3. bölüm / 30
Sarmaşık3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃
Bölümler 30Şu an: 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃
Ben anne ve baba sevgisine aç biriydim.
Kraliçe benim hem annem hemde babam olmuştu.
Her ne olursa olsun içimdeki aile özlemini,açlığı hiçbir şey dindirmeye yetmiyordu.
Bende isterdim anneme annem diye seslenmeyi ,babama babam diye seslenmeyi ama kaderim böyleymiş .
Sana verilen bu zor kaderi kabullenip yaşamaya devam etmen gerekiyor.
Bende işte tam olarak bunu yapıyorum.
Beni sevmeyen,özlemeyen ,beni yalnızlığa bile isteye terk eden artık benim ailem değil. Beni saray kapısına bıraktıkları an benim için çoktan ölmüşlerdi.
İsterseniz ölmüş olun veyada hayatta olmuş olun benim için ölüden hiçbir farkınız yok artık.
Ben artık sizin kapının önüne bıraktığınız küçük kız çocuğu değilim. Ben artık büyümüş, geçmişi unutup sadece kendini geleceğe adamış sarmaşığım. Bu zamana kadar böyleydim bundan sonrada böyle olmaya devam edeceğim.
****
Ne hayet doranın evine gelmiştim. Atının üzerinden inip kapıya doğru ilerledim.
Tam kapıyı çalacakken Dora kapıyı hızlıca açıp bana bakarak
"Seni bekliyordum neden bu kadar geciktin vakit daralıyor."
".muhafızlardan kaçarak anca gelebildim."
"Tamam neyse çiçeği aldın mı ?"
Diye sorduğunda çantamı elime alıp içinden çiçeği alıp doraya uzattım .
Dora elimdeki çiçeği alarak
"Aferin sana arkadaşım nasıl almayı başardın"
"Orasını boşver hadi nasıl kullanılıyor bu bir an önce yap hadi."
"Sarmaşık kızım ne acelen var bu kadar "
"İyileştiğini görmem lazım "
"Neden yoksa sen bu çocu...."sözünü bitirmeden araya girdim ne diyeceğini anlamıştım .
"Ceza aldım. Güneş doğduğunda kırbaçlanmaya başlayacağım."
"Şaka mı yapıyorsun"
"Tabikide yapmıyorum sence bu durumdayken şaka yapılır mı."
"Doğru sen yapmassın ne için verdi kraliçe cezayı ya, bide seni o kadar büyüttü . Anne ve baba oldu öyle diyordun ,hani sana değer veriyordu neden böyle yaptı."
"Kapıda kaldık içeriye geçelim sende şifayı hazırla."
Dediğimde beni başıyla onaylayarak içeriye mutfağa tezhanın önüne geçti.
Şifayı hazırlamaya başladı.
Çiçeği küçük bir kazanın içine koyup kaynatmaya başladı .
Bu şekilde çiçeğin öz suyu çıkacaktı .
Eğer bir şifacı olsaydı bunu bu yollarla yapmayıp daha basit yollarla halledebilirdi.
Dora bana dönerek". Eee anlat hadi neden ceza aldın ve yabancı neden burada .en başından anlat."
" kraliçe bu ülkeyi yönettiği için beni ne kadar çok severse sevsin herkese nasıl davranıyorsa banada o şekilde davranması gerekiyordu .
Kraliçe doğru olanı yaptı. Misafirimize dönecek olursak Kraliçe bana bir görev verdi.
Dünyada yangın çıkmış ve yangına sebep olanlarda oradaymış.
Bende geçit açıp gittim . Yerde birinin dövüldüğünü ve acı içinde kıvarabdığını gördüm. gözlerimin içine bakarak ona yardım etmemi istedi. ."
"Bir dakika yoksa sen insanların hayatına müdahale mi ettin kızım sen iyimisin bunun için kesinlikle ölürsün bilmiyormusun . Sen gerçekten manyaksın manyak hem manyak hemde deli."
"eğer yardıma ihtiyacı olan birine velevki insan veya herhangi bir varlık olsun yardım etmek suçsa evet ben hem manyak hemde deliyim .
Bizler bunun için yetiştirilmedikmi,korumak, kollamak ve yardım etmek bizim işimiz değilmi.
Ben bu kurallara karşıyım. Eğer ben kraliçe olsaydım yaşayan ve yaşamayan herşeyi koruyup kollardım."
"Canım arkadaşım ben zaten sana katılıyorum sonuna kadar haklısın .İyi güzel söylüyorsun da
Sen kraliçe değilsin. Lütfen kendine gel ve bir daha ne olursa olsun başka insanların işlerine,hayatına karışma. Gerçi olan oldu artık. sonra ne oldu peki ."
"Sonra işte yardım ettim yangını söndürdüm kötülere dersini verdim."
Dora ağzı açık. Beni dinliyordu.
"Yaa inanmıyorum sana birde dövdün öylemi"
"Yani evet bir iki tekme sadece "
"Eeee devam et'
"Anlatıyorum sürekli araya girmesen"
"Tamam yaa anlat sen gitmiycem araya sorularımı sona saklıyorum"
"Geri perigenyaya dönmek için geçit açtım. Arkama dönüp yabancıya baktığımda orada yoktu çoktan gitmişti.
Geçitten geçip saraya, taht odasına doğru ilerlerken arkamdan bir ses işittim. Yabancı bana seslendi .
Kimse görmesin diye yanına gittim.
Beni takip edip peşimden gelmiş.
Bunun nedeni sorduğumda bana sadece zar zor tehlikedeyim deyip bayıldı. Sonrasını zaten biliyorsun."
"O neden tehlikede acaba "
"Bilmiyorum bende bunu merak ediyorum. Tehlilede olduğu için belkide beni takip etti. Yanındaki kötü insanlara bakılırsa gerçekten ciddi anlamda tehlikede olabilir.
Eee bittimi hazırmı şifa "
"Evet hazır süzüp şişeye doldurunca hazır olacak."
Dora küçük bir cam şişe alıp özü içine döktü.
Bana şişeyi göstererek "artık hazır "
"İşe yarayacakmı"
"Bilemiyorum deneyip göreceğiz."
Dediğinde birlite misafirin olduğu odaya doğru ilerledik .
İkimizde misafirin baş ucuna geçip bir müddet yüzüne baktık.
Dora elindeki şişenin kapağını açarak yabancıya içirmeye başladı.
Henüz durumunda bir değişiklik yoktu .
Dayanamayarak sordum "eeee neden işe yaramıyor .
"Şifacı tarafından hastaya verilmediği için anlık işe yaramaz bekleyip görmemiz gerekiyor."
"Peki ne kadar bekleyeceğiz "
"Bilemiyorum .gün ,hafta ,hatta aylarca bile sürebilir . Hastadan hastaya değişiklik gösterir."
"İyide yaa o zamana kadar dayanamazsa "
"Dayanmak zorunda yoksa bu yakışıklı yüze yazık olur . Çocuk gerçekten taş gibi baya yakışılıklı "
"Evet fena değil."
Dediğimde Dora bana alaycı bir gülümseme attı."
"Ee bende yakışıklı dedim sende öyle dedin neden ben diyince gülümsedin."
"Bilmem sen söyleyince bir tohaf geldi"
"Neden "
"Çünkü sen kimseyi beğenmessin." Dedi Dora ciddi bir yüz ifadesiyle.
"Bu yabancıyı da beğenmedim ki hem ben beğendim demedim ki ."
Dora tekrardan alaycı bi şekilde gülümseyerek "peki madem dediğin gibi olsun ben uyumaya gidiyorum enerjim düştü özü yapana kadar .
"Neden enerjin düştü anlamadım"
"Çiçeğin sahibi hastaya bizzat özü vermedi ya ben hazırladım. Yabancı biri hazırlarsa tıpkı benim gibi öz hazırlayan kişinin enerjisinin yarısını öz kendine alırmış."
"Sende bakıyorum da baya birşey biliyorsun peki sen iyi olacakmısın.
"İyi olurum yarına kadar beni merak etme .
Neyse hadi ben kaçtım daha fazla dayanamayacağım."
"Tamam sen keyfine bak "dediğimde yavaş yavaş odasına doğru ilerledi.
Ben ise cam kenarında duran sandalyeyi misafirin baş ucuna koyup oturdum. Misafirin yüzüne incelemeye başladım "gerçektende yakışıklıymışsın "dedim fısıltıyla
Ve ekledim aynı ses tonunda .
"Bir an önce iyileşmelisin.
Neden seni dövüyorlardı, neden ormanı ateşe verdiniz ve sen neden tehlikesin bu soruların cevabını gerçekten merak ediyorum."
Ses çıkarmadan uyanmasını bekledim.
Yabancı ise hiç bir şeyden haberi olmadan öylece sessizce uyuyordu. Derin bir uykudaydı.
Bir anda bir fısıltı işittim.
Bu fısıltı yabancıdan çıkıyordu.
Ne söylediği anlayabilmek için kulağımı yüzüne yaklaştırdım.
Tekrardan aynı fısıltı "yardım et yeşil gözlü kız yardım et ."diyordu .
Yabancının yüzü ter,su içindeydi .
Başımı yüzünden kaldırdım.
Oturma odasına gidip çantamdan tüy desenli beyaz mendilimi alıp yabancının yanına gittim.
Baş ucuna geçip mendilimle yüzünü silmeye başladım.
Şimdi yüzü daha parlak ve temiz görünüyordu .
Dışardan bir ses işittim.
Pencereye yaklaştığımda sesin sahibi atım Sirius du.
Dışarı siriusun yanına gidip. Onu okşayarak "ne oldu oğlum yoksa benimi özledin "dediğimde kişnedi.
"Demek beni özledin tamam o halde birazda senin yanında kalayım "diyerek yanına oturdum.
"Sirius hatırlıyor musun ilk karşlılaşmamızı"dediğimde tekrar kişnedi.
"Unutmak mümkün değil.
Küçükken karanlıkta arkadaşlarımla birlikte saraydan kaçıp ormanda oyun oynamaya gitmiştik. Kaybolmuştum karanlıkta yanımda arkadaşlarım olduğu için korkmuyordum.
Ama yanlız kaldıktan sonra çok korktum.
O karanlık ve ıssız yerde yapayalnız kaldım.
Sen bana o karanlıkta ışık olmuştun. Boynuzundan ışık saçarak beni ve etrafımızı aydınlatmıştın. O zaman senin farklı olduğu anlamıştım . Bana her ne kadar kimse inanmasada senin farklı olduğunu biliyorum. bence sen doğa üstü bir atsın .
O karanlıkta ışık saçtığın da boynuzunu görmüştüm.
Küçüktüm evet , ama ne gördüğümü biliyorum. Şimdi tabi öyle görünmüyorsun . Öyle görünmediğin için de kimse bana inanmıyor .
Seni öyle görmemeleri daha iyi . Sen belkide yaşayan ilk kanatlı at olabilirsin. Zaten adını da bu yüzden koydum. Sirius demek gece gökyüzünde en çok parlayan yıldızmış. Tıpkı senin ormanda yaptığın gibi.
Beni kurtardığın için kraliçe sarayda olmana izin verdi. Sen artık benim yoldaşımsın.
Her yere seninle gidip geliyorum."
Gözlerimden hafifçe yaşlar akıyordu .Sirius birden kişnedi.
"Ağlama diyorsun peki tamam ağlamayacağım . Mutluyum. Sen varsın, arkadaşlarım var ,kraliçe var. Bunlar mutluluk gözyaşları.
"Sirius bu aralar zehir bize saldırmıyor mutlaka hergün yaratıklarını gönderirdi."dediğimde kişnedi.
"Evet bende zehiri hiç sevmiyorum. Hem onu hemde bizi yarı yolda bırakan arkadaşlarımızı."
Havaya doğru baktım. Güneşin doğuşuna az kalmıştı. Ayağa kalkıp siriusu okşadım.
" misafire bakıp geliyorum.sonra yola çıkarız."
Kişnedikten sonra misafirin olduğu yere doğru ilerledim. Başucuna gelerek "hala uyanmamışsın. Umarım cezam bittikten sonra seni uyanmış olarak görürüm . Tabi kırbaca dayanabilirsem. Sonunda dayanamayıp ölebilirim.
Ama inan ki bu durumda senin bir suçun yok bu benim kendi kararımdı. Sana yardım etmekte kendimi tehlikeye atmakta benim kararımdı.
Umarım çabalarım işe yarar ve iyileşmiş olarak dünyana geri dönersin hoşçakal " diyerek fısıldadım.
Odadan çıkıp atıma doğru ilerledim.
Siriusun üzerine çıkıp "hadi gidelim "dediğimde yerinden kıpırdamıyordu.
"Sirius hadi gitmemiz gerekiyor eğer geçikirsem daha ağır ceza verilir. Hadi oğlum "
Hala kıpırdamıyordu.
Siriusu okşayarak "merak etme bana birşey olmayacak ben gayet iyi olacağım bana güven olurmu "dediğimde kişnedi ve koşmaya başladı.
Sanırım bu bana güveniyor demek oluyordu.
Umarım her bir kırbaça dayanabilirim. Dayanmak zorundayım başka çarem yok .
Beni bekleyen arkadaşlarım ve yoldaşım var .
Ne olursa olsun oradan sağ çıkmalıyım.
O yabancının gözlerini tekrar görmek istiyorum.
Yolculuğumuzun ardından saraya varmıştım. Atımı saray ahırına bağladıktan sonra son birkez atımı okşayıp "geri geleceğim hemde sapasağlam bir şekilde "dedikten sonra ahırdan ayrıldım.
Arkamdan defalarca kişnesede geri dönüp bakamadım.
Ormana doğru ilerleyip odama çıkan gizli geçitten geçtim.
Üzerimi değiştirip mavi renkte olan muhafız takımımı giyindim.
Güneşin doğumu yaklaşıyordu.
Pencereden dışarı baktığımda sarayın bahçesi oldukça kalabalıktı.
Benim için hazırlık yapılıyordu. Kırbacı infazcı vuracaktı .
Hiç kimseye acımaz kendi ailesine bile .
O yüzden kraliçe bu vazifeyi ona vermişti . Kel, heybetli ve hafif kilolu biriydi.
İnfazcı bir anda bana doğru bakarak hafifçe gülümsedi.
Ben ise güçlüydüm güçlü olduğumu görmesi için tebessüm ettim. Ve pencereden geriye çekildim.
güneşim doğumuna yirmi dakika kalmıştı .
Birden kraliyet borusu çaldı ve ardından duyuru yapıldı .
"Ey saray görevlileri ve perigenya halkı muhafızlardan sarmaşık görev rapor ihmali yaptığından ve vaktinden önce dünyadan geri dönmediği için 500 kırbaç cezası almıştır . Ceza güneş doğumuyla birlikte başlayacaktır. "
Evet duyuruda yapıldığına göre birazdan beni almaya gelirler. Bir anda kapım yumruklanmaya başladı biri korku dolu sesle ismimi sesliyordu. Kapıyı açıp baktığımda o kişi kayaydı.
Bir anda bana sarılarak "sarmaşık bunu nasıl benden saklasın neden birşey söylemedin. Neden şuanda öğreniyorum.
Olmaz olamaz sen o kadar darbeye dayanamassın senin yerine ben kırbaçlanmak istiyorum."
Dediğinde kayayı kendimden ittim .
"Hayır sende dayanamassın . Ayrıca bu benim hatam , benim cezamı bir başkasına yükleyemem "
"Senden izin istemedim.
Şimdi gidyorum kraliçenin yanına ,cezanı kendime uygulamalarını isteyeceğim.."
"Hayır sakın öyle bir şey yapma yoksa seni affetmem "
"Ölmen affetmemenden daha kötü benim için "dedikten sonra tam arkasını dönüp gidecekken muhafızlar kapıma geldi.
"Sarmaşık vakit geldi seni almaya geldik"dediğinde bana doğru yaklaşarak tam kolumdan tutacaktı ki kaya önüme geçti.
"Onu hiç bir yere götüremessiniz buna izin vermem onun yerine beni alın "
"Mümkün değil kraliçenin emri bu şekilde sizde karşı gelmeyin"
"Ne demek karşı gelmeyin ya bu kız dayanamaz ,dayanamaz asla onu almanıza izin vermeyeceğim "dediğinde muhafızlar Kaya'nın kararlı olduğunu anlamıştı .Arkasındaki muhafızlara işaret ederek kayayı tutmalarını istedi.
Kayayı sıkıca tutuyorlardı . Ne kadar ellerinden kurtulmaya çalışsada,bağırsada yetmiyordu,olmuyordu kurtulamıyordu.
Kaya bana dönerek "kaç sarmaşık kaç "
Diyordu.
Muhafız kulumu tutucakken "gerek yok ben kendim gidebilirim "
"Tamam peki beni takip edin "dediktem sonra peşinden gitmeye başladım.
Etraf çok kalabalıktı beni gören şaşırıyordu.
Çünkü kimse benden böyle bir şey beklemiyordu. İnfazcının yanına varmıştım .
Kraliçe karşıdan bana üzgün gözlerle bakıyordu.
Oda kendini zar zor tutuyordu. Ama onu anlıyorum. Bunu yapmak zorundaydı iyi bir diyar için adaletli bir kraliçe olmak için bunu yapmak zorundaydı.
"Ölsemde seni yinede affedeceğim. Hem seni hemde o misafirimi affedeceğim" .diyerek fısıldadım.
Hafifçe tebessüm ettim kraliçeye bakarak.
Kraliçe halkına belli etmeden gözlerinden akan yaşları silmeye çalışıyordu.
İnfazcı bana gülerek "bakıyorum da ölmek için çok heveslisin bu kadar kırbaça dayanamassın .aslında bin olması gerekiyordu ama kraliçe sana kıyamayıp beş yüze indirdi. Sen bunada dayanamayacaksın "diyerek tekrar gülümsedi.
"Söylediğin hiçbir şey beni sinir edemez "
Dedikten sonra önüme dönüp yere eğildim.
Ölürsemde en azında iyi bir şey için ölmüş olacağım o yüzden mutluyum.
Yapmayı en çok sevdiğim şeyi yaptım . Yardıma muhtaç olanları korudum ,kurtardım . Bundan daha iyi bir şey olamaz .
Güneş doğmaya başlamıştı. Boru sesiyle sırtımda bir acı hissettim. Birinci kırbacı infazcı sırtıma çoktan vurmuştu.
Birincisi bu kadar acıtıyorsa diğerlerine nasıl dayanırım bilemiyorum. Belkide dayanamam .
Kraliçeye bakıp gülümserken ikincisi vuruldu.
Sağımda duyulan bağırışmalara baktığımda kaya yanıma gelmeye çalışıyordu ama muhafızlar ona engel oluyordu.
Kayaya doğru bakıp gülümsedim.
Kaya bir an duraksadı
Göz yaşları yeri tıpkı bir okyanusa dönüştürmüştü.
Üçüncü kırbaçıda kayaya tebessüm ederken vurulmuştu.
Her bir kırbacı sevdiklerime gülümseyerek acıyı yenmeye çalışıyordum.
Şimdi ise bana baka kalan doraya tebessüm ediyordum .
Dördüncü kırbaçta vurulmuştu bedenime.
Beş,altı,yedi ,sekiz kırbaçlar vurulmuştu ve ben her bir vuruş için sevdiklerime tebessüm ediyordum.
Mutlu olduğumu bilmeleri için . Ben üzgün değildim aksine çok mutluydum .
Şuana kadar üç yüz kırbaç yemiştim.
İnfazcı şaşırarak sordu." Nasıl bu kadar dayanabildin.şimdiye çoktan leşini taşıyor olacaktık."
Tebessüm ederek infazcıya baktım . "Senin sandığından daha güçlüyüm. Dayana bildiğim kadar dayanacağım. Aksi halde ölmem hiç sorun değil. Mutlu öleceğim. En azından son kez sevdiklerimi görebiliyorum."
Dediğimde infazcı sinirlenip üç yüz birinci kırbacıda bedenime vurmuştu.
Kırbaç bedenime vurup vurup geri gidiyordu.
Acısı diğer bir sayıya geçtikçe daha dayanılmaz hale geliyordu.
Dayanıklı olduğum için herkes şaşırmıştı.
Kraliçe cezamı durdurmamak için kendini zor tutuyordu.
Kaya'nın bağırışları tekrardan yükselmeye başladı.
"Bırakın onu beni alın gerisini bana vurun beni kırbaçlayın. Ne olur bırakın onu bu kadar yeter dayanamaz lütfen yeterrr yeterrr"diye bağırıp çağırıyordu.
Heryer ,herkes sessizdi.sadece film seyreder gibi beni izliyorlardı.
"Ben iyiyim"dedim kayaya tebessüm ederek.
Üç yüz doksan sekiz sayısı bedenime tıpkı bir hançer gibi girmişti .ve bu sefer geriye gitmemiş içimde kalmıştı.
Dört Yüzüncü Kırbaç vurulduğunda daha fazla dayanamayıp yere yığılmıştım. Zar zor etrafı görüyordum. Sırtımdan ,bedenimden aşağıya kanlar boşalıyordu.
Sanırım artık sona gelmiştim.
Son kez kraliçeye baktım bu onu son görüşümdü.
Sevdiğim herkese sırayla bakıp son kez tebessüm ettim. Bu gülüşlerimi son gördükleri andı. Artık ölmeye hazırdım.
Dört yüz birinci kırbaç vurulacakken karşıdan bir ses bana doğru seslendi "sarmaşık "
Sesin geldiği yöne doğru baktım. Gülümsedim. Bu gülümsemem diğer gülümsemelerimden çok daha farklıydı. Şimdi artık gerçekten ölebilirdim.
Hiç tereddüt etmeden kendimi ölümün kollarına atabilirdim.
Misafirim iyileşmişti sapasağlamdı.
Kayadan ödünç aldığım muhafız kıyafeti oldukça yakışmış ,çok iyi görünüyordu.
Ama yüzü çok tedirgindi.
İnfazcı kırbaçı vurmak için havaya kaldırıp bedenime doğru indirdiğinde kırbaç bedenime değmiyordu.
Biri engel oluyordu. Tamamen yere yığılmıştım.
Yabancı bir beden bedenime doğru eğilmiş benim için kendini hedef haline getirmişti.
Benim bedenime vurulacak olan kırbaç başka bir bedene vurup geri çekiliyordu.
Baktım kendini benim için hedef yapan yabancıya baktım. Mavi gözleri yeşil gözlerime yerleşmişti.
Gözlerim kapanmadan son gördüğüm şey onun mavi gözleriydi.....
Ölmeden önce istediğim son şey onun gözlerini tekrar görebilmekti ve görmüştüm.....
🍃 BÖLÜM SONU 🍃
Bölüm etkileşimi
