29. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Verilen İki Büyük Mucize
Kasas Suresi 32
Allah Hz. Mûsâ’ya iki büyük mucize daha verir:
Elini koynuna sokup çıkardığında bembeyaz ve kusursuz bir ışık gibi görünmesi
Korku ve endişeyi giderecek ilahî bir güven işareti
Mucizenin Anlamı
Bu mucizeler yalnızca olağanüstü olaylar değildir.Onlar:
peygamberliğin doğruluğunu,
Allah’ın kudretini,
Hz. Mûsâ’nın göreve hazır oluşunu
gösteren işaretlerdir.
Karanlıktan Aydınlığa
Hz. Mûsâ’nın hayatı sembolik olarak:
korkudan güvene,
kaçıştan göreve,
yalnızlıktan vahye
geçişi temsil eder.
İçsel Hazırlık
Mucizeler sadece dış dünyaya değil, Hz. Mûsâ’nın iç dünyasına da hitap eder.Artık o:
tereddüt etmeyen,
görev bilinci taşıyan,
ilahî desteğe güvenen
bir peygamberdir.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’ya verilen mucizeler, onun peygamberlik görevine hem delil hem de içsel bir güven kaynağı oldu.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kardeşi Hârûn’un Göreve Katılması
Kasas Suresi 33–34
Hz. Mûsâ Rabbine dua eder:
Kardeşi Hârûn’un kendisine yardımcı olmasını ister
Onun daha açık konuşan biri olduğunu belirtir
Görevde destek talep eder
Allah bu duayı kabul eder.
İnsanî Bir İhtiyaç: Destek
Hz. Mûsâ yalnız başına büyük bir görevin altına gireceğini bilir.Bu yüzden:
yardım ister,
ortaklık talep eder,
yalnız kalmak istemez.
Hârûn’un Rolü
Hârûn:
daha akıcı konuşan,
toplulukla iletişimi güçlü olan,
Hz. Mûsâ’nın eksik yönünü tamamlayan
bir kardeştir.
Peygamberlikte Dayanışma
Bu olay önemli bir ilkeyi gösterir:İlahi görevler bile insan dayanışmasıyla güçlenir.
Allah’ın Kabulü
Allah Hz. Mûsâ’nın isteğini reddetmez.Bu, şunu gösterir:
samimi dua kabul edilir
görev paylaşımı ilahî sistemin bir parçasıdır
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ yalnız gönderilmedi; Allah onun duasını kabul ederek Hârûn’u destekçi kıldı.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Firavun’a Gidiş Emri
Kasas Suresi 35
Allah Hz. Mûsâ ve Hârûn’a şöyle buyurur:“Ayetlerimizle birlikte gidin. Şüphesiz biz sizinle birlikteyiz, işitiyoruz.”
En Zor Görev
Bu emir, Hz. Mûsâ’nın hayatındaki en kritik aşamadır:
saraya dönüş
zalim yöneticiyle yüzleşme
halkı özgürlüğe çağırma
İlahi Refakat
Allah onlara yalnız gitmediklerini bildirir:
“Biz sizinle birlikteyiz”
“İşitiyoruz”
Bu, görünmeyen bir korumadır.
Cesaretin Kaynağı
Hz. Mûsâ’nın cesareti:
gücünden değil
Allah’a güveninden gelir
Tarihin Dönüm Noktası
Bu emirle birlikte:
bireysel hikâye
toplumsal kurtuluş hikâyesine dönüşür
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ve Hârûn, Allah’ın “Biz sizinle birlikteyiz” sözüyle Firavun’a karşı büyük bir göreve gönderildi.
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM
Firavun’un Psikolojisi ve Güç İddiası
Kasas Suresi 36–37 (Özet Anlam)
Hz. Mûsâ Firavun’a Allah’ın mesajını ilettiğinde Firavun:
inkâr eder
üstünlük iddia eder
geçmiş gücüne güvenir
Gücün Aldatıcı Yapısı
Firavun’un problemi sadece inançsızlık değildir.Aynı zamanda:
iktidar bağımlılığı
kontrol arzusu
değişim korkusu
vardır.
Hz. Mûsâ’nın Netliği
Hz. Mûsâ:
mesajı açık iletir
korkmaz
geri adım atmaz
İki Zıt Sistem
Bu karşılaşma iki düzeni temsil eder:Firavun:
Zorbalık, korku, baskıHz. Mûsâ:
Vahiy, adalet, özgürlük
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun gücüne güvenerek direndi; Hz. Mûsâ ise vahyin netliğiyle hakikati ilan etti.
OTUZUNCU BÖLÜM
İsrailoğullarının Uyanışı
Kasas Suresi 38–40 (Genel Anlam)
Hz. Mûsâ’nın mesajı yalnız Firavun’a değil, İsrailoğullarına da ulaşır.Toplumda:
umut
beklenti
değişim arzusu
oluşur.
Uzun Bekleyişin Sonu
İsrailoğulları:
yıllarca baskı altında yaşamıştır
kurtuluş umudunu kaybetmemiştir
Hz. Mûsâ bu umudu yeniden canlandırır.
Firavun’un Tepkisi
Firavun:
inkârını artırır
baskıyı sürdürür
düzenini korumaya çalışır
Tarihsel Dönüşümün Başlangıcı
Bu aşama artık geri dönülmez bir noktadır:
peygamberlik aktifleşmiştir
mücadele başlamıştır
özgürlük süreci tetiklenmiştir
OTUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın çağrısı toplumda umut doğurdu; Firavun ise bu değişimi bastırmaya çalıştı.
GENEL SONUÇ (BU AŞAMAYA KADAR)
Hz. Mûsâ’nın kıssası artık üç büyük evreye ulaşmıştır:
Kaçış ve korunma
Olgunlaşma ve emek
Vahiy ve mücadele
Her evre şunu gösterir:Allah, bir peygamberi yalnız seçmez; onu adım adım hazırlar ve büyük bir toplumsal dönüşüme gönderir.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Firavun’un Kendisini En Yüce Otorite Gibi Sunması
Kasas Suresi 38
Firavun ileri gelenlerine, kendileri için kendisinden başka bir ilah bilmediğini söyler.Ardından Hâmân’a balçık üzerinde ateş yakmasını ve kendisi için yüksek bir kule yapmasını emreder. Böylece Hz. Mûsâ’nın Rabbine yükselip bakabileceğini ileri sürer.Sonunda Hz. Mûsâ’yı yalancılardan saydığını bildirir.
İktidarın İlahlık İddiasına Dönüşmesi
Firavun’un problemi yalnızca siyasi güç sahibi olması değildir.O sahip olduğu iktidarı:
mutlaklaştırmış,
sorgulanamaz hâle getirmiş,
kendisini insanların üzerinde nihai otorite gibi sunmuştur.
Burada zulmün en ileri noktalarından biri görülür:Kulun kendisine ait olmayan mutlaklığı sahiplenmesi.
Hâmân’a Verilen Emir
Firavun Hâmân’a yüksek bir yapı yaptırmak ister.Bu davranış hakikati samimiyetle araştırmaktan çok:
Hz. Mûsâ’nın mesajıyla alay etmek,
halka güç gösterisi yapmak,
kendi otoritesini korumak
şeklinde görünür.
Görmediğini Yok Saymak
Firavun Allah’ın varlığını kendi duyularıyla sınırlandırmak ister.Oysa yaratıcı:
kuleyle ulaşılabilecek,
insanın kontrol edebileceği,
maddi ölçüyle sınırlandırılabilecek
bir varlık değildir.
Hz. Mûsâ’yı Yalancılıkla Suçlaması
Firavun delili tartışmak yerine elçiyi suçlamaktadır.Bu tavır daha önce başka peygamberlerin kavimlerinde de görülmüştür:
mesajı reddetmek,
ardından peygamberi yalancılıkla suçlamak.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun iktidarını mutlaklaştırdı; Hz. Mûsâ ise mutlak hükümranlığın yalnız Allah’a ait olduğunu ilan etti.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜM
Firavun ve Ordusunun Haksız Yere Büyüklük Taslaması
Kasas Suresi 39
Firavun ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük taslar.Allah’a döndürülmeyeceklerini zannederler.
Kibir
Firavun’un düzeninin merkezinde kibir vardır.Kibir burada yalnız:
kendisini beğenmek,
başkasını küçümsemek
değildir.Hakikat karşısında boyun eğmemek ve gücü kendinden bilmek hâline dönüşmüştür.
Ordunun da Sisteme Katılması
Kur’an yalnız Firavun’dan değil, ordularından da söz eder.Bu önemli bir ölçüdür.Zulüm bazen tek bir kişinin fiili değildir.Onu:
uygulayan,
koruyan,
emrini yerine getiren,
baskıyı sürdüren
bir sistem bulunabilir.
Hesabı Unutmak
Firavun ve çevresi Allah’a döndürülmeyeceklerini sanmaktadır.Ahiret bilinci kaybolduğunda güç sahibi kişi:
hesap vermeyeceğini,
yaptığının yanına kalacağını
düşünebilir.
Güç ile Sorumluluk
Kur’an’ın ölçüsünde güç, sorumsuzluk sağlamaz.Tam tersine gücü artan kişinin:
adalet,
emanet,
insan hakkı
konusundaki sorumluluğu da artar.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un asıl yanılgısı güçlü olması değil, gücünün kendisini Allah’a karşı sorumsuz kıldığını sanmasıydı.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Firavun’un Ordusuyla Birlikte Yakalanması
Kasas Suresi 40
Allah Firavun’u ve ordularını yakalar ve onları denize atar.Ardından zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bakılması istenir.
Zulüm Düzeninin Sonu
Firavun uzun süre:
halkı ezmiş,
çocukları öldürmüş,
peygamberi yalanlamış,
kendisini üstün görmüştür.
Fakat sahip olduğu güç onu nihai sonuçtan koruyamamıştır.
Ordu ve İktidarın Yetmemesi
Firavun’un elinde:
asker,
servet,
yönetim,
propaganda
vardır.Ancak bunların hiçbiri Allah’ın hükmüne karşı bağımsız güç değildir.
Denizin Tersine Dönüşü
Hz. Mûsâ için deniz:kurtuluş yolu,Firavun için ise:sonun gerçekleştiği yerolacaktır.Aynı yaratılmış sebep, Allah’ın takdiriyle iki taraf için farklı sonuç taşır.
Zalimlerin Sonuna Bakmak
Kur’an yalnız olayı anlatmaz.Okuyana:“Bak.”anlamında ibret çağrısı yapar.Tarih yalnız bilgi değildir.Ahlaki sonuçları görmek için okunur.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun ordusuna güvenmişti; fakat zulüm üzerine kurulan gücün Allah’ın hükmü karşısında kalıcı olmadığı ortaya çıktı.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İnsanları Ateşe Çağıran Önderlik
Kasas Suresi 41–42
Firavun ve çevresindekilerin insanları ateşe çağıran önderler hâline getirildiği bildirilir.Kıyamet günü yardım görmeyecekleri açıklanır.Dünyada da arkalarından lanet bırakıldığı, ahirette ise kötü durumda bulunanlardan olacakları bildirilir.
Her Önderlik Hidayet Değildir
Kur’an önderliği tek başına övmez.Bir insan çok kişiyi arkasından sürükleyebilir.Fakat önemli olan:Nereye götürdüğüdür.
İki Tür Önderlik
Hz. Mûsâ:
insanları Allah’a,
özgürlüğe,
adalete
çağırır.Firavun ise:
kendisine itaate,
zulüm düzenine,
Allah’a karşı başkaldırıya
çağırır.
Takip Edenlerin Sorumluluğu
Bir liderin yanlış olması, ona bilinçli biçimde uyanların sorumluluğunu bütünüyle kaldırmaz.İnsan:
kime uyduğunu,
hangi sözü desteklediğini,
hangi düzenin parçası olduğunu
düşünmelidir.
Dünyada Bırakılan Hatıra
Firavun büyük yapılar ve güçlü bir devlet bırakmak istemiş olabilir.Fakat Kur’an’daki hatırası:
kibir,
zulüm,
ilahlık iddiası
üzerinden kalmıştır.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Önderliğin değeri kaç kişinin seni takip ettiğinde değil, onları hangi yola götürdüğünde ortaya çıkar.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Kitabın Verilmesi
Kasas Suresi 43
Önceki zalim toplumların helâkinden sonra Allah Hz. Mûsâ’ya insanlara:
basiretler,
hidayet,
rahmet
olması için kitabı verir.Böylece insanların düşünüp öğüt almaları amaçlanır.
Tevrat’ın Verilişi
Burada Hz. Mûsâ’ya verilen gerçek ilahî kitap gündeme gelir.Hz. Mûsâ’ya Allah tarafından Tevrat verilmiştir.Bu nedenle temsili olarak kullanılan Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl, Tevrat’ın yerine geçen bir isim değildir.Tevrat:Hz. Mûsâ’ya indirilen gerçek vahiy kitabıdır.
Kitabın Üç Büyük Vasfı
Ayet kitabın üç yönünü gösterir:Basiret
Hidayet
Rahmet
Basiret
Vahiy insana yalnız bilgi vermez.Olayları:
doğru görme,
hak ile batılı ayırma,
hayatın anlamını kavrama
yeteneği kazandırır.
Hidayet
Tevrat insanlara doğru yolu göstermek üzere verilmiştir.Hz. Mûsâ’nın mücadelesi yalnız Firavun’dan kurtuluş değildir.Asıl amaç:Firavun’un kulluğundan çıktıktan sonra Allah’ın kulluğuna yönelmektir.
Rahmet
İlahi emirler yalnız yük değildir.İnsanı:
zulümden,
ahlaki bozulmadan,
yanlış kulluktan
koruyan rahmettir.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın özgürlük mücadelesi Tevrat’la tamamlandı: Bedenler esaretten çıkarıldı, vahiy ise kalplere doğru yolu gösterdi.
OTUZ ALTINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Peygamberliğinin Kur’an’da Bildirilmesi
Meryem Suresi 51–53
Kur’an Hz. Mûsâ’yı:
ihlâsa erdirilmiş,
resul,
nebî
olarak anar.Allah’ın onu Tûr’un sağ tarafından çağırdığı ve özel biçimde yakınlaştırdığı bildirilir.Rahmetinden kardeşi Hârûn’un da peygamber olarak kendisine verildiği açıklanır.
Muhlas Bir Kul
Hz. Mûsâ’nın peygamberliğinin temelinde ihlâs vardır.Görevi:
kişisel iktidar,
şöhret,
halk üzerinde üstünlük
için değildir.
Resul ve Nebî
Hz. Mûsâ hem:Nebî: Vahiy alan peygamber
hem de
Resul: İlahi mesajı insanlara ulaştıran elçiolarak anılır.
Allah’ın Çağrısı
Hz. Mûsâ’nın hayatındaki büyük dönüşüm Allah’ın çağrısıyla gerçekleşmiştir.Bir zamanlar Medyen’e doğru kaçan kişi, şimdi Allah tarafından Mısır’a geri gönderilmektedir.
Hârûn’un Rahmet Olarak Verilmesi
Hz. Hârûn yalnız yardımcı değildir.Onun peygamber olarak göreve katılması Allah’ın Hz. Mûsâ’ya rahmetlerinden biri olarak anlatılır.
OTUZ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın görevi yalnız kişisel cesaretine dayanmadı; vahiy, ihlâs ve kardeşi Hârûn’la birlikte ilahî destekle güçlendirildi.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM
Tûr’da Gelen İlk Büyük Çağrı
Tâhâ Suresi 9–14
Hz. Mûsâ ateş gördüğünde ailesine beklemelerini söyler.Ateşe yaklaştığında kendisine seslenilir.Allah ona:
kendisinin seçildiğini,
vahyedileni dinlemesini,
Allah’tan başka ilah bulunmadığını,
yalnız O’na kulluk etmesini,
Allah’ı anmak için namaz kılmasını
bildirir.
“Ben Senin Rabbinim”
Hz. Mûsâ’nın peygamberlik görevi önce Firavun’la değil, Rabbiyle tanışmanın derinleşmesiyle başlar.Önce:Allah kimdir?sorusu cevaplanır.Sonra:Görev nedir?açıklanır.
Seçilmişlik
Allah Hz. Mûsâ’ya onu seçtiğini bildirir.Seçilmek:
üstünlük taslama hakkı,
rahat bir hayat
değildir.Büyük bir sorumluluktur.
Tevhid
İlk temel emir:Benden başka ilah yoktur; bana kulluk et.Hz. Mûsâ’nın bütün Firavun mücadelesi bu cümlenin toplumsal sonucudur.
Namaz ve Zikir
Allah:Beni anmak için namaz kıl.buyurur.Böylece Hz. Mûsâ’nın toplumsal mücadelesinin merkezinde de ibadet vardır.Özgürlük, Allah’tan bağımsızlık değildir.Gerçek özgürlük:yaratılmışların kulluğundan kurtulup Allah’a kulluk etmektir.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ Firavun’a gönderilmeden önce şu temel üzerine yetiştirildi: “Benden başka ilah yoktur; bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.”
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kıyamet Bilincinin Verilmesi
Tâhâ Suresi 15–16
Allah kıyamet saatinin mutlaka geleceğini bildirir.Her insanın yaptığı davranışın karşılığını alması için onun vaktinin gizli tutulduğu açıklanır.Ahirete inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kişilerin Hz. Mûsâ’yı bu inançtan uzaklaştırmaması istenir.
Özgürlüğün Hesap Bilinciyle Birleşmesi
Hz. Mûsâ Firavun’un zulmüne karşı çıkacaktır.Ancak adalet yalnız dünyadaki hukukla sınırlı değildir.Nihai hesap ahirettedir.
Herkes Yaptığının Karşılığını Alacak
Bu ilke:
Firavun için,
Hz. Mûsâ’nın kavmi için,
bütün insanlar için
aynıdır.Kimse makamı nedeniyle hesaptan muaf değildir.
Nefsin Arzusuna Uymamak
Ahireti reddeden insan bütün hesabı dünyaya sıkıştırabilir.Bu durumda:
güç,
zevk,
çıkar
nihai ölçü hâline gelebilir.Hz. Mûsâ buna karşı uyarılır.
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Adaletin son ölçüsü yalnız dünya mahkemesi değildir; herkes yaptığının karşılığını Allah’ın huzurunda görecektir.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜM
Asanın İlk Mucizesi
Tâhâ Suresi 17–21
Allah Hz. Mûsâ’ya sağ elindeki şeyin ne olduğunu sorar.Hz. Mûsâ onun asası olduğunu, üzerine dayandığını, onunla koyunlarına yaprak silkelediğini ve başka işlerde de kullandığını söyler.Allah asasını yere bırakmasını emreder.Asa bir anda hareket eden büyük bir yılana dönüşür.Hz. Mûsâ’ya korkmaması, onu tutması söylenir.Allah onu tekrar eski hâline çevireceğini bildirir.
Sıradan Bir Asanın Mucizeye Dönüşmesi
Asa Hz. Mûsâ için günlük hayatın sıradan aracıdır.Onunla:
yürür,
hayvanlarını yönlendirir,
ağaçlardan yaprak silkeler.
Allah aynı sıradan aracı peygamberlik mucizesine dönüştürür.
Kulun Elindeki Şey
Hz. Mûsâ’nın elinde yeni ve ihtişamlı bir araç yoktur.Zaten sahip olduğu şey Allah’ın kudretiyle farklı bir vazife görür.Bu, önemli bir ölçüdür:Allah dilerse kulun elindeki basit imkânı büyük bir hayra dönüştürebilir.
Hz. Mûsâ’nın Korkması
Asa yılana dönüşünce Hz. Mûsâ korkar.Allah:“Korkma.”anlamında güven verir.Korku hissetmesi insan oluşunun işaretidir.
Asayı Yeniden Tutması
Allah yalnız teselli etmez.Hz. Mûsâ’dan korktuğu şeye tekrar yaklaşmasını ister.Böylece korku:kaçıştan
güvene
dönüştürülür.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın sıradan asası Allah’ın kudretiyle mucize oldu; korktuğu şey ise ilahî güvenle elindeki delile dönüştü.
KIRKINCI BÖLÜM
El Mucizesi
Tâhâ Suresi 22–23
Allah Hz. Mûsâ’ya elini koltuğunun altına koymasını emreder.Elini çıkardığında herhangi bir hastalık olmaksızın bembeyaz ve parlak hâle gelir.Bu, Allah’ın büyük ayetlerinden biridir.
Hastalıksız Beyazlık
Kur’an özellikle bunun bir hastalıktan kaynaklanmadığını belirtir.Bu olağanüstü görünüm peygamberlik mucizesidir.
İki Büyük Ayet
Hz. Mûsâ’ya:
asa,
parlak el
mucizeleri verilmiştir.Bunlar Firavun’un karşısına çıkarken ilahî delil olacaktır.
Kudretin Kaynağı
Mucize Hz. Mûsâ’nın kişisel gücü değildir.O:
istediği zaman kendi başına mucize üretmez,
mucizenin sahibi değildir.
Mucize Allah’ın ayetidir.
KIRKINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Asa ve parlak el, Hz. Mûsâ’nın kişisel gücünü değil, onu gönderen Allah’ın kudretini gösterdi.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜM
“Firavun’a Git; Çünkü O Azdı”
Tâhâ Suresi 24
Allah Hz. Mûsâ’ya doğrudan:“Firavun’a git; çünkü o azdı.”buyurur.
Görevin Hedefi
Hz. Mûsâ’nın görevinin merkezi artık açıktır.Karşısında sıradan bir günah değil:
zulmü devletleştiren,
insanları köleleştiren,
kendisini üstün gören
bir yönetici vardır.
Zulüm Karşısında Sessizlik
Hz. Mûsâ’ya:“Uzak dur.”değil,“Git.”denmiştir.Bu, peygamberlik görevinin haksızlık karşısında hak sözü taşımayı içerdiğini gösterir.
Firavun’un da Tebliğe Muhatap Olması
Firavun büyük bir zalimdir.Buna rağmen önce kendisine:
mesaj,
uyarı,
tövbe imkânı
götürülür.İlahi hükümden önce tebliğ vardır.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın görevi yalnız mazlumu teselli etmek değildi; zulmün merkezine giderek hakikati söylemekti.
KIRK İKİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın “Göğsümü Genişlet” Duası
Tâhâ Suresi 25–28
Hz. Mûsâ Rabbine:“Rabbim! Göğsümü genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.”anlamında dua eder.
Göğsün Genişlemesi
Hz. Mûsâ yalnız dışarıdaki Firavun’a karşı hazırlanmaz.İç dünyası için de yardım ister.Göğsün genişlemesi:
cesaret,
sabır,
huzur,
görevi taşıma gücü
anlamlarını taşır.
İşin Kolaylaştırılması
Hz. Mûsâ görevin ağırlığını küçümsemez.Allah’tan kolaylık ister.Bu tevazudur.
Dilindeki Düğüm
Hz. Mûsâ mesajının anlaşılmasını istemektedir.Onun amacı:
etkileyici görünmek,
güzel konuşmasıyla insanları hayran bırakmak
değildir.“Sözümü anlasınlar.”der.
Tebliğin Esası
İyi iletişim:
süslü konuşma,
üstün görünme
değil,hakikatin karşı tarafa anlaşılır biçimde ulaşmasıdır.
KIRK İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ görevden önce yalnız mucize istemedi; kalp genişliği, kolaylık ve insanların anlayacağı açık bir dil istedi.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hârûn’u Kendisine Yardımcı İstemesi
Tâhâ Suresi 29–32
Hz. Mûsâ ailesinden kardeşi Hârûn’un kendisine yardımcı kılınmasını ister.Onunla gücünün artırılmasını ve görevine ortak edilmesini diler.
Yardım İstemekten Çekinmemesi
Hz. Mûsâ büyük bir peygamber olduğu hâlde:“Ben tek başıma yeterim.”demez.Yardım ister.Bu, eksiklik değil bilinçli bir sorumluluk anlayışıdır.
Kardeşlik
Hz. Hârûn:
kan bağı,
iman bağı,
görev ortaklığı
ile Hz. Mûsâ’nın yanında olacaktır.
Gücün Paylaşılması
Hz. Mûsâ gücünün kardeşiyle artırılmasını ister.Gerçek güç her şeyi tek başına yapmak değildir.Doğru insanlarla birlikte çalışabilmektir.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ büyük görevin ağırlığını paylaşmak için Hârûn’u istedi; ilahî görevde dayanışmayı güç olarak gördü.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çokça Zikretmek İçin Yardım İstemesi
Tâhâ Suresi 33–35
Hz. Mûsâ kardeşi Hârûn’u istemesinin sebebini açıklar:
Allah’ı çokça tesbih etmek,
Allah’ı çokça anmak.
Allah’ın kendilerini gördüğünü bildirir.
Görevin Merkezinde Zikir
Firavun’la mücadele büyük siyasi ve toplumsal sonuçlar doğuracaktır.Fakat Hz. Mûsâ görevin merkezine:Allah’ı anmayıyerleştirir.
Mücadelede Kalbi Kaybetmemek
İnsan zulümle mücadele ederken bütün dikkatini zalime verebilir.Hz. Mûsâ’nın duası başka bir ölçü öğretir:Firavun’u konuşurken Allah’ı unutmamak.
Kardeşliğin Manevi Boyutu
Hârûn yalnız konuşma desteği değildir.İki kardeş birlikte:
tesbih edecek,
zikredecek,
görevlerini Allah’ın huzurunda taşıyacaktır.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın mücadelesinde merkez Firavun değil Allah’tı; kardeşini de Allah’ı daha çok anmak için yanında istedi.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜM
Duanın Kabul Edilmesi
Tâhâ Suresi 36
Allah Hz. Mûsâ’ya:“İstediğin sana verildi, ey Mûsâ.”anlamında cevap verir.
Açık Kabul
Hz. Mûsâ:
göğüs genişliği,
işinin kolaylaştırılması,
dilinin açılması,
Hârûn’un yardımcılığı
için dua etmiştir.Allah duasının kabul edildiğini bildirir.
Göreve Dua ile Başlamak
Hz. Mûsâ’nın Firavun karşısındaki gücü yalnız mucizeler değildir.Arkasında:
dua,
kardeş desteği,
Allah’ın kabulü
vardır.
İstemek Kulluktur
Hz. Mûsâ ihtiyaçlarını Allah’a söylemiştir.Bu, peygamberin bile Allah’a muhtaç olduğunu gösterir.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ büyük göreve kendi yeterliliğini ilan ederek değil, dua ederek başladı; Allah da “İstediğin sana verildi” buyurdu.
KIRK ALTINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Çocukluğundaki İlahi Korumanın Hatırlatılması
Tâhâ Suresi 37–40
Allah Hz. Mûsâ’ya daha önce de kendisine lütufta bulunduğunu hatırlatır.Annesine verilen ilham, sandığa konulması, nehre bırakılması, düşmanının onu bulması, Allah tarafından üzerine sevgi konulması ve ilahî gözetim altında yetiştirilmesi anlatılır.Kız kardeşinin takibi ve annesine yeniden döndürülmesi de hatırlatılır.
“Seni Gözümün Önünde Yetiştirdim”
Bu ifade Hz. Mûsâ’nın bütün çocukluğunun ilahî gözetim altında olduğunu gösterir.O:
tesadüfen kurtulmamış,
rastgele saraya ulaşmamış,
rastgele annesine dönmemiştir.
Geçmiş Koruma Geleceğe Güven Verir
Allah Hz. Mûsâ’ya sanki şunu hatırlatır:Çocukken seni koruyan Rabbin, şimdi Firavun’a gönderirken de seni yalnız bırakmayacaktır.
Korkuya Karşı Hatıra
İnsan gelecekteki tehlikeden korktuğunda geçmişteki ilahî yardımları hatırlamak kalbi güçlendirebilir.Hz. Mûsâ’nın hayatı bunun büyük örneğidir.
KIRK ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah Hz. Mûsâ’ya Firavun’a giderken geçmişini hatırlattı: Seni bebekken koruyan da bendim, şimdi görevinde yanında olan da benim.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜM
“Seni Kendim İçin Seçtim”
Tâhâ Suresi 40–41
Hz. Mûsâ’nın Medyen’e çıkışı, orada yıllarca kalması ve ardından belirlenen vakitte dönmesi hatırlatılır.Allah ona:“Seni kendim için seçtim.”anlamında hitap eder.
Hayatın Hazırlık Dönemleri
Hz. Mûsâ’nın hayatına geriye doğru bakıldığında:
saray,
şehirden kaçış,
Medyen,
çobanlık,
aile hayatı
birer hazırlık evresi hâline gelir.
Belirlenmiş Vakit
Hz. Mûsâ peygamberlik görevine çocukken değil, belirlenen zamanda çağrılmıştır.Her hazırlığın bir vakti vardır.
“Kendim İçin Seçtim”
Bu ifade peygamberliğin özünü gösterir.Hz. Mûsâ:
Firavun için,
halkın övgüsü için,
kendi adı için
değil,Allah’ın kulluğu ve mesajı için seçilmiştir.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın hayatındaki dağınık görünen yıllar, “Seni kendim için seçtim” hitabıyla tek bir ilahî hazırlık çizgisinde birleşti.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜM
“Ayetlerim Konusunda Gevşeklik Göstermeyin”
Tâhâ Suresi 42
Allah Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’a ayetleriyle birlikte gitmelerini ve Allah’ı anma konusunda gevşek davranmamalarını emreder.
Görev ve Zikir Birlikte
Peygamberler:
mücadele ederken,
konuşurken,
Firavun’un karşısında dururken
Allah’ı anmayı bırakmamalıdır.
Gevşememek
Büyük görevlerde insan:
yorulabilir,
korkabilir,
karşılık görmeyebilir.
Allah onlardan görevde ve zikirde gevşememelerini ister.
Ayetlerle Gitmek
Onların gücü:
kişisel öfkeleri,
silahlı kuvvetleri,
makamları
değildir.Allah’ın ayetleriyle giderler.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ve Hârûn’a verilen görev yalnız Firavun’a gitmek değil, mücadele boyunca Allah’ı unutmamaktı.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜM
Firavun’a Yumuşak Söz Söyleme Emri
Tâhâ Suresi 43–44
Allah Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’a Firavun’a gitmelerini emreder.Çünkü Firavun azmıştır.Ancak ardından şaşırtıcı bir emir gelir:Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır veya korkar.
Zalim Karşısında Bile Üslup
Firavun:
çocukları öldüren,
insanları köleleştiren,
büyüklük taslayan
bir zalimdir.Buna rağmen ilk tebliğin dili hakaret değildir.
Yumuşak Söz Zayıflık Değildir
Hz. Mûsâ gerçeği saklamayacaktır.Fakat gerçeği:
aşağılamadan,
gereksiz öfkeyle,
kişisel hakaretle
sunmayacaktır.
Tövbe İhtimalini Açık Tutmak
Allah Firavun’un bile:
öğüt alma,
korkup dönme
ihtimaline kapı bırakılmasını emreder.Bu, tebliğde rahmetin büyüklüğünü gösterir.
Hakikat ile Üslubun Birliği
Doğru söz:
sert olmak zorunda değildir,
yumuşak söz de gerçeği eğmek anlamına gelmez.
Hz. Mûsâ’nın görevi:Yumuşak üslupla kesin hakikati söylemektir.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah, en zalim hükümdara bile ilk hitabın hakaretle değil yumuşak sözle yapılmasını emretti; hakikat güçlü, üslup ise ölçülü olacaktı.
ELLİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ ve Hârûn’un Korkularını Allah’a Açması
Tâhâ Suresi 45–46
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn Firavun’un kendilerine karşı taşkınlık yapmasından veya zulmünü artırmasından korktuklarını söyler.Allah:“Korkmayın. Şüphesiz ben sizinle beraberim; işitirim ve görürüm.”anlamında cevap verir.
Peygamberlerin Korku Hissetmesi
İki peygamber de korkularını açıkça ifade eder.Bu iman eksikliği değildir.Karşılarındaki tehlike gerçektir.
Korkuyu Allah’a Söylemek
Onlar korkularını gizlememiştir.Rabbine arz etmişlerdir.Bu, Hz. Mûsâ kıssasında tekrar eden bir kulluk biçimidir:Duyguyu inkâr etmek değil, Allah’a taşımak.
“Ben Sizinle Beraberim”
Allah’ın beraberliği:
onların sözlerini işitmesi,
yaşananları görmesi,
görevde onları desteklemesi
anlamında güven verir.
İşiten ve Gören Allah
Firavun sarayında gizli konuşmalar yapılabilir.Planlar kurulabilir.Ancak Allah:
söyleneni işitir,
yapılanı görür.
ELLİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ve Hârûn korkularını gizlemedi; Allah onları “Korkmayın, ben sizinle beraberim; işitirim ve görürüm” sözüyle güçlendirdi.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Tûr’da Allah Tarafından Çağrılması
Tâhâ Suresi 9–14
Hz. Mûsâ yolculuk sırasında bir ateş görür ve ailesine beklemelerini söyler. Ateşin bulunduğu yere yaklaştığında kendisine seslenilir.Allah ona:
kendisinin Rabbi olduğunu,
seçilmiş bulunduğunu,
vahyedileni dinlemesini,
yalnız Allah’a kulluk etmesini,
Allah’ı anmak için namaz kılmasını
bildirir.
Peygamberliğin Başlangıç Noktası
Hz. Mûsâ’nın büyük toplumsal görevi önce Firavun’un sarayında değil, Rabbiyle kurduğu bağda başlar.Önce kendisine:“Şüphesiz ben Allah’ım. Benden başka ilah yoktur.”hakikati bildirilir.Sonra görev gelir.
Seçilmek
Hz. Mûsâ’nın seçilmesi:
kişisel üstünlük,
dünyevi makam,
rahat bir hayat
anlamına gelmez.Seçilmek, ağır bir emaneti taşımaktır.
Tevhid
Hz. Mûsâ’nın bütün mücadelesinin temeli budur:Yalnız Allah’a kulluk.Firavun insanlardan kendisine mutlak itaat isterken Hz. Mûsâ insanları yaratılmışların kulluğundan Allah’ın kulluğuna çağıracaktır.
Namaz
Allah Hz. Mûsâ’ya:“Beni anmak için namaz kıl.”buyurur.Bu nedenle Hz. Mûsâ’nın özgürlük mücadelesi yalnız siyasi değildir.Kalbin özgürlüğü:
Allah’ı anmak,
O’na kulluk etmek,
yalnız O’na teslim olmakla
başlar.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ Firavun’a gönderilmeden önce tevhid ve namazla yetiştirildi; çünkü insanı gerçek anlamda özgürleştiren ilk hakikat yalnız Allah’a kulluktur.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜM
Kıyamet ve Hesap Bilinci
Tâhâ Suresi 15–16
Allah kıyamet saatinin mutlaka geleceğini bildirir.Her insanın yaptığının karşılığını görmesi için bu büyük buluşmanın gerçekleşeceği açıklanır.Hz. Mûsâ’nın ahirete inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler tarafından bu hakikatten uzaklaştırılmaması istenir.
Adaletin Son Mahkemesi
Hz. Mûsâ dünyada Firavun’un zulmüyle mücadele edecektir.Fakat Kur’an ona daha büyük bir adalet ölçüsü verir:Ahiret hesabı.Dünya mahkemelerinden kaçılabilir.Allah’ın huzurundaki hesaptan kaçılmaz.
Herkes Hesap Verecek
Bu ilke:
Firavun,
Hâmân,
İsrailoğulları,
Hz. Mûsâ’nın kavmi,
bütün insanlar
için geçerlidir.Makam kimseyi hesaptan muaf tutmaz.
Nefsin Arzusu
Ahiret bilinci kaybolduğunda insan:
gücü,
serveti,
zevki,
çıkarı
nihai ölçü hâline getirebilir.Firavun düzeninde bunun örneği açık biçimde görülür.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’ya öğretilen adalet yalnız dünyadaki özgürlüğü değil, herkesin Allah’ın huzurunda hesap vereceği nihai adaleti de kapsar.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Asanın Mucizeye Dönüşmesi
Tâhâ Suresi 17–21
Allah Hz. Mûsâ’ya sağ elinde bulunan şeyin ne olduğunu sorar.Hz. Mûsâ bunun asası olduğunu; ona dayandığını, onunla koyunlarına yaprak silkelediğini ve başka işlerde de kullandığını söyler.Allah asasını yere bırakmasını emreder.Asa bir anda hareket eden büyük bir yılana dönüşür.Allah Hz. Mûsâ’ya korkmamasını, onu yeniden tutmasını söyler ve eski hâline döndürüleceğini bildirir.
Sıradan Bir Araç
Asa Hz. Mûsâ’nın günlük hayatında kullandığı sıradan bir araçtır.Fakat Allah’ın kudretiyle:sıradan olan, olağanüstü bir ayete dönüşür.
Çoban Asasından Peygamberlik Deliline
Hz. Mûsâ aynı asayı yıllarca:
yürümek,
hayvanlarını yönlendirmek,
ağaçlardan yaprak silkelemek
için kullanmıştır.Şimdi aynı asa Firavun’un karşısında peygamberlik delili olacaktır.
Korkması
Hz. Mûsâ asanın yılana dönüşmesi karşısında korkar.Bu, onun insan oluşunu gösterir.Peygamberlik:
korku hissetmemek değil,
korkunun içinde Allah’a güvenebilmektir.
Korktuğu Şeyi Yeniden Tutması
Allah ona:“Onu tut ve korkma.”anlamında emir verir.Hz. Mûsâ kaçtığı şeye Allah’ın emriyle yeniden yaklaşır.Korku böylece güvene dönüşür.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın çoban asası Allah’ın kudretiyle mucize oldu; korktuğu şey, ilahî güvenle elindeki delile dönüştü.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Parlayan El Mucizesi
Tâhâ Suresi 22–23
Allah Hz. Mûsâ’ya elini koltuğunun altına koymasını emreder.Elini çıkardığında herhangi bir hastalık olmaksızın parlak ve beyaz görünür.Bunun Allah’ın büyük ayetlerinden biri olduğu bildirilir.
Hastalık Değil Mucize
Kur’an özellikle bu beyazlığın:
hastalık,
bedensel kusur
olmadığını bildirir.Bu, Allah’ın verdiği açık bir peygamberlik işaretidir.
İki Büyük Delil
Hz. Mûsâ artık Firavun’un karşısına:
asa mucizesi,
parlak el mucizesi
ile çıkacaktır.Fakat bu mucizeler Hz. Mûsâ’nın kişisel gücü değildir.
Mucizenin Sahibi
Hz. Mûsâ mucizeyi kendi isteğiyle üreten biri değildir.Mucizenin gerçek sahibi Allah’tır.Hz. Mûsâ:ayeti taşıyan elçidir.
OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Asa ve parlak el Hz. Mûsâ’nın kendi gücünü değil, onu gönderen Allah’ın kudretini gösteren iki büyük ayet oldu.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM
“Firavun’a Git; Çünkü O Azdı”
Tâhâ Suresi 24
Allah Hz. Mûsâ’ya açık biçimde:“Firavun’a git; çünkü o azdı.”buyurur.
Kaçtığı Yere Geri Gönderilmesi
Hz. Mûsâ daha önce Mısır’dan:
korkuyla,
canını korumak için
ayrılmıştır.Şimdi Allah onu aynı ülkeye geri gönderir.Fakat bu defa:
kaçak olarak değil,
peygamber olarak.
Zulmün Merkezine Gitmek
Hz. Mûsâ’nın görevi yalnız mazlumların yanında durmak değildir.Allah onu doğrudan zulmün merkezine gönderir.
Firavun’un Azgınlığı
Firavun:
insanları köleleştirmiş,
çocukları öldürmüş,
halkı sınıflara ayırmış,
büyüklük taslamıştır.
Bu nedenle onun karşısında hak sözün söylenmesi gerekmektedir.
Önce Tebliğ
Firavun büyük bir zalim olmasına rağmen önce kendisine mesaj götürülür.Bu:
uyarı,
dönüş,
tövbe
kapısının hüküm gelmeden önce açıldığını gösterir.
OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ bir zamanlar Firavun’dan kaçmıştı; şimdi Allah’ın elçisi olarak aynı Firavun’un karşısına gönderiliyordu.
OTUZ ALTINCI BÖLÜM
“Rabbim, Göğsümü Genişlet”
Tâhâ Suresi 25–28
Hz. Mûsâ Rabbine şöyle dua eder:“Rabbim! Göğsümü genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.”
Önce İç Dünyası İçin Yardım İstemesi
Hz. Mûsâ:
ordu,
servet,
siyasal güç
istemez.İlk istediği şey kalbinin genişletilmesidir.
Göğüs Genişliği
Göğsün genişlemesi:
cesaret,
sabır,
huzur,
ağır görevi taşıyabilme
anlamlarını taşır.
İşinin Kolaylaştırılması
Hz. Mûsâ görevin büyüklüğünü küçümsemez.“Ben bunu tek başıma başarırım.”demek yerine Allah’tan kolaylık ister.
Dilindeki Düğüm
Hz. Mûsâ’nın temel arzusu:“Sözümü anlasınlar.”dır.Onun amacı güzel konuşmasıyla övünmek değil, ilahî mesajı açık biçimde ulaştırmaktır.
Tebliğde İletişim
Doğru sözün doğru biçimde aktarılması önemlidir.Hakikat:
anlaşılır,
ölçülü,
açık
bir dille anlatılmalıdır.
OTUZ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ Firavun’un karşısına çıkmadan önce dış gücünü değil, kalbinin genişliğini ve sözünün anlaşılmasını istedi.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM
Hârûn’u Yardımcı İstemesi
Tâhâ Suresi 29–32
Hz. Mûsâ kardeşi Hz. Hârûn’un kendisine yardımcı kılınmasını ister.Onunla gücünün artırılmasını ve görevine ortak edilmesini diler.
“Ben Tek Başıma Yeterim” Dememesi
Hz. Mûsâ büyük bir peygamberdir.Buna rağmen yardım istemekten çekinmez.Bu, tevazudur.
Kardeşlik ve Görev Ortaklığı
Hz. Hârûn:
kardeş,
destekçi,
peygamber,
tebliğ ortağı
olacaktır.
Yardımlaşmanın Gücü
Büyük görevler bazen tek kişinin taşıyabileceğinden daha ağır olabilir.Doğru kişiyle iş birliği:
yükü hafifletir,
sözü güçlendirir,
dayanıklılığı artırır.
Eksik Yönü Tamamlamak
Hz. Mûsâ kendi ihtiyacını fark etmiş ve bunu saklamamıştır.Bu, gerçek liderliğin önemli bir özelliğidir:İnsan kendi gücünü bildiği kadar desteğe ihtiyaç duyduğu alanı da bilmeli.
OTUZ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ büyük görevi tek başına taşımayı üstünlük saymadı; kardeşi Hârûn’la güçlenmek istedi.
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Allah’ı Çokça Anmak İçin Kardeş Desteği
Tâhâ Suresi 33–35
Hz. Mûsâ kardeşini istemesinin bir başka sebebini açıklar:
Allah’ı çokça tesbih etmek,
Allah’ı çokça zikretmek.
Allah’ın kendilerini gördüğünü bildirir.
Mücadelenin Merkezinde Allah
Hz. Mûsâ Firavun’la karşılaşacaktır.Fakat onun hayatının merkezi Firavun değildir.Merkez:Allah’tır.
Zalimle Mücadele Ederken Zalime Odaklanıp Kalmamak
İnsan sürekli karşısındaki kötülüğe bakarsa kalbi öfkeyle dolabilir.Hz. Mûsâ’nın duası:
mücadele ederken Allah’ı hatırlamak,
görevi ibadet hâline getirmek
gerektiğini gösterir.
İki Kardeşin Zikri
Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’un beraberliği yalnız siyasi veya toplumsal değildir.Aynı zamanda manevi bir birliktir.Birlikte:
tesbih edecek,
zikredecek,
tebliğ edecektir.
OTUZ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ kardeşini yalnız Firavun karşısında daha güçlü olmak için değil, Allah’ı daha çok anmak için de yanında istedi.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜM
“İstediğin Sana Verildi, Ey Mûsâ”
Tâhâ Suresi 36
Allah Hz. Mûsâ’ya:“İstediğin sana verildi, ey Mûsâ.”anlamında cevap verir.
Duanın Kabulü
Hz. Mûsâ:
göğüs genişliği,
işinin kolaylaştırılması,
dilinin açılması,
kardeş desteği
istemiştir.Allah bunları kabul eder.
Peygamberin de Allah’a Muhtaç Olması
Hz. Mûsâ’nın peygamberliği onu Allah’a ihtiyaçtan çıkarmaz.Tam tersine büyük görev, duasını artırır.
Yardımın Kaynağı
Hz. Hârûn destek olacaktır.Mucizeler delil olacaktır.Fakat bütün yardımın kaynağı Allah’tır.
OTUZ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ büyük göreve “Ben yeterim” diyerek değil, dua ederek hazırlandı; Allah da “İstediğin sana verildi” buyurdu.
KIRKINCI BÖLÜM
Çocukluğundan Beri İlahi Gözetim Altında Olması
Tâhâ Suresi 37–40
Allah Hz. Mûsâ’ya daha önce de kendisine lütufta bulunduğunu hatırlatır.Annesine verilen ilham, sandığa konulması, suya bırakılması, Firavun ailesi tarafından bulunması, kız kardeşinin onu izlemesi ve sonunda annesine geri döndürülmesi hatırlatılır.
Geçmişin Yeniden Okunması
Hz. Mûsâ’nın çocukluğunda yaşanan olaylar o zaman birbirinden ayrı görünmüş olabilir:
ölüm tehdidi,
nehre bırakılma,
saraya alınma,
anneden ayrılık,
yeniden kavuşma.
Şimdi bütün bunların bir koruma zinciri olduğu görülür.
Allah’ın Sevgisi
Allah Hz. Mûsâ’nın üzerine kendisinden bir sevgi bıraktığını bildirir.Böylece onu görenlerde:
yakınlık,
merhamet,
koruma isteği
oluşmasına vesile olur.
İlahi Gözetim
Hz. Mûsâ’nın yetiştirilmesi Allah’ın gözetimi altında gerçekleşmiştir.Onu:
nehir,
saray,
tehlike
yok edememiştir.
Geçmiş Koruma Geleceğe Güven Verir
Firavun’un karşısına çıkmaktan korkabilecek Hz. Mûsâ’ya geçmişi hatırlatılır.Mesaj açıktır:Seni bebekken koruyan Allah, peygamberlik görevinde de seni yalnız bırakmayacaktır.
KIRKINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın geçmişindeki her kurtuluş, gelecekte taşıyacağı büyük görev için kalbine verilen bir güven hazırlığıydı.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜM
“Seni Kendim İçin Seçtim”
Tâhâ Suresi 40–41
Hz. Mûsâ’nın Mısır’dan çıkışı, Medyen’de yıllarca kalması ve ardından ilahî takdirle belirlenen vakitte geri dönmesi hatırlatılır.Allah ona:“Seni kendim için seçtim.”anlamında hitap eder.
Hayatın Bütün Aşamalarının Birleşmesi
Hz. Mûsâ’nın hayatındaki:
saray,
kaçış,
Medyen,
çobanlık,
aile hayatı,
Tûr’a dönüş
artık tek bir hazırlık çizgisinde birleşir.
Belirlenen Vakit
Hz. Mûsâ’nın peygamberlik görevi hemen başlamamıştır.Önce:
yaşamış,
çalışmış,
hata etmiş,
tövbe etmiş,
olgunlaşmıştır.
Sonra belirlenen vakit gelmiştir.
Allah İçin Seçilmek
Bu seçilmişlik:
kişisel şöhret,
toplumun alkışı,
iktidar
için değildir.Hz. Mûsâ Allah’ın mesajını taşımak için seçilmiştir.
KIRK BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın dağınık görünen hayat evreleri, “Seni kendim için seçtim” hitabıyla tek bir ilahî hazırlığın parçaları hâline geldi.
KIRK İKİNCİ BÖLÜM
Ayetlerle Gitmek ve Allah’ı Anmada Gevşememek
Tâhâ Suresi 42
Allah Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’a ayetleriyle birlikte gitmelerini ve Allah’ı anma konusunda gevşek davranmamalarını emreder.
Görevin Gücü
Onların asıl gücü:
silah,
ordu,
servet
değildir.Allah’ın ayetleridir.
Zikirde Gevşememek
Mücadele insanı yorabilir.Hz. Mûsâ ve Hârûn’a yalnız görevlerinde değil, Allah’ı anmada da gevşememeleri söylenir.
Kalbin Dengesini Korumak
Zalimle mücadele eden insanın kalbi yalnız öfkeyle dolmamalıdır.Allah’ı anmak:
niyeti temizler,
sabrı korur,
gücün kaynağını hatırlatır.
KIRK İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ve Hârûn’a verilen güç yalnız mucize değildi; Allah’ı unutmadan mücadele etmeleri de görevlerinin bir parçasıydı.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Firavun’a Yumuşak Söz Söyleme Emri
Tâhâ Suresi 43–44
Allah Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’a Firavun’a gitmelerini emreder.Çünkü Firavun azmıştır.Fakat ardından:“Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır veya korkar.”buyurur.
Zalim Karşısında Bile Ölçü
Firavun:
çocukları öldürmüş,
insanları köleleştirmiş,
büyüklük taslamıştır.
Buna rağmen ilk tebliğin dili hakaret değildir.
Yumuşak Söz ve Hakikat
Yumuşak konuşmak:
gerçeği gizlemek,
zulmü küçültmek,
zalimi haklı görmek
değildir.Gerçek açık biçimde söylenecek; fakat gereksiz hakaret kullanılmayacaktır.
Tövbe Kapısının Açık Tutulması
Allah Firavun gibi birine bile önce öğüt gönderir.Bu, ilahî rahmetin genişliğini gösterir.
Tebliğ Ahlakı
Hz. Mûsâ’nın görevi:Sert hakikat + ölçülü üslupdengesini taşımaktır.
KIRK ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah, en zalim hükümdara bile ilk sözün hakaretle değil, yumuşak ve açık bir tebliğle ulaştırılmasını emretti.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ ve Hârûn’un Korkularını Rabbine Açması
Tâhâ Suresi 45–46
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn Firavun’un kendilerine karşı taşkınlık yapmasından veya zulmünü artırmasından korktuklarını söyler.Allah:“Korkmayın. Şüphesiz ben sizinle beraberim; işitirim ve görürüm.”anlamında cevap verir.
Peygamberlerin Korkusu
İki peygamber de korku hisseder.Bu iman eksikliği değildir.Çünkü karşılarındaki tehlike gerçektir.
Korkuyu Allah’a Arz Etmek
Hz. Mûsâ’nın hayatında tekrar eden bir özellik vardır:
hata ettiğinde Allah’a döner,
muhtaç olduğunda Allah’a dua eder,
korktuğunda Allah’a söyler.
“Ben Sizinle Beraberim”
Allah’ın bu sözü onların kalbine güven verir.Firavun’un sarayında:
konuşulanı Allah işitir,
yapılanı Allah görür.
Cesaretin Kaynağı
Cesaret:korku hissetmemek değil, Allah’a güvenerek doğru olanı yapabilmektir.
KIRK DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ ve Hârûn korkularını saklamadı; Allah onları “Korkmayın, ben sizinle beraberim” sözüyle güçlendirdi.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜM
Firavun’dan İsrailoğullarını Serbest Bırakmasını İstemeleri
Tâhâ Suresi 47–48
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn Firavun’a Allah’ın elçileri olduklarını bildirir.İsrailoğullarını kendileriyle göndermesini ve onlara eziyet etmemesini isterler.Rablerinden açık bir ayet getirdiklerini söylerler.Hidayete uyanlara esenlik olduğu, yalanlayıp yüz çevirenlere ise azap bulunduğu bildirilir.
Özgürlük Talebi
Hz. Mûsâ’nın Firavun’dan istediği açık biçimde toplumsal bir taleptir:İsrailoğullarına eziyet etme ve onları serbest bırak.
Özgürlüğün Tevhidle Bağı
Hz. Mûsâ yalnız:“Köleleri bırak.”demez.Önce Allah’ın elçisi olduğunu söyler.Çünkü insan özgürlüğünün temeli:hiçbir insanın başka insan üzerinde ilahlık benzeri mutlak hak sahibi olmamasıdır.
Zulmün Durdurulması
Talep iki parçalıdır:
onları bırak,
onlara eziyet etme.
Yani yalnız fiziksel hareket özgürlüğü değil, zulmün tamamının sona ermesi istenir.
Selam ve Hidayet
Hz. Mûsâ’nın mesajı:
intikam,
etnik üstünlük
değildir.Hidayete uyan herkese esenlik vardır.
KIRK BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın Firavun karşısındaki özgürlük çağrısı açıktı: İnsanları köleleştirme, onlara eziyet etme ve Allah’ın kullarını serbest bırak.
KIRK ALTINCI BÖLÜM
Firavun’un “Sizin Rabbiniz Kim?” Sorusu
Tâhâ Suresi 49–50
Firavun Hz. Mûsâ’ya:“Sizin Rabbiniz kimdir, ey Mûsâ?”diye sorar.Hz. Mûsâ:“Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra ona yolunu gösterendir.”anlamında cevap verir.
Hz. Mûsâ’nın Allah Tanımı
Hz. Mûsâ Allah’ı:
yalnız kendi kavminin Rabbi,
yalnız Mûsâ’nın Rabbi
olarak tanıtmaz.O:Her şeyin Rabbi ve yaratıcısıdır.
Yaratılış
Her varlığa:
şekli,
özelliği,
yaratılışı
Allah tarafından verilmiştir.
Hidayet
Allah yalnız yaratmaz.Yarattığı varlıklara:
yön,
düzen,
hayat yolu
da verir.
Firavun’un İddiasının Çöküşü
Firavun kendisini insanların üzerinde mutlak otorite gibi sunmaktadır.Hz. Mûsâ’nın cevabı ise:Seni de, beni de, bütün varlıkları da yaratan Allah’tır.anlamı taşır.
KIRK ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun “Rabbiniz kim?” diye sordu; Hz. Mûsâ bütün yaratılışı göstererek cevap verdi: Rabbimiz her şeye yaratılışını veren ve yolunu gösterendir.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜM
Geçmiş Nesiller Hakkındaki Soru
Tâhâ Suresi 51–52
Firavun geçmiş nesillerin durumunu sorar.Hz. Mûsâ onların bilgisinin Rabbisinin katında bir kitapta bulunduğunu söyler.Rabbinin:
yanılmadığını,
unutmadığını
bildirir.
Bilmediğini Allah’a Bırakmak
Hz. Mûsâ her soruya kendi bilgisiyle cevap üretmeye çalışmaz.Bilginin nihai kaynağını Allah’a bırakır.
Allah Unutmaz
İnsan:
tarihleri,
isimleri,
davranışları
unutabilir.Allah hiçbir şeyi unutmaz.
Adalet İçin Eksiksiz Bilgi
Nihai hesapta Allah:
yanlış bilgiye,
eksik hatıraya,
söylentiye
dayanmaz.Her şeyi bilir.
KIRK YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ bilmediği şeyi uydurmadı; geçmişin bütün bilgisini yanılmayan ve unutmayan Allah’a bıraktı.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜM
Yeryüzünü Beşik Yapan ve Gökten Su İndiren Allah
Tâhâ Suresi 53–55
Allah yeryüzünü insanlar için yaşanabilir kılmış, orada yollar açmış ve gökten su indirmiştir.Bu suyla çeşitli bitkiler çıkarılmıştır.İnsanların ve hayvanlarının bunlardan yemesi sağlanır.İnsanların topraktan yaratıldığı, yeniden toprağa döndürüleceği ve tekrar ondan çıkarılacağı bildirilir.
Yaratılış Delilleri
Hz. Mûsâ’nın tevhid çağrısı soyut değildir.İnsan:
toprağa,
suya,
bitkiye,
yollara
bakarak Allah’ın kudretini görebilir.
Rızık
Firavun kendisini halkın rızık düzeninin sahibi gibi gösterebilir.Fakat:
yağmuru indiren,
toprağı verimli kılan,
bitkiyi çıkaran
Allah’tır.
Topraktan Toprağa
İnsan:Topraktan yaratılır
↓
Toprağa döner
↓
Yeniden diriltilirBu döngü insanın kibirlenmemesi için büyük bir hatırlatmadır.
KIRK SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun yeryüzünde büyüklük taslarken Hz. Mûsâ insanın aslını hatırlattı: Topraktan geldik, toprağa döneceğiz ve Allah bizi yeniden çıkaracak.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜM
Firavun’a Gösterilen Ayetler ve Onun Yalanlaması
Tâhâ Suresi 56
Allah Firavun’a ayetlerinin tamamını gösterdiğini, fakat onun bunları yalanlayıp reddettiğini bildirir.
Delilin Eksik Olmaması
Firavun’un problemi yeterince delil görmemesi değildir.O:
ayetleri görmüş,
mesajı duymuş,
Hz. Mûsâ’yla konuşmuştur.
Buna rağmen reddetmiştir.
Bilgi ile Kabul Arasındaki Fark
İnsan bazen gerçeği anlamadığı için değil, kabul etmek istemediği için reddedebilir.Firavun’un önündeki engel:
bilgi eksikliği kadar,
kibir ve iktidar tutkusudur.
İnat
Açık delil karşısında bile insan:
makamını,
çıkarını,
eski düzenini
korumak için inkârı sürdürebilir.
KIRK DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un önünde ayet eksik değildi; eksik olan, hakikat karşısında boyun eğecek tevazuydu.
ELLİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’yı Sihirle Suçlaması
Tâhâ Suresi 57–59
Firavun Hz. Mûsâ’ya kendilerini ülkelerinden sihriyle çıkarmak için mi geldiğini sorar.Kendilerinin de ona benzer bir sihir getireceğini söyler ve karşılaşmak için ortak bir gün belirlenmesini ister.Hz. Mûsâ buluşma gününün halkın toplandığı bayram günü olmasını ve insanların kuşluk vakti bir araya gelmesini ister.
Hakikati Tehdit Gibi Göstermek
Hz. Mûsâ:
Allah’a kulluk,
zulmün sona ermesi,
İsrailoğullarının serbest bırakılması
çağrısında bulunmaktadır.Firavun ise bunu:ülkeyi ele geçirme planıgibi sunar.
Propaganda
Firavun mücadeleyi:
tevhid ile şirk,
adalet ile zulüm
arasında görmek yerine siyasi korkuya dönüştürür.Bu, halkı Hz. Mûsâ’ya karşı toplamaya yarayan propaganda dilidir.
Açık Meydan Okuma
Hz. Mûsâ karşılaşmanın gizli olmasını istemez.Halkın toplandığı bir gün ve açık bir vakit belirler.Hakikat:halkın önünde sınanmaktan korkmaz.
Bayram Günü
İnsanların yoğun biçimde bulunacağı günün seçilmesi, mucizenin geniş topluluk tarafından görülmesini sağlayacaktır.
ELLİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun Hz. Mûsâ’nın vahyini sihir ve siyasi tehdit gibi göstermeye çalıştı; Hz. Mûsâ ise hakikatin herkesin önünde ortaya çıkacağı açık bir buluşmayı kabul etti.
ELLİ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Sihirbazları Uyarışı
Tâhâ Suresi 60–61
Firavun ayrılır ve bütün planını, sihirbazlarını ve hazırlıklarını toplar.Belirlenen vakitte geri gelirler.Hz. Mûsâ onlara:“Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın; yoksa sizi bir azapla yok eder.”anlamında uyarıda bulunur.Allah’a iftira edenin başarısız olacağını bildirir.
Rakiplerini Önce Uyarması
Hz. Mûsâ sihirbazları hemen düşman gibi yok etmek istemez.Önce onları uyarır.Bu, peygamber rahmetidir.
Sihir ile Mucizenin Farkı
Sihir:
insan becerisi,
göz yanıltması,
teknik uygulama
olabilir.Mucize ise Allah’ın peygamberini destekleyen ayetidir.Hz. Mûsâ ikisinin birbirine karıştırılmasına karşıdır.
Allah’a Yalan Nispet Etmek
En büyük tehlike yalnız sihir yapmak değil, batılı hakikat gibi sunmaktır.Hz. Mûsâ onları bundan sakındırır.
ELLİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ karşısındaki sihirbazlara bile önce tövbe kapısını gösterdi; amacı insanları yenmek değil, hakikati ortaya çıkarmaktı.
ELLİ İKİNCİ BÖLÜM
Sihirbazların Kendi Aralarında Tartışması
Tâhâ Suresi 62–64
Sihirbazlar Hz. Mûsâ’nın sözleri üzerine kendi aralarında meseleyi tartışır ve konuşmalarını gizli tutar.Sonunda Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’u kendilerini sihirleriyle ülkelerinden çıkarmak ve mevcut düzenlerini ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbaz olarak göstermeye çalışırlar.Bütün güçlerini toplamaya karar verirler.
Hz. Mûsâ’nın Uyarısının Etkisi
Hz. Mûsâ’nın birkaç sözü bile onların içinde tartışma doğurmuştur.Bu, kalplerinde bir tereddüt başladığını gösterebilir.
Düzenlerini Kaybetme Korkusu
Firavun çevresi Hz. Mûsâ’nın mesajını:
hakikat sorusu olarak değil,
mevcut düzenin kaybı olarak
değerlendirir.
Birleşen Batıl
Sihirbazlar güçlerini birleştirmeye karar verir.Fakat sayı ve organizasyon hakikati değiştirmez.
ELLİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un düzeni Hz. Mûsâ’nın sözünü delille değil, “Düzenimizi kaybederiz” korkusuyla karşılamaya başladı.
ELLİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sihirbazlarla Büyük Karşılaşma
Tâhâ Suresi 65–69
Sihirbazlar Hz. Mûsâ’ya önce kendisinin mi yoksa kendilerinin mi atacağını sorar.Hz. Mûsâ onların atmasını söyler.Sihirleri sebebiyle ipleri ve değnekleri Hz. Mûsâ’ya hareket ediyormuş gibi görünür.Hz. Mûsâ içinde bir korku hisseder.Allah:“Korkma! Üstün gelecek olan sensin.”buyurur.Elindeki asayı atmasını emreder.Asa onların ortaya koyduğu şeyleri yutar.Çünkü onların yaptığı yalnız sihirbaz hilesidir.Sihirbazın nereden gelirse gelsin gerçek kurtuluşa ulaşamayacağı bildirilir.
Hz. Mûsâ’nın Yeniden Korkması
Hz. Mûsâ mucize sahibi peygamber olduğu hâlde sahnenin büyüklüğü karşısında içinde korku hisseder.Kur’an onun insani duygusunu gizlemez.
Allah’ın Tesellisi
İlk cevap:“Korkma.”dır.Böylece korku yeniden ilahî güvenle dengelenir.
Asa ile Sihir Arasındaki Fark
Sihirbazların yaptıkları:
göz yanıltması,
ustalık,
teknik gösteridir.
Hz. Mûsâ’nın asası ise Allah’ın ayeti olarak onların kurduklarını ortadan kaldırır.
Hakikatin Batılı Yutması
Sahne güçlü bir sembol taşır:Hakikat geldiğinde, batılın kurduğu görüntüler çöker.
ELLİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın karşısında büyük bir sihir gösterisi vardı; fakat Allah “Korkma” buyurdu ve bir asa bütün aldatıcı görüntüyü ortadan kaldırdı.
ELLİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sihirbazların Secdeye Kapanması
Tâhâ Suresi 70
Sihirbazlar gördükleri mucizenin kendi sanatlarından olmadığını anlar.Bunun üzerine secdeye kapanarak:“Hârûn’un ve Mûsâ’nın Rabbine iman ettik.”derler.
Hakikati En İyi Tanıyanların Teslimiyeti
Sihirbazlar sihri herkesten iyi bilmektedir.Bu nedenle Hz. Mûsâ’nın ortaya koyduğunun:
sihir,
hile,
göz yanıltması
olmadığını hemen fark ederler.
Rakipten Müminlere
Sabah Hz. Mûsâ’yı yenmek için gelen insanlar kısa süre sonra onun Rabbine iman eder.Bu büyük bir dönüşümdür.
Secde
Onların ilk büyük hareketi secdedir.Firavun’un karşısında ayakta duran sihirbazlar Allah’ın hakikati karşısında yere kapanır.
Hürriyetin Başlangıcı
Sihirbazların özgürlüğü tam bu anda başlar.Artık:
Firavun’un ödülüne,
makamına,
tehdidine
bağlı değildirler.
ELLİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un sihirbazları Hz. Mûsâ’nın mucizesini görünce mesleklerinin bilgisiyle hakikati tanıdı ve Firavun’un önünde değil, Allah’ın huzurunda secdeye kapandı.
ELLİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Firavun’un İman Eden Sihirbazları Tehdit Etmesi
Tâhâ Suresi 71
Firavun sihirbazların kendisinden izin almadan iman etmelerine öfkelenir.Hz. Mûsâ’nın onlara sihri öğreten büyükleri olduğunu ileri sürer.Ellerini ve ayaklarını çaprazlama kestirmek ve onları hurma ağaçlarına astırmakla tehdit eder.Böylece kimin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu göreceklerini söyler.
“Benden İzin Almadan mı?”
Firavun’un sözü onun iktidar anlayışını açıkça gösterir.O yalnız insanların:
davranışlarını değil,
vicdanlarını ve inançlarını
da kontrol etmek istemektedir.
İmana İzin Vermek İstemesi
Firavun’a göre insanlar kime inanacaklarına bile kendileri karar veremez.Bu, köleliğin en derin biçimidir.
Hakikati Komplo Gibi Göstermek
Sihirbazlar herkesin önünde yenilmiş ve iman etmiştir.Firavun ise bunu kabul etmek yerine:önceden hazırlanmış bir plangibi sunmaya çalışır.
Şiddet Tehdidi
Delil karşısında kaybeden Firavun:
tartışmayı,
delili
bırakıp doğrudan fiziksel şiddete yönelir.
ELLİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun insanların yalnız bedenlerine değil, vicdanlarına da hükmetmek istedi; sihirbazların kendisinden izin almadan iman etmesini bile suç saydı.
ELLİ ALTINCI BÖLÜM
Sihirbazların Firavun’un Tehdidine Boyun Eğmemesi
Tâhâ Suresi 72–73
İman eden sihirbazlar Firavun’a, kendilerine gelen açık delillere ve kendilerini yaratana karşı onu tercih etmeyeceklerini söyler.Firavun’un vereceği hükmü vermesini isterler.Onun hükmünün yalnız dünya hayatında geçerli olduğunu bildirirler.Rablerine iman ettiklerini ve Allah’ın günahlarını bağışlamasını umduklarını açıklarlar.
Birkaç Saat İçinde Gerçekleşen Büyük Dönüşüm
Sabah:
Firavun’un ödülünü isteyen,
onun yakınlarından olmayı uman
sihirbazlar,akşam:
ölüm tehdidine rağmen,
Firavun’un önünde eğilmeyen
müminlere dönüşür.
Dünya Gücünün Sınırı
Firavun:
bedene zarar verebilir,
insanı öldürebilir.
Fakat ahiret üzerinde hüküm sahibi değildir.Sihirbazlar bunu fark etmiştir.
Yaratıcının Tercih Edilmesi
Onlar artık:Firavun mu, Allah mı?sorusunda kesin seçim yapmıştır.Yaratılmış hükümdarı yaratıcıya tercih etmezler.
Bağışlanma Ümidi
Geçmişte yaptıkları sihir ve yanlışlar onların Allah’a dönmesine engel değildir.Tövbe kapısını görürler.
ELLİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Sihirbazların bedenleri Firavun’un tehdidi altındaydı; fakat kalpleri artık özgürdü: “Senin hükmün yalnız bu dünya hayatında geçer.”
Bölüm etkileşimi
