33. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
YÜZ YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un Firavun’a Gönderilmesi
Yûnus Suresi 75–76
Allah, daha önceki peygamberlerden sonra Hz. Mûsâ ile kardeşi Hz. Hârûn’u Firavun ve ileri gelenlerine ayetleriyle gönderdiğini bildirir.Fakat Firavun ve çevresi büyüklük taslar ve suçlu bir toplum hâline gelir.Hakikat kendilerine ulaştığında:“Bu apaçık bir sihirdir.”derler.
Aynı Olayın Yûnus Suresindeki Vurgusu
Hz. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilişini Tâhâ, Şuarâ ve Kasas surelerinde farklı yönleriyle işlemiştik.Yûnus Suresi’nde ise özellikle:
hakikatin gelişi,
kibir,
ayetlerin sihir diye reddedilmesi
öne çıkarılır.
Hz. Hârûn’un Görev Ortaklığı
Hz. Mûsâ yalnız gönderilmemiştir.Hz. Hârûn da onunla birlikte peygamber olarak görevlendirilmiştir.Bu, Hz. Mûsâ’nın daha önce yaptığı:“Kardeşim Hârûn’u bana yardımcı kıl.”duasının karşılığını hatırlatır.
Firavun’un Kibri
Kur’an Firavun ve ileri gelenlerinin tavrını istikbâr, yani büyüklük taslama ile ilişkilendirir.Sorun yalnız delili anlayamamaları değildir.Hakikat onların:
makamını,
düzenini,
üstünlük iddiasını
sarsmaktadır.
Hakikati Sihir Diye Adlandırmaları
Hz. Mûsâ’nın getirdiği ayetleri sihir olarak nitelendirmek, vahyin kaynağını değiştirme girişimidir.Allah’ın ayeti:insan hilesi gibi gösterilmek istenir.
YÜZ YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ile Hârûn açık ayetlerle gönderildi; Firavun’un asıl engeli delil eksikliği değil, hakikat karşısında büyüklük taslamasıydı.
YÜZ YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın “Hakikate Sihir mi Diyorsunuz?” Cevabı
Yûnus Suresi 77
Hz. Mûsâ Firavun ve çevresine kendilerine gelen hakikat hakkında:“Bu hakikate sihir mi diyorsunuz?”anlamında karşılık verir.Ardından sihirbazların gerçek kurtuluşa ulaşamayacağını bildirir.
Hakikat ile Sihri Ayırmak
Hz. Mûsâ’nın sorusu onların kullandığı kavramı tersine çevirir.Mesele şudur:Allah’ın ayetini hangi delille sihir diye adlandırıyorsunuz?
İsmi Değiştirmek Hakikati Değiştirmez
Bir gerçeğe:
sihir,
yalan,
uydurma
demek onun mahiyetini değiştirmez.Hakikat isimlendirmeyle ortadan kalkmaz.
Sihirbazın Kurtuluşa Ulaşmaması
Hz. Mûsâ mucize ile sihir arasındaki ayrımı ortaya koyar.Sihir insanın oluşturduğu bir uygulamadır.Mucize ise:Allah’ın peygamberini destekleyen ayetidir.
YÜZ YİRMİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun Allah’ın ayetine “sihir” dedi; Hz. Mûsâ ise bir şeye yanlış isim vermenin onun hakikatini değiştirmeyeceğini ortaya koydu.
YÜZ YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Firavun’un Mesajı Siyasi Tehdit Gibi Göstermesi
Yûnus Suresi 78
Firavun’un çevresindekiler Hz. Mûsâ’ya, kendilerini atalarının üzerinde bulunduğu yoldan çevirmek ve yeryüzündeki üstünlüğün kendilerine ait olmasını sağlamak için mi geldiğini sorarlar.Ardından ona inanmayacaklarını bildirirler.
Tevhidi İktidar Kavgasına Çevirmek
Hz. Mûsâ’nın çağrısı:
Allah’a iman,
zulmün sona ermesi,
İsrailoğullarının özgürlüğü
üzerinedir.Firavun çevresi ise bunu:“Mûsâ iktidarı ele geçirmek istiyor.”şeklinde sunar.
Ataların Yolu
Onların bir başka savunması gelenektir.Atalarından gördükleri düzeni terk etmek istemezler.Fakat bir inancın veya düzenin:eski olması, onun doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
“Üstünlük Bizim Olsun” Korkusu
Ayet Firavun düzeninin temel kaygılarından birini açıkça gösterir:Yeryüzündeki hâkimiyetin kaybedilmesi.Bu nedenle tevhid çağrısı onların yalnız inançlarını değil, haksız güç düzenlerini de sarsar.
YÜZ YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun çevresi Hz. Mûsâ’nın tevhid çağrısını bir iktidar mücadelesi gibi gösterdi; çünkü hakikat onların yalnız inancını değil, haksız üstünlük düzenini de sorguluyordu.
YÜZ YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Firavun’un Bütün Bilgili Sihirbazları Toplatması
Yûnus Suresi 79–80
Firavun bütün bilgili sihirbazların kendisine getirilmesini emreder.Sihirbazlar geldiğinde Hz. Mûsâ onlara:“Atacağınızı atın.”der.
Firavun’un İnsan Gücünü Toplaması
Firavun Hz. Mûsâ’nın karşısına:
en becerikli,
en bilgili,
en güçlü kabul edilen
sihirbazları çıkarmak ister.Onun düşüncesi insan imkânını olabilecek en yüksek seviyeye çıkarmaktır.
Hz. Mûsâ’nın Sakinliği
Hz. Mûsâ sihirbazların hazırlığından kaçmaz.Onlara önce kendi gösterilerini yapmalarını söyler.Bu, Allah’ın ayetine olan güvenini gösterir.
Açık Karşılaşma
Hakikat gizli bir ortamda değil, toplumun önünde ortaya çıkacaktır.Böylece insanlar:
sihri,
mucizeyi
birlikte görebilecektir.
YÜZ YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun insan becerisinin en güçlü temsilcilerini topladı; Hz. Mûsâ ise Allah’ın ayetine güvenerek onların gösterisini önce yapmalarına izin verdi.
YÜZ YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM
“Allah Sihri Boşa Çıkaracaktır”
Yûnus Suresi 81–82
Sihirbazlar gösterilerini yaptıktan sonra Hz. Mûsâ bunun sihir olduğunu bildirir.Ardından:“Allah onu boşa çıkaracaktır.”der.Allah’ın bozguncuların işini düzeltmeyeceğini ve suçlular istemese de sözleriyle hakikati gerçekleştireceğini bildirir.
Hz. Mûsâ’nın Güveninin Kaynağı
Hz. Mûsâ:“Ben sihri bozarım.”demez.“Allah onu boşa çıkaracaktır.”der.Bu ayrım çok önemlidir.
Gücü Kendisine Nispet Etmemesi
Hz. Mûsâ büyük mucizeler taşır.Fakat sonuçları:
asasından,
kendi şahsından,
kişisel gücünden
bilmez.Kudret Allah’a aittir.
Bozguncuların İşinin Islah Edilmemesi
Sihir yalnız gösteri değildir.Firavun’un elinde:
hakikati örtmek,
halkı yanıltmak,
zulüm düzenini korumak
için kullanılmaktadır.Bu nedenle bozgunculuk düzeninin parçasına dönüşmüştür.
Hakikatin Gerçekleşmesi
Batılı savunanlar istemese bile Allah hakikati ortaya çıkarabilir.İnsanların hoşlanmaması, ilahî hakikati değiştirmez.
YÜZ YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ sihir karşısında kendi gücünü öne çıkarmadı: “Allah bunu boşa çıkaracaktır.” Hakikatin zaferini kendisine değil Rabbine nispet etti.
YÜZ YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Firavun Korkusu Sebebiyle Hz. Mûsâ’ya Az Kişinin İman Etmesi
Yûnus Suresi 83
Firavun ve ileri gelenlerinin kendilerine işkence etmesinden korkulduğu için Hz. Mûsâ’ya kavminden yalnız bir grup genç iman eder.Firavun’un ülkede büyük güç sahibi olduğu ve taşkınlık yapanlardan bulunduğu bildirilir.
İmanın Toplumsal Bedeli
Hz. Mûsâ’ya inanmak yalnız zihinsel bir kabul değildir.Firavun’un yönetiminde bunun bedeli:
baskı,
işkence,
dışlanma
olabilir.
Gençlerin İmanı
Ayet özellikle bir genç topluluğa işaret eder.Bu kişiler korkuya rağmen Hz. Mûsâ’nın getirdiği hakikati kabul etmiştir.
Firavun’un Gücü
Firavun’un gücü gerçektir.Kur’an bunu küçümsemez.Fakat dünyevi gücün büyüklüğü:kişinin haklı olduğunun ölçüsü değildir.
İman ve Cesaret
Bazı insanlar hakikati anlayabilir fakat sosyal baskı sebebiyle onu açıkça kabul etmekte zorlanabilir.Bu ayet imanla birlikte cesaretin önemini de gösterir.
YÜZ YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un baskısı öylesine güçlüydü ki Hz. Mûsâ’ya inanmak bile büyük cesaret gerektiriyordu; buna rağmen bir grup genç korkunun önüne imanı koydu.
YÜZ YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kavmine Tevekkül Çağrısı
Yûnus Suresi 84–86
Hz. Mûsâ kavmine:“Eğer Allah’a iman ettiyseniz ve O’na teslim olmuşsanız yalnız O’na tevekkül edin.”anlamında seslenir.Kavmi de:“Allah’a tevekkül ettik.”der.Ardından zalim toplum karşısında bir imtihan hâline getirilmemelerini ve Allah’ın rahmetiyle inkârcı topluluktan kurtarılmalarını dilerler.
İman, Teslimiyet ve Tevekkül
Hz. Mûsâ üç kavramı birbirine bağlar:İman
↓
Teslimiyet
↓
TevekkülAllah’a inanmak güveni de Allah’a yöneltmeyi gerektirir.
Tevekkül Tehlikenin Yokluğu Değildir
Firavun hâlâ güçlüdür.Dolayısıyla:“Allah’a güvenin.”demek, tehlike yokmuş gibi davranmak değildir.Tehlikenin içinde Allah’a bağlanmaktır.
Kavmin Duası
Bu kez kavim Hz. Mûsâ’nın çağrısına olumlu karşılık verir.Onlar da Allah’a dua eder.Bu, peygamberin öğrettiği kulluğun topluma geçtiğini gösterir.
YÜZ YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ korkunun karşısına tevekkülü koydu; kavmi de “Allah’a güvendik” diyerek zulmün ortasında kalplerini Allah’a yöneltti.
YÜZ YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Evlerin Kıble ve İbadet Merkezi Hâline Getirilmesi
Yûnus Suresi 87
Allah Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’a kavimleri için Mısır’da evler hazırlamalarını, evlerini kıble hâline getirmelerini ve namazı dosdoğru kılmalarını vahyeder.Hz. Mûsâ’ya müminleri müjdelemesi bildirilir.
Baskı Altında İbadet
Firavun’un baskısı devam etmektedir.Bu ortamda evler yalnız barınma yeri değildir.Aynı zamanda:
ibadet,
birlik,
iman
mekânı hâline gelir.
Namazın Merkeziliği
Hz. Mûsâ’nın peygamberlik çağrısının başlangıcında Allah ona:“Beni anmak için namaz kıl.”demişti.Şimdi aynı ibadet toplumsal hayata taşınmaktadır.
Ev ve Kıble
Zulüm ortamında bile Allah’a yöneliş için bir düzen kurulması istenir.Bu, iman hayatının şartlar zor olsa da tamamen terk edilmemesi gerektiğini gösterir.
Müjde
Hz. Mûsâ’nın görevi yalnız:
uyarı,
azap haberi
değildir.Müminleri müjdelemek de görevinin parçasıdır.
YÜZ YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun baskısı altında bile Hz. Mûsâ ve Hârûn’a namazı ve Allah’a yönelişi koruyacak evler oluşturma görevi verildi; zulüm ibadetin merkezini yok edemedi.
YÜZ YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Firavun’un Serveti ve Gücü Hakkındaki Duası
Yûnus Suresi 88
Hz. Mûsâ Rabbine Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatında:
süs,
servet
verildiğini söyler.Bu imkânları insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırmak için kullandıklarını bildirir.Ardından onların malları ve kalpleri hakkında dua eder.
Servet Tek Başına Nimetin Doğru Kullanıldığını Göstermez
Firavun’un:
sarayı,
malı,
süsü,
gücü
vardır.Fakat bunları şükür için değil, insanları sapmaya sürüklemek için kullanmaktadır.
Malın Ahlakı
Kur’an’da servetin kendisi tek başına kötü değildir.Asıl mesele:servetin ne için kullanıldığıdır.Hz. Mûsâ Firavun’un malı zulüm düzeninin aracı hâline getirmesinden söz eder.
Uzun Süren İnat Sonrası Dua
Bu dua, tebliğin daha başında yapılmış ani bir öfke duası gibi okunmamalıdır.Firavun:
ayetleri görmüş,
uyarılmış,
mucizelere şahit olmuş,
zulümde ısrar etmiştir.
Hz. Mûsâ’nın duası uzun bir inkâr sürecinin ardından gelir.
YÜZ YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ Firavun’un servetine değil, servetin insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırmak için kullanılmasına karşı çıktı; malın değeri miktarında değil, hangi amaçla kullanıldığında ortaya çıkar.
YÜZ OTUZUNCU BÖLÜM
Hz. Mûsâ ve Hârûn’un Duasının Kabul Edilmesi
Yûnus Suresi 89
Allah:“İkinizin duası kabul edildi.”anlamında hitap eder.Onlara dosdoğru olmaları ve bilmeyenlerin yoluna uymamaları emredilir.
İki Peygamberin Duası
Ayet yalnız Hz. Mûsâ’nın değil:Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’un duasınınkabul edildiğini gösterir.Bu, onların peygamberlik ortaklığının dua boyutunu da ortaya koyar.
Kabulden Sonra İstikamet
Duanın kabul edilmesiyle görev sona ermez.Allah ardından:Dosdoğru olun.emrini verir.Bu çok önemli bir ölçüdür.
Sonuç Bilinse Bile Görev Devam Eder
Allah’ın hükmü gelecektir.Fakat Hz. Mûsâ ve Hârûn:
sabrı,
doğruluğu,
tebliği
sürdürmelidir.Duanın kabulü insanı gevşekliğe değil istikamete götürür.
YÜZ OTUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah Hz. Mûsâ ve Hârûn’un duasını kabul etti; fakat ardından onlara yine istikamet emretti. Kabul edilen dua bile kulluk sorumluluğunu sona erdirmez.
YÜZ OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Denizin Geçilmesi ve Firavun’un Son Takibi
Yûnus Suresi 90
Allah İsrailoğullarını denizden geçirir.Firavun ve ordusu ise zulüm ve düşmanlıkla onların peşine düşer.Firavun boğulmak üzereyken İsrailoğullarının iman ettiği Allah’tan başka ilah bulunmadığına inandığını ve teslim olanlardan olduğunu söyler.
Son Ana Kadar Takip
Firavun artık Hz. Mûsâ’nın kavminin çıktığını bilmektedir.Yine de:
zulüm,
düşmanlık
ile peşlerinden gider.Bu, kibrinin son ana kadar sürdüğünü gösterir.
Boğulma Anındaki İman Sözü
Firavun ölümle karşı karşıya gelince Hz. Mûsâ’nın yıllarca anlattığı hakikati dile getirir:Allah’tan başka ilah yoktur.Fakat bu sözün vakti büyük önem taşır.
Tevhidin Doğruluğunun Ortaya Çıkması
Firavun hayatı boyunca:
reddettiği,
küçümsediği,
engellemeye çalıştığı
tevhid gerçeğini sonunda kendisi ifade etmek zorunda kalır.
YÜZ OTUZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun yıllarca Hz. Mûsâ’nın tevhid çağrısını reddetti; ölüm kendisini kuşattığında ise aynı hakikati diliyle kabul etti.
YÜZ OTUZ İKİNCİ BÖLÜM
“Şimdi mi?” — Firavun’un Son İman İddiasına Cevap
Yûnus Suresi 91
Firavun’un son anda yaptığı iman açıklamasına:“Şimdi mi?”anlamında cevap verilir.Daha önce isyan ettiği ve bozgunculardan olduğu hatırlatılır.
Tövbenin Vakti
Kur’an tövbe kapısının genişliğini birçok yerde bildirir.Fakat insan hakikati:
hayatı boyunca bile bile reddedip,
ölümün kesinliği karşısında
mecbur kalınca söylediği sözle aynı konumda değildir.
Zorunluluk ile Gönüllü İman
Gerçek iman:yalnız kaçış imkânı kalmadığında söylenen bir sözdeğildir.İnsan seçme imkânı varken Allah’a yönelmelidir.
Firavun’un Geçmişinin Hatırlatılması
Onun yalnız teorik inkârı yoktur.Aynı zamanda:
zulüm,
çocukların öldürülmesi,
köleleştirme,
bozgunculuk
vardır.
YÜZ OTUZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun hakikati ölüm anında kabul ettiğini söyledi; fakat iman, insanın bütün seçim imkânlarını tüketip sonucu gördükten sonra söylenen zorunlu bir sözden ibaret değildir.
YÜZ OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Firavun’un Bedeninin Sonraki Nesillere İşaret Olması
Yûnus Suresi 92
Allah Firavun’un bedenini, kendisinden sonra gelenlere bir ayet olması için koruyacağını bildirir.Buna rağmen insanların çoğunun Allah’ın ayetlerinden habersiz olduğu açıklanır.
Güçlü Hükümdardan İbret İşaretine
Firavun bir zamanlar:
insanlara hükmeden,
kendisini üstün gören,
ordularıyla korku salan
bir hükümdardır.Sonunda kendisi:sonraki insanlar için ibrethâline gelir.
Bedenin Korunmasının Mesajı
Ayetin asıl amacı:Firavun’un sonunun unutulmamasıve sonraki nesillerin bundan ders çıkarmasıdır.Burada modern dönemde belirli bir mumyanın kesin olarak hangi Firavun olduğuna dair iddiaları ayetin açık ifadesiyle karıştırmamak gerekir.Kur’an belirli bir müze kalıntısını isimlendirmez.
Tarihin Ahlaki Hafızası
Firavun’un bedeni güç sembolü olarak değil:kibrin ve zulmün sonunu gösteren bir işaretolarak bırakılır.
YÜZ OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun ölümsüz bir iktidar kurmak istedi; sonunda bedeni bile kendi büyüklüğünün değil, zulmünün geçiciliğinin işaretine dönüştü.
YÜZ OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İsrailoğullarının Güzel Bir Yurda Yerleştirilmesi
Yûnus Suresi 93
Allah İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdiğini ve onları temiz rızıklarla rızıklandırdığını bildirir.Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmedikleri, daha sonra ihtilafa düştükleri açıklanır.Allah kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Kurtuluşun Ardından Yerleşim
Kıssa tekrar aynı temel ölçüye gelir:Allah onları yalnız:Firavun’dan çıkarmamış,aynı zamanda:
yerleştirmiş,
rızıklandırmıştır.
Bilgiden Sonra İhtilaf
En dikkat çekici noktalardan biri şudur:İhtilaf yalnız bilgisizlik döneminde ortaya çıkmamıştır.Kendilerine bilgi geldikten sonra da ayrılık oluşmuştur.
Bilgi Tek Başına Yeterli Değildir
İnsan:
vahyi bilebilir,
mucize görebilir,
peygamber tanıyabilir.
Fakat kalpte:
kibir,
çıkar,
inat
varsa yine ihtilafa düşebilir.
Nihai Hüküm
İnsanların çözemediği ihtilafların nihai hükmü Allah’a aittir.Bu, Hz. Mûsâ kıssasının başından beri tekrarlanan büyük ölçüdür:Son hüküm Allah’ındır.
YÜZ OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
İsrailoğulları Firavun’dan kurtarıldı, güzel bir yurda yerleştirildi ve rızıklandırıldı; fakat kıssa, bilgi geldikten sonra bile insanın hakikati koruma sorumluluğunun devam ettiğini gösterdi.
YÜZ OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Dokuz Açık Ayetin Verilmesi
İsrâ Suresi 101
Allah Hz. Mûsâ’ya dokuz açık ayet verdiğini bildirir.İsrailoğullarına Hz. Mûsâ’nın onlara geldiği zamanı sorması belirtilir.Firavun Hz. Mûsâ’ya:“Ey Mûsâ! Ben seni büyülenmiş sanıyorum.”anlamında hitap eder.
Dokuz Ayet
Kur’an burada Hz. Mûsâ’ya dokuz açık ayet verildiğini açıkça bildirir.Bu ayetlerin neler olduğu konusunda ilgili Kur’an pasajları ve tefsirlerde açıklamalar bulunur.Ancak burada vurgulanan temel nokta:Firavun’a bir değil, çok sayıda açık delil gösterilmiş olmasıdır.
“Büyülenmiş” Suçlaması
Firavun bir kez daha Hz. Mûsâ’nın şahsını hedef alır.Açık ayetlere cevap vermek yerine:
büyülenmiş,
sihirbaz
gibi ithamlar kullanır.
Delil Sayısının Çokluğu
Firavun’un inkârının delil eksikliğinden kaynaklanmadığı bir kez daha ortaya çıkar.
YÜZ OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’ya çok sayıda açık ayet verildi; Firavun ise deliller arttıkça teslim olmak yerine peygamberi suçlamayı sürdürdü.
YÜZ OTUZ ALTINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Firavun’a Kesin Bilgiyle Cevabı
İsrâ Suresi 102
Hz. Mûsâ Firavun’a, bu ayetleri göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın açık deliller olarak indirdiğini onun da bildiğini söyler.Ardından Firavun’un helâke sürüklendiğini ifade eder.
“Sen de Biliyorsun”
Bu ifade çok güçlüdür.Hz. Mûsâ Firavun’un sorununu yalnız bilgisizlik olarak görmez.Ona:Bu ayetlerin kaynağının Allah olduğunu sen de biliyorsun.anlamında seslenir.
Bilmek ve Boyun Eğmek Arasındaki Fark
İnsan bir gerçeği zihnen anlayabilir.Fakat:
kibir,
çıkar,
makam
sebebiyle ona teslim olmayabilir.Firavun bunun büyük örneğidir.
Basiretler
Allah’ın ayetleri yalnız şaşırtmak için değil:insanın hakikati görmesini sağlamakiçin gönderilir.
YÜZ OTUZ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ Firavun’a probleminin delil eksikliği olmadığını söyledi: Hakikati görüyorsun, fakat kibir sebebiyle ona teslim olmuyorsun.
YÜZ OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM
Firavun’un Hz. Mûsâ ve Kavmini Ülkeden Çıkarmak İstemesi
İsrâ Suresi 103–104
Firavun Hz. Mûsâ ile İsrailoğullarını ülkeden çıkarmak ister.Bunun üzerine Allah onu ve beraberindekileri suda boğar.Ardından İsrailoğullarına o yerde yaşamaları bildirilir.Ahiret vaadi geldiğinde herkesin yeniden bir araya getirileceği açıklanır.
Tersine Dönen Plan
Firavun Hz. Mûsâ’nın kavmini ülkeden sürmek istemiştir.Fakat sonuçta:ortadan kalkan kendi zulüm düzeni olur.
İnsan Planı ve Allah’ın Hükmü
Bu Hz. Mûsâ kıssasında tekrar eden bir çizgidir:Firavun plan kurar.
↓
Allah hükmeder.
↓
Plan sahibinin beklemediği sonuç ortaya çıkar.
Dünya Kurtuluşundan Ahiret Toplanmasına
Ayet yalnız tarihî kurtuluşla bitmez.Ahiret hatırlatılır.Çünkü Hz. Mûsâ’nın mesajı yalnız:Mısır’dan çıkmakdeğildir.İnsanın sonunda Allah’a döneceğini bilmesidir.
YÜZ OTUZ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun Hz. Mûsâ’nın kavmini yerinden etmek istedi; fakat sonunda kendi düzeni ortadan kalktı ve Kur’an dünya kurtuluşunu ahiret hesabına bağladı.
YÜZ OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’a Furkan, Işık ve Öğüt Verilmesi
Enbiyâ Suresi 48–49
Allah Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’a:
Furkan,
ışık,
takva sahipleri için öğüt
verdiğini bildirir.Bu kişiler görmedikleri hâlde Rablerinden sakınır ve kıyamet saatinden korkarlar.
Furkan
Furkan:hak ile batılı ayıran ölçüdür.Hz. Mûsâ’nın Firavun’la mücadelesinde de temel ihtiyaç budur:
güç ile hak arasındaki farkı,
mucize ile sihri,
kulluk ile köleliği
ayırt etmek.
Ziyâ — Işık
Vahiy ışık olarak anılır.Çünkü insanı:
cehaletin,
zulmün,
şirkin
karanlığından çıkarır.
Hz. Hârûn’un Yeniden Birlikte Anılması
Burada Furkan yalnız Hz. Mûsâ’ya değil:Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’anispet edilerek anılır.Bu, iki kardeşin vahiy ve tebliğ bağını yeniden gösterir.
YÜZ OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ile Hârûn’un taşıdığı vahiy yalnız hükümler bütünü değil; hak ile batılı ayıran Furkan ve insanın yolunu aydınlatan bir ışık olarak anlatıldı.
YÜZ OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Kitabın Tamamlanmış Bir Nimet Olarak Verilmesi
En‘âm Suresi 154
Allah Hz. Mûsâ’ya iyilik yapan kimse üzerindeki nimetini tamamlamak, her şeyi açıklamak ve:
hidayet,
rahmet
olmak üzere kitabı verdiğini bildirir.Böylece insanların Rableriyle karşılaşmaya iman etmeleri amaçlanır.
Kitabın Gayesi
Tevrat’ın verilmesi yalnız hukuk düzeni kurmak değildir.Ayet onu:
açıklama,
hidayet,
rahmet
olarak tanımlar.
Rabbe Kavuşma
Vahiy insanı yalnız dünya düzenine hazırlamaz.Nihai hedeflerden biri:Rabbiyle karşılaşacağını bilerek yaşamasıdır.
Hz. Mûsâ’nın Nimetinin Tamamlanması
Nehirden kurtarılan bebek,Medyen’e giden yabancı,Tûr’da çağrılan kulartık Allah’ın kitabını taşıyan peygamber olmuştur.
YÜZ OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’ya verilen kitap, onun peygamberlik nimetinin büyük tamamlayıcılarından biri oldu: Vahiy açıklama, hidayet ve rahmet olarak insanlara verildi.
YÜZ KIRKINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki Ahlakının Ana Hatları
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki farklı surelerde geçen ayetleri birlikte değerlendirildiğinde onun peygamberlik ahlakı güçlü bir bütünlük oluşturur.
1. Tevhid
Firavun’a da, kavmine de temel sözü aynıdır:Allah’tan başka ilah yoktur.
2. Adalet
Gençliğinden itibaren haksızlığa karşı hassastır.Ancak yaşadığı olaylar ona adaletin:
öfkeyle değil,
doğru bilgi,
ölçü,
vahiy
ile korunması gerektiğini öğretmiştir.
3. Tövbe
Hatasını fark ettiğinde:“Rabbim, ben kendime zulmettim; beni bağışla.”demiştir.Hatasını gizlememiştir.
4. Cesaret
Bir zamanlar korkuyla çıktığı Mısır’a Allah’ın emriyle geri dönmüş ve Firavun’un karşısına çıkmıştır.
5. Dua
Hz. Mûsâ’nın hayatı dualarla doludur:“Göğsümü genişlet.”“İşimi kolaylaştır.”“Dilimdeki düğümü çöz.”“Beni zalimlerden kurtar.”“Bana göndereceğin hayra muhtacım.”
6. Yardımlaşma
Kardeşi Hz. Hârûn’u yardımcı istemiştir.Her şeyi tek başına yapmayı üstünlük saymamıştır.
7. Tevekkül
Korku anlarında da kavmine:Allah’a güvenin.demiştir.
8. İlim
Büyük peygamber olmasına rağmen öğrenmek için yolculuğa çıkmıştır.Bu onun ilim karşısındaki tevazusudur.
9. Merhamet
Kavmi defalarca sözünden dönse de onlar için dua etmiş ve bağışlanma dilemiştir.
10. Güç ve Emanet
Medyen’de onun için kullanılan iki vasıf bütün hayatını özetleyen yönlerden biridir:Güçlü ve güvenilir.
YÜZ KIRKINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki şahsiyetinde güç ile emanet, cesaret ile dua, adalet ile merhamet, vahiy ile ilim ve özgürlük ile Allah’a kulluk birlikte bulunur.
YÜZ KIRK BİRİNCİ BÖLÜM
Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl’ın Temel Öğretileri
Hz. Mûsâ’nın kıssası yalnız Firavun’la yapılan mücadeleyi değil, insanın özgürleştikten sonra nasıl yaşaması gerektiğini de öğretir.
İnsan İnsana İlah Olamaz
Firavun’un en büyük sapması gücü mutlaklaştırmasıdır.Hz. Mûsâ’nın cevabı:Mutlak hükümranlık Allah’ındır.
Özgürlük Tevhidle Başlar
İnsan Firavun’un zincirinden çıkıp başka bir puta bağlanırsa gerçek anlamda özgürleşmiş olmaz.Bu nedenle buzağı hadisesi Firavun’dan kurtuluşun hemen ardından anlatılır.
Zulme Karşı Çıkarken Adalet Korunmalıdır
Hz. Mûsâ’nın gençlikte yaşadığı olay bunu öğretmiştir.İyi amaç:yanlış yöntemi otomatik olarak doğru yapmaz.
Güç Emanetle Birleşmelidir
Firavun güçlüdür fakat güvenilir değildir.Hz. Mûsâ’nın gücü ise emanetle birleşmiştir.
Özgürlük Sorumluluk Getirir
İsrailoğulları Firavun’dan kurtulduktan sonra:
vahiy,
emirler,
şükür,
ibadet
ile sorumlu tutulmuştur.
Bilmek Tevazuyu Gerektirir
Hz. Mûsâ vahiy alan peygamber olduğu hâlde başka bir kuldan öğrenmek üzere yolculuğa çıkmıştır.
YÜZ KIRK BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl’ın ana öğretisi şudur: Gerçek özgürlük başıboşluk değil, insanın bütün sahte kulluklardan kurtulup adaletle yalnız Allah’a yönelmesidir.
YÜZ KIRK İKİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Manevi Yolculuğunun Özeti
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’da anlatılan büyük yolculuğu şöyle özetlenebilir:Firavun’un çocukları öldürdüğü dönem
↓
Mûsâ’nın doğumu
↓
Annesine verilen ilham
↓
Nehre bırakılması
↓
Firavun ailesi tarafından bulunması
↓
Annesine geri döndürülmesi
↓
Sarayda yetişmesi
↓
Hüküm ve ilim verilmesi
↓
Şehirdeki ölüm hadisesi
↓
Tövbe
↓
Mısır’dan çıkış
↓
Medyen
↓
İki kadına yardım
↓
“Bana göndereceğin hayra muhtacım” duası
↓
Çalışma ve aile hayatı
↓
Tûr’da ilahî çağrı
↓
Asa ve el mucizesi
↓
Hârûn’un yardımcı verilmesi
↓
Firavun’a yumuşak sözle tebliğ
↓
Sihirbazlarla karşılaşma
↓
Sihirbazların imanı
↓
Firavun’un tehdidi
↓
İsrailoğullarının gece çıkarılması
↓
Denizin açılması
↓
Firavun’un boğulması
↓
Tûr ve levhalar
↓
Buzağı imtihanı
↓
Hz. Hârûn’la yüzleşme ve dua
↓
Kavmin çölde eğitimi
↓
On iki pınar ve rızık
↓
Kutsal toprak imtihanı
↓
Kırk yıllık dolaşma
↓
İlim yolculuğu
↓
Geminin, çocuğun ve duvarın hikmetlerinin öğrenilmesi
↓
Vahiy ve Tevrat mirası
YÜZ KIRK İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın hayatı nehirden Tûr’a, saraydan çöle, Firavun’un karşısından ilim yolculuğuna kadar tek bir merkez etrafında birleşir: Allah’a kulluk, adalet ve hidayet.
YÜZ KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ — Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl’ın Sonu
Temsil ettiği ahlak: Tevhid, adalet, cesaret, hürriyet ve emanet
Gerçek ilahî kitabı: Tevrat
İlk büyük korunması: Firavun’un ölüm politikasından Allah tarafından korunması
Gençlik dersi: Kontrolsüz gücün doğurabileceği ağır sonucu görmesi ve tövbe etmesi
Medyen’deki vasfı: Güçlü ve güvenilir
Büyük duası: “Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz.”
En büyük dünyevi karşıtı: Firavun’un zulüm ve ilahlık iddiası
En büyük tevhid mücadelesi: Firavun’un ve buzağı fitnesinin karşısında yalnız Allah’a kulluğu savunması
Kardeş desteği: Hz. Hârûn
Mucizeleri: Asa ve parlak el başta olmak üzere Allah’ın verdiği açık ayetler
Kurtuluş olayı: Denizin yarılması ve İsrailoğullarının geçirilmesi
Vahiy emaneti: Levhalar ve Tevrat
İlim ahlakı: Bilmediği konuda öğrenmek üzere yolculuğa çıkması
İnsanlığa bıraktığı temel ders: İnsan insanın rabbi değildir; güç adaletle, özgürlük ise Allah’a kullukla anlam kazanır.Hz. Mûsâ’nın kıssası, kulun Firavun’dan kurtulmasının yalnız başlangıç olduğunu; asıl hürriyetin kalbi bütün sahte ilahlardan temizleyip yalnız Allah’a yöneltmek olduğunu öğretir.Böylece Hz. Mûsâ bölümünün ana Kur’an ayetlerini ve konularını tamamlayan büyük bütünlüğe ulaşmış olduk. Bir sonraki peygamberi de aynı usulle, onun Kur’an’da geçtiği ayetleri takip ederek işleyeceğiz.
Bölüm etkileşimi
