Sarmaşık kitap kapağı

10. bölüm / 30

Sarmaşık

10. BÖLÜM / DEJAVU🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃

🍃
İyi hissettiriyordu , onunla olmak , nefesini hissetmek ,ona dokunmak iyi hissettiriyordu.

İyi geliyordu bana onun varlığı.

Sanki o yanımdayden içimdeki eksik parçalar , duygular teker teker tamamlanıyordu.

Sonsuza kadar birbirimizin yanında olmamız imkansız.

Tıpkı benim sıradan biri olup herhangi bir sınıfa ait olmadığım gibi.

İşte sende benim için imkansızsın.

Evet belki efgene imkansız diye bir şey yoktur inanmak yeterlidir demiştim ama sen benim için hayallerin ve umutların çok ötesindesin.

*****

Anonsun sesiyle gözlerimi hafifçe araladığımda kendimi yatağın içinde uzanır vaziyette buldum.

Yataktan kalkıp etrafa bakınmaya başladım.

Hızlıca üzerimi giyinip aynanın önüne geçtim.

Elim aynanın önünde duran bandaja doğru ilerledi.

Elime alıp bandajı yüzüme doğru yaklaştırırken

Gözümün önüne alazın dün yanımda olduğu anlar belirdi. Yüzümü okşayışı , güzel kelimeleri ve o muazzam bakışları.

ilk çekmecemi açıp bandajı içine koydum .

Gülümsüyordum her aklıma geldiğinde , her gözümün önüne geldiğinde gülümsüyordum.

Mutluydum , hemde çok mutlu.

Artık hazırdım tıpkı alazın dediği gibi ben zayıflığımı , kusurumu kapatmıyorum. Ben farklılığımı gösteriyorum. Bu iz benim diğer insanlardan daha farklı olduğumun göstergesi.

Kapıya doğru ilerleyip odamdan çıkış yaptıktan sonra eğitim alanına doğru ilerlemeye başladım.

Dünü düşündükçe elimde olmadan hala gülümsüyordum.

Eğitimden önce kahvaltı yapmıyoruz bu şekilde ne kadar dayanıklı olduğumuz test ediliyor . Mola zamanlarımızda eğitim alanında yemekler dağıtılıyor. Kimisi dayanıklıyken kimisi ise düşüp bayılıyordu.

Birliğim çoktan çalışmak için hazırdı . Hepsi hizalanmış benim gelmemi bekliyordu.

Önlerine geçip kollarımı arkama bağladım.

" evet çaylaklar şu âna kadar silah çıkarma ve kullanmayı öğrendik. Bu eğitimde sizden istediğim şey kim neyi yapmakta eksikse onu yapmanız . Serbest çalışacaksınız bende sizleri gözlemleyeceğim. Anlaşıldımı."

Hep birlikte " evet efendim "dediler .

Onlar çalışmaya başlamışken benim gözlerim alazı arıyordu.

Ne hayet görmüştüm. Okunu çıkarmayı başarmıştı. Ne yalan söyleyeyim bunu yapabileceğini hiç düşünmemiştim.

Hedefi vurmaya çalışıyordu ama bir türlü yapamıyordu . İstemsizce gülüyordum. Komik görünüyordu. Bir anda bana bakıp duraksadı.

Sanırım yüzümde bandajın olmadığını farketti.

Eliyle kendi yüzünü gösterip parmağıyla beni işaret ettikten sonra ellerini kalp şeklinde yapıp bana doğru uzattı .

Parmaklarım istemsizce saçlarımı kurcalıyordu.

Kaya alaz'ın kaytardığını fark ettiğinde onu uyarıp eğitimine geri dönmesini sağladı.

Ben ise hala gülüyordum.

Kaya'nın gözleri bir anda beni buldu önce duraksadı sonra tekrar işine odaklandı.

Önüme dönüp çaylakları gözetmeye devam ettim.

Kimisi oldukça iyi ,kimisi ise hala birşey yapamıyordu.

Gözümün önüne alazın elleriyle bana kalp yapması geliyordu.

Bu beni dahada sesli güldürdü.

Herkesin dikkati dağılmış bana bakıyordu.

Kendimi toparlayıp ciddiyetimi geri aldım.

Onlarda durumu fark ederek çalışmalarına geri döndüler.

Anonsun sesiyle herkes molaya geçti.

Kimisi dinlenmek için kimisi ise birşeyler atıştırmak için ilerliyordu.

Alaz yiyecek bir kaç birşey almış bana doğru ilerliyordu.

Köşeye oturup yanıma gelmesini bekledim.

Alaz yanımdan geçip ilerliyordu .

Bu da neydi böyle alaz neden yanımdan bir rüzgar gibi esip geçmişti.

Arkasından alaza baktım .

Gittiği yer birayın yanıydı.

Birayın tam karşısında duruyordu.

Biraya elindekileri uzatıp birşeyler konuşuyor ve aynı zamanda gülümsüyordu.

Gülümsemesi tek taraflı değildi .

İkisi birlikte beni deli ediyordu.

İstemsizce elimi yumruk yapıp sıktım.

Bu görüntü beni oldukça rahatsız etmişti.

Tırnakların avuç içime batıyor olsada bu bana engel olmamıştı.

Bende sanıyorum ki benim yanıma gelecek .

Boşuna oturmuş onun yanıma gelmesini bekliyorum . Ne kadarda salağım .

Daha fazla onların gülüşmelerini izleyemezdim.

Yerimden kalkıp büyük ağacın olduğu yere doğru ilerleyip gölgeye oturdum.

Sırtımı gövdesine yasladım.

Sıkıca yumruk yaptığım elimi gevşettim.

Üzülmüştüm. Böyle olacağını hiç düşünmedim.

Biraz mutlu olayım dedim oda zaten kısa sürdü.

Mutluluk bana göre değilmiş, huzur hiç değilmiş.

Bir anda bir el omzuma dokundu. Alaz olduğunu düşünerekten arkamı döndüm.

Karşımdakini görünce biraz yüzüm düştü.

Farah bunu fark ederek sordu " ne o yoksa alazımı bekliyordun "

"Yooo hayır kimseyi beklemiyordum "

"Peki . Burada tek başına ne yapıyorsun ."

"Biraz yalnız kalmak istedim sadece "

" Yalnız kalmanın sebebi onları öyle görmen olabilirmi "

"Hayır alakası bile yok . Ondan bahsetme "

"Peki tamam . Sinirlenme hemen. Bakıyorum da yüzündeki bandajı çıkarmışssın "

"Ondanda bahsetme " dedim öfkeyle .

Çünkü söylediği her söz her kelime alazla ilgiliydi.

"Anlaşıldı biri sebep olmuş "

Sinirli bir şekilde farahın yüzüne baktığımda

"Tamam yaa bir şey demiyorum. Sadece susup yanında oturacağım ."

Dediğinde bir şey demedim. Usulca yanıma oturup başını omzuma koydu.

"Yanlız kalıp düşüncelerinde boğulmanı istemedim "

Dediğinde elimle hafifçe başını okşadım.

"Teşekkür ederim beni düşündüğün için ."

Dediğimde ikimizde tebessüm ettik.

Farah ayağa kalkıp "hadi gidelim ."

Ayağa kalktığımda koluma girerek gülümsedi .

Bu kız sürekli gülümsüyordu. Ne olursa olsun hep mutluydu. Ben mutlu olamasamda farahın mutlu olması için elimden ne geliyorsa yapacağım .

Birlikte kol kola yürüyorduk .

Bir anda olduğum yerde donup kaldı.

Farah ise benimle birlikte durup benim baktığım yöne doğru bakıyordu.

Alaz birayı ağacın gövdesine yaslamış birbirleriyle çok yakın duruyorlardı. Neredeyse öpüşeceklerdi.

Birayın kolları alazın boynunu sarmalamıştı tıpkı bir yılan gibi.

Alazı birazdan dudaklarıyla zehirleyecekti.

Fakat alaz zehri içine almaya oldukça meraklı görünüyordu.

Farah bana dönerek" sarmaşık hadi gidelim. "

"Biraz daha kalıp bakmak istiyorum ne olacağını görmeliyim. Ancak bu şekilde ondan tamemen vazgeçebilirim. "

Farah gözlerime bakarak "sarmaşık bir gözün az önce beyazdı . Neden öyle oldu . İyi misin "

Dediğinde bir anda bileğimde bir acı hissettim.

Bileğime baktığımda yılanın ısırdığı yer kabarmış ve oldukça belirgin hale gelmişti.

Acı gittikçe şiddetleniyor ve dahada dayanılmaz hale geliyordu.

Farah endişeli bir sesle " sana neler oluyor böyle"

"Ben biraz yanlız kalmalıyım beni merak etme "

"Bu halde nasıl yalnız kalacaksın saçmalama "

"Gördüklerini Kimseye söyleme yoksa seninle asla konuşmam ."dedikten sonra bileğimi sıkıca tutup ormana doğru koşmaya başladım .

Koşuyordum arkama bile bakmadan koşuyordum.

Bileğim çok acıyordu. Kaybolan ısırık izi yeniden belirmişti.

Bir anda duraksadım belkide gördüklerimi yanlış anlamış olabilirdim.

Geri koşup bir ağacın arkasına gizlendim.

Farah ise olduğu yerde ağzı acık alaza ve biraya odaklanmıştı.

Gözlerim korkuyla ağacın gölgesine baktı.

Alaz ve birayı hiç istemediğim bir yakınlıkta görüyordum.

Alaz birayın verdiği zehiri içine alıyordu.

Birbirlerini uzun zamandır bekleyen çiftler gibi delicesine öpüşüyorlardı.

Gördüklerime inanamadım.

Gözlerimi kırpıştırıp kocaman açtım.

Gördüklerim hala aynıydı.

Arkamı dönüp geldiğim yöne doğru tekrar koşmaya başladım.

Gözleirmden ufak ufak yaşlar akarken tek yaptığım ondan , alazdan uzaklaşmaktı.

Bileğimde iki tane yanyana kırmızı nokta vardı.

Saray tamamen kapandığında kendi etrafımda döndüm.

Acıdan yere yığıldım. Acıyordu hemde fazlasıyla.

Kafamın içinden sesler gelmeye başladı. Biri ismimle beni çağırıyordu.

Bir anda kendimi silkeleyip etrafa bakındım.

Her yerde yılanlar vardı. Her renkte ve çeşit çeşit yılanlar.

Neydi bu yoksa uyuyor ve kabus mu görüyordum. Sürünerek üzerime üzerime geliyorlardı. Başımı ellerimin arasına alıp çığlıklar atmaya başladım . Gözlerimi kapatıp bu olanların bir kabus olmasını diledim.

Gözlerimi geri açtığımda yatağımdaydım.

Kabus olduğu için rahatlamıştım.

Fakat kabus beni oldukça etkilemiş ellerimin üzerine düşen damlalar beni buna inandırmıştı.

Elimi gözlerime getirdiğimde farkettim ki gözlerimden yaşlar akıyordu.

Anonsun sesiyle kabustan uyanmıştım.

Ayağa kalktığımda başım dönüyordu.

Hızlıca banyoya girip duşumu aldıktan sonra üzerimi giyindim.

Bu gün hiç olmamıştı.

Elime alıp bandajı takacakken aklıma dünkü alaz ile olanlar geldi.

İlk çekmecemi açıp bandajı koydum.

Hızlı adımlarla eğitim alanına doğru ilerlemeye başladım .

Çaylaklar çoktan yerini almış benim gelmemi bekliyorlardı.

Önlerine geçip kollarımı arkama bağladım.

" evet çaylaklar şu âna kadar silah çıkarma ve kullanmayı öğrendik. Bu eğitimde sizden istediğim şey kim neyi yapmakta eksikse onu yapmanız . Serbest çalışacaksınız bende sizleri gözlemleyeceğim. Anlaşıldımı."

Hep birlikte " evet efendim "dediler .

Onlar çalışmaya başlamışken benim gözler alazı arıyordu.

Ne hayet görmüştüm. Silahını çıkarmayı başarmıştı. Ne yalan söyliyim bunu yapabileceğini hiç düşünmemiştim.

Hedefi vurmaya çalışıyordu ama bir türlü yapamıyordu . İstemsizce gülüyordum. Komik görünüyordu. Bir anda bana bakıp duraksadı.

Sanırım yüzümde bandajın olmadığını farketti.

Eliyle kendi yüzünü gösterip parmağıyla beni işaret ettikten sonra ellerini kalp şeklinde yapıp bana doğru uzattı .

Parmaklarım istemsizce saçlarımı kurcalıyordu.

Kaya alaz'ın kaytardığını fark ettiğinde onu uyarıp eğitimine geri dönmesini sağladı.

Ben ise hala gülüyordum.

Kaya'nın gözleri bir anda beni buldu önce duraksadı sonra tekrar işine döndü.

Sanırım oda farketmişti. Bandajın olması gereken yerde olmadığını.

Kendime engel olamıyordum.

Şimdide gözümün önüne elleriyle bana karşı yapmış olduğu kalp geliyordu.

Bu beni daha da sesli güldürdü.

Herkesin dikkati dağılmış bana bakıyordu.

Kendimi toparlayıp ciddiyetimi geri aldım.

Onlarda durumu fark ederek çalışmalarına geri döndüler.

Hafifçe tebessüm ederken bir anda gülüşlerim durdu.

Neden herşey kabusumda olduğu gibi ilerliyordu.

Neden bu yaşadıklarım , gördüklerim ve düşüncelerim tıpkı kabusumda olduğu gibi ilerliyordu.

Belkide bu bir tesadüftür. Yoksa başka ne olabilir ki.

Birazdan mola olacaktı .

Kendimi tesadüf diyerek motive etsemde yinede içim huzursuzdu.

Anonsun gelmesiyle koşarak bir kaç atıştırmalık aldıktan sonra etrafımda dönerek alazı aramaya başladım.

Ve görmüştüm işte orada tam karşımda duruyordu.

Ona doğru yürümeye devam ettim.

Hem yürüyor hemde gülümsüyordum.

Demekki herşey tesadüfmüş . Herşey o gördüğüm kötü şeyler kabustan başka birşey değillerdi .

Aramızda az bir mesafe kalmıştı.

Tam o mesafeyi sıfıra indirecekken beklenmedik bir şey gerçeklenmişti.

Biray alazın karşısına geçmiş elindeki atıştırmalığı alaza uzatıyordu.

Fısıltıyla " sakın gülümseme sakın ona gülümseme "

"Sakın alma sakın elindekini kabul etme "

Fakat almıştı birayın uzattığı atıştırmalığı kabul etmişti.

Ve bu yetmezmiş gibi gülümsüyordu.

Ve bu gülümseme tek taraflı değildi.

Fakat kabuslarımdaki gibi olmayacaktı . Birayın alazı zehirlediğini görmeyecektim.

Hızlıca alaza doğru koşmaya başladım.

Beni fark ettiğinde şaşkınlıkla bana bakıyordu.

Tıpkı bir rüzgar gibi esip yanında durmuştum.

Bir kaç kez derin derin nefes alıp verdim.

Birayın bakışları tıpkı alazın bakışları gibiydi.

İkiside bana aynı yüz ifadesiyle bakıyordu.

Alazı kolundan sıkıca kavrayıp çekiştirmeye başladım.

Koşuyordum , koşuşturuyordum.

Birlikte koşuyorduk.

Kabusumda gördüğüm o ağacın gölgesine doğru koşuyorduk.

İkimizde konuşmuyorduk .

İkimizde sessiz olduğumuzdan dolayı birbirimizin nefes seslerini duyabiliyorduk.

Ve işte gelmiştik kabuslarımdaki o lanet ağaç tam karşımdaydı.

Benimle birlikte alazda duraksamıştı.

Hızlı bir manevrayla alazı ağacın gövdesine ittim.

Sırtı ağacın gövdesine yapışmıştı.

Ellerimi iki yana açıp

Ağaca dayadım.

Alaz kollarımın arasındaydı.

gözleriyle gözlerim buluştu . Gözleri bana bakıyordu.

Alaz şaşırarak sordu " sarmaşık bir şey mi söyleyeceksin "

"Neden buraya geldik " demişti.

Başımı hayır olarak salladım. Nefes nefese kalmıştım . Arkamızdan hiç istemediğim bir ses işittim " alaz "diye bağırıyordu .

Arkamı dönüp baktığımda o kişi gerçekten de biraydı.

Kalan ben giden Biray olmalıydı ,

Alaza zehri veren ben, Biray olmamalıydı.

Alaza birayın yaklaştığı gibi yaklaştım.

Birbirimizin yüzüne çok yakındık. Dudaklarımızın buluşmasına sadece bir santim kalmıştı.

Kalbim delicesine çok hızlı atıyordu.

Alaz tam ağzını açıp konuşacakken işaret parmağımı ağzına dayadım.

" sakın ses çıkarma ........."

🍃 BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.