Sarmaşık kitap kapağı

30. bölüm / 30

Sarmaşık

30.BÖLÜM / FİNAL 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃

🍃

Zehir sevdiğim herkesi öldürmüştü.

farahı, akçanı, Sahrayı ve hatta merihi, öz oğlunu bile isteye öldürmüştü.

Kendi kanından , canından olan birini nasıl öldürebilirsin.

Hâlâ tam olarak kim olduğumu , gücümün ne olduğunu veya ne işe yaradığı hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.

Güçle , enerjiyle birlikte havada asılı kalmıştım.

herkesin gözü benim üzerimdeydi

ama ben o gözlere aldırış etmedim.

Üzülmüştüm merihin bize yardım etme isteği, iyiliği , babasını bırakıp bizimle birlik olması iyi biri olduğu için değildi , sırf benim için, beni sevdiği için bizim yanımızdaydı.

Keşke bana deseydi ki ; kötü biri olmak istemedim. ben kötü biri olarak doğmadım babam yüzünden kötü biriymiş gibi görünmeye çalıştım deseydi.

Böylesi benim için daha mutluluk verici olurdu.

Ama Merih ise tam tersini dile getirmişti.

yinede teşekkürü ondan esirgeyemezdim.

beni korumak için babasının karşına geçmiş ve benim için kendini feda etmişti.

"Sen nesin böyle " demişti zehir gözlerini kocaman açıp şaşkınlıkla bana bakarken.

"ne olmamı isterdin ?" dedim sinsice düşmanlarıyla tek tek göz teması kurarken.

"ne olduğun umurumda bile değil . " dedi ve ekledi.

"ikisinide öldürün " emrini verdiğinde dikenler benim ve alazın üzerine doğru gelmeye başlamışlardı.

kolumu alaza doğru uzattığımda yeşil ışıklar sayesinde alazı yanima , gökyüzüne çekebilmiştim.

Dikenler ise yukarda olduğumuzdan dolayı bize yaklaşmakta zorlanıyorlardı.

Zehirde bu durumun farkındaydı sırf bu yüzden ağzını açıp el hareketleriyle birkaç yabancı kelimeler söylemeye başladı.

dikenli canavarların hepsi birbiri üstüne çıkarak devasa bir dikenli yaratığa dönüştü.

Artık yaratıkla aynı seviyedeydik.

Alaz ile burun burunaydık.

Şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu.

Havaya saçtığım enerjiyi daha çok dışarıya karardığımda bu sefer ağaçlar, hayvanlar tüm orman benim emrim altındaydı.

onları zihnimde ve kalbimde hissedebiliyordum.

Etrafımızda olan ağaçların hepsi canlandı bütün ağaçlar üst üste gelip düşmanın boyuna ulaşmıştı.

İki yaratığın savaşı başlamıştı bile.

Yaratığın direnmesine rağmen benim yarattığım yaratık savaşta galip gelmişti.

Yenildiğini gören zehir yanındaki düşmanlarını üzerime gönderdiğinde bende üzerime doğru koşanlara çoktan bir hediye göndermiştim.

Toprağın altından çıkan devasa kökler zehir hariç tüm kötüleri yakalayıp buna Dora ve kayada dahil kollarını ve bacaklarını bedenlerinden ayırdım.

Bu ihanetin bedeliydi , bu kraliçeyi ,ülkeyi yüzüstü bırakmanın cezasıydı, siriusun kanının yerde kalmaması içindi.

"Sıra sana geldi zehir " dedim gözlerimi kısıp zehire bakarak.

alazla birlikte gökyüzünden inip yere ayak bastık.

Ben gücümle zehirin üzerine gittikçe zehir geri geri çekiliyordu.

gücümü zehirin üzerine attım

ikinciyi attığımda yere eğilmiş ve ağzından kanlar boşalmaya başlamıştı.

"sevdiklerimi benden aldınız , ülkemi mahfettiniz sizin gibiler yüzünden kendi ülkemde aranan biri oldum " dedim aramızda sadece 5 adım kalmıştı.

ve ekledim " Seni öldürdükten sonra ne yapacağım biliyor musun ? kraliçenin vasiyetini yerine getireceğim. şu yıkmış olduğun krallığı yeniden inşâ edeceğim ve ben o inşâ ettiğim krallığın kraliçesi olacağım. Senin gibilerin kökünü kazıyacağım." dedim elimle sarayı işaret edip sinsice gülümserken.

fakat birşey daha vardı sadece gülümsemiyordum ağlıyordum da.

İki elimi kullanarak zehire büyük darbeler gönderdim.

Artık yerden kalkamaz haldeydi.

Hatta zarzor nefes alıyor diyebilirim.

Alaz yanıma gelerek omzumdan tuttu.

"bende bu saraya kral olurum" demişti alaz .

alaza dönüp gözyaşlarımı silerek gülümsedim.

"zaten senden başka kimseyi yanıma kral yapmazdım" dediğimde " izin vermezdim " demişti.

ikimizde hem gülüyor hemde ağlıyorduk.

çünkü çok fazla kaybımız vardı.

Tam zehire dönüp son ölüm vuruşunu yapacakken.

Aniden çıkan turuncu bir ışık hareket etmemizi engellemişti.

Zehirin arkasından biri geliyordu . Fakat yüzü kapalı olduğundan dolayı kim olduğunu göremiyordum.

Yabancı zehirin başında dikilip kanlı bedenini inceliyordu.

"Sana bu işi hemen hallet demedim mi ? bu kıza dikkat et hepinizden güçlü demedim mi ne diye işleri bu kadar karıştırdınız. insanı kızın yanına getirelim kafası karişsin dedin sana uydum daha kötü oldu." demişti yabancı.

Alazı bilerek benim yanıma mı göndermişlerdi.

araya girmek istiyordum fakat sesim çıkmıyor ve kıpırdayamıyordum alazda öyle.

yabancı ekledi " ben sana kızı gücüne kavuşmadan öldür dedim sen ne yaptim kızı gücüne kavuşturdun " dedi.

öfkeliydi ama sakindide.

"Efendim özür dilerim lütfen bana bir şans daha verin . Telafi edeceğim "

"Peki sana son bir şans veriyorum . bu sefer sakın elini yüzüne bulaştırma . Yoksa ölümün benim ellerimden olur."

"çok sağolun efendim bu sefer başaracağım "dedi zehir.

Neler oluyordu bunlar neyden bahsediyordu.

bağırsamda kimse çığlıkları mı duymuyordu.

yabancı bana doğru yürümeye başladı.

çığlıklarımı susturup yanıma gelmesini bekledim.

" Bu sefer şansın yok sarmaşık " demişti siyah giyinen yabancı.

adımı nereden biliyordu . Yoksa tanıdığım birimiydi.?

ve ekledi " bu güce sahip olmanın asıl sebebi yanındaki insan . Gücünü senden alamam ama sahip olmanı sağlayan kişiyi yanından alabilirim."

dediğinde gözlerim kocaman açıldı . Alazdan bahsediyordu.

"insan hiç karşılaşmamış olsanız sende bu güce asla sahip olamayacaktın . Ve işler bu noktaya gelmeyecekti. " dediğinde gözlerimden aşağı yaşlar süzülmeye başladı.

"Bakalım onsuz nasıl olacaksın " dedi kahkahalar atarak .

başımı sonunda Alaza çevirebildim.

yabancı zamanı durdurmuştu.

"insan aklından ve kalbinden tamamen silinecek .

tabi onunda öyle " dedi tekrar kahkaha atarak.

"Alaz hangi güç seni aklımdan ve kalbimden silerse silsin seni asla unutmayacağım " dedim .

sonunda konuşabilmiştim."dedim alazın yüzüne bakarak.

"Hiçbir güç seni bana unutturamaz seni hep seveceğim" demişti o kadar çok ağlamıştı ki gözleri şişkinlikten anlaşılmıyordu.

"güzel veda konuşması yaptığımıza göre artık işimize dönelim " diyerek elleriyle anlam veremediği hareketler yapıyordu.

elini her hareket ettirdiğinde turuncu ışıklar ortaya çıkıyordu.

Zar zor alazın elini sıkıca tuttum.

alazda parmaklarını sıkıca elime kenetledi.

Kollarını yukarı kaldırdığında etrafımızı turuncu ışıklar sarmaya başladı.

gözlerimi ışıklardan ayırıp alaza odaklandım. Alaz gözlerimin önünde yavaş yavaş kayboluyordu.

ona sarılmak istedim sarılamadım.

Alaz tamamen kaybolduğunda ondan bana geriye kalan elimdeki sıcaklığıydı.

Diğer elimle tuttuğu elimi sıkıca kavradım . "Alaz " diye haykırdım.

fakat sesin sahibi artık beni duyamayacaktı.

Artık ona sarilamayacaktım , artık onu öpemeyecektim.

Ben onsuz ne yapacaktım.?

*******

Korkuyla bir anda gözlerimi araladım.

başımı yastıkta kaldırıp arkama yaslandım.

Elimin üzerine bir sıvı damlamıştı.

Elimi gözlerime getirdiğimde gözlerim sırılsıklamdı.

Ağlamıştım ama neden ağladığıma dair en ufak bir fikrim bile yoktu.

yataktan kalkıp banyoya doğru ilerledim.

Üzerimi çıkarıp ılık suyun altına girdim.

banyodan çıkıp muhafız uniformamı giyindim.

odadan çıkıp uzun koridorda yürümeye başladım.

bir anda duraksayıp üzerimi yokladım.

Sanki unutmamam gereken bir şeyi unutmuşum gibi hissediyordum.

belkide yorgunluktan öyle düşünüyorumdur.

Yürümeye devam ettim.

Taht odasının yanından geçerken

kalabalık sesler işittim.

yüksek ihtimalle biri semptom göstermişti.

İçeri girdiğimde herkes heyecanla o kişinin yani kızın hangi sınıfa ait olduğunu merak ediyordu.

Kraliçe orkide kızın iki elini tutup gözlerini kapattı.

Kristalden sarı ışık çıkmıştı bu demek oluyor ki bu kız bir şifacı.

Umarım birgün bende bana yakışan renkli bir arma alırım.

"Sarı armayı getirin "dedi kraliçe orkide.

Muhafızlardan biri elinde fanusun içinde sarı renkte olan armayı kraliçeye doğru uzattı ve eğilerek fanusu açtı.

Kraliçe içerisinden armayı alıp kıza uzattı.

kraliçe sordu"adın nedir?"

"Adım Farah majesdeleri "

"Farah bu armayı ,sana verilen bu gücü sonuna kadar iyiye kullanacağına söz veriyormusun .."

"Bana verilen bu gücü iyiye kullanacağıma söz veriyorum.söz veriyorum. " demişti kız ciddiyetle.

"Buradakiler ve ben sözüne şahitlik edeceğiz aksi halde sözünden dönersen en ağır şekilde cezalandırılacaksın."

"Peki kraliçem .gücümü en iyi şekilde kullanacağıma sizi temin ederim."

Dedikten sonra kraliçe faraha armasını takdim etmişti.

Şifacılar bizim için çok önemliydi.

Farah bizim buradaki ilk şifacımızdı.

tabi öncekileri saymassak .

Diğer şifacıları zehir ya kendine tarafına çekmiş yada onları kara büyü. ile dikenli yaratıklara dönüştürmüştü.

kraliçe "herkes görev yerlerine geçebilir " dedi.

herkes taht odasını terk ederken ben ise gozlerimi kraliçeye kilitlemiş yüzüme öylece bakıyordum.

Sanki onu çok özlemişim gibi hissediyordum.

"sarmaşık iyi misin? " dediğinde gözleri bir kaç kez kırpip kraliçenin sorusunu cevapladım.

"kraliçem sadece sizi çok özledim " dediğimde bir nda gözlerini kocaman aralayarak gülümsedi.

"daha dün görüştük" demişti.

"bilmiyorum sanki uzun zamandır sizi görememişim gibi hissediyorum." dediğimde gözlerimden birkaç damla yaş akmaya başladı.

kraliçe durumu fark ederek bana doğru yürüyüp önümde durdu ve sıkıca sarıldı.

Bende ona sıkıca sarıldım.

Sanki ona olan özlemim böyle bir sarılmak la geçecek gibi değildi.

kraliçe sırtımı sıvazladıktan sonra kendini geri çekti.

"Şimdi daha iyi misin" dedi kraliçe gülümseyerek.

"evet kraliçem " dediğimde " hadi bakalım şimdi eğitim alanına " dediğinde başımı eğip odadan dışarı çıktım.

Eğitim alanına doğru yürümeye başladım.

benim çaylaklar ben gelmeden çoktan kılıç çıkarma dersine başlamışlardı bile.

kalbime anlık ağrının girmesiyle kalbimi tuttum.

Kalbim neden böyle yapıyordu.

gözlerim neden sürekli yaşanıyordu.

Ve ben neden sürekli aynı kabusları görüp duruyordum ve neden her uyandığımda ağlamış oluyordum.

Kaya'nın bana doğru geldiğini gördüğümde kalbimden bıçaklanmışa döndüm.

"iyi misini ?" demişti bendeki tohafligi farkederek.

elimi kalbimden indirip cevapladım.

"iyiyim " dedim tebessüm ederek.

sanki zar zor tebessüm ediyordum ona.

"neden geciktin ?"

" kraliçeye konusuyorduk "

"anladım. neyse yerime dönmem gerekiyor sonra görüşürüz."

"görüşürüz " dediğimde arkasını dönüp gitti.

eğitim süresini doldurduğumuzda ne hayet mola vakti gelmişti.

içim hâlâ çok huzursuzdu.

kalbim ise çok tohaf davranıyordu.

Lord Barlas 6. ekibin eğitmeni Altay'ın yanına yaklaşarak birşeyler söylüyordu.

istemsizce kulak misafiri oldum.

"dünyada bir ormanda yangın çıkmış hayvanlar tehlikede ne yapacağını biliyirsun " dedi lord Barlas.

"evet efendim ." dedi Altay

lord Barlas cevabı duyduğunda Altay'ın yanından ayrıldı.

Biraz kafa dağıtmaya bir yerlere gitmeye ihtiyacım vardı.

sonuçta dünya bunun için iyi bir yer olabilirdi.

altaya doğru ilerleyip önünde durdum.

"Altay senin yerine göreve ben gidebilir miyim?" dedim bir anda koyuya girerek.

"sebep ?" demişti tek kaşını havaya kaldırarak.

"öylesine sebebi yok. Hem sende dinlenmiş olursun sana güzle bir kızda ayarlarım " güzel kız lafını duyduğunda gülümsedi.

"peki olur lafını unutma " demişti.

"unutmam merak etme."

ormana doğru ilerleyip gözüme kestirdiğim ağacın gövdesine geçidi açtım.

mavi ışıkların içinden geçtiğimde şaşırıp kalmıştım.

Burası yangının çıktığı orman değildi.

burası insanların yaşadığı yer olmalıydı.

neden zihnimde burayı düşünmüştüm.

neden olmam gereken yerde değilde olmamam gereken, bize yasak olan bir yere gelmiştim.

yavaş adımlarla ilerlerken gözlerim devasa camlı eve takılı kalmıştı.

oldukça uzun ve büyüktü .

karşıdan bana doğru yürüyen biri vardı.

tanıdık fakat bir o kadarda yabancıydı.

kalbimdeki acı onu gorunce bir anda dinmişti.

yürüyordum yürüyordu.

onca insan arasından neden o dikkatimi çekmişti neden onca insan varken sadece ona bakıyordum.

yanımdan geçti yanından geçtim.

gözlerimden yaşlar akıyordu.

ben sildikçe sanki bana inat akıyor gibiydiler.

kokusu , kokusu o kadar tanıdık geliyordu ki ama çıkaramıyordum.

boş boş gözlerim yaşlı yürümeye başladım. Herkesin gözü üzerimdeydi sanırım insan gibi gorunmediğim içindi.

ne kadar yürüdüğüm hakkında hiçbir fikrim yoktu .

karşıma çıkan ağaçların arasına girip geçip açtım.

geçitten geçtiğimde artık gelmem gereken yerde , yangının olduğu yerdeydim.

yerde biri yatıyordu. kanlar içinde kalmış ona yardım etmem için yalvarıyordu.

fakat yüzünü göremiyordum.

görüntü sürekli gidip geliyordu.

çünkü gördüklerim gerçek değildi.

gözlerimi birkaç kez ovuşturduktan sonra o görüntü ortadan kayboldu.

Hangisi gerçekti görüntünün orada olması mı ? yoksa olmaması mı?

mekanizmayı alevlerin arasına atıp yangını söndürmüştüm.

tekrar geçidi açıp içinden geçtim.

Ne hayet perigenyaya gelmiştim.

kalbimde tarif edilem bir acı , zihnimde canlandiramayacağım görüntüler meydana geliyordu.

kalbimin acısından yere çömeldim.

Kalbim sadece o insanı görünce dinmişti.

Belkide acılarımın dinmesi için o insana ihtiyacım vardı.

Onu daha çok ziyaret etmeliydim.

İşte o zaman sorularımın cevabını alabilecektim.

yerden doğurup odama doğru ilerledim.

kendimi yatağın üzerine atıp o tanıdık yabancıyı gözlerim kapalı hayal etmeye çalıştım.

Ve işte görmüştüm onu hayal etmeyi başarmıştım.

insanı hayal ederken gülümsüyordum.

Ama hâlâ gözlerimden yaşlar akıyordu.

gülmeye devam ettim.

1 hafta sonra

üzerinden bir hafta gecmişti.

kalbim her acidiginde o insanı düşünüp sakinleştim.

insanı her gece , her gündüz dusunebileceğim her vakitte onu hayal etmeye devam ettim.

fakat sadece onu hayal etmek bana yetmiyordu.

eğitimden sonra mola vermiştik.

ben ise çimlerin üzerine uzanmış gökyüzünü seyrediyordum.

istemsizce yanıma dönüp bom boş yere dalgın dalgın bakıyordum.

sanki yanımda biri varmış gibi geliyordu.

kayayı fark ettiğimde yerden doğruldum.

Kaya elindeki elmalı turtayi bana uzattı. " al bakalım sen seversin " demişti tebessüm ederek.

"severim " diyerek elinden alıp turtadan bir ısırık aldım.

Gülüyordum, gülüyorduk.

kraliçe balkonundan bana doğru bakıyordu.

kraliçeye bakıp gülümsedim.

oda bana bakıp gülümsemişti.

Hepimiz acılarımıza rağmen gülebiliyorduk.

Herkesin acısı birbirinden farklı olsada yinede hayata gülümsüyor ve mutlu olmak için savaşıyorduk...

🍃SON🍃

💚🍃DEVAM EDECEK 🍃💚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.