10. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Gizliyi ve Açığı Bilen Allah’a Yöneliş
İbrahim Suresi 38
Hz. İbrahim, Allah’ın insanların gizlediği ve açıkladığı her şeyi bildiğini söyler. Yerde ve gökte hiçbir şeyin Allah’tan gizli kalmayacağını bildirir.Bu ayet, onun duasının yalnız sözden ibaret olmadığını; kalbinin de bütünüyle Allah’a açık olduğunu gösterir.
“Gizlediğimizi de Açıkladığımızı da Bilirsin”
İnsan bazı duygularını:
insanlardan saklayabilir,
diline getirmeyebilir,
kalbinin derinliğinde taşıyabilir.
Fakat Allah:
söyleneni,
söylenmeyeni,
niyeti,
korkuyu,
ümidi
bilir.Hz. İbrahim ailesini ekinsiz vadiye bırakırken taşıdığı duyguları da Allah’ın bildiğinin farkındadır.
Duanın Samimiyeti
Allah’ın kalpleri bildiğini kabul eden kişi, duayı gösteriş için yapamaz.Gerçek dua:
yalnız dille söylenen söz değil,
kalbin Allah’a açılması,
aczin kabul edilmesi,
ihtiyacın dürüstçe ifade edilmesidir.
Yerde ve Gökte Gizli Kalan Hiçbir Şey Olmaması
Allah’ın bilgisi:
belirli bir mekânla,
belirli bir zamanla,
görünen olaylarla
sınırlı değildir.O:
geçmişi,
geleceği,
gizliyi,
açığı
bilir.Bu sebeple Hz. İbrahim ailesini Allah’a emanet ederken onların durumunun Rabbinden gizli kalmayacağını bilir.
Emanet ile İlahi Bilgi
İnsan sevdiği birini yanında bulunmadan koruyamayabilir.Fakat Allah:
uzaklığı aşar,
gizli tehlikeyi bilir,
görünmeyen ihtiyacı görür.
Hz. İbrahim’in teslimiyeti, Allah’ın ilmine duyduğu güvene dayanır.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim ailesini gözünün önünden uzaklaştırdı; fakat onların Allah’ın ilminden uzak olmadığını biliyordu.Tevhid, yalnız Allah’ın varlığına inanmak değil; hiçbir hâlin O’ndan gizli kalmadığını bilerek yaşamaktır.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜM
Yaşlılıkta Verilen Evlatlara Hamd
İbrahim Suresi 39
Hz. İbrahim, yaşlılık döneminde kendisine Hz. İsmail ve Hz. İshak’ı bağışlayan Allah’a hamd eder.Rabbinin duaları işittiğini bildirir.
Yaşlılıkta Gelen Nimet
Hz. İbrahim uzun süre evlat beklemiş ve ileri yaşında iki oğulla müjdelenmiştir.Bu durum:
duanın gecikmesinin reddedilme anlamına gelmediğini,
Allah’ın nimetinin beklenmedik zamanda gelebileceğini,
sebeplerin Allah’ın kudretini sınırlamadığını
gösterir.
İsmail ve İshak
Hz. İsmail ve Hz. İshak iki büyük peygamberlik kolunun başlangıcında yer alır.Bu evlatlar yalnız aile sevinci değildir. Aynı zamanda:
tevhid mirasının devamı,
peygamberlik zinciri,
gelecek nesillerin hidayeti
bakımından büyük bir nimettir.
Hamd Etmek
Hz. İbrahim nimeti kendisinden bilmemiştir.O:
yaşlılığını,
sebeplerin zayıflığını,
duanın kabulünü
hatırlayarak Allah’a hamd etmiştir.Hamd, yalnız nimeti aldıktan sonra sevinmek değil; nimetin gerçek sahibini tanımaktır.
Duaları İşiten Allah
Hz. İbrahim:“Rabbim duayı işitendir.”anlamında Allah’ı anar.Duanın kabulü hemen ve istenilen biçimde görünmeyebilir. Ancak hiçbir samimi dua Allah’ın bilgisinin dışında değildir.
Geciken Duanın Ahlakı
İnsan uzun süre dua ettiğinde:
ümitsizliğe düşebilir,
duasının unutulduğunu sanabilir,
acele edebilir.
Hz. İbrahim’in hayatı, duanın vakti konusunda Allah’a güvenmeyi öğretir.Kul dua eder; kabulün şeklini ve zamanını Allah belirler.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim yaşlılığında kendisine verilen Hz. İsmail ve Hz. İshak için Allah’a hamd etmiştir.Tevhid, nimeti yalnız istemek değil; geldiğinde onu Allah’tan bilmek ve şükürle karşılamaktır.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Namazı Devam Ettirme Duası
İbrahim Suresi 40
Hz. İbrahim kendisini ve soyundan gelenleri namazı dosdoğru kılanlardan eylemesi için Allah’a dua eder. Ardından duasının kabulünü ister.
“Beni Namazı Kılanlardan Eyle”
Hz. İbrahim büyük bir peygamber olduğu hâlde namazını koruyabilmek için Allah’tan yardım istemiştir.Bu, ibadetin yalnız geçmişte yapılan bir başarı olmadığını gösterir.Namaz:
başlanması,
korunması,
devam ettirilmesi
gereken bir kulluktur.
Namazı Dosdoğru Kılmak
Namazı dosdoğru kılmak yalnız hareketleri yerine getirmek değildir.İçinde:
vakte dikkat,
huşû,
samimiyet,
Allah’ı anma,
davranışa yansıyan kulluk
bulunmalıdır.Namaz insanı:
kibirden,
zulümden,
kötülükten
uzaklaştıran bir bilinç taşımalıdır.
Soyu İçin Dua
Hz. İbrahim yalnız kendi ibadetini düşünmemiştir.Soyundan gelenlerin de:
namazı öğrenmesini,
namazı sevmesini,
namazı devam ettirmesini
istemiştir.Bu, ailede ibadet eğitiminin önemini gösterir.
Duanın Sınırı
Hz. İbrahim soyunun tamamı için mutlak ve zorunlu bir iman sonucu istememiştir. Duası, soyundan namazı sürdüren salih kimselerin bulunması yönündedir.Her insan kendi iradesiyle sorumludur.
“Rabbimiz, Duamı Kabul Et”
Hz. İbrahim duasını kabul talebiyle tamamlar.Peygamber bile:
duasına,
ameline,
ibadetine
Allah’ın kabulü olmadan güvenmez.Bu, kulluğun tevazu yönüdür.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in duası iki nesli birleştirir:Kendisinin namazı
ve
soyunun namazıTevhid, bir neslin kalbinde başlayıp sonraki nesillere namaz, dua ve güzel örneklikle aktarılır.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hesap Gününde Bağışlanma Duası
İbrahim Suresi 41
Hz. İbrahim, hesap kurulacağı gün kendisinin, anne ve babasının ve bütün müminlerin bağışlanmasını ister.Bu dua, onun merhametinin yalnız ailesiyle sınırlı olmadığını gösterir.
Kendisi İçin Bağışlanma İstemesi
Hz. İbrahim büyük bir peygamber olmasına rağmen kendisini bağışlanmaya ihtiyaç duymayan biri gibi görmemiştir.Bu tavır:
tevazu,
kulluk,
Allah’ın rahmetine ihtiyaç
bilincidir.İnsan ne kadar salih amel yaparsa yapsın, kendisini Allah’ın bağışlamasından bağımsız görmemelidir.
Anne ve Babası İçin Dua
Hz. İbrahim’in anne ve babası için yaptığı dua, hayatının farklı dönemlerindeki umut ve merhamet bağlamında değerlendirilmelidir.Tevbe Suresi’nde, babasının Allah’a düşmanlığı kesinleşince ondan uzaklaştığı bildirilmiştir.Bu nedenle ayetler birlikte okunmalı; Hz. İbrahim’in tevhid ölçüsünden taviz verdiği düşünülmemelidir.
Bütün Müminleri Duasına Katması
Hz. İbrahim yalnız:
kendisini,
çocuklarını,
yakın çevresini
değil, bütün müminleri duasına katmıştır.Bu, peygamber kalbinin genişliğini gösterir.Mümin, yalnız kendisi için değil, diğer müminler için de:
bağışlanma,
hidayet,
rahmet
dilemelidir.
Hesap Günü
Dua özellikle hesabın kurulacağı güne yöneliktir.O gün:
soy,
servet,
makam,
dünya gücü
tek başına fayda sağlamaz.İnsanın ihtiyacı:
iman,
salih amel,
Allah’ın rahmeti
olacaktır.
Hesap Bilinci
Ahiret hesabına inanmak insanın dünya hayatını düzeltir.Bu bilinç:
haksızlıktan sakındırır,
emaneti korumaya yöneltir,
ibadeti ciddileştirir,
tövbeyi ertelememeyi öğretir.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in duası:Kendisini,
ailesini
ve bütün müminlerikapsar.Tevhid, insanı yalnız kendi kurtuluşunu isteyen dar bir kalbe değil; bütün müminler için rahmet ve bağışlanma dileyen geniş bir kalbe ulaştırır.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM
Misafirlerin Yeniden Anlatılması
Hicr Suresi 51–56
Hicr Suresi’nde Hz. İbrahim’in melek misafirleri, onların selamı, Hz. İbrahim’in duyduğu korku ve yaşlılık döneminde verilen evlat müjdesi yeniden anlatılır.
Hicr Suresi 51–52. Ayetler
Misafirlerin Gelişi ve Selamı
Hz. İbrahim’e gelen misafirler huzuruna girerek selam verir.Hz. İbrahim ise onlardan endişe duyduğunu bildirir.
Selamla Başlayan Ziyaret
Melekler ziyaretlerine selamla başlamıştır.Selam:
güven,
esenlik,
iyi niyet
mesajıdır.Fakat Hz. İbrahim onların alışılmadık durumunu görünce endişelenmiştir.
Hicr Suresi 53. Ayet
Bilgili Bir Oğul Müjdesi
Melekler korkmamasını söyler ve ona bilgili bir oğul müjdeler.Bu müjdenin Hz. İshak’la ilgili olduğu, Hûd Suresi’ndeki açıklamayla anlaşılır.
Bilgi Nimeti
Evlat yalnız bedensel neslin devamı değildir.Müjdede özellikle bilgi özelliğinin anılması, hayırlı evladın:
ilim,
hikmet,
peygamberlik
ile değer kazanacağını gösterir.
Hicr Suresi 54. Ayet
Yaşlılıkta Müjdeye Şaşması
Hz. İbrahim, yaşlılık kendisine ulaşmışken evlatla müjdelenmesine şaşar ve kendisine neyle müjde verdiklerini sorar.
İnsani Hayret
Hz. İbrahim’in şaşkınlığı Allah’ın kudretini inkâr etmek değildir.Olayın normal şartların ötesinde görünmesi sebebiyle duyulan insani bir hayrettir.
Hicr Suresi 55. Ayet
Hak Üzere Verilen Müjde
Melekler ona gerçeğe dayalı bir müjde verdiklerini söyler ve ümitsizliğe düşmemesini ister.
Müjdenin Kesinliği
İlahî müjde:
tahmin,
temenni,
belirsiz bir beklenti
değildir.Allah’ın bildirdiği hak bir haberdir.
Hicr Suresi 56. Ayet
Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesmemek
Hz. İbrahim, sapıklardan başka kimsenin Rabbinin rahmetinden ümit kesmeyeceğini bildirir.
Ümit Ahlakı
Allah’ın rahmetinden ümit kesmek:
kudretini küçümsemek,
bağışlama ve lütfunu imkânsız görmek,
sebepleri Allah’ın önüne geçirmek
anlamına gelebilir.Hz. İbrahim yaşlılığın doğal sebeplerini görür; fakat Allah’ın rahmetini onlarla sınırlandırmaz.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Sebepler zayıflasa da Allah’ın rahmeti zayıflamaz. Hz. İbrahim şaşırmış, fakat ümidini kaybetmemiştir.
OTUZ ALTINCI BÖLÜM
Meleklerin Görevinin Açıklanması
Hicr Suresi 57–60
Hz. İbrahim misafirlerine görevlerinin ne olduğunu sorar. Onlar suçlu bir topluma gönderildiklerini; Hz. Lût’un ailesinden belirlenenler dışındakileri kurtaracaklarını bildirir.
Hicr Suresi 57. Ayet
“Göreviniz Nedir?”
Hz. İbrahim müjdeyi aldıktan sonra meleklerin geliş sebebini sorar.Bu soru:
olayın hikmetini anlama,
misafirlerin görevini öğrenme,
yaklaşan hükmü kavrama
isteğidir.
Hicr Suresi 58. Ayet
Suçlu Topluma Gönderilmeleri
Melekler günah ve zulümde ısrar eden bir topluma gönderildiklerini bildirir.Bu toplum Hz. Lût’un kavmidir.
Hicr Suresi 59. Ayet
Lût Ailesinin Kurtuluşu
Hz. Lût’un ailesinin kurtarılacağı bildirilir.Bu, ilahî hükmün:
iman edenle inkâr edeni,
zulmedenle zulme katılmayanı
ayırt ettiğini gösterir.
Hicr Suresi 60. Ayet
Geride Kalması Takdir Edilen Kişi
Hz. Lût’un eşinin geride kalanlar arasında olacağı bildirilir.Aile yakınlığı onu kurtarmamıştır. Çünkü iman ve davranış bakımından peygamberin yoluna bağlı değildir.Bu ölçü Hz. Nuh’un ailesinde görülen ölçüyle aynıdır:Soy ve evlilik bağı, iman olmadan kurtuluş garantisi değildir.
OTUZ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Meleklerin ziyareti iki yön taşır:Hz. İbrahim’in evine müjde
ve
Lût kavmine adalet hükmüAynı ilahî emir, iman eden için rahmet; zulümde ısrar eden için hesap olabilir.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM
Tek Başına Bir Ümmet Olan İbrahim
Nahl Suresi 120–123
Nahl Suresi’nde Hz. İbrahim’in Allah’a itaat eden, tevhid üzere yaşayan, nimetlere şükreden ve doğru yola iletilmiş büyük bir önder olduğu bildirilir.Onun şahsında bir insanın, sayıca tek başına olsa bile iman, ahlak ve örneklik bakımından bir ümmet değerine ulaşabileceği gösterilir.
Nahl Suresi 120. Ayet
İbrahim’in Bir Ümmet Olması
Hz. İbrahim’in tek başına bir ümmet olduğu, Allah’a gönülden itaat ettiği, hanîf bulunduğu ve müşriklerden olmadığı bildirilir.
“Ümmet” İfadesinin Anlamı
Buradaki ümmet kelimesi yalnız büyük bir insan topluluğunu ifade etmez.Hz. İbrahim:
iyilikte önder,
insanlara örnek,
tevhidi temsil eden,
birçok güzel ahlakı kendisinde toplayan
bir kuldur.Kavmi şirkte birleşmişken o tek başına tevhidi savunmuştur. Bu nedenle sayıca bir kişi olsa da taşıdığı iman ve örneklik bakımından bir ümmet gibi değerlendirilmiştir.
Tek Başına Hakikati Savunmak
Hz. İbrahim’in yanında başlangıçta büyük bir topluluk bulunmamıştır.O:
babasına,
kavmine,
putperest düzene,
güçlü yöneticilere
karşı tevhidi savunmuştur.Bu durum hakikatin değerinin onu savunanların sayısına bağlı olmadığını gösterir.Kalabalık yanlışta birleşebilir; tek bir insan ise hakikatin üzerinde durabilir.
Allah’a Gönülden İtaat
Hz. İbrahim’in Allah’a itaat eden bir kul olduğu bildirilir.Onun itaati:
yalnız sözde değil,
hicrette,
aile imtihanında,
putlara karşı mücadelesinde,
Kâbe’nin inşasında
davranış hâline gelmiştir.Gerçek itaat, emir kolay olduğunda değil, nefse ağır geldiğinde de Allah’a yönelmektir.
Hanîf Olması
Hz. İbrahim bütün bâtıl inançlardan yüz çevirerek yalnız Allah’a yönelmiştir.Hanîflik:
şirki reddetmek,
tevhidi eğip bozmamak,
kalbi yaratılmışların kulluğundan kurtarmaktır.
Müşriklerden Olmaması
Hz. İbrahim’in müşriklerden olmadığı tekrar vurgulanır.Bu tekrar, onun tevhid kimliğinin sonradan yapılan bütün tartışmaların üzerinde bulunduğunu gösterir.O:
putlara,
yıldızlara,
aya,
güneşe,
insan gücüne
ilahî özellik vermemiştir.
Nahl Suresi 121. Ayet
Nimetlere Şükretmesi
Hz. İbrahim’in Allah’ın nimetlerine şükrettiği bildirilir. Allah’ın onu seçtiği ve dosdoğru yola ilettiği açıklanır.
Şükür Ahlakı
Hz. İbrahim kendisine verilen:
hidayeti,
evlatları,
güvenliği,
peygamberliği,
ilahî yardımı
kendisinden bilmemiştir.Şükür:
nimeti Allah’tan bilmek,
dille hamdetmek,
nimeti doğru yolda kullanmak
demektir.
Ateşten Kurtuluşun Şükrü
Hz. İbrahim kavmi tarafından ateşe atılmış, fakat Allah onu korumuştur.Bu kurtuluş onun için büyük bir nimettir. Ancak Hz. İbrahim yalnız olağanüstü kurtuluşlarda değil, bütün hayatında şükreden bir kuldur.Şükür yalnız büyük mucizelerden sonra değil, günlük nimetler karşısında da sürdürülmelidir.
Seçilmesi
Allah Hz. İbrahim’i:
peygamberlik,
tevhid önderliği,
insanlara örneklik
için seçmiştir.Seçilmişlik sorumluluğu azaltmaz, artırır.Hz. İbrahim’in seçilmişliği onu insanlardan koparmamış; insanlık için dua eden ve yol gösteren bir önder hâline getirmiştir.
Dosdoğru Yola İletilmesi
Hz. İbrahim kendi aklıyla düşünmüş; fakat hidayeti yalnız kendisine mal etmemiştir.Onu dosdoğru yola ileten Allah’tır.Akıl:
yaratılışı düşünür,
yanlışları fark eder,
delilleri değerlendirir.
Hidayetin tamamlanması ise Allah’ın yardımıyla gerçekleşir.
Nahl Suresi 122. Ayet
Dünyada Verilen Güzellik
Allah’ın Hz. İbrahim’e dünyada iyilik ve güzellik verdiği, ahirette de onun salihler arasında bulunacağı bildirilir.
Dünyadaki Güzel Karşılık
Hz. İbrahim dünyada:
güzel bir isim,
salih nesiller,
peygamberlik mirası,
Kâbe hizmeti,
insanlığın sevgisi
ile anılmıştır.Onu ateşe atan toplumun düzeni sona ermiş; fakat Hz. İbrahim’in tevhid çağrısı yaşamaya devam etmiştir.
Ahirette Salihlerden Olması
Dünyadaki şöhret ve güzel hatıra tek başına yeterli değildir.Asıl başarı, ahirette salih kullar arasında bulunmaktır.Hz. İbrahim’in dünya önderliği ile ahiret kurtuluşu birlikte anılır.
Nahl Suresi 123. Ayet
Hz. Muhammed’e İbrahim’in Yoluna Uyma Emri
Allah, Hz. Muhammed’e hanîf olan Hz. İbrahim’in dinine uymasını vahyettiğini bildirir. Hz. İbrahim’in müşriklerden olmadığı yeniden vurgulanır.
Peygamberler Arasındaki Bağ
Hz. Muhammed yeni ve tevhid zincirinden kopuk bir inanç getirmemiştir.O:
Hz. İbrahim’in tevhidini,
Allah’a teslimiyetini,
şirkten uzaklığını
devam ettirmiştir.Şeriatların bazı ayrıntıları farklılaşabilir; fakat temel iman birdir.
İbrahim’in Yolunun Devamı
Hz. İbrahim’in yolu:
Kâbe,
hac,
dua,
teslimiyet,
tevhid
ile Hz. Muhammed’in ümmetinde de yaşatılmıştır.Bu bağlılık yalnız tarihî bir nispet değil, inanç ve ahlak devamlılığıdır.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim:Tek başına bir ümmetti.
Allah’a itaat etti.
Hanîf olarak yaşadı.
Nimetlere şükretti.
Allah tarafından seçildi.
Dosdoğru yola iletildi.
Dünyada güzellikle, ahirette salihlikle anıldı.Tevhid Kitabı’nın bu bölümü, insanın kalabalığa benzemekle değil; Allah’a sadakatle değer kazandığını öğretir.
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Doğru Sözlü Peygamber İbrahim
Meryem Suresi 41
Kur’an, Hz. İbrahim’in kıssasını anlatırken onun çok doğru sözlü bir peygamber olduğunu bildirir.Bu kısa ayet, onun bütün tebliğinin ahlaki temelini açıklar:Sıdk — doğruluk
Kitapta İbrahim’i Anmak
Allah, Hz. İbrahim’in kıssasının vahiy içinde anılmasını emreder.Peygamberlerin anılması:
onları kutsallaştırmak,
Allah’a ortak hâle getirmek
için değil; imanlarını ve ahlaklarını örnek almak içindir.
Sıddîk Olması
Sıddîk:
sözü doğru olan,
hakikati içtenlikle doğrulayan,
inancıyla davranışı birbirini destekleyen,
doğrulukta yüksek dereceye ulaşan
kimse demektir.Hz. İbrahim yalnız yalan söylemeyen biri değildir. O, Allah’ın hakikatini bütün varlığıyla doğrulamıştır.
Sözü ile Hayatının Birliği
Hz. İbrahim:“Yalnız Allah’a kulluk edin.”demiş ve kendisi de yalnız Allah’a kulluk etmiştir.Putların güçsüz olduğunu söylemiş ve onlardan korkmamıştır.Teslimiyet çağrısı yapmış ve en ağır imtihanlarda teslim olmuştur.Bu nedenle sözüyle hayatı arasında ayrılık yoktur.
Peygamber Olması
Hz. İbrahim’in doğruluğu peygamberlik emanetiyle birleşmiştir.Peygamber:
Allah’tan gelen mesajı değişmeden ulaştırır,
hakikati gizlemez,
insanların hoşuna göre vahyi dönüştürmez.
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in tevhid sözü güçlüydü; çünkü söylediği hakikati kendi hayatında da eksiksiz yaşamaya çalışıyordu.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜM
Babasına Yumuşak Dille Yaptığı Çağrı
Meryem Suresi 42–45
Hz. İbrahim babasını putlara kulluktan vazgeçirmeye çalışırken ona sevgi ve saygı taşıyan bir hitap kullanır.Her ayette:“Babacığım!”anlamı taşıyan yumuşak bir seslenişle konuşur.Bu bölüm, tevhid hakikatinin merhametli bir dil ve açık delille nasıl anlatılacağını gösterir.
Meryem Suresi 42. Ayet
İşitmeyen ve Görmeyen Putlara Kulluk
Hz. İbrahim babasına, işitmeyen, görmeyen ve kendisine hiçbir fayda sağlamayan şeylere neden kulluk ettiğini sorar.
Üç Temel Soru
Putlar:
işitemez,
göremez,
fayda ve zararı bağımsız biçimde veremez.
Bu özellikler onların ilah olamayacağını ortaya koyar.Kulluk edilen varlığın:
kendisine yöneleni bilmesi,
duasını işitmesi,
yardım etmeye gücü yetmesi
beklenir.Putlar bunların hiçbirine sahip değildir.
Soru Yoluyla Düşündürmek
Hz. İbrahim babasına yalnız emir vermemiş, onu düşünmeye çağırmıştır.Soru:
vicdanı uyandırabilir,
alışkanlığı sorgulatabilir,
kişinin kendi çelişkisini görmesini sağlayabilir.
“Babacığım” Hitabı
Hz. İbrahim ağır bir inanç yanlışını eleştirirken babasına kaba davranmamıştır.Saygı:
yanlışı gizlemek değil,
doğruyu incitmeden ve açıkça söylemektir.
Meryem Suresi 43. Ayet
Kendisine Gelen Bilgi
Hz. İbrahim babasına, kendisine onun bilmediği bir bilginin geldiğini söyler ve kendisine uymasını ister. Böylece onu dosdoğru yola ileteceğini bildirir.
Bilgiyle Üstünlük Taslamamak
Hz. İbrahim:“Ben senden üstünüm.”dememiştir.Kendisine Allah tarafından bilgi geldiğini belirtmiştir.Bilgi:
kibirlenme,
başkasını küçümseme
aracı değil, doğru yolu paylaşma emanetidir.
Peygambere Uymak
Hz. İbrahim’in kendisine uyulmasını istemesi, şahsına kulluk talebi değildir.O, Allah’ın gösterdiği dosdoğru yolu açıklamaktadır.Peygambere uymak Allah’ın hidayetine uymaktır.
Dosdoğru Yol
Dosdoğru yol:
tevhid,
ibadet,
adalet,
güzel ahlak,
ahiret bilinci
yoludur.Putların yolu alışılmış olabilir; fakat doğru değildir.
Meryem Suresi 44. Ayet
Şeytana Kulluk Etmeme Uyarısı
Hz. İbrahim babasına şeytana kulluk etmemesini söyler. Şeytanın Rahmân’a karşı asi olduğunu bildirir.
Şeytana Kulluk
Babası görünürde şeytanın önünde secde etmiyor olabilir. Fakat şeytanın yönlendirdiği şirk yoluna uyması, ona itaat anlamı taşır.Kulluk yalnız fiziksel secde değildir. Allah’a karşı isyanda bir varlığın çağrısına bağlanmak da kulluk niteliği kazanabilir.
Rahmân’a İsyan
Ayet Allah’ı Rahmân ismiyle anar.Şeytan, sonsuz rahmet sahibi Allah’a karşı gelmiştir.Bu ifade, günahın yalnız bir kural ihlali değil, rahmet sahibine karşı nankörlük olduğunu düşündürür.
Meryem Suresi 45. Ayet
Azap ve Şeytana Yakınlık Korkusu
Hz. İbrahim babasına Rahmân’dan gelecek bir azabın ona dokunmasından ve şeytanın dostlarından biri hâline gelmesinden korktuğunu söyler.
Peygamberin Korkusu
Hz. İbrahim babasına:“Sen mutlaka cezalandırılacaksın.”diye kibirli bir kesinlikle konuşmamıştır.Onun başına gelecek sonuçtan korktuğunu söylemiştir.Bu, merhametli uyarıdır.
Şeytanın Dostluğu
Şeytanın dostu olmak:
onun çağrısına uymak,
şirkte ve isyanda ısrar etmek,
hakikate karşı onun yolunu izlemektir.
Şeytan insanı koruyamaz. Ona uyanı sonunda yalnız bırakır.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim babasına:Hakaret etmedi.
“Babacığım” diye seslendi.
Putların güçsüzlüğünü delille gösterdi.
Kendisindeki bilgiyi emanet olarak sundu.
Şeytana uymaktan sakındırdı.
Başına gelecek sonuçtan korktuğunu söyledi.Tevhid çağrısı sert hakikati merhametli dille söyleyebilmektir. Yumuşaklık hakikati gizlemek, açıklık ise kırıcı olmak değildir.
KIRKINCI BÖLÜM
Babanın Tehdidi ve İbrahim’in Selamla Ayrılması
Meryem Suresi 46–48
Hz. İbrahim’in babası onun yumuşak çağrısına karşı sert ve tehditkâr bir cevap verir. Putlarından yüz çevirmesi hâlinde onu taşlayacağını söyler ve uzun süre kendisinden uzaklaşmasını ister.Hz. İbrahim ise tehdide selamla karşılık verir ve onun için bağışlanma dileyeceğini bildirir.
Meryem Suresi 46. Ayet
Taşlama Tehdidi
Babası Hz. İbrahim’e, ilahlarından yüz çevirip çevirmediğini sorar. Vazgeçmezse onu taşlayacağını söyler ve uzaklaşmasını ister.
Yakınından Gelen Ağır İmtihan
Hz. İbrahim’in tehdit edildiği kişi yabancı biri değil, kendi babasıdır.Aileden gelen reddediş:
duygusal,
toplumsal,
manevi
bakımdan ağır olabilir.Hz. İbrahim buna rağmen tevhid sözünü geri almamıştır.
Putların Aile Bağının Önüne Geçirilmesi
Babası putlarını oğlundan daha değerli görmüş, onların eleştirilmesini kabul etmemiştir.Yanlış inanç insanın:
sevgisini,
merhametini,
aile bağını
bozacak kadar kalbini katılaştırabilir.
Meryem Suresi 47. Ayet
“Sana Selam Olsun”
Hz. İbrahim babasına selam verir ve Rabbi tarafından bağışlanması için dua edeceğini söyler. Rabbinin kendisine karşı lütufkâr olduğunu ifade eder.
Tehdide Selamla Karşılık
Hz. İbrahim:
hakaret etmemiş,
taşlama tehdidiyle tehdit etmemiş,
öfkeyle lanet okumamıştır.
“Sana selam olsun” sözü, tartışmayı şiddete dönüştürmeden uzaklaşma ahlakıdır.
Bağışlanma Dileme Sözü
Hz. İbrahim babası hayattayken onun hidayeti ve bağışlanması için dua etme umudunu korumuştur.Daha sonra babasının Allah’a düşmanlığı kesinleştiğinde ondan uzaklaştığı Tevbe Suresi’nde açıklanmıştır.Ayetler birlikte değerlendirilmelidir.
Allah’ın Lütfuna Güven
Hz. İbrahim Rabbini duasına karşı lütufkâr olarak anar.O babasının durumunu değiştirecek mutlak gücün kendisinde olmadığını bilir.Hidayet için dua eder; sonucu Allah’a bırakır.
Meryem Suresi 48. Ayet
Kavminden ve Putlarından Uzaklaşması
Hz. İbrahim kavminden ve Allah’tan başka taptıkları varlıklardan uzaklaşacağını bildirir. Yalnız Rabbine dua edeceğini ve duasında mahrum bırakılmayacağını umduğunu söyler.
Fiziksel ve Manevi Hicret
Hz. İbrahim yalnız bulunduğu yeri terk etmemiştir.O:
putlardan,
şirk düzeninden,
bâtıl ibadetlerden
manevi olarak da ayrılmıştır.Hicret, yalnız mekân değiştirmek değil, Allah’a karşı günaha götüren bağlardan uzaklaşmaktır.
Yalnız Allah’a Dua
Hz. İbrahim kavminin taptığı bütün varlıkları bırakır ve duasını yalnız Allah’a yöneltir.Bu, tevhidin dua boyutudur.Kul:
yardım,
bağışlanma,
hidayet,
korunma
için nihai olarak Allah’a yönelir.
KIRKINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim:Yumuşaklıkla çağırdı.
Taşlanmakla tehdit edildi.
Tehdide selamla karşılık verdi.
Kavminden ve putlarından ayrıldı.
Duasını yalnız Allah’a yöneltti.Bazen tevhidi korumak, sonuçsuz ve zararlı çekişmeyi bırakıp selamla uzaklaşmayı gerektirir.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜM
Hicretin Ardından Verilen İshak ve Yakup
Meryem Suresi 49–50
Hz. İbrahim kavminden ve putlarından uzaklaşınca Allah ona Hz. İshak’ı ve Hz. Yakup’u bağışlar. Her ikisini de peygamber yapar.Onlara rahmetinden ikramda bulunur ve insanlar arasında güzel, yüce bir anılma verir.
Meryem Suresi 49. Ayet
Ayrılığın Ardından Gelen Aile Nimeti
Hz. İbrahim Allah uğrunda:
ailesinin desteğini,
doğduğu çevreyi,
kavminin kabulünü
geride bırakmıştır.Bu ayrılığın ardından Allah ona yeni ve imanlı bir aile bağı verir.Hz. İshak ve Hz. Yakup yalnız evlat ve torun değil, peygamberlik zincirinin devamıdır.
Hicret ve Karşılık
Bu ayet her fedakârlığın dünyada aynı biçimde karşılık bulacağını vaat etmez. Ancak Hz. İbrahim’in kıssasında Allah, onun kaybettiği bağların yerine hayırlı bağlar vermiştir.O kavminden ayrılmış, fakat peygamberlerden oluşan bereketli bir aileyle desteklenmiştir.
Her İkisini Peygamber Kılması
Hz. İshak ve Hz. Yakup peygamber kılınmıştır.Bu, Hz. İbrahim’in nesli için yaptığı duaların karşılıklarından biridir.Ancak peygamberlik soydan otomatik olarak kazanılan bir hak değildir. Allah’ın seçimi ve lütfudur.
Meryem Suresi 50. Ayet
Rahmet ve Güzel Anılma
Allah onlara rahmetinden verdiğini ve kendileri için yüce bir doğruluk dili, yani güzel bir ün meydana getirdiğini bildirir.
İlahi Rahmet
Hz. İbrahim ve ailesine verilen:
peygamberlik,
hidayet,
imanlı nesil,
güzel hatıra
Allah’ın rahmetindendir.
Doğruluk Dili
Doğruluk dili:
sonraki nesiller tarafından hayırla anılmak,
doğru örnek olarak bilinmek,
tevhid mirasının devam etmesi
anlamını taşır.Hz. İbrahim’in kavmi onu susturmak istemiştir. Fakat onun adı yüzyıllar boyunca dua, sevgi ve saygıyla anılmıştır.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim Allah için kavminden ayrılmış; Allah ona:İshak’ı,
Yakup’u,
peygamberlik devamını,
rahmeti
ve güzel bir isimle anılmayıvermiştir.İnsan Allah uğrunda yanlış bağlardan ayrıldığında yalnızlığa düşebilir; fakat Allah dilerse ona iman, rahmet ve hayırlı nesillerle yeni bir yakınlık verir.
KIRK İKİNCİ BÖLÜM
Hz. İbrahim’e Daha Önce Verilen Doğru Yol
Enbiyâ Suresi 51
Allah’ın Hz. İbrahim’e daha önce doğru yolu ve sağlam bir anlayış verdiği, onun durumunu çok iyi bildiği açıklanır.Bu ayet, Hz. İbrahim’in putları sorgulamaya başladığı dönemde hakikatten habersiz ve rastgele arayış içinde olmadığını gösterir. Allah ona doğruyu ayırt etme yeteneği ve tevhid bilinci vermiştir.
Rüşdün Anlamı
Ayette ifade edilen rüşd:
doğruyu yanlıştan ayırmak,
hikmetli davranmak,
hakikate yönelmek,
olgun ve isabetli karar vermek
anlamlarını taşır.Hz. İbrahim’in kavmine yönelttiği sorular yalnız zekice kurulmuş sözler değildir. İlahi hidayetle desteklenen bir tevhid anlayışından doğmuştur.
“Daha Önce” İfadesi
Hz. İbrahim’e doğru yolun daha önce verilmiş olması, onun genç yaşlarından itibaren şirkten korunmuş ve hakikate yöneltilmiş olduğunu düşündürür.Bu nedenle yıldız, ay ve güneş hakkındaki sözleri, onların gerçekten ilah olduğuna inanması şeklinde değil; kavminin inancını sorgulatan bir delillendirme yöntemi olarak değerlendirilmelidir.
Allah’ın Onu Bilmesi
Allah Hz. İbrahim’in:
samimiyetini,
tevhid bağlılığını,
taşıyacağı peygamberlik görevini,
karşılaşacağı imtihanları
bilmektedir.Seçilmişliği tesadüf değildir. Allah’ın ilmi ve hikmetiyle gerçekleşmiştir.
KIRK İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim putların güçsüzlüğünü yalnız kendi aklıyla fark eden bir düşünür değil, Allah tarafından doğru yola iletilmiş bir peygamberdir.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Putların Gerçek Değerini Sorgulaması
Enbiyâ Suresi 52–54
Hz. İbrahim babasına ve kavmine, karşılarında saygıyla durup kulluk ettikleri heykellerin ne olduğunu sorar. Kavmi, atalarını bunlara kulluk ederken bulduklarını söyler. Hz. İbrahim ise onların da atalarının da açık bir sapıklık içinde olduğunu bildirir.
Enbiyâ Suresi 52. Ayet
“Bu Heykeller Nedir?”
Hz. İbrahim kavmine doğrudan bir soru yöneltir:Karşılarında ibadete kapanıp durduğunuz bu heykeller nedir?Bu soru yalnız putların isimlerini öğrenmek için sorulmamıştır. Kavmi, yaptıkları davranışın gerçek anlamını düşünmeye çağırır.
Putların İnsan Eliyle Yapılması
Heykeller:
taş veya başka maddelerden yapılmış,
insanlar tarafından şekillendirilmiş,
belirli yerlere yerleştirilmiş
varlıklardır.İnsan kendi eliyle meydana getirdiği bir nesneye daha sonra ilahî güç yüklemektedir.Hz. İbrahim bu çelişkiyi görünür hâle getirir.
İbadette Devamlılık
Kavim putların karşısında yalnız belirli zamanlarda bulunmamakta, onlara bağlılık göstermeyi sürekli bir davranış hâline getirmektedir.Alışkanlık uzun sürdüğünde insan yaptığı şeyin nedenini sorgulamayı bırakabilir.Hz. İbrahim’in sorusu bu alışkanlığı sarsar.
Enbiyâ Suresi 53. Ayet
“Atalarımızı Böyle Bulduk”
Kavmi, atalarını bu putlara kulluk ederken bulduklarını söyler.
Geleneği Delil Saymak
Kavmin temel dayanağı vahiy veya akli delil değildir.Onların delili:Atalarımız da böyle yapıyordu.sözüdür.Bir davranışın nesiller boyunca sürmesi, onun doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Atalara Saygının Sınırı
Atalara:
saygı gösterilebilir,
iyilikleri korunabilir,
tecrübelerinden yararlanılabilir.
Fakat yanlışları kutsallaştırılmamalıdır.İnsan atalarını sevebilir; ancak Allah’ın vahyine aykırı olan davranışlarını takip etmek zorunda değildir.
Enbiyâ Suresi 54. Ayet
Açık Sapıklığın Bildirilmesi
Hz. İbrahim kavminin de atalarının da açık bir sapıklık içinde bulunduğunu söyler.
Açık ve Ölçülü Tavır
Hz. İbrahim geleneğin yanlışlığını gizlememiştir.Ancak burada kişisel hakaret değil, inancın değerlendirilmesi vardır.O:
putların işitmediğini,
fayda vermediğini,
insanların onları yaptığını
bildiği için bu yolu açık sapıklık olarak tanımlamıştır.
Nesiller Boyunca Süren Yanlış
Yanlışın eski olması onu hafifletmez.Aksine bir yanlış nesiller boyunca sorgulanmadan aktarılmışsa daha köklü bir toplumsal sorun hâline gelebilir.Hz. İbrahim yalnız kendi döneminin putlarını değil, onları ayakta tutan düşünce düzenini de sorgulamıştır.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin putperestliğinin dayanağı:Delil değil gelenek,
vahiy değil alışkanlık,
hakikat değil ataları taklit etmekti.Tevhid, geçmişi bütünüyle reddetmek değil; geçmişten gelen her şeyi Allah’ın hakikat ölçüsüyle değerlendirmektir.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Gerçek mi Söylüyorsun, Yoksa Bizimle Eğleniyor musun?
Enbiyâ Suresi 55–56
Kavmi Hz. İbrahim’e, kendilerine gerçekten bir hakikat mi getirdiğini yoksa eğlenmekte mi olduğunu sorar. Hz. İbrahim ise Rablerinin göklerin ve yerin Rabbi olduğunu ve bütün bunları O’nun yarattığını bildirir.Kendisinin de bu hakikate şahitlik edenlerden olduğunu söyler.
Enbiyâ Suresi 55. Ayet
Hakikati Şaka Sanmaları
Kavim, putlarının sorgulanmasına alışık değildir.Onlara göre:
ataların kutsalları eleştirilemez,
mevcut inanç değiştirilemez,
putların güçsüz olduğu söylenemez.
Bu yüzden Hz. İbrahim’in sözünü ciddi bir tebliğ olarak kabul etmekte zorlanmışlardır.
Alışılmadık Doğruyu Küçümsemek
İnsan alıştığı yanlışla uzun süre yaşadığında doğru söz ona tuhaf gelebilir.Hakikat toplumun çoğunluğuna aykırı olduğu için:
şaka,
delilik,
gençlik hevesi
olarak gösterilebilir.Fakat bir sözün alışılmadık olması, onun yanlış olduğunu kanıtlamaz.
Enbiyâ Suresi 56. Ayet
Göklerin ve Yerin Rabbi
Hz. İbrahim, Rablerinin göklerin ve yerin Rabbi olduğunu bildirir.Bu ifade putlarla Allah arasındaki temel farkı ortaya koyar.Putlar:
göğü yaratmamış,
yeri meydana getirmemiş,
hayatı başlatmamıştır.
Allah ise bütün varlığın yaratıcısıdır.
Yaratmak ile Yapılmak Arasındaki Fark
Kavmin ilahları insanların yaptığı nesnelerdir.Hz. İbrahim’in Rabbi ise:
insanı,
insanın kullandığı taşı,
bütün gökleri ve yeri
yaratandır.Yapılmış olan ilah olamaz. İlah, yaratılmış değil yaratıcı olmalıdır.
Şahitlik
Hz. İbrahim bu hakikate şahit olduğunu bildirir.Bu şahitlik:
kalple inanmak,
dille söylemek,
davranışla doğrulamak
anlamlarını taşır.O daha sonra putlara karşı fiilî tavrıyla da bu şahitliğini gösterecektir.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim kavminin yaptığı putları değil, kavmi ve putları birlikte yaratan Allah’ı Rab olarak ilan etti.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜM
Putlar Hakkında Kurduğu Plan
Enbiyâ Suresi 57–58
Hz. İbrahim, kavmi ayrılıp gittikten sonra putlarıyla ilgili bir plan uygulayacağına dair karar verir. Ardından büyük olanı dışında putları parçalara ayırır. Böylece kavmin geri dönüp kendi inançlarını sorgulamasını amaçlar.
Enbiyâ Suresi 57. Ayet
Kavim Ayrıldıktan Sonra
Hz. İbrahim, kavmi arkasını dönüp gittikten sonra putlarına karşı bir şey yapacağını bildirir.Bu hareket düşünmeden verilmiş anlık bir öfke değildir. Putların acizliğini kavmine göstermek üzere kurulmuş bir yüzleştirme yöntemidir.
Putların Korunamaması
Kavim putlarını:
güçlü,
koruyucu,
kendilerine zarar verebilen
varlıklar sayıyordu.Fakat putlar kendilerini bile koruyamamıştır.Bu durum onların ilah olamayacağını görünür hâle getirecektir.
Enbiyâ Suresi 58. Ayet
Büyük Put Dışındakilerin Parçalanması
Hz. İbrahim büyük put dışındakileri parçalar. Kavmin geri dönüp ona başvurmasını amaçlar.
Büyük Putun Bırakılması
Büyük putun bırakılması, onun gerçekten güçlü olduğunun kabulü değildir.Aksine kavme şu çelişkiyi göstermek içindir:
Putlar konuşabiliyorsa büyük puta sorun.
Büyük put diğerlerini koruyabiliyorsa neden korumadı?
Hiçbir şey yapamıyorsa neden ona kulluk ediyorsunuz?
Fiilî Delillendirme
Hz. İbrahim daha önce sözle:
putların işitmediğini,
görmediğini,
fayda vermediğini
açıklamıştı.Şimdi bu hakikati kavmin gözleri önünde fiilî bir delile dönüştürmüştür.
Kıssanın Günlük Hayata Uygulanması
Bu olay doğrudan özel mülke zarar vermeyi genel bir yöntem hâline getirme izni olarak okunmamalıdır.Bu, bir peygamberin kendi kavmiyle ve vahyin yönlendirmesi altındaki özel mücadelesidir.Kıssadan alınacak ahlaki ders, delilsiz kutsallaştırılan varlıkların güçsüzlüğünü akıl ve hakikatle ortaya koymaktır.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim putları parçalayarak yalnız taşları kırmadı; kavminin putlara yüklediği hayalî gücü de sorgulanır hâle getirdi.
KIRK ALTINCI BÖLÜM
“Bunu İlahlarımıza Kim Yaptı?”
Enbiyâ Suresi 59–61
Kavim putlarını parçalanmış görünce bunu yapan kişinin zalim olduğunu söyler. Bazıları İbrahim adlı bir gencin putlardan söz ettiğini hatırlar. Bunun üzerine onun insanların gözü önüne getirilmesine karar verilir.
Enbiyâ Suresi 59. Ayet
Putlara Yapılanı Zulüm Saymaları
Kavim:“Bunu ilahlarımıza kim yaptı?”diye sorar ve yapanı zalim olarak tanımlar.
Taşa Merhamet, Hakikate Duyarsızlık
Kavim putlarının parçalanmasını büyük bir suç saymış; fakat:
Allah’a ortak koşmayı,
yaratılmışlara kulluk etmeyi,
peygamberin uyarısını reddetmeyi
zulüm olarak görmemiştir.İnsanın değer ölçüsü bozulduğunda cansız nesnenin zararını önemseyip manevi ve insani zulmü görmezden gelebilir.
“İlahlarımız” Sözü
Putlara “ilahlarımız” demeleri, onlarla aralarındaki sahiplenme bağını gösterir.İnsan bazen yanlış inancını kimliğinin parçası hâline getirir. Bu yüzden inancı sorgulandığında hakikati araştırmak yerine kişisel saldırıya uğramış gibi davranabilir.
Enbiyâ Suresi 60. Ayet
İbrahim Adlı Genç
Bazıları putlar hakkında konuşan ve İbrahim adı verilen bir genci duyduklarını söyler.
Genç Yaşta Tevhid Mücadelesi
Hz. İbrahim’in genç olarak anılması dikkat çekicidir.Gençlik:
hakikati savunmaya,
düşünmeye,
yanlış geleneği sorgulamaya
engel değildir.Yaşın küçük olması sözü değersizleştirmez. Ölçü, sözün doğruluğudur.
Toplumun Hafızasında İbrahim
Hz. İbrahim’in putlar hakkındaki eleştirileri kavmin içinde duyulmuştur.O tevhidini gizlememiş, putların güçsüzlüğünü açıkça söylemiştir.Bu nedenle olay gerçekleştiğinde akıllarına ilk gelen kişi olmuştur.
Enbiyâ Suresi 61. Ayet
Halkın Önüne Getirilmesi
Hz. İbrahim’in insanların gözü önüne getirilmesi istenir. Böylece herkesin şahitlik edebileceği düşünülür.
Toplum Önünde Yargılama
Kavim Hz. İbrahim’i halkın önüne çıkararak:
suçunu itiraf ettirmek,
onu küçük düşürmek,
başkalarına gözdağı vermek
istemiş olabilir.Fakat bu toplantı, Hz. İbrahim’in tevhid delilini bütün topluma duyurmasına vesile olacaktır.
Tehditten Tebliğ Fırsatına
İnkârcıların Hz. İbrahim’i susturmak için kurduğu ortam, hakikatin daha geniş duyulduğu bir meydana dönüşmüştür.Allah dilerse baskı amacıyla kurulan bir sahneyi tebliğ fırsatı hâline getirebilir.
KIRK ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim Hz. İbrahim’i herkesin önünde suçlamak istedi. Fakat onun sorgusu da herkesin önünde putların acizliğini ortaya çıkaracaktı.Hakikat bazen susturulmak için meydana çıkarılır; fakat orada daha güçlü biçimde duyulur.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜM
Büyük Puta Sormaları
Enbiyâ Suresi 62–63
Kavim Hz. İbrahim’e putlarına bunu kendisinin yapıp yapmadığını sorar. Hz. İbrahim, büyük olanın yapmış olabileceğini söyleyerek konuşabiliyorlarsa putlara sormalarını ister.Bu cevap, kavmin kendi inancındaki çelişkiyi açığa çıkaran güçlü bir tartışma yöntemidir.
Enbiyâ Suresi 62. Ayet
Doğrudan Sorgu
Kavim Hz. İbrahim’e:“İlahlarımıza bunu sen mi yaptın?”anlamında soru yöneltir.Onlar putların kendilerini savunamayacağını bildiği için suçu bir insanda aramaktadır.Bu bile putların güçsüzlüğünün örtülü bir kabulüdür.
Enbiyâ Suresi 63. Ayet
“Konuşabiliyorlarsa Onlara Sorun”
Hz. İbrahim büyük putu göstererek eylemi onun yapmış olabileceğini söyler ve konuşabiliyorlarsa putlara sormalarını ister.
Sözün Maksadı
Bu ifade, kavmi yalan bir habere inandırmak amacı taşıyan sıradan bir yalan olarak değerlendirilmemelidir.Hz. İbrahim’in amacı açık bir düşünce sınaması yapmaktır:
İlah kabul ettiğiniz bu varlıklar konuşabiliyor mu?
Olayı açıklayabiliyor mu?
Kendilerini ve diğerlerini koruyabiliyor mu?
Eğer yapamıyorlarsa neden onlara kulluk ediyorsunuz?
Putların Sessizliği
Putlar:
cevap veremez,
suçu açıklayamaz,
kendisini savunamaz,
kendisine yapılanı engelleyemez.
Bu sessizlik, kavmin inancına yöneltilmiş en güçlü delillerden biridir.
Kavmin Bilgisi
Hz. İbrahim “konuşabiliyorlarsa” diyerek kavmin aslında bildiği gerçeği önüne koyar.Onlar putların konuşmadığını biliyordu. Fakat gelenek ve çıkar sebebiyle bu bilginin sonucunu kabul etmiyordu.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim kavmine yeni bir bilgi vermedi; zaten bildikleri fakat yüzleşmek istemedikleri gerçeği gösterdi: Putlar konuşamaz, kendilerini koruyamaz ve ilah olamaz.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kavmin Kendi Vicdanına Dönmesi
Enbiyâ Suresi 64–65
Hz. İbrahim’in sorusu üzerine kavim bir an için kendi vicdanına döner ve asıl haksızların kendileri olduğunu kabul eder. Fakat daha sonra yeniden eski düşüncelerine dönerek putların konuşamayacağını Hz. İbrahim’in de bildiğini söyler.
Enbiyâ Suresi 64. Ayet
Kısa Süreli Farkındalık
Kavim kendi içine dönerek:“Asıl zalimler sizlersiniz.”anlamında birbirini suçlar.Bu, Hz. İbrahim’in delilinin kalplerine ulaştığını gösterir.Bir an için:
putların konuşmadığını,
onları koruyamadığını,
inançlarının çelişkili olduğunu
fark etmişlerdir.
Vicdanın Uyanışı
İnsan yanlış bir düzenin içinde bulunsa bile vicdanı zaman zaman hakikati gösterebilir.Fakat bu farkındalığın korunması için:
kibri bırakmak,
gerçeği kabul etmek,
davranışı değiştirmek
gerekir.
Enbiyâ Suresi 65. Ayet
Yeniden Eski Düşünceye Dönmeleri
Kavim daha sonra baş aşağı dönmüş gibi eski iddiasına geri döner ve putların konuşamayacağını Hz. İbrahim’in de bildiğini söyler.
Delili Kabul Edip Sonucunu Reddetmek
Onların sözü aslında Hz. İbrahim’in delilini doğrular:Putlar konuşamaz.Fakat doğru sonucu çıkarmak yerine bunu Hz. İbrahim’e karşı kullanmaya çalışırlar.İnsan bazen gerçeği kabul eder; fakat çıkarlarına ters geldiği için gereğini reddeder.
Kibrin Vicdanı Bastırması
Kavmin kısa süreli farkındalığı:
gelenek,
toplumsal baskı,
kibir,
otorite kaybı korkusu
sebebiyle kalıcı dönüşe dönüşmemiştir.Kalp hakikati gördüğünde ona hemen yönelmezse eski alışkanlıklar yeniden üstün gelebilir.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim:Putların konuşmadığını kabul etti.
Bir an kendilerinin haksız olduğunu gördü.
Fakat kibir sebebiyle yeniden eski inancına döndü.Hakikati bir an görmek yetmez; ona teslim olmak gerekir.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜM
Fayda ve Zarar Vermeyen Varlıklara Kulluk
Enbiyâ Suresi 66–67
Hz. İbrahim kavmine, Allah’ı bırakıp kendilerine hiçbir fayda ve zarar veremeyen şeylere mi kulluk ettiklerini sorar. Onlara ve Allah’tan başka taptıkları varlıklara karşı duyduğu reddi açıkça ifade eder ve akıllarını kullanmalarını ister.
Enbiyâ Suresi 66. Ayet
Fayda ve Zarar Ölçüsü
İlah kabul edilen varlığın:
yaratması,
işitmesi,
bilmesi,
mutlak biçimde fayda ve zarara hükmedebilmesi
gerekir.Putlar bunların hiçbirine sahip değildir.
Sebep ile İlah Arasındaki Fark
İnsanlar birbirine fayda sağlayabilir veya zarar verebilir. İlaç tedaviye, su hayata vesile olabilir.Fakat bunların gücü:
sınırlı,
yaratılmış,
Allah’ın koyduğu sebeplere bağlıdır.
Bu sebepler ilah değildir.Hz. İbrahim’in reddettiği şey, yaratılmışlara Allah’tan bağımsız mutlak güç vermektir.
Enbiyâ Suresi 67. Ayet
Açık Red ve Akletme Çağrısı
Hz. İbrahim putlara kulluk eden kavminin tavrını güçlü biçimde reddeder ve onların akıllarını kullanıp kullanmayacağını sorar.
Tepkinin Sebebi
Hz. İbrahim’in sert ifadesi kişisel öfke değil, apaçık çelişki karşısındaki tevhid tavrıdır.Kavmi:
putların konuşmadığını kabul etmiş,
kendilerini koruyamadığını görmüş,
buna rağmen kulluğu sürdürmüştür.
Akletmek
Akletmek yalnız bilgi sahibi olmak değildir.Aklı kullanmak:
bilginin sonucunu kabul etmek,
çelişkiden vazgeçmek,
doğru davranışa yönelmektir.
Kavim putların acizliğini biliyor, fakat bu bilginin gereğini yerine getirmiyordu.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim kavmine, fayda ve zararı bulunmayan taşlara kulluk ederken aklın nasıl susturulduğunu gösterdi.
ELLİNCİ BÖLÜM
Hz. İbrahim’i Ateşte Yakma Kararı
Enbiyâ Suresi 68
Kavim, delile cevap vermek yerine Hz. İbrahim’i yakmaya karar verir. İlahlarını desteklemek istiyorlarsa onu ateşe atmaları gerektiğini söylerler.Bu ayet, düşünce ve delil karşısında yenilen zulmün şiddete yönelmesini gösterir.
Delilden Şiddete Geçiş
Kavim:
putların konuşamadığını kabul etmiş,
Hz. İbrahim’in sorusuna cevap verememiş,
inançlarının çelişkisini görmüştür.
Buna rağmen tövbe etmek yerine peygamberi yok etmeyi seçmiştir.Hakikate cevap veremeyen zorba düzen, söz sahibini susturmaya yönelebilir.
Putlara Yardım Etme Çelişkisi
Kavim:“İlahlarınıza yardım edin.”anlamında birbirini teşvik eder.Bu söz büyük bir çelişki taşır.Bir ilah kendisini korumak için kullarının yardımına muhtaçsa nasıl ilah olabilir?Kavim putları kendilerinden güçlü sayarken aynı zamanda onları kendileri savunmaktadır.
Toplumsal Şiddet
Yakma kararı yalnız bir kişinin öfkesi değildir. Toplumun ileri gelenleri tarafından desteklenen toplu bir cezalandırmadır.Bu durum yanlış inancın siyasal ve toplumsal güçle birleştiğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterir.
Ateşin Amaçlanması
Onlar Hz. İbrahim’i yalnız öldürmek değil, en ağır ve korkutucu yöntemlerden biriyle cezalandırmak istemiştir.Amaç:
onu yok etmek,
tevhid çağrısını susturmak,
diğer insanlara korku vermektir.
ELLİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim putlarını delille savunamayınca ateşle savunmaya kalktı. Fakat hakikatin sahibi Allah, ateşin de sahibiydi.
ELLİ BİRİNCİ BÖLÜM
Ateşe Verilen “Serin ve Güvenli Ol” Emri
Enbiyâ Suresi 69
Allah ateşe, Hz. İbrahim için serin ve güvenli olmasını emreder.Bu ayet, Hz. İbrahim’in tevhid mücadelesindeki en büyük kurtuluş sahnelerinden biridir.
Ateşin Yaratılmış Olması
Ateş:
yakar,
ısıtır,
dönüştürür.
Fakat bu özellikler ateşin kendi başına bağımsız gücü değildir. Allah’ın ona verdiği yaratılış özellikleridir.Allah dilediğinde ateşin yakma etkisini Hz. İbrahim için kaldırmıştır.
Serinlik ve Güvenlik
Yalnız “serin ol” denilmesi, aşırı soğukla zarar verme ihtimalini düşündürebilirdi. Bu nedenle ayette serinlikle birlikte güvenlik ve esenlik anlamı da bulunur.Hz. İbrahim:
yanmaktan,
aşırı soğuktan,
ateşin diğer zararlarından
korunmuştur.
Sebeplerin Sahibine Güvenmek
Normal şartlarda ateşten sakınmak ve tedbir almak gerekir.Bu kıssa insanın tedbirsizce ateşe girmesini öğütlemez.Buradaki olay, peygambere verilmiş özel bir ilahî kurtuluştur.Alınacak ders:Sebepler gerçek olmakla birlikte bağımsız değildir; hepsinin hükmü Allah’a aittir.
Tevhidin Ateşle Sınanması
Hz. İbrahim putların tehdidinden korkmadığını söylemişti.Ateşe atılması, bu sözünün en ağır imtihanıdır.O tevhidinden dönmemiş; Allah da onu korumuştur.
ELLİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim ateşi Hz. İbrahim’in sonu sandı. Allah ise ateşi onun tevhidinin doğruluğunu gösteren bir kurtuluş işaretine çevirdi.
ELLİ İKİNCİ BÖLÜM
Kurdukları Planın Boşa Çıkması
Enbiyâ Suresi 70
Kavim Hz. İbrahim’e bir tuzak kurmak ister; fakat Allah onları en büyük kayba uğrayanlar hâline getirir.
Planlarının Amacı
Onlar:
Hz. İbrahim’i öldürmek,
tevhid çağrısını susturmak,
putperest düzeni korumak
istemiştir.Fakat ateş Hz. İbrahim’e zarar vermemiştir.
Kaybedenlerin Kendileri Olması
Kavim dışarıdan güçlü görünüyordu:
kalabalıktılar,
ateşi hazırladılar,
hüküm veriyorlardı.
Hz. İbrahim ise yalnız görünüyordu.Sonuçta:
Hz. İbrahim kurtuldu,
putların güçsüzlüğü ortaya çıktı,
kavmin planı boşa çıktı.
Gerçek kayıp bedenin değil, hakikate karşı kurulan düzenin çökmesidir.
Tuzakların İlahi Bilgi Dışında Olmaması
İnsan gizli veya açık plan yapabilir. Ancak hiçbir plan Allah’ın bilgisinin dışında değildir.Allah dilerse:
tuzağı etkisiz bırakır,
mağduru korur,
kötülüğü kuranın aleyhine çevirir.
ELLİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’i yok etmek için kurulan ateş, onu değil kavmin iddiasını yaktı.
ELLİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bereketli Topraklara Kurtarılış
Enbiyâ Suresi 71
Allah, Hz. İbrahim’i ve Hz. Lût’u âlemler için bereketli kıldığı bir yere kurtarır.Bu ayet, ateş imtihanından sonra gelen hicreti ve yeni başlangıcı anlatır.
Hz. İbrahim ve Hz. Lût
Hz. Lût, Hz. İbrahim’e iman eden ve onunla birlikte hicret eden peygamberlerden biridir.İman yolculuğu bazen insanı:
doğduğu yerden,
alıştığı çevreden,
ailesinin bazı bağlarından
ayırabilir.
Bereketli Toprak
Ayet bereket verilen bir bölgeye yönlendirildiklerini bildirir.Bu yerin tarihî coğrafyası hakkında açıklamalar yapılabilir; ancak ayetin temel mesajı, Allah’ın onları zulüm ortamından çıkarıp yeni ve hayırlı bir alana ulaştırmasıdır.
Hicretin Anlamı
Hicret:
yalnız yer değiştirmek,
kaçmak
değildir.Allah’a kulluğu korumak için zulüm ve şirk düzeninden ayrılmaktır.Hz. İbrahim ateşten kurtulduktan sonra eski düzenle uzlaşmamış, tevhid yolculuğunu sürdürmüştür.
Kaybın Ardından Bereket
Hz. İbrahim kavmini ve yurdunu geride bırakmıştır. Fakat Allah ona:
güvenli bir yol,
bereketli bir yurt,
peygamberlik taşıyan nesiller
vermiştir.Bu, her hicret eden kişinin dünyada aynı biçimde karşılık göreceği anlamına gelmez. Ancak Allah uğrunda yapılan fedakârlığın O’nun bilgisi dışında olmadığını gösterir.
ELLİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim ateşten kurtulduktan sonra yalnız eski hayatına dönmedi; tevhid uğrunda yeni bir yurda yürüdü.
ELLİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İshak ve Yakup’un Bağışlanması
Enbiyâ Suresi 72
Allah Hz. İbrahim’e Hz. İshak’ı ve ayrıca Hz. Yakup’u bağışlar. Her birini salih kullardan kılar.
Evlat ve Torun Müjdesi
Hz. İbrahim’e yalnız bir oğul değil, onun ardından gelecek bir torun da verilmiştir.Bu nimet:
aile devamı,
iman mirası,
peygamberlik zinciri
anlamı taşır.
Salihlik
Onların asıl değeri yalnız Hz. İbrahim’in soyundan gelmeleri değildir.Allah onları salih kılmıştır.Salihlik:
iman,
doğru davranış,
insanlara fayda,
ilahî emre uygunluk
demektir.
Soy Bağının Doğru Ölçüsü
Hz. İbrahim’in soyundan gelmek şereftir; fakat asıl değer salih olmaktır.Kur’an daha önce zalimlerin ilahî ahde ulaşamayacağını bildirmiştir.Burada ise salih neslin lütfu gösterilir.
ELLİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in duası yalnız çok nesil ile değil, salih ve peygamber olan nesillerle karşılık bulmuştur.
ELLİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Emre Uyan Önderler
Enbiyâ Suresi 73
Allah Hz. İbrahim’in ailesinden gelen peygamberleri kendi emriyle doğru yolu gösteren önderler kılar. Onlara hayırlı işler yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekât vermeyi vahyeder. Onların yalnız Allah’a kulluk ettikleri bildirilir.
Allah’ın Emriyle Hidayet Önderliği
Gerçek peygamber önderliği:
kişisel arzuya,
soy üstünlüğüne,
siyasi çıkara
dayanmaz.Allah’ın emriyle insanlara doğru yolu gösterir.
Hayırlı İşler
Onlara yalnız inanç esasları değil, iyilik yapmaları da vahyedilmiştir.Hayırlı işler:
adalet,
merhamet,
insanlara yardım,
hakkı koruma,
toplumu düzeltme
gibi geniş bir alanı kapsar.
Namaz
Namaz, peygamber ailesinin hayatında sürekli bir merkezdir.Hz. İbrahim kendisi ve soyu için namaz duası etmiş; Allah da neslinden gelen peygamberlere namazı vahyetmiştir.Bu, duayla sorumluluğun birleşmesidir.
Zekât
Zekât:
malın arındırılması,
yoksulun hakkının verilmesi,
toplumsal dayanışma
anlamını taşır.Tevhid yalnız kalpte bir inanç değildir. İnsanın malıyla ve toplumla ilişkisini de düzeltir.
Yalnız Allah’a Kulluk
Bütün bu amellerin temeli kulluktur.Peygamberler insanları kendilerine bağlamaz; kendileri de yalnız Allah’a ibadet eder.
ELLİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in neslindeki gerçek önderlik dört temel üzerinde yükselmiştir:Allah’ın emriyle hidayet
Hayırlı işler
Namaz
ZekâtTevhid, insanı yalnız doğru inanca değil; ibadete, paylaşmaya ve toplumu iyileştiren amellere yöneltir.
ELLİ ALTINCI BÖLÜM
Kâbe’nin Yerinin Gösterilmesi
Hac Suresi 26
Allah’ın Hz. İbrahim’e Kâbe’nin yerini gösterdiği ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamasını emrettiği bildirilir.Ayrıca Allah’ın evini:
tavaf edenler,
ayakta ibadet edenler,
rükû edenler,
secde edenler
için temiz tutması istenir.
Kâbe’nin Yerinin Bildirilmesi
Hz. İbrahim Kâbe’yi kendi kişisel tercihiyle belirlediği herhangi bir yerde kurmamıştır.Allah ona kutsal evin yerini göstermiştir.Bu durum Kâbe’nin:
insan düşüncesinin ürünü olmadığını,
ilahî yönlendirmeyle kurulduğunu,
tevhid ibadetine ayrıldığını
gösterir.
Şirkten Uzak Tutma Emri
Hz. İbrahim’e ilk olarak Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaması emredilir.Kâbe’nin temel amacı:Yalnız Allah’a kulluk edilmesidir.Bu sebeple Kâbe:
putlardan,
sahte ilahlardan,
insanı Allah’tan uzaklaştıran kutsallaştırmalardan
korunmalıdır.
Allah’ın Evi İfadesi
Kâbe’nin Allah’ın evi olarak anılması, Allah’ın bir binaya ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez.Bu nispet:
şeref,
aidiyet,
ibadete tahsis
anlamı taşır.Kâbe yalnız Allah’a kulluğa ayrılmış mukaddes bir merkezdir.
Tavaf Edenler İçin Temizlik
Tavaf eden insan bedenini Kâbe’nin çevresinde döndürürken kalbini Allah’a yöneltir.Tavaf:
ortak kıbleyi,
kulların eşitliğini,
tevhidin merkez oluşunu
hatırlatır.Kâbe’nin temiz tutulması, ibadetin huzur ve saygı içinde yapılmasını sağlar.
Ayakta İbadet, Rükû ve Secde
Ayette ibadetin farklı hâlleri birlikte anılır:Kıyam: Allah’ın huzurunda durmak.
Rükû: O’nun büyüklüğü karşısında eğilmek.
Secde: Kulun alnını yere koyarak tam teslimiyet göstermesi.Hz. İbrahim’in putlarla mücadelesinin amacı, insanı taşların önünde eğilmekten kurtarıp yalnız Allah’a secde ettirmektir.
ELLİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kâbe’nin temeli yalnız taşla değil, şirkten arınmış kullukla yükselmiştir.
ELLİ YEDİNCİ BÖLÜM
İnsanları Hacca Çağırması
Hac Suresi 27
Hz. İbrahim’e insanlar arasında haccı ilan etmesi emredilir.İnsanların:
yürüyerek,
uzak yollardan gelen yorgun binekler üzerinde
Kâbe’ye ulaşacağı bildirilir.
Hac Çağrısının Evrenselliği
Hz. İbrahim yalnız kendi ailesini veya yaşadığı bölgenin insanlarını çağırmamıştır.Hac çağrısı bütün insanlara yönelmiştir.Bu çağrı:
ırk,
soy,
dil,
servet
ayrımı yapmadan kulları aynı merkezde buluşturur.
Yürüyerek Gelenler
Bazı insanlar hac yoluna yaya olarak çıkar.Bu ifade ibadetin:
emek,
sabır,
fedakârlık
gerektirebileceğini gösterir.Hac yalnız varış anından ibaret değildir. Yolculuğun kendisi de kulluk bilincinin parçasıdır.
Uzak Yollardan Gelen Binekler
İnsanların uzak bölgelerden Kâbe’ye geleceği bildirilir.Bu haber, Hz. İbrahim’in çorak vadide yaptığı çağrının nesiller boyunca ulaşacağını gösterir.Kâbe zamanla farklı kıtalardan insanların yöneldiği ortak bir ibadet merkezi olmuştur.
Çağrıyı Yapmak ve Sonucu Allah’a Bırakmak
Hz. İbrahim’in görevi çağrıyı duyurmaktır.İnsanların kalplerini yönelten ve yollarını açan Allah’tır.Bu, tebliğin temel ölçüsüdür:Kul çağrıyı yapar; hidayeti ve kabulü Allah verir.
ELLİ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in sesi bir vadide yükseldi; çağrısı uzak yolları ve yüzyılları aşarak insanları Kâbe’de buluşturdu.
ELLİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Haccın Faydaları ve Kurban Günleri
Hac Suresi 28
İnsanların hacda kendileri için bulunan faydalara şahit olmaları ve belirli günlerde Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine O’nun adını anmaları bildirilir.Ardından kurban etinden yemeleri ve yoksulları doyurmaları emredilir.
Haccın Manevi Faydaları
Hac insana:
tövbeyi,
teslimiyeti,
sabrı,
ümmet bilincini,
ölüm ve diriliş düşüncesini
hatırlatır.İhrama giren insanlar dünya makamlarını ve dış farklılıklarını geride bırakarak Allah’ın huzurunda eşitlenir.
Toplumsal Faydalar
Hac farklı toplumların:
tanışmasına,
bilgi alışverişine,
kardeşlik kurmasına,
ortak meseleleri görmesine
vesile olabilir.Ayet faydaları belirli bir alanla sınırlandırmaz. Manevi ve toplumsal hayırlar birlikte düşünülebilir.
Allah’ın Adını Anmak
Kurbanlık hayvanlar kesilirken Allah’ın adı anılır.Bu, can üzerinde mutlak tasarruf sahibinin insan olmadığını gösterir.Hayvan:
put adına,
gösteriş için,
bâtıl inançlar uğruna
değil, Allah’ın belirlediği ibadet ölçüsü içinde kesilir.
Rızık Olarak Verilen Hayvanlar
Hayvanların Allah’ın rızkı olarak anılması, insanın sahipliğinin mutlak olmadığını öğretir.İnsan:
hayvanı yaratmamış,
ona hayat vermemiş,
bedenindeki düzeni kurmamıştır.
Kendisine verilen nimeti Allah’ın izni ve ölçüsüyle kullanır.
Kurban Etinden Yemek ve Yoksulu Doyurmak
Kurban yalnız kesim eylemi değildir.İçinde:
şükür,
paylaşım,
yoksulu gözetme
bulunur.İbadet toplumdaki ihtiyaç sahibine ulaşmadığında ahlaki yönünün önemli bir kısmı eksik kalır.
ELLİ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hac insanı Allah’a yöneltir; kurban ise nimetin yalnız tüketilmediğini, paylaşıldığını öğretir.
ELLİ DOKUZUNCU BÖLÜM
Tavaf ve Adakların Tamamlanması
Hac Suresi 29
Hac ibadetini yerine getirenlerin:
bedenlerindeki dağınıklığı gidermeleri,
adaklarını tamamlamaları,
Beyt-i Atîk’i tavaf etmeleri
emredilir.
İbadetin Tamamlanması
Hac yalnız niyet etmekle tamamlanmaz.Kul başladığı ibadetin:
görevlerini,
sınırlarını,
sorumluluklarını
yerine getirmelidir.Bu, Hz. İbrahim’in kendisine verilen emirleri tamamlamasıyla uyumludur.
Adakların Yerine Getirilmesi
Adak, kişinin Allah için üstlendiği meşru bir sorumluluktur.Verilen söz:
unutulmamalı,
hafife alınmamalı,
imkân bulunduğunda yerine getirilmelidir.
Hz. İbrahim’in ahlakında söz ve amel birliği vardır.
Beyt-i Atîk
Kâbe’nin “Beyt-i Atîk” olarak anılması:
kadim,
şerefli,
özgür ve dokunulmaz ev
anlamlarıyla ilişkilendirilir.Kâbe insanın, kullara ve putlara kulluktan kurtularak Allah’a yöneldiği merkezdir.
Tavafın Tamamlayıcı Oluşu
Hac yolculuğu Kâbe çevresindeki tavafla yeniden tevhid merkezine bağlanır.İnsan uzak yollardan gelir; fakat yolculuğun sonundaki merkez yine Allah’a kulluktur.
ELLİ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in yolu yarım bırakılan niyetlerin değil, tamamlanan kullukların yoludur.
ALTMIŞINCI BÖLÜM
Babanın ve Kavmin Putlarına Karşı Açık Tavır
Şuarâ Suresi 69–77
Şuarâ Suresi’nde Hz. İbrahim’in kıssası, kavmine neye kulluk ettiklerini sormasıyla başlar.Kavmi putlara kulluk ettiğini ve onların karşısında bağlılığını sürdürdüğünü söyler.Hz. İbrahim ise putların duaları işitip işitmediğini, fayda veya zarar verip vermediğini sorar.
Şuarâ Suresi 69. Ayet
İbrahim’in Haberini Okumak
Allah, Hz. İbrahim’in haberinin insanlara okunmasını emreder.Bu kıssa:
tevhidi öğrenmek,
taklidi sorgulamak,
kulluğun gerçek sahibini tanımak
için anlatılır.
Şuarâ Suresi 70. Ayet
“Neye Kulluk Ediyorsunuz?”
Hz. İbrahim babasına ve kavmine neye kulluk ettiklerini sorar.Bu soru yalnız nesnenin adını değil, kulluklarının dayanağını sorgular.
Şuarâ Suresi 71. Ayet
Putlara Bağlılıklarını İlan Etmeleri
Kavim putlara kulluk ettiklerini ve onların karşısında sürekli bağlı kaldıklarını söyler.Onların putperestliği:
geçici,
gizli,
kararsız
değildir.Toplumsal düzenlerinin merkezinde yer alır.
Şuarâ Suresi 72. Ayet
Putlar Duaları İşitiyor mu?
Hz. İbrahim, dua ettiklerinde putların onları işitip işitmediğini sorar.Dua kulluğun en açık göstergelerindendir.Dua edilen varlığın:
kullarını bilmesi,
seslerini işitmesi,
ihtiyaçlarını anlaması
gerekir.Putlar bunlardan yoksundur.
Şuarâ Suresi 73. Ayet
Fayda ve Zarar Verebiliyorlar mı?
Hz. İbrahim putların kendilerine fayda veya zarar verip vermediğini sorar.Kavim putların gerçek gücünü gösteren bir cevap veremez.
Şuarâ Suresi 74. Ayet
Yeniden Ataları Delil Göstermeleri
Kavim, atalarını böyle yaparken bulduğunu söyler.Onların dayanağı yine:
vahiy,
yaratılış delili,
akli kanıt
değil, geçmiş alışkanlıktır.
Şuarâ Suresi 75–76. Ayetler
Eski ve Yeni Putların Birliği
Hz. İbrahim onların ve önceki atalarının kulluk ettiği varlıkları düşünüp düşünmediklerini sorar.Yanlışın eski nesillerden gelmesi, onun hakikat olduğunu kanıtlamaz.
Şuarâ Suresi 77. Ayet
Putların Düşman İlan Edilmesi
Hz. İbrahim âlemlerin Rabbi dışında bütün bu sahte ilahların kendisine düşman olduğunu bildirir.
Putların Düşmanlığı
Cansız putların bilinçli düşmanlığı değil, onlara bağlanmanın insana verdiği zarar kastedilir.Putperestlik:
insanı Allah’tan uzaklaştırır,
aklı köreltir,
kulluğu yanlış yere yöneltir.
Bu nedenle Hz. İbrahim onlarla arasındaki bağı kesin biçimde koparır.
ALTMIŞINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim kavmine üç soru yöneltmiştir:Putlar sizi işitiyor mu?
Size fayda sağlıyor mu?
Size zarar vermeye güçleri yetiyor mu?Kavmin tek cevabı:“Atalarımızı böyle yaparken bulduk.”olmuştur.Tevhid, delilsiz mirası kutsallaştırmak yerine kulluğun gerçek sahibini araştırmaktır.
ALTMIŞ BİRİNCİ BÖLÜM
Beni Yaratan, Hidayet Eden ve Rızıklandıran Rabbim
Şuarâ Suresi 78–82
Hz. İbrahim putların güçsüzlüğünü açıkladıktan sonra Rabbini O’nun fiilleriyle tanıtır.Allah’ın:
kendisini yarattığını,
doğru yola ilettiğini,
yedirip içirdiğini,
hastalandığında şifa verdiğini,
öldürüp yeniden dirilteceğini,
hesap gününde bağışlanmasını umduğu Rab olduğunu
bildirir.
Şuarâ Suresi 78. Ayet
Yaratan ve Hidayet Eden
Hz. İbrahim:“Beni yaratan O’dur ve beni doğru yola ileten de O’dur.”anlamında Rabbini tanıtır.
Yaratılış ve Rehberlik
Allah insanı yalnız yaratıp başıboş bırakmamıştır.O:
akıl vermiş,
peygamber göndermiş,
vahiy indirmiş,
doğru yolu göstermiştir.
Yaratılış nimeti hidayet nimetiyle tamamlanır.
Şuarâ Suresi 79. Ayet
Yediren ve İçiren
Hz. İbrahim yiyecek ve içeceğin gerçek sahibinin Allah olduğunu bildirir.İnsan:
ekip biçebilir,
yemek hazırlayabilir,
su taşıyabilir.
Fakat toprağı, suyu, tohumu ve rızık düzenini yaratan Allah’tır.
Şuarâ Suresi 80. Ayet
Hastalık ve Şifa
Hz. İbrahim hastalandığında kendisine şifa verenin Allah olduğunu söyler.
Şifanın Kaynağı
Tedavi:
doktor,
ilaç,
bakım,
bedenin iyileşme sistemi
aracılığıyla gerçekleşebilir.Bunlar şifaya vesiledir. Şifanın nihai yaratıcısı Allah’tır.Bu ayet tedaviyi terk etmeyi değil, tedavinin sonucunu Allah’tan bilmeyi öğretir.
Hastalığı Allah’a Nispet Etmemedeki Edep
Hz. İbrahim yaratma ve şifayı doğrudan Allah’a nispet ederken hastalık için:“Hastalandığımda”ifadesini kullanır.Bu kullanım, peygamberin Allah’a hitabındaki edeple ilişkilendirilir.Bununla birlikte bütün varlık ve sebepler Allah’ın yaratması içindedir.
Şuarâ Suresi 81. Ayet
Ölüm ve Yeniden Diriliş
Hz. İbrahim Allah’ın kendisini öldüreceğini ve sonra yeniden dirilteceğini bildirir.Ölüm:
yoklukta kaybolmak,
Allah’ın hükmünden çıkmak
değildir.Dünya hayatından ahiret hayatına geçiştir.
Şuarâ Suresi 82. Ayet
Hesap Gününde Bağışlanma Ümidi
Hz. İbrahim hesap gününde hatalarının bağışlanmasını umduğunu söyler.Büyük bir peygamber olduğu hâlde:
ameline güvenmemiş,
kendisini kusursuz ve hesapsız görmemiş,
Allah’ın rahmetini ummuştur.
ALTMIŞ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim Rabbini şu nimetlerle tanımıştır:Yaratılış
Hidayet
Rızık
Şifa
Ölüm ve diriliş
Bağışlanma ümidiTevhid, hayatın parçalarını ayrı güçlere dağıtmak değil; yaratılıştan bağışlanmaya kadar her şeyi Allah’ın hükmünde bilmektir.
ALTMIŞ İKİNCİ BÖLÜM
Hikmet, Güzel Anılma ve Cennet Duası
Şuarâ Suresi 83–87
Hz. İbrahim Allah’tan:
hikmet,
salihlere katılma,
sonraki nesiller arasında güzel anılma,
nimet cennetinin varislerinden olma
diler.Ayrıca babası için bağışlanma talebinde bulunur ve diriliş gününde mahcup edilmemeyi ister.
Şuarâ Suresi 83. Ayet
Hikmet Duası
Hz. İbrahim Rabbinden kendisine hüküm ve hikmet vermesini ister.Hikmet:
doğruyu bilmek,
doğru zamanda doğru davranmak,
adaletli hüküm vermek,
bilgiyi yerinde kullanmaktır.
Salihlere Katılmak
Hz. İbrahim peygamber olduğu hâlde salihlerle birlikte bulunmayı ister.Bu dua onun:
tevazusunu,
ahiret kaygısını,
iyi kullarla beraber olma arzusunu
gösterir.
Şuarâ Suresi 84. Ayet
Sonraki Nesillerde Güzel Anılma
Hz. İbrahim kendisine sonraki insanlar arasında doğrulukla anılan güzel bir isim verilmesini ister.Bu dua dünya şöhreti arayışı değildir.O:
tevhidinin,
güzel ahlakının,
doğru örnekliğinin
nesiller boyunca yaşamasını istemiştir.
Şuarâ Suresi 85. Ayet
Nimet Cennetine Varis Olma
Hz. İbrahim cennet nimetlerine ulaşanlardan olmayı diler.Peygamberlik makamı bile onu ahiret duasından uzaklaştırmamıştır.
Şuarâ Suresi 86. Ayet
Babası İçin Bağışlanma Duası
Hz. İbrahim babasının sapıklardan olduğunu belirterek onun bağışlanmasını ister.Bu dua, babasının durumu kesinleşmeden önceki hidayet ve bağışlanma umuduyla ilişkilidir.Tevbe Suresi’nde gerçeğin kesinleşmesi üzerine ondan uzaklaştığı açıklanmıştır.
Şuarâ Suresi 87. Ayet
Diriliş Gününde Mahcup Olmama
Hz. İbrahim Allah’tan diriliş gününde kendisini mahcup etmemesini ister.Mahcubiyet:
amellerin açığa çıkması,
insanın ümidinin boşa çıkması,
Allah’ın huzurunda yüz çevrilecek duruma düşmek
anlamını taşır.
ALTMIŞ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim dünya ve ahiret için şu nimetleri istemiştir:Hikmet
Salihlerle beraberlik
Güzel hatıra
Cennet
Bağışlanma
Hesap gününde korunmaPeygamber duası yalnız dünya rahatlığına değil, güzel son ve Allah’ın huzurunda kabul görmeye yönelir.
ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Malın ve Evladın Fayda Vermeyeceği Gün
Şuarâ Suresi 88–89
Hz. İbrahim diriliş gününü anlatırken o gün malın ve evlatların insana fayda vermeyeceğini bildirir.Ancak Allah’a selim bir kalple gelen kişinin kurtuluşa ulaşacağını açıklar.
Malın Fayda Vermemesi
Dünya hayatında mal:
ihtiyaçları karşılar,
güvenlik sağlar,
imkân oluşturur.
Fakat ahiret hesabında mal:
hesabı ortadan kaldırmaz,
günahı silemez,
iman eksikliğini tamamlayamaz.
Mal doğru kullanılırsa salih amele dönüşebilir; fakat kendisi bağımsız kurtarıcı değildir.
Evlatların Fayda Vermemesi
Hz. İbrahim nesli için çok dua etmiş ve salih evlatları büyük nimet saymıştır.Buna rağmen evlat bağının ahirette otomatik kurtuluş sağlamayacağını bildirir.Her insan kendi imanından ve amelinden sorumludur.
Selim Kalp
Selim kalp:
şirkten arınmış,
kibirden uzak,
nifak ve kötülükte ısrar etmeyen,
Allah’a içtenlikle yönelen
kalptir.Kalbin selameti yalnız duygusal yumuşaklık değil, tevhid ve ahlaki doğruluk taşır.
Kalbin Amelle İlişkisi
Selim kalp davranıştan kopuk değildir.Sağlam kalp:
doğru söze,
adalete,
merhamete,
ibadete
yönelir.Kalpte bulunduğu iddia edilen iman, davranışta sürekli zulüm üretiyorsa kalbin durumu yeniden sorgulanmalıdır.
ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hesap gününde insanın gerçek sermayesi malı, soyu veya makamı değil; Allah’a şirkten arınmış, samimi ve selim bir kalple gelmesidir.
ALTMIŞ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Allah’a Kulluk, Takva ve İbrahim’in Tebliği
Ankebût Suresi 16–18
Hz. İbrahim kavmine Allah’a kulluk etmelerini ve O’na karşı sorumluluk taşımalarını söyler.Putlara kulluk edenlerin gerçekte yalan ürettiklerini; taptıkları varlıkların kendilerine rızık vermeye güç yetiremeyeceğini bildirir.Rızkı Allah katında aramalarını, O’na kulluk edip şükretmelerini emreder.
Ankebût Suresi 16. Ayet
Allah’a Kulluk ve Takva
Hz. İbrahim kavmine iki temel çağrı yapar:Allah’a kulluk edin.
O’na karşı sorumluluk taşıyın.İbadet yönelişi, takva ise bu yönelişin davranışta korunmasını ifade eder.
Bunun Kendileri İçin Hayırlı Olması
Hz. İbrahim’in çağrısı Allah’ın kullara muhtaç olduğu için değildir.Tevhid:
insanı sahte korkulardan kurtarır,
aklı özgürleştirir,
toplumsal zulmü azaltır,
ahiret kurtuluşuna yöneltir.
Bu sebeple onların kendi iyiliğinedir.
Ankebût Suresi 17. Ayet
Putlar ve Uydurulan Yalan
Kavmin Allah’tan başka putlara kulluk ettiği ve yalan ürettiği bildirilir.Yalan:
putlara bağımsız güç vermek,
onların Allah katında kesin yetkileri olduğunu söylemek,
vahye dayanmayan kutsallıklar üretmektir.
Putların Rızık Verememesi
Putların insanlara rızık vermeye gücü yetmez.Rızık:
yağmur,
toprak,
ürün,
sağlık,
emek imkânı
gibi geniş bir düzenin sonucudur.Bu düzeni yaratan Allah’tır.
Rızkı Allah Katında Aramak
Rızkı Allah’tan istemek çalışmayı bırakmak anlamına gelmez.İnsan:
çalışır,
üretir,
tedbir alır.
Fakat sonucu ve nimeti Allah’tan bilir.
Şükür ve Dönüş
Hz. İbrahim kavmine Allah’a şükretmelerini söyler ve sonunda O’na döndürüleceklerini hatırlatır.Şükür dünya nimetini ahiret sorumluluğuyla birleştirir.
Ankebût Suresi 18. Ayet
Peygamberin Görevi
Kavim yalanlarsa daha önceki toplumların da peygamberlerini yalanladığı hatırlatılır.Peygamberin görevi açıkça tebliğ etmektir.
Sonucu Zorlamamak
Hz. İbrahim:
delili sunar,
uyarıyı yapar,
doğru yolu açıklar.
İnsanları zorla iman ettirmek onun görevi değildir.
ALTMIŞ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İbrahim’in çağrısı:Allah’a kulluk
Takva
Rızkı Allah’tan bilmek
Şükür
Ahiret dönüşüüzerine kurulmuştur.Tevhid, yalnız putu reddetmek değil; rızkın, kulluğun ve dönüşün sahibini doğru tanımaktır.
Bölüm etkileşimi
