Kızıl Vasiyet kitap kapağı

6. bölüm / 29

6.Bölüm: Tanınmayan Misafir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 6.Bölüm: Tanınmayan Misafir

Bazen hayat sizden bir çok şey alır. Ama öyle birisini verir ki yanınıza, sadece ona yaşamak istersiniz. Gözlerim kapalı olmasına rağmen Simay'ın çığlıkları vardı sanki kulağımda.
"Yedi gün oldu! Sizin gibi siktiriboktan bir doktorun, bir boktan çaktığı yok belli ki. Onu daha iyi bir yere götürmeliyiz Hakan amca! Ölüm ihtimali var diyo bu aptal adam..."
Ağlıyordu... Bu benim hayal dünyam mı bilmem ama Simay'ın hıçkırığını duyuyordum. Birden sesi kararlaştı.
"Benim tek varlığım o neden anlamıyorsununuz?"
Simay çok tatlı bir kızdı. Hep onu koruma iç güdüsüyle hareket ettim. Onun için riskli bir çok kumara girdim, kazandım ve kurtuldum. O benim bu hayatta yanımda olan ve hep yanımda olacak tek arkadaşımdı. Şimdi kafamın içinde dönen sesin; gerçek mi yoksa hayal ürünü mü olduğunu düşünmek, göğsümün sol tarafında ağrı oluşturdu. Rahatsız edici bir ses kulağımı tırmalarken Simay'ın çığlıkları odayı doldurdu.
"Benim için her şeyi yaptın... Şimdi yaşamanı emrediyorum sana! Yaşa Alev ne olur yaşa..."
"Çıkın lütfen doktoru olumsuz etkiliyorsunuz!"
Göğsüme uygulanan bir baskı vardı. Hatta bu baskı tüm vücudum üstündeydi. Üstümdeki bu su aygırı kadar ağır varlığı itmek istiyordum ama parmağım bile kıpırdamıyordu.
(Kıran'ın Anlatımıyla)
Simay adında bu yeni gelen kız bir türlü durmuyordu. İlk gün haberi yoktu belli ki ama, Hakan Şahsuvar ona haber vermişti. Alev'in tek ve yakın kız arkadaşına saygım vardı ama bu kız, yeni doğmuş maymun yavrusu gibi durmuyordu. Sürekli içeri girmek istiyordu ve bir şekilde girdi de. Kiminle irtibata geçtiyse bilinmez, yedi gün boyunca içeri girdi ve herkesi de soktu. Almira küçük kız kardeşi olduğunu bilmediği, kardeşi için epeyce yıpranmıştı. Bugün Simay kendisinin girmesini geçelim, bizim hepimizi de içeri almıştı. Alev'in iyi olmadığını kanıtlıyarak onu burdan götürmek istiyordu. Ama burda benim adamlarım vardı ve ben Alev'i bir tek onlara güvenebilirdim.
"Yedi gün oldu! Sizin gibi siktiriboktan bir doktorun, bir boktan çaktığı yok belli ki. Onu daha iyi bir yere götürmeliyiz Hakan amca! Ölüm ihtimali var diyo bu aptal adam..."
Bir anda ortaya çıkan bu tanınmayan misafir, Hakan Şahsuvar'ın dimdik duruşunun sarsılışı ve bu aptal tanınmayan misafirin Hakan Şahsuvar'a olan seslenişi Alev'in babasının kafasında sürü ile soru işareti oluşturmuştu. Hislerim değil, kıvrak zekâm beni bu zamana kadar hiç yanıltmadı. Ve kafamın içindeki çıngıraklı yılanlar kafasını kaldırmış, tehlikeyi sezmiş gibi kuyruğunu sallıyordu. Tüm şüpheleri yok etmem gerek. Bu aptal Kızıl isteyene kadar babası onu bilmemeli. Simay ağlayarak yere çöktüğünde, tüm her şeye bir yabancı gibi geride durarak, kollarımı göğsümde birleştirmiş olanları izledim. Birden sesini kararlaştırıp ayağa kalktı. Hâlâ ağlıyordu ama duruşunu dik tutmaya çalışıyordu.
"Benim tek varlığım o neden anlamıyor musunuz?"
Monitörden gelen sesle odadaki herkes nefesini tutup; yatakta uyuyan, teni solmuş kıza döndü. Simay çığlık atarak ağlamaya başladı. Sargın'a o şokla ve içimde yaşadığım fırtına içinde bir baş hareketi yapabildim. Sargın Simay'ı tek koluyla belinden tutup yataktan uzaklaştırırken, Simay susmamaya yemin etmiş gibi bağırarak konuşmaya devam etti.
"Benim için her şeyi yaptın... Şimdi yaşamanı emrediyorum sana! Yaşa Alev ne olur yaşa..."
"Çıkın lütfen doktoru olumsuz etkiliyorsunuz!"
Doktor boyu kısa olduğu için hasta yatağının üstüne çıkmakla kalmayıp, Alev'in üstüne oturdu. Kasılan tüm kaslarımla, bu dokturu öldürmek istedim. Kalp masajı yapıyordu ama bu sikik masajın bir işe yaradığı yoktu. Neyi diretiyordu ki? Almira köşede sessizce hıçkırırken Simay'ın bakışları onu buldu. Tam ağzını açmıştı ki, Sargın ne yapacağını anlayıp, onu ordan çıkardı. İçerde olan akıllı adamım şok cihazını şarj etme butonuna bastı. Eğer bu aptal doktora kalsa Alev ölecekti. Doktorun ölmesi için bir sebep daha işte...
"Ritim şoklanacak. Cihazı şarj edin!"
"Çoktan ettim efendim."
Yataktan inip kimsenin yatağa temas etmediğinden emin oldu. Kaşıkların üzerindeki 'Şok' butonlarına aynı anda basarak elektrik verdi. Alev'in vücudu elektrik akımıyla kasılmış olmalıydı. Şok verilir verilmez doktor hemşireye döndü.
"Beklemeden masaja devam et!"
Hemşire hemen masaja geri döndü. Verilen üçüncü şoktan sonra kalp ritimleri eski haline döndü. Yaşanan şu iki dakikada Araf'ta kalmış gibi nefesim kesikti. Ama beni dışardan gören herkes, bir yabancı gibi izlediğimi düşünürdü. Ben bir kez daha tüm duygularımı içimde yaşadım...
Dışarı çıktığımda, içimde tuttuğum nefesi sert bir şekilde dışarı bıraktım. Simay ağlayarak yanıma geldi.
"Bir şey... Olmadığını-"
Konuşacak hali bile kalmamış birini daha fazla çekmek istemediğim için, kızarmış gözlerine soğukça baktım.
"Kalp ritmi eski haline döndü. Fakat hâlâ komada. Az bildiğim tıp bilgimle sana öneri: komadayken içeri girme!"
O kafasını sallarken ben arkamı dönüp yavaşça asansöre ilerledim. Asansörü çağırırken Sargın ve Simay arasındaki konuşmaya takıldı kulağım.
"Beni neden susturdun?"
"Seni susturmadım. Atacağın çığlıklar hasta yatağında komada yatan ve o an kalbi durmuş birine fazlaydı."
"Bundan sanane? İçerdeki yılanlar benden daha tehlikeli."
"Yılanlar? Ben içerde sürüngen hayvan görmedim?"
"Yılanlar sadece sürüngen olsa kurtulmak basit olurdu zaten..."
Açılan asansör kapısıyla içeri bir adım attım.
"Alev'in hayat belgeselindeki yılanlar daha zehirli."
Zemin kata inmek için tuşa basınca kapılar kapandı. Sargın'ın konuyu kurcalamayacağını bildiğim için rahattım. Simay her şeyi biliyordu değil mi? Hayatında herhangi bir arkadaştır diye, pek üzerine düşmediğim Simay'ı araştırmam gerektiğini ayrıntılı bir şekilde fark ettim. Asansörün kapısı açıldığında hastanenin bahçesine çıkıp, cebimdeki sigara paketini çıkardım. Dudaklarımın arasına bir tane yerleştirip, ucunu yaktım. Canına yandığım kadının canı yanıyordu... Ve canı yanarsa dünyayı yakarım teorim yerle bir oldu. Onu vuran tetikçiyi zaten bulup öldürdüm, geride baştaki kişi kaldı. Fakat ona en çok zarar veren ailesine kılımı kıpırdatamadım. Onlara bir şey yapsam bu aptal varlık kendine zarar verir, eminim. Savaş elinde tuttuğu iki karton bardakla bana doğru gelirken, içime çektiğim dumanı onun odasının penceresine bakarak geri verdim.
"Yaşa, yaşadığım gibi uğruna..."
"Ergenliği atlatamadın mı sen? Yok okyanus gözlüm. Yok yaşa, yaşadığım gibi uğruna? Ne oluyor kardeşim? Aşık mı oldun sen büyüdün de?"
O kahkaha atarken sert bir şekilde ona döndüm.
"Ruhsuz köpek, ders almak için havlamak yerine rica edersen veririm."
Gözlerini kısarak bana baktı. Şu an biri ona bir fok balığına benzediğini söyleyebilir mi?
"Dün sevgilimi öldürmek istediğini söyleyen bir suikastçıdan, ders almam gerektiğini mi işittim ben az önce?"
Elinden içinde kahve olan bardağı çekerken dudağımın bir köşesi intikam ister gibi kıvrıldı.
"Hâlâ sevgilini öldürmek istiyorum... Ama o yaşayana kadar bu istek. Olurda ona bir şey olursa onu saklamanı tavsiye ederim!"
Savaş oflayarak baktığım pencereye döndü.
"O güçlüdür Kıran. Ne travmalar, ne suikastlar, ne tuzaklar, ne ölümden dönmeler atlattı... Bu onun için basit ama..."
Sözüne devam edemedi. Ben anlamıştım ama onun anlatması için ona doğru baktım.
"Sarp Bey, Almira yere düştüğünde Alev'e bağırırken, Almira'nın yere sürtünen avuç içlerinden öptü. Komaya girmeden önce bu onda psikolojik bir iz bıraktı belli ki. O yüzden uyanmadığını düşünüyorum."
Sinirle burnumdan gülüp, yeniden pencereye baktım.
"Kısa veya uzun olan hayat herkese aynı değil Savaş. O adaletini kendisi yazmaya çalışsada bazen istisnalara boyun eğiyor."
İçimi saran bir huzurla son yudumu alıp bardağı Savaş'a verip içeri girdim. Alışıktı onlar böyle bir anda gitmeme. Uyanmış olmalıydı... Hissettim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

92okunma 42beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…