Sarmaşık kitap kapağı

19. bölüm / 30

Sarmaşık

19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍

🍃

Burada onun dünyasındaydım. Ama alaz yanımda değildi. Koşuyordum,sadece koşuyordum.

Başka ne yapabilirdim ki ?

Beni hapis olarak tuttukları , hastane dedikleri o kocaman evden kurtulmuş yorulana kadar koşmaya devam etmeliydim.

Bir kere onu kendi dünyasında bulduysam şimdide aynını yapacaktım.

Alazı yine kendi dünyasında bulacağım.

Az kaldı alaz kavuşmamıza. Çok az kaldı .

****

Bir kaç saat sonra

Yorulmuştum o kadar koşturmacadan sonra ayaklarım olduğu yere doğru çömelip yorgunluğa yenik düşmüştü.

Başımı kaldırdığımda nefes alacak düzgün bir alan bile yoktu . Her yer tıklım tıklım insan kaynıyordu.

Başımı tekrar yere eğdim. Sanırım yanılmışım .

Bu gidişle alazı hiç bulamayacağım.

Yere hafif hafif yağmur damlaları çarpıyordu.

Gözümü her kırpışımda damlalar şiddetleniyordu.

Tıpkı benim dünyamda olduğu gibi onun dünyasındada yağmur yağıyordu.

Yabancının seslenmesiyle irkildim.

Sesin geldiği yöne baktığımda benim yaşlarımda güzel bir kızdı.

"Pardon ıslanıyorsunuz hasta olacaksınız "

"Sorun değil " demiştim düz bir sesle.

Elinde tuttuğu düz yeşil renkte olan bir nesneyi bana doğru uzatarak " sevgilim birazdan beni almaya gelecek . O yüzden şemsiyeye ihtiyacım olmayacak siz kullanabilirsiniz."

"Teşekkür ederim "diyerek bana uzattığı şemsiyeyi elinden nazikçe aldım.

Demek bu şeyin adı şemsiyeydi. İnsanlar yağmurda ıslanmamak için kullanılıyor .

Hala yerde çömelmiş yabancı kıza bakıyordum .

"Adınız nedir acaba " dedim yerden doğrularak."

"Sahra senin adın ne peki "

"Sarmaşık "

"Sarmaşık sana çok kanım ısındı "

"O ne demek iyi bir şey mi "

Dediğimde gülümseyerek yanıtladı ." Yani seni sevdim demek "

"O zaman benimde sana kanım ısındı"

Dediğimde birlikte gülümsüyorduk.

Arkadan boylu poslu genç sahranın yanına gelip elindeki şemsiyeyi ıslanmaması için başının üzerine tuttu.

Sahra şemsiyeyi tutan kişiye baktığında gözleri ışıl ışıl parlıyordu. O yabancıyı gördüğüne oldukça sevinmişti.

Gülümsüyordu hemde fazlasıyla .

"Sevgilim tam zamanında geldin "

"Eee tabi sevgilimizi bekletmek bize yakışmaz "

Dediğinde yanındaki genç çocuk kızın yanağına bir buse kondurdu.

Kız gencin koluna girip bana tebessüm ederek

"Dilerim şemsiyeni tutabilecek kişiyi yakın zamanda bulursun . Umarın aradığın kişiyi bulursun. Sakın pes etme . Yoksa sonunda pişman olursun ."

Birini aradığımı nereden biliyordu. Çok mu belli etmiştim.

Sahra yabancıyla tam yanımdan uzaklaşacakken

Tekrar ışıltılı gözleriyle bana bakarak " umarım bu son karşılaşmamız olmaz yeniden karşılaşırız"

Diyerek yabancı ile birlikte arkasını dönüp yürümeye devam etti.

Fısıltıyla "umarım "dedim .

Ne güzel gülüyorlardı birbirlerine .

Keşke alaz ve bende onlar gibi olabilseydik.

Elimizde şemsiye ile birlikte birbirimize gülerek yağmurda evimize kadar yürüyebilseydik..

Demekki dünyada kötü insanlar olduğu gibi iyi insanlarda vardı.

Neden ben şuanda pes ediyorum ki .

Alazı bulabilirim. Sahra bana yeniden umut vermişti. Ve ben o umuda sıkıca tutunup alazı ikinci kez bulacaktım . Nerede olursa olsun isterse dünyanın öbür ucunda olsun yinede bulacaktım.

Bizde o iki yabancı gibi mutlu olabiliriz.

Bir anda gözlerim kamaştı . Elimi gözlerimin önüne getirdim.

Işığın geldiği yöne baktım.

Alaz karşımdaydı ama gerçek değildi.

Göl kenarında fotoğraf çekildiğimizde telefonun bizi bir ayna gibi taklit etmesi gibiydi.

Gerçek gibiydi ama gerçek değildi.

Karşıdan koşan bir kız dikkatimi çekmişti .

Sanki bir yere gitmek için acele ediyor gibiydi.

Taksi diyerek sarı büyük bir şeyi durdurdu.

Kapısını açıp içine oturduktan sonra öndeki adam "nereye gidiyoruz " diye sordu.

Gerisini duyamadan göz hizamdan ayrıldı.

Demek bu sarı taksi bizi istediğimiz yere götürebiliyor.

Kızın olduğu tarafa geçip taksinin gelmesini bekledim.

Ne gelen vardı nede giden . Tam ümüdimi yitirecekken bana doğru gelen taksiyi gördüm .

"Taksi taksi "diyerek elimi havada bir kaç kere salladım.

Yanımda durduğunda kızın kapıyı açtığı gibi açmaya çalıştım. Bir kaç kez bocalasamda sonunda başarmıştım . Kapıyı açmıştım.

Bir ses " nereye gidiyoruz?" Diye sordu.

Elimle alazın fotoğrafını işaret ederek " onun olduğu yere gitmek istiyorum. "

Dediğimde önde oturan adam işaret ettiğim yere bakarak " alaz küle mi gitmek istiyorsun."

"Evet alaz kül " dedikten sonra içimden tekrar ettim. Alaz kül alaz kül ....

" evini bilmiyorum ama seni iş yerine götürebilirim ."

" eğer oradaysa olur gidelim."

"Peki "dedi yabancı adam.

Dışarıya göre burası çok sıcaktı. Neden burası bu kadar sıcaktı . Dayanamarak sordum.

" şey acaba burası neden bu kadar çok sıcak oldu ."

"Klimayı açtım efendim isterseniz pencereyi açabilirim ."

"Olur "

Pencerem yavaş yavaş açılıyordu .

Elimi ve başımı hafifçe dışarıya çıkarıp gülümsüyordum.

Ne hayet sana yaklaşmıştım.

Ne hayet aramızdaki mesafe azalacaktı.

Ve ne hayet sana olan özlemim son bulacaktı .

Çok mutluydum çünkü sana kavuşacaktım.

Dilediğim kadar sıkıca sarılıp dilediğim kadar seni öpebilecektim..

Bir kaç saatlik yolculuktan sonra bir anda durduk. " geldik efendim.

"Tamam çok teşekkür ederim."

Dedikten sonra kapıyı açıp dışarı çıkacakken bir ses beni durdurdu. " hey ücreti ödemediniz "

"Ne ücreti anlamadım "

"Parayı vermediniz . Sizi bedavadan buraya getirmedik heralde."

Duraksadım ona ne vermeliydim bilemedim.

Gözüm bir anda boynumdaki kolyeme takıldı .

Kırmızı yakuttan yapılma değerli bir kolyeydi .sanırım bu iş görür.

Kolyemi çıkarıp adama uzattım .

" Benim param yok onun yerine bunu versem olurmu "

Dediğimde elimden alıp incelemeye başladı .

"Değerli bir şeye benziyor "

"Evet öyle "

"Peki madem paran yok bu seferlik böyle olsun . Bu kolye azda olsa işimi görür."

İndikten sonra kapıyı kapattım .

Önümde kocaman camlı büyük bir ev vardı .

Yukarıya doğru baktım. Baya uzundu.

Şimdi bu koca , uzun ev alaza mı aitdi.

Yavaş adımlarla ilerledim. Büyük bir cam kapıdan içeriye girdim.

Bir anda birşeyler ötmeye başladı . Sanki anons gibiydi.

Aldırış etmeden ilerlemeye devam ettim.

Büyük şifa evinde gördüğüm şapkalı adamlar buradada vardı. Bana yaklaşarak " buyurun ne için gelmiştiniz ".

"Alazı görmek istiyorum "

"Randevunuz varmıydı "

"Hayır yok " zar zor cevaplamıştım. Sanki kalbim olduğundan daha farklı atıyor gibiydi .

Elimi bir an kalbime getirdim. Normalden daha farklı hissettiriyordu.

" o halde sizi içeri alamam " demişti keskin bir sesle.

"O buradamı peki "

"Evet kendisi burada "

"Yanına gidemiyorsam en azından burada onu beklesem olurmu ".

Dediğimde birbirlerine bakıp fısıldaştıktan sonra tekrar bana dönerek " olur efendim şurada bekliyebilirsiniz " diyerek bana köşede olan kanepeleri işaret etti.

Kaneplerden birine oturup alaz'ın gelmesini. Bekledim.

Aslında beklemek yerine buradaki herkesi dövüp yanına hızlı bir şekilde gidebilirim ama sorun çıkarmak istemiyorum . Zaten bana zararda vermediler. Oyüzden sessizce burada durup bekleyeceğim ..

# YAZARIN ANLATIMIYLA #

Sarmaşık güvenlikle konuşurken alaz ise kapıdan çıkıyordu.

Birbirlerinin yanından geçerken ikiside kalbini tutmuş , Farklı bir şey olduğunu hissetmişlerdi.

Alaz hızlıca arabasına binip şöfere " Lidya anneme gidiyoruz " dedi.

Alaz, annesi ve babası öldükten sonra onu büyüten üvey annesi Lidya idi.

Lidya ,büyük bir mal varlığına sahip olan yaşlı bir kadındı.

Kendi öz oğlu olmasına rağmen o en çok alazı seviyordu. İyi kalpli , yardımsever olduğu için.

Çünkü kendi öz oğlu kötü biriydi. İyilik nedir hiç bilmezdi. Şeytanın ta kendisiydi.

Mirasını üvey oğlu olan alaza bırakmak istiyordu . Fakat öz oğlu buna engel olabilmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu .

# BİR KAÇ AY ÖNCE (Alazın anlatımıyla) #

Lidya annem kötü oğlu yüzünden aklını yitirmek üzereydi.

oğlu yüzünden akıl hastanesine hapsedilmek zorunda kaldı. Ama benim annem deli değildi .

Sadece ona deli demişlerdi. Bu şekilde tüm mirasını alabilmeyi düşünüyordu. Ama düşünemediği bir şey vardı ben .

Beni hesaba katmamıştı.

Annemin mirası bana bırakacağına dair mektup aldığında öfkeden deliye döndü.

Kötüyken şimdi ise daha kötü birine dönüşmüştü.

Annem sayesinde güzel bir işim vardı .

Şirketin tanınmış ceolarından biriydim .

Hafta sonu için kendime tatil vermiştim.

O gün işe gitmeyip sabahtan akşama kadar uyuyacaktım.

Kahvaltımı yapmak için oturduğumda telefonumun çalmasıyla irkildim .

Arayan kötü çocuk yani annemin öz oğlu karandı.

Telefonuma kötü çocuk diye kaydetmiştim.

O tam bu lakaba layık biriydi. Çünkü gerçekten kötüydü. Benden bir kaç yaş büyük olsada katana asla abi demezdim.

"Ne var " dedim düz bir sesle .

"Demek mirasını sana bırakıyor ha öz oğlu olmasına rağmen "

"Sen sanki annene iyi bir evlat oldunda konuşuyorsun "

"Senin varlığın yüzünden beni sevmedi , senin yüzünden bana bir kere bile oğlum diye seslenmedi."

"Edebiyat yapma söylediklerinde gerçekçi olmadığını biliyorum. Bu sözler ağzına hiç yakışmıyor."

Dediğimde kahkaha atarak yanıtladı.

"Ama kabul et güzel rol yaptım . Neredeyse inanacaktın."

"Ya tabi "

" şimdi kulaklarını aç be beni iyi dinle .

Sevgili annenin yanında şuanda adamlarımdan biri var . Öldürmek için emrimi bekliyorlar ."

Dediğinde bir an duraksadım . Yok ya şaka yapıyordur .

"Sana inanmıyorum rol yapıyorsun , beni kandırmaya çalışıyorsun "

Dediğimde telefonuma bir mesaj geldi .

Mesaj karandandı.

Gerçektende annemin yanında adamlarından biri vardı. Gördüğüm resim beni dehşete düşürmüştü. Annemin başına silah dayanmış gözleri yaşlı kamerayı seyrediyordu.

"Seni lanet olası pislik . İnsan annesine sırf miras için bunu nasıl yapar . Söyle annemin yaşaması için ne yapmam gerekiyor söyle ."

"Sana söyleyeceğim adrese tek başına geleceksin . Polise haber vereyim deme sakın gözüm üstünde olacak "

"Tamam nereye geleyim . Sen onu söyle ."

"Adresi Mesaj atacağım " dedikten sonra telefonu yüzüme kapattı.

Sabırsızca ondan mesajın gelmesini bekliyordum. Ne hayet mesaj gelmişti.

Navigasyon dan söylediği adrese baktığımda adres bir ormanı gösteriyordu .

Hızlıca üzerime birşeyler alıp arabama bindim.

Üç saatlik yoldan sonra ormana girmiştim.

Belirli bir yerden sonra araba yolu yoktu .

O yüzden devamını yürüyerek gitmeliydim.

Biraz ilerledikten sonra konumda işaret edilen yerde durdum.

Etrafta kimse yoktu. Kuşlar bile ötmeyi bırakmıştı.

Omzumda bir el hissettim. Arkamı döndüğümde yüzüme aldığım yumruk darbesiyle yere yığıldım.

Tekme tokat vuruyorlardı.

"Sizde kimsiniz ?"

"Sana karan'ın selamını getirdik. Artık bu dünyada olamayacaksın. Seni ebediyyen cehenneme gönderiyoruz "

Dediğinde artık cevap veremeyecek hale gelmiştim.

Biri beni dövmeye devam ederken diğeri ise yere benzin döküp etrafa ateş saçtı.

Sanırım beni burada yakıp kül edeceklerdi . Tıpkı soyadım gibi kül mü olacaktım .

kendimi ölüme hazırlamışken ağaçların oradan Işığın içinden bir kız belirdi.

Yüzü tam görünmesede gözlerinin rengini görebiliyordum . Yeşildi . Öyle güzel parlıyordu ki O an bana tüm acımı unutturmuştu .

Mavi gözlerim yeşil gözleriyle göz göze geldi.

Ölmek bir kenara dursun bir daha o yeşil gözleri göremem diye çok korktum .

Yardım istedim beni kurtarması için .

Biliyordum o gözlerin beni ölüme terk etmeyip kurtaracağını biliyordum.

Bizim dünyadan değildi . Sanki beni kurtarmak için başka bir dünyadan gelmiş gibiydi .

Eğer bu dünyada olmuş olsaydı kesinlikle onu tanırdım . Yarı baygın yarı ayıktım.

Bir ara gözlerim kapandı .

Tekrar gözlerimi açtığımda yüzü yüzüme yakın yeşil gözlerini gördüm.

Öyle güzel bakıyordu ki orada kaybolmamak imkansız.

"Teşekkür ederim " demiştim . Yeşil gözlerine bakarak.

Yanımdan uzaklaşıp ışığın olduğu yere gittiğinde ayaklanıp ona doğru gitmeye çalıştım.

Işığın önünde durup tam ben tarafa bakacakken ağacın arkasına saklandım .

Önüne dönüp ışığın içinden geçip ortadan kaybolmuştu.

Işığa doğru ilerledim. Onu tekrar görmek ve tanımak için peşinden gitmek istedim .

Işığa yaklaşarak içinden geçerken sadece onu düşündüm o yabancı yeşil gözleri düşündüm....

🍃 BÖLÜM SONU 🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.