Sarmaşık kitap kapağı

11. bölüm / 30

Sarmaşık

11.BÖLÜM / KUŞ 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃

🍃
Sanki kafamın içindeki ses onu dinlememi istiyor gibiydi. Ama ben aksine onu dinlememek için direniyordum.

Tıpkı herşey kabusumda olduğu gibi ilerliyordu.

Farahın dediği gibi gözüm beyaza mı bürünecekti.

Ormana koştuğumda dört bir yanımdan bana doğru yaklaşan bir sürü yılanlar mı olacaktı.

Şuanda neler oluyordu ve ben ne yaşıyordum.

****

Mavi gözleri yeşil gözlerime bakıyordu.

Oda tıpkı benim gibi ne yaptığıma anlam veremiyordu.

Alaz dudağında olan parmağımı aşağıya indirerek " gerçekten iyi misin beni korkutuyorsun . Neler oluyor."

" sessiz ol demedimmi o burada "

"Kim burada "

Demişti tek kaşı havadayken.

"Kız " dedim ciddiyetle.

"Hangi kız "

"Biray "

Alaz gülerek " sen beni biraydan mı saklamaya çalışıyordun "

" evet . Yok yani hayır "

Dedim cümlemi toparlayarak.

"Tamam anladım "

Dediğinde arkamı dönüp birayın olduğu yöne baktım arkasını dönüp ilerliyordu.

" ohh be gidiyor "

Dediğimde baktığım yöne bakarak " orada ben kimseyi görmüyorum "

İşaret parmağımla birayı işaret ederek "işte bak orada yürüyor "

Alaz şaşırmıştı peki ama neden " sarmaşık orada kimse yok "

" Orada işte arkasını dönmüş yürüyor "dedim parmağımla tekrar birayı işaret ederek.

"Sen gerçekten iyi misin . Seni odana götüreyimmi "

"Yok iyiyim hadi gidelim "

Dedikten sonra alazın üzerinden bedenimi çektim.

Ben önden yürürken alaz ise beni arkamdan takip ediyordu.

Yürürken bir anda bileğimde bir acı hissettim.

Hafifce inleyip yerimde durdum.

Alaza farkettirmemeye çalışsamda fark edip hemen yanımda belirmişti.

" ne oldu bir sorun mu var bir yerin mi acıyor "

Bileğimi tutarak " bileğim "dedim.

Alaz elimi kendine doğru kaldırıp bileğime baktı .

"Bileğinde hiç bir şey yok. Acaba eğitimde incitmiş olabilir misin ?"

"Sanırım . Anlık acıydı zaten şuanda iyiyim geçti."

"Emin misin revire gidebiliriz. "

"Evet eminim . Bir anlık bir acıydı."

"Peki o zaman "

Elimi yavaşça çekip yürümeye devam ettim.

Eğitim alanına vardığımızda alaz bana dönerek

"Eğitimden sonra bir yere kaybolma yanına geleceğim aklım sende . Çözemediğim tohaf hallerdesin zaten"

Tohaf olan ben değilim tohaf olan sen ve senin hateketlerin dedim içimden geçirerek.

"Tamam kaybolmam görüşürüz "

Dedikten sonra alaz kendi birliğine doğru ilerledi.

Vardığında birayın karşısına geçerek ona birşeyler söylüyordu . Fakat ne konuştuklarını duyamıyordum.

Şimdi aklım hep orada olacak ne konuşuyorlar .

Meraktan delireceğim yaaa.

Odaklanmalıyım , kendime gelmeliyim.

Gözlerim hala istemsizce o ikisinin üzerindeydi.

Efgen yanıma gelerek " sende onları duydun değilmi herkes onları konuşuyor "

"Nasıl yani onlar derken "

Dedim kaşlarımı çatarak .

"Alaz ve birayı "

O ikisinin adını yan yana duyduğumda âdeta başımdan kaynar su dökülüyormuş gibi bir acı hissettim.

"Ne konuşuyorlar "

"Birbirlerini çok seviyorlarmış.

Bir türlü birbirlerine açılamıyorlarmış . Üstelik kendi demiş bizim arkadaşlara itiraf etmiş sevdiğini."

"Kim kimlere ne demiş " dedim salağa yatarak.

"Bunun bir önemi varmı sence durum ortada .

Görmüyor musun birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar . Sürekli yanyanalar nasıl anlamadın herkes anladı"

Kekeleyerek cevapladım "yo yook yanlış biliyorsunuz öyle bir şey yok . Birbirlerini sevemezler."

"Ne o sen niye bu kadar taktın bu mevzuya yoksa sen alazı ... " dedikten sonra gülmeye , kahkahalar atmaya başladı.

Kahkahaları beynimin içinde yankılanıyordu.

Yoo yooo bu gerçek olamaz .

Tekrar dönüp onlara baktım . Tıpkı efgenin dediği gibi birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı.

Onlara engel olamadım. Yapamadım.

Yaptığımı sandım ama başaramamışım.

Elimi sertce bir yumruk yaptım. Öfke dolu gözlerle onları seyrediyordum.

Elimi öyle çok sıkıyordum ki tırnaklarım avuç içimi delik yeşil ediyordu.

Etrafımdakiler bana seslensede cevap vermiyordum. Bütün konuşulanlara karşı sağır olmuştum.

Bileğimin acısıyla görüntüm bulanıklaştı.

Bileğime baktığımda tekrar kırmızı iki nokta gördüm.

Yere yığılmıştım . Görüntü bulanık olmaya başlamıştı. Artık gözlerim o manzarayı görmemek için kendini kapattı.

****

Gözlerimi açtığımda kendimi ağacın altında buldum. Başım birinin omzunun üzerindeydi.

Başımı kaldırıp hafifçe kaldırdığımda şaşırmıştım.

Burada ne işim vardı . Alaz neden yanımdaydı.

Şaşırmış alaza bakıyordum .

"Sarmaşık uyuya kaldın bende seni uyandırmak istemedim."

" Ben buraya nasıl geldim " şaşırmıştım hemde fazlasıyla.

"Bir anda koşup beni peşine sürükledin. Buraya getirdin. sessiz ol dedikten sonra uyudun . Bende uyandırmak istemedim."

" kafam gerçekten çok karıştı." Elimle saçlarımı kurcalarken.

"Bir sorun mu var " demişti mavi gözleri yeşil gözlerime bakarken.

" bir sorun yok benim gitmem gerek sonra görüşürüz "

Dedikten sonra hızlıca ayağa kalkıp koşmaya başladım.

Şu sıralar haddinden fazla koşuyordum.

Alaz arkamdan seslensede hiçbir karşılık vermemiştim.

Odama girip kapıyı kapattıktan sonra aynanın önüne geçtim .

Sanırım kafayı yemek üzereyim yada yedim.

Yaşadığım şeyler gerçek mi değilmi ayırt edemiyorum. O kişiler gerçekte varmı yokmu onuda bilmiyorum .

Sanki gerçek gibiydi.

Bu kadar gerçekçi nasıl olabilir anlam veremiyorum.

İki elimle yüzümü tutup "acaba deliriyormuyum neler oluyor ya ,ne oluyor bana böyle .

Şuanda olanlar gerçekmi . Ben gerçekten de odamdamıyım ." Dedim fısıltıyla.

Kendimi çimdikleyip gerçek olup olmadığını kontrol etmek istedim.

Kolum acıyordu. Şuanda gerçekti .

Ama kabuslarımdaki acıda gerçekti.

Bu mümkün olabilirmiydi.

Ben gerçekten şu anda odamdaydım.

Aynanın önünde oturup olanları düşünmeye başladım. Ne kadar çok düşünürsem belki olayları çözmem dahada kolaylaşırdı.

Kapımın çalmasıyla başımı kaldırdım.

"Kimsin "diye seslendim.

"Benim Farah"

"Gelebilir miyim "

"Tabi "

Farah beni gördüğünde biraz tedirginleşti.

Yanıma çömelip oturdu.

"Pek iyi değilmişsin sanırım . Alaz söyledi.

Yanına gelmek istedi ama lord Barlas izin vermedi. Daha çok çalışması gerekiyormuş."

"Farah sen bir şeyler yaşıyorsun ve o yaşadığın şey gerçek gibi. Sonrada öğreniyorsun ki gerçek değil." Dedim bir anda

" nasıl yani anlamadım " demişti bana tedirgin bakışlarıyla bakarken.

" Sen şuanda gerçekten yanımda mısın"

"Evet tabikide yanındayım . Görmüyor musun "

Farahın bakışları korkutucu bir hâl almaya başlamıştı.

"Gözlerim hangi renk "

"Yeşil tabiki. Sen gerçekten iyi misin. "

" beyaz değil yani "

"Neden beyaz olsun ki."

Dediğinde bileğime baktım .

Bileğimde en ufak nokta bile yoktu. Belkide ben olayı çok büyütüyordum.

"Sanırım çok yoruldum ve halisünasyonlar görmeye başladım . Gerçekmiş gibi geliyor .

Kabus görüyorum ve aynı zamanda olmayan şeyler görüyorum."

"Sarmaşık banada bazen oluyor . Yorgun olduğum zamanlarda ."

" anladım bu beni rahatlattı açıkcası."

"Her hangi bir derdin olduğunda bana anlatabilirsin."

"tamam bir dahakine öyle yaparım. " gülümsedim.

"Her zaman yanındayım " gülümsedi.

"Bende her zaman yanındayım" gülümsedik.

Birlikte önceden olduğu gibi gülümsüyorduk.

Aklımdaki soru işaretleri gitmişti . Farah sayesinde olanları kavrayabilmiştim.

İkimizde tehlike alarmının çalmasıyla irkildik

Ayağa kalkıp cama doğru koştum.

Dikenler yine etrafı sarmıştı.

Taht odasına kraliçenin yanına git . Orada fazla koruma olacak orada güvende olursun "

"Sen nereye gidiyorsun "

"Biraz diken öldüreceğim "

Dedikten sonra farahın kolundan tutup dışarıya doğru yürümesini sağladım.

Farah taht odasına ilerlerken ben ise bahçeye , saldırının olduğu yere doğru ilerliyordum .

Merdivenlerden aşağıya inerken arkamdan kılıcımı çıkardım.

Önüme geleni kesip biçiyordum.

Alazın olduğu tarafı dikenler sarmıştı .

Oraya doğru ilerleyip sırayla dikenleri öldürdüm.

Sırtımı Kaya'nın sırtına dayadım.

Birlikte bir kaç diken öldürdükten sonra sırtından ayrıldım. Alaz git gide kendini geliştiriyordu .

Kılıcı gayet iyi kullanıyordu. Bizim kadar kullanamasada gayet iyiydi.

Bileğimde tekrardan bir acı hissettim.

Elimdeki kılıç yere düştüğünde sanki o düşme sesi zihnimin her köşesinde yankılanıyordu.

Alaz durumu fark ederek kendini önüme siper etti. "Arkamda dur " demişti net ve kendinden emin bir şekilde.

Dikenler yavaş yavaş geri çekiliyordu.

Hepsi tamamen çekildikten sonra Kaya bana dönerek " iyi misin " demişti.

Merakını gözlerindeki ışıltıdan anlayabiliyordum.

"Evet iyiyim bileğim acıyor sadece . Sanırım farketmeden incittim. "

Alaz kolumdan tutup beni çekiyordu .

"Nereye gidiyoruz "

"Revire"

Kayayı ardımda bırakıp alazla yürüyordum.

Arkamdan Kaya'nın bana takılı kalan gözlerini hissedebiliyordum.

Revire vardığımızda bileğime bir kaç bitkisel ilaç sürdükten sonra sardı .

Hiç konuşmamıştık ne o nede ben .

Kremi ustaca sürüp bileğimi güzelce sarmıştı.

Birlikte revirden çıktık. Alaz bana, odama kadar eşlik ediyordu.

Kapının önüne geldiğimizde " iyi geceler sarmaşık . Uyu iyice dinlen , başkalarına iyi bakacağına kendine iyi bak "

Şoktaydım yine herzamanki gibi.

Bana karşı kurduğu o son cümle bende şok etkisi yaratmıştı.

" sanada iyi geceler alaz "

Dedim kendime gelerek.

odama geçip kapıyı kapattım.

Yere çömelerek kapıya sırtımı yasladım.

Dikenler neden hemen geri çekildiler. Anlamadım ama neyse yakında kokusu çıkar .

Duyduğum kuş sesi düşüncelerime engel oluyordu .

Sanırım ses odamdan geliyordu.

Ayağa kalkıp ilerledim.

sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştım.

Yatağımın üzerine baktığımda küçücük bir kuş gördüm.

Yatağımın üzerine oturup kuşu sevmeye başladım.

"Yaa sen nereden çıktın böyle . Ne kadar sevimlisin .Yolunumu kaybettin acaba. Yoksa sende benim gibi aileni mi arıyorsun. Biliyor musun çok sevimli ve tatlısın . Nasıl bu kadar sevimli olabilirsin."

Kuşu severken bir anda kapım çaldı.

Kapıya doğru ilerleyip" kimsin "dedim.

"Benim Farah sana bitkisel çay getirdim iyi gelir diye düşündüm "

Dediğinde kapıyı açıp fincanı almak için eline uzandım." Teşekkür ederim Farah çok iyi düşünmüşsün."

"Ben gideyim sen biraz dinlen "

"Tamam yarın görüşürüz . İyi geceler "

"İyi geceler "

Dedikten sonra kapıyı kapatıp yatağıma doğru ilerledim. Şoktan elimdeki fincanı yere düşürdüm. Fincan yerde paramparçaydı.

Âni bir hareketle kılıcımı çıkardım.

Kılıcının ucunu değişkene doğru uzattım.

Doğa üstü değişken buradaydı ,odamda.

" hey sakin ol kılıcını indir sana zarar vermek için gelmedim. Vermek isteseydim çok önce verirdim."

"Bende diyorum bu dikenler niye gelip hemen gittiler meğerse odama sızman içinmiş "

" evet doğru tahmin . Kılıcı indirsen de öyle konuşsak daha iyi olmaz mı ."

Kılıcımı yerine geri koydum.

" ne işin var burada yoksa yine size katılmamımı söyleyeceksin "

" yok hayır onun için gelmedim."

" değişken bana bak sinirlendirme beni neden buradasın "

Alttan alttan sırıtıyordu.

" öncelikle benim adım değişken değil Merih "

"Saol ya iyiki söyledin çok merak etmiştim.adını "dedim iğneleyici sesimle.

"Öğrenmiş oldun "

Tam kılıcımı çıkaracakken " sesinle savaşmaya gelmedim buraya ne zorluklarla geldim haberin yok tabi ."

"Zehirin buraya geldiğimden haberi yok . Çok zor oldu ve buna değsin istiyorum "

Daha ne kadar daha şaşıracaktım.

Zehirden habersiz mi buraya gelmişti.

"Haberi yok mu " dedim kaşlarımı çatarak.

"Neyse sen onu boşver buraya gelme sebebim o değil "

"Ne peki neden geldin " dedim düşmanımın adınının Merih olduğunu öğrendiğim kişiye bir adım yaklaşarak.

Ona bir adım atmış olmam onu şaşırtmış olsada kendini hemen toparlayıp dudaklarını araladı.

" Yılan tarafından ısırıldın mı hiç "

Bu nasıl bir soruydu biliyormuydu yoksa ....

İçimden geçirdiğimde tekrar dudaklarını araladı.

"Yılan tarafından ısırıldın mı ?" Demişti ve yüz ifadesi oldukça ciddiydi.

" ne yapacaksın buraya bunu sormak için mi geldin"

"Sen cevap ver ısırıldın mı ısırılmadın mı ? "

" evet ısırıldım" diyerek sarılı olan bileğimi gösterdim.

İsmini yeni öğrendiğim Merih sarılı olan bileğimi bir anda kavramıştı.

"Ne yapıyorsun sen " dedim gözlerimi kocaman açarak .

" izin ver bende anlamaya çalışıyorum "

"Neyi anlamaya çalışıyorsun."

" halisünasyon veya kabus buna benzer şeyler oluyormu "

Demişti kimse beni anlamazken o beni anlamıştı .

"Evet "

Dediğimde gözleri iyice büyüdü bileğimdeki sargıyı çözüp sağa sola çevirerek bileğimi inceliyordu .

Sanki bileğimde bir şeyler arıyor gibiydi.

"Boş yere bakma ısırık izi göreme..." Dediğimde cümlem bitmeden araya girdi.

"Biliyorum yanlızca ısırılan kişi görebiliyor bir başkası ne ısırık izini nede senin halisünasyonlarını görebilir."dediğinde sertçe yutkundum.

"Neler oluyor sen bunları nereden biliyorsun "

" anlaşılan ısırık izlerini görüyorsun . Peki gözlerinde renk değişikliği oldumu mesela gözlerinin beyaz olduğunu gördün mü ? "

Hala şaşırmaya devam ediyordum bu kadar şeyi nasıl bilebilirdi.

Merakla dudaklarımı araladım

"Kabuslarımın birinde Farah gözümün birinin beyaz renkte olduğunu söylemişti. Kendim görmedim. "

"Onlar kabus değil bilinçli olarak hepsini zihninde yaşıyorsun ."

"Daha açık konuş anlamıyorum ."

Dediğimde eliyle önüne gelen saçlarını geri doğru itikledi.

"Seni ısıran yılanda medusanın lanetini taşıyor veyada medusanın kendisi de olabilir fakat bu ihtimal çok düşük hatta ihtimal bile sayılmaz

Kim ısırılırsa lanet ona geçiyor . Yani vücudun yılana dönüşüyor Ama seninki farklı daha önce hiç böyle bir şeye denk gelmemiştim.

Sanırım o ihtimal artık kesin . Yılan medusanın lanetini taşımıyor . Çünkü bizzat yılanın kendisi Medusa ."

"Buna inanmamı beklemiyorsundur umarım "

Dedim ağzım açık onu bakarken .

"Sencede bu kadar şeyi tahmin etmem mümkün olabilir miydi ."

" tamam peki haklısın. Bana neler oluyor o zaman "

"Medusanın laneti sana geçti. İki seçenek var ya medusaya dönüşecek çevrendekileri bir bakışınla taşa çevireceksin . Yada sen taşa dönüşeceksin . Eğer medusaya dönüşürsen gerçek Medusa normale dönecek . Dikkatli olmalısın zihninden gelen sesleri sakın dinleme . Onlara kulak asma.

Medusa yeniden insan olmak için ne gerekiyorsa yapacak . Zihnini ele geçirmiş durumda sana her türlü zehirli oyunlar oynayabilir. "

" peki tamam dikkat edeceğim. Bunun bir tedavisi birşeyi yokmu "

"Araştıracağım ve ben herhangi bir çözüm bulana dek kendine çok dikkat etmelisin . Kraliçene durumu bildir belki oda bir çözüm biliyordur veya herhangi biri"

" neden bana yardım ediyorsun "

Dedim gözleri karanlık dolu olan merihe bakarken.

"Çünkü sen benim düşmanım değilsin "

Dediğinde duraksadım.

Düşmanı değilmiydim. Düşman olmamamız için ne değişmişti ki .

"Artık gitmeliyim babam yokluğumu anlamadan ."

konuşmamı beklemeden tekrar kuş olup uzaklara uçtu.

Merihin söyledikleri zihnimde yankılanıyordu.

Şimdi ben lanetlenmişmiydim.

Ya Medusa olup taşa dönüştürecektim yada taşa dönüşen ben olacaktım.....

🍃 BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.