Sarmaşık kitap kapağı

14. bölüm / 30

Sarmaşık

14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃

Vaveyla Yazarı: Büşra Kurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 14.BÖLÜM /DİRİLİŞ 🍃

🍃

Uyuyordum taşlaşmış bedenime rağmen ,hareket edememe rağmen soluksuz derin bir uykudaydım. Rüyalarımda, olmasını istediğim şeyleri görüyordum .

Diyârımız tehdit altında değildi kraliçe ve sevdiğim herkes mutluydu , tehlikede değillerdi.

Fakat mutlu değildim . Alaz iyimi hala yaşıyormu hiç bilmiyorum.

Taşlaşırken sırmızı herkese açıklamıştı.

Yaşaması imkansız gibi bir şeydi.

Fakat bu ihtimali hiç düşünmek bile istemiyorum.

Uyanıp ona yardım etmek istiyordum.

Onu kurtarmak benim vazifemdi.

Onu ölümden kurtarmalıydım. Fakat onu taşlaşmış , hiçbir işe yaramayan bedenimle yapamazdım. Bundan kurtulmalıydım.

Yere çömelip ağlıyordum . Bir türlü uyanamamıştım.

Fakat pes etmemeliydim.

Kapalı olan gözlerimi bir anda açtım.

Yeşil bir ışık ellerimde yavaş yavaş belirmeye başladı ve bu ışık büyüdükçe tüm bedenimi sarıyordu.

Ellerimi göz hizama kaldırıp hayretle seyretmeye başladım. Gözümü kapatıp açtığımda bulunduğum yerden farklı bir yerdeydim bir odadaydım . Düzgün ışık almayan karanlık bir odaydı . Kendi etrafımda dönüp etrafa bakınırken kapının önünde değişkenle konuşan merihi gördüm. Neredeydim ben burası neresiydi .

Buranın neresi olduğunu bilmesemde en azından merihin kim olduğunu biliyordum.

O burada olduğuna göre daha doğrusu ben onun yanında olduğuma göre burası onun odası olmalıydı.

Kapıyı kapatıp bana doğru döndüğünde "merih "

Dedim. Şaşırmıştı . Bana doğru yürüyen ayakları kas katı kesilmişti.

Kekeleyerek " sen senn sen nasıl "

Derken gözlerinden yaş akmasına rağmen tebessüm edebiliyordu.

Bana doğru koşmaya başladı. Ne yapmaya çalıştığına anlam veremedim. Yanıma vardığında kuvvetli kolları bedenimi tamamen sarmalamıştı.

Sımsıkı sarılıyordu.

Neden bana sarılıyordu. Bu kadar içten nasıl sarılabiliyordu. Sanki uzun zamandır uyanmamı bekliyor gibiydi.

Hıçkırıklar eşliğinde "sonunda çiçek açtı " demişti kolları bedenimi daha çok sıkarken.

"Merih ne yapıyorsun biz düşmanız unuttun mu ?"

Dediğimde hala sımsıkı sarılıyordu .

"Lütfen şu anda düşman olduğumuzu bırakalım. Bana sarılmana ihtiyacım var "

Dediğinde şaşırmıştım bunu bir düşmanımın demesini beklemiyordum.

Ağlıyordu gözünden düşen her damla ensemden aşağıya doğru süzülüyordu.

Tam ondan ayrılacakken beni tekrar kuvvetlice kendine çekip

"Lütfen " demişti ağlamaklı bir ses tonuyla.

Sanırım gerçekten kötüydü sarılmama ihtiyacı var gibiydi. Düşmanımdı ama sanki değil gibiydide .

Şuanda onun düşmanım olduğunu unutabilirdim.

Kollarımı hafifçe kaldırıp sarıldım.

Sağ elimle sırtını hahifçe sıvazladım.

Merih bana sıkıca sarılırken ben ise mesafeli sarılıyordum. Çünkü sımsıkı sarılmak istediğim başka biri vardı.

Kötüydü , iyi hissetmesi için sarılmıştım.

Kendimi geriye çekip sordum.

"Neredeyim ben "

Merih gözyaşlarını silerek bir anda ciddileşti önceki halinden eser yoktu.

"Perigenya diyarının karanlık tarafındasın"

"Neredeyim neredeyim "diye sordum şaşırarak .

"Seni orada bırakamazdım. Burada benim yanımda daha güvende olursun ."

"Çürük bölgedemiyim yani ?"

"Siz sanırım buraya çürük bölge diyorsunuz bizde sizin bölgenize yeşil bölge diyoruz ."

"Tamam peki hiç yeşil bölgeyle ilgili tohaf birşeyler duydunmu ?"

"Herkesten sakladığın daha doğrusu sakladığınız sır açığa çıktı . Artık orada bile güvende değilsin."

"Sır derken ne sırrı "

Dedim meraklı gözlerle siyah gözlerine bakarak.

"Görev için dünyaya gittiğinde beraberinde bir insan ile dönmüşsün ve bunu herkesten gizlemişsin "

"Aslında o olay tam öyle değil ama şu anda bunun pekte bir önemi yok . Anlaşılan bir şeyler biliyorsun hemen bana bildiklerini anlat."

"insan sen taşlaştığımd herşeyi itiraf etmiş benim yüzünden gibi şeyler zırvalamış."

En çok sormaktan kortuğum soruyu soracaktım şimdi . " peki ya alaz o nasıl insan yani "

"Pek iyi değil zindana kapatmışlar . Bugün güneş doğarken idam edilecek "

Dediğinde diyar başıma yıkılmıştı.

Pencereye yaklaşıp gökyüzüne baktım .

"Hala biraz vaktim var." Dedim gökyüzüne bakarak.

"Ne için anlamadım " demişti meraklı gözleri beni süzerken.

"Alazı kurtarmam için "

"Ne kurtarmak mı kafayımı yedin sen . Seni görürlerse ölmediğin için tekrar öldürürler. Hem asıl mevzu o değil şu yeşil ışıkların sebebini ve nasıl taş olmaktan kurtulduğunu bulmalıyız. "

"Benim için önemli olan tek şey alazı kurtarmak "

"Ölürsün "

"Farkındayım"

Dediğimde başını ellerinin arasına aldı.

"Delirmişsin resmen ölüme gidiyorsun "

Ve ekledi buna izin vermeyeceğim asla " demişti ellerini başından çekerken.

"Senden izin almıyorum . Karışma bana düşmanımsan düşmanlığı bil ve yolumdan çekil.

Ölürsemde en azından denemiş olacağım. İnan bana ölmek benim için sorun değil."

"Senin için sorun olmasada benim için sorun "

Ölmem neden Merih için bir sorun olsun ki ve neden ölmemem için beni korumaya çalışıyordu.

Neden ölüme gitmem için bana engel olmak istiyordu.

"Çekil yolumdan " dedikten sonra merihi önümden itikledim. Yere düşmüştü. Bulunduğu yerden başını kaldırdığında mor olmuş göz bebekleri bana bakıyordu . Bir anda yerinden kalkarak dört kollu bir doğa üstü yaratığın şekline bürünüp beni dört koluyla sarmaladı.

"Bırak beni "

"Bırakmam "

"Bırak dedim . Yoksa ölecek "

Dedim gözlerim hafiften dolmuştu.

"Bırakmam ölsün umrumda değil "

"Ama benim umrumda "

"Bırakmayacağım ve sende hiç bir yere gitmeyeceksin."

Öfkelenmiştim hemde fazlasıyla öfkelenmiştim.

Beni bırakmamasına, gitmeme izin vermemesine çok öfkelenmiştim.

Elim istemsizce hareket ediyordu. Ne yaptığımı bilmiyordum. Önümdeki pencerenin camı kırıldığında cam kırıkları her yere dağılmıştı.

içeriye bir sürü kök giriyordu . Merih durumu farkedip beni bıraktı.

Şaşırarak "neler oluyor bunlar da ne böyle "

Elimi köklerin olduğu yöne kaldırdığımda elimden yeşil ışıklar çıkıyordu. Elimi merihin olduğu yöne çevirdiğimde kökler merihi sıkıca sarmalamıştı.

Merih kurtulmaya çalışıyordu . Ama kökler kalın ve sıkı olduğu için çok uğraşması gerekiyordu.

Elimi indirerek " yardımın için teşekkür ederim ama gitmek zorundayım."

"Hayır gitme . Madem bu kadar çok gitmek istiyorsun bırak beni bende seninle geleyim ."

"Gerek yok kendim halledebilirim "

Dedikten sonra arkamı dönüp çıkışa doğru ilerlemeye başladım.

Merih arkamdan seslensede ne bir cevap verdim nede arkamı dönüp bakmıştım.

Koridorda her yerde değişkenler vardı. Saklanarak , duvarların ardına saklanarak onları atlatmaya çalıştım. Zar zor onları atlattıktan sonra ne hayet artık dışardaydım. Ormanın içine karanlığa doğru koşmaya başladım.

Yorulmuştum koşmaktan. Duraksayıp gökyüzüne baktım. Alazı kurtarmak için çok az bir vaktim kalmıştı.

Karanlıktı . Tıpkı küçüklüğümde karanlık ormanda kaybolduğum gibi.

Yalnızdım , tek başımaydım.

Seslice şu sözleri söyledim. "Sirius senin özel olduğunu söylemiştim ve hala sözlerimin arkasındayım. Karanlık gökyüzünü nasıl ki yıldızlar aydınlatabiliyorsa benim karanlığımıda o gün sen aydınlatmıştın. Lütfen yardım et yolumu bulamıyorum . Önümü göremiyorum."

Dedikten sonra olduğum yere diz çöktüm. Sanırım yetişemeyecektim . Önünü ve yönünü bilemeyen nasıl bir insanı kurtarabilirdi.

Gökyüzüne tekrar baktığımda bir ışık bana doğru doğru geliyordu . Mesafe yakın olduğunda kanatlı bir şey bana doğru uçuyordu.

Bana yakın bir yere iniş yaptıktan sonra gözlerim ışıktan bulanık görüyordu. Gözlerimi ovalayıp tekrar o yöne baktım. Bu siriustu.

Benim için gelmişti burada yanımdaydı. Yine o gün olduğu gibi . Koşarak siriusa sarıldım.

Okşayarak " özel olduğunu biliyordum . Çok teşekkür ederim."

Siusun sesini duymamla şaşırdım .

"Bende teşekkür ederim sarmaşık yaşadığın

İçin "

Şaşırarak sordum.

"Sen senn konuşuyorsun ."

"Evet konuşuyorum . Sesimi hep sana duyurmaya çalıştım. Bu sefer beni duyabildin "

"Seni çok özledim Sirius görmeyeli hiç değişmemişsin tabi bu özel yeteneklerini saymassak " diyerek tebessüm ettim.

"Gidelimmi kurtarmamız gereken bir insan var "

"Gidelim "

Dedikten sonra sirius'un üzerine bindim.

Birlikte gökyüzüne yükseldik.

Gökyüzü yukardayken daha güzel görünüyordu.

Gökyüzünde süzülürken bir ses işittim "sarmaşık" Merih arkamdan bağırıyordu.

Arkama dönüp karanlığa bakıp tekrar önüme döndüm .

Alazı nasıl kurtaracağıma dair hiç bir fikrim yoktu. Herşey o anda , orada gerçekleşecekti.

*****

Güneşin doğması an meselesiydi .

Aşağı doğru baktığımda herkes alazın ölümünü seyretmek için dışarda toplanmıştı.

Bu beni üzmüştü. Henüz alaz etrafta değildi.

"Sirius beni burada bırak içeriye kendim gireceğim ."

"Tamam dikkat et."

"Güvenli bir yerden beni izle alazı almayı başardığımda ki umarım başarırım yanıma gelirsin . Ben olamasamda onu güvenli bir yere götür"

"Sana bir şey olmayacak öyle şeyler söyleme "

Aşağıya doru iniş yaptık. Üzerinden inip pelerinimin başlığını başıma geçirdim.

Yüzüm net görünmüyordu.

Saraya doğru ilerlemeye başladım.

Şuanda ne yaptığıma dair hiç bir fikrim yoktu.

Kraliçe beni ne kadar çok severse sevsin benim ölümü bildirecekti. Gelecek nesiller için bunu yapmak zorundaydı.

Onu bu konuda çok iyi anlıyorum ama alazın infaz emrini vermesini asla kabullenemiyorum.

Kalabalığın arasına girdim. Zar zor ilerliyebiliyordum. Her yer dopdolu ve sıkışıktı.

Kraliçe etrafta görünmüyordu . Sanırım odasındaydı.

Kalabalığın arasından" geliyor geliyor " diye sesler yükselmeye başladı.

Herkesin gözünü kırpmadan baktığı yöne doğru çevirdim gözlerimi.

Alaz oradaydı yüzü gözü kanlar içindeydi onu bu hale kim getirmişti. Tabikide infazcı. Birilerine zarar vermeyi ve öldürmeyi çok seviyordu. Bu adamı başından beri hiç gözüm tutmamıştı.

Muhafızlar alazın kollarından tutup yere oturttular başını ise tahtanın üzerine koydular.

Alaz karşılık vermiyordu. Sessizce kendini ölümün kollarına bırakmıştı.

Arkamdan yayımı çıkardım.

İnfazcı kılıçlı olan elini yukarıya kaldırdığında elini hedef aldım. Okumu yaydan geriye çekerek kuvvetli bir şekilde bıraktım.

Ok tam istediğim yere kılıç tutan eline isabet etmişti.

Herkes etrafına bakınmaya başladı.

İnfazcı ise acıyan elini tutuyor acı içinde bağırıyordu .

Alaz ise hala aynı vaziyette duruyordu. Ne etrafına bakıyor nede kıpırdıyordu.

Bir insan neden ölüme bu kadar razı olur ki.

Yanımda bulunan biri "burada bir yabancı var" diyerek beni işaret etti.

Önümdekiler kenara çekildiğinde alazı artık net görebiliyordum.

Bütün gözler benim üstümdeydi.

Lord Barlas bana doğru dönerek " sende kimsin

Neden infazı önlemeye çalışıyorsun "

Diye sorduğunda cevap vermemiştim.

Muhafızların hepsi silahlarını bana doğru doğrulttu.

" hey sana söylüyorum yabancı. Yoksa Zehirin adamlarından mısın .?"

Cevap vermemiştim.

"Anlaşılan cevap vermeyeceksin . Bu kadar silah sana doğrultulmuşken artık bir şey yapamassın .

İnfazcı devam edelim . Bir an önce işini bitir."

Başımdaki pelerini indirdiğimde herkes olduğundan daha çok şok olmuştu .

Beni fark eden Farah "sarmaşık " diye bağırdı .

Alaz ismimi duyduğu anda bana doğru baktı.

Mavi gözleri ne hayet yeşil gözlerim ile buluşmuştu.

Alaz beni en son gördüğünde bana ait olmayan beyaz gözlere sahiptim.

Ve üzerinden sadece bir hafta geçmişti ve artık mavi gözleri yeşil gözlerime kenetlenmişti.

Ayağa kalkmaya çalışsada nafileydi . Muhafızlar engel oluyordu.

Suskunluğumu kenara bırakıp konuşmaya başladım " bu infazı durdurun"

"Halla halla sen kim oluyorsun da durdurmamızı söylüyorsun ". Dedi infazcı.

"Bir haftadır yokum diye kim olduğumu unuttunuz ben sarmaşık . Bu infaz asla gerçekleşmeyecek "

Baş muhafızlar dan ılgar söze atlayarak " sıra sanada gelecek sarmaşık. En büyük kuralımızı ihlal ettin sonu ölümdür. "

"Demek ölmedin sorun yok . Sıranı bekle insandan sonra seni infaz edeceğiz."dedi efgen.

Alaz bağırarak " hayatta olmana sevindim. Seni ikinci kez kaybetmek istemiyorum. Git buradan uzaklaş. En azından birimiz yaşamalı . İnfazcı neyi bekliyorsun öldür beni. Hadi öldür artık .ben göreceğim güzelliği gördüm. "

Diyerek bana bakıyordu.

infazcıya öfkeyle bakarak " sakın sakın aklından bile geçirme eğer ona en ufak bir zarar gelirse seni öldürürüm.

"Vereceğim zararı verdim zaten şimdi ise öldüreceğim. Şuan sence bana bunu söyleyecek durumda mısın tüm silahlar sana doğru doğrultulmuşken ."

İnfazcı kılıcı diğer eline aldığında alaza doğru ilerlemeye başladım .

Bu sefer muhafızlar bana daha çok yaklaşmıştı.

Silahın uclarını bedenimde hissedebiliyordum.

İnfazcı kılıcı yukarıya kaldırıp gözlerimin içine alay edercesine bakıyordu.

Kaya " sarmaşık kaç git buradan "

Desede aldırış etmemiştim.

Öfkelenmiştim hemde fazlasıyla öfkelenmiştim.

Bir anda ellerim hareket etmeye başladı.

Yeşil ışık yine kendini belli etmişti . Yeşil ışık tıpkı rüyamda gördüğüm gibi tüm bedenimi sarmıştı. Gözlerimin yeşil renkte parladığını hissedebiliyordum. İçimdeki o saklı enerjiyi hissedebiliyordum.

Herkes hayretle bana bakarak neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Gözleri aralayan alaz da bana bakıyordu. O da ne olduğuna anlam veremiyordu.

Yere eğilip ellerimi çimenlerin üzerine koydum.

Başımı kaldırıp infazcıya baktıp gözlerim olduğundan daha yeşil parlıyordu.

Birden yerin altından kökler çıkmaya başladı.

Ağaçların ise dalları uzayıp her bir muhafızı sıkıca sarmalayıp ağaca sabitlemişti.

Yerden çıkan köklerden birini hızlıca infazcıya doğru ilerletiyordum. İnfazcı elindeki kılıcı yere atıp kaçmaya çalışıyordu.

Köklerimden biri infazcıyı sıkıca tuttu diğer kök ise ağzından içeri girdikten sonra tüm organlarını sıkıp patlattım.

Muhafızlar gittikçe artıyordu enerjimin azaldığını hissedebiliyordum.

Bedenimdeki yeşil ışık yok olmuştu.

Alaz ayağa kalkıp bana doğru koşarken bende ona doğru koşmaya başladım.

Ona sarılacakken " bende sana sıkıca sarılmak istiyorum ama burada olmaz .Sonra birbirimize sarılırız önce buradan gidelim."

Dediğinde gülümseyerek başımı olumlu ileri geri salladım.

Alazın elinden sıkıca tutup sarayın çıkış kapısına doğru koşmaya başladık.

Saraydan bir kaç metre ileri koştuktan sonra duraksadım . Benim ile birlikte alazda duraksamıştı.

"Durmayalım yoksa yakalanacağız "

Dediğinde "bekle "dedim .

Sirius gökyüzünden yanımıza iniş yaptığında

Alaz tekrardan şok olmuştu. "Buda ne böyle"

"Benim atım Sirius "

Dedikten sonra alazın kolundan tutup siriusa doğru ilerledik.

Birlikte sirius'un üzerine binmiştik.

Alaz kollarını belime sararak sıkıca sarıldı. Heyecanlanmıştım hemde çok. Ama şuanda sarılmış sayılmazdık güvenli bir yere iniş yaptığımızda ona tüm özlemimle sıkıca sarılacaktım .........

🍃BÖLÜM SONU🍃

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.