27. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İKİNCİ BÖLÜM
Yollara Oturup İnsanları Allah’ın Yolundan Çevirmemek
A‘râf Suresi 86
Hz. Şuayb kavmine, insanların geçtiği yollar üzerinde oturup onları tehdit etmemelerini ve Allah’a iman edenleri O’nun yolundan çevirmemelerini söyler.Allah’ın yolunu eğri göstermeye çalışmamalarını da emreder.
Yol Güvenliği
Hz. Şuayb’ın tebliği yalnız çarşıdaki teraziyle sınırlı değildir.Toplumun:
yol güvenliği,
insanların serbestçe hareket etmesi,
tehditten korunması
da adaletin parçasıdır.
İnsanları Korkutmak
Yollarda oturup insanları tehdit etmek:
ticareti,
yolculuğu,
güvenliği,
inanç özgürlüğünü
bozan bir davranıştır.Bir toplumda insanlar yola çıkarken korkuyorsa ekonomik ve sosyal düzen de bozulur.
Allah’ın Yolundan Çevirmek
Medyen halkı yalnız ekonomik hile yapmıyor, iman edenleri de baskı altına alıyordu.İnsanları Allah’ın yolundan çevirmek:
korkutmak,
alay etmek,
tehdit etmek,
sosyal baskı uygulamak
şeklinde ortaya çıkabilir.
Doğru Yolu Eğri Göstermek
Hz. Şuayb onların Allah’ın yolunu çarpıtmaya çalıştığını bildirir.Bu:
doğruyu yanlış gibi göstermek,
yanlış davranışı normalleştirmek,
insanların hakikat algısını bozmak
anlamına gelir.
Geçmiş Nimeti Hatırlatması
Hz. Şuayb kavmine geçmişlerini hatırlatır.Bir zamanlar az olduklarını, Allah’ın onları çoğalttığını söyler.Bu, nimetin şükür gerektirdiğini gösterir.
Bozguncuların Sonunu Düşünmek
Hz. Şuayb önceki bozguncu toplumların sonuna bakmalarını ister.Tarih yalnız geçmişi öğrenmek için değil, aynı hataları tekrar etmemek için okunmalıdır.
İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın terazisi yalnız pazarda değildi; yolda, toplumda ve inanç özgürlüğünde de adalet istiyordu.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İnananlarla İnanmayanlar Arasında Sabırla Beklemek
A‘râf Suresi 87
Hz. Şuayb kavmine, kendisiyle gönderilen mesaja bir grup inanırken bir grup inanmıyorsa Allah hükmünü verinceye kadar sabretmelerini söyler.Allah’ın hükmedenlerin en hayırlısı olduğunu bildirir.
Zorla İman Ettirmemek
Hz. Şuayb kavminin tamamını zorla iman ettirmeye çalışmaz.İnsanlar:
inanabilir,
reddedebilir.
Peygamberin görevi tebliğ etmektir.Nihai hüküm Allah’a aittir.
Sabırla Beklemek
Toplum ikiye ayrılmıştır:
iman edenler,
inkâr edenler.
Hz. Şuayb bu gerilim ortamında aceleci davranmaz.Allah’ın hükmünü bekler.
Hükmün Allah’a Ait Olması
Hz. Şuayb kendisini:
mutlak hâkim,
insanları cezalandırma yetkisini dilediğince kullanan kişi
olarak görmez.Nihai hükmü Allah’a bırakır.
Peygamberin Adalet Anlayışı
Hz. Şuayb kendi taraftarlarının çıkarını değil, hakikati savunur.Allah’ın hükmünün en doğru hüküm olduğunu kabul eder.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb insanları zorla kendi tarafına çekmedi; tebliğini yaptı ve hükmü Allah’a bıraktı.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Kavmin İleri Gelenlerinin Tehdidi
A‘râf Suresi 88
Kavmin büyüklük taslayan ileri gelenleri Hz. Şuayb’a ve ona iman edenlere iki seçenek sunar:
şehirden çıkarılmak,
eski inanç sistemine geri dönmek.
Hz. Şuayb bu tehdide karşı çıkar.
Güç Sahiplerinin Baskısı
Hz. Şuayb’a karşı çıkanların önemli bir kısmı toplumun ileri gelenleridir.Bu kişiler:
ekonomik güce,
sosyal otoriteye,
toplumsal baskı imkânına
sahiptir.
İnanç Üzerinden Sürgün Tehdidi
Onlar Hz. Şuayb ve iman edenlerin şehirde kalmasını, eski düzene dönmeleri şartına bağlar.Bu:
vicdan özgürlüğünü,
inanç özgürlüğünü,
toplumsal adaleti
çiğneyen bir baskıdır.
“İstemesek de mi?”
Hz. Şuayb, istemedikleri hâlde eski inanca zorlanmalarına itiraz eder.Bu, iman konusunda zorlamanın yanlışlığını gösterir.
Ticaret Hilesinden İnanç Baskısına
Medyen toplumundaki bozulma yalnız terazide değildir.Aynı toplum:
ekonomide hile,
yollarda tehdit,
inançta baskı
uygulamaktadır.Bozulma bütün sosyal yapıya yayılmıştır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Terazide başkasının hakkını eksilten toplum, sonunda insanların inanç özgürlüğünü de eksiltmeye başladı.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Allah’ın Kurtardığı Bir Yola Geri Dönmemek
A‘râf Suresi 89
Hz. Şuayb, Allah kendilerini o yanlış inançtan kurtardıktan sonra yeniden ona dönerlerse Allah’a iftira etmiş olacaklarını söyler.Allah dilemedikçe böyle bir dönüşün söz konusu olmayacağını bildirir.Rabbinin bilgisinin her şeyi kuşattığını ve yalnız O’na tevekkül ettiklerini açıklar.Ardından Allah’tan kendileriyle kavimleri arasında hak ile hükmetmesini ister.
Kurtarıldıktan Sonra Geri Dönmek
Hz. Şuayb’ın temel tavrı şudur:Hakikat bilindikten sonra sırf:
korku,
toplumsal baskı,
çıkar
sebebiyle batıla dönülmez.
Allah’a İftira Etmemek
Yanlış inancı Allah’a nispet etmek büyük bir iftiradır.İnsan kendi:
geleneğini,
menfaatini,
uydurduğu hükmü
Allah’ın emri gibi sunmamalıdır.
Allah’ın İlmi
Hz. Şuayb Rabbinin bilgisinin her şeyi kuşattığını söyler.Allah:
tehditleri,
niyetleri,
ticaret hilesini,
gizli planları
bilir.
Tevekkül
Hz. Şuayb toplumsal baskı karşısında yalnız Allah’a güvenir.Tevekkül onu susturmamış, doğru sözü söylemeye devam ettirmiştir.
Hak ile Hüküm Duası
Hz. Şuayb:Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet.anlamında dua eder.Bu dua intikam değil, hakikatin ortaya çıkmasını istemektir.
BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın duası kişisel zafer için değil, hak ile batılın adaletle ayrılması içindi.
ALTINCI BÖLÜM
İleri Gelenlerin Halkı Peygambere Karşı Kışkırtması
A‘râf Suresi 90
İnkâr eden ileri gelenler halka, Hz. Şuayb’a uyarlarsa kaybedenlerden olacaklarını söyler.
Menfaat Korkusu
Hz. Şuayb’ın çağrısı onların ekonomik düzenini değiştirmektedir.Çünkü o:
eksik ölçüyü,
haksız kazancı,
insanların malını azaltmayı
yasaklamaktadır.Bu nedenle ileri gelenler dini yalnız inanç tartışması olarak değil, çıkarlarına tehdit olarak görür.
“Kaybedersiniz” Propagandası
İnsanları Hz. Şuayb’dan uzaklaştırmak için:Ona uyarsanız zarar edersiniz.derler.Bu, yanlış düzenlerin sık kullandığı bir korkudur:
dürüst olursan kazanamazsın,
hile yapmazsan geride kalırsın,
adil olursan kaybedersin.
Gerçek Kazanç
Hz. Şuayb’ın öğretisine göre gerçek kazanç:
fazla mal elde etmek,
başkasını eksiltmek
değildir.Helal, adil ve güvenilir kazançtır.
Kısa Vadeli Kâr, Uzun Vadeli Kayıp
Hileli ticaret kısa süreli kazanç sağlayabilir.Fakat uzun vadede:
güven yok olur,
toplum bozulur,
insanların birbirine olan inancı kaybolur.
Bu nedenle görünür kâr gerçek kazanç olmayabilir.
ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmin ileri gelenleri “Adalete uyarsanız kaybedersiniz” dedi; Hz. Şuayb ise hileyle elde edilen kazancın gerçek kazanç olmadığını öğretti.
YEDİNCİ BÖLÜM
Sarsıntı ve Kavmin Sonu
A‘râf Suresi 91–92
Kavmi uyarılara rağmen inkâr ve zulümde ısrar edince büyük bir sarsıntı onları yakalar.Sabaha kendi yurtlarında hareketsiz kalmış hâlde çıkarlar.Hz. Şuayb’ı yalanlayanların sanki orada hiç yaşamamış gibi oldukları bildirilir.Asıl kaybedenlerin Hz. Şuayb’a uyanlar değil, onu yalanlayanlar olduğu açıklanır.
“Kaybedersiniz” Sözünün Tersine Dönmesi
Kavmin ileri gelenleri:Şuayb’a uyarsanız kaybedersiniz.demişti.Ayet sonunda:Asıl kaybedenlerin Şuayb’ı yalanlayanlar olduğubildirilir.Bu güçlü bir karşılıktır.
Ekonomik Gücün Koruyamaması
Kavim:
ticaret,
servet,
sosyal güç
sahibi olabilir.Fakat bunların hiçbiri ilahî hüküm karşısında onları koruyamamıştır.
Yurdun Sessizleşmesi
Bir zamanlar:
alışveriş,
tartışma,
tehdit,
pazar hayatı
ile dolu olan şehir sessizleşmiştir.Bozgunculuk üzerine kurulan düzen kalıcı olmamıştır.
Gerçek Kayıp
Gerçek kayıp yalnız mal kaybı değildir.
iman,
adalet,
ahlak,
ahiret
kaybı çok daha büyüktür.
YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
“Şuayb’a uyarsanız kaybedersiniz” diyenler sonunda gerçek kaybedenlerin kendileri olduğunu gördüler.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Şuayb’ın Kavminden Yüz Çevirmesi
A‘râf Suresi 93
Hüküm geldikten sonra Hz. Şuayb kavminden yüz çevirir.Onlara Rabbinin mesajlarını ulaştırdığını ve kendilerine öğüt verdiğini söyler.Ardından inkârda ısrar eden bir toplum için artık nasıl üzülebileceğini ifade eder.
Görevi Yerine Getirmiş Olması
Hz. Şuayb:
mesajı ulaştırmış,
uyarmış,
öğüt vermiş,
sabretmiştir.
Kavmin sonundan kendisini sorumlu tutmaz.
Peygamberin Sorumluluğunun Sınırı
Peygamber:
tebliğ eder,
açıklar,
uyarır.
Ancak insanı zorla iman ettiremez.
Üzüntünün Sınırı
Hz. Şuayb kavminin kurtulmasını istemiştir.Fakat onlar bilinçli biçimde inkâr ve zulümde ısrar ettikten sonra hüküm gerçekleşmiştir.
Vicdani Sorumluluk
Bir insan üzerine düşeni doğru biçimde yaptıktan sonra başkasının kendi iradesiyle yaptığı tercihin bütün yükünü kendisine taşımamalıdır.
SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb tebliğini eksiksiz yaptı; fakat insanların özgür iradeyle seçtiği inkârın sorumluluğunu kendisine yüklemedi.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Medyen’e Yeniden Tevhid ve Ticaret Çağrısı
Hûd Suresi 84–85
Hz. Şuayb Medyen halkına:
Allah’a kulluk etmelerini,
ölçü ve tartıyı eksiltmemelerini
söyler.Onları bolluk içinde gördüğünü, fakat kuşatıcı bir günün azabından korktuğunu bildirir.Ölçü ve tartıyı adaletle tam yapmalarını, insanların eşyalarını eksiltmemelerini ve yeryüzünde bozgunculuk yapmamalarını emreder.
Bolluk İçinde Uyarı
Kavim yoksulluk sebebiyle hile yapmamaktadır.Hz. Şuayb onları bolluk içinde görmektedir.Bu, açgözlülüğün yalnız ihtiyaçtan doğmadığını gösterir.İnsan çok şeye sahipken de daha fazlasını haksız biçimde isteyebilir.
Ölçüyü Tam Yapmak
Ölçü:
doğru,
açık,
eksiksiz
olmalıdır.Satıcı kendi çıkarı için ölçüyü değiştirmemelidir.
Tartıyı Adaletle Yapmak
Terazi yalnız teknik bir araç değildir.Ahlaki bir semboldür.Terazinin iki kefesi:Hak ile çıkar arasındaki sınavıhatırlatır.
İnsanların Eşyasını Eksiltmemek
Bu ilke ticaretin ötesine taşınabilir.İnsan:
çalışanın ücretini,
ortağının payını,
müşterinin hakkını,
başkasının emeğini
eksiltmemelidir.
Yeryüzünde Bozgunculuk
Ekonomik hile toplumsal bozgunculuktur.Çünkü bir kişinin kazancı başka insanların hakkının kaybı üzerine kurulmaktadır.
DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın terazisinde yalnız ürün tartılmıyordu; insanın dürüstlüğü de tartılıyordu.
ONUNCU BÖLÜM
Allah’ın Bıraktığı Helal Kazancın Daha Hayırlı Olması
Hûd Suresi 86
Hz. Şuayb iman etmiş kimseler için Allah’ın bıraktığı helal kazancın daha hayırlı olduğunu söyler.Kendisinin onların başında sürekli bir gözetleyici olmadığını da açıklar.
“Bakiyyetullah” Anlamı
Buradaki ifade, hileyi bıraktıktan sonra Allah’ın helal olarak bıraktığı kazancın daha hayırlı olduğu şeklinde anlaşılır.Yani:
az ama helal,
çok ama haksız
kazançtan daha değerlidir.
Bereket ile Miktar Arasındaki Fark
Çok para her zaman çok hayır değildir.Helal kazanç:
huzur,
güven,
gönül rahatlığı
taşıyabilir.Haksız kazanç ise miktarı fazla olsa bile zarar doğurabilir.
Peygamber Gözetleme Polisi Değildir
Hz. Şuayb:“Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim.”anlamında konuşur.Onun görevi:
sürekli insanları kontrol etmek,
her alışverişin başında durmak
değildir.Ahlak insanın iç sorumluluğuna dönüşmelidir.
Dış Kontrol ve İç Vicdan
Bir toplum yalnız denetim korkusuyla dürüst kalıyorsa ahlak tamamlanmamıştır.Gerçek dürüstlük:Kimse görmediğinde de teraziyi doğru tutmaktır.
ONUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb, çok olan haksız kazanç yerine az da görünse helal ve temiz kalan kazancı üstün tuttu.
ON BİRİNCİ BÖLÜM
Kavmin Namazla Alay Etmesi
Hûd Suresi 87
Kavmi Hz. Şuayb’a, namazının mı kendilerine atalarının kullandığı şeyleri bırakmalarını ve malları üzerinde istedikleri gibi davranmamalarını emrettiğini sorar.Bunu alaycı bir dille söylerler.
Namaz ile Ticaret Arasındaki Bağ
Kavim önemli bir şeyi fark etmiştir:Hz. Şuayb’ın ibadeti yalnız kişisel değildir.Namazı onun:
ticaretine,
adaletine,
sosyal ahlakına
yansımaktadır.
“Malımızda İstediğimizi Yaparız”
Kavmin anlayışı şudur:Mal bizimse istediğimizi yaparız.Hz. Şuayb ise mülkiyetin sınırsız hak vermediğini öğretir.İnsan mal sahibi olabilir; fakat:
dolandıramaz,
eksik tartamaz,
başkasının hakkını yiyemez.
İbadetin Hayata Müdahalesi
Gerçek ibadet insanın:
pazarını,
ailesini,
sözünü,
kazancını
etkilemelidir.Namaz kılıp terazide hile yapmak, ibadetin ahlakını hayata taşımamaktır.
Alaycı Övgü
Kavim Hz. Şuayb’a sabırlı ve doğru biri olduğunu alaycı biçimde söylemektedir.Hakikatle alay etmek, hakikati değiştirmez.
ON BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın namazı yalnız secdede kalmadı; pazardaki terazisine kadar ulaştı.
ON İKİNCİ BÖLÜM
“Size Yasakladığım Şeyi Kendim Yapmak İstemiyorum”
Hûd Suresi 88
Hz. Şuayb kavmine, Rabbinden açık bir delil üzerinde bulunduğunu ve Allah’ın kendisine güzel bir rızık verdiğini söyler.Ardından çok önemli bir ilke açıklar:Onlara yasakladığı şeyleri kendisinin arkalarından yapmak istemediğini bildirir.Amacının gücü yettiğince ıslah etmek olduğunu söyler.Başarısının yalnız Allah’ın yardımıyla mümkün olduğunu, O’na tevekkül ettiğini ve O’na yöneldiğini ifade eder.
Sözü ile Davranışının Bir Olması
Hz. Şuayb:
size hile yapmayın deyip kendisi hile yapmaz,
size adil olun deyip kendisi adaletsizlik yapmaz.
Bu, peygamber ahlakının temelidir.
Çifte Standarttan Kaçınmak
Bir insan başkasına yasakladığını kendisi yapıyorsa sözü güven kaybeder.Gerçek öğretmen:önce kendisi yaşar, sonra başkasına söyler.
Islah Amacı
Hz. Şuayb’ın amacı:
insanları kontrol etmek,
kendisine bağlamak,
ekonomik düzeni ele geçirmek
değildir.“Gücüm yettiğince ıslah etmek istiyorum.”der.
Islahın Sınırı
“Gücüm yettiğince” sözü önemlidir.Peygamber bile:
herkesi zorla düzeltemez,
insanların iradesini ortadan kaldıramaz.
Kendi sorumluluğu kadar çalışır.
Başarının Allah’tan Olması
Hz. Şuayb başarısını kendisine bağlamaz.“Başarım ancak Allah’ın yardımıyladır.”anlamında konuşur.Bu, büyük bir tevazu ilkesidir.
Tevekkül ve Dönüş
Hz. Şuayb:
Allah’a güvenir,
Allah’a döner.
Böylece ıslah faaliyeti kişisel egoya değil kulluğa dayanır.
ON İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın ıslah anlayışı üç temele dayanır: Söylediğini önce yaşamak, gücü kadar çalışmak ve başarıyı Allah’tan bilmek.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kavmine Geçmiş Toplumları Hatırlatması
Hûd Suresi 89
Hz. Şuayb kavmine, kendisine karşı düşmanlıklarının onları Hz. Nuh, Hz. Hûd veya Hz. Salih’in kavimlerinin başına gelen sonuca sürüklememesini söyler.Hz. Lût kavminin de kendilerinden uzak olmadığını hatırlatır.
Peygambere Öfkenin Hakikati Örtmemesi
Kavim Hz. Şuayb’ı sevmiyor olabilir.Fakat bir kişiye öfke duymak, söylediği doğru sözü yanlış yapmaz.
Tarihten Ders Almak
Hz. Şuayb geçmiş toplumları örnek verir.Bu toplumlar:
uyarılmış,
inkâr etmiş,
zulümde ısrar etmiştir.
Tarih aynı ahlaki hastalıkların sonuçlarını gösteren bir aynadır.
Hz. Lût Kavminin Yakınlığı
Hz. Lût kavminin zaman veya coğrafya bakımından kendilerine uzak olmadığı hatırlatılır.Yani ibret alınacak olay çok eski ve unutulmuş değildir.
Ortak Hastalık: Bozgunculuk
Toplumların suçları farklı görünebilir.Fakat ortak nokta:
Allah’ın sınırlarını aşmak,
insanlara zulmetmek,
uyarıya direnmek
olmuştur.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb kavmine, “Bana olan öfkeniz sizi geçmiş toplumların yaptığı aynı hataya sürüklemesin” diye öğüt verdi.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Tövbe ve Rahmet Çağrısı
Hûd Suresi 90
Hz. Şuayb kavmine Rabbinden bağışlanma dilemelerini ve sonra O’na tövbe etmelerini söyler.Rabbinin çok merhametli ve kullarını seven olduğunu bildirir.
Hükümden Önce Tövbe Kapısı
Hz. Şuayb uzun süre kavmini uyarmıştır.Bütün bozulmalarına rağmen onlara:Tövbe edin.demeye devam eder.Bu, ilahî rahmet kapısının ne kadar geniş olduğunu gösterir.
İstiğfar
İstiğfar:
Allah’tan bağışlanma istemek,
hatanın farkına varmak
demektir.
Tövbe
Tövbe yalnız:“Beni affet.”demek değildir.Ticarette hile yapan kişi:
hileyi bırakmalı,
hakkı geri vermeli,
doğru tartıya dönmelidir.
Allah’ın Vedûd Oluşu
Hz. Şuayb Allah’ı:
Rahîm,
Vedûd
olarak anar.Vedûd, kullarına sevgi ve lütufla muamele eden anlamı taşır.
Korku ile Ümit Dengesi
Hz. Şuayb:
azabı uyarır,
fakat rahmeti de anlatır.
Tebliğ yalnız korkutmaya dayanmaz.Ümit kapısını da açık tutar.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın terazisinde adalet kadar rahmet de vardı: Hileyi bırakın, tövbe edin; Rabbiniz merhametli ve sevendir.
ON BEŞİNCİ BÖLÜM
Kavmin Hz. Şuayb’ı Küçümsemesi
Hûd Suresi 91
Kavmi Hz. Şuayb’a söylediklerinin çoğunu anlamadıklarını, onu kendi aralarında güçsüz gördüklerini söyler.Ayrıca ailesi ve kabilesi olmasaydı onu taşlayabileceklerini ifade ederler.Onların gözünde Hz. Şuayb saygın ve güçlü biri değildir.
Hakikati Güçle Ölçmek
Kavim Hz. Şuayb’ın sözlerini delilleriyle değerlendirmek yerine onun toplumsal gücüne bakar.Onlara göre:
güçlü olan haklı,
zayıf olan önemsiz
gibi bir anlayış vardır.Bu büyük bir yanılgıdır.
“Söylediklerinin Çoğunu Anlamıyoruz”
Bu söz iki anlama gelebilir:
gerçekten anlamamak,
anlamak istememek.
İnsan bazen işine gelmeyen hakikati “anlaşılmaz” ilan ederek reddeder.
Hz. Şuayb’ı Zayıf Görmeleri
Kavim onun:
makamını,
sayısını,
fiziksel veya siyasi gücünü
küçümser.Fakat peygamberin gücü kalabalıktan değil, taşıdığı vahiyden gelir.
Aile ve Kabile Koruması
Kavim, Hz. Şuayb’ın ailesi olmasaydı onu taşlayabileceklerini söyler.Bu, dönemin kabile düzeninde aile bağının toplumsal koruma sağladığını gösterir.Ancak Hz. Şuayb gerçek koruyucunun Allah olduğunu bilir.
Şiddet Tehdidi
Tartışmada cevap veremeyenler sonunda:
tehdit,
sürgün,
taşlama
diline yönelmiştir.Bu, fikrî yenilginin zorbalığa dönüşmesidir.
ON BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavmi Hz. Şuayb’ın deliline değil gücüne baktı; hakikati ölçmek yerine peygamberi küçümsemeyi seçti.
ON ALTINCI BÖLÜM
“Ailem Size Allah’tan Daha mı Değerli?”
Hûd Suresi 92
Hz. Şuayb kavmine, kendi ailesini Allah’tan daha değerli görmelerine karşı çıkar.Allah’ı arkalarına atılmış bir şey gibi ihmal ettiklerini söyler.Rabbinin yaptıklarını bütünüyle kuşattığını bildirir.
Aileye Saygı ile Allah’a Saygı Arasındaki Fark
Kavim Hz. Şuayb’a yalnız ailesi sebebiyle dokunmadığını söylemektedir.Hz. Şuayb ise şu çelişkiyi gösterir:Aileme saygı gösteriyorsunuz ama beni gönderen Allah’ın emrini hiçe sayıyorsunuz.
Allah’ı Arkaya Atmak
Bu ifade:
Allah’ın emrini önemsememek,
vahyi hayatın dışına itmek,
dünyevi çıkarı ilahî hükmün önüne koymak
anlamına gelir.
Toplumsal Değerlerin Yanlış Sıralanması
İnsan:
aile,
kabile,
para,
makam
gibi değerleri Allah’ın hükmünün önüne geçirirse ölçü bozulur.Hz. Şuayb’ın Kitâbü’l-Mîzân’ı yalnız terazide değil, değer sıralamasında da denge ister.
Allah’ın Her Şeyi Kuşatması
Allah:
gizli hileyi,
açık tehdidi,
ticaret düzenini,
kalpteki niyeti
bilir.Hiçbir davranış O’nun ilminden çıkmaz.
ON ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb kavmine şu ölçüyü öğretti: Aileye, kabileye ve topluma değer verilir; fakat hiçbir bağ Allah’ın hükmünün önüne geçirilmez.
ON YEDİNCİ BÖLÜM
“Elinizden Geleni Yapın, Ben de Yapacağım”
Hûd Suresi 93
Hz. Şuayb kavmine kendi durumları üzere çalışmaya devam etmelerini, kendisinin de görevini sürdüreceğini söyler.Kimin aşağılayıcı bir azaba uğrayacağını ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceklerini bildirir.Beklemelerini, kendisinin de onlarla birlikte beklediğini söyler.
Tehdide Karşı Kararlılık
Hz. Şuayb:
sürgün tehdidi,
taşlama tehdidi,
küçümsenme
karşısında görevini bırakmaz.
“Ben de Yapacağım”
Bu söz meydan okuma için değil, kararlılık için söylenmiştir.Hz. Şuayb:Ben tebliğimi sürdüreceğim.demektedir.
Sonucu Zamana ve Allah’ın Hükmüne Bırakmak
Hz. Şuayb sonucu kendisi yaratmaya çalışmaz.Kimin haklı olduğunun ortaya çıkmasını Allah’ın hükmüne bırakır.
Sabırlı Bekleyiş
Bazen hakikat hemen ortaya çıkmaz.İnsan:
doğruyu söyler,
görevini yapar,
sonucu bekler.
Bu bekleyiş pasiflik değil, kararlı sabırdır.
ON YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb baskı karşısında görevini bırakmadı; doğruluğunu zorla kabul ettirmek yerine sonucu Allah’ın hükmüne bıraktı.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜM
Hz. Şuayb ve İman Edenlerin Kurtarılması
Hûd Suresi 94
Allah’ın emri geldiğinde Hz. Şuayb ve onunla birlikte iman edenler Allah’ın rahmetiyle kurtarılır.Zulmedenleri ise korkunç bir ses yakalar ve yurtlarında hareketsiz kalırlar.
Kurtuluşun Rahmet Olarak Anılması
Hz. Şuayb’ın kurtuluşu yalnız kendi gücüne bağlanmaz.Kur’an bunu:Allah’tan bir rahmetolarak anlatır.
İman Edenlerin Birlikte Kurtarılması
Kurtuluş yalnız peygambere değil, onunla birlikte iman edenlere de ulaşır.Bu, toplumsal iman ve dayanışmanın önemini gösterir.
Zulmün Sonu
Kavim:
hile,
tehdit,
baskı,
inkâr
üzerinde ısrar etmiştir.Sonunda kurdukları düzen çökmüştür.
Gücün Kalıcı Olmaması
Bir toplum uzun süre:
ekonomik olarak güçlü,
sosyal olarak etkili,
siyasi olarak baskın
olabilir.Fakat zulüm kalıcı güvence değildir.
ON SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın kurtuluşu kendi gücünün değil, Allah’ın rahmetinin eseriydi.
ON DOKUZUNCU BÖLÜM
Medyen’in Sanki Hiç Yaşamamış Gibi Olması
Hûd Suresi 95
Medyen halkının sanki orada hiç yaşamamış gibi olduğu bildirilir.Semûd kavminin uzaklaştırıldığı gibi Medyen halkının da Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı açıklanır.
Güçlü Şehrin Sessizleşmesi
Bir zamanlar:
ticaret yapan,
yol kesen,
güç gösteren,
peygamberi tehdit eden
toplum tamamen ortadan kalkmıştır.
Dünya Gücünün Geçiciliği
Şehirler büyüyebilir.Pazarlar gelişebilir.Servet artabilir.Fakat:
adalet,
iman,
insan hakkı
yoksa maddi büyüklük kalıcı değildir.
Tarihte Kalan İbret
Medyen’in adı artık zenginliğiyle değil, Hz. Şuayb’a karşı tutumuyla anılmaktadır.İnsanların gerçek mirası yalnız yaptıkları binalar değil, bıraktıkları ahlaki izdir.
ON DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Medyen’in pazarı sustu; geriye terazinin nasıl tutulması gerektiğine dair Hz. Şuayb’ın öğüdü kaldı.
YİRMİNCİ BÖLÜM
Eyke Halkına Gönderilen Şuayb
Şuarâ Suresi 176–180
Eyke halkı da peygamberleri yalanlayan topluluklar arasında anılır.Hz. Şuayb onlara Allah’tan sakınmalarını ve kendisine itaat etmelerini söyler.Bu tebliğ karşılığında hiçbir ücret istemediğini, ödülünün yalnız âlemlerin Rabbine ait olduğunu bildirir.
Tebliğ Karşılığında Ücret İstememek
Hz. Şuayb’ın çağrısı ekonomik çıkar amacı taşımaz.O:
para,
makam,
kişisel kazanç
istememektedir.
Peygamberlik ve Güvenilirlik
Hz. Şuayb kendisini güvenilir bir elçi olarak tanıtır.Bu, ticaret ahlakını anlatan bir peygamber için özellikle anlamlıdır.Çünkü güvenilir olmayan biri adaletli ticaret öğretemez.
Allah’tan Sakınmak
Takva:
terazide,
sözde,
ticarette,
sosyal ilişkide
Allah’ın sınırlarını gözetmektir.
Elçiye İtaat
Peygambere itaat, onun şahsını ilahlaştırmak değil; taşıdığı vahye uymaktır.
YİRMİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın ticaret ahlakını anlatırken kendisi hiçbir ücret istemedi; sözü de terazisi kadar temizdi.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM
Ölçüyü Tam Yapmak
Şuarâ Suresi 181
Hz. Şuayb kavmine ölçüyü tam yapmalarını ve insanların hakkını eksiltenlerden olmamalarını emreder.
Ölçünün Tamlığı
Ölçüde adalet:
eksik vermemek,
yanıltmamak,
müşteriyi kandırmamak
demektir.
Eksiltmenin Bir Hak İhlali Olması
Bir insanın hakkından küçük miktarda bile çalmak:
“önemsiz”,
“herkes yapıyor”
gibi gerekçelerle meşru olmaz.
Ticaretin Güven Üzerinde Kurulması
Pazarın temel sermayelerinden biri güvendir.İnsan tartıya güvenmiyorsa alışveriş düzeni bozulur.
Küçük Hilenin Büyük Etkisi
Bir satıcının küçük hilesi bireysel görünebilir.Ama bütün toplum bunu yapmaya başlarsa ekonomik düzen çöker.
YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Terazide eksilen küçük miktar, toplumun güveninde büyük bir eksilmeye dönüşebilir.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜM
Doğru Terazi ile Tartmak
Şuarâ Suresi 182
Hz. Şuayb doğru ve dengeli terazi ile tartmalarını emreder.
Terazinin Sembolü
Terazi:
adalet,
eşitlik,
doğruluk,
denge
sembolüdür.
Kendi Lehine Oynamamak
İnsan teraziyi:
satarken kendi lehine,
alırken kendi lehine
değiştirmemelidir.Aynı ölçü herkese uygulanmalıdır.
Adaletin Tarafsızlığı
Gerçek adalet:
dostuna ayrı,
yabancıya ayrı,
zengine ayrı,
fakire ayrı
ölçü kullanmaz.
Denge
Kitâbü’l-Mîzân’ın ana fikri burada açıkça görünür:İnsan hayatının her alanında ölçü korunmalıdır.
YİRMİ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın terazisi yalnız ağırlığı değil, insanın adaletini de ölçüyordu.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İnsanların Hakkını Eksiltmemek
Şuarâ Suresi 183
Hz. Şuayb insanlara haklarını eksik vermemelerini ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak kötülük yaymamalarını söyler.
Hakkın Geniş Anlamı
İnsan hakkı yalnız para değildir.İnsanın:
emeği,
ücreti,
vakti,
malı,
itibarı
da haktır.
Ekonomik Zulüm ile Toplumsal Bozulma
İnsanların hakkını eksiltmek toplumda:
öfke,
yoksulluk,
güvensizlik,
çatışma
üretebilir.
Bozgunculuk
Ekonomik hile yalnız bireysel günah değildir.Yeryüzünde düzeni bozan toplumsal bir davranıştır.
Dürüstlüğün Toplumsal Boyutu
Bir insanın doğru tartması yalnız kendi sevabıyla ilgili değildir.Toplumda güven ortamının korunmasına da katkı sağlar.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb insan hakkını eksiltmeyi yalnız ticari hata değil, toplumsal bozgunculuk olarak gördü.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Önceki Nesilleri Yaratan Allah’tan Sakınmak
Şuarâ Suresi 184
Hz. Şuayb kavmine kendilerini ve önceki nesilleri yaratan Allah’tan sakınmalarını söyler.
Yaratıcıyı Hatırlamak
Ticaret yapan insan:
malın,
müşterinin,
kazancın
arkasında Allah’ın yaratmasını unutmamalıdır.
Nesillerin Geçiciliği
Önceki nesiller yaşamış ve gitmiştir.Medyen ve Eyke halkı da kalıcı değildir.Bu, dünya hayatının geçiciliğini hatırlatır.
Ekonomide Ahiret Bilinci
İnsan terazinin başında yalnız müşteriyi değil Allah’ı da hatırlarsa hile yapması zorlaşır.Takva, denetimin olmadığı yerde de ahlakı korur.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb pazardaki insana yalnız müşteriyi değil, kendisini ve bütün nesilleri yaratan Allah’ı hatırlattı.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM
Kavmin Hz. Şuayb’ı Büyülenmiş Sayması
Şuarâ Suresi 185–186
Kavmi Hz. Şuayb’a büyülenmiş kişilerden biri olduğunu söyler.Onun da kendileri gibi bir insan olduğunu belirtir ve yalancılardan olduğunu düşündüklerini ifade eder.
Peygamberin İnsan Oluşunu İtiraz Sebebi Yapmaları
Peygamberin insan olması onlar için küçümseme sebebidir.Oysa peygamberin insan olması:
onun örnek alınabilmesini,
insan hayatını gerçekten bilmesini
sağlar.
“Büyülenmiş” Suçlaması
Hakikate cevap veremeyen toplumlar peygamberleri:
deli,
büyülenmiş,
yalancı
diye suçlayabilir.Bu, delile cevap vermek yerine kişiye saldırmaktır.
İnsani Olmak Peygamberliği Engellemez
Hz. Şuayb:
yer,
içer,
toplum içinde yaşar.
Fakat aynı zamanda Allah’tan vahiy alan elçidir.
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim Hz. Şuayb’ın sözlerine cevap vermek yerine şahsını suçladı; fakat kişiye saldırmak hakikati çürütemedi.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜM
Göğün Bir Parçasını Üzerlerine Düşürmesini İstemeleri
Şuarâ Suresi 187
Kavmi Hz. Şuayb’a doğru söylüyorsa gökten üzerlerine bir parça düşürmesini ister.Bu sözle azabı meydan okurcasına talep ederler.
Azabı İstemek
Peygamberin uyarısını ciddiye almak yerine:“Doğruysan getir.”demeleri büyük bir kibirdir.
Mucizeyi İman İçin Değil Meydan Okuma İçin İstemek
Onların amacı hakikati aramak değildir.Peygamberi zor durumda bırakmak ve onunla alay etmektir.
Uyarıyla Alay Etmenin Tehlikesi
İnsan kendisine yapılan ciddi uyarıyı:
şaka,
meydan okuma,
alay
konusu yaptığında kendi kurtuluş kapısını kapatabilir.
YİRMİ ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim azaptan korunmak yerine onu meydan okuyarak istedi; kibir, uyarıyı duymalarını engelledi.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM
“Rabbim Yaptıklarınızı Daha İyi Bilir”
Şuarâ Suresi 188
Hz. Şuayb kavmine Rabbinin onların yaptıklarını en iyi bilen olduğunu söyler.
Tartışmayı Allah’ın İlmine Bırakmak
Hz. Şuayb uzun tartışmaya girmez.Allah’ın:
sözlerini,
davranışlarını,
hilelerini,
niyetlerini
bildiğini söyler.
Peygamberin Sınırı
Hz. Şuayb insanların kalplerinin içini kendiliğinden bilemez.Mutlak bilgi Allah’a aittir.
Allah’ın Bilgisi Adaletin Temelidir
Allah hüküm verirken:
eksik bilgiye,
söylentiye,
dış görünüşe
dayanmaz.Her şeyi bilir.
YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb kavminin meydan okumasını kendi gücüyle cevaplamadı; her şeyi bilen Allah’ın hükmüne bıraktı.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM
Gölge Gününün Azabı
Şuarâ Suresi 189
Kavim Hz. Şuayb’ı yalanlamaya devam edince gölge gününün azabı onları yakalar.Bunun büyük bir günün azabı olduğu bildirilir.
Uyarının Gerçekleşmesi
Kavim azabı meydan okuyarak istemiştir.Sonunda uyarıldıkları hüküm gerçekleşmiştir.
“Gölge Günü”
Kur’an azabı bu isimle anar.Ayrıntılı biçimi hakkında tefsirlerde çeşitli açıklamalar bulunur.Kur’an’ın kesin olarak bildirdiği şey, bunun ağır bir ilahî ceza olduğudur.
İnatla Gelen Son
Kavim tek bir hatadan dolayı değil:
uzun süreli inkâr,
hile,
zulüm,
peygamberi yalanlama
üzerinde ısrar ettiği için hükme uğramıştır.
YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kavim Hz. Şuayb’ın uyarısını küçümsedi; sonunda alay ettikleri hükümle karşılaştı.
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM
Kıssadaki Büyük İşaret
Şuarâ Suresi 190–191
Allah bu kıssada büyük bir işaret bulunduğunu bildirir.Buna rağmen insanların çoğunun iman etmediği açıklanır.Allah’ın mutlak üstün ve çok merhametli olduğu belirtilir.
İşaret
Hz. Şuayb kıssasındaki işaretler:
haksız kazancın sonu,
peygamberin doğruluğu,
adaletin gerekliliği,
Allah’ın hükmünün gerçekleşmesi
olarak görülebilir.
İnsanların Çoğunun İman Etmemesi
Açık uyarılar her zaman herkesin iman etmesine yol açmaz.İnsan özgür iradesiyle:
kabul,
ret
seçimi yapabilir.
Aziz ve Rahîm
Allah hem:Azîz — Mutlak üstünhem deRahîm — Çok merhametliolarak anılır.Bu iki isim:
adalet,
rahmet
dengesini gösterir.
YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb kıssası, Allah’ın hem adaletinin hem de rahmetinin birlikte anlaşılması gereken büyük bir ibrettir.
OTUZUNCU BÖLÜM
Medyen Halkının Şuayb’ı Yalanlaması
Ankebût Suresi 36–37
Allah Medyen halkına kardeşleri Hz. Şuayb’ı gönderir.Hz. Şuayb onlara Allah’a kulluk etmelerini, ahiret gününü umut etmelerini ve yeryüzünde bozgunculuk yapmamalarını söyler.Fakat onu yalanlarlar.Bunun üzerine onları sarsıntı yakalar.
Tevhid
Hz. Şuayb’ın çağrısı yine Allah’a kullukla başlar.Ticaret ahlakının temeli tevhiddir.
Ahiret Beklentisi
İnsan yaptığı ticaretin yalnız dünya hesabını değil, ahiret hesabını da düşünmelidir.
Bozgunculuk Yapmamak
Bozgunculuk:
hile,
gasp,
yol kesmek,
baskı,
adaletsizlik
gibi birçok biçimde olabilir.
Yalanlamanın Sonucu
Hz. Şuayb uzun süre uyarmasına rağmen kavim yalanlamayı seçmiştir.Sonunda sarsıntı onları yakalamıştır.
OTUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın çağrısı üç ölçüde toplandı: Allah’a kulluk, ahireti unutmamak ve yeryüzünde bozgunculuk yapmamak.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜM
Hz. Şuayb’ın Ahlakı
Hz. Şuayb’ın Kur’an’da anlatılan ahlakı mîzân, yani ölçü ve denge etrafında şekillenir.
1. Tevhid
Tebliğine her zaman yalnız Allah’a kulluk çağrısıyla başlamıştır.
2. Adalet
İnsanların:
malını,
emeğini,
hakkını
eksiltmeyi yasaklamıştır.
3. Ticari Dürüstlük
Ölçü ve tartının tam yapılmasını emretmiştir.
4. Güvenilirlik
Kendisini güvenilir elçi olarak tanıtmıştır.Söylediğini önce kendisi yaşamıştır.
5. Namaz
Kavmi onun namazıyla alay etmiş, fakat bu aynı zamanda namazının hayatına ne kadar güçlü biçimde yansıdığını göstermiştir.
6. Islah
Amacını:“Gücüm yettiğince ıslah etmek istiyorum.”sözüyle açıklamıştır.
7. Tevekkül
Başarısını yalnız Allah’a bağlamıştır.
8. Tövbe Çağrısı
Kavmi ağır hatalar içinde olsa da tövbe ve bağışlanma kapısını açık tutmuştur.
9. Cesaret
Sürgün ve taşlama tehditlerine rağmen sözünden dönmemiştir.
10. Ölçülülük
Kendi gücünün sınırını bilmiştir.İnsanları zorla düzeltmeye çalışmamıştır.
11. Söz ve Davranış Birliği
Başkalarına yasakladığını kendisi yapmamıştır.
12. Helal Kazanç
Haksız çokluk yerine Allah’ın bıraktığı helal kazancı daha hayırlı görmüştür.
OTUZ BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Şuayb’ın ahlakı:Tevhid
Adalet
Doğru ölçü
Doğru tartı
Helal kazanç
Güvenilirlik
Islah
Tevekkül
Cesaret
Söz ve davranış birliğiüzerinde yükselir.Hz. Şuayb’ın terazisi pazardaki malı ölçerken insanın vicdanını da tartıyordu.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜM
Kitâbü’l-Mîzân’ın Temel Öğretileri
Hz. Şuayb’ın kıssasından çıkan Ölçü Kitabı, insan hayatında adaletin bütün alanlara yayılması gerektiğini öğretir.
Ölçüyü Eksiltme
Haksızlık bazen büyük bir gasp şeklinde değil, küçük eksiltmelerle başlar.Bu nedenle küçük hile küçümsenmemelidir.
Helal Az, Haram Çoktan Hayırlıdır
Kazancın değeri yalnız miktarla ölçülmez.Kaynağı ve bereketi de önemlidir.
İbadet Ticaret Ahlakına Yansımalıdır
Namaz kılan insanın terazisi de doğru olmalıdır.
Başkasına Yasakladığını Kendin Yapma
Nasihat ile davranış birbirini doğrulamalıdır.
Islah Güç Yettiği Kadardır
İnsan her şeyi tek başına düzeltemez.Görevini yapar ve sonucu Allah’a bırakır.
Ekonomik Hile Toplumsal Bozgunculuktur
Bir kişinin hakkını eksiltmek zamanla bütün toplumun güvenini zedeler.
Zorbalık Hakikati Değiştirmez
Sürgün ve taşlama tehdidi Hz. Şuayb’ın sözlerini yanlış yapmamıştır.
Tövbe Kapısı Son Ana Kadar Açık Tutulur
Hz. Şuayb kavmini defalarca tövbeye çağırmıştır.
OTUZ İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Kitâbü’l-Mîzân şu yolu öğretir:Hileden doğruluğa,
eksiltmeden tam ölçüye,
haksız kazançtan helal rızka,
bozgunculuktan ıslaha,
zorbalıktan adalete,
kibirden Allah’a tevekküle yönelmek.
OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kitâbü’l-Mîzân’ın Özeti
Hz. Şuayb’ın manevi yolculuğu şöyle özetlenebilir:Medyen’e peygamber gönderilmesi
↓
Tevhid çağrısı
↓
Ölçü ve tartıyı düzeltme emri
↓
İnsanların hakkını eksiltmeme çağrısı
↓
Yollarda tehdit ve bozgunculuğu yasaklaması
↓
Kavmin ileri gelenlerinin baskısı
↓
Sürgün tehdidi
↓
Allah’a tevekkül etmesi
↓
Hak ile hüküm duası
↓
“Başarım yalnız Allah’ın yardımıyladır” sözü
↓
Tövbe ve rahmet çağrısı
↓
Taşlama tehdidi
↓
Görevini sürdürmesi
↓
İman edenlerle birlikte kurtarılması
↓
Zalim kavmin hükme uğraması
ÖLÇÜ VE DENGE KİTABI’NIN ANA MESAJI
İnsan Allah’a kulluk ediyorsa terazisi, sözü, kazancı ve başkasının hakkına karşı davranışı da bunu göstermelidir.Hz. Şuayb:
namaz ile ticareti,
iman ile adaleti,
tevhid ile insan hakkını,
söz ile davranışı
birbirinden ayırmamıştır.
HZ. ŞUAYB’IN TEMEL SÖZLERİ
Tevhid Çağrısı
Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.
Ölçü Çağrısı
Ölçüyü ve tartıyı tam yapın.
İnsan Hakkı
İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.
Islah Sözü
Ben yalnız gücüm yettiğince ıslah etmek istiyorum.
Başarı Sözü
Başarım ancak Allah’ın yardımıyladır.
Tevekkül
Yalnız O’na güvendim ve yalnız O’na yöneliyorum.
Tövbe Çağrısı
Rabbinizden bağışlanma dileyin ve O’na tövbe edin.
ON ÜÇÜNCÜ KİTABIN SONU
Hz. Şuayb — Kitâbü’l-Mîzân
Temsil ettiği ahlak: Adalet, doğru ölçü, helal kazanç ve toplumsal denge
En belirgin görevi: Ölçü ve tartıda hileyi kaldırmak
Temel toplumsal ilkesi: İnsanların hakkını eksiltmemek
En güçlü sözü: “Başarım ancak Allah’ın yardımıyladır.”
Islah anlayışı: Söylediğini önce yaşamak ve gücü kadar düzeltmeye çalışmak
Ticaret ahlakı: Haksız çokluk yerine helal kazanç
Tevekkülü: Sonucu Allah’a bırakmak
İnsanlığa bıraktığı ders: Terazideki adalet, toplumdaki adaletin başlangıcıdır.
ON DÖRDÜNCÜ KİTAP
HZ. MÛSÂ
KİTÂBÜ’L-HÜRRİYYE VE’L-ADL
Özgürlük, Adalet, Zulme Karşı Duruş, Vahiy ve Tevhid
Hz. Mûsâ’nın temsili kitabı:Kitâbü’l-Hürriyye ve’l-Adl — Özgürlük ve Adalet Kitabıolarak adlandırılmıştır.Bu adlandırma Tevrat’ın yerine geçen tarihî bir kitap adı değildir. Burada Hz. Mûsâ’nın Kur’an’da özellikle:
Firavun zulmüne karşı duruşu,
İsrailoğullarını esaretten çıkarma görevi,
vahyi taşıması,
Allah’la konuşması,
adalet ve tevhid mücadelesi
üzerinden oluşturulan temsili bir başlıktır.Hz. Mûsâ Kur’an’da en çok adı geçen peygamberlerden biridir.Onun kıssası birçok sureye yayılmıştır.Başlıca bölümler:Bakara Suresi 49–73
A‘râf Suresi 103–160
Yûnus Suresi 75–93
Tâhâ Suresi 9–98
Şuarâ Suresi 10–68
Kasas Suresi 3–46
Neml Suresi 7–14
Mü’min/Gâfir Suresi 23–46
BİRİNCİ BÖLÜM
Firavun’un Zulmü Altındaki Toplum
Kasas Suresi 3–4
Firavun yeryüzünde büyüklük taslar ve halkını gruplara ayırır.Onlardan bir topluluğu güçsüz bırakır.Oğullarını öldürür, kadınlarını hayatta bırakır.Kur’an onu bozgunculardan biri olarak tanımlar.
Zulmün Sistemleşmesi
Firavun’un zulmü yalnız kişisel öfke değildir.Bir devlet düzenine dönüşmüştür.O:
halkı sınıflara ayırmış,
bazılarını üstün,
bazılarını aşağı
görmüştür.
İnsanları Gruplara Bölmek
Zalim yönetim, halkın birleşmesini istemez.İnsanları:
etnik,
toplumsal,
ekonomik
gruplara ayırarak yönetmeye çalışır.
Güçsüzleri Ezmek
Firavun özellikle zayıf gördüğü topluluğa yönelmiştir.Zulüm çoğu zaman kendisini savunmakta zorlanan insanların üzerinde ağırlaşır.
Erkek Çocukların Öldürülmesi
Bu politika:
geleceği kontrol etmek,
toplumun gücünü kırmak,
korku üretmek
amacı taşır.Masum çocukların öldürülmesi zulmün en ağır biçimlerindendir.
Kadınların Hayatta Bırakılması
Kadınların hayatta bırakılması merhamet değildir.Toplumu güçsüzleştirme ve kontrol altında tutma politikasının parçasıdır.
Firavun’un Bozgunculuğu
Kur’an Firavun’u:müfsidlerden, yani bozgunculardanbiri olarak tanımlar.Çünkü zulüm yalnız mağdura zarar vermez; bütün toplumsal düzeni bozar.
BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. Mûsâ’nın kıssası bir sarayda değil, insanların sınıflara ayrıldığı ve güçsüzlerin ezildiği büyük bir zulüm düzeninin ortasında başlar.
Bölüm etkileşimi
