15. bölüm / 39
ZAMANIN UNUTTUĞU YAZ15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı
Bölümler 39Şu an: 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı
- 1 1. Bölüm – Bazı Karşılaşmalar Tesadüf Değildir330 kelime
- 2 2. Bölüm – Yabancı355 kelime
- 3 3. Bölüm – Gerçek Olabilir mi?394 kelime
- 4 4. Bölüm – Bilinmeyen Bir Dünya395 kelime
- 5 5. Bölüm – Geçmişin İzleri475 kelime
- 6 6. Bölüm – İlk Adım636 kelime
- 7 7. Bölüm – Gözlerin Ardındaki Sır537 kelime
- 8 8. Bölüm – Geçmişten Gelen Düşman595 kelime
- 9 9. Bölüm – İki Dünyanın Arasında530 kelime
- 10 10. Bölüm – Ormana Giden Yol568 kelime
- 11 11. Bölüm – Taş Kapının Ardında582 kelime
- 12 12. Bölüm – İlk Günlük567 kelime
- 13 13. Bölüm – Yeni Hayata Alışmak585 kelime
- 14 14. Bölüm – Yaz Festivali506 kelime
- 15 15. Bölüm – Gümüşdere'nin Sırrı503 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16. Bölüm – Yaz Gecesi573 kelime
- 17 17. Bölüm – Kayıp Muhafız502 kelime
- 18 18. Bölüm – Kalbin Ritmi574 kelime
- 19 19. Bölüm – Kırılan Mühür418 kelime
- 20 20. Bölüm – İlk İtiraf585 kelime
- 21 21. Bölüm – Zamandan Gelen Misafir554 kelime
- 22 22. Bölüm – Güven Sınavı448 kelime
- 23 23. Bölüm – Eski Düşmanlar392 kelime
- 24 24. Bölüm – Festival Sabahı470 kelime
- 25 25. Bölüm – Sahnedeki Mucize495 kelime
- 26 26. Bölüm _ Gökyüzündeki Yarık473 kelime
- 27 27. Bölüm – İlk Büyük Savaş496 kelime
- 28 28. Bölüm – Kağan'ın Gerçeği507 kelime
- 29 29. Bölüm – Kayıp Anahtar526 kelime
- 30 31. Bölüm – Kristal Mağarası519 kelime
- 31 32. Bölüm – Kayıp Bedel525 kelime
- 32 33. Bölüm – İkinci Kapı582 kelime
- 33 34. Bölüm – Son Muhafız533 kelime
- 34 35. Bölüm – Kağan'ın Ordusu558 kelime
- 35 36. Bölüm – Son Anahtar492 kelime
- 36 37. Bölüm – Zamanın Kalbi562 kelime
- 37 38. Bölüm – Seçim533 kelime
- 38 39. Bölüm – Sonsuz Yaz530 kelime
- 39 40. Bölüm – Zamanın Unuttuğu Yaz -Final543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Bazı haritalar yalnızca doğru kişiye yol gösterir."
Gece boyunca yağan yağmur, Gümüşdere Ormanı'nı serinletmişti. Yaprakların üzerindeki su damlaları sabah güneşiyle birlikte parlıyor, ormanın derinliklerinden kuş sesleri yükseliyordu.
Ahen, Kutay, Aras, Lavin, İdil ve Yekta yeniden mağaranın önünde buluştu.
İdil, elindeki günlüğü sıkıca tutuyordu.
"Dünkü harita izi tam burada bitiyordu."
Kutay mağaranın girişine baktı.
"Sanki bizi bekliyor."
Altı arkadaş ağır adımlarla içeri girdi.
Mağaranın duvarlarındaki mavi semboller yine parlamaya başlamıştı.
Sanki onları tanıyordu.
Kutay, ilk odadaki taş kaidenin önüne geldi.
Boynundaki mühür bir anda ısındı.
Mavi bir ışık yayıldı.
Kaidenin yanındaki duvar hafifçe sarsıldı.
Derinlerden gelen taş sesleri mağaranın içinde yankılandı.
Ahen şaşkınlıkla geri çekildi.
"Duvar hareket ediyor!"
Yavaş yavaş kayan taşların ardından dar bir geçit ortaya çıktı.
Lavin heyecanla fısıldadı.
"Demek ikinci bir oda varmış."
Yekta el fenerini yaktı.
"Dikkatli olalım."
Geçit oldukça dardı.
Tek sıra hâlinde yürümek zorundaydılar.
İçeri girdikçe hava soğuyor, duvarlardaki semboller çoğalıyordu.
Bir süre sonra geniş bir salona ulaştılar.
Salonun ortasında taş bir masa vardı.
Masanın üzerinde ise tozlarla kaplanmış eski bir sandık duruyordu.
Kutay sandığa yaklaştı.
Elini kapağın üzerine koyduğu anda kilit kendiliğinden açıldı.
Sandığın içinden sararmış bir parşömen çıktı.
İdil heyecanla nefesini tuttu.
"Bu..."
"Harita."
Kutay dikkatlice parşömeni açtı.
Eski çizgilerle hazırlanmış büyük bir harita karşılarına çıktı.
Haritanın ortasında Gümüşdere Ormanı vardı.
Fakat etrafında farklı şehirler ve dağlar işaretlenmişti.
Her birinin üzerinde aynı sembol bulunuyordu.
İdil gözlerini haritadan ayıramıyordu.
"Bunlar..."
"Başka zaman kapıları."
Yekta parmağıyla haritadaki işaretleri gösterdi.
"Bir tane dağda."
"Bir tane gölün altında."
"Bir tane de eski bir kalenin içinde."
Aras şaşkınlıkla güldü.
"Yani sadece bu mağara yok."
Kutay başını yavaşça salladı.
"Babam hiç bahsetmemişti."
Haritanın alt kısmında küçük bir not yazıyordu.
Kutay yüksek sesle okudu.
'Dört kapı korunursa zaman dengede kalır. Bir kapı düşerse diğerleri de tehlikeye girer.'
Mağaranın içinde yeniden sessizlik oluştu.
Ahen derin bir nefes aldı.
"Demek Kağan sadece seni aramıyor."
"Kapıları da bulmaya çalışıyor."
Kutay endişeyle başını eğdi.
"Evet..."
Tam o sırada mağaranın çıkışından hafif bir taş sesi geldi.
Herkes irkilerek arkasını döndü.
Yekta el fenerini o tarafa çevirdi.
Ama kimse yoktu.
"Bir şey duydunuz mu?"
Lavin ürkekçe konuştu.
"Bence burada yalnız değiliz."
Kutay mağaranın girişine doğru yürüdü.
Dışarı çıktığında rüzgâr ağaçların dallarını sallıyordu.
Etraf bomboş görünüyordu.
Fakat ormanın biraz ilerisinde, kalın bir çınar ağacının arkasında siyah kapüşonlu bir siluet onları izliyordu.
Kağan...
Yüzünde soğuk bir tebessüm vardı.
Elindeki küçük deftere haritadaki sembolleri çizmişti.
"Sonunda..."
"Bütün kapıları bulmaya başladınız."
"Benim yerime çalışıyorsunuz."
Sessizce geri çekildi.
Ağaçların arasında kaybolmadan önce son kez mağaraya baktı.
"Çok yakında..."
"O harita benim olacak."
Mağaranın içinde ise arkadaşlar hiçbir şeyin farkında değildi.
İdil haritayı dikkatlice çantasına yerleştirdi.
"Bu haritayı kimse görmemeli."
Ahen başını salladı.
"Önce bütün kapıları anlamamız gerekiyor."
Kutay derin bir nefes aldı.
"Ve Kağan bizden önce hiçbirine ulaşmamalı."
Tam mağaradan çıkacakları sırada Kutay'ın boynundaki mühür yeniden parladı.
Haritadaki işaretlerden biri mavi renkte yanıp sönmeye başladı.
İşaret, Gümüşdere'den kilometrelerce uzakta bulunan eski bir gölü gösteriyordu.
İdil heyecanla haritaya baktı.
"Sanırım..."
"Bir sonraki yolculuğumuzun yeri belli oldu."
Ahen haritayı dikkatlice katladı.
"Öyleyse hazırlanalım."
"Çünkü bu kez yalnızca bir sırrı değil..."
"...zamanın geleceğini koruyacağız."
Devam edecek... 🌙📖
Bölüm etkileşimi
