Sarmaşık kitap kapağı

7. bölüm / 30

Sarmaşık

7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃

🍃
Artık alaza dahada yakın olacağım, buradan gitmesi için elimden ne geliyorsa yapacağım .

Umarım buradan ,bu diyardan defolup gidersin.

Bende eski ,senden önceki hayatıma kaldığım yerden devam ederim .

Arkamı alaza dönüp odama doğru yürümeye başladım.

Alaz arkamdan seslensede ne dönüp arkama baktım nede cevap verdim.

Aynanın karşısına geçip göz bandımı açarak

yarama baktım .

Gözlerimden yaşlar akıyordu. Elimle yarama dokundum.

Her dokunuşta gözlerimden dahada fazla yaş akıyordu .

Rahatlamak için ağlamıştım .

Gözlerimdeki yaşları silip üzerimi değiştirdim.

Kendimi yumuşak yatağımın üzerine bıraktım.

Şuan da uyuyamazdım benim farahın yanında olmam gerekiyor. Ona sormam gereken şeyler vardı.

Aynı zamanda onu korumamda gerekiyordu.

Yakında bir savaş olacaksa saldırı ilk önce faraha olmalıydı.

Kapısında heryerde muhafız vardı.

" nereye "dedi muhafızlardan biri "

" farahın yanına gidiyorum "

"Giremessiniz efendim "

"Senden izin almıyorum zaten çekil şuradan"

Kapıyı tıkladığımda Farah kapıyı açtı.

"Farah biraz konuşabilir miyiz "

"Tabi içeri gel "

İçeriye girip yatağının üzerine oturdum.

Farah da yanıma gelerek"ne konuşmak istiyorsun benimle "

"Olanları zaten biliyorsun. Ben şeyi merak ediyorum ."

"Sana neden yardım ettiğimi . Alazın başka dünyadan geldiğini biliyorum. "

"Nereden biliyorsun "

"Sizi konuşurken duydum "

"Peki madem biliyordun neden bana ,bize yardım ettin."

"Çünkü karşılığında senden büyük bir şey isteyecektim ."

"Nedir "

"Şeyy benim bir abim varmış . Kim olduğunu bilmiyorum. Sadece onu bulmak istiyorum."

"Abin mi ben nasıl bulabilirim ki onu nasıl biri olduğunu bile bilmiyorum "

"Buralarda mı peki sarayda mı ?"

"İşte sorunda burada benim abim dünyada "

"Dünyada mı "

"Evet dünyada belki siz ikiniz bana yardım edebilirsiniz. Belki sizin sayenizde abimi bulabilirim. "

"Tamam hadi diyelim dünyada arıyoruz ama onun olduğunu nasıl anlayacağız . "

Dediğimde saçlarını geriye çekip ensesini gösterdi.

Ensesinde mühür gibi birşey vardı.

"Bu da ne böyle " dedim elimle bedenine işlenen mühüre dokunurken.

" Bir cadıya gidip bağ büyüsü yaptım . Yani kısaca abimle karşılaştığımda mühür kendini belli edecek.."

"kafam karıştı ama seni anlamaya çalışıyorum. Neden abin dünyada . Anne ve baban nerede. "

"Ben küçükken ölmüşler . Bende ailem hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Abimin nerede olduğunu bir büyü sayesinde öğrenebildim . Benim cadı bir arkadaşım vardı sağolsun yardım etti . Fazla enerjisi ve gücü olmadığı için sadece dünyada olduğunu biliyorum"

Elimi farahın omzuna koyarak " merak etme abini bulmak için elimden ne geliyorsa yapacağım sana söz veriyorum"

Dediğimde ilk önce gülümsedi sonrada teşekkür ederim diyerek sıkıca sarıldı .

Farah geriye çekilerek "şeyy bana dövüşmeyi ve silah kullanmayı öğretirmisin biliyorum çok şey istiyorum"

"Tabiki isteyeceksin . Öğretirim hemde seve seve"

Farah ayağa kalkarak "tamam hadi gidelim "

"Nereye "

"Eğitim alanına "

"Şimdi mi ? "

"Evet şimdi bir an önce öğrenmem gerekiyor."

"Bu kadar çabuk mu " dedi Farah şaşırarak.

"Kendini savunmayı öğrenmelisin her ne kadar şifacı olsanda."

"Haklısın "diyerek ayağa kalktı.

Kapıdaki muhafızları hallettikten sonra eğitim alanına doğru ilerlemeye başladık.

****

Eğitim alanına geldiğimizde faraha dönerek sordum "ilk önce ne öğrenmek istiyorsun "

"Ok atmayı "

"Güzel seçim bende ilk onunla başlamıştım. Anlaşılan seninle çok ortak noktamız var ."

Dedikten sonra birlikte gülmüştük. Etrafımızda muhafızlar vardı. Farah için buradalardı. Tabi birde benim için . Başka bir delilik yapmamam için beni gözetiyorlardı.

Sol tarafımızdan sesler geliyordu .

Sesin geldiği yöne doğru baktığımda alaz elinde ok ve yayla hedefini vurmaya çalışıyordu.

Bana bakıp tekrardan ok atmaya devam etti.

Hiç bir atışındada hedefi tutturamamıştı"

Sol elimi arkama uzatıp yayımı ve okum elimde belirdi.

Faraha dönerek "beni iyi izle " dedim.

Okumu alazın hedefine odakladım.

"Farah ilk önce hedefini seçeceksin . Sonrada kendini bir ok gibi düşün . Etrafında ne kadar rüzgar olursa olsun ne kadar fırtına olursa olsun sen her zaman onları bir güneş olarak düşüneceksin. Anladın mı ?"

"Evet anladım peki sonra ne yapacağım ."

"Kendine inan ,kendine güven ve oku serbest bırak "

Dedikten sonra okumu bıraktım.

Farah gülümseyerek "yaptın ,başardın uzakta olan bir hedefi tam yerinde vurdun"

Bende ona karşılık olarak gülümsedim.

Alaza doğru baktığımda alaz bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu . Daha çok şaşıracaksın alaz .

Bu daha hiçbir şey.

Faraha oku nasıl tutacağını gösterdiğimde bir gözüm ise alazdaydı . Sanki beni taklit ediyordu. Ben ne yapıyorsam oda aynını yapmaya çalışıyordu.

Açıkçası bu hali biraz komikti. Bu beni azda olsa gülümsetmişti.

Farah birden beni dürterek "siz neden bakışıyorsunuz sürekli"

"Şeyy yaa aramız biraz bozuk da ondan "

"İyi madem inşallah düzelir aranız. Gerçi birbirinize böyle uzaktan bakarak nasıl düzelecekse . "

"Düzelmesini isteyen kim"

Dediğimde Farah bana alttan alttan baktı.

"Niye öyle bakıyorsun "dedim.

"Nasıl bakıyorum "

"Söylediğime inanmamış gibi "

Dediğimde gülmeye başladı.

"Bak sen şuna çok eğleniyorsun heralde "

Dediğimde bir anda duraksadı "ilk defa mutlu olmaya başladım senin sayende bana iyi geliyorsun. Tıpkı bir abla gibisin"

Dediğinde dayanamayıp ona sıkıca sarıldım.

"Sende benim kardeşim gibisin "

"Teşekkür ederim herşey için "

"Bende teşekkür ederim "

"Abini bulup karşına çıkaracağım."

"Önceden bana imkansız gibi gelirdi ama şimdi sen söyleyince mümkün gibi geliyor.

Bir umut gibi değilde sanki gerçekleşecekmiş gibi"

"Gerçekleşecek hiç şüphen olmasın."

Farahtan ayrılarak "tamam bu kadar duygusallık yeter şimdi dene bakalım "dediğimde oku yaya yerleştirip hedef aldıktan sonra "söylediklerimi unutma " dedim.

Önümüzdeki ağacı hedef almıştı.

Yayı geriye çekip oku bırakmıştı.

Hedefi vurmasına çok az kalmıştı.

Ama yinede sevinmiştim . İlk denemesine göre gayet iyiydi.

"Farah gayet iyi ilk yapmana rağmen "

"Gerçekten mi "

"Gerçekten gayet iyi "

Dediğimde gülüyordu . Mutluydu . Onun mutlu olması ,gülümsemesi benide mutlu ediyordu.

"Bu gecelik bu kadar yeter hadi biraz dinlenelim sonra yine çalışırız "

"Tamam peki "

Oradan tam ayrılacakken alaz bana doğru gelmeye başladı .

Yanıma geldiğinde "biraz konuşabilir miyiz " dedi.

"Belki sonra "dediğimde Farah araya girerek "siz konuşun benim gitmem gerekiyor "

Dedikten sonra koşarak yanımızdan ayrıldı.

"Eee seni dinliyorum ne diyeceksin "

Eliyle hafifçe saçlarını karıştırarak " nasılsın iyi misin ?"

Düz ve net bir ses tonuyla "iyiyim " dedim.

"Bu kadar mı cevabın "

"Evet bu kadar."

Dediğimde daha birşey söylemedi.

"Sanırım başka söyleyecek bir şeyin yok o halde gidiyorum iyi geceler " dedikten sonra arkamı dönüp gidecekken bileğimden tuttu.

Bedenimi tekrar alaza çevirdim.

Alaz elini çekerek " sen o şeyin peşine gittiğinde

Seninle birlikte gelmek istedim. Ama muhafızlar izin vermedi. Beni tuttular gitmemem için. Tehlikeliymiş dövüşmek için hazır olmadığımı söylediler.

O yüzden yanına gelemedim. "

"Anladım. Şimdi gidiyorum tekrar iyi geceler "

Dedikten sonra arkamı dönüp yürümeye başladım.

Seslenerek "sanada iyi geceler" dedi.

Yürürken bir anda yüzümde bir tebessüm belirdi.

***

Beni yalnız bırakmaması hoşuma gitmişti. Peşimden gelmek istemişti ama yanında kocaman engeller vardı.

Benim için endişelenmişti. Nasıl olduğumu merak ediyordu.

Sana yakın olmalıyım . Bir an önce ait olduğun yere dönmen gerekiyor. Belkide seni orada bekleyenlerin vardır. Bir ailen vardır.

Odamdam içeriye girip üzerime rahat bir şeyler giyindim.

Yorgan ve yastık aldıktan sonra odamdan çıkıp

Farahın odasına doğru ilerledim.

Kapıyı çalıp açmasını bekledim. Kapı aralandı .

Farah kapının arasından uykulu gözlerle bana bakıyordu. Nöbetçi muhafızlar her yerdeydi.

Bana alıştıkları için artık bir şey demiyorlardı.

"Sarmaşık ne oldu ? Neden yorgan ve yastığınla geldin."

" senin için tehlike geçene kadar Senin yanında kalmak istiyorum.eğer izin verirsen "

"Tabi gelebilirsin "

Dedikten sonra kapıyı tamamen açıp gel işareti yaptı. İçeriye girip yatağın bir köşesine yattım.

Farah ise diğer yanıma yattı.

Farah bana dönerek" beni korumak zorunda değilsin biliyorsun değil mi"

" seni korumak zorundayım"

"Değilsin sarmaşık "

" sana borçluyum hemde iki defa "

" abimi benim için bulman yeterli "

" elimden geleni yapacağım "

"Teşekkür ederim " diyerek tebessüm etti.

" sizin alaz ile aranızda birşey mi var " dedi Farah .

"Yok bir şey ne olacak o ne demek . Ne demek istedin şimdi."dedim kekeleyerek .

"Anladım henüz birşey yok"dedi.

"Anlamadım ne dedin "

"Hiçç hiçç bir şey demedim "dedi ve tebessüm etti.

"Merak ettim ya ne dedin sen şimdi " dedim.

"Bişey demedim. Hadi uyuyalım . İyi geceler sarmaşık."

"İyi geceler "

Birbirimize iyi geceler dedikten sonra daha konuşmadık kendimizi uykunun kolları arasına bıraktık.

****

Muhafızlar için alarm çaldığında hazırlanmak için yataktan kalktım.

Farah aynanın karşısına geçmiş çoktan üzerini giyinmişti.

" ooo Farah sen çoktan kalmış hazırlanmışsın bile "

"Evet bir uyandım daha da uyuyamadım "

Dediğinde gülümsedim .

"Bende hazırlanayım bekle birlikte gideriz "

Gülümseyerek " olur "dedi.

Sürekli gülümsüyordu. İçi mutlu olmasada dışardan mutlu görünmeye çalışıyordu.

Bu onu dahada mı güçlü yapıyordu yoksa tam tersimi.

Ne hayet işlerimi halletmiştim.

Aynanın karşısına geçerek bollanan göz bandajımı sıkarken " keşke yüzündeki yarayı iyileştirebilseydim ."

" merak etme ben böylede gayet iyiyim ."

"Gerçekten iyi misin ?"

"Evet gerçekten iyiyim " diyerek omzuna dokundum.

" alazı kurtarmadan önce zarar göreceğini veya ölebileceğini hiç düşündünmü "

"Düşünmedim. O an sadece onu kurtarmak istedim. Ne olursa olsun kurtarmak istedim "

"Değer veriyor olmalısın "

Konuyu değiştirmeye çalıştım .

"Neyse yaa hadi gidelim yoksa eğitime geç kalacağız."

Diyerek kapıya doğru ilerlemeye başladım.

Farah arkamdan bağırarak " hemende konuyu geçiştirip kaç "

Dedikten sonra tebessüm ederek yürümeye devam ettim.

Birlikte eğitim alanına doğru ilerlemeye devam ettik.

Herkes her zamanki gibi yerini almış ben ise yine gecikmiştim.

Alaz geldiğinden beri sürekli bir yerlere gecikmeye başlamıştım.

Etrafa bakınmaya başladım gözüm istemsizce alazı arıyordu. Ve gördüm işte orada tam karşımda yerini almıştı.

Yanında görmek istemeyeceğim bir manzarayla karşılaştım. Biray alazın yanına gidip yine bir şeyler anlatıp gülüyorlardı.

Sabah sabah ne olmuş olabilir. Uyurken komik birşey mi yaşadı.

Gerçekten bu kıza uyuz olmaya başladım.

Bana bir zararı olmuyor ama nedense kızı hiç sevemedim.

Farah fark ederek sordu " neden alaza öfke dolu bakıyorsun " dediğinde bir anda kendimi toparlayıp "yoo hayır ona ,oraya bakmıyordum . Gözüm dalmış "

"Gözünde hep alazın olduğu yere dalıyor"

"Bak sen şuna senin gözünde hep benim üzerimde "

"Tabiki sen beni koruyorsun bende seni koruyacağım "

Dediğinde iki elimle yanaklarını sıkarak "bak sen senin beni korumana gerek yok. Sen ne olursa olsun hep böyle gülümse o bana yeter "

Dediğimde tekrar gülümsedi. Gülümserken gözlerinin içi parıldıyordu.

Faraha bakarak "işte aynen böyle "

Bir anda kaba bir ses geldi dönüp baktığımda bu kişi lord barlasdı." Eğitime başlamak için Neyi bekliyorsunuz ."

Lord Barlas sürekli çalışmamızı ve asla mola vermememizi istiyor. Ama bu imkansız gibi bir şey.

Benim armam ne zaman farklı renge bürünücek ,

Hangi renk armam olacak . Yada belkide renksiz.

Lordun uyarısıyla herkes kendini toparlayıp eğitimlere başladı.

Lord başladığımızı gördüğünde bir şey söylemeden bulunduğu yerden ayrıldı

Farah ise muhafızlar eşliğinde yanımdan ayrılarak kendi eğitim alanına gitmişti.

Çaylakların önüne geçip ilk önce kılıç çıkarmayı gösterecektim.

Kimisi çok erken öğrenir kimisi ise çok geç.

Sağ elim omzumun üstünden arkama doğru uzatıp önüme getirdiğinde kılıç da elimle birlikte gelmişti.

" şimdi herkes beni iyi dinlesin dediğimde

Aralarından biri" bu çok kolay " diyerek denediğinde yapamadı. Herkes gülmeye başladı.

" göründüğü gibi kolay değil. Uzatma, kaldırma ve çekmeyi ayarlayabilmen gerekiyor.

Ve en önemlisi de gerçekten yapabileceğine inanman lazım ancak o şekilde yapabilirsiniz."

Kılıcımı aldığım şeklin tersini yaparak geriye koydum ." Şimdi tekrar yapacağım herkes dikkatlice beni izlesin "

Tekrar yaptıktan sonra herkes yapmaya çalışırken her birini sırayla izliyordum .

Yapanlar vardı.

Defalarca deneyip yapamayanlarda vardı.

Ama eninde sonunda yapacaklardı.

Saatlerce kılıç çıkarma çalışıyorduk.

Çaylaklar bakmayı bırakıp etrafına bakındığımda

Kraliçe arkamdan beni izliyordu .

Acaba ne kadar zamandır oradaydı.

Kraliçe yavaş adımlarla bana doğru geliyordu

" sarmaşık nasılsın iyi misin "

Önünde eğilip kalktıktan sonra "iyiyim majesteleri"

"Peki yüzündeki yara nasıl "

"İyi majesteleri "

"Emin misin iyi olduğuna"

"Eminim majesteleri "

"Peki öyle olsun bir sıkıntın olursa yanıma gelebilirsin "

"Peki majesteleri "

Dedikten sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.

Kraliçe bir anda duraksadı .

Ben tarafa doğru dönerek "efgen dünyada orman yangını çıkmış hazırlanıp hemen yangını söndür "

Kraliçe dünyadaki yangınları hissedebiliyordu.

Bu sayede öğrenebiliyorduk.

Hemen ortaya atlayarak "majesteleri efgenin yerine ben gidebilirmiyim "

Kraliçe şaşırarak " sen mi neden? "

"Şey öylesine bir sebebi yok majesteleri "

" bir müddet seni dünya görevine göndermeyeceğim"

Tam ağzımı açıp bir şey diyecekken

"Konu kapandı sarmaşık başka bir şey söylemeye gerek yok."

Dedikten sonra taht odasına doğru ilerlemeye başladı.

Kraliçenin arkasından bakarken bir anda kraliçenin önüne bir ok düştü.

Âni bir şekilde bağırarak " gardınızı alın buradalar." Dedi lord Barlas.

Bir anda herkes kraliçeyi yaklaşıp etrafında çember oluşturdular.

Farah bize doğru koşuyordu . Baş muhafız farahı durdurup önüne geçti " şifacıyı koruyun" demişti.

Farahın yanına gidip kolundan tuttum.

Farah çok telaşlı görünüyordu " korkma sakın ne olursa olsun seni koruyacağım,koruyacağız . Sakın yanımdan ayrılma"

Başını sallayarak beni onayladı .

Bir anda etraftan sağımızdan ,solumuzdan dört bir yanımızdan dikenler gelmeye başladı.

Lord Barlas bağırarak "siper alın atış ve vuruşlar serbest " dedi.

Herkes dövüşmeye başlamıştı.

Alazın yanına gitmeliydim. Onu yalnız bırakmamalıyım. Kendini koruyamaz.

Bir yandan farahın kolunu tutuyor diğer yandan önüme çıkan dikenleri öldürüyordum.

Alazın olduğu yöne vardığımda alaz orada değildi.

Kaya seslenerek " kaya farahı koru sakın yanından ayırma onun için geldiler. Asla onlara farahı vermeyeceğiz "

Dedikten sonra farahı kayaya bıraktım .

"Elimden geleni yapacağım" dedikten sonra oradan ayrılıp alazı aramaya başladım.

Kraliçe ve farahın etrafını muhafızların çoğu çevrelemişti. İkisinide özenle koruyorlardı.

Bir türlü alazı göremiyordum. Yeşil gözlerim her yerde mavi gözleri arıyordu .

Ve işte oradaydı mavi gözlerin sahibi elinde kılıçla bana bakıyordu. Fakat tek bakan o değildi .

Başka bir muhafız bana dik dik bakıyordu.

Biran da etrafımı dikenler çevrelemeye başladı.

Her yerdeydiler . Sağımda,solumda ,önümde, arkamda, her yerde .

Kraliçe ve diğerlerinden sesler geliyordu . Her ne kadar beni görmeye çalışsalarda nafile . Beni görebilmeleri için dikenleri öldürmeleri gerekiyordu.

Dikenlerin arasından biri geliyordu.

Bu kişi bana dik dik bakan adını bile bilmediğim muhafızlardan biriydi.

"Süprizi mi beğendin mi ?" Demişti gülümseyerek.

Yeşil gözlerim kocaman açılmıştı "

"Senn doğaüstü değişken "

"Evet hafızan baya kuvvetliymiş"

"Yani sen şimdi bayadır bizim aramızdamıydın "

"Aynen deli kız "

"Sensin deli "

Ve ekledim

"Ne için bu tuzak ne yapacaksın bana , ne yapacaksınız "

"Sana ikinci bir teklifle geldim "

"Teklif mi ?"dedim şaşırarak .

" Zehirin krallığında benim orduma katılmanı istiyorum "

"Ne o, bunu senden zehir mi istedi "

"Hayır kralım buraya geldiğimi bilmiyor . Ben istiyorum orduma katılmanı "

" cevabımı bence zaten biliyorsun. Ama ben yinede söyleyeyim. O zamanda söylediğim gibi

Zehirin krallığına senin lanet orduna asla katılmayacağım asla. Anladınmı asla ."

" anlamıyormusun hepiniz öleceksiniz yaşaman için benim yanımda olman gerekiyor yoksa öleceksin ".

"Benim yaşayıp yaşamamam neden senin umrumda "

Dediğimde duraksadı . " sen kabul edene kadar sormaya devam edeceğim. Şimdi gidiyorum senin için tekrar geleceğim ."

🍃 BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.