.
"Neyi?"
Boran güçlükle konuştu.
"Dört Kapı..."
Kağan gülümsedi.
"Demek sonunda söyleyecektin."
Ahen kaşlarını çattı.
"Dört Kapı da ne?"
Kağan ağır adımlarla onlara yaklaşmaya başladı.
"Bu dünyada yalnızca bir zaman kapısı olduğunu sanıyordunuz."
"Ama yanıldınız."
"Dört farklı zaman kapısı var."
"Her biri zamanın farklı bir yönünü koruyor."
"Geçmiş..."
"Bugün..."
"Gelecek..."
"Ve unutulan zaman."
İdil şaşkınlıkla defterine not almaya başladı.
"Demek mağara yalnızca biri..."
Kağan başını salladı.
"Evet."
"Ve ben hepsini buldum."
Kutay öfkeyle bağırdı.
"Yalan söylüyorsun!"
Kağan cebinden eski bir parşömen çıkardı.
Üzerindeki haritada dört farklı mühür işaretlenmişti.
"Gördün mü?"
"Birinci kapı açıldı."
"Diğer üçü de yakında açılacak."
Ahen'in kalbi hızlandı.
"Diğerleri nerede?"
Kağan alaycı bir gülümsemeyle cevap verdi.
"Onu da zamanı gelince öğreneceksiniz."
Aras öfkeyle öne çıktı.
"Bütün bunları neden yapıyorsun?"
Kağan gökyüzüne baktı.
"Gücün sınırı yoktur."
"İnsanlar zamanı kullanıyor."
"Ben ise..."
"...zamana hükmetmek istiyorum."
Gökyüzündeki yarık yeniden parladı.
Kağan iki kolunu yana açtı.
"Dört kapıyı birleştirdiğim gün..."
"...geçmiş ve gelecek tek bir zamana dönüşecek."
"Kim doğacak..."
"Kim yaşayacak..."
"Kim ölecek..."
"Hepsine ben karar vereceğim."
"Bütün zamanın tek hükümdarı olacağım."
Sözleri okul bahçesinde yankılandı.
Hiç kimse konuşamadı.
Kağan'ın hayali, düşündüklerinden çok daha büyüktü.
Tam o anda Alara korkuyla fısıldadı.
"Hayır..."
"Bu olursa..."
"Dünya yok olur."
Kağan ona döndü.
"Dünya değişecek."
"Zayıflar silinecek."
"Güçlüler yaşayacak."
Kutay dişlerini sıktı.
"Ben buna izin vermeyeceğim."
Kağan kahkaha attı.
"Tek başına mı?"
"Hayır..."
"Artık yalnız değilim."
Gökyüzündeki yarığın içinden üç siyah pelerinli kişi yavaşça aşağı inmeye başladı.
Yüzleri görünmüyordu.
Ellerindeki mühürler mor bir ışık yayıyordu.
Boran dehşet içinde geri çekildi.
"Gölge Meclisi..."
"Onlar da geldi."
Kağan kılıcını kaldırdı.
"Bugün size gerçeği gösterdim."
"Bir dahaki karşılaşmamızda..."
"...size seçim hakkı vermeyeceğim."
Mor bir ışık bütün bahçeyi kapladı.
Kağan ve Gölge Meclisi üyeleri ışığın içinde yavaşça kayboldular.
Gökyüzündeki yarık ise kapanmadı.
Aksine...
Biraz daha büyüdü.
Kutay gökyüzüne bakarken elini yumruk yaptı.
Artık bunun sadece kendi savaşı olmadığını biliyordu.
Bu savaş...
Bütün zamanın kaderini belirleyecekti.
Devam edecek... 🌙📖
Bölüm etkileşimi
