24. bölüm / 30
Sarmaşık24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍
Bölümler 30Şu an: 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃
Kısa süren bir tribin ardından alaz beni affetmişti.
Birbirimize sıkıca kenetlenmiştik.
Her ne olursa olsun biz birbirimizden asla ayrılmayacaktık.
Kapının çalmasıyla ikimizde bir anda irkildik.
Alaz ile birlikte kapıya doğru ilerlemeye başladık.
"Birini mi bekliyorduk "dedim.
"Yoo hayır " dedi alaz .
Kapıyı açtığımızda karşımızda duran Sahra ve akçanı gördüm. İkiside bize gülümsüyordu.
"Alaz bey kusura bakmayın sizi bu saatte rahatsız ettik. Sevgilim sarmaşığa bizzat teşekkür etmek istedi"
"Sorun değil "demişti alaz.
Gözlerim sahraya döndüğünde gözleri hem yaşlı hemde gülümsüyordu.
Bir anda boynuma atlayıp sıkıca sarılarak " teşekkür ederim çok teşekkür ederim sarmaşık " demişti.
Sırtını okşayarak " yapmam gerekeni yaptım. Teşekkür etmene gerek yok "
Dediğimde dahada sıkı sarılıyordu o an sanki boğulacağım sandım.
"İçeri geçelim isterseniz ayakta kaldınız ." Dedi alaz.
Alaz önden ilerlerken Akçan ise alazın arkasından ilerliyordu.
Sahradan nazikçe ayrılarak " hadi içeri geçelim "
Diyerek önüne geçip sahraya yol gösterdim.
Birlikte yanlarına doğru ilerleyip yanyana koltuklara oturduk.
Sessizdik . Yaptığımız tek şey birbirimize bakıp bakıp durmaktı.
Arada bir gözlerim hafif sesi gelen televizyona kayıyordu. Sanki o metal kutunun içinde başka bir dünya vardı. Adının televizyon olduğunu izleyerek öğrenmiştim.
Bazı gecelerde uyuyamayıp nöbet tutuyordum. Tabi bunu alaza belli etmemeye çalışıyordum.
Bilseydi benim yerime kendisi nöbet tutardı.
Sahra sessizliği bozarak sarmaşık hala kafam çok karışık ve şaşkınım orada değildim ama duyduklarıma bakılırsa imkansız gibi geliyor."
"Neden " demiştim sadece .
"Onca adamı tek başına kız halinle dövmen akıl kârı değil. Bir insanın yapamayacağı şeyler bunlar "
Alaz araya girip öksürerek " özel eğitim aldı "demişti. Ama pek inanmış gibi görünmüyorlardı.
Akçan eliyle televizyonu işaret ederek " sarmaşık televizyondaki sen değilmisin ? "
Herkesin gözleri televizyondaydı.
Alaz televizyonun sesini biraz daha açarak neler söylendiğini anlamaya çalışıyordu.
Hastanede gitmeme izin vermeyen adamları dövdüğüm anı tekrar tekrar gösterek
Beyaz önlüklü doktor benimle ilgili birşeyler anlatıp elindeki kağıtları göstererek birşeyler söylüyordu.
"İlk defa böyle bir hasta görüyorum . Normal insanın değerlerinden çok farklı . Kalp atışları çok anormal .
Ve tohaf olan birşey daha var oda kanının hangi gruba ait olduğunu anlayamamış olmamız . " demişti.
Ve bunları belgeler ile doğruluyordu.
Bir bana birde televizyona bakıyorlardı.
Doktordan sonra tanıdık bir yüz gördüm.
Bu kişi salonda benim dışarı çıkmamı engelleyen polislerden biriydi .
Herkesi dövdüğümde geriye sadece o kalmıştı .
Oda konuşuyordu televizyonda .
Şu kolunu kırdığım memur ekranda bana sinsice gülümsüyordu.
"Ben hayatım boyunca böyle rahat , kolay dövüşebilen birini görmedim.
Oradaki herkesi havaya uçurdu.
Böyle şeyler sadece film ve dizilerde olur sanmıştım taki kimliği belirsiz o kızla tanışana kadar.
Sadece biz değil tüm dünya onu arayacak artık kaçacak bir yeri yok .
Şu andan itibaren kırmızı bültenle dünyanın dört bir yanından aranıyor olacak."
Demişti .
Alaz televizyonu kapattı.
Diğerleri ise ağızları açık bana bakıyorlardı.
"Ne yaptın yine sarmaşık inanamıyorum ya şuanda kırmızı bültenle aranıyorsun. Bittik biz "
"Ne yapayım güzellikle söyledim gitmeme izin vermediler önceden onları uyarmıştım ama beni dinlemediler bile"
"Birilerini dövmeden duramıyorsun dimi.
Neyseki en azından yüzüne maske takmışsın fakat bu bizi bulmalarına engel değil."
"Olmadı perigenyaya giderim insanlara zarar vermemek için "
"Sanki orası çok güvenli ya . Senin için en güvenli yer benim yanım . Gitmeyi aklından bile geçirme."
"peki ." Dedim şaşkın bakışlarım alazın üzerinde gezinirken.
"Kusura bakmayın ama burada neler oluyor " dedi Akçan.
"Aynen sen şimdi gerçekten insan değil misin yani nesin peki " dedi Sahra.
Alaz bana kaş göz işareti yapıp söyleme desede
Sahradan birşey gizlemek istemiyordum.
Her ne kadar yeni tanışmış olsakda arkadaşımmış gibi hissettiriyordu.
"Sahra söylediğimde belki benden korkarsınız veyada arkanıza bile bakmadan çekip gidebilirsiniz. Ama seni yeni tanımış olsamda benim için bir arkadaş gibisin . O yüzden senden , sizden birşey saklamak istemem ."
"Tamam peki " demişti ışıltılı gözleriyle.
"Ben bu dünyadan değilim. Perigenya diyarından geliyorum."
Dediğimde alaz eliyle saçlarını karıştırıp ayağa kalkarak dört dönüyordu.
"Elimden geldiğince sana en kısa şekilde anlatmaya çalışacağım. Benim dünyam sizin dünyanızdan çok farklı . Sizin bizim dünyamızdan haberiniz yokken biz sizden ve sizin dünyanızdan haberimiz var. Sarayda yaşıyorum. Benim dünyamda kimliklerimiz sizin gibi değil .
Bizim kimliklerimiz bize verilen renkli armalar." Diyerek bileğimdeki armamı onlara doğru uzattım.
Ve ekledim.
"Yeşil renk kraliçeyi , kırmızı büyücüler , mor değişkenler yani her türlü hayvanın şekline bürünenler. Şirkette gördükleriniz benim dünyamdan gelen muhafızlar.
Bir takım aksiliklrrden dolayı kendi dünyamdada aranıyorum.
Alaz bir anda ağzımı eliyle kapatıp gözlerimin içine bakarak " sarmaşık hani kısaca anlatacaktın . Bütün herşeyi ayrıntılı anlatıyorsun"
Dediğinde elini yavaşça ağzımdan çekti.
"Evet biraz öyle oldu sanırım. "
Akçan ve sahraya bakarak ekledim. "Devam edeyim mi sakıncası yoksa sizin için "
Dediğimde gözlerini kocaman açmış bana bakıyorlardı.
"Sen anlatmak istersen dinleriz " demişti sahra akçanda Sahrayı tasdiklemişti.
"Sarı renk şifacılar. İyileştirme gücüne sahipler .
Ve sonuncusu mavi renk sarmaşıklar. Bu renge sahip olanlar sarayı kraliçeyi ve dünyadaki doğayı korumakla görevliler. Bende maviyim.
O yüzden bu kadar iyi dövüşebiliyorum.
Yıllardır canavarlarla ve birçok şeyle savaştım.
Dünyada ,ormanda yangını söndürmek için gittiğimde alazı orada gördüm.yardıma ihtiyacı vardı ve yardım ettim. Sonra peşimden benim diyarıma geldi . Bir müddet orada kaldı . Kimliğini gizlemeye çalıştık. Sonra herşey açığa çıktı.
Bizim insanlarla konuşmamız ve hayatlarına müdahale etmemiz yasak ben yasakların en büyüğünü çiğnedim. Tıpkı burada olduğu gibi kendi dünyamdada hem yakın dostlarım hemde düşmanlarım tarafındanda aranıyorum ."
Dediğimde Sahra bana sıkıca sarıldığında şaşırmıştım çünkü bunu hiç beklemiyordum.
"Senden korkmuyorum sarmaşık. Kaçmayada hiç niyetim yok. Sana yardım etmek için elimden ne gerekiyorsa yapacağım. Bundan sonra sen benim en yakın arkadaşımsın. " dedi ve ekledi " sanırım ilk insan arkadaşın biz olacağız " diyerek gülümsedi . Bende gülümseyip sahraya sıkıca sarıldım.
"O zaman bundan sonra sizinle birlikteyiz alaz bey " dedi Akçan alaza bakarak .
Alaz akçana tebessüm ederek " alaz diyebilirsin bundan sonra bizde arkadaşız "
Bundan sonra artık iki yeni insan arkadaşım olmuştu. Beni bırakmayıp benden korkmadıkları için çok mutluydum .
İyiki Sahra ile karşılaşmıştık . Ve iyiki o karşılaştığım kişi sahraydı.
"Buradan bir an önce gitmeliyiz . Her an polisler
Bizi bulabilir." Dedi alaz .
"Peki nereye gideceğiz "dedim .
"Akçan senin bir dağ evin vardı " dedi Sahra.
"Aaa evet doğru o dağ evini şuanlık kullanabiliriz."
"Tamam o zaman sizin dağ evine gidiyoruz." Dedi alaz bana bakarak.
Ve ekledi.
"Siz iki sevgili yiyecekleri halledin. Biz iki sevgilide geri kalanları halledelim."
Dediğinde alaza gülümsedim.
Alaz iş dağılımını yaptıktan sonra hepimiz işe koyulmuştuk.
İşimizi bitirmiştik valizlerimiz ve bizler artık gitmek için hazırdık. Sahranın omzunu tutarak "bize yardım etmek zorunda değilsiniz. Sizi tehlikeye atmak istemem . Sonunda ölebilirsiniz biliyorsunuz değilmi.?"
"Biliyoruz sarmaşık . Bizde ölmemeye çalışırız " diyerek tebessüm etti.
"Teşekkür ederiz. Merak etmeyin ne olursa olsun alazı koruduğum gibi sizide koruyacağım. Söz veriyorum."
"Şüphemiz yok korursun " dedi Akçan .
"Evet gitmek için hazırız . Hadi gidelim ."
Dediğinde birden dışardan sesler gelmeye başladı . Ve ardından evin içi mavi kırmızı ışıklarla çevrelendi.
"Eyvah polisler biz gidemeden bizi buldu "dedi Akçan.
Sahra araya girerek " iyide bu kadar çabuk nasıl buldular bizi " dedi.
"Kameralardan " dedi alaz sahraya bakarak.
"Sorun yok onları geçebiliriz." Dedim.
"Hayır sarmaşık polislere zarar vermek yok onların bir suçu yok sadece emirleri yerine getiriyorlar " dedi alaz .
" evet alaz haklı onlar senin durumu bilmiyor." Dedi Sahra .
"Eeee o zaman ne yapıcaz nasıl çıkacağız buradan ."dedi Akçan .
Alaz bana bakarak derin nefes alıp yanıma geldi.
"Senin sayende buradan çıkabiliriz hemde kimseye zarar vermeden "
"İyide ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ki . Benden ne yapmamı istiyorsun."
"Perigenya da beni ölümden kurtardığında yapmış olduğun mucizeyi tekrar yapmanı istiyorum."
Şaşırmıştım alaz ne diyordu . Gerçektende o mucizeyi benim yaptığıma mı inanıyordu.
"Alaz o mucizeyi ben yapmadım. "
"Tabiki sen yaptın sarmaşık gözlerini gördüm . Seni gördüm. "
"Peki madem benim yaptığımı söylüyorsun hepimiz için deneyeceğim." Diyerek balkona doğru ilerledim. Balkon polislerin tersi yönünde uzun ağaçlı bir ormana bakıyordu.
Ellerimi ağaçlara uzatıp ne yaptığımı bilmeden öylece ağaçları seyrediyordum.
Hiç bir hareketlilik ve hiçbir kıpırdama yoktu.
"Alaz olmuyor yapamıyorum. "
Dediğimde kapı çalmaya başladı ve duymak istemediğimiz o sesler . " teslim olun etrafınız sarıldı kaçacak bir yeriniz kalmadı artık "demişti.
Alaz yanıma gelerek "yapabilirsin sarmaşık "
"Sana ben yapmadım demiştim o kişi ben değilim ben sadece ..." Cümlemi bitirmeme müssade etmeden alaz yanıma gelip omzuma dokundu " O sendin eminim yapabilirsin odaklan. Hadi bir kez daha dene. Sana inanıyorum. " diyerek yanağıma bir buse kondurup elini omzumdan ayırdı.
Kapıdan yine o ses " kapıyı açmassanız kırmak zorunda kalacağız "
Akçan endişeyle "Ne yapmaya çalışıyor.." dediğin alaz eliyle sus işareti yaptı .
Ağaca odaklanmıştım. Ne yapmak istediğimi düşündüm. Arkadaşlarımın ve sevgilimin tek umudu olduğumu düşündüm.
Ağaç kıpırdıyordu. Gülümsedim. Sanırım başarmak üzereydim.
Ağaçların kök ve dallarından balkona doğru uzanan kalın ,sağlam bir köprü yapmıştım.
Köprü tamamlandığında arkamı dönüp bizimkilere başardığımı söyleyecekken hepsi ağzı açık beni seyrediyorlardı.
Akçan kekeleyerek " bu bu bu nasıl mümkün olabilir "
"Sen nesin böyle sarmaşık . O söylediğin sınıflarda böyle bir şey ,böyle bir renk varmı "dedi Sahra.
"Hayır yok . Bende ne olduğumu bilmiyorum."
"Hadi bir an önce gidelim yakalanmadan "
Dedi alaz.
Ben önden giderken onlarda arkamdan geliyordu.
Arkamıza bakmadan koşuyorduk valizleri ardımızda bırakmış uzaklara gidiyorduk.
Yanımızda birbirimizden başka bir şey yoktu . Zaten önemli olanda bu değilmiydi.
Ağaç yolundan inip yere ayak bastık.
Akçan alaza dönerek " arabanın anahtarı sendemi" dedi.
"Evet bende "
"Versene bana . Siz burada bekleyin ben arabayı alıp geleyim."
"Başarabilir misin "
"Lisedeyken ona hayalet derlerdi . Her türlü gizli saklı işleri kimseye belli etmeden hallederdi.
Ve aynı zamanda çok iyi araba kullanır . Hayalet sürücü dedikleride oluyor."
"Tamam peki al bakalım hayalet sürücü"
Diyerek anahtarı akçana uzattı.
Akçan anahtarı alıp hızlı ama dikkatli şekilde arabanın olduğu bölgeye doğru ilerlemeye başladı.
Gözden kaybolmuştu. Şimdi tek yapmamız gereken şey onu beklemek.
Yirmi dakikanın ardından bir araba aniden yanımızda durdu.
Bu akçandı arabayı almayı başarmıştı.
Hızlıca arabaya binip hızlıca oradan uzaklaşmaya başladık. Polisler bizi farkettiğinde arabalarına binip bizi takip etmeye başladılar.
Alaz akçanın yanında biz iki kız ise arkadaydık.
Akçan arabayla bir kaç olağanüstü hareketler yaptıktan sonra bir kaç polis arabasından kurtulmuştuk .
"Sadece bir tane kaldı "dedi Sahra .
Bir kaç manevreyla arkamızda kalan polis arabası çok gerimizde kalmıştı.
"Atlattık hepsini "dedim.
"Vay be sendede ne cevherler varmışda haberimiz yokmuş."dedi alaz.
Güldükten sonra dağ evine giden yola girmiş oraya doğru ilerliyorduk.
4 saatlik yolculuğumuzun ardından ne hayet dağ evine gelmiştik. Arabadan inip kapının önünde durduk.
"Kusura bakmayın biraz uzun sürebilir anahtarı bulmam, uzun zamandır buraya gelmiyorum" dedi akçan
"Sorun değil bekleriz " dedi alaz.
Akçan cebinden çoklu bir anahtar çıkarıp sırayla denemeye başladı. Her yuvaya soktuğu anahtar uyuşmuyordu.
Aradan yarım saat geçtikten sonra alaz dayanamayarak " yaa hadi ve oğlum bul artık şu anahtarı ağaç olduk"
"Aynen sevgilim " dedi Sahra .
Akçan yuvaya bir anahtar daha soktuğunda bu sefer anahtar yuvanın içinde hareket etmişti.
"İşte oldu diyerek " kapıyı açtı.
"Sonunda " dedi alaz.
İçeriye girip etrafa biraz bakındıktan sonra
Koltuklara oturduk.
Alaz şöminenin yanında olan odunları kullanarak ısınmamız için şömineyi yakmıştı .
"Evet arkadaşlar neyseki uzun uğraşlara rağmen sonunda evin içine girebildik." Diyerek akçan'a sert bir bakış attı alaz .
"Sürekli yer değiştirmemiz gerekiyor iki dünyada peşimizde " dedim.
"Bu gece burada kalalım sonra yer değiştiririz."
"Bana uyar " dedi Sahra.
"Banada uyar " dedi alaz.
"Nereye gideceğiz peki yarın "dedim.
"Tatil köylerinden birine gidip kalırız "
"Evet olabilir " dedi Akçan.
"Ama kimliğin sorulmadığı bir yer olması lazım yoksa polisler anında üzerimize üşüşür"
"Aynen katılıyorum "dedi Sahra .
Sessizlik çökmüş sadece odunun yanma sesleri duyuluyordu.
Birden bir ses işittik "alaz " demişti yaşlı bir ses.
Alaz birden ayağa kalkarak "Lidya anne neredesin "
"Sesime doğru gel canım "
Alaz sese doğru ilerlerken bizde arkasından ilerledik.
Ses bonyodan geliyordu.
Alaz aynanın önünde durup " anne " demişti.
Bizde aynanın önünde durup aynadaki yaşlı kadına bakıyorduk. Bu kişiyi tanıyordum.
Göl kenarında alazın telefonunda resmini görmüştüm. Bu o kişiydi.
"güzel yakışıklı oğlum benim " dedi aynadaki yaşlı kadın.
"Sen gerçekmisin " dedi alaz bedeni kaskatı kesilmişti.
"Elbette gerçeğim fazla zamanım kalmadı o yüzden sen ve arkadaşların beni dikkatli dinleyin. Bu dünyadan yok olacağım o yüzden fazla zamanım kalmadı ve oğlum sakın araya girme . Üzülmeni istemiyorum . Üzülürsen ben daha çok mahvolurum ve bu dünyadan kötü ayrılmış olurum "
Aynaya bakarak " sen sen cadısın ama sıradan bir cadı değilsin " dedim.
Herkes şaşırmıştı hem benim söylediklerime hemde gördüklerine .
"Evet güzel kız sende insan değilsin . Benim güçlerimden biri şuanda senin içinde.
Bana bir şey olursa diye alaza aktarmıştım.
Ama nasıl olduysa alazda sana aktarmış ."
"Gücünüz tam olarak ne "
Dediğimde
"görü " Demişti.
Taşlar şimdi yerine oturmaya başlamıştı.
O yüzden o tohaf şeyleri görüyordum .
"Güzel kızım sarmaşık gücümü güvendiğin iyi kalpli birine aktarman gerekiyor . Sen yeterince enerjiyle dolusun dayanamassın. Bu güç seni tüketebilir . Ama gücünde o kişiyi istemesi gerekiyor."
" Beni tanıyormusunuz" dedim merakla yaşlı kadına bakarken .
"Gelecekle ilgili bir kaç görü gördüm seninle ilgili.
Sen dünyaları birleştirecek kişisin. Ama tek değilsin seninle birlikte 5 kişi daha var . Yüzlerini veya cinsiyetlerini bilmiyorum tek belirgin gördüğüm yüz senin yüzün diğerlerinin yüzünü göremedim.
Onlar olmadan dünyalar arası barış getiremessin.
" peki o beş kişinin kimler olduğunu nasıl anlayacağım " dediğimde
"Anlayacaksın " demişti .
Ve ekledi
"Gitmeliyim kendinize ve birbirinize çok iyi bakın "
"Hayır beni bir başıma bırakamassın lütfen bir yere gitme " dedi alaz gözleri dolmuş yaşlı kadına bakarken.
"Arkamdan çok ağlama olurmu . Sarmaşık alaza çok iyi bak sana emanet . Alaz seninle ilgili hiçbir zaman geleceğe veya geçmişe dair görü görmedim. Görmek için bir sürü büyü yaptım ve sonunda gördüm.
Hani bana aileni sormuştun ya"
"Evet " diyerek göz yaşlarını sildi.
"Senin bir Kız kardeşin var seni arıyor. "
"Kardeşim mi ?"
"Evet kardeşin. "
"Ona nasıl ulaşabilirim " demişti . Yüzü hafifçe gülümserken.
Gülen yüzü bir anda soldu çünkü ayna eski haline dönmüştü.
Alaz ise yere yığılıp ağlamaya başladı . Hüngür hüngür ağlıyordu. Yanına eğilerek alaza sıkıca sarıldım . Alazda bana sıkıca sarılarak ."duydun dimi kardeşim varmış benim. " evet duydum . Ağlama lütfen alaz " .
"Arkadaşlar bizi biraz yalnız bırakabilirmisiniz"
"Peki "dedikten sonra dışarı çıktılar .banyoda sadece alaz ve ben vardır.
Benim dünyamdan bir kız alazın kardeşiydi . Kim olabilir diye düşünürken aklıma bir şey geldi.
Farah abisinin dünyada olduğunu söylemişti .
Ve onu bulabilmek için cadı bir arkadaşından bağ büyüsü yapmasını istemişti. Eğer haklıysam Farah ile aynı mühürü taşıması gerekiyor.
Bir anda alaza " üzerindekini çıkar "dediğimde
Anlamayarak sordu " anlamadım ".
"Üzerindeki kazağı çıkar."
"Şimdi şuan mı ne yapacaksın bana çıkarınca "
"Alaz bu halde bile neler düşünüyorsun. Sadece bir şeye bakacağım "
"Peki" diyerek üzerindeki kazağı çıkardı .
"Çıkardım hadi bak bakalım ."
Elimi sırtında gezdirmeye başladım. Elim her bir yeri keşfettiğinde alazın vücudu titriyordu. Tabi benimkide titriyordu.
Alazın önüne geçip elimi boynuna doğru getirdiğimde " beni bu haldeyken nasıl sakinleştirebildin "
"Bilmem nasıl sakinleştirdim " dedim.
Alaz'ın eli yüzümde geziniyordu . Dudakları dudaklarımı yaklaşıyordu.
Sanırım dudakları dudaklarımı çok istiyordu.
Parmaklarım alzım vücudunda mühür aramaya devam ediyordu. Aşağıya doğru indiğimde midesinin biraz daha üstünde bir şey fark ettim.
Yakınlaşıp yakından baktıp.
Bir anda ayağa kalkıp gülümseyerek" işte buldum"
Alaz ayağa kalkıp " ne buldun " dedi meraklı bir yüz ifadesiyle.
"Kardeşini buldum alaz kardeşini "
"Kardeşimi mi buldun kimmiş kardeşim " dedi gözleri yaşlı.
"Alaz senin kardeşin Farah . Senin benim tanıdığım Farah ."
Dediğimde hem göz yaşı döküp hemde gülümseyerek " kardeşim "dedi ve ekledi " Farah "...
🍃 BÖLÜM SONU 🍃
Bölüm etkileşimi
