Sarmaşık kitap kapağı

16. bölüm / 30

Sarmaşık

16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃

🍃

Onun için ölmek isterken şimdi ise onun için yaşamak zorundaydım.

Beni ona bağlayan bir şeyler vardı.

Herşey bir yanlış anlaşılmayla başladı.

Nedenini sorgulamadan olayı yanlış anladım. Lanet yüzünden olayları kafamdan istemediğim şekilde kurguladım.

Demek ki benim lanetimi tetikleyen şey kalp kırıklığıymış.

O kadar üzgün ve kırgındım ki o an yaşamak istemedim.

Değer verdiğim bana ait olmalıydı, bir başkasına değil.

Kendi kendime istemsiz hareketler edeceğime ilk önce onunla konuşmalıydım.

Bazen herşey göründüğü veya duyulduğu gibi olmayabiliyor.

Mavi gözleri yeşil gözlerimi seyrediyordu.

Hangi duyguyla gözlerime baktığına anlam veremedim . Öfkeli miydi? yoksa umursamaz mıydı? anlayamadım.

Sessizliği bozarak sordu " sen sen benim yüzümden mi taşa dönüşmeyi seçtin "

Bu sorusu beni ikinci kez taşa dönüştürmüştü.

Duraksadım başımı koymuş olduğum omzundan kaldırdım.

Aslında ona onun için taşa dönüşmeyi tercih ettiğimi söylemeyecektim ama bir anda ağzımdan çıkıverdi.

Kekeledim. Çünkü ona yalan söylemek yerine doğruyu söylemeliydim. " şey aslında tamda senin yüzünden sayılmaz . Daha çok benim yüzümden ."

Bana olan bakışları değişmişti. Bu sefer ki bakışları sanki tüm bunların sebebinin kendisi olduğunu kabullenmiş gibiydi.

"Yani ben senden habersiz bir şey yapmasaydım önceden sana söyleseydim belkide bu noktaya gelmezdik. Tüm bu olanların sebebi benim. Sendeki farklılığı anlayamadım , zehirlendiğini anlayamadım. Benim ihmalsizliğim yüzünden bu hale geldik . Seni , beni bu hale getiren benim ben."

Demişti. Gözlerim hafifçe dolmuş olsada alaza belli etmemeye çalışıyordum . Aslında haklıydı ona daha çok benim suçum desemde o benden fazlaca suçluydu . Bu hale gelmeme , gelmemize o sebep olmuştu . Ama bilmediği önemli bir şey vardı.

"Evet haklısın bu hale gelmemizin asıl sebebi sensin . Ama bilmediğin bir şey var ."

"Neymiş " dedi üzgün bir ses tonuyla .

Hem üzgün hemde meraklıydı.

Oda farkındaydı söylediklerinin doğruluğuna.

Ama benim söylediklerini tasdikleyeceğimi düşünmemişti . Sırf büyüzden biraz şaşkındı.

"Senin için taşa dönüşmüş olsamda senin sayende Taş olmaktan kurtuldum."

"Nasıl yani anlamadım " demişti gözlerindeki parıltı hahifçe tebessüm etmemem sebep olmuştu.

"Taşa dönüşüp ölmüş olsamda rüyalarımda yaşıyordum. Mutluydum tek ben değil sevdiğim herkes çok mutluydu . Hiç uyanmak istemedim . Çünkü hayallerimi yaşıyordum imkansız olan hayaller. Fakat o gün aklıma geldi

Taşa dönğştüğüm gün sırrımızı itiraf ettiğinde kesin öleceğini düşündüm.

Ölmeni istemedim seni yine kurtarmak istedim .

Yaşamanı istedim. Senin sayende gözlerimi araladım.

Seni düşünmek , senin için endişelenmek beni kendime getirdi . İçimde kendini saklayan enerji senin sayende tıpkı bir ışığın patlaması gibi patladı ve beni kurtardı."

Gözlerini kocaman aralamış beni dikkatlice dinlemişti. Sanki söylediklerim ona imkansızmış gibi geliyordu.

"Enerji " demişti anlamayarak

"Medusa içimde büyük bir enerji hissettiğini söylemişti sanırım o enerji beni kurtaran enerjiydi."

"Peki hangi sınıfa ait olduğunu biliyor musun ?"

İç çekerek cevapladım " maalesef hâlâ ne olduğumu , hangi sınıfa ait olduğumu bilmiyorum. Bu çok farklıydı. Hiç böyle birşeyle karşılaşmamıştım"

Dediğimde " bende" demişti .

Gülümsedim . Alaz gülümsediğimi gördüğünde gözlerimin içine bakarak bana karşılık vermişti.

Bir anda alazın gülüşleri solmuştu.

Onu öyle gördüğümde bende kenara çekilen dudaklarımı geri çektim.

"Değişken seni nereye götürdü . Kısacası neler oluyor tam olarak neden senin için geldi"

Bu sorusu yutkunmama neden olmuştu.

Derince nefes alıp verdim.

"Rüyadan uyanmak istediğimde elimden yukarı doğru uzanan yeşil ışıklar gördüm.

Sonra o yeşil enerji tüm bedenimi ele geçirdi.

Gözlerimi uyanmak için kapatıp geri açtığımda

Farklı bir yerde , odada açmıştım gözlerimi.

Bulunduğum yer çürük bölge , zehirin bölgesiydi.

Merih yani değişken beni hem bizim krallığımızdan hemde zehirden korumak için beni odasında saklamış. "

"Değişken hoşuma gitmesede yinede seni koruduğu için ona teşekkür etmeliyim. Ona teşekkür etmem zor olsada yinede yapmalıyım."

Şaşkın bakışlarım üzerinde gezinip duruyordu.

Ben herhangi bir cevap vermeden yeniden dudaklarını araladı.

" Sen taşa dönüştükten sonra kimliğimi açıkladım gerçekte kim olduğumu ve nereden geldiğimi herşeyi tek tek anlattım.

Beni oradan uzaklaştırıp zindana attılar.

Seni sorduğumda taşa dönüştükten sonra küle dönüştüğünü söylediler .

İnanmak istemedim ama senin taşa dönüştüğünü gördüğümde inanmak zorunda kaldım. Yaşamak istemedim."

Yaşamak istemedim demişti . Benim ölmem yok olmam onun yaşamının yok olması mı demekti.

"Yaşayacaksın , yaşayacağız " dedim ciddiyetle .

Her ne kadar dostlarım ve düşlar peşimde , peşimizde olsada yaşayacağız , yaşamalıyız.

Başını ileri geri sallayarak " yaşayalım " dedi ve ekledi " birlikte " demişti gülümseyerek.

Gülüşü gülüşüm mutluluğu mutluluğumdu.

"Beni kurtarırken yaptıkların o şeyler neydi hiç daha önce olmuşmuydu?"

"Bilmiyorum daha önce hiç böyle olmamıştı"

"Nasıl yaptın?"

"İnan bende nasıl yaptığımı bilmiyorum . Daha önce kimsenin benim yaptığımı yapmadığına eminim . Böyle bir şey sınıflarımız da yok ."

Alaz eliyle başını tutuyordu sanki başı ağrıyor gibiydi.

"Alaz iyi misim "

"Evet sadece biraz başım ağrıyor . Biraz dinlensem geçer . "

"Peki sen dinlenmene bak brn birazdaha kalıp manzaranın tadını çıkaracağım " dedim tebessüm ederek.

"Peki " dedi gülümseyerek .

"İyi geceler sarmaşık " demişti ayağa kalktığında.

"İyi geceler " dediğimde gülümseyerek arkasını dönüp kulübeye doğru ilerledi.

Yere yatıp yeşil gözlerimi karanlık gökyüzüne çevirdim.

Alaz yanımda olmadığında kendimi karanlık bir gökyüzü gibi hissediyordum .

Gökyüzünde ne kadar Yıldız olsada yinede aydınlanmama yetmiyordu . Benim güneşe , alaza ihtiyacım vardı. Ancak beni sadece o aydınlatabilirdi.

Yavaş yavaş esnemeye başlamıştım etraf iyice soğumuştu. Ayağa kalkıp kulubeye doğru ilerledim.

İçeri girdiğimde gözlerim güzel bir manzarayla karşı karşıyaydı.

Alaz kanepede uyuyordu.

Uyandırmamak için usulca yanına eğildim.

Gözlerim istemsizce onu izliyordu .

Kapalı gözlerini seyrederken gözüm dudaklarına kaydı. Uyurken bile nasıl bu kadar güzel olabiliyordu , nasıl bu kadar huzurlu görünebiliyordu . Neden gözlerimi onun üzerinden çekemiyordum ,neden her yerde, yanı başımda onu hissetmek, onu görmek istiyordum ve neden onu bu kadar çok istiyordum.

Seni kurtardığımda benim için bir yabancıydın. Seni tanıdıkça yabancı yerine benim misafirim oldun . Şimdi iseee....

İç sesimle konuşurken cümlemi bitirmeden duraksadım. Çünkü olanlara ben bile inanamıyordum. Bana neler olduğunu anlayamıyordum.

Evimde ağırladığım kısa süreli bir misafirdin.

Ama şimdi ise benim için ne bir yabancı nede bir misafirsin sen artık benim için bir ev gibisin .

Ve sen sana ait olan evi asla terkedemezsin.

Ne olursa olsun gözümün seni göremeyeceği yerlere gidemezsin.

Bu onu tarif eden en güzel kelimeydi .

O benim evimdi.

Bu işin içinden nasıl çıkacağımızı bilmiyorum.

Sevdiklerimi ve alazı korumalıydım ne pahasına olursa olsun bunu yapmalıydım.

Ben bu düşüncelere dalmışken elim çoktan yerini bulmuştu. Yüzünün her bir köşesini elimle ezberliyordum.

Ayağa kalkıp alaz'ın çaprazında olan kanepeye uzandım.

Yanı başımda beni uyuyor olarak görmesini istemem .

Sonra uyurken onu izlediğimi düşünebilir.

Gerçi doğru yanlış değil ama henüz buna hazır değilim.

Gözlerim kapanmış olsa bile onun yüzünü görebiliyordum.

Seni karanlıkta bile görebiliyordum....

****

Gözlerimi yavaşça araladım. Güneş ışınları küçük pencereden içeriye giriyordu.

Ayağa kalkıp güneşe doğru esnedikten sonra alazın olduğu kanepeye göz ucuyla baktım.

Orada değildi . Çoktan benden önce uyanmıştı.

Etrafa bakındım ama burada değildi belki dışarı temiz hava almaya çıkmış olabilirdi.

Kapıdan çıkıp etrafa bakındığımda onu göremediğim için tedirgin olacakken gölün kenarında oturduğunu farkettim. Sanki eğilmiş kucağına bakıyordu veya eline aldığı herhangi bir şeye.

Yavaş adımlarla ona doğru yaklaştım. Neye baktığını merak ediyordum .

İlk defa böyle bir şey görüyordum. Baktığı şeye tam anlam veremedim kutu ama değil gibi .

Nasıl görüntüsü o küçük kutuda olabiliyor . Ayna olsaydı şuanki olduğu haliyle yansırdı.

Tek o değil başka insanlarda vardı.

Hepsine ciddiyet ile bakarken biri dikkatimi çekmişti. Beyaz saçlı ,buruşuk bir insana sevgiyle bakıyordu.

Baktığı kutu sürekli başka şeyler gösteriyordu.

Birinde buruşuk insanı öperken birinde sarılırken birinde ise sevgi dolu gözlerle bakarken.

Dayanamarak sordum.

"Alaz o elindeki siyah kutu ne "

Dediğimde birden ürktü . Siyah kutudaki görüntü siyaha büründü.

Kekeleyerek konuşmaya başladı. "Sen sennn ne zaman geldin ."

"Çok olmadı. Sen o kutuyla ne yapıyordun bir kaç insan gördüm. Aynada değil bu nasıl mümkün oluyor."

Elimdeki kutuyu havaya kaldırıp bana doğru sallayarak "biz insanlar buna telefon diyoruz Telefonumda gördüklerinede fotoğraf deniyor."

"Ne işe yarıyor tel tellefonn"

Tam onun gibi söyleyemesemde birazda olsa onun söylediğine benzemişti. Tebessüm ediyordu. Sanırım söyleyememem ona komik gelmişti.

" konuşmak istediklerini veya görmek istediklerini yanında olamasalar bile görüp duymak için ."

"Yanımda olmassa nasıl mümkün olabilir "

"Orası çok uzun hikaye "

"Peki başka neler yapılıyor "

"Gördüklerin gibi fotoğraf çekinebiliriz."

Dediğinde bir anda bileğimden çekip yanına oturmamı sağladı.

Adını tam söyleyemediğim şeyi yüzümle aynı hizaya kaldırdı.

Siyah kutu birden aydınlandı.

Siyah kutuda kendimi görebiliyordum.

Şaşırmıştım hemde çok.

Ben ne yaparsam aynısı oraya yansıyordu tıpkı bir ayna gibi.

Birden alaz yüzüme doğru yakınlaştı . Neredeyse yanaklarımız birbirine değecekti.

Gözlerimi o şeyden ayırıp alaza doğru baktım.

Alaz ise benim şaşkınlığıma bakıp tebessüm ediyordu.

Bir anda bir ses geldi sanırım o kutudan gelmişti.

Ses bile çıkarabiliyordu.

Alaz tebessüm ederek " gülümse Fotoğrafımızı çekeceğim ."

" neden gülmem gerekiyor "

Diyerek kutuya baktım .

"Öylesi daha güzel ."

"Ama sen gördüğüm her fotoğrafta gülmüyordun ."

Dediğimde duraksadı bir müddet sessizleşti.

Tebessüm ederek hadi telefona şuraya bak "

Diyerek kutunun üzerinde olan siyah küçük bir delik gösterdi. Neden o küçük deliğe bakmamı istiyor anlamadım.

Şokta olduğum için gülemiyordum. İlk defa böyle şeyler görüyordum .

Alaz gülmediğimi farkederek " sarmaşık seni en çok güldüren , mutlu eden bir şey söyle bende fotoğrafımızı çekeyim."

Beni en çok güldüren ve mutlu eden şey diye geçirdim içimden.

Alaz bana dahada yaklaşarak yanaklarımızın hafifçe birbirine temas etmesini sağlamıştı.

Söylediği siyah deliğe bakarak "alaz "demiştim. gülümsüyordum.

Tıpkı onun istediği gibi gülümsemiş ve beni en çok mutlu eden o kelimeyi , daha doğrusu o ismi söylemiştim . Alaz .

Ve yine önceden duyduğum o sesi işittim.

Çok kısa bir sesdi.

Alaz şaşırmış gibiydi.

Alaz kutuyu kendine çekip birkaç yere parmağını bastıktan sonra bana doğru yaklaştırdı.

Gerçekten bu nasıl mümkün olabilir.

İki ses duymuştum ve iki fotofraf çekilmişti.

Demekki ses fotoğrafın çekildiğini gösteriyordu.

İlki birbirimize bakarken ikincisi ise alaz dediğim anda çekilmişdi.

Yanlış kelime kullanabilirim çünkü ilk defa duyuyordum.

Alaza gülümseyerek bakarken alaz ise bana şaşkınlıkla bakıyordu.

Eliyle saçlarını hafifçe karıştırarak " seni güldürüp mutlu eden ben miyim ".

Demişti şaşkınlığı hala üzerindeyken.

Gözlerimi göle çevirip ellerimi dizlerimin üzerine koydum. Ayaklarımı ileri geri sallayarak cevapladım. " evet sensin alaz "

Diyerek hafif hafif tebessüm etmeye devam ettim .

Onun karşısında utanmıştım sırf bu yüzden onun gözlerine bakmak yerine göle bakıyordum.

Fakat suyun üzerinde de alazın yüzünü görüyordum.

🍃 BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.