Sarmaşık kitap kapağı

5. bölüm / 30

Sarmaşık

5.BÖLÜM / İZ 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 5.BÖLÜM / İZ 🍃

🍃
Bazen çok sevdiğimiz , tanıdığımız kişiler için kendimizden birşeyleri feda ederiz.

Peki ya ben, yabancıyı o kadar fazla tanımamama rağmen neden onun için fedakarlık yaptım.

Neden düşüncesizce ,sonunu bilmeden hareket ettim. O an sanki kalbim ve aklım durmuştu. Tıpkı bir buz kütlesi gibi.

Bedenim istemsizce kendiliğinden hareket ediyordu. Yada ben öyle zannediyordum.

Birinin özgürlüğünü verecekken kendi özgürlüğümden oluyordum ,birinin hayatını kurtaracakken kendi hayatımı sonlandırıyordum.

Ben o yabancı yüzünden kendimi kaybediyordum.

Sol tarafım bir yandan kanarken diğer yandan acıyordu. Yere yığılmıştım. Gözümü sildiğimde alazın sağ gözünün kenarında oluşan morluk ve kızarıklığı farkettim.

Acıyor olmalıydı. Oda benim gibi acı çekiyordu.

O güzel yüzünü canavar ne hale getirmiş.

Merak ediyorum acaba yüzüm ne haldeydi.

Arkamdan kılıcımı çıkarıp kılıcın üzerinden yansıyan yüzüme baktım.

Çok kötü durumdaydı muhtemelen iz kalacaktı.

Sol tarafımın alın kısmından elmacık kemiğime kadar kalın yırtıklar vardı.

Hala gözlerim kılıcımın üzerindeki yansımamdaydı.

Ağlayamıyordum öylece olduğum yerde kenetlenmiştim.

Kaya arkamdan bana doğru yaklaşarak beni yerden ayağa kaldırdı.

Hafifçe beni sarsarak " sarmaşık kendine gel neler oluyor sana böyle. Kendini başkaları için tehlikeye atmayı bırak artık "

Dediğinde daha çok öfkelendim.

Kayayı itikliyerek "istediğimi yaparım kimsenin bana karışmaya hakkı yok." Dedim öfkeyle kayaya bağırarak.

"Karışım hemde herşeyine sakın bir daha böyle aptal şeyler yapmaya kalkma " demişti kaya.

Bakışları tıpkı beni tehdit eder gibiydi.

"Yaranın temizlenip dikilmesi gerekiyor."dedi alaz. Sesi oldukça sakindi.

"Kendim hallederim"dedikten sonra hızlıca arkamı dönüp odama doğru koşmaya başladım.

Odama geldiğimde kapımı kilitleyip aynanın önüne geçtim.

Çekmecemden peçete alıp yüzümü silmeye başladım. Temizleyip diktikten sonra dolabımdan bir kıyafetimi alıp parçalara ayırdım .

Bana yetecek kadar kumaş aldıktan sonra tek gözüme bağladım.

Aynadaki yansımama tekrar tekrar baktım.

Sürekli kapıma vurup ,seslenip nasıl olduğumu soruyorlardı. Her geleni geri göndermiştim.

Kaya ,Farah hatta kraliçeyi bile .

Kraliçe üzgün olduğumu anladığından üzerime çok gelmemişti.

Kaya kapıyı tekmelemiş olsada yinede onu yanımda istememiştim.

Kimse beni yüzümdeki yarayla, zayıflığımla görsün istemiyordum.

Tık tık tık....

Kapının ardından bir ses işittim "sarmaşık "

Sesin sahibi yarama sebep olan adamın ta kendisiydi.

Alaz kapımdaydı.

"Beni duyduğunu biliyorum. Sadece seni merak ettim nasıl oldun "

"Şuan da kimseyi görmek ve konuşmak istemiyorum" dilim böyle söylememi isterken acaba kalbimde böyle söylüyormuydu.

"Ama ben seni görmek ve konuşmak istiyorum. Yoksa sabaha kadar kapının önünde nöbet tutarım ."

"Lütfen gider misin . Şuan yapmak istediğim tek şey uyumak"

"O zaman şöyle yapalım madem kimseyi görmek ve duymak istemiyorsun o zaman yanına geldiğimde gözlerini kapat ki beni görmeyesin.

Konuşmamda böylelikle sesimi de duymamış olursun.

En azından uyuyana kadar yanında olmuş olurum sonrada ses çıkarmadan odandan giderim."

Bu fikir hoşuma gitmişti. Sanırım birinin yanımda olması yalnız kalmaktan daha iyiydi .hiçbir şey demeden açık olan gözümü yumdum.

Kapıyı araladım.

Alaz kapıyı itikliyerek içeriye girdi .

Ben önden yatağıma uzanırken alazın adımlarını takip ediyordum. Bana doğru geliyordu.

Yatağıma uzanıp başımı yastığa koydum. Alaz ise usulca baş ucuma bir tabure çekip oturmuştu.

Yarım saat sonra ;

Aradan yarım saat geçmişti . Onu göremiyor , sesini duyamıyor olsamda varlığını yanımda hissedebiliyordum.

Merak ediyordum acaba ne yapıyordu .

Yoksa çoktan uyuduğumu sanıp gitmiş olabilirmiydi.

Bir anda bir el yüzüme dokunmuştu. Gözüme sardığım kumaş ince olduğundan Yaralı yerime dokunduğunu hissedebiliyordum.

Yavaş yavaş başımın arkasından düğümü çözüp kumaş parçasını yaralı bedenimden aldı.

"Hala uyanığım " dedim gözlerim kapalıyken.

"Biliyorum " demişti fısıltıyla.

Madem uyanık olduğumu biliyor ne diye bana dokunmuştu.

Elimle yaralı olan yüzümü kapattım.

"Sakın bir daha bana iznim olmadan dokunma sakın " dedim tehditkâr bir sesimle.

Fakat alaz uyarımı dikkate almayıp parmaklarını yaralı yüzümde gezdiriyordu .

Ona bana dokunmamasını söylediğimde acaba o beni ters mi anlamıştı .

Tam elimi uzatıp bana dokunan elini itikleyecekken diğer eli kolumu sıkıca kavramıştı.

"Ne yapmaya çalışıyorsun . Bırak beni " dedim öfkeli sesimle. Gözlerim hala kapalıydı.

Ve ekledim " derhal odamdan çık " .

Dokunuşları bir anda duraksamıştı.

Bir kaç dakika sonra parmakları yeniden hareketlendi. Bu sefer yüzümü okşuyordu.

Sanki her bir dokunuşu bana birşeyler anlatıyor gibiydi.

"Sana söylemem gereken şeyler vardı. Fakat sen konuşmama izin vermiyorsun . Bende söylemek istediklerimi sana göstermeye çalışıyorum "

Dediğinde bir anda gözlerimi açtım.

Göz göze gelmiştik .

Mavi gözlerini kırpmadan bakıyordu yeşil gözlerime.

İçten içe o an hiç bitmesin istedim.

Yeşil gözlerimin mavi gözlerinin içinde kaybolmasını diledim.

Fakat buna bir son vermeliydim. Biz farklı dünyalardan gelen birbirine iki yabancıydık.

Her ne kadar birbirimizi tanıyor olsakta dünyalarımız birbirine çok uzaktı.

Tam ağzımı açıp birşey söyliyecekken kolumu tuttuğunu elimi hızlıca bırakıp işaret parmağını dudağıma yaklaştırarak " sessiz ol . Sadece hisset " demişti .

Gayet ciddi görünüyordu.

Sanırım ne söylemeye çalıştığını anlamamı istiyordu.

Başımı olumlu bir şekilde ileri geri salladım .

Parmağını dudağımdan indirip yüzüme odaklandı.

Gözlerimi kapatıp kendimi dokunuşlarına bıraktım.

Usul usul okşuyordu.

Fakat dokunuşları tenimi acıtmıyordu.

Ben kendi yüzüme bile acıdığı için dokunamazken o dokunuyordu .

Hatta seviyor gibiydi.

Sanırım ne söylemek istediğini anlamıştım .

Bir anda gözümü açtım. Fakat utanmıştım.

Çünkü gözleri hala üzerimdeydi.

"Anladın mı şimdi söylemek istediklerimi " demişti tebessüm ederek.

Bana her ne kusurum olursa olsun hala güzel olduğumu ,yanımda olduğunu ve bana her şekilde yardım edeceğini söylüyordu.

Kendimi güçsüz ve zayıf hissederken alaz bana güçlü olduğumu hissettiriyordu.

Cevap vermemiştim . Cevap vermeyeceğimi anladığında elini yüzümden çekerek " anladın" demişti . Gülümserken gözlerinin içide gülüyordu.

Uykum gelmeye başlamıştı esniyordum.

Fakat o yanıbaşımdayken uyuyamıyordum daha doğrusu uyumak istemiyordum . Fakat gözlerim istemsizce kapanıyor ve etraf kararıyordu.

Yanımdan kalkdığını hissettiğimde kolundan sıkıca tutarak " gitme " dedim.

Bu söylediğime ben bile şaşırmıştım.

Nasıl bir ansana gitme diyebildim . Nasıl bir insanın benim gibi birinin yanında olmasını isterim.

" Görmek ve konuşmak istemediğini söylemiştin." Demişti alaz . Konuşurken biraz kekelemişti.

Uykulu gözlerimi hafifçe araladım.

Sıkıca tuttuğum kolunu bir anda kendime çektim.

Yüzü yüzüme çok yakındı .

Gerçi sadece yüzü değil bedenimde bedenime çok yakındı.

Öylece bakıyordu gözlerimin içine.

" artık seni görmek ve duymak istiyorum."

Dedim tebessüm ederek.

Şaşkın bakışları üzerimdeydi. Aralık olan gözlerim artık tamamen kapanmıştı.

Ve son gördüğüm onun şaşkın yüzüydü.

****

Alazın varlığı, yanımda olması bana kendimi iyi hissettiriyordu. Huzurluydum yaralı bir yüzüm olmasına rağmen huzurluydum. Ama alaz yokken bende huzur denen birşey kalmıyordu .

Bunu dün gece o yanımdayken anlamıştım.

Gözlerimi araladığımda yataktan doğrulup arkama yaslandım.

Etrafa bakınmaya başladım.

Çünkü gözlerim alazı arıyordu. Fakat hüsrana uğradım çünkü alaz burada değildi.

Tam yataktan kalkmak için doğrulduğumda kapının çalmasıyla olduğum yerde kalakaldım .

Çünkü içeriye gitmesini hiç istemediğim biri girmişti.

Fakat biliyordum ki gitmek zorundaydı .

Her birimiz kendi dünyamıza aittik. Ve orada olmalıydık evrenin düzeni bozulmamalıydı.

Alaz elinde tepsiyle bana doğru yürümeye başladı . Elindeki tepsiyi yatağımın üzerine bırakarak " sana kahvaltı getirdim " demişti tebessüm ederek .

Bir tepsiye birde alaza bakıyordum.

"Gerek yoktu " dedim .

"Gerek olduğu için yapmadım. " demişti gözlerimiz birbiriyle buluştuğunda.

"Peki " dedim.

Tepsideki bir şey dikkatimi çekmişti. Siyah fincanın içinde kahverengi bir sıvı vardı.

İlk defa görüyordum.

Fincanı elime alıp koklamaya başladım.

Güzel bir kokusu vardı .

Fakat daha önce hiç böyle bir kokuyla karşılaşmamıştım.

"Soğuk kahve " demişti alaz gülümserken.

"Soğuk hahve mi ? " dedim .

Bilmiyordum adını ilk defa duyuyorum.

"Sizde hala kahve keşfedilmemiş . Üstelik sizde de bitkisi yetişiyor. "

"Hangi bitkiden bahsediyorsun " dedim fincanı tepsiye geri koyarken.

"Siz o bitkiye robusta diyorsunuz . O bitkiden kahve çekirdekleri oluşuyor topluyorsun toz haline getiriyorsun sonrada bu hale geliyor" diyerek fincanı işaret etti.

"Hiç bilmiyordum daha doğrusu içeçek olabileceğini hiç bilmiyorduk "

"Tabi bunun çeşitleride var . Seveceğini düşündüm hadi bir tadına bak " demişti gülümseyerek.

Tadını merak ediyordum . Fincanı tekrar elime alıp tereddüt etsemde dudağıma yaklaştırıp bir yudum aldım .

Fakat kendime engel olamıyordum. İçtikçe daha çok içmek istiyordum.

"Güzelmiş " dedim fincanı bırakıp tepsiye koyarken.

"Söylemiştim " gülümsüyordu.

Tepsiden ufak tefek atıştırmaya başladım.

Alaz ise gülümseyerek beni izlemeye devam ediyordu.

Fark ettiğim an tepsiyi kenara çekip yanımda olan çekmecemi araladım.

İçinde mavi armayı çıkarıp alaza uzattım.

"Tebrik ederim başarmışsın "

"Tabikide sen beni ne sandın " dediğimde uzanıp armayı elimden aldı.

"İstediğin şekilde üzerinde bulundurabilirsin.

Her türlü aksesuar şekline bürünebiliyor.

Bizler çoğunlukla bilezik olarak kullanıyoruz " diyerek bileğimdeki armayı gösterdim.

"O zaman bende bilezik olarak kullanmak istiyorum ama nasıl yapacağım " demişti armayı gözünün hizasına kaldırıp incelerken.

Gülümsedim.

"Armayı bileğinin üstüne koy . Kendi şekillenecek"

Dediğimde armayı bileğinin üzerine koydu.

Arma şekillenip bilezik haline gelmişti.

"Vayyy beee gerçekten büyüleyici " dedi bileğindeki armaya şaşkın şaşkın bakarken.

Tekrar gülümsedim.

Beni büyüleyen başka birşeydi.

Onun gülüşü beni büyülüyordu.

Onu ,gülerken izlemeyi seviyordum.

Ve umarım bu büyü hiç bozulmaz.

Bana baktığını anladığım an dalgın gözlerimi üzerinden çekip " sakın kaybetme " dedim durumu dağıtmaya çalışırken.

"Kaybetmem " dedi. Yüzüme bakarak.

"Ufak bir sorun var . Gerçi tam sorunda denemez" dedim.

"Nedir " dedi meraklı gözleriyle bana bakarken.

"Farah "

"Farah mı şu şifacı kız "

"Evet ta kendisi "

" Ne olmuş ona " demişti alaz şaşkın bakışları üzerimdeyken.

"Dikkatleri bilerek üzerine çekti ." Dedim yüzüne bakarken .

"Bilerek mi ? Neden ? " tek kaşını kaldırarak üst üste soru yöneltmişti.

"Bize yardım etmek için " dediğimde gözleri açıldı.

"Bize yardım etmek için mi " demişti ve bu sefer iki kaşıda yukarı kalkmıştı.

"Evet yanına gittiğimde öyle söyledi. Fakat söylediği gerçekleşti oda bu duruma oldukça şaşkındı"dedim ellerimi karnımın üstüne bağlarken .

"Ne için yardım etti mutlaka bir çıkarı vardır "

"Bende öyle düşünüyorum . Bu yüzden tekrar farahla konuşmalıyım"

"Neyse hadi git üniformanı giyin. Birazdan derslere başlayacksın . Ve umarım benim birliğimde olursun " dediğimde yüzüme bakarak sırıtıyordu.

"Neye gülüyorsun " dedim işaret parmağımla yüzünü işaret ederek .

"Beni görmeden edemiyorsun " demişti .

Ağzım açık kalmıştı. Neden herşeyi kendi üstüne alınıyordu. Kendini ne zannediyor kendini beğenmiş pislik .

"Ben mi ? " dedim öfkeli bakışlarım üzerindeyken.

Ve ekledim " aptal aptal konuşma ne dövüşme konusunda ne kadar beceriksiz olduğunu biliyoruz özel eğitilmen lazım. Yani çok fazla eğitim alman gerekiyor " dedim alayla yüzüne bakıp gülümserken.

Onun gülümsemesi kesilmiş yerine ciddi bir ifade almıştı.

"Hahahah komik gidiyorum " diyerek yatağımdan kalkıp gitti.

Arkasından görüntüsü kaybolana kadar gözlerim alazı takip etti. Fakat tek takip eden gözlerim değildi gülüşlerimde alaza eşlik etmişti.

Yataktan kalkıp sıcak bir duş aldıktan sonra mavi ve siyah renkten oluşan üniformamı giyindim.

Aynanın önüne geçip yansıyan yüzüme odaklandım. Alaz dokunuşlarıyla beni etkilemişti.

Yüzümü sakladığım kumaş parçasını çekmecemin içinden aldım. Yaramın üzerine bağlayıp ayağa kalktım.

Odamdan çıkıp yavaş adımlarla eğitim alanına doğru ilerledim.

Herkes çoktan sıraya geçmişti. Her birliğin başında eğitmenler duruyordu.

Bende birliğimin başına ,8.birliğin önünde durdum.

Renksizlerin olduğu bölgeden görevli olan muhafızlar verilen sürede oradaki görevlerini tamamlayıp saraya gelmişlerdi.

Onların olduğu yöne doğru baktım. Gözlerim alazı arıyordu. O yöne ne kadar bakarsam bakayım alazı görememiştim.

Çaylaklar bizim gibi eğitmen olabilmeleri için

Muhafızlık ile ilgili her şeyi bilmeleri ,iyi dövüşmeli ve belli başlı silahları kullanmalıydı.

Ancak o şekilde eğitmen muhafız olunabilir.

Tabi bizimde üslerimiz vardı.

Biz çaylakların üssü isek bizim üssümüzde baş muhafızlar onların üssü ise lordlardı .

Lord Barlas kraliçenin sağ kolu ve aynı zamanda kraliçenin emri ile çoğu yeri gözleyen ,gözeten kişiydi. Çoğu savaşlara katılmış ve katıldığı her savaşı liderliği ile galip gelmiş büyük birisiydi.

Her muhafız lord barlası kendine örnek alıyordu.

Ondan öğreneceğimiz hala çok şey var.

Zaman ne kadar geçerse geçsin hala alaz ortalıkta yoktu.

Tam sıradan çıkıp alaz delisine bakmaya gidecekken lord Barlas baş muhafızın yanına geldi. Bize selam verdikten sonra yeni gelenlerin ismini sırayla okumaya başladı.

İşinde oldukça resmiydi. Bizimle gerktiği kadar konuşur ve asla gülmezdi.

Gülmek onun için bir zayıflıktı.

Gür bir sesle lord Barlas "buğu" demişti.

Kahve rengi saçlı bir kız el kaldırarak "burdayım "demişti.

" birlik 1 " dedikten sonra kız elini indirdi.

" Buğra birlik 3, ezel birlik 6 , Biray 9 ..."

Herkesin birliği söylendikten sonra lord sessizleşti.

Lord barlasın öfkeli bakışları üzerimdeydi " 8 .birliğin eğitmeni " demişti öfkesini kusar gibi.

"Buyrun lordum "diyerek iki adım öne çıktım.

"Dün geceki olayda kurtardığın çocuk kimdi . Arması nedir "

Elimle saçlarımı hafifçe karıştırarak " mavi lordum"dedim .

" burada değil . Mavi olduğuna emin misin? "

" eminim lordum"

"O zaman neden listede adı geçmiyor. Listeyi kim hazırladı .?"

Kaya bir adım öne gelerek" ben hazırladım lordum"

"Neden eksik yazılmış "

Araya girerek " lordum ben açıklayabilirim. Yeni arkadaşımız ek nöbet tuttuğu için gecikmiş.

Durumu kayaya bildirip ismini yazdırmam gerekiyordu fakat görevimin başındayken unutmuşum . Benim hatam kusura bakmayın"

Dedim.

Lord öfkelenerek gür bir sesle " madem hatanın farkındasın şimdi gidip arkadaşını bul ve onunla birlikte 100 tur koşunda aklınız başınıza gelsin.

O kaçık arkadaşının birliğini belirlediğimiz de bilgilendireceğiz ."

" peki lordum "dedikten sonra önünde eğilip öfke dolu bakışlarımla alazın odasına doğru ilerledim.

Odanın kapısının önüne geldiğimde duraksayıp kapıyı sertçe yumrukladım.

Yumruklarımın ardından ne hayet kapı aralanmıştı.

Aralıktan bana bakan mavi gözleri gördüm.

Kapıya hızlıca tekme atıp içeriye girdim.

"Alaz sen yoksa uyuyormuydun "

"Evet ya biraz daha gözümü dinlendireyim dedim baya dinlendirdim sanırım "

" seni varya, seni pislik ,seni öldürmek için kendimi çok zor tutuyorum."

"Neden ne yaptım şimdi uyumak suç mu ?"

" deli ,manyak sabah sabah ne uykusu eğitim alanına gelmen gerekiyordu. "

" evet de uyuya kaldım işte "

"Koca alanı 100 defa koşacağız seni şapşal "

"Sende mi uyuya kaldın " demişti ellerini geriye uzatıp esnerken.

"Hayır tabiki ben sen miyim senin yüzünden düşünemez oldum . Adını kayaya söylemeyi unuttum listede yoksun"

"Ne listesi "

"Yeni olduğun için eğitim boyunca hangi birlikte olacağın söyleniyor. Senin yüzünden bunu unutmuşum her şeyi ben mi düşüneceğim . Biraz da benim yerime sen düşünsen . Şimdi hemen hazırlan kapıda bekliyorum seni yüz tur koşacağız hep senin yüzünden "

" ne güzel işte eğitime başlamadan ısınmış olacağız egzersiz iyi bir şey "

Dediğinde elimi yumruk yapıp yüzüne tam vuracakken alaz kollarıyla yüzünü kapattı.

O anda durdum vuramadım.

"Neyse senin için kendimi yoramam "

"Saol ya " demişti uykulu uykulu gülümserken.

"çabuk ol dışarda seni bekliyorum. Koşu alanına gidiyorum oraya gel kapıda beklemeyeceğim. Dolapta kıyafetler var zaten oradan giyinirsin. Mavi olanı giyin o eğitim için özel kıyafet ."

" tamam ama ben orayı nasıl bulacağım "

"Sor öğren onuda ben mi düşüneyim"

Dedikten sonra hızlıca odadan dışarıya çıktım.

Eminim arkamdan küfürler savuruyordur .

Bende ona öyleyim şuan.

Çocuktaki rahatlığa bak ya benim dünyam onun dünyası gibi değil.

Ne kadar daha ona katlanacağım.

Koşu alanında oturmuş onun gelmesini bekliyorum.

Şuanda diğerleri çoktan eğitime başlamışlar.

Benim birliğin ise başı boş bir şekilde kendilerince birşeyler yapmaya çalışıyorlar.

Karşıdan birinin bana doğru yürüdüğünü gördüm . Sonunda alaz buraya doğru geliyordu.

Ağzımın bu manzaraya açık kalmaması için adeta kendimi zorluyordum.

Üniforma alaza çok yakışmıştı.

Alaz yanımdaydı. Fakat alaz benden önce davranmış ve ağzı açık ceza alanına bakıyordu.

"Hey ağzını kapat " dedim tebessüm ederek.

" bu ne yaaa sadece koşmayacakmıydık ." Dedimşti ciddiyetle zar zor yutkunurken.

Hafifçe sırıttım." Bende öyle biliyordum fakat lord son anda kararını değiştirmiş"

" hem koşucaz ,hem zıplayacaz hemde sürünecekmiyiz bu buu çok zor yani imkansız gibi bir şey "

Kahkaha atarak " bak sen hani ısınmaydı hani egzersizdi iyi gelirdi demiştin noldu "

" gülme ,yaparım yani zor görünsede kolaylıkla yapabilirim "

Elimle koşu alanını göstererek "peki o zaman önden buyur "

Dediğimde kaşlarını bana çatarak koşmaya başladı . Bende arkasından onu takip etmeye başladım .

Ben ilk on turu kolaylıkla geçerken alaz yavaşlamış öfkeli öfkeli arada bir duraksayarak devam ediyordu . Ben ise onun bu haline gülmekten düzgün koyamıyor ve zıplayamıyordum.

3 saat sonrası ben ve alaz yüz turu bitirmiş çamur ve ter içinde kalmıştık.

İkimizin de artık enerjisi tamamen bitmişti.

Olduğum yere uzandım. Alaz yere uzandığımı gördüğünde yanıma uzandı.

Aramızdaki mesafe çok yakındı .

bir anda mavi gözleri yeşil gözlerime bakarak kısık bir sesle " sarmaşık " demişti nefes nefese kalmıştı.

"Efendim "dedim sadece .

" yüzündeki yara sana çok yakışıyor . Önceki halinin şuan ki halinden hiçbir farkı yok ."

Şaşırarak sordum"nasıl anlamadım "

Dediğim anda başımdan aşağıya biri bana bakıyordu . Gözlerimi yukarıya kaldırdığımda

Kayayı gördüm.

Bir anda olduğum yerden kalkarak .

"Sen ne yapıyorsun burada sesin de çıkmıyor " dedim kayaya bakarak .

" sana bakmaya geldim bitti mi yüz metre"

"Evet bitirdik . Üzerimi değiştirip eğitim alanına geleceğim "

Kaya'nın gözleri alazı bulmuştu.

Kaya anlamdıramadığım bir hareket sergilemişti .

Elini alaza doğru uzatmıştı.

Alaz yerden hafifçe doğruldu.

" Birliğime hoş geldin alaz . Seninle çok eğleneceğiz ....."

🍃BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.