4. bölüm / 30
Sarmaşık4.BÖLÜM / ALAZ 🍃
Bölümler 30Şu an: 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃
- 1 1. BÖLÜM /YABANCI 🍃1.132 kelime
- 2 2.BÖLÜM /MİSAFİR 🍃1.397 kelime
- 3 3.BÖLÜM /KIRBAÇ 🍃2.330 kelime
- 4 4.BÖLÜM / ALAZ 🍃2.948 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.BÖLÜM / İZ 🍃2.638 kelime
- 6 6.BÖLÜM / DEĞİŞKEN 🍃2.817 kelime
- 7 7. BÖLÜM / KARANLIĞA DAVET 🍃2.348 kelime
- 8 8. BÖLÜM / RÜZGAR 🍃1.238 kelime
- 9 9. BÖLÜM / DOKUNUŞ🍃1.398 kelime
- 10 10. BÖLÜM / DEJAVU🍃1.657 kelime
- 11 11.BÖLÜM / KUŞ 🍃2.083 kelime
- 12 12.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 🐍2.721 kelime
- 13 13.BÖLÜM / MEDUSA'NIN LANETİ 2 🐍1.301 kelime
- 14 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃1.961 kelime
- 15 15.BÖLÜM / KAVUŞMA🍃1.433 kelime
- 16 16.BÖLÜM / FOTOĞRAF 🍃1.635 kelime
- 17 17.BÖLÜM / SİRİUS 🍃1.560 kelime
- 18 18.BÖLÜM / DÜNYA 🌍1.491 kelime
- 19 19.BÖLÜM / DÜNYA 2 🌍1.724 kelime
- 20 20.BÖLÜM / DÜNYA 3 🌍1.333 kelime
- 21 21. BÖLÜM / DÜNYA 4 🌍1.703 kelime
- 22 22. BÖLÜM / DÜNYA 5 🌍1.682 kelime
- 23 23. BÖLÜM / DÜNYA 6 🌍1.518 kelime
- 24 24.BÖLÜM /DÜNYA 7 🌍2.517 kelime
- 25 25. BÖLÜM / DÜNYA 8 🌍1.845 kelime
- 26 26. BÖLÜM / DÜNYA 9 🌍2.115 kelime
- 27 27. BÖLÜM / YILDIRIM KRİSTALİ 🍃2.651 kelime
- 28 28. BÖLÜM / ZİNDANDA Kİ ÇİÇEK 🍃640 kelime
- 29 29. BÖLÜM / SONA DOĞRU 🍃2.476 kelime
- 30 30.BÖLÜM / FİNAL 🍃1.917 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🍃
Sanki sonzuz bir uykudaydım.
Tıpkı uyuyan güzel masalında olduğu gibi.
Ben lanetlenip sonsuz uykuya haps olan prensestim . beni uykumdan uyandırıp laneti bozabilecek bir prens gerekiyordu.
Fakat burada ne beni uyandırabilecek biri, nede prens vardı
Her ne kadar gözlerimi açmak istesemde açamıyordum . Sonuçta bunu ben istedim.
Sonumun böyle olacağını biliyordum.
Sadece bu kadar hızlı öleceğimi bilmiyordum.
Sanki gördüğüm karanlık Dünya yavaş yavaş aydınlanıyor gibiydi.
Gözlerim hafifçe kamaştı. Bir kaç kez sıkıca gözümü açıp kapadıktan sonra karşımda bana bakan dorayı gördüm.
Ne oluyordu şimdi ,ben ölmemişmiydim.
" Dora ben yaşıyormuyum" diye fısıldadım.
"Evet yaşıyorsun neyseki hayattasın hepimiz senin için çok korktuk."
"Nasıl oldu bu ,cezam bitmemişti."
"Yeni çocuk kraliçeyi ikna etti. Senin yerine geriye kalan kırbaçlar o yabancı çocuğa vuruldu ."
"Neden ona engel olmadın."
"Kusura bakma ama arkadaşım bir yabancıdan daha kıymetli ." dedi Dora kaşlarını bana doğru çatarken
" şimdi nerede o iyi değil mi ? Sakın bana öldü gibi şeyler söyleme" dedim üzgün bir ses tonuyla.
Gözlerim bir anda odaya apar topar giren o kişiye kaydı.
Bir anda yanıma gelip "çok korkuttun bizi seni kaybedeceğim sandım nasılsın iyi misin ?"
Demişti kaya gözleri korku doluydu.
Fakat düşündüğüm şey benim iyi olup olmamam değildi düşündüğüm tek şey o yabancıydı.
Doraya dönerek sordum "o nerede "
Ve ekledim " söylesene Dora yabancı nerede "
Diye bağırdım kendimden geçercesine.
Onun iyi olduğunu gözlerimle görmeden içim rahat etmeyecekti.
"Tamam sakin ol sarmaşık yanımızdaki sol odada "
Dediğinde yatağımdan kalkıp odaya doğru ilerlemeye başladım .
Kaya bana seslensede cevap veremedim.
Odaya vardığımda kapıyı çalmadan direk odaya daldım.
Pencerenin önünde dışarıyı seyrediyordu.
" yabancı " diye seslendiğimde bedenini bana doğru çevirdi. Tebessüm ediyordu .
Onun gülümsemesini gördüğümde bende tebessüm ettim .
Hafif adımlarla bana doru yaklaşarak tam önümde duraksadı ."demek maske olmadığında böyle görünüyorsun." Demişti gözlerimin önüne düşen bir tutam saçımı kulağımın arkasına alırken.
"Nasıl görünüyorum " utanmış gibiydim.
Sesini duyduğumda saçımı kulağımın arkasına aldığında.
"Masum ve güzel." Demişti tekrar tebessüm ederken.
"Bak sen bu yabancının dilide baya uzunmuş ."
Dediğimde " Alaz "dedi.
"Anlamadım" dedim kaşlarımı yukarı kaldırırken.
"Adım alaz yabancı değil"
Diyerek elini bana doğru uzattı
"Bende..."cümlemi bitirmeden araya girdi.
"Sarmaşık . Tanıştığıma memnun oldum."
Demişti uzattığı elini tutmayacağımı anladığında elini yavaşca indirdi.
Bir anda bacağına hızlı bir tekme attım.
Ağıran bacağını tutarak "bu ne içindi " dedi kaşlarını çatarak.
"Bu beni takip edip beni tehlikeye attığın için."
"Ödeştiğimizi düşünüyorum sen beni kurtardın sonrada ben seni " demişti kollarını öne doğru bağlayarak.
"Beni kurtarmak zorunda değildin." Dedim yüzüm ciddileşirken.
"Beni kurtarmak zorunda değildin " dedi benimle aynı yüz ifadesiyle bana bakarken.
"Şuan da bunu seninle tartışacak değilim " dedim başımı yere eğerek.
"Ne zaman kendi dünyama dönebilirim "
"Kraliçe ne zaman bana dünya için görev verirse o zaman. Şimdi ne diye soracaksın illaki ."
"Yok hayır sormayacağım Dora burayla ve seninle ilgili olan çoğu şeyi anlattı ."
"Aman belki eksik kalırdı. Ne meraklıymış birşeyler anlatmaya"
"Efendim ne dedin duyamadım ".
"Hiç sana demedim."
Arkadan bana yaklaşan ayak seslerini işittim.
Arkama dönüp baktığımda bu kişi kayaydı.
"Sarmaşık burada ne işin var .
Bu yabancıyı tanıyor musun?" Diyerek ismini yeni öğrendiğim alaza öfke dolu bakışlar atarken.
Saçlarımı hafifçe karıştırarak cevapladım.
"Evet tanıyorum."dediğimde hemen arkasından Dora gelip"sarmaşık acil konuşmamız gerekiyor."
"Arkadaşlar bizim biraz işimiz var sonra konuşalım "dedikten sonra alazı kolundan tutup çekiştirmeye başladım.
Alaz bana doğru bakarak "işimiz mi var ne işi "dediğinde çaktırmadan ayağına vurdum. Vurmamla kendini toparlayarak " aaa evet şimdi hatırladım. Bizim işimiz vardı gidelim de halledelim"
Kolundan çekiştirerek odama doğru çekmeye devam ettim . Arkamdan kaya seslenerek
"Hey sarmaşık ne işiniz var . Heyyyy sana diyorum."
"Sonra konuşuruz kaya acelem var "
Diyerek arkamı dönmeden bağırdım.
Odamın önüne geldiğimizde kolunu bırakıp odamdan içeri girdim.
Alaz ise kapının eşiğinde öylece duruyordu.
"Hey gelsene içeri neyi bekliyorsun ."
Dediğimde içeriye girip tekli koltuğa oturdu.
Sırtını geriye yaslayıp rahat bir pozisyonda durarak " ee anlat bakalım "dediğinde kapıya doğru gidip kapıyı kilitleyip alazın karşısında dikildim.
Alaz kekeleyerek "senn kapıyı neden kilitledin "
"Ne o yoksa sana birşey yaparım diye mi korktun" dedim kaşlarımı çatarak.
"Hahaha çok komik "
"Bizi kimse görmesin, içeriye girmesin diye "
"Peki . Konumuza dönecek olursak"
" Bana dünya görevi verilene kadar seni bir şekilde yanımda tutmalıyım."
"Niye yanında olmasam olmuyormu yoksa sen beni görmeden edemiyor musun ?" demişti alaz Altan Altan sırıtıyordu.
"Gevşek gevşek konuşma . Diyelim ki görev verildi kraliçenin gözü benim üstümde olduğu için gerçi tek kraliçe değil diğer muhafızlar beni takip ediyor olacak sana ulaşamam . Oyüzden yanımda olman gerekiyor şimdi anladın mı?"
"Anladım. Peki ne yapacağız nasıl sarayda kalacağım."
" Anladığım kadarıyla seni yabancı gördükleri için saraydan biri olmadığını biliyorlar."
"Muhtemelen " dedi alaz.
"Seni saraydan biri gibi göstermeliyiz ama ne olabilirsin." Diyerek düşünmeye başladım.
"İyide ben saraydakiler gibi değilim .
Büyücü değilim,değişken değilim, şifacı değilim ,muhafız bile değilim."
" muhafız haricinde hiçbirini olamazsın.
Gerçi ormanda gördük kendini nasıl savunduğunu "
"Hahaha adamlar fazlaydı adaletli bir dövüş değildi" dedi alaz çemkirerek.
" muhafız olacaksın. Seni öyle bir kıvama getireceğim ki herkes senin muhafız olduğuna inanacak".
"İyi güzel söyledin de burada herkes bana yabancı ,bende onlara beni hiç görmediler bir anda bu muhafız nereden çıktı demezlermi?"
"Evet doğru bir noktaya değindin. Şöyle yapacağız. Bazı muhafızlar saray dışında vazifeliler renksizleri korumak için onlara belirli bir süre orada koruma yani bir bakıma bekçilik ediyorlar . süreleri dolduğunda saraya geri dönüyorlar onların yerinede başkaları gönderiliyor döngü bu şekilde ilerliyor."
"Peki biz nereden tanışıyoruz illaki bunuda soracaklar birbirimizi tanıdığımızı anladılar."
"Doraya giderken birkaç kez karşılaştık oradan taşınıyoruz"
"Peki buda tamam. Ama benim kimliğim yok ne diyordunuz mavi.."
Araya girerek "mavi arma ."
"Evet ondan "
"İşte işin en zor kısmı da bu. Kimlikler sarayın en güvenilir hazine odalarının birinde.
Oraya girmek neredeyse imkansız "
"Eeee napacağız peki . Yüksek ihtimalle kimliğim olmadan yakalanırım"
"Bu gece hazine odasına gireceğim."
"İmkansız diyordun . Şimdi ise bu gece gireceğim diyorsun ."
"Başka fikrin varsa buyur "
"Yok ."
"O zaman benim dediğim şekilde olacak. Bu gece oraya gireceğim."
"Tamam peki bir planın varmı "
"Hayır yok "
"Plansız mı yapacağız yani "
"Yap o zaman plan sende herşeyi benden bekliyorsun. Başımı belaya sokup buralara kadar beni takip eden sensiz ama herşeyi düşünen benim "
"Ben buranın yabancısıyım kızım. Ayrıca bilerek gelmedim peşinden yanlışlıkla oldu"
Alay ederek güldüm"baksen yanlışlıkla gelmişmiş"
"Komik mi ?" Dedi kaşlarını çatarak.
" komik " dedim .
"Ee ben nerede kalacağım şimdi "
"Benim yanımdaki odada kalırsın orası boş."
"Olur . Birde şey diyeceğim oo kaya denen adam kim o "
"Muhafızlardan biri benim gibi yani. Ondan uzak dursan iyi edersin . "
"Asıl o benden uzak dursun "
"Ciddiyim ondan uzak dur ."
"İyi" demiş olsada tavırlarıyla söyledikleri uyuşmuyordu.
" Tüm ışıklar kapandığında odadan dışarı çık bende çıkmış olacağım koridorun sonunda buluşuruz sen gözcülük ederken bende hazine odasına girerim ."
"Tamam . Gidiyorum o halde " dedi eliyle saçlarını karıştırırken.
"Olur git tabi " diyerek çıkışı işaret ettim.
Alaz kapının kilidi açıp dışarıya odasına doğru ilerledi.
Üzerimi değiştirip yatağıma uzandım.
Acaba bu geceyi atlatabilecekmiydik çok merak ediyorum. Artık bir hata yapmayayım diye kraliçe ve diğerlerinin gözü hep üzerimde olacak.
Şu çocuk , alaz ne kadar da tohaf biri.
Birbirimize teşekkür bile etmemiştik çünkü ben kendimi ona borçlu hissetmiyorum .Eminim oda benim gibi düşünüyordur .
Ben onun hayatını ,oda benim hayatımı kurtarmıştı .
Hazine odasını değişken koruyor tabi odanın içerisindede tuzaklar olduğu söyleniyor. Daha önce içerisini hiç görmedim orada görevli olan muhafızlar ayrıydı.
Muhafızı dışarı ,bahçeye bir şekilde çekip içeri girmem gerekiyor .
Şifreyi çözebilirim. bir kaç kez denk gelmiştim. Kaya hazine odasının muhafızlarından biriydi.
Alaz geleni gideni kontrol ederken ben ise içeri girip armayı alacaktım.
Ama değişkeni nasıl dışarıya gönderebilirdim.
çok az bir zamanım olacak.
Dışarıda bir şey olmadığını farkettiğinde hemen görevine geri dönecektir . En fazla on dakikam var hatta belikide daha az.
En fazla alarmları çaldırabilirim. Aksi halde başka birşey yapmam mümkün değil en fazla bunu yapabilirim.
Eminim alaz şuanda mışıl mışıl uyuyordur.
*****
Gözlerimi açtığımda hemen üzerimi giyinip pencereme yaklaştım.
Işıklar teker teker sönmeye başlamıştı .
Gece tam on iki olduğunda tüm ışıklar sönmüş olacak.
geriye sadece sönmeyen bir ışık kalmıştı. Oda odalarımızın ışığıydı.
O ışıkda söndükten sonra elime şamdan alıp sessizce odamın kapısını açıp alazın odasına doğru ilerledim .
Alaz tam odasından çıkarken ona rastlamıştım .
Fısıltıyla alaza dönerek "hazır mısın? " dedim ikimizi sadece ufacık bir şamdan aydınlatıyordu.
Fakat onun yüzünü görebilmek için ışığa ihtiyacım yoktu onu karanlıkta bile bulabilirdim.
"Evet hazırım " demişti kendimi bu düşüncelerden silkelerken.
"Hadi gidelim beni takip et."
"Tamam " dedikten sonra sessizce arkamdan beni takip etmeye başladı.
Koridorun sonuna yaklaştığımızda bir anda kor sesler yükselmeye başladı.
İki muhafız bize doğru geliyordu.
Hızlıca şamdanı söndürüp alazı diğer köşeye çekip üzerine doğru geldim.
Tam konuşacakken ağzını elimle kapatıp
"sessiz ol "dedim.
Birbirimize oldukça yakındık.
Elimi usulca indirdim.
Çok yakın olduğumuz için nefeslerimiz birbirine çarpıyordu.
Kalbim neden bu kadar tohaf atıyordu.
Neden heyecanlanıyordu.
Ona belli etmemeye çalıştım.
"Gittiler " demişti alaz derin derin nefes alıp verirken.
Sanki uzun zamandır nefes almıyor gibi bir hali vardı.
"Kim " dedim kalbimin tohaflığı zihnimi bulandırmıştı.
"Muhafızlar " dediğinde gülümsediğini anlayabiliyordum. Kesinlikle şapşal olduğumu düşünmüştür . Yani sorduğum sorunun saçmalığı kim olabilir ...
İç sesimle kavga ederken kendimi alazın üzerinden geri çektim.
"Önümü göremiyorum" dedi alaz.
"Bundan sonrasına ışık kullanmamıza gerek yok."dedim . Karanlıkta ilerlerken .
"Önünü görmeden nasıl ilerleyeceksin " demişti alay ederek.
"Sarayın her bir köşesini gözüm kapalı gezebilirim . " dedim .
"Vayyy iddealı " demişti gülerek.
Daha çok iddealı olduğum şeyler varda bu daha hiç bir şey. Sen daha bir şey görmedin " dedim . Sanki biraz hava atıyor gibiydim.
Yada kendimi ona çok iyi göstermeye çalıyordum.
" O kadar seni tanıyabilecek miyim " demişti.
Bu cevabı beni bir anda duraksatmıştı.
"Yani burada ne kadar kalabileceğim belli değil. "
"Tanıyacak başka birilerini bul mesela insan birini " dedim yürümeye devam ederken.
Hissedebiliyordum. Alazın peşimden zar zor geldiğini . Karanlıkta yürümeye alışık değildi anlaşılan.Ben bu duruma küçüklüğümden beri alışkınım .
Büyük uzun koridoru arkamızda bıraktıktan sonra
"Dur " dedim fısıltıyla.
Sesimi duyduğunda duraksadı.
"Şimdi şöyle yapıyoruz. Kodironun solunda hazine odası var . Sen buradaki pencereden dışarıyı gözetleyeceksin.
Bende o sırada diğer pencereden bahçedeki alarmların bir kaçına ok atacağım.
Bu kapıda muhafızı pek etkilemez ama dikkatini dağıtabilir. " dedim .
"Peki ya etkilenmez ve dikkati dağılmazsa"
" o zaman yumruklarım konuşacak " dedim.
"Çok riskli başarabilecek misin ? " dedi endişeyle.
"Umarım " dedim.
Alazın bulunduğu pencerenin çaprazında olan pencereye yerleştim.
Dışarı bakıp kendime bir kaç hedef buldum.
Sol elimi omzumdan arkama doğru uzatarak yayımı aldım.
Okumu yayıma yerleştirdikten sonra yayı gerginlrştirdim. Gözlerimi hafifçe kısıp hedeflerime odaklandım.
Büyük seslerin ve kırmızı renkli ışıkların etrafta çılgınlar gibi hareket etmesiyle alarm aktif hale gelmişti.
Koridorun sonuna doğru yavaş ama bir o kadarda hızlı adımlarla ilerlemeye başladım.
Belli etmeden duvar arkasından hazine odasının kapısına bakmaya çalıştım.
Fakat gördüğüm şey karşısında donup kaldım. Muhafız koşarak bizden ters yönde olan koridorkan koşuyordu. Sanki bir yere yetişmesi gerekiyor gibiydi.
Bu durumu fırsat bilerek duvarın arkasından çıkıp büyük kapıya doğru ilerledim.
Şifreyi birkaç hamleyle çözdükten sonra o dev kapı sonunda aralanmıştı.
Odadan içeri girdiğimde bir anda ışıklar tek tek yanmaya başladı.
Sessiz ve hızlı adımlarla ilerlerken bir yandan etrafa bakınıyor diğer yandan ayaklarımın bastığı yere bakıyordum.
Henüz karşıma bir tuzak çıkmamıştı .
Uzun boylu rafların arasından geçerken içten içe tedirgin olmuştum.
Neden içeri girmem bu kadar kolaydı ve neden içeride her hangi bir tuzakla karşılaşmamıştım.
Bu düşünceler beynimin bir köşesini kemirirken armaların olduğu bölüme gelmiştim.
Şimdi ise özel yapılmış olan silahların arasından geçiyordum.
Ve ne hayet karşımdaydı belkide hiç bir zaman sahip olamayacağım o armalar şuan tam karşımda duruyordu.
Etrafa bir kaç kez göz gezdirdim.
Baktığım ve tuzak olmadığına emin olduğum yerlere bile bir kaç kez baktım .
Bulundurum durum hala çok tohaftı.
Yavaş yavaş armaların olduğu büyük dikdörtgen şeklinde olan can sandığının önünde duraksadım.
Şuanda elimi kolumu sallaya sallaya amacıma ulaşıyordum.
Cam kapağı yavaşça açıp elimi mavi armaların olduğu bölmeye uzattım.
Parmaklarım atmayı kavradığında yavaş yavaş elimi içinden çekecekken . Bileğimde anlık olarak bir acı hissetmiştim.
Bağırmam gerekiyordu . Çünkü bileğimde tarif edilemez bir acı vardı.
Armayla birlikte hemen elimi geri çekip diğer elimle ağzımı kapattım .
Acıdan gözlerimden yaşlar akıyordu.
Üniformamın yeninden ısırıp acımı dindirmeye çalıştım.
Acı bir anda durmuştu. Elimi aşağı indirip derin derin nefes alıp verdim.
Terden su olmuş vücudum anlık olarak ısınmıştı.
Bileğimi yüzüme doğru kaldırdığımda şaşırdım.
Çünkü bileğimde kırmızı iki nokta vardı.
Sanki beni bir şey ısırmış gibiydi.
"Yılan " dedim fısıltıyla .
İyide yılanın burada ne işi vardı.
Üniformamın kol detayı uzun kumaştan olduğu için elimdeki ısırık izi anlaşılmıyordu.
"Muhafız geliyor sarmaşık "
"Hemen çık oradan "
Alazın sesleri kulağımda yankılanıyordu.
Hızlıca odadan çıkıp geldiğim yere doğru sessizce koşmaya başladım.
Alazla göz göze geldiğim an alarm ikinci defa çalıyordu ve bu seferki diğerine göre daha kuvvetli ve daha acil gibiydi.
Bu tehlike için çalan bir alarmdı.
Alazın olduğu pencereden dışarı baktım.
Muhafızlar ve Farah dışardaydılar.
Muhafızlar farahın etrafını çevrelemişlerdi.
Sanki muhafızlar farahı korumak için etrafında kalkan oluşturmuşlardı.
"Neler oluyor neden muhafızlar farahın etrafını sarmışlar " dedim gözlerim kalabalığı seyrederken.
"Farah dikenler geldi beni almaya çalıştılar falan diyerek bağırmaya başladı ." Dedi yüzüme bakarken.
Fakat ben ona değil hala dışarıya bakıyordum.
"Diken mi " dedim endişeyle
Ve ekledim " Sen burada bekle ben bakıp hemen döneceğim."
Arkamdan seslensede cevap verememiştim.
Çünkü aklım şifacımız olan farahtaydı.
Şu zamana kadar zehir ya şifacılarımızı kaçırmış yada kendi taraflarına geçmeleri için ikna etmişti.
Sırf bu yüzden endişeliyim.
Alaz için aldığım armanın elimde olduğu fark ettiğimde aramayı cebime koydum.
Bahçeye çıktığımda muhafızların önünde durdum .
Beni gördüklerinde aralarını açıp farahın yanına gitmem için yol vermişlerdi.
Farah tam karşımda bana bakıyordu.
İyice yüzüne doğru yaklaşarak sordum.
" Neler oluyor zehirin canavarları seni kaçırmaya mı çalıştı ?"
Dediğimde bir anda kollarını açıp sıkıca sarıldı.
Bu hamleyi yapacağını hiç düşünmemiştim.
Dudağını kulağıma yaklaştırarak "işe yaradı mı istediğini aldı mı ? ". Fısıltılı sesi kurduğu bu cümle olduğum yerde kilitlenmeme sebep olmuştu.
Yoksa bana yardım etmek için mi yapmıştı bunu .
"Bilerek mi yaptın dikkat dağıtmak için ." Dedim kulağına fısıldayarak.
Cevap vermeyip sadece gülümsemişti.
Bu bile cevaptı benim için gülmesi bana yardım etmek için olduğunu anlatıyordu aslında.
Amaa neden bize yardım etmişti ve bu plandan nasıl haberi vardı.
Farahta ayrılıp yüzüne baktım.
Hafiften muhafızlar belli etmeden tebessüm etmeye çalışıyordu.
Bende ona o şekilde karşılık verdim.
Belli etmeden hafifçe tebessüm etmeye çalıştım.
Fakat bir ses " sarmaşık " demişti. O an sesini duyduğumda Farah ile göz temasımı kestim.
Bu sesin sahibi bana yakın biri olsada aslında bir o kadarda uzak biriydi.
Kalabalığın arasından sesin geldiği yöne doğru
Baktığımda karşımda bana acı dolu gözlerle bakan alazı gördüm .
Sesin geldiği yöne doğru yürüyen ben şimdi ise ayaklarım kas katı kesilmişti.
Çünkü alaz yalnız değildi. Arkasında bir şey onu tutuyordu.
Diken alazı sıkıca kavramış ve her an hareket etse onu delik teşik edebilecek bir görüntüye sahipti.
Korktum hemde hiç kormadığım kadar çok korktum.
Farah arkamdan bana fısıltıyla yaklaşarak
"Ama gerçek değildi bu nasıl bu nasıl mümkün olur "demişti kekeleyerek.
Diken çirkin sesiyle konuşmaya başladı .
"Karaliçeyi çağırın kralımdan mesaj var"
Dediğinde kaya araya girerek " bana söyle ben iletirim arkadaşıda bırak ." Demişti öfkeli bakışlarıyla dikeni delik deşik edercesine.
"Bizzat kraliçeye söyleyeceğim hemen gelsin yoksa " demişti alazı daha çok sıkıp dikenli , bir bıçak kadar sivri olan elini boğazına doğru dayadığın .
Kraliçenin çağırılmasına gerek kalmadan kraliçe muhafızlarla birlikte merdivenlerden aşağı inip bize doğru yürüdü.
Fakat yinede aramızda bir kaç metre vardı.
"buradayım ne söyliyeceksen hemen söyle " demişti . Sesi çok gür ve bir o kadarda öfkeliydi.
"Konumana izin vereceğim lakin ilk önce elindekini adamı bırakacaksın " dedi tehditkar bir tavırla.
"Kusura bakma kraliçe ama bırakamam bıraktığım an öldürülürüm. Bunu anlamayacak kadar aptalmıyım."
Kaya araya girerek " sen en büyük aptallığı buraya gelerek yaptın aşağılık yaratık " dedi. Dikene öfke kusarken.
Diken kahkahalar attı .
kaya sen karışma " "dedi kraliçe kayaya bakarak.
Kaya kraliçenin ikazı üzerine başını öne eğmişti.
"Söyle artık ne söyleyeceksin iki türlüde öleceksin zaten " demişti kraliçe bir dikene birde alaza bakarken.
"Kraliçe ne kadar çok kralına direnirsen o kadar çok masum ölecek.
Ya kendin krallığı teslim edersin yada sen ve halkın ,saraydaki herkes ölür ." Dedi diken
"Bu mümkün değil ona asla krallığı bırakmayacağımı söylemiştim. Kötü biri asla krallığı ,bu diyarı yönetemez . Masumlara gelince elimden geldiğince onları koruyacağım ne pahasına olursa olsun "
Diken gülüyor hatta kahkahalar atarak
"bakalım elimdekini koruyabilecek misin . " demişti.
Tam alazı öldürmek için elini haraket ettirdiğinde
"Dur " diye bağırdım. Sesim tüm diyarda bir yankı uyandırmıştı.
Gözleri beni bulduğunda " onu bırak beni al " dedim gözümü bile kırpmadan kendimle dikene meydan okumuştum.
"Seni mi ?" demişti alaylı bir tavırlı
Bu yaratık alay etmeyi bile biliyordu.
Sen dua etki elinde masum biri var yoksa ben sana yapacağımı bilrdim.
" ben elindekinden daha tecrübeli ve rütbeliyim . beni öldürmek daha çok işine yarar ." dedim dikene bakarak.
diken haklı olduğumu biliyordu.
birkaç dakikalık bekleyişten sonra sonunda çirkin yaratık konuşmaya başlamıştı.
"yaklaş " demişti.
ben dikene yaklaştıkça kaya ve kraliçenin seslerini duyuyordum fakat aklım onların söyledikleride değildi, aklım başka yerdeydi.
dikenin önüne geçip çirkin yüzüne baktım.
"sarmaşık sakın yapma uzaklaş buradan hemen "
dediğinde alaza göz ucuyla bakıp tekrar dikene döndüm.
"geldim şimdi bırak onu " dedim alaza bakarak .
diken ise âni bir manevra yapıp alazı bırakıp beni dikenli kollarının arasına almıştı .
"çok aptalsın" demişti diken kahkahalar atarak.
"aptal olan sensin " dedim derin nefes alıp verirken.
"sevdiklerine son kez söylemek istediğin birşey var mı " dedi diden gülerek .
"beni öldürdüğünde benimle birlikte burada geberip gideceksin " dediğimde"en azından seni öldürmüş olarak öleceğim " demişti.
ve ekledi " belkide onlar beni öldürmeden senden sonra şunu öldürürüm " demişti alazı işaret ederek.
öfkelenmiştim
yüzümü biranda yüzüne çevirdiğim anda dikenli eli yüzümle buluştuğunda gözümden aşağıya doğru bir sıvının aktığını hissettim.
Arkamdan hançeri çıkarıp kalbine sapladığımda diken bir anda yere yığılmıştı.
sonrasında bende yere yığıldım.
gözümün önüne bir perde çekilmişti.
etrafımdaki sesler boğuk geliyordu.
🍃 bölüm sonu 🍃
Bölüm etkileşimi
