15. bölüm / 36
Tevrat İncil ZeburDevamı
Bölümler 36Şu an: Devamı
- 1 TEVRAT7.167 kelime
- 2 İncil3.166 kelime
- 3 ZEBUR2.466 kelime
- 4 بِسْمِ اَللّٰهِ اَلْرَحْمَانِ اَلْرَحِيمِ171 kelime
- 5 Kitab-ül Devran12.336 kelime
- 6 Devamı13.638 kelime
- 7 Devamı9.257 kelime
- 8 Devamı12.657 kelime
- 9 Devamı8.260 kelime
- 10 Devamı7.871 kelime
- 11 Devamı6.923 kelime
- 12 Devamı3.642 kelime
- 13 Devamı4.159 kelime
- 14 Devamı2.014 kelime
- 15 Devamı2.616 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Devamı1.568 kelime
- 17 Devamı1.898 kelime
- 18 Devamı2.069 kelime
- 19 Devam7.092 kelime
- 20 Devamı5.071 kelime
- 21 Devamı3.686 kelime
- 22 Devamı3.622 kelime
- 23 Devamı2.509 kelime
- 24 Devamı4.969 kelime
- 25 Devamı1.875 kelime
- 26 Devamı5.582 kelime
- 27 Devamı4.476 kelime
- 28 Devamı3.128 kelime
- 29 Devamı6.201 kelime
- 30 Devamı2.200 kelime
- 31 Devamı1.434 kelime
- 32 Devamı5.081 kelime
- 33 Devamı3.145 kelime
- 34 Devamı 15.kitap2.032 kelime
- 35 Devamı3.310 kelime
- 36 Devamı 15.kitap3.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İKİNCİ BÖLÜM
Ailesine Namazı ve Zekâtı Emretmesi
Meryem Suresi 55
Hz. İsmail’in ailesine namazı ve zekâtı emrettiği, Rabbi katında razı olunan bir kul olduğu bildirilir.Bu ayet onun peygamberlik görevini yalnız toplum içinde değil, kendi evinde de yerine getirdiğini gösterir.
Aileden Başlayan Sorumluluk
Hz. İsmail insanlara iyiliği anlatırken ailesini ihmal etmemiştir.O:
kendi namazını kılmakla yetinmemiş,
ailesine de namazı hatırlatmış,
zekât ve paylaşma sorumluluğunu öğretmiştir.
İyilik çağrısı önce insanın en yakın çevresinden başlamalıdır.
Namazı Emretmesi
Namaz:
Allah’ı anmak,
kulluğu canlı tutmak,
kalbi dünya meşguliyetinden arındırmak,
hayatı belirli bir düzen içinde sürdürmek
anlamları taşır.Hz. İsmail ailesinin yalnız maddi ihtiyaçlarını değil, manevi hayatını da gözetmiştir.
Zekâtı Emretmesi
Zekât:
malı arındırmak,
yoksulun hakkını vermek,
cimriliği azaltmak,
toplumda dayanışmayı güçlendirmek
için emredilmiştir.Namaz insanın Allah’la bağını, zekât ise insanlarla ilişkisini düzeltir.
Emretmek ve Örnek Olmak
Hz. İsmail’in ailesine namazı ve zekâtı emretmesi, yalnız sözlü bir talimat olarak düşünülmemelidir.Peygamber:
önce kendisi uygular,
sonra ailesini çağırır,
davranışıyla sözünü doğrular.
Aile içinde etkili öğüt, çoğu zaman örnek olmakla başlar.
Aile Reisliği ve Merhamet
Aile sorumluluğu:
baskı kurmak,
korkutmak,
zorbalık yapmak
değildir.Ailenin:
imanını,
ahlakını,
ibadet bilincini
sevgi ve kararlılıkla korumaktır.
Rabbi Katında Razı Olunması
Hz. İsmail’in Rabbi katında razı olunan bir kul olduğu bildirilir.Bu büyük övgü onun:
sözünde durması,
ibadetindeki devamlılığı,
ailesine karşı sorumluluğu,
peygamberlik emanetine sadakati
ile ilişkilidir.
İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in vefası yalnız verdiği sözlerde değil, ailesini namaz ve paylaşma ahlakı üzerinde korumasında da görülmüştür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İsmail, İdris ve Zülkifl’in Sabredenlerden Olması
Enbiyâ Suresi 85–86
Hz. İsmail, Hz. İdris ve Hz. Zülkifl’in sabreden kullardan olduğu bildirilir.Allah’ın onları rahmetine aldığı ve salihlerden kıldığı açıklanır.
Sabır Vasfı
Hz. İsmail’in hayatında sabır:
ekinsiz vadide yaşamak,
Kâbe hizmetinde çalışmak,
peygamberlik sorumluluğunu taşımak,
büyük teslimiyet imtihanıyla karşılaşmak
şeklinde görünür.Sabır yalnız acıya sessizce katlanmak değildir.Sabır:
doğru yolda kalmak,
sorumluluğu terk etmemek,
zorlukta Allah’a güvenmektir.
Sabır ile Vefa Arasındaki Bağ
Sözünde durmak kolay zamanlarda mümkündür. Gerçek vefa, sözün bedeli ağırlaştığında ortaya çıkar.Hz. İsmail’in vefası sabırla güçlenmiştir.O:
görev zorlaşınca geri dönmemiş,
imtihan ağırlaşınca sözünü bozmamış,
Allah’ın emrine bağlı kalmıştır.
Allah’ın Rahmetine Alınması
Sabreden peygamberlerin Allah’ın rahmetine alındığı bildirilir.Bu rahmet:
dünyada korunma,
peygamberlik şerefi,
güzel hatıra,
ahirette kabul
anlamlarını taşıyabilir.
Salihlerden Olması
Hz. İsmail’in değeri yalnız Hz. İbrahim’in oğlu olması değildir.Kur’an onu kendi:
imanı,
sabrı,
ibadeti,
salih ameli
sebebiyle över.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Vefa, sabır olmadan tamamlanmaz. Hz. İsmail verdiği sözü, zorluk geldiğinde de korumuştur.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Babasının Salih Evlat Duası
Sâffât Suresi 100–101
Hz. İbrahim Rabbinden kendisine salihlerden olacak bir evlat bağışlamasını ister.Allah onu yumuşak huylu ve sabırlı bir oğulla müjdeler.Kur’an bu bölümde oğlun adını açıkça zikretmez. İslam geleneğinde yaygın kabul, bu oğlun Hz. İsmail olduğudur. Bu kitapta kıssa Hz. İsmail’in ahlakıyla ilişkilendirilirken, ayetin açık metninde ismin belirtilmediği korunmalıdır.
Salih Evlat Duası
Hz. İbrahim yalnız bir evlat istememiştir.Onun duası:Salihlerden olacak bir evlatiçindir.Bu, çocuk için istenebilecek en büyük nimetin:
iman,
güzel ahlak,
doğruluk,
Allah’a kulluk
olduğunu gösterir.
Müjdelenen Oğlun Hilmi
Oğul halîm, yani yumuşak huylu ve ağırbaşlı olarak müjdelenmiştir.Hilm:
öfkeyi kontrol etmek,
acele etmemek,
ağır imtihanda ölçüyü korumak,
insanlara karşı yumuşak davranmaktır.
Bu vasıf, ilerideki teslimiyet sahnesinde açıkça ortaya çıkar.
Duanın Nesle Dönüşmesi
Hz. İbrahim’in duası yalnız biyolojik bir nesil talebi değildir.O, tevhidi taşıyacak ve salihlik yolunu sürdürecek bir evlat istemiştir.Hz. İsmail’in:
peygamber oluşu,
Kâbe hizmetine katılması,
ailesine namazı emretmesi
bu duanın manevi karşılığını gösterir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail dünyaya yalnız bir ailenin devamı olarak değil, salihlik ve teslimiyet duasının karşılığı olarak gelmiştir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Babasıyla Birlikte Çalışacak Çağa Ulaşması
Sâffât Suresi 102
Müjdelenen çocuk babasıyla birlikte çalışabilecek ve yürüyebilecek çağa ulaştığında büyük imtihan başlar.Hz. İbrahim ona rüyasında kendisini kurban ettiğini gördüğünü söyler ve düşüncesini sorar.Oğlu ise babasına, kendisine emredileni yapmasını söyler ve Allah dilerse kendisini sabredenlerden bulacağını bildirir.
Babasıyla Birlikte Çalışması
Ayet çocuğun artık babasının yanında emek verecek yaşa ulaştığını gösterir.Bu dönem:
baba ile oğul arasında bağın güçlendiği,
birlikte çalışmanın başladığı,
evladın aileye destek olduğu
bir çağdır.İmtihan tam da sevginin ve beraberliğin güçlendiği zamanda gelmiştir.
Babasının Onunla Konuşması
Hz. İbrahim emri oğlundan gizlememiştir.Ona:
gördüğü rüyayı anlatmış,
düşüncesini sormuş,
imtihanı bilinçli biçimde paylaşmıştır.
Bu, baba ile oğul arasındaki güveni gösterir.
“Babacığım” Hitabı
Oğul ağır haber karşısında babasına sevgi dolu bir hitapla cevap verir.Sözünde:
öfke,
hakaret,
kaçış,
babasını suçlama
yoktur.Bu hitap hilm ve vefanın işaretidir.
“Emredileni Yap”
Oğul babasına kendi arzusunu değil, Allah’ın emrini yerine getirmesini söyler.Burada teslim olunan kişi baba değil, Allah’tır.Oğul:
babasının peygamberliğine güvenmiş,
ilahî emre sadakat göstermiş,
kendi canını bile kulluğun önüne geçirmemiştir.
“Allah Dilerse”
Hz. İsmail sabrını yalnız kendi gücüne bağlamaz.“Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın.”anlamındaki sözüyle yardımın Allah’tan olduğunu kabul eder.Bu ifade:
kararlılık,
tevazu,
tevekkül
taşır.
BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in vefası, yalnız bir söz vermesinde değil; en ağır anda “Allah dilerse sabredeceğim” diyerek sözünün arkasında durmasında görülür.
ALTINCI BÖLÜM
Baba ile Oğlun Birlikte Teslim Olması
Sâffât Suresi 103
Hz. İbrahim ile oğlu Allah’ın emrine teslim olur.Hz. İbrahim oğlunu kurban etmek üzere yere yatırır.
İkisinin Teslimiyeti
Ayet yalnız babanın değil, ikisinin de teslim olduğunu bildirir.Baba:
evlat sevgisiyle,
baba şefkatiyle,
uzun bekleyişin nimetiyle
imtihan edilmiştir.Oğul ise:
hayat sevgisiyle,
korkuyla,
gençliğiyle
imtihan edilmiştir.
Vefanın Fiile Dönüşmesi
Hz. İsmail’in sözü yalnız sözde kalmamıştır.O:
kaçmamış,
kararından dönmemiş,
uygulama anına kadar teslimiyetini sürdürmüştür.
Gerçek vefa, sözün davranışa dönüşmesidir.
İmtihanın Özel Bağlamı
Bu olay peygamberlere özgü vahiy ve imtihan bağlamındadır.Hiçbir insan:
gördüğü bir rüyayı,
kişisel bir sezgiyi,
dinî olduğunu düşündüğü bir işareti
başkasına zarar verme gerekçesi yapamaz.Kıssanın sonucu da insanın kurban edilmesi değil, oğlun korunmasıdır.
Teslimiyet ve Merhamet
Allah’ın emrine teslimiyet merhametsizlik değildir.Kıssanın sonunda oğul kurtarılmış ve yerine bir kurbanlık verilmiştir.İmtihanın amacı:
kan dökmek,
babayı evladından ayırmak
değil; sadakati görünür hâle getirmektir.
ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in teslimiyeti, korkunun yokluğu değil; korkunun Allah’a sadakatin önüne geçmemesidir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Rüyanın Doğrulanması ve Oğlun Kurtarılması
Sâffât Suresi 104–107
Allah Hz. İbrahim’e seslenerek rüyasını doğruladığını bildirir.Bu olayın açık bir imtihan olduğu açıklanır ve oğul büyük bir kurbanlıkla kurtarılır.
İmtihanın Tamamlanması
Hz. İbrahim ile oğlu emre uygulama noktasına kadar bağlı kalmıştır.Bu sebeple sadakatleri ortaya çıkmıştır.Allah oğlun öldürülmesini istememiş; teslimiyetin gerçekleştiğini bildirmiştir.
Hz. İsmail’in Kurtarılması
Oğlun yerine büyük bir kurbanlık verilmesi:
hayatın korunmasını,
insan kurbanının amaç olmadığını,
teslimiyetin kabul edildiğini
gösterir.
Kurban Hatırası
Bu kıssa kurban ibadetinin en büyük manevi hatıralarından biridir.Kurban:
Allah’a yakınlık,
nimetin gerçek sahibini tanıma,
paylaşma,
sadakat
anlamlarını taşır.
Vefa ile Kurtuluş
Hz. İsmail sözünü yerine getirmeye hazır olmuş; Allah da onu korumuştur.Bu, her sadık insanın dünyada mutlaka fiziksel tehlikeden kurtarılacağı şeklinde genel bir garanti değildir.Ancak Allah’a gösterilen hiçbir sadakat O’nun ilminden ve karşılığından uzak değildir.
YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail canını Allah’ın emrine teslim etmeye hazır oldu; Allah ise onun canını koruyarak bu teslimiyeti nesiller boyunca yaşattı.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Ekinsiz Vadide Bırakılan Aile
İbrahim Suresi 37
Hz. İbrahim ailesinden bir kısmını Allah’ın dokunulmaz evinin yanında, ekin bulunmayan bir vadiye yerleştirdiğini bildirir.Bunu namazı dosdoğru kılmaları için yaptığını söyler.İnsanların gönüllerinin onlara yönelmesi ve çeşitli ürünlerle rızıklandırılmaları için dua eder.
Ailenin Vadiye Yerleştirilmesi
Ayet Hz. İbrahim’in ailesinden bir kısmını Kâbe’nin bulunduğu bölgeye yerleştirdiğini bildirir.İslam geleneğinde bu aile Hz. Hacer ve Hz. İsmail’le ilişkilendirilir.Kur’an ayetin içinde isimleri açıkça söylemez; ancak Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in sonraki hizmeti bu bağlantıyı destekleyen geleneksel anlatının temelini oluşturur.
Ekinsiz Vadi
Vadide:
tarım,
görünür su kaynağı,
yerleşik hayatın imkânları
bulunmamaktadır.Bu durum Hz. İsmail’in çocukluğunun güvenli ve verimli bir şehirde değil, zorlu bir ortamda başladığını gösterir.
Namaz İçin Yerleşim
Hz. İbrahim ailenin oraya yerleştirilmesinin temel amacını namazla açıklar.Bu yerleşim yalnız:
geçim,
ticaret,
dünya düzeni
için değildir.Tevhid ibadetinin merkezi olacak bir yurdun başlangıcıdır.
Gönüllerin Yönelmesi Duası
Hz. İbrahim insanların gönüllerinin ailesine yönelmesini ister.Bu dua:
yalnızlıktan topluluğa,
ıssızlıktan ziyaret edilen bir merkeze,
güçsüzlükten ilahî korumaya
doğru bir ümit taşır.
Rızık Duası
Ekinsiz vadide ürün bulunmadığı için Hz. İbrahim Allah’tan ailesini çeşitli ürünlerle rızıklandırmasını ister.İbadet ve rızık birlikte düşünülmüştür.İnsan manevi sorumluluk taşırken maddi ihtiyaçlarının da karşılanmasına muhtaçtır.
Şükür Amacı
Duanın sonunda şükretmeleri umulur.Rızkın amacı yalnız tüketmek değil, nimetin sahibini tanımaktır.
SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in vefa yolu, ekinsiz vadide namaz merkezli bir hayatın temelleriyle başlamıştır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Kâbe’nin Temellerini Babasıyla Birlikte Yükseltmesi
Bakara Suresi 125–127
Allah Kâbe’yi insanlar için dönülecek güvenli bir merkez kılar.Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’e Allah’ın evini:
tavaf edenler,
ibadete kapananlar,
rükû ve secde edenler
için temiz tutmaları emredilir.Ardından ikisinin birlikte Kâbe’nin temellerini yükselttiği bildirilir.
Kâbe Hizmetinin Ortaklığı
Hz. İbrahim Kâbe’yi tek başına yükseltmemiştir.Hz. İsmail babasıyla birlikte bu büyük hizmete katılmıştır.Bu ortaklık:
baba-oğul dayanışmasını,
nesiller arası iman aktarımını,
birlikte yapılan ibadeti
gösterir.
Temelleri Yükseltmek
Ayet onların temelleri yükselttiğini bildirir.Bu ifade:
yapının belirli bir temele dayanmasını,
verilen görevin emekle tamamlanmasını,
kutsal hizmetin fiilî çalışmayla yürütülmesini
gösterir.Hz. İsmail yalnız dua eden değil, çalışan bir peygamberdir.
Kâbe’yi Temiz Tutma Emaneti
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’e Kâbe’yi ibadet edenler için temiz tutmaları emredilir.Temizlik:
maddi kirlerden arındırmak,
putlardan korumak,
ibadet huzurunu sağlamak
anlamlarını taşır.
Güvenli Merkez
Kâbe’nin güvenli bir yer olması:
can güvenliği,
ibadet özgürlüğü,
insanlar arasında dokunulmazlık
bilinci taşır.Tevhid merkezi, zorbalığın değil güvenin merkezi olmalıdır.
Makam-ı İbrahim
İnsanlara İbrahim’in makamından namaz yeri edinmeleri bildirilir.Bu, Kâbe hizmetinin hatırasını ibadetle birleştirir.Hz. İsmail de bu hizmetin fiilî ortağıdır.
DOKUZUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail babasının mirasını yalnız sözle devralmadı; Kâbe’nin taşlarını birlikte yükselterek iman mirasını emeğe dönüştürdü.
ONUNCU BÖLÜM
“Rabbimiz, Bizden Kabul Et” Duası
Bakara Suresi 127
Hz. İbrahim ile Hz. İsmail Kâbe’nin temellerini yükseltirken Allah’a dua eder:“Rabbimiz! Bizden kabul et. Şüphesiz sen işitensin, bilensin.”
Büyük Amelden Sonra Tevazu
Kâbe gibi büyük bir ibadet merkezinin yapımına katıldıkları hâlde:
yaptıkları işle övünmemiş,
amellerinin kesin kabul edildiğini düşünmemiş,
Allah’ın kabulüne sığınmışlardır.
Amel ile Kabul Arasındaki Fark
İnsan bir işi yerine getirebilir; fakat onun Allah katındaki değerini kendisi belirleyemez.Amelin kabulü:
niyet,
ihlas,
doğru yöntem,
Allah’ın lütfu
ile ilgilidir.
Birlikte Dua
Baba ile oğul:
birlikte çalışmış,
birlikte dua etmiş,
birlikte teslimiyet göstermiştir.
Aile içindeki en güzel birliklerden biri, ortak bir hayır yaptıktan sonra Allah’a birlikte yönelmektir.
İşiten ve Bilen Allah
Allah:
onların duasını işitir,
niyetlerini bilir,
görünür emeğin arkasındaki samimiyeti görür.
Bu yüzden kabulü yalnız O’ndan isterler.
ONUNCU BÖLÜMÜN ÖZÜ
Vefa yalnız görevi tamamlamak değildir; tamamlanan görevin kabulünü tevazuyla Allah’tan istemektir.
ON BİRİNCİ BÖLÜM
Teslim Olan Bir Nesil Duası
Bakara Suresi 128
Hz. İbrahim ile Hz. İsmail Allah’tan kendilerini O’na teslim olan kullar kılmasını ve soylarından da Allah’a teslim olan bir ümmet meydana getirmesini ister.İbadet yollarının kendilerine gösterilmesini ve tövbelerinin kabul edilmesini dilerler.
“Bizi Sana Teslim Olanlardan Kıl”
Her ikisi de zaten peygamber ve teslimiyet sahibi oldukları hâlde teslimiyetlerinin devamı için dua eder.Bu, imanın korunması gerektiğini gösterir.Hiç kimse:
geçmiş ibadetine,
ailesine,
makamına
güvenerek kendisini tehlikeden tamamen uzak görmemelidir.
Soydan Teslim Olan Bir Ümmet
Dua yalnız kişisel değildir.Onlar gelecek nesillerden:
Allah’a kulluk eden,
tevhidi koruyan,
ibadet sorumluluğunu taşıyan
bir topluluk isterler.
İbadet Yollarının Gösterilmesi
Allah’tan hac ve diğer kulluk yollarını öğretmesi istenir.İbadet insanın kendi zevkine göre kurulmaz.
Vakti,
biçimi,
amacı,
sınırları
ilahî rehberlikle belirlenir.
Tövbenin Kabulü
Büyük bir hizmet sırasında bile tövbe isterler.Bu dua onların:
kusur ihtimalini bildiğini,
kendilerini mükemmel görmediğini,
Allah’ın rahmetine muhtaç olduğunu
gösterir.
ON BİRİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail yalnız kendi teslimiyetini değil, kendisinden sonra gelecek nesillerin de Allah’a bağlı kalmasını istemiştir.
ON İKİNCİ BÖLÜM
İçlerinden Bir Peygamber Gönderilmesi Duası
Bakara Suresi 129
Hz. İbrahim ile Hz. İsmail soylarından gelecek topluluğa kendi içlerinden bir peygamber gönderilmesini ister.Bu elçinin:
Allah’ın ayetlerini okuması,
kitabı ve hikmeti öğretmesi,
insanları arındırması
için dua ederler.
Ayetleri Okuyan Elçi
Peygamberin ilk görevi Allah’ın ayetlerini doğru biçimde ulaştırmaktır.Vahiy:
insan düşüncesine göre değiştirilmez,
toplumun hoşuna göre azaltılmaz,
kişisel çıkara göre yorumlanmaz.
Kitabı Öğretmek
Kitabı öğretmek yalnız metni okumak değildir.
Anlamını açıklamak,
hükümlerini bildirmek,
insanın hayatına uygulamak
da bu görevin içindedir.
Hikmeti Öğretmek
Hikmet:
bilgiyi doğru yerde kullanmak,
hükmün amacını kavramak,
olaylara dengeli yaklaşmak
demektir.Kitap ile hikmet birlikte olduğunda bilgi davranışa dönüşür.
Arındırmak
Peygamber insanları:
şirkten,
kibirden,
zulümden,
ahlaki kirlerden
arındırmaya çağırır.Arınma zorla değil; vahiy, eğitim ve kişinin kendi iradesiyle gerçekleşir.
Duanın Tarihî Karşılığı
İslam geleneğinde bu dua, Hz. İsmail’in soyundan gelen Hz. Muhammed’in gönderilmesiyle ilişkilendirilir.Kur’an’da Hz. Muhammed’in:
ayetleri okuması,
kitabı ve hikmeti öğretmesi,
insanları arındırması
aynı görevlerle anlatılır.
ON İKİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail Kâbe’nin duvarlarını yükseltirken, gelecek nesillerin kalplerini vahiy ve hikmetle yükseltecek bir peygamber için de dua etmiştir.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yakup’un Oğullarına İsmail’in Rabbi Hakkında Verdiği Cevap
Bakara Suresi 133
Hz. Yakup ölüm yaklaşınca oğullarına kendisinden sonra kime kulluk edeceklerini sorar.Onlar:
Yakup’un,
ataları İbrahim’in,
İsmail’in,
İshak’ın
ilahı olan tek Allah’a kulluk edeceklerini ve O’na teslim olacaklarını söyler.
Hz. İsmail’in Atalar Arasında Anılması
Hz. İsmail, Hz. Yakup’un doğrudan babası olmamasına rağmen atalar arasında anılır.Bu kullanım, Arapça ve eski toplumsal dilde amcanın da baba makamında anılabileceğini gösterir.Hz. İsmail, Hz. Yakup’un amcasıdır.
Ortak İlah
İbrahim, İsmail ve İshak farklı hayatlar yaşamış; fakat aynı Allah’a kulluk etmiştir.Bu, peygamberler arasındaki inanç birliğini gösterir.
Tevhid Mirası
Yakup’un oğullarına bırakmak istediği en büyük miras:
toprak,
servet,
siyasi güç
değildir.Tek Allah’a kulluktur.Hz. İsmail de bu tevhid mirasının temel taşı olarak anılmıştır.
Teslimiyet Sözü
Oğullar yalnız Allah’ın varlığını kabul etmekle yetinmez.“Biz O’na teslim olanlarız.”anlamında söz verirler.Tevhid bilgiyle başlar, teslimiyetle tamamlanır.
ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in vefası, kendisinden sonraki nesillerin tevhid sözünde de yaşamıştır.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Peygamberler Arasında Ayrım Yapmamak
Bakara Suresi 136 ve Âl-i İmrân Suresi 84
Müminlere:
Hz. İbrahim’e,
Hz. İsmail’e,
Hz. İshak’a,
Hz. Yakup’a,
torunlara,
diğer peygamberlere
verilen vahye iman ettiklerini söylemeleri emredilir.Peygamberler arasında iman bakımından ayrım yapılmaması istenir.
Hz. İsmail’e Verilen Vahiy
Hz. İsmail yalnız Hz. İbrahim’in oğlu olarak değil, vahiy alan peygamber olarak anılır.Ona verilen vahyin ayrıntıları Kur’an’da geniş biçimde açıklanmaz. Ancak peygamber olduğu kesin olarak bildirilir.
Peygamberler Arasında Birlik
Bütün peygamberler:
aynı Allah’a çağırmış,
şirki reddetmiş,
insanları ahlaka yöneltmiştir.
Görevleri, toplumları ve bazı hükümleri farklı olabilir; fakat vahyin temel kaynağı birdir.
Birini Kabul Edip Diğerini Reddetmemek
Gerçek iman:
sevilen peygamberi kabul edip diğerini küçümsemek,
soy veya toplum sebebiyle peygamber seçmek
değildir.Allah’ın gönderdiği bütün elçileri doğrulamaktır.
Hz. İsmail’in Evrensel Peygamberlik Zincirindeki Yeri
Hz. İsmail’in adı:
İbrahim,
İshak,
Yakup,
Musa,
İsa
gibi büyük peygamberlerle birlikte anılır.Bu, onun peygamberlik zincirindeki şerefli yerini gösterir.
ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’e iman etmek, onu yalnız tarihî bir ata olarak değil, Allah’ın vahiy verdiği bir peygamber olarak kabul etmektir.
ON BEŞİNCİ BÖLÜM
İbrahim, İsmail ve İshak’ın Kimliği Üzerindeki Tartışma
Bakara Suresi 140
İnsanlara Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakup ve torunların Yahudi veya Hristiyan olduğunu mu söyledikleri sorulur.Ardından gerçek bilgiyi Allah’ın bildiği açıklanır.
Sonraki Kimlikleri Geçmiş Peygamberlere Taşımak
Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. İshak:
Yahudilik ve Hristiyanlığın tarihî oluşumundan önce yaşamıştır.
Bu sebeple onları sonradan oluşmuş mezhebî veya toplumsal kimliklere hapsetmek doğru değildir.
Temel Kimlik: Allah’a Teslimiyet
Onların temel yolu:
tevhid,
hanîflik,
Allah’a teslimiyet
olmuştur.Kur’an onları sonraki toplumsal tartışmaların aracı olmaktan çıkarır ve ortak vahiy zincirine yerleştirir.
Bilgiyi Gizlememek
Ayet Allah’tan gelen şahitliği gizleyen kişinin büyük zulüm işlediğini bildirir.İnsan:
peygamberlerin gerçek mesajını,
tevhid çağrısını,
tarihî hakikati
grup çıkarı için değiştirmemelidir.
ON BEŞİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in kimliği sonradan kurulan ayrımların değil, Allah’a teslimiyetin içinde anlaşılmalıdır.
ON ALTINCI BÖLÜM
Hz. İsmail’e Vahiy Verilmesi
Nisâ Suresi 163
Allah’ın Hz. Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiği gibi Hz. Muhammed’e de vahyettiği bildirilir.Vahiy verilen peygamberler arasında Hz. İsmail’in adı da açıkça anılır.
Vahiy Zincirinin Bir Parçası
Hz. İsmail’in adı şu peygamberlerle birlikte zikredilir:
Hz. İbrahim,
Hz. İshak,
Hz. Yakup,
Hz. İsa,
Hz. Eyyûb,
Hz. Yunus,
Hz. Harun,
Hz. Süleyman.
Bu, onun ilahî vahyin taşıyıcılarından olduğunu gösterir.
Peygamberliğinin Bağımsız Değeri
Hz. İsmail yalnız babasının yardımcısı değildir.O kendi başına:
vahiy alan,
ailesini ve toplumunu uyaran,
namazı ve zekâtı emreden
bir peygamberdir.
Vahyin Kaynağının Birliği
Farklı peygamberlere vahiy gönderen Allah birdir.Bu nedenle peygamberlerin temel mesajları:
tevhid,
kulluk,
adalet,
ahiret sorumluluğu
bakımından birleşir.
ON ALTINCI BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in vefası yalnız babasına değil, kendisine verilen vahiy emanetine karşı da gösterilmiştir.
ON YEDİNCİ BÖLÜM
Seçkin ve Hayırlı Kullar Arasında Anılması
Sâd Suresi 48
Hz. İsmail, Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl’in anılması emredilir.Onların her birinin hayırlı ve seçkin kullardan olduğu bildirilir.
Hayırlı Kul
Hayırlı olmak:
iman taşımak,
insanlara iyilik yapmak,
kendisine verilen görevi yerine getirmek,
kötülükten uzak durmak
anlamlarını kapsar.Hz. İsmail’in hayrı:
ailesine,
babasına,
Kâbe hizmetine,
tebliğ ettiği topluma
ulaşmıştır.
Seçkinlik
Peygamberlerin seçkinliği:
servet,
soyla övünme,
dünya gücü
sebebiyle değildir.Allah’ın onları vahiy ve salihlik için seçmesidir.
Anılmasının Emredilmesi
Hz. İsmail’in anılması, onun ahlakının unutulmaması içindir.Özellikle:
sözünde durması,
sabrı,
aile sorumluluğu,
teslimiyeti
gelecek nesillere örnek gösterilir.
ON YEDİNCİ BÖLÜMÜN ÖZÜ
Hz. İsmail’in seçkinliği yalnız büyük bir peygamberin oğlu olmasından değil, kendi vefası ve salihliğinden gelir.
Bölüm etkileşimi
