7. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
Bağışlanma Çağrısı ve İlahi Nimetler
Nuh Suresi 10–12
Hz. Nuh, kavmini yalnız azaptan sakındırmamış; Allah’tan bağışlanma dilemeye de çağırmıştır. Bu ayetlerde istiğfarın, insanın Rabbiyle bağını düzeltmesi ve hayatındaki bereket kapılarının açılmasıyla ilişkisi anlatılır.
Nuh Suresi 10. Ayet
“Rabbinizden Bağışlanma Dileyin”
Hz. Nuh kavmine Rablerinden bağışlanma dilemelerini söyler. Çünkü Allah’ın çok bağışlayıcı olduğunu bildirir.
İstiğfarın Anlamı
İstiğfar, yalnızca dille:“Allah’ım, beni bağışla.”demekten ibaret değildir.Gerçek istiğfar:
işlenen yanlışı fark etmek,
günahı kabul etmek,
pişmanlık duymak,
kötülüğü terk etmek,
Allah’a yönelmek,
yapılan haksızlığı mümkünse düzeltmek
anlamlarını taşır.Hz. Nuh’un kavmi uzun süre inkâr etmiş ve peygamberi yalanlamış olsa da tövbe kapısı henüz açıktır.Bu durum Allah’ın rahmetinin genişliğini gösterir.
“O Çok Bağışlayıcıdır”
Hz. Nuh kavmine yalnız günahlarını hatırlatmamış, Allah’ın bağışlayıcılığını da anlatmıştır.İnsan günahını gördüğünde iki yanlış yola düşebilir:Birincisi: Günahını küçümseyerek tövbe etmemek.
İkincisi: Günahını çok büyük görerek Allah’ın rahmetinden ümit kesmek.Doğru yol, hatayı küçümsemeden ve rahmetten ümit kesmeden Allah’a dönmektir.Günah ne kadar ağır olursa olsun, kul samimiyetle döndüğünde Allah’ın bağışlaması ondan daha büyüktür.
Nuh Suresi 11. Ayet
Göğün Bol Yağmur Göndermesi
Hz. Nuh, kavmi bağışlanma dilerse Allah’ın üzerlerine bol bol yağmur göndereceğini bildirir.
Yağmur ve Rahmet
Yağmur:
toprağı diriltir,
ekinleri büyütür,
hayvanlara su verir,
insanların geçimini kolaylaştırır.
Kuraklık içindeki bir toplum için yağmur büyük bir rahmettir.Hz. Nuh, istiğfar ile ilahî nimet arasında bağ kurmuştur. Bu, her yağmursuzluğun belirli bir günahın doğrudan sonucu olduğu şeklinde kesin bir hüküm vermeyi gerektirmez. Ancak ayet, kavminin durumunda samimi dönüşün rahmet ve bereket vesilesi olacağını açıkça bildirir.
Manevi Kuraklık
Yağmurun toprağı diriltmesi gibi istiğfar da kalbi diriltir.Günah ve kibir kalbi:
katılaştırabilir,
şükürden uzaklaştırabilir,
merhameti azaltabilir,
doğruyu görmesini zorlaştırabilir.
Tövbe ise insanın iç dünyasına rahmet getirir.Bu nedenle yağmur, maddi bereketin yanında kalbin yenilenmesini de düşündürür.
Nuh Suresi 12. Ayet
Mal, Çocuk, Bahçeler ve Irmaklar
Hz. Nuh, bağışlanma dileyip Allah’a yönelmeleri hâlinde Allah’ın onları mallar ve çocuklarla destekleyeceğini, kendilerine bahçeler ve ırmaklar vereceğini bildirir.
Dünya Nimetlerinin Kaynağı
Mal, evlat, bahçe ve su hayatın devamını sağlayan nimetlerdir.Hz. Nuh kavmine, putlarının değil Allah’ın:
rızık verdiğini,
nesli devam ettirdiğini,
toprağı bereketlendirdiğini,
suyu akıttığını
hatırlatır.İnsan nimetin aracını görüp gerçek sahibini unutabilir. Çalışmak, ticaret yapmak ve tarım yapmak birer sebeptir; fakat sebepleri yaratan Allah’tır.
Malın Bereketi
Ayet yalnız malın çokluğunu değil, Allah’ın destek ve bereket vermesini bildirir.Çok mal her zaman huzur anlamına gelmez. Mal:
helal kazanıldığında,
israf edilmediğinde,
hak sahipleri gözetildiğinde,
iyilikte kullanıldığında
bereketli olur.Haram ve zulümle elde edilen servet dışarıdan büyük görünse de manevi olarak ağır bir yük hâline gelebilir.
Çocukların Emanet Oluşu
Çocuklar da Allah’ın verdiği bir nimettir. Ancak yalnızca sayı veya soyun devamı olarak görülmemelidir.Çocuk:
korunması,
eğitilmesi,
sevgi ve adaletle yetiştirilmesi
gereken bir emanettir.Hz. Nuh’un kendi oğluyla yaşadığı imtihan, evlat sahibi olmanın imanı garanti etmediğini göstermiştir.Bu nedenle evlat nimeti, şükürle birlikte sorumluluk da taşır.
Bahçeler ve Irmaklar
Bahçeler ve ırmaklar:
hayat,
süreklilik,
huzur,
bereket
sembolleridir.Hz. Nuh’un çağrısı yalnız ahirette kurtuluş vaadi taşımamaktadır. Allah’a dönüşün dünya hayatındaki ahlakı ve düzeni de iyileştireceğini bildirir.Bir toplum:
zulmü bırakır,
hakları korur,
israftan sakınır,
dürüstlüğe yönelirse
nimetlerini daha adaletli ve bereketli biçimde kullanabilir.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh’un istiğfar çağrısı şu yolu gösterir:Günahı fark etmek
↓
Allah’tan bağışlanma dilemek
↓
Yanlışı terk etmek
↓
Rahmete yönelmek
↓
Nimeti şükürle karşılamakİstiğfar yalnız geçmişin affını istemek değildir. Kalbin, hayatın ve toplumun yönünü yeniden Allah’a çevirmektir.
ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Allah’ın Büyüklüğünü Gereği Gibi Tanımamak
Nuh Suresi 13–14
Hz. Nuh kavmine, Allah’ın büyüklüğünü neden gereği gibi tanımadıklarını sorar. Ardından onların aşamalar hâlinde yaratıldığını hatırlatır.
Nuh Suresi 13. Ayet
Allah’a Gereken Saygıyı Göstermemek
Hz. Nuh, kavmine Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini neden gereği gibi takdir etmediklerini sorar.
Allah’ı Gereği Gibi Tanımak
Allah’ın büyüklüğünü tanımak yalnızca O’nun güçlü olduğunu söylemek değildir.Bu bilinç:
O’nun emrine saygı göstermek,
nimetlerini hatırlamak,
huzurunda hesap vereceğini bilmek,
yaratılmışları O’na ortak koşmamak,
kendi gücünü mutlaklaştırmamak
demektir.Hz. Nuh’un kavmi Allah’ın yarattığı nimetleri kullanıyor, fakat kulluklarını putlara yöneltiyordu.Bu, nimeti görüp sahibini unutmak anlamına geliyordu.
Korku ile Saygının Dengesi
Allah’a karşı sorumluluk bilinci yalnız cezadan korkmak değildir.İçinde:
sevgi,
hayranlık,
şükür,
teslimiyet,
edep
bulunur.İnsan Allah’ı yalnız ihtiyaç duyduğunda hatırlamamalıdır. Bollukta da O’nun büyüklüğünü ve nimetlerini anmalıdır.
Nuh Suresi 14. Ayet
Aşamalar Hâlinde Yaratılış
Allah’ın insanları çeşitli aşamalardan geçirerek yarattığı bildirilir.
İnsanın Tedricî Yaratılışı
İnsan bir anda bugünkü gücüne ulaşmamıştır.Hayatı:
başlangıçtaki zayıflık,
anne karnındaki gelişim,
doğum,
çocukluk,
gençlik,
olgunluk,
yaşlılık
gibi aşamalardan geçer.İnsan kendi yaratılışına baktığında aczini ve Allah’a muhtaçlığını fark eder.Hiç kimse:
kendi bedenini başlangıçta kurmamış,
organlarını yaratmamış,
hayatını kendisine vermemiştir.
Aşamalı Gelişimin Ahlakı
İnsanın aşamalar hâlinde yaratılması, manevi gelişimin de zaman ve sabır gerektirdiğini düşündürür.Bir insan:
bilgiyi zamanla öğrenir,
ahlakını gayretle düzeltir,
alışkanlıklarını aşama aşama değiştirir.
Bu nedenle insan hem kendisine hem de başkalarına karşı hikmetli olmalıdır.Ancak aşamalı gelişim, yanlışta sürekli kalmak için mazeret yapılmamalıdır. Her aşamada doğruya yönelmek gerekir.
Kibirle Yaratılış Arasındaki Çelişki
İnsan başlangıçta son derece güçsüzdür. Bedeni başkalarının bakımına muhtaçtır. Sonunda yine yaşlanır ve toprağa döner.Buna rağmen kibirlenmesi büyük bir çelişkidir.Hz. Nuh kavmine yaratılışlarını hatırlatarak şöyle bir bilinç kazandırır:Kendi varlığını bile kendisine veremeyen insan, nasıl olur da Yaratanına karşı büyüklük taslar?
ON DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Bu ayetler iki büyük gerçeği birleştirir:Allah yücedir.
İnsan aşamalar hâlinde yaratılmış, zayıf ve muhtaç bir kuldur.Yaratılışını hatırlayan tevazuya, Yaratanını tanıyan kulluğa yönelir.
YİRMİNCİ BÖLÜM
Göklerin, Ayın ve Güneşin Delilleri
Nuh Suresi 15–16
Hz. Nuh kavmini gökyüzüne bakmaya çağırır. Yedi göğün düzeni, ayın ışığı ve güneşin kandil gibi oluşu Allah’ın kudretinin delilleri olarak sunulur.
Nuh Suresi 15. Ayet
Kat Kat Yedi Gök
Hz. Nuh, Allah’ın yedi göğü tabakalar hâlinde nasıl yarattığını görüp düşünmelerini ister.
Gökyüzüne Bakmak
Gökyüzü insana:
büyüklüğü,
düzeni,
ölçüyü,
kendi küçüklüğünü
hatırlatır.Hz. Nuh kavmine yalnız sözlü delil sunmamış, onları yaratılış üzerinde düşünmeye yöneltmiştir.İman, aklı kapatmak değil, yaratılıştaki işaretleri fark ederek düşünmektir.
Düzenin İşareti
Göklerdeki düzen:
rastgelelikten uzak bir ölçüyü,
yaratılıştaki uyumu,
Allah’ın kudret ve ilmini
gösterir.İnsan gökyüzüne bakarken yalnız güzelliği değil, bu güzelliği kuran iradeyi de düşünmelidir.
Nuh Suresi 16. Ayet
Ayın Nur, Güneşin Kandil Oluşu
Allah’ın göklerde ayı bir nur, güneşi ise bir kandil kıldığı bildirilir.
Ay ve Güneşin Farklı İşlevleri
Ay ve güneş gökyüzünde farklı biçimlerde görünür.Güneş:
ışık,
sıcaklık,
hayatın devamı
için temel bir vasıtadır.Ay ise:
gecenin aydınlığı,
zamanın hesaplanması,
gökyüzünün düzeni
içinde ayrı bir işleve sahiptir.Hz. Nuh, kavminin taptığı cansız putlar yerine bütün gök düzenini yaratan Allah’a yönelmelerini ister.
Yaratılmışlara Tapmamak
Ay ve güneş büyük ve etkileyici varlıklardır. Fakat onlar da yaratılmıştır.Yaratılmış olan:
doğar veya görünür,
belirli düzene bağlıdır,
kendisine verilen işlevi yerine getirir.
Bu nedenle gök cisimleri ilah değil, Allah’ın kudretini gösteren ayetlerdir.İnsan işarete tapmamalı; işaretin gösterdiği Yaratıcıyı tanımalıdır.
Nur ve Kandil Üzerine Manevi Düşünce
Ayetin açık anlamı gök cisimlerinin yaratılıştaki yeridir. Manevi bir tefekkür olarak güneşin açık ve güçlü ışığı, ayın ise gece içindeki yumuşak aydınlığı düşünülebilir.Ancak bu tür sembolik yorumlar ayetin kesin ve tek anlamı olarak sunulmamalıdır.Temel mesaj açıktır:Gökyüzündeki ışığın, düzenin ve hayatın kaynağını yaratan Allah’tır.
YİRMİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh kavmini:
kendi yaratılışlarına,
göklerin düzenine,
ayın nuruna,
güneşin ışığına
bakmaya çağırmıştır.Yaratılışı doğru okuyan kişi göğe tapmaz; göğü yaratan Rabbine yönelir.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Topraktan Yaratılış, Ölüm ve Yeniden Diriliş
Nuh Suresi 17–18
Hz. Nuh insanın toprakla olan bağını açıklar. Allah’ın insanı yerden yetiştirir gibi meydana getirdiği, sonra yeniden toprağa döndüreceği ve tekrar çıkaracağı bildirilir.
Nuh Suresi 17. Ayet
Yerden Bitki Gibi Yetiştirilmek
Allah’ın insanları yerden bir bitki gibi yetiştirdiği bildirilir.
Toprakla Bağ
Hz. Âdem’in topraktan yaratılmasıyla başlayan insan nesli, hayatını da toprağın nimetleriyle sürdürür.İnsan:
yediği gıdayı topraktan alır,
bedeni bu gıdalarla gelişir,
sonunda yine toprağa döner.
Bu bağ insanın yeryüzünden bağımsız olmadığını gösterir.
Bitki Benzetmesinin Hikmeti
Bitki:
küçük bir başlangıçtan büyür,
suya ve toprağa muhtaçtır,
belirli vakitte gelişir,
sonra kurur ve toprağa döner.
İnsanın dünya hayatı da buna benzer:
doğar,
büyür,
güçlenir,
yaşlanır,
ölür.
Bu benzerlik insanı geçici gücüyle kibirlenmekten sakındırır.
Nuh Suresi 18. Ayet
Toprağa Dönüş ve Yeniden Çıkarılış
Allah’ın insanları yeniden toprağa döndüreceği, sonra bir kez daha oradan çıkaracağı bildirilir.
Ölüm Son Değildir
İnsan öldüğünde bedeni toprağa döner. Ancak bu yok oluşun son aşaması değildir.Allah insanı yeniden diriltecektir.İlk kez yaratmaya gücü yeten Allah’ın yeniden yaratmaya da gücü yeter.
Dirilişin Sorumluluğu
Yeniden diriliş inancı, dünya hayatını anlamlı ve sorumlu hâle getirir.İnsan:
yaptığı iyiliklerin,
işlediği zulümlerin,
söylediği sözlerin,
kullandığı nimetlerin
hesabını verecektir.Bu bilinç, insanı gizli ve açık davranışlarında ölçülü olmaya çağırır.
Toprağın Tevazu Dersi
İnsan ne kadar yüksek makama ulaşırsa ulaşsın bedeni toprağa dönecektir.Bu gerçek:
kibri kırar,
dünyaya aşırı bağlanmayı azaltır,
ahirete hazırlığı hatırlatır.
Fakat toprağa dönüş değersizlik değildir. Allah’ın yeniden diriltme vaadinin bir aşamasıdır.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
İnsanın yolculuğu:Topraktan başlangıç
↓
Dünyada gelişme
↓
Toprağa dönüş
↓
Yeniden dirilişşeklinde bildirilir.Topraktan geldiğini bilen kibirlenmez; topraktan yeniden çıkarılacağını bilen sorumsuz yaşamaz.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM
Yeryüzünün İnsan İçin Serilmesi
Nuh Suresi 19–20
Allah’ın yeryüzünü insanlar için geniş ve yaşanabilir kıldığı, insanların orada geniş yollar üzerinde yürüdüğü bildirilir.
Nuh Suresi 19. Ayet
Yeryüzünün Bir Yaygı Kılınması
Allah’ın yeryüzünü insanlar için bir yaygı hâline getirdiği bildirilir.
Yaşanabilir Dünya
Dünya insan hayatına uygun bir düzen taşır.İnsan burada:
barınır,
tarım yapar,
yolculuk eder,
toplum kurar,
rızık arar.
Yeryüzünün yaşanabilir olması kendiliğinden sahip olunan bir hak değil, Allah’ın lütfudur.
“Yaygı” İfadesi
Bu ifade, insanın yeryüzünde rahatça hareket edebilmesini ve hayat kurabilmesini anlatır.Ayetin amacı dünyanın geometrik biçimi hakkında teknik bir tanım yapmak değil, onun insan için yaşanabilir ve kullanılabilir kılındığını hatırlatmaktır.
Nuh Suresi 20. Ayet
Geniş Yollarda Yürümek
İnsanların yeryüzündeki geniş yollarda ilerlemeleri için bu düzenin kurulduğu bildirilir.
Yol Nimeti
Yollar:
insanları birbirine ulaştırır,
ticareti mümkün kılar,
bilgi ve haber taşır,
toplumları birbirine bağlar.
Hz. Nuh kavmine, üzerinde yürüdükleri yolları bile Allah’ın yarattığı dünya düzeni sayesinde kullandıklarını hatırlatır.
Manevi Yol
Ayetin açık anlamı yeryüzündeki yollarla ilgilidir. Manevi bir tefekkür olarak insanın hayatında da farklı yollar bulunduğu düşünülebilir:
iman yolu,
inkâr yolu,
adalet yolu,
zulüm yolu.
Fakat bu sembolik düşünce, ayetin temel anlamının yerine geçirilmemelidir.Temel mesaj şudur:İnsanın yürüdüğü toprak, kullandığı yol ve yaşadığı dünya Allah’ın nimetidir.
Yeryüzünün Emanet Oluşu
Allah yeryüzünü insanın kullanımına uygun kılmıştır. Bu, onu sınırsızca tahrip etme izni vermez.İnsan:
suyu kirletmemeli,
toprağı ölçüsüz tüketmemeli,
canlılara zulmetmemeli,
gelecek nesillerin hakkını gözetmelidir.
Nimet aynı zamanda emanettir.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Yeryüzü:
insanın yaşayacağı,
çalışacağı,
yolculuk edeceği,
sınanacağı
bir alan olarak hazırlanmıştır.Yeryüzünde yürüyen insan, bastığı toprağın sahibi değil; emanetçisi olduğunu unutmamalıdır.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İleri Gelenlere Uymak ve Putların Korunması
Nuh Suresi 21–24
Hz. Nuh, kavminin kendisine karşı gelerek malları ve çocukları kendilerine yalnızca zararını artıran kimselere uyduğunu Rabbine arz eder. Kavmin ileri gelenleri büyük tuzaklar kurmuş ve insanlara putlarını terk etmemelerini söylemiştir.
Nuh Suresi 21. Ayet
Zengin ve Güçlü Önderlere Uymaları
Hz. Nuh, kavminin kendisine isyan ettiğini; malları ve çocukları kendilerine yalnızca kayıp artıran kimselere uyduğunu söyler.
Nimetin Yanlış Ölçüye Dönüşmesi
Mal ve çocuklar Allah’ın nimetidir. Fakat kavmin ileri gelenleri bu nimetleri:
üstünlük göstergesi,
haklılık delili,
toplumu yönetme aracı
hâline getirmiştir.İnsanlar onların zengin ve güçlü oluşuna bakarak doğru olduklarını sanmıştır.Oysa dünya nimetinin çokluğu, kişinin Allah katında doğru yolda olduğunu kanıtlamaz.
Liderlere Körü Körüne Uymak
İnsan:
zengin,
tanınmış,
güçlü,
kalabalık destekli
birinin her sözünü doğru kabul etmemelidir.Her görüş:
vahyin,
adaletin,
aklın,
güzel ahlakın
ölçüsüyle değerlendirilmelidir.Hz. Nuh’un kavmi kişilerin gücüne bakmış, söylediklerinin hak olup olmadığını araştırmamıştır.
Nuh Suresi 22. Ayet
Büyük Tuzaklar Kurmaları
Kavmin ileri gelenlerinin büyük planlar ve tuzaklar kurduğu bildirilir.
Hakikate Karşı Örgütlü Direniş
Hz. Nuh’a karşı çıkış yalnız bireysel bir inançsızlık olarak kalmamıştır.İleri gelenler:
toplumun Hz. Nuh’u dinlemesini engellemiş,
putperest düzeni korumuş,
peygamberi itibarsızlaştırmış,
insanları birlikte hareket etmeye çağırmıştır.
Yanlış bir düzen, çıkar sahipleri tarafından bilinçli biçimde korunabilir.
Nuh Suresi 23. Ayet
Putları Terk Etmeme Çağrısı
İleri gelenler, insanlara ilahlarını bırakmamalarını; özellikle Vedd, Süvâ, Yegūs, Yeûk ve Nesr adlı putlardan vazgeçmemelerini söylemiştir.
Putların İsimleri
Ayet, Hz. Nuh’un kavminin taptığı bazı putların adlarını açıkça bildirir.Bu isimlerin tarihî kökenleri hakkında farklı rivayetler bulunabilir. Ancak Kur’an’ın kesin olarak bildirdiği husus, kavmin bu varlıkları ilah edinmiş ve terk etmemekte ısrar etmiş olmasıdır.
Putperestliğin Toplumsal Gücü
Putlar yalnız taş veya şekil değildi. Onların etrafında:
gelenek,
ekonomik çıkar,
toplumsal makam,
atalara bağlılık,
yönetici gücü
oluşmuştu.Bu nedenle putları bırakmak, yalnız bir heykeli terk etmek değil, bütün yanlış düzeni sorgulamak anlamına geliyordu.
Günümüzde Putlaştırma
Maddi putlara tapınmanın yanında insan:
serveti,
makamı,
lideri,
kendi nefsini,
şöhreti
hayatının mutlak ölçüsü hâline getirirse onları manevi anlamda putlaştırabilir.Ancak bu benzetme yapılırken gerçek putperestlik ile mecazi bağımlılık birbirine bütünüyle eşit sayılmamalıdır.Ortak tehlike, yaratılmış bir şeyi Allah’a ait mutlaklık makamına yükseltmektir.
Nuh Suresi 24. Ayet
Birçok Kişiyi Saptırmaları
Bu önderlerin çok sayıda insanı saptırdığı bildirilir. Hz. Nuh zalimlerin sapıklıklarının artması yönünde dua eder.
Önderlerin Ağır Sorumluluğu
Yanlış yola tek başına giden kişi kendi günahını taşır. Başkalarını da yanlış yola çağıran kişi ise daha ağır bir sorumluluk yüklenir.İleri gelenler:
kendileri putlara bağlı kalmış,
toplumu da bağlı tutmuş,
Hz. Nuh’un çağrısını engellemiştir.
Bu nedenle liderlik bir ayrıcalıktan önce sorumluluktur.
Hz. Nuh’un Duasının Bağlamı
Hz. Nuh’un duası, uzun yıllar süren tebliğin ve kavmin kesinleşen zulmünün ardından gelmiştir.Bu dua kişisel bir öfkeden değil, artık insanları topluca saptıran ve tövbe çağrısını bilinçli biçimde kapatan düzenin sona ermesi isteğinden doğmuştur.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin sapmasının başlıca sebepleri:
zenginliği haklılık ölçüsü saymaları,
güçlü liderlere sorgusuz uymaları,
geleneksel putları korumaları,
hakikate karşı planlı direnç göstermeleri,
başkalarını da saptırmalarıdır.
Hakikati arayan kişi, söz sahibinin servetine değil, sözün doğruluğuna bakmalıdır.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Günahları Sebebiyle Boğulmaları
Nuh Suresi 25
Kavmin günahları sebebiyle boğulduğu, ardından ateşe sokuldukları ve Allah’a karşı kendilerine yardım edecek kimse bulamadıkları bildirilir.
Günahların Sonucu
Ayet, tufanın sebepsiz olmadığını açıkça bildirir.Kavim:
şirk koşmuş,
peygamberi yalanlamış,
onunla alay etmiş,
müminleri küçümsemiş,
şiddetle tehdit etmiş,
başkalarını saptırmış,
tövbe çağrısına kapanmıştır.
Tufan bu uzun zulüm zincirinin ardından gelmiştir.
Su ve Ateş
Dünya hayatında suyla boğulmaları, ahirette ise ateş azabıyla karşılaşmaları bildirilir.Bu, dünya cezasının ahiret hesabını bütünüyle ortadan kaldırmadığını gösterir.İnsan dünyada yaptıklarının sonucunu kısmen görebilir; fakat nihai hesap ahirettedir.
Yardımcı Bulamamaları
Kavmin taptığı putlar, güvendiği önderler ve sahip olduğu güçler onları Allah’ın hükmünden koruyamamıştır.Bu sahne tevhid çağrısının doğruluğunu ortaya koyar:Allah’tan bağımsız koruyucu ve mutlak yardımcı yoktur.Dünya hayatında güçlü görünen bağlar, ilahî hüküm geldiğinde bütünüyle etkisiz kalabilir.
İlahi Adalet
Azabın anlatımı kişisel intikam gibi okunmamalıdır.Allah:
uzun süre mühlet vermiş,
peygamber göndermiş,
açıkça uyarmış,
bağışlanma çağrısını sunmuştur.
Kavim bütün bunları bilinçli biçimde reddetmiştir.Bu nedenle hüküm, rahmet kapısı gösterildikten sonra zulümde ısrar edenlere karşı gerçekleşen adalettir.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin helaki, tek bir hatanın değil; uzun süre devam eden inkârın, kibrin, zulmün ve başkalarını saptırmanın sonucudur.Putlar onları koruyamamış, servetleri kurtaramamış ve kalabalıkları hükmü değiştirememiştir.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Nuh’un Son Duası
Nuh Suresi 26–28
Nuh Suresi, Hz. Nuh’un kavmi hakkındaki duası ve kendisiyle birlikte müminler için bağışlanma dilemesiyle sona erer.
Nuh Suresi 26. Ayet
İnkârcılardan Kimsenin Bırakılmaması Duası
Hz. Nuh, yeryüzünde inkârcılardan hiçbir kimsenin bırakılmamasını Rabbinden ister.
Duanın Zamanı
Bu dua tebliğin başlangıcında yapılmamıştır.Hz. Nuh:
dokuz yüz elli yıl kavmi arasında kalmış,
gece gündüz çağırmış,
açık ve gizli anlatmış,
bağışlanma yolunu göstermiş,
tehditlere sabretmiştir.
Ayrıca Allah, artık yeni kimsenin iman etmeyeceğini ona vahyetmiştir.Bu nedenle dua, insanlara dönüş fırsatı verilmeden söylenmiş ani bir söz değildir. İlahi hükmün kesinleştiği aşamada yapılmıştır.
Nuh Suresi 27. Ayet
Gelecek Nesilleri Saptırmaları Endişesi
Hz. Nuh, onların bırakılması hâlinde Allah’ın kullarını saptıracaklarını ve yalnız günahkâr, inkârcı nesiller yetiştireceklerini bildirir.
Bozulmanın Nesillere Aktarılması
Yanlış inanç ve zulüm yalnız bir kuşağın meselesi olarak kalmayabilir.Aileler ve toplumlar çocuklarına:
inançlarını,
değerlerini,
önyargılarını,
davranış biçimlerini
aktarabilir.Hz. Nuh’un kavminde inkâr, nesiller boyunca devam eden örgütlü bir düzene dönüşmüştür.
Çocukların Sorumluluğu
Bu ifade, her çocuğun doğuştan suçlu olduğu anlamına gelmez.Her insan yaratılışta masumdur ve kendi seçimlerinden sorumludur.Burada vurgulanan, bozuk toplum düzeninin gelecek nesilleri de yanlış yetiştirmesi ve sapmayı sürekli hâle getirmesidir.
Nuh Suresi 28. Ayet
Kapsayıcı Bağışlanma Duası
Hz. Nuh:
kendisinin,
anne ve babasının,
evine inanmış olarak girenlerin,
bütün mümin erkeklerin,
bütün mümin kadınların
bağışlanmasını ister.Zalimlerin ise yalnız yıkımının artması için dua eder.
Önce Kendisi İçin Bağışlanma Dilemesi
Hz. Nuh peygamber olduğu hâlde bağışlanma istemiştir.Bu, hiçbir kulun Allah’ın rahmetinden bağımsız olmadığını gösterir.İnsan başkalarının yanlışlarıyla meşgul olurken kendi bağışlanma ihtiyacını unutmamalıdır.
Anne ve Babaya Dua
Hz. Nuh’un anne ve babası için bağışlanma dilemesi, aile bağında dua ve vefanın önemini gösterir.İnsan anne ve babasına:
hayattayken iyilik etmeli,
vefatlarından sonra hayırla anmalı,
bağışlanmaları için dua etmelidir.
Bu dua, onların iman üzere oldukları kabulüyle anlaşılır.
Evine İmanla Girenler
Hz. Nuh evine iman etmiş olarak girenleri de duasına katmıştır.Ev burada yalnız bir bina değil, iman ve güven ortamı olarak düşünülebilir.Bir peygamberin evi:
misafire açık,
müminlere güvenli,
Allah’ın anıldığı
bir yer olmalıdır.
Bütün Mümin Erkek ve Kadınlar
Hz. Nuh’un duası kendi ailesi ve dönemindeki insanlarla sınırlı kalmaz.Bütün mümin erkekleri ve kadınları kapsar.Bu, peygamber duasının geniş merhametini gösterir.İman topluluğunda:
erkek ve kadın,
geçmiş ve gelecek nesiller
aynı bağışlanma duası içinde yer alır.
Zalimlerle İlgili Son Hüküm
Surenin sonunda zalimler için yıkımın artması istenir.Buradaki vurgu, kişisel farklılık taşıyan herkese değil; hakikati bilerek reddeden, insanları saptıran ve zulümde kesinleşen kimseleredir.Hz. Nuh’un merhameti, zulmü sonsuza kadar sonuçsuz bırakmak anlamına gelmez.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh’un son duası iki yön taşır:Rahmet ve bağışlanma: Kendisi, ailesi ve bütün müminler için.
Adalet: Zulümde kesinleşen ve insanları saptıranlar için.Peygamberin kalbi müminlere karşı geniş bir rahmet, zulme karşı ise ilahî adalet talebi taşır.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Kur’an’da Hz. Nuh’a Yapılan Diğer Atıflar
Hz. Nuh’un kıssası ayrıntılı surelerin dışında Kur’an’ın birçok yerinde kısa fakat önemli ifadelerle anılır.
Âl-i İmrân Suresi 33
Allah’ın Seçtiği Peygamberlerden Olması
Hz. Nuh, Hz. Âdem’le birlikte Allah’ın seçtiği kullar arasında anılır.Bu seçilmişlik:
peygamberlik,
büyük sorumluluk,
sabır,
insanlığa örneklik
anlamlarını taşır.
Nisâ Suresi 163
Vahiy Verilen Peygamberler Arasında Olması
Allah’ın Hz. Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahiy verdiği bildirilir.Bu, Hz. Nuh’un vahiy zincirindeki temel yerini gösterir.Onun çağrısı kişisel düşünce değil, Allah’tan gelen hidayettir.
En‘âm Suresi 84
Hidayete Erdirilenlerden Olması
Hz. Nuh’un daha önce hidayete erdirildiği bildirilir.Hidayet, onun yalnız yol gösteren değil, önce Allah tarafından doğru yola yöneltilmiş bir kul olduğunu gösterir.
İsrâ Suresi 3
Çok Şükreden Bir Kul
Hz. Nuh’un çok şükreden bir kul olduğu bildirilir.Bu özellik, onun Sabır Kitabı’na yeni bir boyut ekler.Hz. Nuh yalnız zorlukta sabretmemiş, nimet karşısında şükretmiştir.Sabır ve şükür birbirini tamamlar:
sıkıntıda sabır,
nimette şükür.
Ahzâb Suresi 7
Peygamberlerden Alınan Sağlam Söz
Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed ile birlikte kendilerinden sağlam söz alınan peygamberler arasında anılır.Bu söz, peygamberlik vazifesinin ciddiyetini ve ilahî emaneti gösterir.
Şûrâ Suresi 13
Aynı Dinin Tavsiye Edilmesi
Hz. Nuh’a tavsiye edilen dinin, Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Hz. Muhammed’e bildirilen temel hakikatle aynı olduğu açıklanır:
dini dosdoğru yaşamak,
onda ayrılığa düşmemek.
Bu ayet bütün peygamberlerin tevhid zincirini açıkça gösterir.
Kaf Suresi 12
Yalanlayan Kavimler Arasında Nuh Kavmi
Nuh kavmi, peygamberleri yalanlayan eski topluluklar arasında anılır.Bu kısa atıf, onların tarih boyunca ibret alınacak bir örnek hâline geldiğini gösterir.
Zâriyât Suresi 46
Yoldan Çıkmış Bir Kavim
Hz. Nuh’un kavminin fasık, yani ilahî sınırların dışına çıkmış bir toplum olduğu bildirilir.Onların sorunu yalnız düşünsel bir reddediş değil, ahlaki bozulmadır.
Necm Suresi 52
Daha Önceki Nuh Kavmi
Nuh kavminin daha zalim ve daha azgın olduğu ifade edilir.Bu, tufanın onların uzun ve ağır zulümlerinin ardından gerçekleştiğini gösterir.
Hadîd Suresi 26
Nuh’un Soyunda Peygamberlik ve Kitap
Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in gönderildiği, peygamberlik ve kitabın onların soyunda devam ettirildiği bildirilir.Bu ayet Hz. Nuh’un, sonraki vahiy zincirinde büyük bir ata olduğunu gösterir.Ancak bu ifade Hz. Nuh’a adı bildirilen özel bir kitap verildiğini kesin biçimde söylemez. Peygamberlik ve kitap geleneğinin onun soyunda devam ettiğini açıklar.
Tahrîm Suresi 10
Nuh’un Eşinin İmtihanı
Hz. Nuh’un eşi, iman etmeyenlere örnek olarak anılır. Bir peygamberin nikâhı altında bulunmasına rağmen onun iman yoluna sadık kalmadığı bildirilir.Buradaki ihanet, ahlaksızlık anlamında değil, iman ve peygamberlik davasına karşı durmak olarak anlaşılır.Bu ayet şu hakikati gösterir:Peygambere aile yakınlığı, iman olmadan kurtuluş sağlamaz.Hz. Nuh’un oğlu ve eşiyle yaşadığı imtihan, onun aile yönünden de ağır sınandığını ortaya koyar.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kur’an’daki diğer atıflar Hz. Nuh’un:
seçilmiş,
vahiy alan,
hidayete erdirilmiş,
çok şükreden,
sağlam söz taşıyan,
peygamberlik zincirinin büyük halkalarından biri
olduğunu bildirir.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Nuh’un Ahlakı
Hz. Nuh’un Kur’an’da anlatılan ahlakı şu temel özelliklerde toplanır:
1. Uzun Sabır
Hz. Nuh kavmi arasında dokuz yüz elli yıl kalmış ve çağrısını sürdürmüştür.Onun sabrı:
insanların hemen değişmesini beklememek,
sonuç geciktiğinde vazifeyi bırakmamak,
hakaretler karşısında ölçüyü korumaktır.
2. Tevhid Ahlakı
Hz. Nuh’un ilk ve temel sözü:“Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.”olmuştur.O insanları kendisine değil, yalnız Allah’a çağırmıştır.
3. Güvenilirlik
Hz. Nuh kendisini güvenilir bir elçi olarak tanıtmıştır.Vahyi değiştirmemiş, tebliği çıkarına kullanmamış ve kavminden ücret istememiştir.
4. Merhamet
Kavminin başına gelecek azaptan korkmuş ve onları uzun süre kurtuluşa çağırmıştır.Oğluna tufanın son anında bile:“Yavrucuğum, bizimle birlikte bin.”diye seslenmiştir.
5. Adalet
Hz. Nuh güçlü ve zenginlerin desteğini kazanmak için yoksul müminleri kovmamıştır.İnsanların değerini servet ve soyla değil, imanla değerlendirmiştir.
6. Tevekkül
Kavminin tehditleri karşısında Allah’a güvenmiştir.Ancak tevekkülü çalışmayı bırakmak değildir. Gemiyi yapmış, tedbirini almış ve sonucu Allah’a bırakmıştır.
7. Dua
Hz. Nuh:
yardım istemiş,
kurtuluş istemiş,
bereketli yere indirilmek istemiş,
kendisi ve bütün müminler için bağışlanma dilemiştir.
Dua onun sabrının temel dayanağıdır.
8. Şükür
Kur’an onu çok şükreden bir kul olarak tanıtır.Tufandan kurtulduğunda Allah’a hamdetmiş ve kurtuluşu kendi başarısından bilmemiştir.
9. Tevazu
Oğluyla ilgili duasında uyarıldığında hemen Allah’a sığınmış ve bağışlanma dilemiştir.Kendisini mutlak bilgi sahibi görmemiştir.
10. Vazifeye Sadakat
İnsanların azlığı, alayı, tehdidi ve aile acısı onu görevinden vazgeçirmemiştir.Hz. Nuh’un büyüklüğü yalnız tufandan kurtulmasında değil, tufandan önceki uzun sadakatindedir.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kitâbü’s-Sabr’ın Özü
Hz. Nuh’un manevi yolculuğu şu şekilde özetlenebilir:Tevhid çağrısı
↓
Uzun süreli tebliğ
↓
Alay ve yalanlama
↓
Tehdit ve dışlanma
↓
Dua ve tevekkül
↓
Geminin sabırla inşası
↓
Tufan ve aile imtihanı
↓
Kurtuluş ve şükür
↓
Yeni başlangıç ve bereket
SABIR KİTABI’NIN ANA MESAJI
Sabır, hiçbir acı hissetmemek değildir. Acıya rağmen Allah’ın emrini terk etmemek, doğru sözü sürdürmek ve sonucu O’na bırakmaktır.Hz. Nuh’un sabrı:
sessiz bir bekleyiş değil,
gece gündüz süren bir çalışma,
alay altında yapılan bir gemi,
aile acısı içinde korunan bir iman,
tufan sonrasında edilen bir şükürdür.
HZ. NUH’UN TEMEL DUALARI
Yardım Duası
Rabbim! Ben yenik düşürüldüm; bana yardım et.
Gemiye Biniş Duası
Onun yürümesi de durması da Allah’ın adıyladır.
Kurtuluş Hamdi
Bizi zalim topluluktan kurtaran Allah’a hamdolsun.
Bereketli İniş Duası
Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen konaklatanların en hayırlısısın.
Bağışlanma Duası
Rabbim! Beni, anne ve babamı, evime inanmış olarak gireni, bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla.
ÜÇÜNCÜ KİTABIN SONU
Hz. Nuh — Kitâbü’s-Sabr
Temsil ettiği ahlak: Sabır, tebliğ ve şükür
Temel çağrısı: Yalnız Allah’a kulluk
En büyük imtihanı: Uzun süreli yalanlanma, tufan ve aile acısı
Kurtuluş aracı: Allah’ın emriyle yapılan gemi
İnsanlığa bıraktığı ders: Sonuç gecikse bile doğru vazife bırakılmamalı; tedbir alınmalı ve Allah’a tevekkül edilmelidir.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
HZ. HÛD
KİTÂBÜ’L-İSTİKAMET
Tevhid, Cesaret, Dosdoğru Duruş ve Âd Kavmi
Hz. Hûd’un temsili kitabı Kitâbü’l-İstikamet — İstikamet Kitabıdır.Kur’an’da Hz. Hûd’un kıssası başlıca şu ayetlerde anlatılır:A‘râf Suresi 65–72
Hûd Suresi 50–60
Şuarâ Suresi 123–140
Ahkāf Suresi 21–26Âd kavminin durumu ayrıca şu surelerde anılır:Fussilet Suresi 15–16
Zâriyât Suresi 41–42
Kamer Suresi 18–21
Hâkka Suresi 6–8
Fecr Suresi 6–8Hz. Hûd’un kıssasında:
tevhid çağrısı,
güçlü bir kavme karşı cesaret,
ücret istemeden tebliğ,
Allah’a tevekkül,
istiğfar ve tövbe çağrısı,
Âd kavminin kibri,
şiddetli rüzgârla gelen azap,
müminlerin kurtuluşu
anlatılır.
BİRİNCİ BÖLÜM
Âd Kavmine Tevhid Çağrısı
A‘râf Suresi 65–72
ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
Bağışlanma Çağrısı ve İlahi Nimetler
Nuh Suresi 10–12
Hz. Nuh, kavmini yalnız azaptan sakındırmamış; Allah’tan bağışlanma dilemeye de çağırmıştır. Bu ayetlerde istiğfarın, insanın Rabbiyle bağını düzeltmesi ve hayatındaki bereket kapılarının açılmasıyla ilişkisi anlatılır.
Nuh Suresi 10. Ayet
“Rabbinizden Bağışlanma Dileyin”
Hz. Nuh kavmine Rablerinden bağışlanma dilemelerini söyler. Çünkü Allah’ın çok bağışlayıcı olduğunu bildirir.
İstiğfarın Anlamı
İstiğfar, yalnızca dille:“Allah’ım, beni bağışla.”demekten ibaret değildir.Gerçek istiğfar:
işlenen yanlışı fark etmek,
günahı kabul etmek,
pişmanlık duymak,
kötülüğü terk etmek,
Allah’a yönelmek,
yapılan haksızlığı mümkünse düzeltmek
anlamlarını taşır.Hz. Nuh’un kavmi uzun süre inkâr etmiş ve peygamberi yalanlamış olsa da tövbe kapısı henüz açıktır.Bu durum Allah’ın rahmetinin genişliğini gösterir.
“O Çok Bağışlayıcıdır”
Hz. Nuh kavmine yalnız günahlarını hatırlatmamış, Allah’ın bağışlayıcılığını da anlatmıştır.İnsan günahını gördüğünde iki yanlış yola düşebilir:Birincisi: Günahını küçümseyerek tövbe etmemek.
İkincisi: Günahını çok büyük görerek Allah’ın rahmetinden ümit kesmek.Doğru yol, hatayı küçümsemeden ve rahmetten ümit kesmeden Allah’a dönmektir.Günah ne kadar ağır olursa olsun, kul samimiyetle döndüğünde Allah’ın bağışlaması ondan daha büyüktür.
Nuh Suresi 11. Ayet
Göğün Bol Yağmur Göndermesi
Hz. Nuh, kavmi bağışlanma dilerse Allah’ın üzerlerine bol bol yağmur göndereceğini bildirir.
Yağmur ve Rahmet
Yağmur:
toprağı diriltir,
ekinleri büyütür,
hayvanlara su verir,
insanların geçimini kolaylaştırır.
Kuraklık içindeki bir toplum için yağmur büyük bir rahmettir.Hz. Nuh, istiğfar ile ilahî nimet arasında bağ kurmuştur. Bu, her yağmursuzluğun belirli bir günahın doğrudan sonucu olduğu şeklinde kesin bir hüküm vermeyi gerektirmez. Ancak ayet, kavminin durumunda samimi dönüşün rahmet ve bereket vesilesi olacağını açıkça bildirir.
Manevi Kuraklık
Yağmurun toprağı diriltmesi gibi istiğfar da kalbi diriltir.Günah ve kibir kalbi:
katılaştırabilir,
şükürden uzaklaştırabilir,
merhameti azaltabilir,
doğruyu görmesini zorlaştırabilir.
Tövbe ise insanın iç dünyasına rahmet getirir.Bu nedenle yağmur, maddi bereketin yanında kalbin yenilenmesini de düşündürür.
Nuh Suresi 12. Ayet
Mal, Çocuk, Bahçeler ve Irmaklar
Hz. Nuh, bağışlanma dileyip Allah’a yönelmeleri hâlinde Allah’ın onları mallar ve çocuklarla destekleyeceğini, kendilerine bahçeler ve ırmaklar vereceğini bildirir.
Dünya Nimetlerinin Kaynağı
Mal, evlat, bahçe ve su hayatın devamını sağlayan nimetlerdir.Hz. Nuh kavmine, putlarının değil Allah’ın:
rızık verdiğini,
nesli devam ettirdiğini,
toprağı bereketlendirdiğini,
suyu akıttığını
hatırlatır.İnsan nimetin aracını görüp gerçek sahibini unutabilir. Çalışmak, ticaret yapmak ve tarım yapmak birer sebeptir; fakat sebepleri yaratan Allah’tır.
Malın Bereketi
Ayet yalnız malın çokluğunu değil, Allah’ın destek ve bereket vermesini bildirir.Çok mal her zaman huzur anlamına gelmez. Mal:
helal kazanıldığında,
israf edilmediğinde,
hak sahipleri gözetildiğinde,
iyilikte kullanıldığında
bereketli olur.Haram ve zulümle elde edilen servet dışarıdan büyük görünse de manevi olarak ağır bir yük hâline gelebilir.
Çocukların Emanet Oluşu
Çocuklar da Allah’ın verdiği bir nimettir. Ancak yalnızca sayı veya soyun devamı olarak görülmemelidir.Çocuk:
korunması,
eğitilmesi,
sevgi ve adaletle yetiştirilmesi
gereken bir emanettir.Hz. Nuh’un kendi oğluyla yaşadığı imtihan, evlat sahibi olmanın imanı garanti etmediğini göstermiştir.Bu nedenle evlat nimeti, şükürle birlikte sorumluluk da taşır.
Bahçeler ve Irmaklar
Bahçeler ve ırmaklar:
hayat,
süreklilik,
huzur,
bereket
sembolleridir.Hz. Nuh’un çağrısı yalnız ahirette kurtuluş vaadi taşımamaktadır. Allah’a dönüşün dünya hayatındaki ahlakı ve düzeni de iyileştireceğini bildirir.Bir toplum:
zulmü bırakır,
hakları korur,
israftan sakınır,
dürüstlüğe yönelirse
nimetlerini daha adaletli ve bereketli biçimde kullanabilir.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh’un istiğfar çağrısı şu yolu gösterir:Günahı fark etmek
↓
Allah’tan bağışlanma dilemek
↓
Yanlışı terk etmek
↓
Rahmete yönelmek
↓
Nimeti şükürle karşılamakİstiğfar yalnız geçmişin affını istemek değildir. Kalbin, hayatın ve toplumun yönünü yeniden Allah’a çevirmektir.
ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Allah’ın Büyüklüğünü Gereği Gibi Tanımamak
Nuh Suresi 13–14
Hz. Nuh kavmine, Allah’ın büyüklüğünü neden gereği gibi tanımadıklarını sorar. Ardından onların aşamalar hâlinde yaratıldığını hatırlatır.
Nuh Suresi 13. Ayet
Allah’a Gereken Saygıyı Göstermemek
Hz. Nuh, kavmine Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini neden gereği gibi takdir etmediklerini sorar.
Allah’ı Gereği Gibi Tanımak
Allah’ın büyüklüğünü tanımak yalnızca O’nun güçlü olduğunu söylemek değildir.Bu bilinç:
O’nun emrine saygı göstermek,
nimetlerini hatırlamak,
huzurunda hesap vereceğini bilmek,
yaratılmışları O’na ortak koşmamak,
kendi gücünü mutlaklaştırmamak
demektir.Hz. Nuh’un kavmi Allah’ın yarattığı nimetleri kullanıyor, fakat kulluklarını putlara yöneltiyordu.Bu, nimeti görüp sahibini unutmak anlamına geliyordu.
Korku ile Saygının Dengesi
Allah’a karşı sorumluluk bilinci yalnız cezadan korkmak değildir.İçinde:
sevgi,
hayranlık,
şükür,
teslimiyet,
edep
bulunur.İnsan Allah’ı yalnız ihtiyaç duyduğunda hatırlamamalıdır. Bollukta da O’nun büyüklüğünü ve nimetlerini anmalıdır.
Nuh Suresi 14. Ayet
Aşamalar Hâlinde Yaratılış
Allah’ın insanları çeşitli aşamalardan geçirerek yarattığı bildirilir.
İnsanın Tedricî Yaratılışı
İnsan bir anda bugünkü gücüne ulaşmamıştır.Hayatı:
başlangıçtaki zayıflık,
anne karnındaki gelişim,
doğum,
çocukluk,
gençlik,
olgunluk,
yaşlılık
gibi aşamalardan geçer.İnsan kendi yaratılışına baktığında aczini ve Allah’a muhtaçlığını fark eder.Hiç kimse:
kendi bedenini başlangıçta kurmamış,
organlarını yaratmamış,
hayatını kendisine vermemiştir.
Aşamalı Gelişimin Ahlakı
İnsanın aşamalar hâlinde yaratılması, manevi gelişimin de zaman ve sabır gerektirdiğini düşündürür.Bir insan:
bilgiyi zamanla öğrenir,
ahlakını gayretle düzeltir,
alışkanlıklarını aşama aşama değiştirir.
Bu nedenle insan hem kendisine hem de başkalarına karşı hikmetli olmalıdır.Ancak aşamalı gelişim, yanlışta sürekli kalmak için mazeret yapılmamalıdır. Her aşamada doğruya yönelmek gerekir.
Kibirle Yaratılış Arasındaki Çelişki
İnsan başlangıçta son derece güçsüzdür. Bedeni başkalarının bakımına muhtaçtır. Sonunda yine yaşlanır ve toprağa döner.Buna rağmen kibirlenmesi büyük bir çelişkidir.Hz. Nuh kavmine yaratılışlarını hatırlatarak şöyle bir bilinç kazandırır:Kendi varlığını bile kendisine veremeyen insan, nasıl olur da Yaratanına karşı büyüklük taslar?
ON DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Bu ayetler iki büyük gerçeği birleştirir:Allah yücedir.
İnsan aşamalar hâlinde yaratılmış, zayıf ve muhtaç bir kuldur.Yaratılışını hatırlayan tevazuya, Yaratanını tanıyan kulluğa yönelir.
YİRMİNCİ BÖLÜM
Göklerin, Ayın ve Güneşin Delilleri
Nuh Suresi 15–16
Hz. Nuh kavmini gökyüzüne bakmaya çağırır. Yedi göğün düzeni, ayın ışığı ve güneşin kandil gibi oluşu Allah’ın kudretinin delilleri olarak sunulur.
Nuh Suresi 15. Ayet
Kat Kat Yedi Gök
Hz. Nuh, Allah’ın yedi göğü tabakalar hâlinde nasıl yarattığını görüp düşünmelerini ister.
Gökyüzüne Bakmak
Gökyüzü insana:
büyüklüğü,
düzeni,
ölçüyü,
kendi küçüklüğünü
hatırlatır.Hz. Nuh kavmine yalnız sözlü delil sunmamış, onları yaratılış üzerinde düşünmeye yöneltmiştir.İman, aklı kapatmak değil, yaratılıştaki işaretleri fark ederek düşünmektir.
Düzenin İşareti
Göklerdeki düzen:
rastgelelikten uzak bir ölçüyü,
yaratılıştaki uyumu,
Allah’ın kudret ve ilmini
gösterir.İnsan gökyüzüne bakarken yalnız güzelliği değil, bu güzelliği kuran iradeyi de düşünmelidir.
Nuh Suresi 16. Ayet
Ayın Nur, Güneşin Kandil Oluşu
Allah’ın göklerde ayı bir nur, güneşi ise bir kandil kıldığı bildirilir.
Ay ve Güneşin Farklı İşlevleri
Ay ve güneş gökyüzünde farklı biçimlerde görünür.Güneş:
ışık,
sıcaklık,
hayatın devamı
için temel bir vasıtadır.Ay ise:
gecenin aydınlığı,
zamanın hesaplanması,
gökyüzünün düzeni
içinde ayrı bir işleve sahiptir.Hz. Nuh, kavminin taptığı cansız putlar yerine bütün gök düzenini yaratan Allah’a yönelmelerini ister.
Yaratılmışlara Tapmamak
Ay ve güneş büyük ve etkileyici varlıklardır. Fakat onlar da yaratılmıştır.Yaratılmış olan:
doğar veya görünür,
belirli düzene bağlıdır,
kendisine verilen işlevi yerine getirir.
Bu nedenle gök cisimleri ilah değil, Allah’ın kudretini gösteren ayetlerdir.İnsan işarete tapmamalı; işaretin gösterdiği Yaratıcıyı tanımalıdır.
Nur ve Kandil Üzerine Manevi Düşünce
Ayetin açık anlamı gök cisimlerinin yaratılıştaki yeridir. Manevi bir tefekkür olarak güneşin açık ve güçlü ışığı, ayın ise gece içindeki yumuşak aydınlığı düşünülebilir.Ancak bu tür sembolik yorumlar ayetin kesin ve tek anlamı olarak sunulmamalıdır.Temel mesaj açıktır:Gökyüzündeki ışığın, düzenin ve hayatın kaynağını yaratan Allah’tır.
YİRMİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh kavmini:
kendi yaratılışlarına,
göklerin düzenine,
ayın nuruna,
güneşin ışığına
bakmaya çağırmıştır.Yaratılışı doğru okuyan kişi göğe tapmaz; göğü yaratan Rabbine yönelir.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Topraktan Yaratılış, Ölüm ve Yeniden Diriliş
Nuh Suresi 17–18
Hz. Nuh insanın toprakla olan bağını açıklar. Allah’ın insanı yerden yetiştirir gibi meydana getirdiği, sonra yeniden toprağa döndüreceği ve tekrar çıkaracağı bildirilir.
Nuh Suresi 17. Ayet
Yerden Bitki Gibi Yetiştirilmek
Allah’ın insanları yerden bir bitki gibi yetiştirdiği bildirilir.
Toprakla Bağ
Hz. Âdem’in topraktan yaratılmasıyla başlayan insan nesli, hayatını da toprağın nimetleriyle sürdürür.İnsan:
yediği gıdayı topraktan alır,
bedeni bu gıdalarla gelişir,
sonunda yine toprağa döner.
Bu bağ insanın yeryüzünden bağımsız olmadığını gösterir.
Bitki Benzetmesinin Hikmeti
Bitki:
küçük bir başlangıçtan büyür,
suya ve toprağa muhtaçtır,
belirli vakitte gelişir,
sonra kurur ve toprağa döner.
İnsanın dünya hayatı da buna benzer:
doğar,
büyür,
güçlenir,
yaşlanır,
ölür.
Bu benzerlik insanı geçici gücüyle kibirlenmekten sakındırır.
Nuh Suresi 18. Ayet
Toprağa Dönüş ve Yeniden Çıkarılış
Allah’ın insanları yeniden toprağa döndüreceği, sonra bir kez daha oradan çıkaracağı bildirilir.
Ölüm Son Değildir
İnsan öldüğünde bedeni toprağa döner. Ancak bu yok oluşun son aşaması değildir.Allah insanı yeniden diriltecektir.İlk kez yaratmaya gücü yeten Allah’ın yeniden yaratmaya da gücü yeter.
Dirilişin Sorumluluğu
Yeniden diriliş inancı, dünya hayatını anlamlı ve sorumlu hâle getirir.İnsan:
yaptığı iyiliklerin,
işlediği zulümlerin,
söylediği sözlerin,
kullandığı nimetlerin
hesabını verecektir.Bu bilinç, insanı gizli ve açık davranışlarında ölçülü olmaya çağırır.
Toprağın Tevazu Dersi
İnsan ne kadar yüksek makama ulaşırsa ulaşsın bedeni toprağa dönecektir.Bu gerçek:
kibri kırar,
dünyaya aşırı bağlanmayı azaltır,
ahirete hazırlığı hatırlatır.
Fakat toprağa dönüş değersizlik değildir. Allah’ın yeniden diriltme vaadinin bir aşamasıdır.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
İnsanın yolculuğu:Topraktan başlangıç
↓
Dünyada gelişme
↓
Toprağa dönüş
↓
Yeniden dirilişşeklinde bildirilir.Topraktan geldiğini bilen kibirlenmez; topraktan yeniden çıkarılacağını bilen sorumsuz yaşamaz.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM
Yeryüzünün İnsan İçin Serilmesi
Nuh Suresi 19–20
Allah’ın yeryüzünü insanlar için geniş ve yaşanabilir kıldığı, insanların orada geniş yollar üzerinde yürüdüğü bildirilir.
Nuh Suresi 19. Ayet
Yeryüzünün Bir Yaygı Kılınması
Allah’ın yeryüzünü insanlar için bir yaygı hâline getirdiği bildirilir.
Yaşanabilir Dünya
Dünya insan hayatına uygun bir düzen taşır.İnsan burada:
barınır,
tarım yapar,
yolculuk eder,
toplum kurar,
rızık arar.
Yeryüzünün yaşanabilir olması kendiliğinden sahip olunan bir hak değil, Allah’ın lütfudur.
“Yaygı” İfadesi
Bu ifade, insanın yeryüzünde rahatça hareket edebilmesini ve hayat kurabilmesini anlatır.Ayetin amacı dünyanın geometrik biçimi hakkında teknik bir tanım yapmak değil, onun insan için yaşanabilir ve kullanılabilir kılındığını hatırlatmaktır.
Nuh Suresi 20. Ayet
Geniş Yollarda Yürümek
İnsanların yeryüzündeki geniş yollarda ilerlemeleri için bu düzenin kurulduğu bildirilir.
Yol Nimeti
Yollar:
insanları birbirine ulaştırır,
ticareti mümkün kılar,
bilgi ve haber taşır,
toplumları birbirine bağlar.
Hz. Nuh kavmine, üzerinde yürüdükleri yolları bile Allah’ın yarattığı dünya düzeni sayesinde kullandıklarını hatırlatır.
Manevi Yol
Ayetin açık anlamı yeryüzündeki yollarla ilgilidir. Manevi bir tefekkür olarak insanın hayatında da farklı yollar bulunduğu düşünülebilir:
iman yolu,
inkâr yolu,
adalet yolu,
zulüm yolu.
Fakat bu sembolik düşünce, ayetin temel anlamının yerine geçirilmemelidir.Temel mesaj şudur:İnsanın yürüdüğü toprak, kullandığı yol ve yaşadığı dünya Allah’ın nimetidir.
Yeryüzünün Emanet Oluşu
Allah yeryüzünü insanın kullanımına uygun kılmıştır. Bu, onu sınırsızca tahrip etme izni vermez.İnsan:
suyu kirletmemeli,
toprağı ölçüsüz tüketmemeli,
canlılara zulmetmemeli,
gelecek nesillerin hakkını gözetmelidir.
Nimet aynı zamanda emanettir.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Yeryüzü:
insanın yaşayacağı,
çalışacağı,
yolculuk edeceği,
sınanacağı
bir alan olarak hazırlanmıştır.Yeryüzünde yürüyen insan, bastığı toprağın sahibi değil; emanetçisi olduğunu unutmamalıdır.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İleri Gelenlere Uymak ve Putların Korunması
Nuh Suresi 21–24
Hz. Nuh, kavminin kendisine karşı gelerek malları ve çocukları kendilerine yalnızca zararını artıran kimselere uyduğunu Rabbine arz eder. Kavmin ileri gelenleri büyük tuzaklar kurmuş ve insanlara putlarını terk etmemelerini söylemiştir.
Nuh Suresi 21. Ayet
Zengin ve Güçlü Önderlere Uymaları
Hz. Nuh, kavminin kendisine isyan ettiğini; malları ve çocukları kendilerine yalnızca kayıp artıran kimselere uyduğunu söyler.
Nimetin Yanlış Ölçüye Dönüşmesi
Mal ve çocuklar Allah’ın nimetidir. Fakat kavmin ileri gelenleri bu nimetleri:
üstünlük göstergesi,
haklılık delili,
toplumu yönetme aracı
hâline getirmiştir.İnsanlar onların zengin ve güçlü oluşuna bakarak doğru olduklarını sanmıştır.Oysa dünya nimetinin çokluğu, kişinin Allah katında doğru yolda olduğunu kanıtlamaz.
Liderlere Körü Körüne Uymak
İnsan:
zengin,
tanınmış,
güçlü,
kalabalık destekli
birinin her sözünü doğru kabul etmemelidir.Her görüş:
vahyin,
adaletin,
aklın,
güzel ahlakın
ölçüsüyle değerlendirilmelidir.Hz. Nuh’un kavmi kişilerin gücüne bakmış, söylediklerinin hak olup olmadığını araştırmamıştır.
Nuh Suresi 22. Ayet
Büyük Tuzaklar Kurmaları
Kavmin ileri gelenlerinin büyük planlar ve tuzaklar kurduğu bildirilir.
Hakikate Karşı Örgütlü Direniş
Hz. Nuh’a karşı çıkış yalnız bireysel bir inançsızlık olarak kalmamıştır.İleri gelenler:
toplumun Hz. Nuh’u dinlemesini engellemiş,
putperest düzeni korumuş,
peygamberi itibarsızlaştırmış,
insanları birlikte hareket etmeye çağırmıştır.
Yanlış bir düzen, çıkar sahipleri tarafından bilinçli biçimde korunabilir.
Nuh Suresi 23. Ayet
Putları Terk Etmeme Çağrısı
İleri gelenler, insanlara ilahlarını bırakmamalarını; özellikle Vedd, Süvâ, Yegūs, Yeûk ve Nesr adlı putlardan vazgeçmemelerini söylemiştir.
Putların İsimleri
Ayet, Hz. Nuh’un kavminin taptığı bazı putların adlarını açıkça bildirir.Bu isimlerin tarihî kökenleri hakkında farklı rivayetler bulunabilir. Ancak Kur’an’ın kesin olarak bildirdiği husus, kavmin bu varlıkları ilah edinmiş ve terk etmemekte ısrar etmiş olmasıdır.
Putperestliğin Toplumsal Gücü
Putlar yalnız taş veya şekil değildi. Onların etrafında:
gelenek,
ekonomik çıkar,
toplumsal makam,
atalara bağlılık,
yönetici gücü
oluşmuştu.Bu nedenle putları bırakmak, yalnız bir heykeli terk etmek değil, bütün yanlış düzeni sorgulamak anlamına geliyordu.
Günümüzde Putlaştırma
Maddi putlara tapınmanın yanında insan:
serveti,
makamı,
lideri,
kendi nefsini,
şöhreti
hayatının mutlak ölçüsü hâline getirirse onları manevi anlamda putlaştırabilir.Ancak bu benzetme yapılırken gerçek putperestlik ile mecazi bağımlılık birbirine bütünüyle eşit sayılmamalıdır.Ortak tehlike, yaratılmış bir şeyi Allah’a ait mutlaklık makamına yükseltmektir.
Nuh Suresi 24. Ayet
Birçok Kişiyi Saptırmaları
Bu önderlerin çok sayıda insanı saptırdığı bildirilir. Hz. Nuh zalimlerin sapıklıklarının artması yönünde dua eder.
Önderlerin Ağır Sorumluluğu
Yanlış yola tek başına giden kişi kendi günahını taşır. Başkalarını da yanlış yola çağıran kişi ise daha ağır bir sorumluluk yüklenir.İleri gelenler:
kendileri putlara bağlı kalmış,
toplumu da bağlı tutmuş,
Hz. Nuh’un çağrısını engellemiştir.
Bu nedenle liderlik bir ayrıcalıktan önce sorumluluktur.
Hz. Nuh’un Duasının Bağlamı
Hz. Nuh’un duası, uzun yıllar süren tebliğin ve kavmin kesinleşen zulmünün ardından gelmiştir.Bu dua kişisel bir öfkeden değil, artık insanları topluca saptıran ve tövbe çağrısını bilinçli biçimde kapatan düzenin sona ermesi isteğinden doğmuştur.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin sapmasının başlıca sebepleri:
zenginliği haklılık ölçüsü saymaları,
güçlü liderlere sorgusuz uymaları,
geleneksel putları korumaları,
hakikate karşı planlı direnç göstermeleri,
başkalarını da saptırmalarıdır.
Hakikati arayan kişi, söz sahibinin servetine değil, sözün doğruluğuna bakmalıdır.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Günahları Sebebiyle Boğulmaları
Nuh Suresi 25
Kavmin günahları sebebiyle boğulduğu, ardından ateşe sokuldukları ve Allah’a karşı kendilerine yardım edecek kimse bulamadıkları bildirilir.
Günahların Sonucu
Ayet, tufanın sebepsiz olmadığını açıkça bildirir.Kavim:
şirk koşmuş,
peygamberi yalanlamış,
onunla alay etmiş,
müminleri küçümsemiş,
şiddetle tehdit etmiş,
başkalarını saptırmış,
tövbe çağrısına kapanmıştır.
Tufan bu uzun zulüm zincirinin ardından gelmiştir.
Su ve Ateş
Dünya hayatında suyla boğulmaları, ahirette ise ateş azabıyla karşılaşmaları bildirilir.Bu, dünya cezasının ahiret hesabını bütünüyle ortadan kaldırmadığını gösterir.İnsan dünyada yaptıklarının sonucunu kısmen görebilir; fakat nihai hesap ahirettedir.
Yardımcı Bulamamaları
Kavmin taptığı putlar, güvendiği önderler ve sahip olduğu güçler onları Allah’ın hükmünden koruyamamıştır.Bu sahne tevhid çağrısının doğruluğunu ortaya koyar:Allah’tan bağımsız koruyucu ve mutlak yardımcı yoktur.Dünya hayatında güçlü görünen bağlar, ilahî hüküm geldiğinde bütünüyle etkisiz kalabilir.
İlahi Adalet
Azabın anlatımı kişisel intikam gibi okunmamalıdır.Allah:
uzun süre mühlet vermiş,
peygamber göndermiş,
açıkça uyarmış,
bağışlanma çağrısını sunmuştur.
Kavim bütün bunları bilinçli biçimde reddetmiştir.Bu nedenle hüküm, rahmet kapısı gösterildikten sonra zulümde ısrar edenlere karşı gerçekleşen adalettir.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin helaki, tek bir hatanın değil; uzun süre devam eden inkârın, kibrin, zulmün ve başkalarını saptırmanın sonucudur.Putlar onları koruyamamış, servetleri kurtaramamış ve kalabalıkları hükmü değiştirememiştir.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Hz. Nuh’un Son Duası
Nuh Suresi 26–28
Nuh Suresi, Hz. Nuh’un kavmi hakkındaki duası ve kendisiyle birlikte müminler için bağışlanma dilemesiyle sona erer.
Nuh Suresi 26. Ayet
İnkârcılardan Kimsenin Bırakılmaması Duası
Hz. Nuh, yeryüzünde inkârcılardan hiçbir kimsenin bırakılmamasını Rabbinden ister.
Duanın Zamanı
Bu dua tebliğin başlangıcında yapılmamıştır.Hz. Nuh:
dokuz yüz elli yıl kavmi arasında kalmış,
gece gündüz çağırmış,
açık ve gizli anlatmış,
bağışlanma yolunu göstermiş,
tehditlere sabretmiştir.
Ayrıca Allah, artık yeni kimsenin iman etmeyeceğini ona vahyetmiştir.Bu nedenle dua, insanlara dönüş fırsatı verilmeden söylenmiş ani bir söz değildir. İlahi hükmün kesinleştiği aşamada yapılmıştır.
Nuh Suresi 27. Ayet
Gelecek Nesilleri Saptırmaları Endişesi
Hz. Nuh, onların bırakılması hâlinde Allah’ın kullarını saptıracaklarını ve yalnız günahkâr, inkârcı nesiller yetiştireceklerini bildirir.
Bozulmanın Nesillere Aktarılması
Yanlış inanç ve zulüm yalnız bir kuşağın meselesi olarak kalmayabilir.Aileler ve toplumlar çocuklarına:
inançlarını,
değerlerini,
önyargılarını,
davranış biçimlerini
aktarabilir.Hz. Nuh’un kavminde inkâr, nesiller boyunca devam eden örgütlü bir düzene dönüşmüştür.
Çocukların Sorumluluğu
Bu ifade, her çocuğun doğuştan suçlu olduğu anlamına gelmez.Her insan yaratılışta masumdur ve kendi seçimlerinden sorumludur.Burada vurgulanan, bozuk toplum düzeninin gelecek nesilleri de yanlış yetiştirmesi ve sapmayı sürekli hâle getirmesidir.
Nuh Suresi 28. Ayet
Kapsayıcı Bağışlanma Duası
Hz. Nuh:
kendisinin,
anne ve babasının,
evine inanmış olarak girenlerin,
bütün mümin erkeklerin,
bütün mümin kadınların
bağışlanmasını ister.Zalimlerin ise yalnız yıkımının artması için dua eder.
Önce Kendisi İçin Bağışlanma Dilemesi
Hz. Nuh peygamber olduğu hâlde bağışlanma istemiştir.Bu, hiçbir kulun Allah’ın rahmetinden bağımsız olmadığını gösterir.İnsan başkalarının yanlışlarıyla meşgul olurken kendi bağışlanma ihtiyacını unutmamalıdır.
Anne ve Babaya Dua
Hz. Nuh’un anne ve babası için bağışlanma dilemesi, aile bağında dua ve vefanın önemini gösterir.İnsan anne ve babasına:
hayattayken iyilik etmeli,
vefatlarından sonra hayırla anmalı,
bağışlanmaları için dua etmelidir.
Bu dua, onların iman üzere oldukları kabulüyle anlaşılır.
Evine İmanla Girenler
Hz. Nuh evine iman etmiş olarak girenleri de duasına katmıştır.Ev burada yalnız bir bina değil, iman ve güven ortamı olarak düşünülebilir.Bir peygamberin evi:
misafire açık,
müminlere güvenli,
Allah’ın anıldığı
bir yer olmalıdır.
Bütün Mümin Erkek ve Kadınlar
Hz. Nuh’un duası kendi ailesi ve dönemindeki insanlarla sınırlı kalmaz.Bütün mümin erkekleri ve kadınları kapsar.Bu, peygamber duasının geniş merhametini gösterir.İman topluluğunda:
erkek ve kadın,
geçmiş ve gelecek nesiller
aynı bağışlanma duası içinde yer alır.
Zalimlerle İlgili Son Hüküm
Surenin sonunda zalimler için yıkımın artması istenir.Buradaki vurgu, kişisel farklılık taşıyan herkese değil; hakikati bilerek reddeden, insanları saptıran ve zulümde kesinleşen kimseleredir.Hz. Nuh’un merhameti, zulmü sonsuza kadar sonuçsuz bırakmak anlamına gelmez.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Nuh’un son duası iki yön taşır:Rahmet ve bağışlanma: Kendisi, ailesi ve bütün müminler için.
Adalet: Zulümde kesinleşen ve insanları saptıranlar için.Peygamberin kalbi müminlere karşı geniş bir rahmet, zulme karşı ise ilahî adalet talebi taşır.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Kur’an’da Hz. Nuh’a Yapılan Diğer Atıflar
Hz. Nuh’un kıssası ayrıntılı surelerin dışında Kur’an’ın birçok yerinde kısa fakat önemli ifadelerle anılır.
Âl-i İmrân Suresi 33
Allah’ın Seçtiği Peygamberlerden Olması
Hz. Nuh, Hz. Âdem’le birlikte Allah’ın seçtiği kullar arasında anılır.Bu seçilmişlik:
peygamberlik,
büyük sorumluluk,
sabır,
insanlığa örneklik
anlamlarını taşır.
Nisâ Suresi 163
Vahiy Verilen Peygamberler Arasında Olması
Allah’ın Hz. Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahiy verdiği bildirilir.Bu, Hz. Nuh’un vahiy zincirindeki temel yerini gösterir.Onun çağrısı kişisel düşünce değil, Allah’tan gelen hidayettir.
En‘âm Suresi 84
Hidayete Erdirilenlerden Olması
Hz. Nuh’un daha önce hidayete erdirildiği bildirilir.Hidayet, onun yalnız yol gösteren değil, önce Allah tarafından doğru yola yöneltilmiş bir kul olduğunu gösterir.
İsrâ Suresi 3
Çok Şükreden Bir Kul
Hz. Nuh’un çok şükreden bir kul olduğu bildirilir.Bu özellik, onun Sabır Kitabı’na yeni bir boyut ekler.Hz. Nuh yalnız zorlukta sabretmemiş, nimet karşısında şükretmiştir.Sabır ve şükür birbirini tamamlar:
sıkıntıda sabır,
nimette şükür.
Ahzâb Suresi 7
Peygamberlerden Alınan Sağlam Söz
Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed ile birlikte kendilerinden sağlam söz alınan peygamberler arasında anılır.Bu söz, peygamberlik vazifesinin ciddiyetini ve ilahî emaneti gösterir.
Şûrâ Suresi 13
Aynı Dinin Tavsiye Edilmesi
Hz. Nuh’a tavsiye edilen dinin, Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Hz. Muhammed’e bildirilen temel hakikatle aynı olduğu açıklanır:
dini dosdoğru yaşamak,
onda ayrılığa düşmemek.
Bu ayet bütün peygamberlerin tevhid zincirini açıkça gösterir.
Kaf Suresi 12
Yalanlayan Kavimler Arasında Nuh Kavmi
Nuh kavmi, peygamberleri yalanlayan eski topluluklar arasında anılır.Bu kısa atıf, onların tarih boyunca ibret alınacak bir örnek hâline geldiğini gösterir.
Zâriyât Suresi 46
Yoldan Çıkmış Bir Kavim
Hz. Nuh’un kavminin fasık, yani ilahî sınırların dışına çıkmış bir toplum olduğu bildirilir.Onların sorunu yalnız düşünsel bir reddediş değil, ahlaki bozulmadır.
Necm Suresi 52
Daha Önceki Nuh Kavmi
Nuh kavminin daha zalim ve daha azgın olduğu ifade edilir.Bu, tufanın onların uzun ve ağır zulümlerinin ardından gerçekleştiğini gösterir.
Hadîd Suresi 26
Nuh’un Soyunda Peygamberlik ve Kitap
Hz. Nuh ve Hz. İbrahim’in gönderildiği, peygamberlik ve kitabın onların soyunda devam ettirildiği bildirilir.Bu ayet Hz. Nuh’un, sonraki vahiy zincirinde büyük bir ata olduğunu gösterir.Ancak bu ifade Hz. Nuh’a adı bildirilen özel bir kitap verildiğini kesin biçimde söylemez. Peygamberlik ve kitap geleneğinin onun soyunda devam ettiğini açıklar.
Tahrîm Suresi 10
Nuh’un Eşinin İmtihanı
Hz. Nuh’un eşi, iman etmeyenlere örnek olarak anılır. Bir peygamberin nikâhı altında bulunmasına rağmen onun iman yoluna sadık kalmadığı bildirilir.Buradaki ihanet, ahlaksızlık anlamında değil, iman ve peygamberlik davasına karşı durmak olarak anlaşılır.Bu ayet şu hakikati gösterir:Peygambere aile yakınlığı, iman olmadan kurtuluş sağlamaz.Hz. Nuh’un oğlu ve eşiyle yaşadığı imtihan, onun aile yönünden de ağır sınandığını ortaya koyar.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kur’an’daki diğer atıflar Hz. Nuh’un:
seçilmiş,
vahiy alan,
hidayete erdirilmiş,
çok şükreden,
sağlam söz taşıyan,
peygamberlik zincirinin büyük halkalarından biri
olduğunu bildirir.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
Hz. Nuh’un Ahlakı
Hz. Nuh’un Kur’an’da anlatılan ahlakı şu temel özelliklerde toplanır:
1. Uzun Sabır
Hz. Nuh kavmi arasında dokuz yüz elli yıl kalmış ve çağrısını sürdürmüştür.Onun sabrı:
insanların hemen değişmesini beklememek,
sonuç geciktiğinde vazifeyi bırakmamak,
hakaretler karşısında ölçüyü korumaktır.
2. Tevhid Ahlakı
Hz. Nuh’un ilk ve temel sözü:“Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.”olmuştur.O insanları kendisine değil, yalnız Allah’a çağırmıştır.
3. Güvenilirlik
Hz. Nuh kendisini güvenilir bir elçi olarak tanıtmıştır.Vahyi değiştirmemiş, tebliği çıkarına kullanmamış ve kavminden ücret istememiştir.
4. Merhamet
Kavminin başına gelecek azaptan korkmuş ve onları uzun süre kurtuluşa çağırmıştır.Oğluna tufanın son anında bile:“Yavrucuğum, bizimle birlikte bin.”diye seslenmiştir.
5. Adalet
Hz. Nuh güçlü ve zenginlerin desteğini kazanmak için yoksul müminleri kovmamıştır.İnsanların değerini servet ve soyla değil, imanla değerlendirmiştir.
6. Tevekkül
Kavminin tehditleri karşısında Allah’a güvenmiştir.Ancak tevekkülü çalışmayı bırakmak değildir. Gemiyi yapmış, tedbirini almış ve sonucu Allah’a bırakmıştır.
7. Dua
Hz. Nuh:
yardım istemiş,
kurtuluş istemiş,
bereketli yere indirilmek istemiş,
kendisi ve bütün müminler için bağışlanma dilemiştir.
Dua onun sabrının temel dayanağıdır.
8. Şükür
Kur’an onu çok şükreden bir kul olarak tanıtır.Tufandan kurtulduğunda Allah’a hamdetmiş ve kurtuluşu kendi başarısından bilmemiştir.
9. Tevazu
Oğluyla ilgili duasında uyarıldığında hemen Allah’a sığınmış ve bağışlanma dilemiştir.Kendisini mutlak bilgi sahibi görmemiştir.
10. Vazifeye Sadakat
İnsanların azlığı, alayı, tehdidi ve aile acısı onu görevinden vazgeçirmemiştir.Hz. Nuh’un büyüklüğü yalnız tufandan kurtulmasında değil, tufandan önceki uzun sadakatindedir.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kitâbü’s-Sabr’ın Özü
Hz. Nuh’un manevi yolculuğu şu şekilde özetlenebilir:Tevhid çağrısı
↓
Uzun süreli tebliğ
↓
Alay ve yalanlama
↓
Tehdit ve dışlanma
↓
Dua ve tevekkül
↓
Geminin sabırla inşası
↓
Tufan ve aile imtihanı
↓
Kurtuluş ve şükür
↓
Yeni başlangıç ve bereket
SABIR KİTABI’NIN ANA MESAJI
Sabır, hiçbir acı hissetmemek değildir. Acıya rağmen Allah’ın emrini terk etmemek, doğru sözü sürdürmek ve sonucu O’na bırakmaktır.Hz. Nuh’un sabrı:
sessiz bir bekleyiş değil,
gece gündüz süren bir çalışma,
alay altında yapılan bir gemi,
aile acısı içinde korunan bir iman,
tufan sonrasında edilen bir şükürdür.
HZ. NUH’UN TEMEL DUALARI
Yardım Duası
Rabbim! Ben yenik düşürüldüm; bana yardım et.
Gemiye Biniş Duası
Onun yürümesi de durması da Allah’ın adıyladır.
Kurtuluş Hamdi
Bizi zalim topluluktan kurtaran Allah’a hamdolsun.
Bereketli İniş Duası
Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen konaklatanların en hayırlısısın.
Bağışlanma Duası
Rabbim! Beni, anne ve babamı, evime inanmış olarak gireni, bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla.
ÜÇÜNCÜ KİTABIN SONU
Hz. Nuh — Kitâbü’s-Sabr
Temsil ettiği ahlak: Sabır, tebliğ ve şükür
Temel çağrısı: Yalnız Allah’a kulluk
En büyük imtihanı: Uzun süreli yalanlanma, tufan ve aile acısı
Kurtuluş aracı: Allah’ın emriyle yapılan gemi
İnsanlığa bıraktığı ders: Sonuç gecikse bile doğru vazife bırakılmamalı; tedbir alınmalı ve Allah’a tevekkül edilmelidir.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
HZ. HÛD
KİTÂBÜ’L-İSTİKAMET
Tevhid, Cesaret, Dosdoğru Duruş ve Âd Kavmi
Hz. Hûd’un temsili kitabı Kitâbü’l-İstikamet — İstikamet Kitabıdır.Kur’an’da Hz. Hûd’un kıssası başlıca şu ayetlerde anlatılır:A‘râf Suresi 65–72
Hûd Suresi 50–60
Şuarâ Suresi 123–140
Ahkāf Suresi 21–26Âd kavminin durumu ayrıca şu surelerde anılır:Fussilet Suresi 15–16
Zâriyât Suresi 41–42
Kamer Suresi 18–21
Hâkka Suresi 6–8
Fecr Suresi 6–8Hz. Hûd’un kıssasında:
tevhid çağrısı,
güçlü bir kavme karşı cesaret,
ücret istemeden tebliğ,
Allah’a tevekkül,
istiğfar ve tövbe çağrısı,
Âd kavminin kibri,
şiddetli rüzgârla gelen azap,
müminlerin kurtuluşu
anlatılır.
BİRİNCİ BÖLÜM
Âd Kavmine Tevhid Çağrısı
A‘râf Suresi 65–72
DÖRDÜNCÜ KİTAP
HZ. HÛD
KİTÂBÜ’L-İSTİKAMET
Tevhid, Cesaret, Dosdoğru Duruş ve Âd Kavmi
BİRİNCİ BÖLÜM
Âd Kavmine Tevhid Çağrısı
A‘râf Suresi 65–72
Hz. Hûd, güçlü yapıları, geniş imkânları ve kuvvetleriyle övünen Âd kavmine gönderilmiştir. Kavmi maddi bakımdan gelişmiş olmasına rağmen Allah’a kulluktan uzaklaşmış, kendilerine verilen gücü üstünlük ve kibir sebebi hâline getirmiştir.Hz. Hûd’un çağrısı, büyük bir gücün karşısında tek başına hakikati savunan dosdoğru bir peygamberin duruşunu gösterir.Bu nedenle onun temsili kitabı:Kitâbü’l-İstikamet — İstikamet Kitabıolarak adlandırılmıştır.İstikamet:
doğru yolu bilmek,
o yol üzerinde kararlı kalmak,
baskı karşısında eğilmemek,
korku sebebiyle hakikati değiştirmemek,
Allah’a güvenerek görevini sürdürmek
demektir.
A‘râf Suresi 65. Ayet
Âd Kavmine Kardeşleri Hûd’un Gönderilmesi
Allah, Âd kavmine kendi içlerinden olan kardeşleri Hz. Hûd’u gönderir.Hz. Hûd kavmine:“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Hâlâ Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”anlamında seslenir.
“Kardeşleri Hûd” İfadesi
Hz. Hûd’un kavminin kardeşi olarak anılması, onun aynı toplumdan geldiğini gösterir.O:
kavminin dilini biliyor,
geleneklerini tanıyor,
yaşadıkları hayatı yakından görüyordu.
Peygamber kavmine yabancı değildir. Onların içinden seçilmiş, onların iyiliğini isteyen bir elçidir.Buradaki kardeşlik inanç bakımından değil, kavim ve insanlık bağı bakımındandır. Çünkü Hz. Hûd iman etmiş, kavminin çoğunluğu ise inkâr etmiştir.
Tevhid Çağrısı
Hz. Hûd’un ilk sözü bütün peygamberlerin ortak çağrısıdır:Yalnız Allah’a kulluk edin.Kavmi birtakım putlara veya Allah’tan başka varlıklara kulluk ediyordu. Hz. Hûd onlara, yaratılmış hiçbir varlığın ilah olamayacağını bildirmiştir.Tevhid yalnız:“Allah vardır.”demek değildir.Tevhid:
ibadeti yalnız Allah’a yöneltmek,
mutlak gücü yalnız O’na ait bilmek,
başka varlıkları Allah’a ortak koşmamak,
hayatın ölçüsünü O’nun emirlerine göre kurmaktır.
Takva Çağrısı
Hz. Hûd kavmine yalnız iman etmelerini değil, Allah’a karşı sorumluluk taşımalarını da söylemiştir.Takva:
Allah’ın gördüğünü bilerek yaşamak,
haramdan sakınmak,
gücü zulüm için kullanmamak,
nimetin hesabını vereceğini unutmamaktır.
Âd kavminin büyük gücü vardı; fakat bu güç onları takvaya değil, kibre götürmüştü.Hz. Hûd onları güçlerini kaybetmeden önce doğru yola dönmeye çağırmıştır.
A‘râf Suresi 66. Ayet
İleri Gelenlerin Hz. Hûd’u Suçlaması
Kavminin inkârcı ileri gelenleri Hz. Hûd’u akılsızlıkla suçlar ve onu yalancılardan saydıklarını söylerler.
Hakikate Karşı Kişilik Saldırısı
Âd kavminin önderleri Hz. Hûd’un getirdiği mesajı delillerle karşılamak yerine onun kişiliğine saldırmıştır.Onlar:
düşüncesini çürütmek yerine akılsız demiş,
güvenilirliğini değerlendirmek yerine yalancı saymış,
tevhid çağrısını araştırmak yerine reddetmiştir.
Bu, hakikate karşı kullanılan eski bir yöntemdir:Söze cevap veremeyen kişi, sözü söyleyeni küçültmeye çalışır.Fakat bir peygambere hakaret edilmesi, getirdiği vahyi yanlış hâle getirmez.
Gücün Verdiği Kibir
Âd kavmi kendisini güçlü gördüğü için Hz. Hûd’un uyarısına ihtiyaç duymadığını düşünmüştür.Onların anlayışına göre:
güçlü olan doğrudur,
zengin olan üstündür,
çoğunluk haklıdır,
kendilerine karşı çıkan akılsızdır.
Oysa güç, doğru ile yanlışı belirleyen ölçü değildir.Bir toplum maddi bakımdan gelişmiş olsa da ahlaken bozulabilir.
A‘râf Suresi 67. Ayet
Hz. Hûd’un Sakin ve Açık Cevabı
Hz. Hûd kavmine kendisinde akılsızlık bulunmadığını, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu bildirir.
Hakaret Karşısında İstikamet
Hz. Hûd kavmine aynı hakaret diliyle karşılık vermemiştir.O:
öfkesiyle ölçüsünü kaybetmemiş,
kendisine söyleneni tekrar ederek onları aşağılamamış,
peygamberlik görevini açıkça bildirmiştir.
Bu tavır İstikamet Kitabı’nın temel ahlakıdır.İstikamet, susup bütün haksızlıkları kabul etmek değildir. Hakikati açıkça söylemek, fakat bunu ahlakı bozmadan yapmaktır.
Âlemlerin Rabbinin Elçisi
Hz. Hûd kendisini kişisel bir lider veya kavmin üzerinde hüküm kurmak isteyen biri olarak tanıtmamıştır.O:“Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim.”demiştir.Bu ifade onun görevinin kaynağını açıklar.Mesaj:
kendi arzusundan,
şahsi çıkarından,
kavme üstünlük kurma isteğinden
doğmamıştır.Allah tarafından verilmiştir.
A‘râf Suresi 68. Ayet
İlahi Mesajı ve Güvenilir Öğüdü Ulaştırması
Hz. Hûd, Rabbinin mesajlarını kavmine ulaştırdığını ve onlar için güvenilir bir öğütçü olduğunu söyler.
Tebliğ Emaneti
Peygamberin görevi vahyi:
gizlemeden,
değiştirmeden,
kişisel düşüncelerle karıştırmadan,
eksiltmeden
ulaştırmaktır.Hz. Hûd kavminin hoşuna gitmese bile mesajı değiştirmemiştir.Güçlülerin tepkisini çekmemek için tevhid çağrısını yumuşatıp putlara bir pay bırakmamıştır.Bu, istikametin en açık biçimidir:Hakikat, insanların tepkisine göre değiştirilmez.
Güvenilir Öğütçü
Hz. Hûd kavmine düşman değildir. Onların zarar görmesini istemediği için uyarmaktadır.Güvenilir nasihat:
kişisel çıkar taşımaz,
insanı aşağılamaz,
tehlikeyi gizlemez,
kurtuluş yolunu açıklar.
Hz. Hûd’un kavmine söylediği sözler sert bir hesaplaşma değil, yaklaşan sonuçtan onları korumaya yönelik bir rahmet çağrısıdır.
A‘râf Suresi 69. Ayet
Nuh Kavminden Sonra Halife Kılınmaları
Hz. Hûd, kavmine Hz. Nuh’un toplumundan sonra kendilerini yeryüzünde onların yerine geçiren nesiller hâline getiren Allah’ı hatırlatır.Allah’ın onları yaratılış bakımından güçlü ve üstün imkânlara sahip kıldığını bildirir. Kurtuluşa ermeleri için Allah’ın nimetlerini hatırlamalarını ister.
Tarihten Ders Alma Çağrısı
Âd kavmi, Hz. Nuh’un kavminin ardından gelen güçlü topluluklardan biridir.Hz. Hûd onlara geçmişi hatırlatır:
Önceki güçlü toplum yok olmuştur.
Onların yerine siz geldiniz.
Size verilen imkânlar kalıcı değildir.
Sizden sonra da başka nesiller gelebilir.
Tarih, kibirlenen toplumlar için bir uyarıdır.Geçmişin yıkımını bilen kişi kendi gücünün sonsuz olduğunu sanmamalıdır.
Güçlü Yaratılış
Âd kavminin bedensel güç ve gelişmiş yapılar bakımından üstün imkânlara sahip olduğu anlaşılmaktadır.Fakat bu güç:
Allah’a karşı gelme hakkı,
zayıfları ezme izni,
kendilerini yenilmez görme sebebi
değildir.Güç bir nimet olduğu kadar imtihandır.İnsan sahip olduğu kuvveti:
adalet,
koruma,
iyilik,
toplumun yararı
için kullanmalıdır.
Nimetleri Hatırlamak
Hz. Hûd kavmine Allah’ın nimetlerini anmalarını söylemiştir.Nimeti anmak:
onu Allah’tan bilmek,
şükretmek,
doğru yerde kullanmak,
nimeti zulüm aracına dönüştürmemektir.
Âd kavmi nimetin kendisini görmüş, fakat nimeti vereni unutmuştur.Bu yüzden güçleri şükre değil, büyüklük taslamaya dönüşmüştür.
Kurtuluş ile Şükür Arasındaki Bağ
Hz. Hûd onların kurtuluşa ermelerini nimetleri hatırlamalarına bağlar.Çünkü şükür:
insanın kibrini kırar,
gücünü kendisinden bilmesini engeller,
nimeti doğru kullanmasını sağlar,
Rabbine bağlılığını kuvvetlendirir.
Şükürsüz güç, insanı yıkıma götürebilir.
A‘râf Suresi 70. Ayet
Ataların İlahlarını Bırakmayı Reddetmeleri
Kavmi Hz. Hûd’a, yalnız Allah’a kulluk etmeleri ve atalarının taptıklarını bırakmaları için mi geldiğini sorar. Doğru söylüyorsa kendilerini tehdit ettiği azabı getirmesini isterler.
Atalara Bağlılık
Âd kavmi inançlarını vahiy ve akılla değerlendirmek yerine atalarından kalmış olmasını yeterli görmüştür.Onların düşüncesi şöyledir:Atalarımız bunu yaptıysa doğrudur.Oysa bir inancın eski olması onun hak olduğunu kanıtlamaz.Atalar:
doğruya ulaşmış olabilir,
yanılmış olabilir,
geleneklerini vahyin önüne geçirmiş olabilir.
İnsan geçmişe saygı göstermeli; fakat yanlışı sırf eski olduğu için sürdürmemelidir.
Yalnız Allah’a Kulluk Etmenin Onlara Ağır Gelmesi
Kavim, Hz. Hûd’un çağrısının merkezini doğru anlamıştır:
sahte ilahları bırakmak,
yalnız Allah’a yönelmek.
Fakat bunu kabul etmek istememiştir.Çünkü putperest düzen yalnız inançtan ibaret değildir. Onun çevresinde:
gelenek,
toplumsal güç,
ekonomik çıkar,
yöneticilerin üstünlüğü
bulunabilir.Tevhid bu yanlış düzeni sarsar.
Azabı İstemeleri
Kavmi:“Doğru söylüyorsan bize azabı getir.”anlamında meydan okur.Bu söz, uyarıyı ciddiye almak yerine onunla alay etmelerinin göstergesidir.İnsan bilmediği azabı istememeli, rahmet kapısı açıkken tövbeye yönelmelidir.Azabı görmek iman için güvenli bir yol değildir. Hüküm geldiğinde dönüş vakti geçmiş olabilir.
A‘râf Suresi 71. Ayet
İlahi Gazabın Kesinleşmesi
Hz. Hûd, üzerlerine Rablerinden bir azap ve öfkenin hak olduğunu bildirir.Kavminin kendilerinin ve atalarının koyduğu, Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği birtakım isimler konusunda kendisiyle tartıştıklarını söyler.Ardından onların beklemelerini, kendisinin de onlarla birlikte bekleyenlerden olduğunu bildirir.
İsimlerden İlahlar Meydana Getirmek
Kavmin taptığı varlıklar, kendilerinin ve atalarının verdiği isimlerden ibarettir.Bir şeye:
ilah,
kutsal güç,
mutlak koruyucu
adını vermek, onu gerçekten ilah yapmaz.İsimlendirme hakikat oluşturmaz.Hakikatin ölçüsü Allah’ın indirdiği delildir.
Delilsiz İnanç
Hz. Hûd kavminin inançlarının Allah tarafından verilmiş bir delile dayanmadığını açıklar.Bu, inanç konusunda önemli bir ölçüdür:Allah adına ileri sürülen iddialar delilsiz biçimde kabul edilmemelidir.Bir inanış:
eski,
yaygın,
toplum tarafından kutsal sayılan
bir gelenek olabilir.Fakat Allah’ın vahyine aykırıysa hakikat değeri kazanmaz.
“Bekleyin, Ben de Bekliyorum”
Hz. Hûd’un bu sözü teslimiyet ve cesaret taşır.Kavmi azabı istemiştir. Hz. Hûd ise hükmün Allah’a ait olduğunu bilerek sonucu beklediğini bildirir.Bu, korkusuzca hakikatin arkasında durmaktır.O:
sözünü geri almamış,
kavmin tehdidi karşısında kaçmamış,
Allah’ın vaadine güvenmiştir.
A‘râf Suresi 72. Ayet
Hz. Hûd’un ve Müminlerin Kurtarılması
Allah, rahmetiyle Hz. Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri kurtarır. Ayetleri yalanlayan ve iman etmeyen topluluğun kökü kesilir.
Kurtuluşun Kaynağı
Hz. Hûd ve müminlerin kurtuluşu yalnız kendi güçlerine bağlanmaz.Ayet kurtuluşu Allah’ın:rahmetiyleaçıklar.Müminler:
iman etmiş,
peygambere uymuş,
doğru yolda kalmıştır.
Fakat nihai kurtuluş Allah’ın rahmetidir.
Kavmin Kökünün Kesilmesi
Âd kavmi kendisini güçlü ve kalıcı görüyordu. Fakat ilahî hüküm geldiğinde güçleri onları koruyamamıştır.Köklerinin kesilmesi:
güç düzenlerinin sona ermesini,
toplumsal varlıklarının yıkılmasını,
kibirli hâkimiyetlerinin bitmesini
ifade eder.Kendilerini yeryüzünde vazgeçilmez gören bir toplum tarihten silinmiştir.
İman Etmemelerinin Sonucu
Ayet onların Allah’ın işaretlerini yalanladıklarını ve iman etmediklerini bildirir.Sorunları yalnızca bilgi eksikliği değildir.Onlar:
peygamberi dinlemiş,
uyarıları duymuş,
nimetleri görmüş,
geçmiş toplumların sonunu bilmiş,
fakat yine de kibirle yüz çevirmiştir.
BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
A‘râf Suresi’ndeki Hz. Hûd kıssası şu esasları ortaya koyar:Tevhid: Yalnız Allah’a kulluk etmek.
Takva: Gücü sorumlulukla kullanmak.
İstikamet: Hakaret karşısında doğru sözden ayrılmamak.
Güvenilirlik: Vahyi değiştirmeden ulaştırmak.
Şükür: Nimeti Allah’tan bilmek.
Tarih şuuru: Önceki toplumların sonundan ders almak.
Delil: Ataların geleneğini vahyin önüne geçirmemek.
Rahmet: İman edenlerin Allah’ın rahmetiyle kurtarılması.Âd kavmi gücünü sonsuz sandı; Hz. Hûd ise sonsuz kudretin yalnız Allah’a ait olduğunu bildirdi. İstikamet, kalabalığın gücüne değil, hakikatin sahibine güvenmektir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ücret İstemeyen Güvenilir Elçi
Hûd Suresi 50–52
Hûd Suresi’nde Hz. Hûd’un kavmine yaptığı çağrı daha ayrıntılı biçimde anlatılır. Bu ayetlerde tevhid, peygamberin ücret istememesi, bağışlanma ve tövbe çağrısı öne çıkar.
Hûd Suresi 50. Ayet
“Allah’a Kulluk Edin”
Allah, Âd kavmine kardeşleri Hz. Hûd’u gönderir.Hz. Hûd onlara:
yalnız Allah’a kulluk etmelerini,
O’ndan başka ilahlarının bulunmadığını,
Allah’a ortak koştukları varlıkların uydurulmuş olduğunu
bildirir.
Uydurulan İlahlar
Hz. Hûd kavminin inançlarının hakikate değil, kendi ürettikleri düşüncelere dayandığını açıklar.İnsan bir varlığa:
kutsal,
mutlak güçlü,
kader belirleyici
sıfatları yüklese de bu iddia onu gerçek ilah yapmaz.Allah’tan başka her varlık yaratılmış, sınırlı ve O’na muhtaçtır.
İftira Etmek
Allah’a ortak koşmak, Allah hakkında doğru olmayan bir iddiada bulunmaktır.Çünkü ortak koşulan varlıkların:
yaratma,
rızık verme,
mutlak koruma,
bağımsız hüküm
gücü yoktur.Bu yetkileri onlara vermek, hakikate aykırı bir isnattır.
Hûd Suresi 51. Ayet
Tebliğ Karşılığında Ücret İstememesi
Hz. Hûd kavmine yaptığı tebliğ karşılığında herhangi bir ücret istemediğini söyler.Karşılığının yalnız kendisini yaratana ait olduğunu bildirir ve kavmini düşünmeye çağırır.
Samimiyetin Delili
Hz. Hûd’un:“Sizden ücret istemiyorum.”demesi, çağrısının kişisel çıkar taşımadığını gösterir.O:
zenginleşmek,
yönetici olmak,
kavmin malını toplamak,
insanları kendisine bağlamak
istememiştir.Karşılığını yalnız Allah’tan beklemiştir.
“Beni Yaratan”
Hz. Hûd karşılığını kendisini yaratandan beklediğini söyler.Bu ifade tevhidin kişisel boyutunu gösterir:
Beni var eden Allah’tır.
Bana görev veren Allah’tır.
Karşılığımı verecek olan Allah’tır.
İnsanlardan karşılık beklemeyen kişi, onların kabul veya reddine göre hakikati değiştirmez.
Akletme Çağrısı
Hz. Hûd kavmine:“Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”anlamında seslenir.Peygamberlik çağrısı aklı dışlamaz. Aksine insanları düşünmeye çağırır:
Putlar gerçekten yaratabilir mi?
Gücünüz kendiliğinden mi oluştu?
Geçmiş toplumlar neden yıkıldı?
Ücret istemeyen bir elçi neden yalan söylesin?
Akıl, kibirden ve çıkar baskısından arındığında hakikate yönelir.
Hûd Suresi 52. Ayet
İstiğfar, Tövbe ve Gücün Artması
Hz. Hûd kavmine Rablerinden bağışlanma dilemelerini ve ardından samimiyetle O’na dönmelerini söyler.Böyle davranırlarsa Allah’ın üzerlerine bol yağmur göndereceğini ve mevcut güçlerine güç katacağını bildirir.Günahkârlar olarak yüz çevirmemelerini ister.
İstiğfar ve Tövbe Arasındaki Bağ
İstiğfar:
bağışlanma dilemek,
tövbe ise:
yanlıştan dönüp Allah’a yönelmek
demektir.Yalnız dille bağışlanma isteyip davranışı değiştirmemek yeterli değildir.Hz. Hûd kavmine iki aşamalı bir dönüş öğretir:Bağışlanma isteyin.
Ardından gerçekten Allah’a dönün.
Yağmur Nimeti
Âd kavminin yaşadığı yerde yağmur büyük bir hayat kaynağıdır.Yağmur:
toprağı diriltir,
hayvanları besler,
tarımı güçlendirir,
toplumun devamını sağlar.
Hz. Hûd, tövbe etmeleri hâlinde Allah’ın nimet kapılarını açacağını bildirir.Bu, rahmet kapısının azap gelmeden önce açık olduğunu gösterir.
Güce Güç Katılması
Âd kavmi zaten güçlüydü. Hz. Hûd, tövbe etmeleri hâlinde güçlerinin daha da artırılacağını söylemiştir.Bu ifade önemli bir ölçü taşır:Allah’a kulluk gücü azaltmaz; gücü bereketli ve güvenli hâle getirir.Kavim, iman ederse bütün imkânlarını kaybedeceğini düşünmüş olabilir. Oysa Hz. Hûd onlara gerçek gücün Allah’a itaatle korunacağını açıklamıştır.
Yüz Çevirmenin Günaha Dönüşmesi
Hz. Hûd onları günahkârlar olarak yüz çevirmemeleri konusunda uyarır.Yüz çevirmek:
hakikati dinlememek,
delilleri önemsememek,
tövbeyi ertelemek,
kibirde ısrar etmektir.
İnsan yanlışını öğrendiği anda dönmelidir. Sürekli ertelemek, kalbin daha da katılaşmasına yol açabilir.
İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Hûd’un çağrısı yalnız ceza uyarısı değildir. Önlerinde açık bir rahmet yolu bulunmaktadır:Şirki bırakmak
↓
Allah’tan bağışlanma dilemek
↓
Samimiyetle tövbe etmek
↓
Yağmur ve berekete ulaşmak
↓
Gücün hayırla artmasıHz. Hûd kavmine gücü bırakmalarını değil, gücü gerçek sahibine teslim etmelerini öğütlemiştir. Allah’a yönelen kuvvet rahmete, kibirlenen kuvvet ise yıkıma dönüşür.
Bölüm etkileşimi
