18. bölüm / 30
Sarmaşık18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍
Bölümler 30Şu an: 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃
Kolay değildi dostum olan birine artık düşmanımsın demek.
Hala inanamıyorum Kaya'nın siriusu öldürmesine.
Şimdi ben geçmişi görebiliyormuyum .
Peki ya geleceği görebiliyormuyum.
Bize ,bana ve sevdiklerime sonunda ne olacağını önceden görebilirmiyim.
Geçitten geçmiştim. Alaz ile ilk karşılaştığımız yerdeydim.
Kaya'nın peşimden gelme ihtimali beni endişelendirip hızlıca koşmama sebep olmuştu.
Ne kadar çok hızlı koşarsam beni yakalaması dahada zorlaşacaktı.
Kayayı seçmiş olmamın sebebi alaza her hangi bir zarar gelmemesi ve benim yüzümden ölmemesi içindi. Oda farkındaydı kendinin zayıf Kaya'nın güçlü olduğunu oda biliyordu. Bu yüzden seçimim her ne olursa olsun razı geleceğini söylemişti.
Dünyada ormanlar harici hiçbir yer görmemiştim.
Evleri nasıl acaba bizim gibimiydi.
Uzun koşmanın ardından yorulmuştum .
Duraksayıp hafifçe eğildim. Gözlerim yer ile temas ettiğinde yeşillik yerine başka birşey görüyordum. Yer; siyah ,üzerinde beyaz çizgiler vardı.
Yavaş adımlarla siyah zeminin üzerine doğru yürüyüp duraksadım.
Gökyüzüne baktım . Bizim gökyüzümüzle aynıydı. Karanlık ve yıldızlarla kaplı.
Bir anda elim acıyan karnıma gitti.
Şoktan yaralandığımı unutmuştum .
Hem kolum hemde karnımdan yaralanmıştım.
Ellerim ve kıyafetlerim kırmızıya boyanmıştı.
Kanlı bedenime bakarken karşıdan gelen ışık gözlerimi kamaştırıyordu.
Işık sanki üzerime üzerime geliyor gibiydi .
Işığın dahada yakınlaşmasıyla kendimi biranda yerde buldum . Gözlerim hafif hafif ağırlaşıyordu.
Tanımadığım bir yabancı yanıma çömelip "hanımefendi iyi misiniz . Beni duyuyor musunuz"
Diğer bir yabancı " ambulansı arıyorum. Çok kan kaybetmiş "
Son duyduğum kelimeler bunlardı. Sonrası ise karanlık.
****
Gözlerimi araladığımda bilmediğim bir yerdeydim.
Koluma tohaf şeyler sarılmış ve yaralarımı sarmışlardı.
Burası sanırım dünyada insanlar yaralandığın da iyileştirmek için kullandıkları evdi.
Yataktan hafifçe diklenip arkama yaslandım. Acıyı artık o kadar hissetmiyordum.
Etrafı biraz inceledikten sonra konuşma sesi işittim. Sesin geldiği yöne kapının Aralığından
Beliren görüntüye baktım .
Biri bayılmadan önce bana soru soran yabancı . Diğeri ise üzerine beyaz giysi giyinmiş boynunda ise metal birşey asılıyordu.
Konuşmalarını dinlemeye çalıştım.
Beyaz giyinen adam "hiç böyle bir hastayla karşılaşmamıştım."
"Nasıl yani doktor bey " dedi yabancı.
"Değerleri normal insanın değerlerinden çok farklı .
Kan testi yaptık ama kanının hangi gruba ait olduğunu bilmiyoruz. O kadar hasta baktım ama böylesini görmedim. Siz hastanın yakınımısınız."
"Hayır bende yolda karşılaştım neredeyse ona çarpıyordum. Arabadan indiğimde çoktan yaralıydı "
"Biraz daha gözlem altında tutacağız farklı bir vaka "
"Benlik bir durum yoksa ben o zaman müsaadenizi isteyeyim polise zaten durumu anlattım ".
"Peki . Bende hastamızın durumuna bakayım ."
Dediğinde gözlerimi dikmiş olduğum yerden çektim.
Beyaz kıyafet giyinen adam bana doğru geliyordu.
Adımlarını duyabiliyordum. Gitgide bana dahada yaklaşıyordu .
Beyaz adamın kahverengi gözleriyle göz göze geldim.
Sağ tarafıma geçip duraksadı.
"Uyanmışsın kendini nasıl hissediyorsun bakalım ."
"İyi hissediyorum . Burası neresi ben neredeyim."
"Bir beyefendi sizi yolda yaralı bulmuş buraya hastanemize getirdi."
"Hastane mi buraya hastane mi diyorsunuz "
Doktor biraz şaşırmış görünüyordu.
"Evet hastane diyoruz . Kimliğinizi belirleyemedik. Oyüzden hastanemize kaydınızı yapamadık . "
Dediğinde cevap veremeden içeriye başka biri girdi. Kıyafeti tıpkı savaşa hazırlanıyor gibiydi.
Beyaz adam gelen yabancıya dönerek " buyrun memur bey "
"Hastamız ne hayet kendine geldi . Müsaade edin ifadesini alalım "
"Tabi buyurun . "
Dedikten sonra beyaz adam odadan ayrıldı.
Memur bey dediği adam beyaz giyinene doktor demişti.
Yani bizde şifacı doktor memur bey dediği de muhafız oluyordu.
"İlk önce Kimliğinizi görebilir miyim "
"Kimliğim yok "
" Anlamadım"
Demişti tek kaşını kaldırarak
" Kimliğim var ama sizin kimlikleriniz gibi değil "
" Nasıl " demişti ve bu sefer iki kaşıda havaya kalmıştı.
"Sanırım başınızı biryere çarmışssınız o yüzden travmanız olmalı. Siz kimliğinizi verin aynı olmaması sorun değil."
Yinede göstermedim insan olmadığım hemen anlaşılırdı.
"Düşürmüş olmalıyım kimliğimi şimdi hatırladım."
"Düşürdünüz . Peki üzerinize fazla gelmeyeceğim
Sonra tekrar geleceğim. Sakın buradan bir yere ayrılmayın ".
"Peki " dedim gülümseyerek.
Ben gülümserken memur bana tohaf tohaf bakıyordu.
Ne hayet odadan çıkmıştı.
Biraz daha burada kalırsam benim bu dünyadan olmadığımı anlayacaklardı.
Kıyafetlerimde üzerimde değildi. Kim üzerimi değiştirmiş.
Armam ve üzerimde olan takılar yanımda bulununan çekmecenin içindeydi.
Kapının açılmasıyla bir anda irkildim.
İçeriye yabancı bir kız girdi.
Yanıma gelerek koluma bağlı olan kabloları kontrol etti.
"Nasılsın bakalım " dedi.
"İyiyim de sen kimsin "
"Ben senden sorumlu olan hemşireyim .
Doktor sana iyi bakmamı söyledi .
Bir kaç gün yani en azından sana ne olduğunu anlayana kadar seni hastanemizde misafir edeceğiz.
" Kıyafetlerim nerede "
"Kirli oldukları için yıkamaya verdik. Sana yeni kıyafet ayarladık. Kapının oradaki dolaba bıraktım .acaba film yıldızı falan mısınız kıyafetleriniz tıpkı savaş için tasarlanmış gibiydi."
"Sorusunu tam anlamamış olsamda dikakt çekmemek için evet diyecektim .
"Evet " dedim tebessüm ederek.
Peki başka birşey sormayacım hangi film falan diye . Senin için bir kaç parça kıyafet ayarlandı " Dediğinde dolabı işaret etti.
Ve ekledi " oradan dilediğini giyinebilirsin "
"Teşekkür ederim. Ama ben kendi giysilerimi istiyorum getirirmisin bana onları"
Neyse diğer hastalara bakmam gerekiyor. Elbiseni biriyle yollarım. Geçmiş olsun ."
Dedikten sonra odadan çıktı .
Giysilerimi almadan hiçbir yere gidemezdim.
En iyisi kıyafetlerim gelene kadar bir müddet daha idare edebilirim.
Şimdiden alazı çok özlemiştim.
O benim dünyamda iken şimdi ise ben onun dünyasındaydım.
Sessizce bekledim ne kadar beklediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu .
Ne hayet kapı açılmıştı.
Yabancı bir kadın sesi "kıyafetinizi dolaba bıraktım . Geçmiş olsun"
"teşekkür ederim " dediğimde kapının kapanma sesini duydum.
Ayağa kalkıp tam dolap denilen şeye doğru gidecekken birşey beni geriye çekti.
Bunlar koluma bağlı olan kablolardı.
Kolumdaki kabloları koparıp dolaba doğru yürümeye devam ettim. Dolabı açıp koymuş olduğu kıyafetimi aldım.
Hasır çantamda dolabın içindeydi.
Yatağın oraya geçip kıyafetimi giyindim.
Acaba hemşirenin bıraktığı giysileride alsam mı belki lazım olur .
En iyisi alayım. Dolaba doğru gidip bıraktığı giysileri alıp hasır çantama koydum.
Hasır çantamın uzunca ipleri vardı. Kolaylıkla taşıyabilinmesi için gayet iyi bir eşyaydı .
Tekrar yatağın oraya dönüp almadığım bir şey olup olmadığını kontrol ettim. Gözlerim çekmecenin içindeki kutuya takıldı . Kutunun üzerinde bir kız ve ağzına bir şey takmıştı.
Elime bir tane alıp kızın yaptığı gibi lastiği kulaklarıma geçirip burun ile ağzımı örttüm.
Birkaç tanede çantama koydum.
Böylelikle beni tanımayacaklardı.
Artık gitmek için hazırdım .
Tam çıkacakken içeriye memur girdi,
Benimle konuşan memurdu.
"Hayırdır bir yere mi gidiyorsun "
"Evet gidiyorum"
"Hiç bir yere gidemezsin."
"Neden gidemiyorum."
"Kimliğini henüz tesbit edemedik. İfadeni alamadık . Şuanda şüphelisin ."
"Kusura bakmayın ama burada daha fazla kalamam . Yanınızda bulunmam sizi tehlikeye sokabilir."
"Baksen ne tehlikesiymiş "
"Peşimde olanlarlar var sizin bile gücünüz yetmez "
"Halla halla kimmiş onlar. Kusura bakma küçük hanım hiçbir yere gidemezsin "
"Size zarar vermek istemiyorum. Rica ediyorum gitmeme izin verin."
" bu gidişle ben sana zarar vereceğim."
"Çekilmeyecek misiniz ?"
"Çekilmeyeceğim."
Dediğinde arkamdan kılıcımı çıkarmaya çalıştım.
Ama kılıcım elime gelmedi .
Bir kaç kez denememe rağmen olmadı. Sanırım dünyada olduğumdan dolayı işe yaramıyordu.
Memur şaşkınlıkla ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu.
"Ne yapmaya çalışıyorsun."
Dediğinde yavaş adınlarla memura yaklaşarak sert bir yumruk attım.
Yerden kalkmaya çalışırken sağ ayağımla tekme Attıktan sonra "sana önümden çekilmeni söylemiştim. Beni dinlemedin. Bir çok canavarla savaştım seni mi yenemeyeceğim."
"Sen ne saçmalıyorsun. "
Dedikten sonra eline siyah bir kutu alıp bağırarak " hastaneye acil destek kimliği belirsiz şüpheli bir kız kaçmak üzere "
Dedikten sonra odadan çıktım .
Önümde bir sürü uzun koridor vardı . Hangi yoldan gideceğime dair en ufak bir fikrim yoktu.
Her yerden memur çıkıyordu. Ellerinde siyah metalli bir mekanizmayı bana doğru tutuyorlardı.
Sanırım bu onların silahıydı.
Etrafımı gittikçe sarmışlardı. Dört bir yanım onlarla çevriliydi.
Tıpkı bizim canavarları çevrelediğimiz gibi.
Yoksa onlar için buranın canavarı ben miydim.
Kalın bir ses işittim. " Etrafın sarıldı teslim ol . Sana zarar vermek istemiyoruz. "
" Aynı şeyi bende sizin için söyleyecektim . Size zarar vermek istemiyorum"
Ciddi olan memurlar bir anda gülmeye başladı.
Neden gülüyorlardı.
" bütün silahlarımız sana doğrulmuşken nasıl yapacaksın bunu "
" zor değil " dedim kaşlarımı çatarak.
"Şakayı bir kenara bırak küçük hanım teslim ol "
"Olamam " dedim bir kaç adım ilerleyerek.
"Bak son şansın beni seni yaralamak zorunda bırakma "
" elinizden geleni yapın çünkü bende öyle yapacağım . Buradan çıkmak için ne gerekiyorsa yapacağım. Sizinle savaşacağım."
Dediğimde bombaya benzer bir ses duydum.
Siyah metalden çıkan ufak bir metal parçası bedenime doğru ilerliyordu geldiği yönün tersine hareket ettiğimde o metal parçanın yere düşme sesini işittim. Oradaki herkes hayretler içerisinde beni izliyordu . Sanki ilk kez böyle birşey izliyor gibiydiler.
Ani hareket etmem yere çömelmeme sebep oldu .
Başım yere eğik bakıyordu.
Öfkelenmiştim. Sadece gitmek istediğimi söylemiştim. Böyle yaparak sizin canavarlardan ne farkınız kaldı ki.
Başımı kaldırıp öfke dolu gözlerle bana o küçük demir parçasını gönderen memura baktım.
Hızlıca yerimden kalkıp sırayla hepsini yere indirdim. Herkes şaşırmıştı .
Tek biri sadece ayaktaydı oda ısrarla teslim olmamı söyleyen memurdu.
Sıkıca kolunu kavrayıp çevirdim.
Acıdığını belli etmemeye çalışsa da anlayabiliyordum.
"Sen nesin böyle "
"Adım sarmaşık sana söylemiştim kimseye zarar vermek istemiyorum beni buna sen mecbur bıraktın."
"Peşini bırakmayacağım."
Demişti bir bana birde koluna bakarken
"Diğer kolununda kırılmasını istiyorsan buyur tabi" dedim tebessüm ederek.
Etrafıma baktığımda herkesin elinde alazdan gördüğüm telefon vardı
Ve telefonlarını bana doğru tutuyorlardı.
Sağ koridordan memurlara benzeyen daha fazla insan geliyordu . Onların kıyafetleri memurlara göre daha iyi görünüyordu.
Daha fazla insana zarar vermemek için oradan uzaklaştım. Yine koşuyordum arkama bile bakmadan oradan uzaklaşıyordum. Ama nereye gittiğime dair hiçbir fikrim yoktu ....
🍃 BÖLÜM SONU 🍃
Bölüm etkileşimi
