36. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı 15.kitap
Bölümler 36Şu an: Devamı 15.kitap
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İKİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’a Zebur’un Verilmesi
Nisâ Suresi 163 — İsrâ Suresi 55
Kur’an, Allah’ın birçok peygambere vahyettiğini bildirirken Hz. Dâvûd’u da açıkça anar ve ona:Zebur’un verildiğinibildirir.Bu nedenle Hz. Dâvûd’un gerçek ilahî kitabı:Zebur’dur.
Zebur
Zebur, Hz. Dâvûd’a Allah tarafından verilen vahiy kitabıdır.Bu çalışmada kullandığımız:Kitâbü’l-Hükm ve’l-Hikmeise onun Kur’an’daki ahlakını ve görevini temsil eden edebî başlıktır.İkisini birbirine karıştırmıyoruz.
Vahyin Kaynağı
Hz. Dâvûd’un:
hükümdarlığı,
hikmeti,
güzel sesi
kendisini vahiyden bağımsız bir kişi hâline getirmez.O da Allah’ın vahyettiği bir peygamberdir.
Peygamberlik ve Kitap
Hz. Dâvûd’da üç büyük özellik birleşir:Peygamberlik
Hükümdarlık
KitapBu nedenle onun hayatında:
ibadet,
yönetim,
adalet
birbirinden ayrılmaz.
İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’a verilen gerçek ilahî kitap Zebur’dur; onun yönetimi ve hikmeti de vahiyden ayrı değil, Allah’a kulluğun içinde şekillenmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Allah Tarafından Hidayete Erdirilen Peygamberlerden Olması
En‘âm Suresi 84
Hz. Dâvûd, Allah’ın doğru yola ilettiği peygamberler arasında açıkça anılır.Aynı pasajda birçok peygamber birlikte zikredilir ve onların Allah tarafından hidayete erdirildiği bildirilir.
Hidayetin Kaynağı
Hz. Dâvûd:
güçlü,
hükümdar,
bilgili
olabilir.Fakat doğru yolu kendi gücüyle üretmez.Hidayet:Allah’tandır.
Gücün Önünde Hidayet
Bir hükümdarın en büyük ihtiyacı yalnız:
asker,
servet,
siyasi kudret
değildir.Doğruyu yanlıştan ayıracak hidayettir.
Yönetimde Manevi Ölçü
Hz. Dâvûd’un hükümdarlığı yalnız siyasi bir makam değildir.Allah’ın hidayetiyle birleşen bir emanettir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un gücünün önünde hidayet vardı; onun hükmünün değeri, Allah’ın gösterdiği doğru yolu izlemesiyle anlam kazandı.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Dâvûd ve Süleyman’a İlim Verilmesi
Neml Suresi 15
Allah Hz. Dâvûd ile oğlu Hz. Süleyman’a ilim verdiğini bildirir.İki peygamber de:kendilerini birçok mümin kuldan üstün nimetlerle donatan Allah’a hamd eder.
İlim Nimeti
Hz. Dâvûd’un öne çıkan özelliklerinden biri yalnız hükümranlık değildir.Allah ona:ilimvermiştir.
İlmin Ardından Hamd
Hz. Dâvûd ilmi kendisinden bilmez.Nimetin karşılığı:hamdolur.Bu önemli bir ahlaktır.Gerçek ilim:
kibir,
üstünlük taslama
yerine şükür doğurmalıdır.
Baba ve Oğul
Hz. Dâvûd ile Hz. Süleyman arasında:
peygamberlik,
ilim,
hüküm
bağı vardır.Fakat her ikisinin de nimetinin kaynağı aynıdır:Allah.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’a ilim verildiğinde cevabı övünmek değil hamd oldu; gerçek bilgi insanı kendisine değil, bilgiyi verene yöneltir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Süleyman’ın Hz. Dâvûd’a Varis Olması
Neml Suresi 16
Kur’an Hz. Süleyman’ın Hz. Dâvûd’a varis olduğunu bildirir.Bu miras yalnız dünyevi mal şeklinde anlaşılmaz.Bağlamda:
ilim,
hüküm,
peygamberlik emaneti,
yönetim
öne çıkar.
Babanın Ardından Gelen Emanet
Hz. Dâvûd’un hayatındaki ilim ve hüküm onunla sona ermez.Oğlu Hz. Süleyman da aynı ilahî görev zincirinde yer alır.
Manevi Miras
Bir peygamberin bıraktığı en büyük miras:
saray,
servet,
güç
değildir.Asıl miras:iman, ilim, hikmet ve doğru hükümolabilir.
Nesiller Arası Devamlılık
Hz. Dâvûd’dan Hz. Süleyman’a geçen çizgi:İlim
↓
Hüküm
↓
Şükür
↓
Emanetşeklinde devam eder.
BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un en büyük mirası yalnız hükümdarlık değil, Allah’ın verdiği ilim ve hüküm emanetinin sonraki nesilde devam etmesiydi.
ALTINCI BÖLÜM
Dağların Hz. Dâvûd’la Birlikte Tesbih Etmesi
Sebe Suresi 10
Allah Hz. Dâvûd’a özel bir lütuf verdiğini bildirir.Dağlara ve kuşlara onunla birlikte Allah’ı tesbih etmeleri emredilir.
Dâvûd’un Zikri
Hz. Dâvûd yalnız:
yönetici,
savaşçı,
hüküm veren
bir peygamber değildir.Onun hayatında güçlü bir:zikir ve ibadetboyutu vardır.
Dağların Tesbihi
Kur’an dağların Hz. Dâvûd’la beraber tesbih ettiğini bildirir.Bunun mahiyetini Allah bilir.Kesin olan:yaratılmışların Hz. Dâvûd’un zikrine Allah’ın emriyle eşlik ettiğidir.
Kuşların Katılması
Kuşlar da bu tesbihe katılır.Böylece Hz. Dâvûd’un zikri:
insan,
kuş,
dağ
arasında genişleyen bir tesbih sahnesine dönüşür.
Hükümdar ve Âbid
Hz. Dâvûd’un şahsiyetinde iki yön birlikte vardır:Hükümdar
ve
Allah’ı çokça anan kulBu birlik, onun ahlakının merkezindedir.
ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un hükümranlığının yanında güçlü bir zikir hayatı vardı; Kur’an dağların ve kuşların bile onun tesbihine eşlik ettiğini bildirir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Demirin Hz. Dâvûd İçin Yumuşatılması
Sebe Suresi 10–11
Allah Hz. Dâvûd için demiri yumuşattığını bildirir.Ardından ona düzgün ve ölçülü zırhlar yapması öğretilir.Kendisinin ve ailesinin salih amel işlemesi emredilir.
Demirin Yumuşatılması
Normalde sert olan demir Hz. Dâvûd için Allah’ın lütfuyla işlenebilir hâle gelir.Bu, ona verilen özel nimetlerden biridir.
Gücün Korunmaya Dönüşmesi
Demir:
saldırı,
yıkım
aracı olabileceği gibi,
zırh,
korunma
aracı da olabilir.Hz. Dâvûd’a demirden zırh yapma bilgisi verilmesi dikkat çekicidir.
Ölçülü Yapmak
Kur’an zırh halkalarının ve yapımının ölçülü olmasına dikkat çeker.Bu, Hz. Dâvûd’un kitabındaki hüküm ve hikmet başlığıyla da uyumludur.Güç bile:ölçüyle kullanılmalıdır.
Salih Amel Emri
Teknolojik veya askerî yetenek tek başına değer değildir.Allah ardından:salih amel işleyinbuyurur.Yani beceri ahlakla birleşmelidir.
YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah Hz. Dâvûd için demiri yumuşattı; fakat gücü yalnız silaha değil koruyucu zırha, ardından da salih amele bağladı.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’a Zırh Yapma Sanatının Öğretilmesi
Enbiyâ Suresi 80
Allah Hz. Dâvûd’a insanların savaşın zararlarından korunması için zırh yapma sanatını öğrettiğini bildirir.Ardından insanlara:“Şükredecek misiniz?”anlamında seslenilir.
Bilginin İnsan Faydasına Kullanılması
Hz. Dâvûd’a verilen bilgi yalnız kişisel üstünlük için değildir.İnsanların:korunmasıiçin kullanılır.
İlmin Gayesi
Bilgi:
zarar vermek,
gösteriş yapmak
için değil,insan hayatını korumak ve fayda sağlamakiçin kullanılabilir.
Şükür Sorusu
Ayetin sonunda şükür sorusu gelir.Bu bize:insanın kullandığı teknoloji ve imkânın da Allah’ın nimeti olduğunuhatırlatır.
SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’a öğretilen zırh sanatı, ilmin gerçek değerinin insanı koruyan faydaya dönüşmesinde olduğunu gösterdi.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın Bir Tarla Davasında Hüküm Vermesi
Enbiyâ Suresi 78–79
Hz. Dâvûd ile Hz. Süleyman bir tarla konusunda hüküm verir.Bir topluluğa ait koyunlar geceleyin bir ekine zarar vermiştir.Allah her iki peygamberin de hükmüne şahit olduğunu bildirir.Ardından meseleyi Hz. Süleyman’a daha uygun biçimde kavrattığını açıklar.Fakat her ikisine de:
hüküm,
ilim
verildiğini bildirir.
İki Peygamberin Farklı Hükmü
Bu olay çok önemli bir adalet dersi taşır.İki peygamber aynı olay hakkında farklı değerlendirmelerde bulunabilir.Kur’an Hz. Süleyman’ın çözümünü özellikle daha doğru kavratılmış hüküm olarak anar.
Hz. Dâvûd’un Değerinin Azalmaması
Ayet hemen ardından:Her ikisine de hüküm ve ilim verdik.buyurur.Bu, bir konuda daha uygun hükmün başkasına verilmesinin Hz. Dâvûd’un peygamberlik değerini azaltmadığını gösterir.
Hükümde Tevazu
Gerçek hâkim:her kararının mutlak doğru olduğunu iddia etmez.Daha doğru çözüm ortaya çıktığında onu kabul edebilmelidir.
Baba ve Oğul Arasında İlim Rekabeti Olmaması
Hz. Süleyman’ın bir meselede daha uygun hükme ulaşması:
babasını küçültmez,
oğlunu kibire götürmez.
İlim burada rekabet değil:hakikate hizmetolarak görünür.
DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un adaletinde önemli bir ölçü ortaya çıktı: Hâkim olmak her konuda yanılmaz olmak değildir; daha doğru hüküm ortaya çıktığında hakikati kabul etmek de hikmettir.
ONUNCU BÖLÜM
Hz. Dâvûd’a Güçlü Bir Hükümdarlık ve Hikmet Verilmesi
Sâd Suresi 17–20
Allah Hz. Muhammed’e Hz. Dâvûd’u hatırlamasını söyler ve onu:
güçlü,
Allah’a çokça yönelen
bir kul olarak tanıtır.Dağların ve kuşların onunla birlikte tesbih ettiği bildirilir.Allah onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine:
hikmet,
kesin ve etkili konuşma/hüküm yeteneği
vermiştir.
“Ne Güçlü Kul”
Hz. Dâvûd’un gücü yalnız beden veya ordu gücü değildir.O:
ibadette,
yönetimde,
sabırda,
Allah’a dönüşte
güçlüdür.
Evvâb
Kur’an Hz. Dâvûd’u evvâb, yani:sürekli Allah’a dönenkul olarak tanımlar.Bu vasıf onun kitabımızdaki en önemli ahlaklarından biridir.
Güçlü Mülk
Allah onun hükümranlığını güçlendirmiştir.Fakat hemen yanında:hikmetverildiği bildirilir.Bu denge çok önemlidir:Güç + Hikmet
Faslü’l-Hitâb
Hz. Dâvûd’a doğru ve ayırıcı söz/hüküm yeteneği verilmiştir.Bu:
meseleleri açıklaştırmak,
tarafları ayırmak,
doğru hüküm vermek
ile ilgilidir.
ONUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd güçlü bir hükümdardı; fakat Kur’an onun gücünün yanına hikmeti ve Allah’a sürekli dönüşü koydu. Çünkü gerçek hükümranlık yalnız kudret değil, doğru hüküm ve kulluk gerektirir.
ON BİRİNCİ BÖLÜM
Davacıların Hz. Dâvûd’un Yanına Beklenmedik Şekilde Girmesi
Sâd Suresi 21–22
İki davacı Hz. Dâvûd’un ibadet yerine duvarı aşarak girer.Hz. Dâvûd onların beklenmedik girişinden ürker.Onlar korkmamasını, aralarında anlaşmazlık bulunan iki kişi olduklarını söyler.Hz. Dâvûd’dan:
hak ile hükmetmesini,
haksızlığa sapmamasını,
kendilerine doğru yolu göstermesini
isterler.
Hâkime Yapılan Talep
Davacıların sözü adaletin temelini özetler:Aramızda hak ile hükmet.
Hüküm Verenin de Sınanması
Hz. Dâvûd yalnız halkı sınanan bir hükümdar değildir.Hüküm verirken kendisi de sınanabilir.Adalet makamı:aynı zamanda ağır bir imtihandır.
Korkudan Hükme Geçiş
Beklenmedik olay Hz. Dâvûd’u önce ürkütür.Fakat kısa sürede davayı dinlemeye yönelir.Bu, yöneticinin duygusundan görevinin gereğine geçmesidir.
ON BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un makamına gelen davacılar ondan yalnız karar değil, hak ile hüküm istediler; böylece yönetimin temel ölçüsünün güç değil adalet olduğu yeniden ortaya çıktı.
ON İKİNCİ BÖLÜM
Doksan Dokuz Koyun ve Bir Koyun Davası
Sâd Suresi 23–24
Davacılardan biri kardeşinin doksan dokuz koyunu olduğunu, kendisinin ise yalnız bir koyuna sahip bulunduğunu söyler.Kardeşinin kendi tek koyununu da istediğini ve sözde kendisine üstün geldiğini ifade eder.Hz. Dâvûd onun tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemesini zulüm olarak değerlendirir.Ardından ortakların çoğunun birbirlerine haksızlık yapabildiğini; iman edip salih amel işleyenlerin ise bundan ayrı olduğunu bildirir.
Çok Sahip Olmak Daha Fazlasına Hak Vermez
Birinin:doksan dokuz koyuna sahip olması,başkasının tek koyununu alma hakkı vermez.Bu adaletin çok temel bir ilkesidir.
Güçlü ile Zayıf Arasındaki Ölçü
Çok şeye sahip olan kişi:
daha güçlü,
daha etkili
olabilir.Fakat adalet terazisinde:zayıfın hakkı da tamdır.
Ortaklıkta İnsan Hakkı
Hz. Dâvûd’un sözü ekonomik ve toplumsal ahlaka da uzanır.Ortaklık yapan kişiler:
birbirinin payını,
emeğini,
malını
eksiltmemelidir.
Salihlerin İstisnası
Kur’an iman ile salih ameli ekonomik adaletle ilişkilendirir.Gerçek iman:başkasının hakkını korumaya da yansımalıdır.
ON İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un hükmünde çok mala sahip olmak başkasının küçük hakkını ortadan kaldırmadı; tek koyun da adalet terazisinde eksiksiz bir haktı.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Bunun Bir İmtihan Olduğunu Anlaması ve Secdeye Kapanması
Sâd Suresi 24–25
Hz. Dâvûd yaşanan olayın kendisi için bir imtihan olduğunu fark eder.Bunun üzerine Rabbinden bağışlanma diler, secdeye kapanır ve Allah’a yönelir.Allah da onu bağışladığını bildirir.Ayrıca onun Allah katında yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri bulunduğu açıklanır.
Hâkimin Kendini de Sorgulaması
Hz. Dâvûd yalnız başkalarının hatalarını görmez.Olayın kendisi için bir sınama olduğunu fark edince:kendisine döner.
Güç Sahibinin Tövbesi
Hz. Dâvûd hükümdardır.Fakat:
makam,
otorite,
halkın saygısı
onu tövbeden uzaklaştırmaz.
Secde
Fark edişin ardından:İstiğfar
↓
Secde
↓
Allah’a dönüşgelir.
Allah’ın Bağışlaması
Kur’an doğrudan onun bağışlandığını bildirir.Bu kıssanın ana mesajlarından biri:yönetici de hata ihtimaline karşı kendisini Allah’ın huzurunda sorgulamalıdır.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd hüküm makamında olduğu hâlde kendisini hatadan uzak görmedi; imtihanı fark ettiğinde secdeye kapandı ve Rabbine döndü.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Yeryüzünde Halife Kılınması
Sâd Suresi 26
Allah Hz. Dâvûd’a:“Seni yeryüzünde halife kıldık.”anlamında hitap eder.Ardından insanlar arasında hak ile hükmetmesi ve hevâya uymaması emredilir.Çünkü nefsin arzusuna uymak insanı Allah’ın yolundan saptırabilir.Allah’ın yolunu unutanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle ağır bir sonuç bulunduğu bildirilir.
Halifelik
Buradaki halifelik:
mutlak ilahlık,
sınırsız yetki
anlamına gelmez.Tam tersine:Allah’ın hükmüne bağlı bir sorumluluk makamıdır.
Hak ile Hükmetmek
Hz. Dâvûd’un yöneticiliğinin temel emri budur:İnsanlar arasında hak ile hükmet.
Hevâya Uymamak
Bir yönetici için en büyük tehlikelerden biri:
kişisel arzu,
öfke,
çıkar,
tarafgirlik
ile hüküm vermektir.Allah Hz. Dâvûd’u açıkça bundan sakındırır.
Makamın Hesabı
Halife olmak ayrıcalık kadar ağır hesaptır.Yetki arttıkça:sorumluluk da artar.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un halifeliği sınırsız güç değil, hak ile hükmetme emanetiydi; Allah ona özellikle nefsinin arzusunu adalet terazisine karıştırmamasını emretti.
ON BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Allah’a Çokça Yönelen Bir Kul Olması
Sâd Suresi 17
Allah Hz. Dâvûd’u güçlü bir kul olarak anar ve onun sürekli Rabbine yöneldiğini bildirir.Bu yöneliş Kur’an’da evvâb kavramıyla ifade edilir.
Evvâb
Evvâb:Tekrar tekrar Allah’a dönen, kalbini sürekli Rabbine yönelten kulanlamına gelir.Hz. Dâvûd’un hayatında bu özellik:
ibadet,
tövbe,
secde,
zikir
ile görünür.
Güç ile Kulluk
Hz. Dâvûd:
hükümdar,
savaşçı,
hâkim
olmasına rağmen kalbi makamında değil Allah’tadır.Bu çok önemli bir dengedir.
Gücün İnsanı Uzaklaştırmaması
Dünya gücü insanı bazen:
kibire,
kendi yeterliliğine,
Allah’ı unutmaya
götürebilir.Hz. Dâvûd’da ise güç arttıkça Allah’a dönüş de görünür.
ON BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un gerçek gücü yalnız hükümranlığında değil, her durumda tekrar Rabbine dönen bir kul olmasındaydı.
ON ALTINCI BÖLÜM
Dağların Sabah Akşam Hz. Dâvûd’la Tesbih Etmesi
Sâd Suresi 18–19
Allah dağları Hz. Dâvûd’un emrine verdiğini ve onların:
akşam,
kuşluk vakti
onunla birlikte Allah’ı tesbih ettiğini bildirir.Kuşların da topluca ona katıldığı açıklanır.
Sabah ve Akşam Zikri
Hz. Dâvûd’un zikir hayatı belirli vakitlerle de ilişkilendirilir.Sabah ve akşam:kulluğun tekrarlandığı zamanlardır.
Yaratılışın Tesbihi
Hz. Dâvûd’un zikrine:
dağlar,
kuşlar
eşlik eder.Bu, bütün yaratılışın Allah’ı tesbih ettiği büyük Kur’an temasının bir parçasıdır.
Hükümdarlık ve Tesbih
Hz. Dâvûd’un sarayı olabilir.Ama Kur’an onun değerini yalnız sarayında değil:tesbihindede gösterir.
ON ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un sesi yalnız insanlara değil, dağlara ve kuşlara kadar uzanan bir tesbih hâline dönüştü.
ON YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Hükümdarlığının Güçlendirilmesi
Sâd Suresi 20
Allah Hz. Dâvûd’un hükümdarlığını güçlendirdiğini bildirir.Ayrıca ona:
hikmet,
doğru ve ayırıcı hüküm yeteneği
verir.
Güçlü Mülk
Hz. Dâvûd’un yönetimi zayıf ve dağınık değildir.Allah onun mülkünü kuvvetlendirmiştir.
Gücün Yanına Hikmet Konulması
Kur’an güçten hemen sonra hikmeti anar.Bu sıralama önemlidir.Çünkü:güç tek başına yeterli değildir.
Faslü’l-Hitâb
Hz. Dâvûd’a verilen bu özellik:
davaları ayırmak,
meseleyi açıklığa kavuşturmak,
doğru karar vermek
ile ilişkilendirilir.
Yönetimin Üç Ayağı
Hz. Dâvûd’un yönetiminde:Güç
Hikmet
Doğru hükümbir aradadır.
ON YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah Hz. Dâvûd’un hükümranlığını güçlendirdi; fakat bu gücü hikmet ve doğru hükümle dengeledi.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
İki Davacının Mihrap Duvarını Aşarak Gelmesi
Sâd Suresi 21–22
Hz. Dâvûd’a iki davacının haberi gelir.Onlar alışılmış giriş yolundan değil, ibadet yerinin duvarını aşarak karşısına çıkarlar.Hz. Dâvûd bu beklenmedik durumdan ürker.Onlar korkmamasını söyler ve aralarında bir anlaşmazlık bulunduğunu açıklar.
İbadet Yerinde Gelen İmtihan
Hz. Dâvûd ibadet hâlindeyken bir dava ile karşılaşır.Bu olay:ibadet ile adalet görevlerinin birbirinden kopuk olmadığınıgösterir.
Beklenmedik Olay
İnsan bazen hazırlıklı olmadığı anda sınanabilir.Hz. Dâvûd’un sınavı da beklenmedik biçimde gelir.
Davacıların Talebi
Onlar Hz. Dâvûd’dan:
hak ile hükmetmesini,
haksızlığa sapmamasını,
doğru yolu göstermesini
isterler.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd ibadet yerinde bile adalet sorumluluğuyla karşılaştı; kulluk ile hüküm hayatında birbirinden ayrılmadı.
ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Doksan Dokuz Koyun Sahibinin Tek Koyunu da İstemesi
Sâd Suresi 23
Davacılardan biri:
kardeşinin doksan dokuz koyunu olduğunu,
kendisinin yalnızca bir koyunu bulunduğunu
söyler.Kardeşinin kendi tek koyununu da istemesine karşı şikâyette bulunur.
Çokluk Hakkı Artırmaz
Bir kişinin:
çok malı,
çok gücü,
çok imkânı
olması başkasının hakkını ortadan kaldırmaz.
Zayıfın Tek Hakkı
Davacının yalnız bir koyunu vardır.Ama adalet açısından:bir koyun da tam bir haktır.
Güçlü Olanın Baskısı
Kardeşi sözde ve güçte üstün gelmektedir.Bu, ekonomik ve sosyal baskının örneği olabilir.
ON DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un önündeki davada mesele koyun sayısı değil, çokluğun zayıfın tek hakkını yutmasına izin verilip verilmeyeceğiydi.
YİRMİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Zulüm Hükmü
Sâd Suresi 24
Hz. Dâvûd, kardeşinin onun tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemesini zulüm olarak değerlendirir.Ardından ortakların çoğunun birbirlerinin haklarına girebildiğini, iman edip salih amel işleyenlerin ise bundan istisna olduğunu söyler.
Adaletin Açık Adı
Hz. Dâvûd davranışı açıkça:zulümolarak isimlendirir.
Ortaklıkta Hak
İnsanların:
ticarette,
ortaklıkta,
mirasta,
paylaşımda
birbirlerinin haklarına girmesi mümkündür.Bu nedenle iman ekonomik ahlaka da yansımalıdır.
İman ve Salih Amel
Ayet doğru ortaklık ahlakını:
iman,
salih amel
ile ilişkilendirir.
YİRMİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd, çokluğun zayıfın hakkını almasını açıkça zulüm saydı ve iman ile adaletin birbirinden ayrılamayacağını gösterdi.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un İmtihan Edildiğini Anlaması
Sâd Suresi 24
Davacılarla yaşanan olayın ardından Hz. Dâvûd bunun kendisi için bir sınama olduğunu anlar.Bunun üzerine Rabbinden bağışlanma diler.
Hâkimin de Hesabı Vardır
Hz. Dâvûd başkaları hakkında hüküm veren kişidir.Ama bu:kendisinin sınanmadığıanlamına gelmez.
Kendini Sorgulamak
Gerçek adalet sahibi kişi yalnız:
karşı tarafı,
davacıyı,
suçluyu
sorgulamaz.Kendisini de sorgular.
İmtihanı Fark Etmek
Hz. Dâvûd olayın anlamını gördüğünde hemen Rabbine döner.Bu onun evvâb oluşunun açık örneğidir.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd hüküm veren makamda olsa da kendisini hesaptan muaf görmedi; sınandığını anlayınca kendisini sorguladı.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM
Secde ve Tövbe
Sâd Suresi 24–25
Hz. Dâvûd bağışlanma diler, secdeye kapanır ve Rabbine yönelir.Allah onu bağışladığını bildirir.Ayrıca onun Allah katında:
yakınlığı,
güzel bir dönüş yeri
olduğu açıklanır.
Secdenin Anlamı
Hz. Dâvûd’un secdesi:
güçten kulluğa,
hükümden teslimiyete
dönüşün işaretidir.
Tövbe Hükümdarın Şerefini Azaltmaz
Bazı insanlar makam sahibi kişinin:hata kabul etmesini zayıflıksanabilir.Kur’an’da ise tam tersine Hz. Dâvûd’un tövbesi övülür.
Bağışlanma
Allah onun dönüşünü kabul eder.Bu bize:samimi tövbenin kapısının yüksek makam sahipleri için de açık olduğunugösterir.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un hükümdarlığının en güzel sahnelerinden biri tahtta değil secdede görülür; hata ihtimalini fark ettiğinde Rabbine yönelmiştir.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Yeryüzünde Halife Kılınması
Sâd Suresi 26
Allah Hz. Dâvûd’a onu yeryüzünde halife kıldığını bildirir.Ardından açık emir gelir:İnsanlar arasında hak ile hükmet.
Halife Kavramı
Buradaki halifelik:
mutlak hâkimiyet,
sınırsız güç,
ilahlık
anlamına gelmez.Tam tersine:emanet ve sorumlulukanlamı taşır.
İnsanlar Arasında Hak
Hz. Dâvûd’un görevi:
kendi tarafını,
güçlüleri,
yakınlarını
kayırmak değildir.Ölçüsü haktır.
Yönetimin Temeli
Kur’an burada yönetimin temelini çok kısa bir cümleyle verir:Hak ile hükmet.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un halifeliği bir ayrıcalık değil, insanlar arasında hak ile hükmetme emanetiydi.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hevâya Uymama Emri
Sâd Suresi 26
Allah Hz. Dâvûd’a:Hevâya uyma.buyurur.Çünkü nefsin arzusuna uymak insanı Allah’ın yolundan saptırabilir.
Hâkim İçin En Büyük Tehlikelerden Biri
Bir yönetici karar verirken:
öfkesini,
çıkarını,
akrabalığını,
kişisel isteğini
ölçü hâline getirirse adalet bozulur.
Hevâ
Hevâ:nefsin hak ölçüsünden bağımsız arzusuolarak anlaşılabilir.
Hak ile Hevâ Arasındaki Çatışma
Hz. Dâvûd’a iki yol gösterilir:Hak ile hüküm
veya
Hevâya uymaBirincisi hidayete, ikincisi sapmaya götürebilir.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un adalet terazisinin karşısındaki en büyük tehlike nefsin arzusu olarak gösterildi; hâkim önce kendi hevâsına karşı adil olmalıdır.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hesap Gününü Unutmamak
Sâd Suresi 26
Allah’ın yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmaları sebebiyle ağır bir azap bulunduğu bildirilir.
Yönetimde Ahiret Bilinci
Hz. Dâvûd’un adaleti yalnız:
halkın denetimine,
dünya hukukuna
bağlı değildir.En büyük denetim:Allah’ın huzurunda hesap verme bilincidir.
Hâkim de Hesap Verecek
Hz. Dâvûd başkaları hakkında hüküm verse de bir gün kendisi de Allah’ın hükmüne çıkacaktır.
Hesap Bilinci Adaleti Korur
İnsan:“Kimse görmüyor.”diye düşünebilir.Ama Allah görür.Bu bilinç gizli adaletsizliğin önündeki manevi engellerden biridir.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’a verilen yönetim emri ahiretle bağlandı; insanlar hakkında hüküm veren kişi, bir gün kendisinin de Allah’ın hükmüne çıkacağını unutmamalıdır.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Kavminden Bazılarının İsyanı
Mâide Suresi 78
İsrailoğullarından inkâr edenlerin Hz. Dâvûd’un ve Hz. Îsâ’nın diliyle lanetlendiği bildirilir.Bunun sebebi:
isyan etmeleri,
sınırı aşmalarıdır.
Hz. Dâvûd’un Tebliğindeki Sert Uyarı
Hz. Dâvûd yalnız:
güzel ses,
hikmet,
hükümdarlık
peygamberi değildir.Kavmindeki ciddi sapmalara karşı da açık uyarı taşır.
İsyan ve Sınırı Aşmak
Sorun tek bir hata değildir.Ayet:
sürekli isyan,
haddi aşma
üzerinde durur.
Peygamberin Görevi
Peygamber:
toplumu memnun etmek,
yanlış davranışı görmezden gelmek
için gönderilmez.Hakikati gerektiğinde açık biçimde bildirir.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un peygamberliği yalnız rahmet ve zikir değil, ısrarlı isyan ve sınır aşımı karşısında ciddi ilahî uyarıyı da taşımıştır.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un İbadet Ahlakı
Kur’an’ın farklı ayetleri bir araya getirildiğinde Hz. Dâvûd’un ibadet hayatında üç özellik özellikle belirginleşir:
tesbih,
secde,
Allah’a çokça dönüş.
Tesbih
Dağlar ve kuşlar onunla birlikte Allah’ı tesbih eder.
Secde
İmtihanı fark ettiğinde secdeye kapanır.
Evvâb Oluşu
Her durumda Rabbine geri döner.Bu üç özellik birbirini tamamlar.
Hükümdarın İbadeti
Hz. Dâvûd bize şunu gösterir:Dünya işi ve ibadet birbirini dışlamak zorunda değildir.Bir kişi:
yönetebilir,
çalışabilir,
hüküm verebilir
ve aynı zamanda Rabbini çokça anabilir.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un hükümdarlığının kalbinde ibadet vardı; tesbihi, secdesi ve sürekli Allah’a dönüşü gücünün manevi merkezini oluşturdu.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Ahlakının Ana Hatları
Hz. Dâvûd’un Kur’an’da anlatılan şahsiyeti birçok büyük vasıf etrafında toplanır.
1. Adalet
İnsanlar arasında hak ile hükmetmesi emredilmiştir.
2. Hikmet
Allah ona hikmet vermiştir.
3. İlim
Hz. Süleyman’la birlikte ilim nimetine mazhar olmuştur.
4. Güç
Kur’an onu güçlü bir kul olarak anar.
5. Evvâb Oluş
Sürekli Allah’a döner.
6. Zikir
Dağlar ve kuşlarla birlikte tesbih eder.
7. Tövbe
İmtihanı fark ettiğinde secdeye kapanır ve bağışlanma diler.
8. Tevazu
Hükümdar olmasına rağmen Rabbine karşı kulluğunu korur.
9. Emanet
Halifelik makamını sınırsız güç değil sorumluluk olarak taşır.
10. İnsan Faydasına İlmi Kullanmak
Zırh yapma bilgisi insanların korunmasına hizmet eder.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un ahlakında güç, hikmet, adalet, zikir, tövbe ve insanlara fayda tek bir kulluk bütünlüğü içinde birleşir.
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM
Kitâbü’l-Hükm ve’l-Hikme’nin Temel Öğretileri
Hz. Dâvûd’un Kur’an’daki kıssasından şu temel ilkeler çıkar:
Güç Hikmetle Birlikte Olmalıdır
Allah ona hem mülk hem hikmet vermiştir.
Hüküm Hak ile Verilmelidir
Kişisel arzu adaletin önüne geçmemelidir.
Hâkim de Kendini Sorgulamalıdır
Hz. Dâvûd imtihanı fark ettiğinde hemen Rabbine dönmüştür.
Tövbe Makamı Küçültmez
Secde bir hükümdarın değerini azaltmamış, aksine onun kulluğunu göstermiştir.
İlmin Değeri Faydaya Dönüşmesindedir
Zırh sanatı insanları korumak için kullanılmıştır.
Çokluk Başkasının Hakkını Yutamaz
Doksan dokuz koyun, tek koyunun hakkını ortadan kaldırmaz.
Ahiret Bilinci Yönetimin Temelidir
Hâkim bir gün kendisinin de hesap vereceğini bilmelidir.
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kitâbü’l-Hükm ve’l-Hikme şu ölçüyü öğretir: Güç adaletle, ilim hikmetle, hüküm ahiret bilinciyle ve hata tövbeyle dengelenmelidir.
OTUZUNCU BÖLÜM
Hz. Dâvûd’un Manevi Yolculuğunun Özeti
Hz. Dâvûd’un Kur’an’daki çizgisi şöyle özetlenebilir:Câlût’la mücadele
↓
Allah’ın izniyle zafer
↓
Mülk verilmesi
↓
Hikmet verilmesi
↓
Zebur’un verilmesi
↓
İlim nimeti
↓
Dağlar ve kuşlarla tesbih
↓
Demirin yumuşatılması
↓
Zırh yapma bilgisinin verilmesi
↓
İnsanlara fayda
↓
Doğru hüküm
↓
Davacılarla imtihan
↓
Secde ve tövbe
↓
Halifelik emaneti
↓
Hak ile hüküm emri
↓
Hevâdan sakınma
↓
Allah’a sürekli dönüş
OTUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Dâvûd’un yolu savaş meydanından secdeye, mülkten hikmete, demirden zırha ve hükümden adalete uzanan bir kulluk yolculuğudur.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Dâvûd — Kitâbü’l-Hükm ve’l-Hikme’nin Sonu
Temsil ettiği ahlak: Adalet, hikmet, hüküm, zikir ve tövbe
Gerçek ilahî kitabı: Zebur
İlk büyük Kur’an sahnesi: Câlût’u Allah’ın izniyle yenmesi
Verilen iki büyük nimet: Mülk ve hikmet
İlim nimeti: Hz. Süleyman’la birlikte Allah’tan verilmesi
İbadet özelliği: Dağlar ve kuşlarla tesbih
Özel sanatı: Demirin yumuşatılması ve zırh yapımı
Hüküm ahlakı: İnsanlar arasında hak ile hükmetmek
En büyük yönetim uyarısı: Hevâya uymamak
Tövbe ahlakı: İmtihanı fark ettiğinde secdeye kapanmak
Kur’an’daki vasfı: Güçlü ve sürekli Allah’a dönen kul
İnsanlığa bıraktığı temel ders: Hükümranlık, hak ile hükmetme sorumluluğudur; gerçek güç secde edebilen güçtür.Hz. Dâvûd’un kıssası, insanın elinde güç bulunduğunda asıl imtihanın başladığını; gücün hikmet, adalet ve Allah’a dönüşle korunması gerektiğini öğretir.
Bölüm etkileşimi
