29. bölüm / 30
Sarmaşık29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃
Bölümler 30Şu an: 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃💚yorumlarınızı bekliyorum .
yorumlarınız benim için çok kıymetli.
30. bölüm final olacak.
final bölümünden sonra hikayeyi düzenlemeye alacağım bilginiz olsun
keyifli okumalar dilerim 🍃 💚
karakterleri ve armaları final bölümünden sonra yayımlayacağım .
🍃
Her zaman kaybetmek zorunda değildik.
Bazende güçlü olmak için kazanmamız gerekir.
Çok şey kaybetmiş olsamda kazandığım şeyler kaybettiklerimden daha üstündü.
Mesela alaz .
Onca kaybettiğim şey arasından alazı kazanmıştım.
Alaz benim için sonsuz güç kaynağıydı.
Alaz benim için sonsuz mutluluk demekti.
Alaz benim için aşk demekti ve alaz benim için herşey demekti.
Onun varlığı sayesinde kendimi keşfetmiş , bendeki gücün farkına varabilmiştim.
Ona birşey olması korkusu tüm bedenimi ele geçirmiş ve içimdeki enerjiyi açığa çıkarmıştı.
Artık sarmaşık olmadığımın farkındaydım.
Ama hâlâ hangi sınıfa ait olduğumu bilmiyorum.
Belkide başka bir ırktandım hatta belkide başka bir dünyadan biriydim.
Onu görüyordum.
Yerde yeşil elbisesiyle boylu boyunca uzanan kraliçe orkideyi görüyordum.
yüzü solgun , dudakları ise mosmordu.
Üstelik zehirlendiği için dudaklarının kenarından hafif hafif beyaz sıvı akıyordu.
Kraliçe bizi bırakmamış hâlâ nefes alıp veriyordu.
Hayata bu kadar çabuk veda etmeyeceğini biliyordum. Halkı için , tüm perigenya için acıya katlanmaya çalışıyordu.
Görüntü bulanıklaştığında, yürüdüğümüz yollardan geriye doğru çekildiğimizde birşeylerin
ters gittiğini anlamıştım.
Ellerimle gözlerimi ovuşturduktan sonra ormanda olduğumu farkettim.
etrafıma bakıldığımda yerde sahranın kucağına yatan akçanı görmüştüm.
Farah hemen akçanın yanına eğilerek bileğinden tutup nabzını kontrol ederken " nabzı zayıf biraz dinlenmeye ihtiyacı var . Çok fazla güç tüketmiş olmalı." dedi farak ve ekledi " neler oldu öyle sarmaşık?"
"Akçan nasıl yaptı bilmiyorum ama onun gördüklerini görmemi sağladı " diyerek yerde baygın yatan akçana baktım.
"ne gördünüz ?" dedi efgen endişeyle bir bana birde akçana bakarak.
"kraliçe yaşıyor. Ama durumu kritik bir an önce zindandan kurtarmamız gerekiyor .
her an ölebilir ?" dediğimde efgen bir yandan gülümsüyor diğer yandan ise bize belli etmeden gözünden akan yaşları siliyirdu.
"şükürler olsun " demişti efgen sulu gözleriyle tebessüm ederken.
"peki şimdi ne yapacağız" dedi Merih bana bakarak.
"plan değişti. Farah ve sahra siz ikiniz akçanı ormanın içinde güvenli bir yere götürün.
akçanın dinlenip kendini toplaması gerekiyor.
Farah sende kraliçe için şifa çiçeği yetiştireceksin.
gerisini kraliçeyi kurtardığımizda düşüneceğiz önceliğimiz bu olacak ." dediğimde sahra araya girerek " peki ormanda bizi nasıl bulacaksınız?" dediğinde merihe bakarak sorusunu cevapladım" orasını Merih halleder."
ve ekledim " hadi ilk önce siz ayrılın "dedim Farah ve sahraya bakarak.
"farah dikkatli olun " demişti alaz faraha bakarak .
bu ikâz abiden kardesine yapılmış bir uyarıydı.
"ederiz " demişti Farah abisine tebessüm ederek.
ikiside akçanı kollarının arasına alarak yanımızdan olabildiğince hızla uzaklaşmaya çalıştılar.
" Siz ikiniz ne pahasına olursa olsun alazı koruyacağız" dedim Merih ve efgene kaşlarım çatık bakarken .
"anladık sarmaşık kaç kere daha söyleyeceksin." dedi efgen .
"gerekirse sonsuza kadar " dediğimde merihin öfkeli bakışlarını alazın üzerinde hissedebiliyordum.
"kraliçeyi kurtarmaya gittiğimizi babam öğrenirse öldürür" dedi Merih.
"bizde öğrenmemesini sağlarız" dedim sinsi bakışlarımla.
"o nasıl olacak " dedi efgen merakla.
" ormandan odamın içine doğru uzanan gizli bir geçit var benim haricimde kimse geçidi bilmiyor " dediğimde efgen bir anda alkışlamaya başladı " vayy be biz geceleri odamızda çürürken sen dışarda âlem yapıyordun. bak sen şu işe " demişti alkışlarını keserken.
"yani öylede denebilir tâbi " dedim efgene tebessüm ederek.
"hadi artık işe koyulalım " dedi alaz kolumdan tutup yüzüme bakarken.
merihin öfkesi alazın kolumdan tutmasıyla yeniden alevlenmişti.
yanımızdan öfkeyle yürümeye başladı.
ormanın içindeki geçide doğru ilerlemeye başladık.
ormanın belirli koşelerinde dikenler nöbet tutuyordu.
fakat biz geçide yaklaştıkça dikenler daha fazla artmaya başlamıştı.
duraksayıp alazın tutmuş olduğu kolumu geri çekip merihin omzuna dokunup durmasını sağladım.
Merih ise omzunun üzerinde olan elime odaklanmıştı.
elimi indirip merihin yüzüne baktım." neyi bekliyirsun ? " dedim kaşlarımı çatarak.
"anlamadım" demişti Merih yüzüme saf saf bakarak.
"hani senin gücün varya onu diyorum. dönüşmek için neyi bekliyorsun.
güç olmadan dikenleri sessizce anlatmamız imkansız . Görünmez birşeye dönüşmez misin?"dediğimde bir anda gülmeye başladı.
"neye gülüyorsun hadi sene " dedim öfkeyle.
"neye dönüşeyim ? düşünüyorum." dedi Merih .
"bukalemun nasıl " dedi alaz merihe bakarak.
"olabilir aslında " dedi Merih alaza bakarak.
"güzel fikir " dedim alaza bakıp gülümserken
alazda bana karşılık vererek gülümsemişti.
Merih insan boyutunda bir bukalemuna dönüşmüştü.
"iğrenç " demişti alaz eliyle ağzını kapayarak .
"senin fikrindi " dedi Merih alaza kaşlarını çatıp bakarken.
alaza bakıp o hallerine gülüyordum.
güldüğünü gördüğünde elini ağzından çekip bana eşlik ediyordu.
Merih bulunduğu yerin rengini alıp görünmez olmuştu.
Merih önden gidip dikenleri etkisiz hale getirirken bizde peşinden ilerliyorduk.
Ne hayet girişin önündeydik.
önden Merih geçidin içinde ilerlerken bizlerde arkasından onu takip ediyorduk.
sonunda tünelin sonuna gelmiştik.
sırayla odamın içine girdik.
Merih eski haline dönerek yatağımın üzerine oturarak bana baktı.
alaz ise merihin ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalıyordu .
" bu odaya ikinci mi gelişim yoksa üç mü?" demişti bana gülümseyerek bakıyordu.
ben cevap veremeden alaz öfkeyle araya girdi. " nasıl kaçıncı derken ?" demişti öfkeli bakışları bir bana birde merihe kayıyordu.
"çok önemli bir mevzu değil arkadaş beni karanlığına davet etmek için gelmişti hepsi bu " dedim alaza tebessüm ederek bakarken merihe gözlerimi kısıp bakmıştım.
"unutmamışsın" dedi Merih .
saki alazı bana karşı kışkırtmaya çalışıyor gibiydi.
alazın gözleri bir anda beni buldu .
bakışları merihin söylediğini tekrar ediyor gibiydi.
Unutmamışsın.
"neden burada olduğumuzu unutmayalım" dedi efgen.
aramızda şuanda en fazla mantıklı konuşan efgendi.
şu sıralar ciddi anlamda mantıklı konuşmaya başlamıştı.
Merih ayağa kalkarak bana bakıp gülümsedi.
efgen bizden önce odadan çıkarken
alazda tıpkı bir rüzgar gibi esip efgenin peşinden ilerlemişti.
Merih tam kapıdan çıkacakken " Merih " dememle duraksayıp bana döndü.
yüzüne öfkeyle bakıp bacağına sert bir tekme atmamla aniden bacağını tutup ovalamaya başladı.
"bu ne içindi" dedi yüzü ekşiterek.
"alazın yanında abuk subuk konuştuğun için " dedim ciddiyetimi bozmadan yanından hızlıca geçerken omzuna sertçe çarpıp alazın arkasından ilerlemeye başladım.
alazın yanına vardığımda elini sıkıca tuttum.
elimden kurtulmaya çalışsada başaramamıştı.
parmaklarım eline sıkıca kenetlenmişti.
yavaş yavaş onun parmaklarida elime kenetlenmek üzereydi.
ve işte kenetlenmişti.
yüzüme bakmasada elimi sıkıca tutuyordu.
ben ise bir elimize birde onun güzel yüzüne bakarak gülümsüyordum.
merihin bakışlarının üzerimde olduğuna emindim.
bakışlarını ne kadar üzerime dikerse diksin alazın elini asla bırakmayacak ,onu sevmekten asla vazgeçmeyecektim.
önümüze çıkan herbir dikeni sessiz ve hızlıca halltmeye çalışıyorduk.
Savaşırken Alazın elini bir an olsun bırakmamıştım.
alaz ise bana ayak uydurup birkaç dikeni kendi başına alt etmişti.
Gün geçtikçe dahada gelişiyordu.
Merih iki dikenle savaşırken biz ise zindana inen uzun merdivenlerden aşağı doğru iniyorduk.
merdiven bittiğinde bizi sağımızda ve solumuzda olan demir zindanlar karşılamıştı.
birlikte sessizce herbir demir parmaklıkların ardına bakıp kimse var mı diye kontrol ediyorduk.
ve sonunda kraliçeyi görmüştüm.
parmaklığa dönüp kraliçenin yerde yatan bedenine baktım.
fakat tanıdık bir sesin sahibi beni daldığım yerden uyandırmıştı .
"sarmaşık" demişti bir kız sesi.
arkamı dönüp sesin geldiği yöne baktığımda yüzü kanlar içinde bana bakan birayı gördüm.
"Biray " dedim demirlere yaklaşarak.
"sonunda geldin " demişti ve ekledi
"sonunda bizi kurtarmaya geldin " demişti gözlerinden yaşlar akıyordu.
"başka yaşayan varmı?" dedim zar zor yutkunurken .
bu sorumun üzerine ağlaması dahada şiddetlenmişti.
vereceği cevabı anlamıştım .
yavaş yavaş geriye doğru adımlar attım.
diğerleri yanıma gelip birayın kanlı yüzüne bakıyordu.
alaz ise omzumdan sıkıca tutup beni teselli etmeye çalışıyordu.
"efgen , alaz ,Merih " demişti onların yaşadığını görünce azda olsa gülümsemişti.
Merihi görüp sevindiğine göre iyilerin tarafında olduğunu biliyor olmalıydı.
"herkes öldü tüm birlikler , zehirin tarafına geçenleride öldü olarak kabul ediyorum.
tek yaşayan ben kaldım.
ezel ,Buğra buğu hepsi öldürüldü." demişti hıçkırıklar arasında zarzor konuşuyordu.
"sarmaşık" demişti bir ses .
bu senin sahibi tabikide kraliçeydi.
dönüp kraliçeye baktım.
"kraliçem " dedim bana bakan yorgun gözlerine bakarak.
ve ekledim " sizi kurtarmaya geldim.
lütfen biraz daha dayanın" dedim gözyaşları içinde.
alaz ve efgen birayı kurtarmaya çalışırken bende kraliçeyi kurtarmaya çalışıyordum.
fakat ne yaparsam yapayım bir türlü kilitler kırılmıyor ve açılmıyordu.
"Merih birşeyler yap aç şunu " dedim kilitleri işaret ederek.
Merih doğaüstü bir yaratığa dönüşüp kilitleri açmıştı.
kendimi bir anda kraliçenin yanına attım.
başını ellerimin arasına aldım.
birayda sonunda zindandan çıkıp özgürlüğüne kavuşacaktı.
"sarmaşık" demişti kraliçe .
zar zor konuşuyordu.
ve ekledi " senin gelmeni bekliyordum. Sonunda geldin.
sana söylemem gereken şeyler var onları sana söylemeden öylece ölüp gidemem " demişti gözlerinden yaşlar akıyordu.
kraliçeyi ilk defa bu kadar çaresiz, güçsüz ve ağlarken görüyordum.
"ne olur ölmekten bahsetmeyin sizi kurtaracağız hem farahta bizimle çiçek sizi iyileştirecektir." dedim hem ağlıyor hemde tebessüm ediyordum.
"çiçek bir işe yaramaz bana verilen zehir diğer bizim bildiğimiz zehirler gibi değil kara büyü ile güçlendirilmiş bir zehir " demişti
"yoo yooo yanılıyorsunuz mutlaka işe yarayacaktır. altın çiçekten bahsediyoruz " dedim gözlerimden hızla yaşlar akarken .
"üzgünüm sarmaşık" demişti kraliçe orkide.
"artık gitmemiz gerek herhan bizi farkedebilirler " dedi Merih .
merihi duymuş olsamda söyledikleriyle ilgilenmiyordum.
alarmın çalmasıyla ben hariç herkes birbirine bakıyordu.
"hadi gitmemiz gerekiyor " dedi efgen merihi tasdiklercesine .
"sarmaşık" demişti kraliçe bir anda elini yüzüme getirip gözyaşlarımı silerken.
"sen aslında bu diyardan değilsin başka bir diyara aitsin . Sen sarmaşık, büyücü, şifacı veya değişken değilsin."cümlesini bitirmekte zorlanıyordu. Soluklanmasını beklerken diğerlerine döndüm.
" siz önden gidin " şaşkın bakışları üzerimde olsada beni dinleyip yanımızdan ayrılmışlardı.
Tekrar kraliçeye döndüm.
" Sana vasiyetim krallığımla krallığını inşâ et.." dediğinde yüzümde olan eli bir anda aşağı düşmüştü.
"hayır hayır ölmedin"
"ölemezsin"
"beni böyle bir başıma bırakmazsın."
diyerek kraliçeye sıkıca sarılıyordum.
ağlamaktan gözlerim kıpkırmızı olmuş ve şişmişti.
orada ne kadar ağladığım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.
bir anda başımı kaldırıp öfkeyle boş duvara baktım.
"vasiyetini yerine getireceğim. Bana emanet ettiğin krallığınla kendi krallığımı inşâ edeceğim" dedim sertçe.
kraliçenin açık kalan gözlerini yavaşça kapattım.
Öfkeyle ayağa kalkıp merdivene doğru ilerledim.
arkamdan kılıcımı çıkarıp acımasızca önüme çıkan dikenleri katlettim.
Hızla ilerliyordum . Tereddüt etmeden korkmadan öylece gidiyordum.
zehiri öldürmek için kraliçenin taht odasına girdim.
fakat burada kimse yoktu.
balkona çıkıp etrafta zehiri aramaya başladım.
bütün kötüler, zehirde dahil bizimkilerin etrafını kuşatmıştı.
balkondan aşağı atlayıp dizlerimin üzerine eğildim.
yerden doğrulup başımı öfkeyle kaldırdım.
"sarmaşık nerede ?" demişti zehir gür bir sesle bizimkilere bakarak.
"buradayım" diyerek kötülerin arasından geçerek bizimkilerin yanına doğru ilerlemeye başladım .
dediğimde zehir gülümsemeye başladı.
bizimkilerin yanına vardığımda karşımda bana ,bize ihanet eden pislikler vardı.
zehir ,kaya ,Dora ve hatta lord Barlas bile aralarındaydı.
demekki bu yüzden saraya kolaylıkla sızmışlardı.
hepsiyle tektek göz teması kurdum.
ben onlara öfkeyle bakarken onlar ise bana gülümseyerek , alay eder gibi bakıyordu.
"sonunda karşı karşıya gelebildik " demişti zehir .
"sonunda " dedim tebessüm ederek.
fakat zar zor gülümsemiştim.
zayıf olduğumu onlara hissettiremezdim.
kılıcımdan aşağı kanlar damlıyordu.
etraf oldukça sessiz ,her bir kan damlasının yerle buluşmasını duyabiliyordum.
Merih bir anda önüme geçerek kollarını iki yana açtı.
"baba sarmaşığa zarar verme , onun yerine beni öldür " demişti Merih.
söylediğinde oldukça ciddiydi.
ve ekledi " senden oğlun olarak tek bir şey istiyorum. eğer illada birini öldürmen gerekiyorsa onun yerine beni öldür" demişti gözlerinden yaşlar akarken kurmuştu bu cümleleri babasının yüzüne bakarak.
"onu bu kadar çok mu seviyorsun " dediğinde bir anda gözlerimi kocaman aralayıp merihe baktım.
Merih bir anda bana dönüp gözlerini gözlerime kilitledi ." evet çok seviyorum. herşeyden vazgeçecek kadar hatta gücünden bile vazgeçecek kadar çok seviyorum onu " demişti.
Merih yüzüme bakarken bir yandan ağlıyor bir yandanda tebessüm ediyordu.
Merih beni çok seviyordu . Üstelik sahip olduğu herşeyden vazgeçecek kadar çok.
merihe bakarak başımı sağa sola salladım.
ona bunu yapma demek istiyordum.
babanla aramıza girme demek istiyordum.
Merih ise bana sadece tebessüm ediyordu.
tâki babasının arkasından bıçaklamasıyla üzerime yığılana dek.
birlikte yere yığılmıştık.
Merih ise kollarımın arasında öyle durup yüzüme bakıyordu.
"eğer beni sevmeseydin yinede iyilerin tarafında olurmuydun , babana sırtını döner mıydın ?" dedim gözlerimden yaşlar akarken.
"olmazdım." demişti . hiç tereddüt etmeden.
ve ekledi " eğer seni sevmeseydim sizin tarafınızda olmazdım babama asla sırtımı dönmezdim."
"çok acımasızca " dedim kollarımı başının altından çekerken.
"üzgünüm " demişti merih gözyaşları içinde .
"üzülme " dedim gözümden akan yaşları sertçe silerken.
"bu kadar konuşmak yeter " demişti zehir.
Farahın gözlerinden aşağı yaşlar akıyordu. merihe bakıp bakıp ağlıyordu.
fakat yanına gidemiyor ona sarılamıyordu.
Farah buradaysa Akçan ve sahrada burada demekti.
etrafıma bakındım. Sonunda onları görmüştüm
bize doğru geliyorlardı.
gülümseyerek bizde yanındayız demek istiyorlardı.
zehirin emriyle Dora cadı gücüyle ikisine zarar vermiş yürüyen ayakları biranda duraksamıştı.
ağızlarından kanlar kusuyorlardı.
ve sonunda ikiside yere yığılmıştı.
birbirlerinin ellerini sıkıca tutup ilk önce birbirlerine bakıp gülümsedikten sonra bana baktılar.
hâlâ gülümsüyorlardı. Ölseler bile yinede yüzlerinden gülmelerini eksik etmemişlerdi.
öfkeyle elimi sıkı yumruk yapıp zehire baktım.
"ne oo yoksa çok mu öfkelendin .
alışsan iyi dersin tüm sevdiklerini tek tek öldürüp en sonunda seni öldüreceğim " dediğinde gözlerimi kıstım.
"seni ve yanındaki alçakları öldürüp kendi krallığımı kuracağım " dedim zehire meydan okuyarak.
fakat onlar bu sözüme karşı kahkahalar atıyor, alay ediyorlardı.
"sarmaşık ve insan haricinde herkesi öldürün" demişti zehir bağırarak.
tüm dikenler , zehir hariç bize ihanet eden herkes ben ve alaz hariç herkesi öldürmek için geliyorlardı .
kılıcımı sıkıca kavrayıp alazla birlikte onları korumaya , onları öldürmek için hamle yapan herkesi öldürmeye başladık.
"herkesi kurtaramazsın. Sayıca sizden üstünüz , sizden çok daha güçlüyüz." demişti gülerek.
Merih ise yattığı yerden bizi izliyor , bize yardım etmek için kıpırdayamıyordu bile .
efgen yere yığılmıştı.
ardından Biray ve sonrada Farah.
onları kurtaramamıştım.
"Farah " diye haykırmıştı alaz .
kardeşinin yanına gidip onu kollarının arasına alıp sarıldı.
"sorun yok abi seni gördüm ya o bana yeter " demişti Farah gözlerinden yaşlar akarken.
"bu kadar dram yapmaya gerek yok kardeşin değil" dediğinde " ne saçmalıyorsun sen " dedim parmağımla zehiri işaret ederek.
"şifacı kız insanın kardeşi değil.
sizcede bu durum mantıksız değil mi ?
biri insan diğeri şifacı bu mümkün değil. kardeş olabilmeleri için ikisinin ya insan yada bizden biri olması gerekiyor. Buda bizim size küçük bir oyunumuz olsun " demişti zehir gülerek.
"alaz üzgünüm ben böyle olacağını düşünemedim "
"sorun değil sarmaşık sahtede olsa yinede farahın kardeşim olabilme ihtimali bana mutluluk verdi " tebessüm ederek.
alaz farahın gözlerini yavaşça kapatıp yanıma doğru ilerlemeye başladı.
yanıma geldiğinde " gerçekten sorun değil " demişti yüzüme bakarak.
"evet sıra geldi insanı öldürmeye "
ve ekledi " insanı ben öldüreceğim" diyerek bize doğru ilerlemeye başladı.
herbir adım attığında neşesi kat kat artıyordu.
Alaz ölsün istemiyordum.
Alazı sonsuza dek kaybetmek istemiyordum.
bize yaklaştığında bir kara büyü fısıldayıp ellerini alaza doğru uzatmıştı.
zehirin ellerinden çıkan mor ışıklar alazın bedeninin içine girip ona zarar veriyordu.
"hayır hayır " diyerek haykırdım.
"seni çok seviyorum sarmaşık "demişti alaz göz yaşları içinde gülümseyerek onca acıya rağmen bana bakıyordu.
ve ekledi " seni çok seviyorum iyiki karşıma çıktın iyiki beni kurtardın" demişti.
Acısı zehir bize yaklaştıkça artıyordu.
"hayır asla senin ölmeni izin vermeyeceğim asla " diyerek avazım çıktığı kadar bağırdım.
alazın elini sımsıkı tuttum .
alaz ise acıdan ellerimi çok sıktığının farkında bile değildi .
içimde tohaf bir enerji hissediyordum.
sanki damarlarımda kan değilde başka bir şey dolanıyor gibiydi.
o şey, o enerji kendini dışarı atmak istiyordu.
gözlerimi kapatıp o enerjinin içinden çıkmasına izin verdim.
gözlerimi araladığımda damarlarımda yeşil enerji geçişlerini görebiliyordum.
"Sarmaşık sen senn. " demişti alaz bana bakıp kekeleyerek.
zehir ise şaşırmış büyüsünü alazdan geri çekmişti.
"senn senn nesin böyle " demişti kekeleyerek.
alazın elini bırakıp kendime o enerjiye teslim ettim . etrafımda yeşil ışıklar dönüp duruyordu .
elimi ne yöne hareket ettirsem onlarda o yöne hareket ediyordu.
içimden çıkan bu güç benim emrimle hareket ediyordu.
🍃 BÖLÜM SONU 🍃
Bölüm etkileşimi
