Tevrat İncil Zebur kitap kapağı

32. bölüm / 36

Tevrat İncil Zebur

Devamı

Vaveyla Yazarı: Zeynep Erkan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: Devamı

SEKSEN DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kavminin Kutsal Toprağa Çağrılması
Mâide Suresi 20–21
Hz. Mûsâ kavmine Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri hatırlatır.Aralarında peygamberler gönderildiğini, kendilerine büyük nimetler verildiğini bildirir.Ardından kavmine Allah’ın kendileri için takdir ettiği kutsal toprağa girmelerini ve geriye dönmemelerini söyler.Çünkü geri dönmek:kaybedenlerden olmakanlamına gelecektir.
Önce Nimeti Hatırlatması
Hz. Mûsâ kavmine emir vermeden önce geçmişlerini hatırlatır.Onlar:
Firavun’un zulmünden kurtarılmış,
denizden geçirilmiş,
çölde rızıklandırılmış,
peygamberlerle desteklenmiştir.
Bütün bunlar Allah’ın nimetleridir.
Kutsal Toprağa Giriş
Artık kavmin önünde yeni bir görev bulunmaktadır.Firavun’dan kaçarken gösterdikleri teslimiyeti şimdi yeni bir imtihanda göstermeleri gerekecektir.
Geri Dönmeyin
Hz. Mûsâ’nın uyarısı açıktır.Korku nedeniyle geriye dönmek, kendilerine verilen görevi terk etmek anlamına gelecektir.
SEKSEN DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ kavmine geçmişte Allah’ın kendilerini nasıl kurtardığını hatırlattı ve şimdi korkuya teslim olmadan kutsal toprağa girmelerini istedi.
SEKSEN BEŞİNCİ BÖLÜM
İsrailoğullarının Güçlü Bir Topluluktan Korkması
Mâide Suresi 22
İsrailoğulları Hz. Mûsâ’ya, girmeleri istenen yerde güçlü ve zorba bir topluluk bulunduğunu söyler.Onlar oradan çıkmadıkça kendilerinin oraya girmeyeceklerini bildirirler.
Esaretin Bıraktığı Korku
İsrailoğulları uzun yıllar Firavun’un baskısı altında yaşamıştır.Fiziksel olarak özgürleşmiş olmalarına rağmen korkunun izleri devam etmektedir.
Önlerindeki İnsanlara Bakmaları
Kavim:
Allah’ın vaadine değil,
karşılarındaki insanların gücüne
odaklanmıştır.Bu nedenle görev gözlerinde aşılmaz hâle gelir.
Geçmiş Mucizeleri Unutmak
Onlar çok kısa süre önce:
Firavun’dan kurtarılmış,
denizin açıldığını görmüş,
çölde su ve rızık bulmuştur.
Buna rağmen yeni tehlike karşısında geçmiş yardımları unutmaya başlarlar.
SEKSEN BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
İsrailoğulları Firavun’dan kurtulmuştu; fakat şimdi önlerindeki güçlü topluluğa bakarak Allah’ın geçmişte kendilerine gösterdiği yardımı unutma tehlikesine düştüler.
SEKSEN ALTINCI BÖLÜM
Allah’a Güvenen İki Kişinin Cesaret Çağrısı
Mâide Suresi 23
Allah’tan korkan ve Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi kavme cesaret verir.Kapıdan kararlılıkla girmelerini, girdikleri takdirde üstün geleceklerini söylerler.Eğer gerçekten iman ediyorlarsa Allah’a tevekkül etmelerini isterler.
Korkunun İçinden Çıkan İki Ses
Toplumun büyük kısmı korkarken iki kişi farklı konuşur.Kalabalığın düşüncesi her zaman hakikatin ölçüsü değildir.
Tevekkül
Bu iki kişinin sözü:“Allah’a güvenin.”şeklindedir.Fakat tevekkülleri hareketsizlik değildir.Önce:“Kapıdan girin.”derler.Sonra Allah’a güvenmelerini isterler.
Tevekkül ve Fiil
Burada önemli bir denge vardır:Harekete geçmek
+
Allah’a güvenmekTevekkül görevden kaçmak değil, görev yapılırken sonucu Allah’a bırakmaktır.
SEKSEN ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Toplum korkuya teslim olurken Allah’ın nimet verdiği iki kişi, “Kapıdan girin ve Allah’a tevekkül edin” diyerek iman ile cesareti birleştirdi.
SEKSEN YEDİNCİ BÖLÜM
Kavmin Hz. Mûsâ’ya Ağır Cevabı
Mâide Suresi 24
Kavim Hz. Mûsâ’ya o güçlü insanlar orada bulunduğu sürece kesinlikle girmeyeceklerini söyler.Ardından son derece ağır bir söz söylerler:“Sen ve Rabbin gidin, savaşın; biz burada oturacağız.”
İtaatsizliğin Açık Hâle Gelmesi
Artık mesele yalnız korku değildir.Kavim açık biçimde Hz. Mûsâ’nın çağrısını reddetmektedir.
Peygambere Karşı Uygunsuz Hitap
Hz. Mûsâ onları:
Firavun’un zulmünden çıkarmış,
Allah’ın ayetlerini ulaştırmış,
defalarca onlar için dua etmiştir.
Buna rağmen kavmin bir kısmı peygamberlerine karşı son derece uygunsuz bir söz kullanır.
“Biz Burada Oturacağız”
Bu cümle sorumluluktan kaçışın özetidir.Onlar:
sonucu ister,
fakat mücadele etmek istemezler.

Özgürlüğün Bedeli
Firavun’dan kurtulmak onların iradesini kullanma sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır.Özgür insan:seçimlerinin ve görevlerinin sorumluluğunu taşır.
SEKSEN YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
İsrailoğullarının bir kısmı korkuyu itaate tercih ederek Hz. Mûsâ’ya “Sen ve Rabbin gidin; biz burada oturacağız” dedi ve sorumluluktan kaçtı.
SEKSEN SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Rabbine Yönelmesi
Mâide Suresi 25
Kavmin ağır cevabından sonra Hz. Mûsâ Rabbine yönelir.Kendisiyle kardeşinden başkasına söz geçiremediğini ifade eder ve Allah’tan kendileriyle yoldan çıkan topluluk arasını ayırmasını ister.
Hz. Mûsâ’nın Yalnızlığı
Bir peygamber düşünelim:
Firavun’a karşı durmuş,
kavmini kurtarmış,
denizden geçirmiş,
vahyi ulaştırmış,
onlar için defalarca dua etmiş.
Şimdi kendi kavmi onun sözünü dinlememektedir.
Hârûn Yine Yanında
Hz. Mûsâ:“Ben ve kardeşim…”diyerek Hz. Hârûn’u yanında anar.Tûr’da istediği kardeş desteği yolculuğun ilerleyen aşamalarında da devam etmektedir.
Sonucu Allah’a Bırakması
Hz. Mûsâ kavmini zorla iman ettirmeye çalışmaz.Yapabileceği:
tebliğ,
uyarı,
rehberliktir.
Kalpler üzerinde mutlak hâkimiyet ona ait değildir.
SEKSEN SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmi Hz. Mûsâ’yı dinlemeyince o öfkesini kendi hükmüne dönüştürmedi; kardeşi Hârûn’la birlikte Rabbine yönelerek hükmü Allah’a bıraktı.
SEKSEN DOKUZUNCU BÖLÜM
Kırk Yıllık Tih İmtihanı
Mâide Suresi 26
Allah, itaatsizliklerinin sonucu olarak kutsal toprağın onlara kırk yıl yasaklandığını bildirir.Bu süre boyunca yeryüzünde şaşkın biçimde dolaşacaklardır.Hz. Mûsâ’ya da yoldan çıkan topluluk için üzülmemesi bildirilir.
Kırk Yıl
Kavmin korku ve itaatsizliği yalnız o anı etkilemez.Sonucu uzun bir döneme yayılır.
Firavun’dan Çıkmak ile Firavun Düzeninden Arınmak
İsrailoğulları Mısır’dan kısa sürede çıkmıştır.Fakat uzun yıllar süren esaretin oluşturduğu:
korku,
bağımlılık,
itaatsizlik,
güvensizlik
bir anda ortadan kalkmamıştır.Toplumun eğitimi devam edecektir.
Hz. Mûsâ’nın Üzüntüsü
Allah’ın Hz. Mûsâ’ya üzülmemesini bildirmesi onun kavminin durumu karşısında üzüldüğünü gösterir.Peygamber yalnız emir veren kişi değildir.Kavminin hidayetini isteyen bir rehberdir.
SEKSEN DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
İsrailoğullarının korku ve itaatsizliği kırk yıllık bir mahrumiyete dönüştü; Firavun’dan kurtulmak kısa sürdü, fakat özgürlüğün sorumluluğunu öğrenmek çok daha uzun bir eğitim gerektirdi.
DOKSANINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ ile Allah’ın Salih Kulunun Yolculuğu
Kehf Suresi 60–64
Hz. Mûsâ genç yardımcısına iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluna devam edeceğini söyler.Yanlarında bulunan balığı işaret olarak taşırlar.Belirlenen yerde balık denize doğru yol alır.Bir süre ilerledikten sonra Hz. Mûsâ yiyeceklerini ister.Yardımcısı balığın olağanüstü biçimde denize gittiğini hatırlar.Hz. Mûsâ bunun aradıkları işaret olduğunu anlayarak geldikleri yoldan geri döner.
Hz. Mûsâ’nın Yeni Bir Yolculuğu
Firavun’la mücadele eden, vahiy alan ve kavmine rehberlik eden Hz. Mûsâ şimdi farklı bir yolculuğa çıkar:İlim yolculuğu.
Peygamberin Öğrenmeye Gitmesi
Hz. Mûsâ’nın büyük bir peygamber olması onun öğrenme arzusunu ortadan kaldırmaz.Bu çok önemli bir ahlaktır.İnsan ne kadar bilgi sahibi olursa olsun:Allah’ın ilminden kendisine verilen sınırlıdır.
İki Denizin Birleştiği Yer
Yolculuğun hedefi belirli bir işaretle bağlantılıdır.Hz. Mûsâ kararlıdır ve uzun süre yol almaya hazırdır.
Balığın İşareti
Balığın denize yönelmesi, aranan yerin bulunduğunun işaretidir.Hz. Mûsâ bunu öğrenince yolculuğu sürdürmek yerine geriye döner.Çünkü hedef artık belirlenmiştir.
DOKSANINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’un karşısında hakikati öğreten Hz. Mûsâ, bu kez kendisi öğrenmek için yola çıktı; peygamberlik makamı onun ilim arayışındaki tevazusunu ortadan kaldırmadı.
DOKSAN BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Allah’ın Rahmet ve İlim Verdiği Kul ile Karşılaşması
Kehf Suresi 65–66
Hz. Mûsâ ve yardımcısı Allah’ın kullarından bir kul ile karşılaşırlar.Kur’an bu kula Allah tarafından:
rahmet verildiğini,
özel bir ilim öğretildiğini
bildirir.Hz. Mûsâ ona, kendisine öğretilen doğru bilgiden öğrenmek amacıyla kendisini takip edip edemeyeceğini sorar.
Kur’an’ın İsimlendirmesi
Burada önemli bir ayrıntı vardır:Kur’an bu kişinin özel adını ayette söylemez; onu “kullarımızdan bir kul” olarak tanıtır.İslam geleneğinde bu kişi yaygın biçimde Hızır olarak anılır.Kitabımızda ayetin açık ifadesi ile geleneksel isimlendirmeyi birbirinden ayırmak önemlidir.
Hz. Mûsâ’nın İzin İstemesi
Hz. Mûsâ:“Ben peygamberim, bana öğret.”demez.Nazikçe kendisini takip edip edemeyeceğini sorar.Bu, ilim talebindeki edeptir.
Allah’ın Öğrettiği İlim
Ayette ilmin kaynağı açıkça Allah’a bağlanır.Bu kul kendi başına mutlak gayb bilgisine sahip biri olarak sunulmaz.Kendisine öğretilen bilgi:Allah’ın verdiği bilgidir.
Hz. Mûsâ’nın Tevazusu
Hz. Mûsâ’nın elinde vahiy ve levhalar vardır.Buna rağmen başka bir kuldan Allah’ın öğrettiği bir bilgiyi öğrenmeye hazırdır.
DOKSAN BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ büyük bir peygamber olmasına rağmen Allah’ın ilim verdiği bir kuldan öğrenmek için izin istedi; çünkü gerçek ilim insanı kibire değil tevazuya götürür.
DOKSAN İKİNCİ BÖLÜM
“Benimle Beraber Sabretmeye Güç Yetiremezsin”
Kehf Suresi 67–70
Allah’ın ilim verdiği kul Hz. Mûsâ’ya kendisiyle beraber bulunurken sabretmesinin zor olacağını söyler.Çünkü Hz. Mûsâ iç yüzünü bilmediği olaylarla karşılaşacaktır.Hz. Mûsâ ise Allah dilerse sabırlı olacağını ve kendisine karşı gelmeyeceğini bildirir.Bunun üzerine kendisine, açıklaması yapılıncaya kadar gördüğü olaylar hakkında soru sormaması şartı konur.
Bilmediği Şeye Sabretmek
İnsan gördüğü bir olayın yalnız dış yüzünü bilir.Fakat:
öncesini,
sonrasını,
gizli sebeplerini
bilmeyebilir.Bu nedenle sınırlı bilgiyle acele hüküm vermek yanlış sonuçlara götürebilir.
Hz. Mûsâ’nın “İnşallah” Demesi
Hz. Mûsâ:“Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın.”anlamında cevap verir.Sabretme gücünü bile kendi nefsine mutlak biçimde bağlamaz.
Öğrenmenin Şartı
Bu yolculukta Hz. Mûsâ’dan istenen:açıklama gelinceye kadar beklemektir.Bu, onun için kolay olmayacaktır; çünkü Hz. Mûsâ’nın adalet hassasiyeti çok güçlüdür.
DOKSAN İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın yeni imtihanı Firavun’un zulmüne karşı cesaret değil, sebebini henüz bilmediği olaylar karşısında sabır göstermekti.
DOKSAN ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Geminin Delinmesi
Kehf Suresi 71–73
Hz. Mûsâ ile Allah’ın ilim verdiği kul bir gemiye biner.Yolculuk sırasında o kul gemide bir kusur meydana getirir.Hz. Mûsâ buna hemen karşı çıkar ve gemidekileri tehlikeye atacak bir iş yapıldığını düşünerek itiraz eder.Kendisine sabredemeyeceğinin daha önce söylendiği hatırlatılır.Hz. Mûsâ ise unuttuğu için kendisini sorumlu tutmamasını ister.
Hz. Mûsâ’nın Adalet Refleksi
Hz. Mûsâ’nın itirazının temelinde kötülük isteği yoktur.Tam tersine:insanların zarar görmesini engelleme arzusuvardır.
Görünen Gerçeklik
Hz. Mûsâ’nın gördüğü şudur:Sağlam gemi → zarar görüyor.Bu görüntüye göre davranış yanlış görünmektedir.Fakat olayın henüz bilmediği bir yönü vardır.
Unutmak
Hz. Mûsâ verdiği sözü unuttuğunu kabul eder.Yine kendi hatasını gizlemez.
DOKSAN ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ geminin zarar gördüğünü görünce adalet duygusuyla itiraz etti; fakat henüz olayın görünmeyen sebebini bilmiyordu.
DOKSAN DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çocuk Hadisesi ve Hz. Mûsâ’nın İkinci İtirazı
Kehf Suresi 74–76
Yolculuk devam eder.Karşılaştıkları bir çocukla ilgili meydana gelen ağır olay karşısında Hz. Mûsâ yeniden itiraz eder.Masum bir can konusunda gördüğü şey ona kabul edilemez görünür.Kendisine tekrar sabredemeyeceği hatırlatılır.Hz. Mûsâ bu kez, bundan sonra tekrar soru sorarsa artık kendisine arkadaşlık edilmemesini kabul eder.
Canın Dokunulmazlığı
Hz. Mûsâ’nın tepkisi yine onun güçlü adalet duygusunu gösterir.Gördüğü dış gerçeklik açısından ortada açıklanması çok zor bir olay vardır.
Bilgi Sınırı
Hz. Mûsâ henüz olayın gelecekle ilgili kendisine açıklanmayan yönünü bilmemektedir.Bu kıssa:insanın bilmediği konularda Allah’ın bütün hikmetini kuşatamayacağınıöğretir.
Hz. Mûsâ’nın Kendisine Sınır Koyması
İkinci kez soru sorduktan sonra Hz. Mûsâ kendi davranışının sonucunu kabul eder.Bu da onun öğrenme ahlakının bir parçasıdır.
DOKSAN DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ gördüğü ağır olay karşısında yine adalet duygusuyla itiraz etti; fakat yolculuk ona insan bilgisinin görünen olayın ötesindeki bütün hikmeti kuşatamayacağını öğretiyordu.
DOKSAN BEŞİNCİ BÖLÜM
Duvarın Karşılıksız Onarılması
Kehf Suresi 77–78
İkisi bir yerleşim yerine gelir.Halktan yiyecek isterler; fakat insanlar onları misafir etmek istemez.Buna rağmen yıkılmak üzere olan bir duvarla karşılaşırlar.Allah’ın ilim verdiği kul duvarı düzeltir.Hz. Mûsâ:İsteseydin bunun karşılığında bir ücret alabilirdin,anlamında konuşur.Bunun üzerine artık ayrılık vaktinin geldiği bildirilir.Ancak ayrılmadan önce Hz. Mûsâ’nın sabredemediği olayların gerçek açıklamaları yapılacaktır.
İyiliğin Karşılıksız Yapılması
Kendilerine ikramda bulunmayan bir toplulukta bile duvar onarılmıştır.Hz. Mûsâ bunun karşılığında ücret alınabileceğini düşünür.Fakat duvarın ardında henüz bilmediği başka bir hikmet vardır.
Üç Olay
Hz. Mûsâ şimdi üç olayın cevabını öğrenecektir:Gemi neden zarar gördü?Çocuk hadisesinin sebebi neydi?Duvar neden karşılıksız onarıldı?
Ayrılık Öncesi Açıklama
Öğretmenlik yalnız:“Sabredemedin.”demekle bitmez.Olayların sebepleri Hz. Mûsâ’ya açıklanacaktır.Böylece yaşananlar bilgiye dönüşecektir.
DOKSAN BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ üçüncü kez gördüğü olayın hikmetini anlayamadı; bunun üzerine yolculuğun sonuna gelindi ve görünürde anlaşılmaz olan üç olayın açıklanma vakti başladı.
DOKSAN ALTINCI BÖLÜM
Geminin Delinmesindeki Hikmet
Kehf Suresi 79
İlk olayın açıklaması yapılır.Gemi denizde çalışan yoksul insanlara aittir.Onların önünde sağlam gemileri zorla alan bir hükümdar bulunmaktadır.Bu nedenle gemide kusur oluşturulmuştur.
Görünen Zarar, Daha Büyük Zarardan Korunmaydı
İlk bakışta:gemiyi kusurlu hâle getirmek zarargibi görünür.Fakat gerçek tablo şudur:Küçük zarar
↓
Geminin zorla alınmaması
↓
Yoksul sahiplerinin geçim aracının korunması
Hz. Mûsâ’nın Bilmediği Şey
Hz. Mûsâ geminin üzerindeki hasarı görmüştür.Fakat ileride bekleyen hükümdarı bilmiyordu.İnsan çoğu zaman yalnız önündeki anı görür.Allah ise olayların bütününü bilir.
Zalim Hükümdar
Hz. Mûsâ kıssasında yeniden haksız güç kullanan bir hükümdar karşımıza çıkar.Bu hükümdar sağlam gemilere zorla el koymaktadır.Yoksulların malını korumak için görünürde küçük bir kusur meydana getirilmiştir.
DOKSAN ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ gemide yalnız hasarı görmüştü; açıklama geldiğinde o küçük hasarın yoksulların bütün gemisini zalim bir hükümdardan koruyan bir tedbir olduğunu öğrendi.
DOKSAN YEDİNCİ BÖLÜM
Çocuk Hadisesinin Açıklanması
Kehf Suresi 80–81
Çocuğun anne ve babasının mümin olduğu bildirilir.O çocukla ilgili gelecekte anne ve babasını azgınlık ve inkâra sürüklemesinden endişe edildiği açıklanır.Rablerinin onlara onun yerine daha temiz ve merhamete daha yakın bir evlat vermesinin istendiği bildirilir.
İnsan Bilgisinin Sınırı
Bu bölüm, kıssanın anlaşılması en hassas kısımlarından biridir.Buradaki olay:insanların geleceğe dair tahminde bulunarak benzer bir davranışta bulunabileceklerianlamına gelmez.Çünkü insan gaybı bilmez.
Özel Bilginin Kaynağı
Kıssanın sonunda açıkça anlaşılacağı üzere yapılan işler kişinin bağımsız keyfî kararı değildir.Bu nedenle bu olaydan:“Bir insan gelecekte kötü olabilir diye ona zarar verilebilir.”şeklinde bir hüküm çıkarılamaz.Bu, Kur’an’ın genel adalet ve can dokunulmazlığı ilkelerine de aykırı olur.
Anne ve Babanın Durumu
Açıklamada özellikle onların mümin oluşuna dikkat çekilir.Olayın bütün hikmeti Hz. Mûsâ’nın ilk anda görebileceği bir şey değildir.
DOKSAN YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın ilk anda bilmediği geleceğe ilişkin yön kendisine açıklandı; fakat bu olay insanlara gaybı bildikleri iddiasıyla başkalarının hayatı hakkında hüküm verme yetkisi vermez.
DOKSAN SEKİZİNCİ BÖLÜM
Duvarın Altındaki Yetimlerin Hazinesi
Kehf Suresi 82
Duvarın şehirde yaşayan iki yetim çocuğa ait olduğu açıklanır.Duvarın altında onlara ait bir hazine vardır.Babaları salih bir insandır.Allah çocukların büyüyüp güçlerine ulaştıklarında hazinelerini çıkarmalarını dilemiştir.Bu, Allah’ın bir rahmetidir.
Duvar Neden Onarıldı?
Eğer duvar yıkılsaydı:
hazine ortaya çıkabilir,
çocuklar henüz küçük oldukları için mallarını koruyamayabilirdi.
Duvarın düzeltilmesi onların malını geleceğe kadar koruyan bir tedbir olmuştur.
Yetimlerin Korunması
Kur’an’ın birçok yerinde yetim hakkı özellikle korunur.Burada da iki yetimin malı onlar habersizken korunmaktadır.
Salih Babanın Anılması
Ayet çocukların babalarının salih biri olduğunu özellikle belirtir.Böylece salihliğin aile üzerinde bırakabileceği güzel izlerden birine işaret edilir.
Rahmet
İlk bakışta karşılıksız yapılan bir iş gibi görünen duvar onarımı aslında iki yetime yönelik rahmettir.
DOKSAN SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ karşılıksız onarılan bir duvar görmüştü; fakat duvarın ardında iki yetimin geleceğini ve malını koruyan bir rahmet bulunduğunu sonradan öğrendi.
DOKSAN DOKUZUNCU BÖLÜM
“Bunları Kendiliğimden Yapmadım”
Kehf Suresi 82
Üç olayın açıklamasının sonunda Allah’ın ilim verdiği kul çok önemli bir açıklama yapar:Bunları kendi görüşümle, kendiliğimden yapmadım.Böylece yaşanan olağanüstü hadiselerin kaynağı kişinin bağımsız bilgisi veya gücü olarak gösterilmez.
İlmin Kaynağı Allah’tır
Kıssanın başında Allah’ın ona kendi katından bir ilim öğrettiği bildirilmişti.Sonunda da yaptığı işlerin kendi bağımsız kararından kaynaklanmadığı açıklanır.Başlangıç ve sonuç birbirini tamamlar:Allah öğretti.
↓
Kul uyguladı.
↓
Kendiliğinden yapmadığını açıkladı.
Hz. Mûsâ’nın Öğrendiği Büyük Ders
Hz. Mûsâ üç olay boyunca şunu gördü:Bir olayın görünen yüzü, bütün hakikati olmayabilir.Fakat bu, insanın her anlaşılmaz olaya istediği gizli anlamı vermesi demek değildir.Bilmediğimiz yerde:“Allah bilir.”diyebilmek de ilmin bir parçasıdır.
Peygamberin Tevazusu
Hz. Mûsâ bu yolculuğa öğrenmek için çıkmıştı.Büyük peygamber olmasına rağmen bilmediği bir alanın bulunduğunu kabul etmiş ve kendisine öğretileni dinlemiştir.
DOKSAN DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın ilim yolculuğunun sonunda ölçü açıkça ortaya çıktı: İnsan bilgisi sınırlıdır, gaybın tamamını Allah bilir ve gerçek ilmin kaynağı O’dur.
YÜZÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki Seçkin Konumu
Ahzâb Suresi 69
Kur’an müminlere Hz. Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmamalarını bildirir.Allah’ın Hz. Mûsâ’yı onların söylediklerinden temize çıkardığı ve onun Allah katında itibarlı bir kişi olduğu açıklanır.
Peygambere Eziyet
Hz. Mûsâ’nın hayatındaki zorluk yalnız Firavun’dan gelmemiştir.Kendi kavminden de:
itirazlar,
ağır sözler,
güvensizlik,
eziyet
görmüştür.
Allah’ın Temize Çıkarması
İnsanlar peygamber hakkında yanlış sözler söyleyebilir.Fakat hakikatin nihai ölçüsü insanların söylentileri değildir.Allah Hz. Mûsâ’yı onların ithamlarından temize çıkarmıştır.
Allah Katındaki İtibar
Ayet Hz. Mûsâ’nın Allah katında itibarlı olduğunu özellikle bildirir.Bu itibar:
Firavun’un sarayından,
makamdan,
servetten
gelmez.Onun değeri Allah’a kulluğu ve peygamberlik emanetini taşımasıyla bağlantılıdır.
YÜZÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ hem düşmanlarından hem kendi kavminden eziyet gördü; fakat insanların sözü onun değerini belirlemedi. Kur’an onu Allah katında itibarlı bir kul olarak tanıttı.
YÜZ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Güçlü ve Güvenilir Oluşu
Kasas Suresi 26
Medyen’de karşılaştığı iki kadından biri babasına Hz. Mûsâ’yı ücretle çalıştırmasını önerirken onun iki önemli özelliğine dikkat çeker:Güçlü ve güvenilir olması.
Güç
Hz. Mûsâ’nın gücü yalnız bedensel kuvvet olarak düşünülmemelidir.Hayatı boyunca:
zulüm karşısında durma,
ağır sorumluluk taşıma,
uzun mücadeleye dayanma
gücü de görülür.
Güvenilirlik
Güç tek başına yeterli değildir.Güç ahlakla birleşmezse Firavun’un zulmüne dönüşebilir.Bu nedenle Hz. Mûsâ’da:güç + emanetbirliktedir.
Firavun ile Hz. Mûsâ Arasındaki Fark
Firavun da güçlüdür.Fakat gücünü zulüm için kullanır.Hz. Mûsâ ise gücünü:
mazluma yardım,
emaneti taşıma,
Allah’ın emrini yerine getirme
yolunda kullanır.Bu nedenle asıl mesele güçlü olmak değil:gücü hangi ahlakla kullandığındır.
YÜZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın ahlakında güç ile güvenilirlik birleşti; çünkü adalet için gereken yalnız kuvvet değil, kuvveti doğru yerde kullanacak emanettir.
YÜZ İKİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’da “Vecîh” Olarak Anılması
Ahzâb Suresi 69
Kur’an Hz. Mûsâ’nın Allah katında vecîh, yani itibarlı ve değerli bir konumda olduğunu bildirir.Bu ifade onun Kur’an’daki şahsiyetini anlamamız bakımından önemlidir.
İtibarın Gerçek Kaynağı
Hz. Mûsâ bir dönem Firavun’un sarayında yaşamıştır.Fakat onu değerli yapan saray değildir.Sonra Medyen’de bir yabancı olarak yaşamıştır.Bu da değerini azaltmamıştır.Çünkü gerçek değer:Allah katındaki değerdir.
Hayatındaki Büyük Dönüşüm
Hz. Mûsâ’nın yolu:Nehirdeki bebek
↓
Sarayda yetişen çocuk
↓
Mısır’dan ayrılan yabancı
↓
Medyen’de çoban
↓
Tûr’da çağrılan peygamber
↓
Firavun’un karşısındaki elçi
↓
Bir kavmin rehberi
↓
Vahyin taşıyıcısışeklinde ilerlemiştir.Bütün bu değişimlerin merkezinde Allah’ın terbiyesi vardır.
YÜZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın değeri bulunduğu makamdan gelmedi; saraydayken de çölde iken de onu gerçek anlamda değerli kılan Allah’a kulluğu ve O’nun katındaki itibarıydı.
YÜZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Verilen Kitap ve Hidayet
Mü’min Suresi 53–54
Allah Hz. Mûsâ’ya hidayet verdiğini ve İsrailoğullarını kitaba mirasçı kıldığını bildirir.Bu kitabın:
akıl sahipleri için hidayet,
öğüt
olduğu açıklanır.
Hz. Mûsâ’nın Görevinin Kalıcı Mirası
Firavun’un ordusu ve iktidarı sona ermiştir.Fakat Hz. Mûsâ’ya verilen hidayetin izi devam eder.Bu çok önemli bir karşılaştırmadır:Firavun’un maddi iktidarı → geçici
Vahyin hidayeti → nesillere aktarılan miras
Kitap
Hz. Mûsâ’nın gerçek ilahî kitabı Tevrat’tır.Kur’an Tevrat’ın aslının Allah tarafından gönderildiğini açıkça bildirir.
Hidayet ve Öğüt
Vahiy yalnız geçmiş topluma ait tarihî belge değildir.İnsanların:
düşünmesi,
doğruyu bulması,
öğüt alması
için gönderilmiştir.
YÜZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Firavun’dan geriye zulmün ibreti kaldı; Hz. Mûsâ’dan ise Allah’ın verdiği hidayet ve vahiy mirası kaldı.
YÜZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Gönderilişindeki Büyük Amaç
İbrâhîm Suresi 5
Allah Hz. Mûsâ’yı ayetleriyle göndererek kavmini:karanlıklardan aydınlığa çıkarmasınıve onlara Allah’ın günlerini hatırlatmasını emreder.Bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler bulunduğu bildirilir.
Karanlıktan Aydınlığa
Bu ifade Hz. Mûsâ’nın bütün peygamberlik görevini özetleyen ifadelerden biridir.Karanlık:
şirk,
zulüm,
cehalet,
kölelik,
ahlaki sapma
olarak düşünülebilir.Aydınlık ise:
tevhid,
hidayet,
adalet,
iman
ile bağlantılıdır.
Yalnız Fiziksel Kurtuluş Değil
Hz. Mûsâ İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarmıştır.Fakat asıl peygamberlik görevi:insanları karanlıklardan Allah’ın hidayetinin aydınlığına çıkarmaktır.
Sabır ve Şükür
Ayet kıssalardan yararlanabilmek için iki büyük ahlaka dikkat çeker:Sabır ve şükür.Hz. Mûsâ’nın hayatında ikisi de tekrar tekrar görülür.
YÜZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın görevi yalnız bir kavmi bir ülkeden çıkarmak değildi; Allah onu insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için ayetleriyle gönderdi.
YÜZ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kavmine Allah’ın Nimetlerini Hatırlatması
İbrâhîm Suresi 6–8
Hz. Mûsâ kavmine Allah’ın kendilerini Firavun ailesinden kurtardığı zamanı hatırlatır.Firavun ailesi onlara ağır işkenceler uyguluyor, oğullarını öldürüyor ve kadınlarını hayatta bırakıyordu.Bunun büyük bir imtihan olduğu bildirilir.Ardından Allah’ın:Şükrederseniz nimetimi artırırımvaadi hatırlatılır.
Hatırlamak
Hz. Mûsâ kavminin geçmiş acılarını yalnız üzüntü için hatırlatmaz.Amaç:kurtuluşun kimden geldiğini unutmamalarıdır.
Şükür
Firavun’dan kurtuluş büyük bir nimettir.Fakat nimetin korunması şükürle bağlantılıdır.Şükür yalnız sözle:“Elhamdülillah”demek değildir.Nimeti Allah’ın razı olduğu biçimde kullanmayı da içerir.
Allah’ın İnsanların Şükrüne Muhtaç Olmaması
İnsan şükrederse fayda kendisinedir.Nankörlük ederse zarar da kendisine döner.Allah kulların şükrüne muhtaç değildir.
YÜZ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ kavmine Firavun’dan kurtuluşlarını hatırlattı ve nimetin gerçek karşılığının şükür olduğunu öğretti.
YÜZ ALTINCI BÖLÜM
Hz. Mûsâ Kıssasının Sabır ve Tevekkül Mirası
Yûnus Suresi 84–86
Hz. Mûsâ kavmine, eğer gerçekten Allah’a iman etmişlerse O’na tevekkül etmelerini söyler.Kavmi de Allah’a tevekkül ettiklerini bildirerek zalim topluluk için kendilerinin bir fitne hâline getirilmemesini ve Allah’ın rahmetiyle inkârcı topluluktan kurtarılmalarını diler.
İman ve Tevekkül
Hz. Mûsâ iman ile tevekkülü birbirine bağlar.Allah’a inanmak, güveni de O’na yöneltmeyi gerektirir.
Korku Ortamında Tevekkül
Bu söz rahat ve güvenli bir ortamda söylenmemektedir.Firavun’un baskısı devam etmektedir.Bu nedenle tevekkül:tehlike yokmuş gibi davranmak değil, tehlikenin içinde Allah’a güvenmektir.
Kavmin Duası
İsrailoğulları da Allah’a yönelerek dua eder.Böylece Hz. Mûsâ’nın öğrettiği kulluk yalnız peygamberde kalmaz; topluma aktarılır.
YÜZ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ kavmine korkunun ortasında tevekkülü öğretti: İman yalnız Allah’ın varlığını kabul etmek değil, en zor zamanda güveni O’na bağlamaktır.
YÜZ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Peygamberlik Ahlakının Bütünlüğü
Kur’an’ın farklı surelerinde anlatılan Hz. Mûsâ kıssası bir araya getirildiğinde onun şahsiyetinde birçok temel özellik görülür:
tevhid,
adalet,
cesaret,
dua,
tevekkül,
tövbe,
merhamet,
ilim arayışı,
güvenilirlik,
sabır,
şükür.

Tevhid
Firavun karşısındaki temel sözü:Rab yalnız Allah’tır.Buzağı fitnesinin karşısındaki temel sözü de aynıdır.
Adalet
Bir kişinin haksızlığa uğradığını gördüğünde müdahale eder.Gemide ve çocuk hadisesinde de ilk tepkisi yine adalet hassasiyetinden doğar.Fakat hayatı boyunca adaletin yalnız güçlü duygu değil:doğru bilgi ve ilahî ölçügerektirdiğini öğrenir.
Dua
Hz. Mûsâ’nın hayatının birçok dönüm noktasında dua vardır:“Rabbim, göğsümü genişlet.”“İşimi kolaylaştır.”“Dilimdeki düğümü çöz.”“Beni bağışla.”“Bize merhamet et.”
Tevazu
Allah ile konuşan, büyük mucizeler gösteren ve vahiy alan bir peygamber olduğu hâlde öğrenmek için yolculuğa çıkar.Bu onun ilim karşısındaki tevazusudur.
Merhamet
Kavmi defalarca kendisine karşı gelse de onlar için bağışlanma diler.Hz. Mûsâ’nın öfkesi insanların yok olmasını istemekten değil:onların hakikatten uzaklaşmasına üzülmektenkaynaklanır.
YÜZ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki ahlakı yalnız Firavun karşısındaki cesaretten ibaret değildir; tevhid, adalet, dua, tövbe, ilim, merhamet, sabır ve tevekkül onun peygamberlik şahsiyetinde birleşir.
YÜZ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kur’an’daki Büyük Mesajı
Hz. Mûsâ kıssasının başından sonuna kadar değişmeyen temel çizgi şudur:Kul, kula ilah olamaz.Firavun insanların üzerinde mutlak hâkimiyet kurmaya çalışmıştır.Sâmirî insan yapımı bir buzağıyı kutsallaştırmıştır.Hz. Mûsâ ise her iki sapmanın karşısında:yalnız Allah’a kulluğusavunmuştur.
Esaretten Kulluğa
Hz. Mûsâ’nın mücadelesinin yönü:Firavun’un kulluğundan kurtuluş
↓
Tevhid
↓
Vahiy
↓
Ahlak
↓
Allah’a kullukşeklindedir.
Özgürlük Başıboşluk Değildir
İsrailoğulları Firavun’dan kurtulduktan sonra:
buzağı,
korku,
itaatsizlik,
nimet karşısındaki tutumları
üzerinden sınanmıştır.Bu bize özgürlüğün yalnız zincirlerin kırılması olmadığını gösterir.Gerçek özgürlük:Allah’tan başkasına kulluk etmemek ve Allah’ın verdiği sorumluluğu taşımaktır.
Hz. Mûsâ’nın Yolculuğunun Özeti
Nehirde korunma
↓
Firavun sarayında yetişme
↓
Mısır’dan çıkış
↓
Medyen
↓
Tûr’da vahiy
↓
Firavun’a tebliğ
↓
Sihirbazların iman etmesi
↓
Denizin yarılması
↓
Firavun’dan kurtuluş
↓
Levhalar ve vahiy
↓
Buzağı imtihanı
↓
Kavmin eğitimi
↓
İlim yolculuğuBütün yolculuğun merkezinde:Allah’a kullukvardır.
YÜZ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kıssası, insanı insanın kulluğundan çıkarıp Allah’ın kulluğuna çağıran büyük bir tevhid ve hürriyet dersidir. Onun mücadelesinde gerçek güç Allah’a, gerçek hüküm Allah’a ve gerçek hidayet Allah’a aittir.

YÜZ DOKUZUNCU BÖLÜM
Firavun Zulmünden Kurtuluşun Yeniden Hatırlatılması
Bakara Suresi 49–50
Kur’an, İsrailoğullarına Allah’ın kendilerini Firavun ailesinin ağır zulmünden kurtardığı zamanı hatırlatır.Firavun’un adamları:
oğullarını öldürüyor,
kadınlarını hayatta bırakıyor,
onları ağır bir baskı altında tutuyordu.
Ardından Allah’ın denizi onlar için yardığı, kendilerini kurtardığı ve Firavun ailesini gözleri önünde boğduğu bildirilir.
Aynı Olayın Farklı Surelerde Hatırlatılması
Hz. Mûsâ kıssasındaki denizin yarılması daha önce başka surelerde işlendi.Bakara Suresi’nde ise olay özellikle:Allah’ın nimetini hatırlatmabağlamında yeniden anlatılır.Bu nedenle aynı hadisenin Kur’an’daki farklı geçişleri birbirinin tekrarı olmaktan çok, farklı bir mesaj yönü taşır.
Zulümden Kurtuluş Bir Nimettir
İsrailoğullarının kurtuluşu yalnız:
siyasi,
toplumsal,
fiziksel
bir olay değildir.Kur’an bunu Allah’ın büyük nimetlerinden biri olarak hatırlatır.
Gözlerinin Önünde Gerçekleşmesi
Firavun’un boğulması onların gözlerinin önünde gerçekleşmiştir.Bu, İsrailoğullarının daha sonra yaşayacağı iman imtihanlarını anlamak bakımından önemlidir.Çünkü onlar çok büyük ayetlere doğrudan şahit olmuştur.
YÜZ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmi yalnız Firavun’dan kaçmadı; Allah denizi açarak onları kurtardı ve yıllarca korktukları zulüm düzeninin sonunu gözleri önünde gösterdi.
YÜZ ONUNCU BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kırk Gece İçin Çağrılması ve Buzağı İmtihanı
Bakara Suresi 51–54
Allah Hz. Mûsâ ile kırk gece için sözleştiğini bildirir.Hz. Mûsâ kavminden ayrıldıktan sonra İsrailoğullarından bir kısmı buzağıyı ilah edinerek büyük bir haksızlık yapar.Buna rağmen Allah’ın onları bağışladığı ve şükretmeleri için kendilerine yeniden fırsat verdiği bildirilir.Ardından Hz. Mûsâ’nın kavmine yaptıkları büyük yanlış sebebiyle Yaratanlarına tövbe etmelerini söylediği anlatılır.
Kırk Gecelik Buluşma
Hz. Mûsâ’nın Tûr’daki buluşması Kur’an’ın farklı surelerinde çeşitli yönleriyle anlatılmıştır.Bakara Suresi burada özellikle:Hz. Mûsâ’nın ayrılması
↓
Buzağı fitnesi
↓
Tövbebağlantısını öne çıkarır.
Büyük Mucizelerden Sonra Bile Sapma
İsrailoğulları:
denizin yarılmasını,
Firavun’un sonunu,
Allah’ın kurtarışını
görmüştür.Buna rağmen buzağıya yönelmeleri gösterir ki:Geçmişte mucize görmek, kalbin gelecekte otomatik olarak doğru kalacağını garanti etmez.İman sürekli korunmalıdır.
Tövbe Kapısının Açılması
Buzağıya yönelmek çok ağır bir sapmadır.Buna rağmen Kur’an tövbeden söz eder.Bu, Hz. Mûsâ kıssasında tekrar eden önemli çizgilerden biridir:Hata → fark ediş → tövbe → Allah’a dönüş
YÜZ ONUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmi büyük bir kurtuluştan kısa süre sonra buzağı fitnesine düştü; fakat Allah onlara tövbe ve yeniden yöneliş kapısını gösterdi.
YÜZ ON BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’ya Kitap ve Furkan Verilmesi
Bakara Suresi 53
Allah Hz. Mûsâ’ya:
Kitabı
ve Furkanı
verdiğini bildirir.Bunun insanların doğru yolu bulmalarına vesile olması amaçlanmıştır.
Kitap
Hz. Mûsâ’ya verilen ilahî kitap:Tevrat’tır.Çalışmamızdaki “Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl” ise onun Kur’an’daki ahlakını anlatmak için kullandığımız temsili başlıktır.Bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.
Furkan
Furkan:hak ile batılı birbirinden ayıran ölçüanlamı taşır.Vahiy yalnız bilgi vermez.İnsana:
neyin hak,
neyin yanlış,
neyin adalet,
neyin zulüm
olduğunu ayırt edecek ölçü verir.
Kurtuluşun Ardından Ölçü
Firavun’dan kurtuluş bedensel özgürlüktür.Kitabın verilmesi ise:özgürlüğün nasıl kullanılacağını gösteren ilahî ölçüdür.Bu nedenle kıssa yalnız kölelikten çıkışla tamamlanmaz.
YÜZ ON BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah Hz. Mûsâ’nın kavmini yalnız Firavun’dan kurtarmadı; hak ile batılı ayırabilmeleri için onlara Kitap ve Furkan da verdi.
YÜZ ON İKİNCİ BÖLÜM
“Allah’ı Açıkça Görmedikçe Sana İnanmayacağız” Sözü
Bakara Suresi 55–56
İsrailoğullarından bir grup Hz. Mûsâ’ya:Allah’ı açıkça görmedikçe kendisine inanmayacaklarınısöyler.Bunun üzerine onları yıldırım veya sarsıcı bir olay yakalar.Ardından Allah onları yeniden dirilterek şükretmeleri için bir fırsat daha verir.
İmanda Şart Koşmak
Kavim Hz. Mûsâ’dan gelen vahiy ve gördükleri birçok açık ayete rağmen yeni bir şart ileri sürer.Bu tavır:“Ancak benim istediğim biçimde delil görürsem inanırım.”anlayışına dönüşmüştür.
Hz. Mûsâ’nın Konumu
Hz. Mûsâ:
Allah’ın elçisi,
vahyin taşıyıcısı,
mucizelerle desteklenen peygamberdir.
Buna rağmen kavmi zaman zaman peygamberlerinin haberine güvenmek yerine sürekli yeni talepler ileri sürmüştür.
Yeniden Verilen Fırsat
Hükmün ardından yeniden hayat verilmesi:
rahmet,
şükür için fırsat,
yeni başlangıç
olarak sunulur.
YÜZ ON İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmi gördüğü onca ayete rağmen imana yeni şartlar koydu; Allah ise onları yeniden şükür ve dönüşe çağırdı.
YÜZ ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bulutla Gölgelendirme, Kudret Helvası ve Bıldırcın
Bakara Suresi 57
Allah İsrailoğullarını çölde bulutla gölgelendirdiğini ve onlara:
kudret helvası,
bıldırcın
verdiğini bildirir.Kendilerine verilen temiz rızıklardan yemeleri söylenir.Onların yanlışlarının Allah’a değil, kendi nefislerine zarar verdiği açıklanır.
Kurtuluş Sonrası Rızık
Firavun’dan kurtulmak ilk aşamadır.Çölde ise yeni ihtiyaçlar ortaya çıkar:
gölge,
yiyecek,
su,
güvenlik.
Allah onları kurtardıktan sonra rızıklandırmaya devam eder.
Nimet ve Şükür
Her yeni nimet beraberinde bir sorumluluk taşır.İnsanın nimete karşı tavrı:
şükür,
ölçülülük,
itaat
olmalıdır.
Allah’a Zarar Verilemez
İnsan nankörlük ettiğinde Allah’ın mülkünü eksiltmez.Asıl zarar:insanın kendisine döner.Bu ölçü Hz. Mûsâ kıssasının birçok yerinde tekrar görülür.
YÜZ ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah İsrailoğullarını Firavun’dan kurtardıktan sonra çölde de terk etmedi; gölge ve rızık verdi. Fakat nimet, beraberinde şükür sorumluluğunu getirdi.
YÜZ ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Şehre Tevazu ile Girme Emri
Bakara Suresi 58–59
İsrailoğullarına belirli bir yerleşim yerine girmeleri ve oradaki nimetlerden yemeleri bildirilir.Kapıdan:
tevazu içinde,
bağışlanma dileyerek
girmeleri istenir.Ancak zulmedenler kendilerine söylenen sözü değiştirir.Bunun üzerine yaptıkları yanlış sebebiyle üzerlerine azap gelir.
Zaferde Tevazu
Bir yere girmek veya nimet elde etmek:kibirlenme sebebi olmamalıdır.İsrailoğullarından istenen tavır zafer gösterisi değil:
secde,
tevazu,
bağışlanma talebidir.

İlahi Sözü Değiştirmek
Kendilerine verilen açık talimatı başka bir söze dönüştürmeleri, emrin özünü bozmaları anlamına gelir.Vahye bağlılık:sözü yalnız duymak değil, onu korumaktır.
Affın Kapısı
Emrin içinde bağışlanma vaadi de vardır.Yani Allah yalnız:“Bunu yapın.”dememiş,aynı zamanda:“Bağışlanacaksınız.”diye rahmet kapısı açmıştır.
YÜZ ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmine nimet kapısından kibirle değil tevazu ve bağışlanma isteğiyle girmeleri öğretildi; vahyin emrini değiştirmek ise yeni bir imtihana dönüştü.
YÜZ ON BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’nın Kavmi İçin Su İstemesi
Bakara Suresi 60
Hz. Mûsâ kavmi için Allah’tan su ister.Allah ona asasını taşa vurmasını emreder.Bunun üzerine taştan on iki pınar çıkar.Her topluluk kendi içeceği yeri bilir.Ardından kendilerine Allah’ın rızkından yiyip içmeleri ve yeryüzünde bozgunculuk yapmamaları bildirilir.
Hz. Mûsâ’nın Kavmi İçin Talebi
Hz. Mûsâ yalnız:
vahiy ileten,
emir veren
bir peygamber değildir.Kavminin günlük ihtiyaçlarıyla da ilgilenir.Susuz kaldıklarında onlar için su ister.
On İki Pınar ve Adil Paylaşım
Tek bir kaynağın başında kavga çıkması yerine on iki topluluğun her birinin kendi su yerini bilmesi:
düzen,
paylaşım,
hakkın belirlenmesi
anlamı taşır.
Asa Yine Bir Vesile
Asa:
Firavun karşısında mucize,
denizde kurtuluş,
çölde su
vesilesi olmuştur.Fakat her defasında gerçek kudret Allah’a aittir.
Rızık ve Bozgunculuk Arasındaki Uyarı
Ayet çok dikkat çekici biçimde:yiyin, içindedikten sonra:yeryüzünde bozgunculuk yapmayınuyarısını getirir.Nimet insanı sorumsuzluğa değil, güzel ahlaka götürmelidir.
YÜZ ON BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ kavmi için su istedi; Allah taştan on iki pınar çıkardı. Rızıkla birlikte adaletli paylaşım ve bozgunculuktan uzak durma emri de verildi.
YÜZ ON ALTINCI BÖLÜM
İsrailoğullarının Tek Çeşit Yiyeceğe Sabredememesi
Bakara Suresi 61
İsrailoğulları Hz. Mûsâ’ya tek çeşit yiyeceğe dayanamayacaklarını söyler.Rabbine dua ederek kendileri için yerden:
sebze,
salatalık,
sarımsak veya tahıl,
mercimek,
soğan
gibi ürünler çıkarmasını istemesini talep ederler.Hz. Mûsâ onlara:Daha hayırlı olanı daha aşağı olanla mı değiştirmek istiyorsunuz?anlamında cevap verir.
Nimetin Sıradanlaşması
İnsan sürekli sahip olduğu nimete alışınca onun değerini unutabilir.İsrailoğulları olağanüstü biçimde kendilerine verilen rızkı zamanla yeterli görmemeye başlamıştır.
Hz. Mûsâ’nın Uyarısı
Hz. Mûsâ onların yalnız yiyecek tercihini eleştirmemektedir.Asıl mesele:
nimeti küçümsemek,
sürekli yeni talepler üretmek,
şükür duygusunun zayıflamasıdır.

Dünyevî Tercih
İstedikleri ürünlerin kendileri haram değildir.Sorun, Allah’ın özel biçimde verdiği nimetin karşısında nankörlük ve memnuniyetsizlik tavrıdır.
Şükür Ahlakı
Hz. Mûsâ kıssasında özgürlük kadar şükür de önemlidir.Firavun’dan kurtulan toplumun yeni imtihanı:nimeti nasıl karşılayacağıdır.
YÜZ ON ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
İsrailoğulları kendilerine verilen özel rızkı zamanla küçümsemeye başladı; Hz. Mûsâ onlara nimetin değerini ve şükür ölçüsünü yeniden hatırlattı.
YÜZ ON YEDİNCİ BÖLÜM
İneğin Kesilmesi Emri
Bakara Suresi 67–68
Hz. Mûsâ kavmine Allah’ın kendilerine bir inek kesmelerini emrettiğini bildirir.Kavmi bu emir karşısında:“Bizimle alay mı ediyorsun?”diye sorar.Hz. Mûsâ ise cahillerden biri olmaktan Allah’a sığınır.Ardından ineğin özelliklerini sormaya başlarlar.
Açık Emri Zorlaştırmak
Başlangıçtaki emir sadedir:Bir inek kesin.Fakat kavim hemen uygulamak yerine ayrıntılı sorular yöneltmeye başlar.Her yeni soru yeni bir ayrıntı getirir.
Hz. Mûsâ’nın Ciddiyeti
Kavmin:“Bizimle alay mı ediyorsun?”sözüne karşı Hz. Mûsâ:Allah’a sığınırım.anlamında cevap verir.Peygamber Allah’ın emrini eğlence konusu yapmaz.
Cahillikten Allah’a Sığınmak
Hz. Mûsâ burada cahilliği yalnız bilgi eksikliği gibi kullanmaz.Allah’ın emrini:
hafife almak,
insanlarla alay konusu yapmak
da cahillik sayılır.
YÜZ ON YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Allah’ın emri başlangıçta açıktı; fakat kavmin sürekli soru sorması meseleyi giderek zorlaştırdı. Hz. Mûsâ ise ilahî emri ciddiyetle taşıdı.
YÜZ ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
İneğin Özelliklerinin Ayrıntılandırılması
Bakara Suresi 68–71
İsrailoğulları Hz. Mûsâ’dan ineğin:
yaşını,
rengini,
niteliğini
ayrıntılı biçimde açıklamasını ister.Her soruya Allah tarafından yeni bir açıklama gelir.Sonunda kendilerine belirli özelliklere sahip bir inek tarif edilir.Kavim sonunda ineği keser; ancak bunu neredeyse yapmayacak hâle geldikleri bildirilir.
Çok Soru ile Zorluğun Artması
Başlangıçta emir genişti.Kavmin sürekli ayrıntı istemesiyle alan daraldı.Bu olay:Gereksiz yere güçlük üretmemekkonusunda önemli bir ders taşır.
“Şimdi Gerçeği Getirdin”
Kavim son açıklamadan sonra Hz. Mûsâ’ya artık gerçeği getirdiğini söyler.Oysa Hz. Mûsâ ilk andan itibaren Allah’ın emrini aktarmaktadır.Bu söz onların:
tereddüt,
ağırdan alma,
sürekli kesinlik isteme
tavırlarını gösterir.
İtaatin Gecikmesi
Sonunda emri yerine getirirler.Fakat Kur’an:neredeyse yapmayacaklardıanlamında dikkat çeker.İtaatin özü yalnız sonunda yapmak değil, Allah’ın emrine güvenle yönelmektir.
YÜZ ON SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim basit bir emri art arda sorularla zorlaştırdı; sonunda uyguladı ama kıssa, gereksiz tereddüdün itaati ne kadar ağırlaştırabileceğini gösterdi.
YÜZ ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Öldürülen Kişi ve Gizlenen Gerçeğin Ortaya Çıkması
Bakara Suresi 72–73
İsrailoğulları arasında bir kişinin öldürüldüğü ve insanların bu konuda birbirlerini suçladıkları bildirilir.Allah onların gizlediği gerçeği ortaya çıkaracaktır.Kesilen ineğin bir parçasıyla öldürülen kişiye vurulması emredilir.Allah böylece ölüleri nasıl dirilttiğine dair bir ayet gösterir ve insanların akıllarını kullanmalarını ister.
Gizlenen Cinayet
Toplum içinde bir suç vardır.Fakat gerçek gizlenmekte ve insanlar birbirlerini suçlamaktadır.Allah gizlenen hakikati ortaya çıkarır.
Hz. Mûsâ’nın Görevi ve Adalet
Bu olay da Hz. Mûsâ’nın kavmi içerisindeki:
hukuk,
suç,
hakikat,
ilahî hüküm
alanında peygamberlik görevini gösterir.
Diriliş Delili
Olay yalnız cinayetin çözülmesiyle sınırlı değildir.Aynı zamanda Allah’ın:ölüleri diriltmeye kadir olduğugösterilir.Böylece toplumsal bir olay büyük bir iman dersine dönüşür.
Akletmek
Ayetin sonunda düşünme çağrısı vardır.Mucize yalnız görülmek için değil:anlamak ve iman etmek içingösterilir.
YÜZ ON DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmindeki gizli bir cinayet Allah’ın ayetiyle ortaya çıkarıldı; olay hem adaletin gerçekleşmesine hem de yeniden diriliş kudretinin gösterilmesine vesile oldu.
YÜZ YİRMİNCİ BÖLÜM
Hz. Mûsâ’dan Sonra Kalplerin Katılaşması
Bakara Suresi 74
Bütün bu ayetlerden sonra bazı kalplerin taş gibi, hatta taştan da katı hâle geldiği bildirilir.Kur’an bazı taşlardan:
nehirlerin çıktığını,
bazılarının yarılıp su verdiğini,
bazılarının Allah korkusuyla düştüğünü
hatırlatır.Allah insanların yaptıklarından habersiz değildir.
Mucize Görmek Tek Başına Yetmez
İsrailoğulları:
denizi,
taştan çıkan suyu,
buzağı olayını,
ineğin kesilmesi hadisesini,
diriliş ayetini
görmüştür.Buna rağmen kalp katılaşabilir.
Asıl Mesele Kalptir
Mucize dışarıdadır.İman ise kalpte karşılık bulmalıdır.Kalp:
kibir,
inat,
nankörlük
ile kapanırsa görülen ayetlerden gereken ders alınmayabilir.
Taş Benzetmesi
Taş bile Allah’ın yaratılış düzeni içinde:
yarılır,
su verir,
yerinden düşer.
Kalbin hakikat karşısında tamamen duyarsızlaşması bundan daha ağır bir durum olarak anlatılır.
YÜZ YİRMİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kavmi çok sayıda açık ayet gördü; fakat kıssa sonunda asıl mucizenin görülmesinden çok, kalbin o mucize karşısında nasıl cevap verdiğinin önemli olduğu hatırlatıldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.