1. bölüm / 30
Sarmaşık1. BÖLÜM /YABANCI 🍃
Bölümler 30Şu an: 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃
Annemi ve babamı hiç tanımadım neye benzediklerini bile bilmiyorum tenleri ne renk, gözleri ne renk ,anneme mi benziyorum yoksa babama mı benziyorum bilmiyorum ben hiç bir şey bilmiyorum.
Bebekken beni sarayın kapısına bırakıp arkalarına bile bakmadan çekip gitmişler .
Kraliçe sağolsun beni koruyup kollamış . Sarayda büyümeme izin vermiş.
Gözlerimin içine bakarak bana sarmaşık ismini vermiş.
O günden beri benim adım sarmaşık.
Burası yaşadığım yer perigenya diyarı.
Bu diyar kraliçe orkide tarafından yönetiliyor.
Ben muhafızım görevim kraliçeyi ,sarayı ve dünyadaki doğayı korumak.
****
Belime kadar gelen saçlarımın rengi kızıldı. gözlerim ise çok farklı bir yeşildi.
Bakan bir daha bakıyordu.
Kraliçeninde göz renkleri yeşildi . Fakat onun yeşil rengi solukken benimkisi ise capcanlıydı.
Birden taht odasında sesler yükselmeye başladı.
Sanırım biri semptom göstermişti.
Semptomlar yüzdeki renk değişikliği ; bir anda sararma , kızarma veyada morarma olabiliyor.
kraliçe de hangi sınıfa ait olduğuna bakıp ona göre o kişinin kimliğini verecekti.
Herkes heyecanla o kişinin yani kızın hangi sınıfa ait olduğunu merak ediyordu.
Bizim kimliklerimiz sınıflarımıza göre verilen renkli armalardı.
Her bir sınıfın kendine ait bir rengi vardı.
Kraliçenin rengi yeşil ,arması ise tacıydı
Taç 1 kristal den oluşuyor.
Bu taç sayesinde seviyelerimizi öğrenip ona göre armalarımızı alıyorduk.
Armalarımız avuç içine sığacak büyüklükte renkli metal parçalardı. Her türlü takı şeklinde bürünüp o şekilde kullanabiliyorduk. Çoğunluğumuzun tercihi bileklik olarak kullanmaktı.
Birinci sınıf büyücüler renkleri kırmızı ve çok tehlikeliler. Özelliklede kötülük için kullanıldığında.
Büyücülerin kara büyü yapmaları yasaktı.
Yapanlar ise ölüm cezası alıyordu.
En büyük düşmanımız zehir büyücüydü.
Bir zamanlar bizimle yaşayan zehir, kraliçe yönetimine itiraz edip kral ile yönetim olmasını istemişti. Bizden ayrılarak bizden uzak biryerde kendi krallığını kurdu .
Bizler onun kurmuş olduğu krallığa çürük bölge diyoruz .
Çünkü bizim bölemizde yeşillik ve hayat varken onların bölgesi bizim bölgemize göre çok zıttı.
Her yer çürümüş , ormanları ise yanmış gibiydi. Kendileri haricinde hiçbir hayvan hiçbir bitki orada yaşayamıyordu.
kendisiyle birlikte çoğu değişkeni kandırıp onlarla birlikte kurmuş olduğu krallığına gittiler renksizlerin korumasız en zayıf olanlarını kendi tarafına alıp onları karabüyü ile dikenli canavarlara dönüştürdü .
İkinci sınıf değişkenler renkleri mor.
Bunlar doğaüstü yaratıklar hariç diğer hayvanların şekillerine bürünebiliyor.
Üçüncü sınıf şifacılar .renkleri sarı bunlar özel yetenekleri sayesinde özel bir tohum yapıp onu güzel altınsarısı renginde şifalı çiçeğe dönüştürüyorlar. Ve onun özünü içen hastaysa şifa buluyor .tabi yetenekleri kendilerinde işe yaramıyor . Ve iyileştirdikleri hastalar ise bu mucizeden sadece bir kere yararlanabiliyorlar.
Dördüncü sınıf sarmaşıklar.
Renkleri mavi.
Bunlar hangi sınıfa ait oldukları bilinmeyenler ,semptomları ne zaman gösterirler bilinmez herhangi sınıftan biri olabilirler .
İşte bu yüzden sarmaşıkların ne oldukları bilinmediği için kraliçede benim adımı sarmaşık koymuştu .
Bizde geçiçi olarak semptom gösterene kadar muhafızdık. Kraliçeyi ,sarayı dünyadaki doğayı herşeyi korumakla görevliydik.
Sarayda her sınıf için eğitimler veriliyordu .
Bende sarmaşıklara bir arkadaşımla birlikte eğitim veriyorum.
Kendimize ait her türlü silahlarımız vardı.
Özel kostümlerimiz sayesinde üzerimizde oldukları görünmesede taşıyabiliyorduk.
Silah çıkarma tekniklerini bildikten sonra kolaylıkla istediğimiz silahlar elimizde oluyordu.
Armalarımıza özel bir mekanizma yerleştirildi.
Bu mekanizma istediğimiz yere geçit açabiliyordu . Tabi izinsiz kullanamıyoruz.
Beşinci sınıf renksizler bunlar hiçbir sınıfa girmiyorlar. Oyüzden armaları renksiz ,beyaz.
Beşinci sınıflar saraydan uzak bir bölgede yaşıyor . Ve o bölgeyi zehir ve pis yaratıklarından korumak için bazı muhafızlar orada görev yapıyorlar.
Kraliçe kızın iki elini tutup gözlerini kapattı.
Kristalden sarı ışık çıktı.bu demek oluyor ki bu kiz bir şifacı.
Umarım bende bir gün hangi sınıfa ait olduğumu öğrenirim.
"Sarı armayı getirin "dedi kraliçe orkide.
Muhafızlardan biri elinde fanusun içinde sarı renkte olan armayı kraliçeye doğru uzattı ve eğilerek fanusu açıtı.
Kraliçe içerisinden armayı alıp kıza uzattı.
kraliçe sordu"adın nedir?"
"Adım Farah majesdeleri "
"Farah bu armayı ,sana verilen bu gücü sonuna kadar iyiye kullanacağına söz veriyormusun .."
"Bana verilen bu gücü iyiye kullanacağıma söz veriyorum.söz veriyorum. "
"Buradakiler ve ben sözüne şahitlik edeceğiz aksi halde sözünden dönersen en ağır şekilde cezalandırılacaksın."
"Peki kraliçem .gücümü en iyi şekilde kullanacağıma sizi temin ederim."
Dedikten sonra kraliçe faraha armasını takdim etmişti.
"Evet herkes görev yerlerine dağılabilir. Sarmaşık sen kal"
"Peki majesdeleri"dedikten sonra kraliçenin önüne doğru yaklaşıp başımı eğdim."buyurun majesteleri emrinizdeyim."dedim.
"Dünyada bir ormanda yangın çıkmış yangının çıkmasına sebep olanlar hala oradalar oraya gidip yangını söndürmeni istiyorum.ve her zaman sana söylediğim gibi kesinlikle insanlarla konuşmuyor herhangi bir olaylarına karışmıyoruz. Bizi hiç görmemeleri gerekiyor. Anlaşıldı değilmi."
"Peki pajesteleri dikkatli olurum .izninizle görev yerime gidebilirmiyim."dedikten sonra kraliçe eliyle git işareti yaptı.
Önünde eğilerek taht odasından dışarıya çıkıp bahçedeki bir ağacın önüne geçip armamı ağacın gövdesine koyup çevirdim.
Ağacın içinden mavi ışıklı bir geçit açıldı.
İçinden geçtiğimde kendimi yangının çıktığı yerde, dünyada bir ormanda buldum.
Tam yangının olduğu bölgeye doğru ilerlerken yabancıdan bir ses duydum.
"Yardım ett lütfen yardım et "diyordu .
İki adam yabancıyı yerde sıkıştırmış tekme tokat dövüyordu.
Sanırım kraliçenin bahsettiği yangını çıkaran kişilerdi. Neden dövüyorlardı niye dövüyorlardı.
yüzü gözü kırmızı boyaya bulanmıştı. Ve tekrardan o sesi işittim yabancının sesi.
"Lütfen yardım ett yardım et "dedikten sonra elini bana doğru kaldırdı.
Ama yardım edemezdim .
İnanlarla konuşmamız onların işlerine karışmamız yasaktı.
Ceza alabilirim hatta ölebilirim.
Yabancının gözlerinde kendimi gördüm o yalnızlığı gördüm. Ne olursa olsun her kim olursa olsun ben sarmaşıktım ve yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeliyim.
İster insan olsun ister bizim gibi, ben bunun için yetiştim,biz bunun için yetiştirildik.
Tek elimi arkaya uzatarak uzun bir kılıç çıkardım beni fark ettiklerinde bir an duraksadılar.
"Sende kimsin çok farklısın ama sevdim"diyerek iki adam üzerime doğru gelmeye başladılar.
Madem onların silahları yok şartları eşitleyelim silahımı aynı aldığım şekilde yerine koydum.
Üzerime doğru geldiklerinde havada dönüp ikisinede tekme attım .
Yere yığılmışlardı. İnsanoğlu bu kadar zayıf bir varlıkmıydı.
"Sen nesin böyle sen kim oluyorsun da bize tekme atıyorsun"dediğinde öfkeli öfkeli ayağa kalkıp ikiside bana doğru koşmaya başladı.
Onları bi güzel dövüp paketledikten sonra daha fazla karşılık vermeyip arkalarına bakmadan kaçıp gittiler.
O yabancı hala yerde yatıyordu. Yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için başımı yüzüne doğru eğdim.
Nefesi yüzüme vuruyordu, yabancı yaşıyordu .
Birden yabancının gözleri açıldı ve bana dikkatlice bakıyordu ve yine o yardım isteyen sesi bu sefer farklı şeyler söylüyordu.
"Teşekkür ederim beni kurtardığın için"
Hiç birşey demedim sadece gülümsedim ağzımda maske olsada gözlerimden güldüğüm anlaşılıyordu.
Yabancının yanından kalkıp yangının olduğu yere gittim yangın söndürmeye yarayan küçük yuvarlak mekanizmayı yangının ortasına attım.
Mekanizmadan önce su çıktı ve ateşleri söndürdü.
Sonrada mekanizma kirli kara dumanları içine çekip kendini imha etti.
Buradaki görevim bitmişti .
Geçit açtığım ağaca dönerek armamı ağacın üzerine koyup çevirdim. Mavi ışıklı geçit açılmıştı .
Son bir kez yabancıya bakmak bakmak istedim.
Arkamı döndüğümde yabancı gitmişti.
Önüme dönüp mavi ışıkların içinden geçtim ve ne hayet perigenyadaydım .
Saraya doğru kraliçeye durum raporu vermeye gidecekken arkadan bir ses tanıdık ve bir okadarda yabancı bir sesti .
" Hey yeşil gözlü kız..."
🍃 Bölüm sonu 🍃
##herkese merhaba arkadaşlarım. Bu kurgulamış olduğum ikinci hikayem. bölümleri çok öncesinden Wattpadte yayınlamıştım fakat erişim engeli olduğundan dolayı bu uygulamayı denemek istedim .
bölümlere yorum ve beğeni atarsanız çok mutlu olurum.
yorumlarınız benim için çok kıymetli.
bol gülümsemeli mutlu günleriniz olsun .. 🖤🖤🖤##
Bölüm etkileşimi
